Öğrenme hedefleri
- Maurya İmparatorluğu'nun MÖ dördüncü yüzyılın sonunda Çandragupta Maurya tarafından nasıl kurulduğunu, Seleukos ile ilişkilerini ve imparatorluğun sınırlarını anlatabileceksin.
- Maurya devletinin yönetimini, başkent Pataliputra'yı ve imparatorluk bürokrasisini, Megasthenes'in tanıklığı, Arthaşastra ve arkeolojik kanıtlar ışığında açıklayabileceksin.
- Maurya İmparatorluğu'nun ne ölçüde merkezî bir devlet olduğu ve Arthaşastra'nın bu dönemin kaynağı olarak kullanılıp kullanılamayacağı üzerine farklı yorumları değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — tahta surlar
Yirminci yüzyılın başlarında, Hindistan'ın Bihar eyaletinin başkenti Patna'da, kentin altında kazı yapan arkeologlar şaşırtıcı bir şeyle karşılaştı: toprağın derinliklerinde, yan yana dizilmiş, kalın tahta kazıklardan oluşan uzun bir duvarın kalıntıları. Kazıklar, yeraltı suyunun içinde, yirmi iki yüzyıl boyunca çürümeden kalmıştı.
Bu duvar, Grek bir elçinin iki bin iki yüz yıl önce anlattığı bir kentin surlarıydı. Seleukos krallığının elçisi olarak bu kentte yaşamış olan Megasthenes, onun Hindistan'ın en büyük kenti olduğunu, Ganj ile bir başka büyük ırmağın birleştiği yerde kurulduğunu, uzun ve dar bir biçimde uzandığını, derin bir hendekle ve kulelerle donatılmış bir tahta surla çevrili olduğunu yazmıştı. Kentin adı Pataliputra'ydı ve Hindistan'ın ilk büyük imparatorluğunun başkentiydi.
Bu bölüm, bu imparatorluğun, Maurya İmparatorluğu'nun öyküsünü anlatıyor. Soru şu: İskender'in Hindistan'dan çekilmesinden yalnızca birkaç yıl sonra, Güney Asya'nın büyük bölümünü birleştiren bu devlet nasıl kuruldu ve nasıl yönetildi?
Bağlam — Magadha'dan bir imparatorluğa
Buda ve Mahavira'nın yaşadığı yüzyıllarda, Ganj ovasındaki krallıklar birbirleriyle yarışıyordu. Bunlar arasında en güçlüsü, bugünkü Bihar'daki Magadha krallığıydı. MÖ dördüncü yüzyılda Magadha'yı yöneten hanedan, zenginliği ve büyük ordusuyla tanınıyordu.
MÖ 320'li yıllarda, genç bir önder, Çandragupta Maurya, Nanda hanedanını devirdi ve Pataliputra'da tahta çıktı. Hint geleneğine göre bu başarının arkasında, Kautilya ya da Çanakya adıyla anılan bilge bir brahman danışman vardı. Çandragupta, sonraki yıllarda, İskender'in kuzeybatı Hindistan'da bıraktığı yönetimin boşluğunu doldurarak, İndus bölgesini de ele geçirdi.
Gelişme — Seleukos ile bir antlaşma ve bir elçi
İskender'in doğu topraklarının varisi olan Seleukos, MÖ 300'lerin başında, Hindistan'ı yeniden ele geçirmek için doğuya yürüdü. Ama iki güç arasında büyük bir savaş olmadı ya da olduysa sonucu kesin değildi; Seleukos ile Çandragupta bir antlaşma imzaladı. Strabon'a göre Seleukos, bugünkü Afganistan'ın ve Beluçistan'ın bir bölümünü Çandragupta'ya bıraktı ve karşılığında beş yüz fil aldı. İki hanedan arasında bir evlilik bağı da kuruldu. Seleukos, bu fillerle, birkaç yıl sonra, Anadolu'daki İpsos'ta rakibi Antigonos'u yendi.
Bu antlaşmadan sonra, Seleukos Pataliputra'ya bir elçi gönderdi: Megasthenes. Megasthenes, Hindistan'da gördüklerini Indika adlı bir kitapta anlattı. Eserin kendisi kayboldu; ama Arrianos, Strabon ve Diodoros gibi sonraki yazarlar, ondan uzun parçalar aktardı.
Dönüş noktası — bir devleti yönetmek
Maurya devleti, Çandragupta'dan sonra oğlu Bindusara ve onun oğlu Aşoka döneminde, güneydeki uç bölgeler dışında, Güney Asya'nın büyük bölümünü denetimi altına aldı. Irmaklarla, ormanlarla ve dağlarla bölünmüş böyle bir ülke hangi araçlarla yönetiliyordu?
Maurya sarayı, batıdaki Helenistik krallıklarla ilişkisini de sürdürdü. Sonraki bir Yunan yazarın aktardığı bir öyküye göre Bindusara, Seleukos'un oğlu Antiokhos'a bir mektup yazarak ondan tatlı şarap, kuru incir ve bir filozof satın alıp göndermesini istemiş; Antiokhos ise şarabı ve incirleri göndereceğini, ama Yunanlıların filozof satmasının yasalarına aykırı olduğunu cevap vermişti. Öykü bir şaka gibi anlatılır; ama iki saray arasında elçilerin ve armağanların gidip geldiğini gösteren başka kanıtlarla birlikte, Maurya devletinin Akdeniz dünyasıyla bağlantısını hatırlatır.
Bu soruya cevap veren iki kaynak vardır: Megasthenes'in gözlemleri ve devlet yönetimi üzerine yazılmış bir Sanskritçe kitap.
Arthaşastra, bir kralın nasıl hükmetmesi gerektiğini ayrıntılı biçimde anlatır: vergilerin nasıl toplanacağını, madenlerin, ormanların ve ticaretin nasıl denetleneceğini, casusların nasıl kullanılacağını, komşu devletlerle nasıl ittifak kurulup savaşılacağını. Eser, acımasız bir gerçekçilikle de tanınır; ama aynı metin, kralın görevini tebaasının iyiliğine de bağlar. Onun kral görevleri üzerine bölümüne göre, kralın mutluluğu tebaasının mutluluğunda, iyiliği onların iyiliğindedir; kral kendi hoşuna gideni değil, tebaasının hoşuna gideni iyi saymalıdır.
Yaygın yanlış«Arthaşastra, Çandragupta'nın danışmanı Kautilya'nın Maurya döneminde yazdığı ve bu imparatorluğun yönetimini doğrudan anlatan bir belgedir.»
Hint geleneği eseri Kautilya'ya atfetse de, metnin dili, içeriği ve iç yapısı üzerine yapılan incelemeler, bugünkü biçiminin Maurya döneminden birkaç yüzyıl sonra, farklı yazarların katkısıyla oluştuğunu düşündürür. Eserin bazı bölümleri daha eski bir geleneğe dayanabilir; ama onu Maurya devletinin doğrudan bir betimlemesi olarak okumak yanıltıcıdır. Eser, bir devletin gerçekte nasıl işlediğini değil, bir yazarın ya da okulun nasıl işlemesi gerektiğini düşündüğünü anlatır.
Cevap — bir imparatorluğun iki yüzü
Maurya İmparatorluğu, Ganj ovasındaki güçlü Magadha krallığının üzerine, İskender'in bıraktığı boşluğu ve Nanda hanedanının zayıflığını kullanan Çandragupta tarafından kuruldu. Seleukos ile yapılan antlaşma, onun kuzeybatıdaki egemenliğini tanıdı ve iki dünya arasında elçilerin gidip geldiği bir ilişkiyi başlattı. Başkent Pataliputra, Megasthenes'in gözünde, dünyanın en büyük kentlerinden biriydi.
Ama bu imparatorluğun nasıl yönetildiğini kesin olarak bilmek zordur. Megasthenes'in anlatısı, bir yabancının, çoğu zaman başkentte gördüklerine dayanan ve sonraki yazarların seçerek aktardığı gözlemleridir. Arthaşastra, bir yönetim ideali ve büyük olasılıkla sonraki bir dönemin eseridir. Bu kaynaklar birlikte okunduğunda, merkezde güçlü bir yönetimin, kentte ayrıntılı bir düzenin ve geniş bir ordunun varlığını düşündürür; ama imparatorluğun uzak bölgelerinde bu düzenin ne kadar etkili olduğu hâlâ tartışılıyor.
Bugünle bağ — Çanakya'nın gölgesi
Bugün Hindistan'da Kautilya, ya da daha yaygın adıyla Çanakya, siyasi zekânın ve devlet aklının simgesi olarak anılır. Adı, televizyon dizilerine, siyaset kitaplarına ve yönetim eğitimlerine konu olur; zaman zaman Avrupa'daki Machiavelli'yle karşılaştırılır. Yeni Delhi'de, diplomatik temsilciliklerin bulunduğu semte onun adı verilmiştir. Ama bu yaygın imge, tarihsel bir kişiden çok, yüzyıllar içinde biçimlenen bir efsaneye dayanır. Maurya İmparatorluğu'nun öyküsü, bir dönemi ve onun kahramanlarını hangi kaynaklardan ve ne kadar sonra tanıdığımızı sormanın önemini hatırlatıyor.
Birincil kaynak
Megasthenes, Strabon'un aktardığı bir parçada, Pataliputra kentinin nasıl yönetildiğini şöyle anlatır:
Those who have charge of the city are divided into six bodies of five each. The members of the first look after everything relating to the industrial arts. [...] The third body consists of those who inquire when and how births and deaths occur, with the view not only of levying a tax, but also in order that births and deaths among both high and low may not escape the cognizance of Government. The fourth class superintends trade and commerce. Its members have charge of weights and measures [...] The sixth and last class consists of those who collect the tenths of the prices of the articles sold. Fraud in the payment of this tax is punished with death.
Türkçesi: Kentin yönetiminden sorumlu olanlar, beşer kişilik altı kurula ayrılır. Birinci kurulun üyeleri zanaatlarla ilgili her şeyle ilgilenir. […] Üçüncü kurul, doğumların ve ölümlerin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini, yalnızca vergi almak için değil, yüksek ya da alçak herkesin doğumunun ve ölümünün yönetimin bilgisinden kaçmaması için araştıranlardan oluşur. Dördüncü kurul, ticaret ve alışverişi denetler. Üyeleri ağırlıklardan ve ölçülerden sorumludur […] Altıncı ve son kurul, satılan malların fiyatının onda birini toplayanlardan oluşur. Bu verginin ödenmesinde hile yapmanın cezası ölümdür.
Kaynak: Strabon, Coğrafya, XV.1.51 (Megasthenes'ten aktarım); John Watson McCrindle'ın İngilizce çevirisi, Ancient India as Described by Megasthenes and Arrian (Kalküta ve Londra, 1877), archive.org. Türkçesi bizim.
- Megasthenes'e göre Pataliputra'yı yöneten kurulların görevleri nelerdi?
- Doğumların ve ölümlerin kaydedilmesi ile satışlardan onda bir vergi alınması, bu devletin nasıl bir yönetim anlayışına sahip olduğunu gösteriyor?
- Bu anlatı, bir yabancı elçinin gözlemidir ve bize ancak başka yazarların aktarımıyla ulaşmıştır. Böyle ikinci elden bir tanıklığa, Maurya yönetiminin resmi olarak ne kadar güvenebiliriz?
Tarihçiler Tartışıyor
- A. L. Basham (1954) — Antik Hindistan'ın uygarlığını geniş bir çerçevede anlattığı eserinde, Maurya İmparatorluğu'nu, Güney Asya'nın büyük bölümünü ilk kez birleştiren, güçlü ve düzenli bir yönetime sahip bir devlet olarak tanıttı.
- Romila Thapar (1961) — Maurya İmparatorluğu'nu, Megasthenes'in, Arthaşastra'nın ve Aşoka yazıtlarının birlikte okunmasıyla, merkezî bir bürokrasiye sahip güçlü bir devlet olarak yorumladı; sonraki çalışmalarında ise imparatorluğun farklı bölgelerinin farklı biçimlerde yönetildiğini daha çok vurguladı.
- Thomas Trautmann (1971) — Arthaşastra'nın dilini ve yapısını istatistiksel yöntemlerle inceledi; eserin tek bir yazarın değil, farklı dönemlerde farklı yazarların elinden çıkmış bir derleme olduğunu ve bugünkü biçiminin Maurya döneminden sonraya ait olduğunu savundu.
- Patrick Olivelle (2013) — Arthaşastra'nın yeni bir çevirisini ve incelemesini yayımladı; metnin son biçimini büyük olasılıkla MS birinci ve ikinci yüzyıllar arasında aldığını ileri sürdü ve onu Maurya devletinin doğrudan bir kaynağı olarak kullanmanın sınırlarını gösterdi.
Bu tartışma, Maurya İmparatorluğu hakkında bildiklerimizin kaynaklarını sorguluyor. Basham ve Thapar'ın ilk çalışmaları, farklı kaynakları bir araya getirerek güçlü ve merkezî bir devlet tablosu çizdi. Trautmann ve Olivelle ise, bu tablonun önemli bir dayanağı olan Arthaşastra'nın Maurya döneminden sonra yazıldığını göstererek, bu tablonun yeniden düşünülmesi gerektiğini hatırlattı. Bir imparatorluğun tarihi, onu anlatan metinlerin tarihinden ayrı düşünülemez; bir metnin yazılış tarihi değiştiğinde, anlattığı devletin resmi de değişir.
Derine İn
Pataliputra'nın kalıntıları, bugünkü Patna'nın altında, milyonlarca insanın yaşadığı bir kentin altında yatıyor. Bu yüzden, geniş çaplı kazılar yapmak son derece zordur. On dokuzuncu yüzyılın sonunda ve yirminci yüzyılın başında yapılan kazılar, kentin farklı noktalarında tahta surların kalıntılarını ortaya çıkardı. Kentin güney kesimindeki Kumrahar'da ise, cilalı taştan sütunları olan büyük bir salonun kalıntıları bulundu; bu salonun Maurya dönemine ait bir saray ya da toplantı salonu olabileceği düşünülüyor, ama yapının işlevi ve tarihi tartışmalıdır.
Maurya döneminin taş işçiliği de dikkat çekicidir. Bu dönemde yapılan taş sütunların yüzeyi, olağanüstü bir parlaklığa ulaşacak biçimde cilalanmıştır. Bazı araştırmacılar, bu tekniğin ve sütunların tepelerindeki hayvan heykellerinin, Pers Ahameniş sanatından etkilendiğini düşünür; Ahameniş başkenti Persepolis'in sütunlu salonları, Kumrahar'daki salonla karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma, Maurya devletinin, İskender'in yıktığı Pers İmparatorluğu'nun mirasıyla da bağlantılı olabileceğini düşündürür.
Megasthenes'in anlatısının güvenilirliği de uzun süredir tartışılıyor. Megasthenes, Hindistan'da kölelik bulunmadığını, hiçbir Hintlinin yalan söylemediğini ve Hintlilerin çok az hastalandığını yazar. Bu tür iddialar, Yunan yazarlarının uzak halkları idealleştirme eğiliminin bir yansıması olabilir. Onun anlatısında altın kazan dev karıncalar gibi masalsı ayrıntılar da vardır. Tarihçiler, bu yüzden, Megasthenes'in gözlemlerini, özellikle başkentte ve kendi gözüyle gördüğü şeylerde değerli, uzak bölgeler ve genel yargılar konusunda ise temkinle okunması gereken bir kaynak olarak görür.
Son olarak, Maurya İmparatorluğu'nun ne kadar merkezî bir devlet olduğu sorusu, son yıllarda yeniden tartışılıyor. Bazı araştırmacılar, imparatorluğun, Pataliputra ve çevresindeki merkez bölgenin dışında, çoğu zaman yerel yöneticilere ve topluluklara geniş bir özerklik bırakan gevşek bir yapı olduğunu öne sürdü. Bu görüşe göre, geniş ormanlık alanlar, dağlık bölgeler ve kabile toprakları, imparatorluğun haritada görünen sınırları içinde olsa da, fiilen onun doğrudan denetimi dışında kalıyordu. Aşoka döneminde imparatorluğun dört bir yanına kazıtılan yazıtlar, bu soruya cevap aramak için en önemli kaynaklardan biridir.
Maurya ekonomisi de bu tartışmanın bir parçasıdır. Bu dönemde Ganj ovasında ve ötesinde, üzerine farklı simgelerin damgayla basıldığı küçük gümüş sikkeler yaygın olarak kullanılıyordu. Bu sikkelerin bir kısmının devlet, bir kısmının tüccar toplulukları tarafından basıldığı düşünülür; aynı simgelerin geniş bir alanda bulunması, ticaretin ve belki de devlet denetiminin yaygınlığını gösterir. İmparatorluğun sonu ise, bir iç darbeyle geldi: MÖ 185 dolaylarında, son Maurya hükümdarı, ordusunun komutanı tarafından bir askerî tören sırasında öldürüldü ve komutan kendi hanedanını kurdu. Maurya İmparatorluğu, kurulduktan yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra sona ermişti. Onun yerini alan devletler, Güney Asya'nın büyük bölümünü bir daha uzun süre tek bir yönetim altında toplayamadı; bu yüzden Maurya dönemi, sonraki yüzyıllarda, bir birlik ve büyüklük çağının örneği olarak hatırlandı. Bu hatıra, yirminci yüzyılda bağımsız Hindistan'ın ulusal simgelerini seçerken de belirleyici oldu.
Uzman Notu
Temel literatür
- John Watson McCrindle (çev.), Ancient India as Described by Megasthenes and Arrian (Kalküta ve Londra, 1877).
- R. Shamasastry (çev.), Kautilya's Arthasastra (Bangalore: Government Press, 1915).
- A. L. Basham, The Wonder That Was India (Londra: Sidgwick and Jackson, 1954).
- Romila Thapar, Aśoka and the Decline of the Mauryas (Oxford: Oxford University Press, 1961).
- Thomas R. Trautmann, Kauṭilya and the Arthaśāstra: A Statistical Investigation of the Authorship and Evolution of the Text (Leiden: Brill, 1971).
- Patrick Olivelle, King, Governance, and Law in Ancient India: Kauṭilya's Arthaśāstra (New York: Oxford University Press, 2013).
Arşiv ve kaynak
McCrindle'ın Megasthenes derlemesi ve Shamasastry'nin Arthaşastra çevirisi, taranmış nüshalarıyla archive.org'da bulunuyor. Justinus'un eseri, Watson çevirisiyle aynı arşivde okunabiliyor. Patna'daki Kumrahar ve Bulandi Bagh kazı alanları ile Patna Müzesi, Pataliputra'nın kalıntılarını görmek için başlıca yerlerdir. Maurya dönemine ait cilalı taş heykeller, Hindistan'ın büyük müzelerinde sergileniyor.
Açık sorular
- Maurya İmparatorluğu, gerçekten merkezî bir bürokrasiyle mi yönetildi, yoksa merkez dışındaki bölgelerde gevşek bir denetim mi vardı?
- Arthaşastra'nın hangi bölümleri, Maurya dönemine ait bir geleneği yansıtıyor olabilir?
- Seleukos ile Çandragupta arasında bir savaş oldu mu, ve antlaşmanın koşulları tam olarak neydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Maurya İmparatorluğu'nun kurucusu kimdir? A) Aşoka B) Bindusara C) Kautilya D) Çandragupta Maurya
- (Hedef 1) Seleukos ile Çandragupta arasındaki antlaşmaya göre Seleukos, bıraktığı topraklar karşılığında ne aldı? A) Beş yüz fil B) Beş yüz gemi C) Beş yüz talent altın D) Beş yüz asker
- (Hedef 2) Seleukos'un Pataliputra'ya gönderdiği ve Hindistan'ı Indika adlı kitabında anlatan elçi kimdir? A) Arrianos B) Megasthenes C) Strabon D) Justinus
- (Hedef 2) Megasthenes'e göre Pataliputra'yı yöneten kurulların sayısı ve yapısı nasıldı? A) Onar kişilik iki kurul B) Tek bir büyük meclis C) Beşer kişilik altı kurul D) Yedişer kişilik dört kurul
- (Hedef 3) Arthaşastra'nın tek bir yazarın değil, farklı dönemlerde farklı yazarların elinden çıkmış bir derleme olduğunu istatistiksel yöntemlerle savunan araştırmacı kimdir? A) Thomas Trautmann B) A. L. Basham C) Romila Thapar D) Patrick Olivelle
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Maurya İmparatorluğu'nun yönetimini üç tanığı karşılaştırarak incele: Megasthenes'in Pataliputra'nın kurulları hakkındaki gözlemi, Arthaşastra'nın kralın görevlerine ilişkin idealleri ve Justinus'un Çandragupta'yı önce kurtarıcı, sonra zorba olarak anlatması. Her tanığın olaylara uzaklığını ve yazma nedenini belirt; ardından Trautmann ve Olivelle'nin Arthaşastra'nın tarihlendirilmesine ilişkin görüşlerinin, Maurya devleti hakkındaki bilgilerimizi nasıl etkilediğini tartış.
Cevaplar
- D — Kurucu Çandragupta Maurya'dır.
- A — Seleukos beş yüz fil aldı.
- B — Bu elçi Megasthenes'tir.
- C — Megasthenes'e göre kent beşer kişilik altı kurul tarafından yönetiliyordu.
- A — Bu araştırmacı Thomas Trautmann'dır.
Etraflı bir cevap, Megasthenes'in gözleminin bir yabancının başkentte gördüklerine dayandığını ve sonraki yazarların aktarımıyla bize ulaştığını, Arthaşastra'nın bir yönetim ideali ve büyük olasılıkla sonraki bir dönemin eseri olduğunu, Justinus'un anlatısının ise yüzyıllar sonra yazılmış bir özet olduğunu ve efsanevi öğeler içerdiğini belirtir. Trautmann ve Olivelle'nin görüşlerinin, Arthaşastra'ya dayanan merkezî devlet tablosunun yeniden düşünülmesini gerektirdiğini tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Maurya devletini anlatan kaynakların çoğu, bir yabancının gözlemleri ya da sonradan yazılmış bir yönetim kitabıydı; Çandragupta'nın torunu ise, kendi sözlerini taşa kazıtarak konuşmayı seçti. Sonraki bölüm, Aşoka'nın bu sözlerine bakıyor: bir savaşı kazandıktan sonra ölenlerin sayısını ve duyduğu pişmanlığı anlatan bir ferman, bütün inançlara saygıyı öğütleyen bir kral ve iki bin yıl sonra onun sütunlarından birinin tepesindeki aslanları amblemi yapan bir cumhuriyet.