İçeriğe geç

Bölüm DT-110.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Budizm nasıl doğdu?

DT-110 Antik Hindistan

2.667 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 500–MÖ 250
Bölge
Güney Asya
Tema
Din · Fikirler · Kaynaklar
Kişiler
Siddhartha Gautama · Ananda · Aşoka · Alois Führer · William Peppé · T. W. Rhys Davids · Heinz Bechert · Richard Gombrich · Gregory Schopen · Johannes Bronkhorst
Yerler
Lumbini · Bodh Gaya · Sarnath · Kuşinagar · Magadha · Kapilavastu
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Budizmin ortaya çıktığı toplumsal ve düşünsel ortamı, yani Ganj ovasındaki kentleşmeyi, yeni krallıkları ve Vedik kurban düzenini sorgulayan gezgin düşünürleri anlatabileceksin.
  • Buda'nın hayatı ve öğretisine dair bilgimizin dayandığı metinleri, bu metinlerin ne zaman ve nasıl yazıya geçirildiğini, arkeolojik kanıtların bu tabloya ne kattığını açıklayabileceksin.
  • Budizmin doğuşunu açıklayan farklı tarihsel yorumları ve Buda'nın yaşadığı dönemin tarihlendirilmesi üzerindeki tartışmayı değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — ormandaki sütun

1896 yılının Aralık ayında, bugünkü Nepal'in güneyinde, Hindistan sınırına yakın bir ormanlık alanda, yarı toprağa gömülmüş taş bir sütunun çevresi kazıldı. Kazıyı yöneten Alman arkeolog Alois Führer ve bölgenin Nepalli valisi Khadga Shumsher, sütunun toprak altında kalan kısmında, eski bir Hint yazısıyla kazınmış kısa bir yazıt buldu.

Yazıt, iki bin iki yüz yıl kadar önce, Hindistan'ın büyük bölümünü yöneten bir hükümdarın, «tanrıların sevgilisi» diye anılan Aşoka'nın buraya bizzat geldiğini anlatıyordu. Yazıta göre Aşoka, hükümdarlığının yirminci yılında, burası «Şakyaların bilgesi Buda'nın doğduğu yer» olduğu için bu sütunu diktirmiş ve köyün vergisini azaltmıştı. Sütunun durduğu yer, bugün Lumbini adıyla bilinir.

Bu yazıt, Buda'nın hayatına ilişkin en eski tarihli taş kanıtlardan biridir. Ama yine de Buda'nın ölümünden en az bir buçuk yüzyıl sonra kazınmıştı. Buda hakkında bildiklerimizin çoğu ise, ondan da sonra yazıya geçirilmiş metinlerden gelir. Soru da bu boşluktan doğuyor: yaklaşık iki buçuk bin yıl önce, Ganj ovasında bir dilenci keşişin öğretisi, nasıl Asya'nın en büyük dinlerinden birine dönüştü?

Bağlam — kentler, krallıklar ve gezgin düşünürler

MÖ birinci binyılın ortasında, Ganj ovası hızla değişiyordu. Vedik ilahilerin sığır sürüleriyle dolaşan toplumunun yerleştiği köyler, surlarla çevrili kentlere dönüşmüştü. Kosala ve Magadha gibi krallıklar, çevrelerindeki küçük devletleri yutarak büyüyordu. Ticaret gelişiyor, ilk sikkeler basılıyor, zengin tüccarlar ortaya çıkıyordu.

Bu değişen dünyada, Vedik rahiplerin kurban törenlerine ve toplumdaki ayrıcalıklarına itiraz eden yeni düşünürler belirdi. Bunlar, evlerini ve ailelerini bırakıp dilenerek yaşayan, ormanda ya da kentlerin kenarlarında öğrenci toplayan gezgin öğretmenlerdi.

Bu düşünürlerin çoğu, yeniden doğuş, yani ölümden sonra başka bir bedende yeniden doğma, ve eylemlerin sonuçlarını belirleyen karma üzerine düşünüyordu. Asıl soruları şuydu: bu bitmeyen doğum ve ölüm döngüsünden nasıl kurtulunabilirdi?

Gelişme — Siddhartha'nın yolu

Budist geleneğe göre, bu sorunun cevabını arayanlardan biri, Himalayaların eteğindeki Kapilavastu'da doğan Siddhartha Gautama'ydı. Siddhartha, Şakya adlı bir topluluğun önde gelen ailelerinden birinden geliyordu. Geleneğin anlattığına göre, rahat bir hayatın içinde büyüdü; ama yaşlılık, hastalık ve ölümle karşılaşınca, yirmili yaşlarının sonunda ailesini ve evini terk etti.

Siddhartha, yıllarca farklı öğretmenlerin yanında çalıştı ve kendini aç bırakacak kadar sert bir çilecilik uyguladı. Ama bu yolun da onu kurtuluşa ulaştırmadığını gördü. Gelenek, onun Bodh Gaya'da bir ağacın altında oturup derin bir düşünceye daldığını ve «uyanış» ya da «aydınlanma» denen bir deneyim yaşadığını anlatır. Bundan sonra ona «uyanmış olan», yani Buda denildi.

Buda'nın öğretisinin merkezinde, iki uç arasında bir yol arayışı vardı.

Budist geleneğe göre Buda, ilk vaazını Benares yakınlarındaki Sarnath'ta, bir geyik parkında, daha önce birlikte çilecilik yaptığı beş keşişe verdi. Bu vaazda, orta yolun yanı sıra, öğretisinin çekirdeğini oluşturan dört ilkeyi anlattı.

Buda, sonraki kırk yılı aşkın süre boyunca Ganj ovasının kentlerinde ve köylerinde dolaşarak öğretisini yaydı. Etrafında keşişlerden ve rahibelerden oluşan bir topluluk oluştu.

Dönüş noktası — bir öğretmenin ölümü ve metinlerin doğuşu

Budist geleneğe göre Buda, seksen yaşında, bugünkü Hindistan'ın kuzeyindeki Kuşinagar'da öldü. Ölümünü anlatan metin, onun son anlarını ayrıntılı biçimde aktarır. Metnin büyük bölümünde Buda, yıllardır yanından ayrılmayan yardımcısı ve kuzeni Ananda ile konuşur: Ananda, öğretmeninin ölümünden sonra topluluğun nasıl yaşayacağını sorar, Buda da ona, öğretinin ve kuralların kendisinden sonra topluluğa yol göstereceğini söyler. Budist geleneğe göre, Buda'nın sözlerini en iyi hatırlayan kişi de Ananda'ydı; pek çok metin, onun ağzından «Böyle duydum» diye başlar.

Budist metinler de, Vedalar gibi, uzun süre sözlü olarak aktarıldı. Budist geleneğe göre, Buda'nın ölümünden hemen sonra keşişler bir araya gelerek onun sözlerini birlikte okuyup ezberlediler. Bu metinlerin Pali dilinde yazıya geçirilmesi ise, geleneğe göre, yaklaşık dört yüzyıl sonra, MÖ birinci yüzyılda, Sri Lanka'da gerçekleşti.

Yaygın yanlış«Budizm, doğduğu andan itibaren Hindistan'ın ana dini oldu ve orada hep güçlü kaldı.»
Doğrusu

Budizm, Buda'nın yaşamı boyunca ve ondan sonraki yüzyılda, Ganj ovasındaki birçok şramana hareketinden yalnızca biriydi. Hindistan'ın büyük bölümüne yayılması, sonraki yüzyıllarda, özellikle Aşoka'nın desteğiyle gerçekleşti. Orta çağın sonlarına doğru ise Budizm, Hindistan'da büyük ölçüde zayıfladı; ama bu arada Sri Lanka'ya, Güneydoğu Asya'ya, Orta Asya'ya, Çin'e, Kore'ye ve Japonya'ya yayılmıştı.

Cevap — bir öğretinin yayılışı

Budizm, Ganj ovasının değişen dünyasında doğdu. Kentleşme, yeni krallıklar ve ticaret, insanların eski köy düzeninin ve Vedik kurban törenlerinin cevaplayamadığı sorular sormasına yol açtı. Buda, bu sorulara, rahiplerin törenlerine ya da doğumla belirlenen sınıflara değil, her insanın kendi anlayışına ve çabasına dayanan bir cevap önerdi.

Bu öğretinin yayılmasını sağlayan, yalnızca düşüncelerinin gücü değil, aynı zamanda onu taşıyan bir kurum, yani sangha ve onu destekleyen toplumsal gruplar oldu. Kentlerdeki tüccarlar ve zanaatkârlar, keşişleri bağışlarla destekledi; krallar, onlara bahçeler ve yerleşim yerleri bağışladı. Budist metinlerde, Buda'ya ve öğrencilerine bir bahçe satın alıp bağışlayan zengin bir tüccarın öyküsü, bu yeni toplumsal ilişkinin simgesi olarak anlatılır: keşişler öğretiyi, bağışçılar ise yiyeceği, giysiyi ve barınağı sağlıyordu. Budizm, sonraki yüzyıllarda, Aşoka gibi güçlü bir hükümdarın desteğiyle, Hindistan'ın sınırlarının ötesine taşındı.

Bugünle bağ — bir öğretinin yolculuğu

Bugün dünyada yüz milyonlarca insan kendini Budist olarak tanımlıyor; Budizmin farklı kolları, Sri Lanka'dan Tibet'e, Tayland'dan Japonya'ya kadar çok farklı biçimler aldı. Son yıllarda, Budist geleneklerden alınan bazı meditasyon uygulamaları, Batı'da dinsel bağlamlarından ayrılarak sağlık ve iş dünyasında da kullanılmaya başlandı. Budizmin doğuşunu incelemek, bir öğretinin farklı toplumlara yayılırken nasıl dönüştüğünü, hangi öğelerinin korunup hangilerinin değiştiğini anlamaya yardım eder.

Birincil kaynak

Budist geleneğe göre Buda'nın Sarnath'ta verdiği ilk vaazın başı şöyledir:

There are two extremes, O Bhikkhus, which the man who has given up the world ought not to follow — the habitual practice, on the one hand, of those things whose attraction depends upon the passions, and especially of sensuality [...] and the habitual practice, on the other hand, of asceticism (or self-mortification), which is painful, unworthy, and unprofitable. There is a middle path, O Bhikkhus, avoiding these two extremes [...] Now this, O Bhikkhus, is the noble truth concerning suffering. Birth is attended with pain, decay is painful, disease is painful, death is painful.

Türkçesi: Ey keşişler, dünyadan elini eteğini çekmiş bir insanın izlememesi gereken iki uç vardır: bir yanda, çekiciliği tutkulara, özellikle de şehvete dayanan şeylere alışkanlıkla düşmek […] öbür yanda ise acı veren, değersiz ve yararsız olan çileciliğe, yani kendine eziyete alışkanlıkla düşmek. Ey keşişler, bu iki uçtan kaçınan bir orta yol vardır […] Ey keşişler, işte acıya ilişkin yüce gerçek budur: doğum acıyla birliktedir, yaşlanmak acı vericidir, hastalık acı vericidir, ölüm acı vericidir.

Kaynak: Dhammacakkappavattana Sutta, 2–5; T. W. Rhys Davids'in İngilizce çevirisi, Buddhist Suttas, Sacred Books of the East, cilt XI (Oxford: Clarendon Press, 1881), archive.org. Türkçesi bizim.

  1. Metne göre dünyadan çekilmiş bir insanın kaçınması gereken iki uç nedir? Bu iki uç, Buda'nın kendi hayatındaki hangi deneyimlerle ilişkilendirilebilir?
  2. «Acıya ilişkin yüce gerçek», hangi deneyimleri acı olarak sayıyor? Bu liste, insan hayatına nasıl bir bakışı yansıtıyor?
  3. Bu vaaz, Buda'nın ölümünden yüzyıllar sonra yazıya geçirilmiş ve bir keşiş geleneği içinde korunmuş bir metindir. Buda'nın ağzından çıkan sözleri aradığımızda, bu uzun aktarım süreci bize hangi temkini öğretir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Richard Gombrich (1988) — Budizmin doğuşunu, Ganj ovasındaki kentleşmenin ve yeni toplumsal grupların, özellikle tüccarların yükselişinin bağlamında açıkladı; Buda'nın öğretisinin, eski köy düzeninin ve rahip ayrıcalıklarının ötesinde bir anlam arayan kentli insanlara hitap ettiğini savundu.
  • Heinz Bechert (1991) — Buda'nın yaşadığı dönemin tarihlendirilmesi üzerine uluslararası bir tartışmayı yönetti; geleneksel olarak MÖ altıncı yüzyıla yerleştirilen Buda'nın, büyük olasılıkla daha geç, MÖ beşinci yüzyılın sonu ile dördüncü yüzyılın başı arasında öldüğünü savunan «kısa kronoloji»yi güçlendirdi.
  • Gregory Schopen (1997) — Budist keşişlerin hayatını, kanonik metinlerden çok yazıtlara ve arkeolojik kanıtlara dayanarak inceledi; keşişlerin, metinlerin öngördüğünün aksine, mülk edindiklerini, bağış yaptıklarını ve aile bağlarını sürdürdüklerini gösterdi.
  • Johannes Bronkhorst (2007) — Budizmin ve Caynizmin doğduğu doğu Ganj ovasının, Vedik kültürden farklı, kendine özgü bir kültürel ortamı olduğunu savundu; yeniden doğuş ve karma gibi düşüncelerin bu ortamdan geldiğini ileri sürdü.

Bu tartışma, Budizmin doğuşunu anlamak için farklı bakış açıları sunuyor. Gombrich, toplumsal değişime ve kentleşmeye bakıyor; Bronkhorst, kültürel coğrafyaya. Bechert, en temel soruyu, yani Buda'nın ne zaman yaşadığını yeniden açıyor. Schopen ise, metinlerin anlattığı ideal ile arkeolojinin gösterdiği gerçeklik arasındaki farka dikkat çekiyor. Bu yorumlar, Budizmin tek bir kişinin öğretisinden çok, bir toplumsal ve kültürel dönüşümün ürünü olduğunu farklı biçimlerde vurguluyor; ama hiçbiri, bir öğretmenin kişisel etkisini tümüyle göz ardı etmiyor.

Derine İn

Buda'nın hayatını tarihsel olarak yeniden kurmak, son derece zordur. Onun hayatını anlatan en ayrıntılı metinler, ölümünden yüzyıllar sonra yazılmıştır ve mucizevi öğelerle doludur. Kapı kursundaki Eksen Çağı dersinde de değindiğimiz gibi, Buda'nın ne zaman yaşadığı bile kesin değildir. Tarihçiler, bu metinlerden tarihsel bir çekirdek çıkarmaya çalışır: bir öğretmenin, belirli bir bölgede, belirli bir toplumsal ortamda yaşadığı, öğrenciler topladığı ve öldüğü. Ama bu çekirdeğin ayrıntıları, çoğu zaman tartışmalıdır.

Buda'nın «prens» olduğu anlatısı da tartışmaya açıktır. Budist gelenek, onun babasını bir kral olarak anlatır. Ama Buda'nın ait olduğu Şakya topluluğu, büyük olasılıkla bir kral tarafından değil, önde gelen ailelerin oluşturduğu bir meclis tarafından yönetiliyordu. Buda'nın babası, bu meclisin önde gelen üyelerinden biri olabilirdi. Sonraki anlatıların bu durumu bir krallık sarayına dönüştürmesi, Buda'nın terk ettiği hayatın ne kadar görkemli olduğunu vurgulamaya yarıyordu. Hikâyenin gücü, vazgeçilen zenginliğin büyüklüğüyle artıyordu; bu yüzden anlatı zamanla daha da görkemli bir hâl aldı.

Arkeoloji, bu tabloya önemli katkılar yaptı. Lumbini'deki Aşoka sütununun yanı sıra, 1898'de, Hindistan'ın kuzeyindeki Piprahwa'da, İngiliz toprak sahibi William Peppé, bir tümülüsün içinde, üzerinde eski bir yazıt bulunan bir taş sandık ve içinde kemik parçaları ile değerli taşlar buldu. Yazıt, bu kalıntıları Şakyaların bilgesi Buda'ya bağlıyordu. Budist geleneğe göre, Buda'nın ölümünden sonra kalıntıları, onu sayan topluluklar arasında paylaşılmış ve anıt tepelerin, yani stupaların içine konmuştu. Piprahwa buluntusu, bu geleneğin erken bir izini taşıyor olabilir; ama yazıtın tarihi ve anlamı tartışmalıdır.

Budist metinlerin nasıl oluştuğu da önemli bir sorudur. Pali dilindeki kanonun yanı sıra, Sanskritçe, Gandhari dilinde, Çince ve Tibetçe çevirilerde korunmuş başka erken Budist metin gelenekleri de vardır. Son yıllarda, Afganistan ve Pakistan bölgesinden gelen ve MS birinci yüzyıla tarihlenen Gandhari dilindeki huş ağacı kabuğu üzerine yazılmış elyazmaları, bugün bilinen en eski Budist metinlerin bazılarını ortaya çıkardı. Bu metinler, farklı geleneklerin karşılaştırılmasıyla, erken Budizmin ne kadar çeşitli olduğunu gösteriyor. Tek bir «asıl» Budist metinden çok, birbirine akraba ama farklı biçimlerde korunmuş metin gelenekleriyle karşı karşıyayız.

Son olarak, Budizmin doğuşunun kadınlar açısından anlamı da tartışılıyor. Budist geleneğe göre Buda, bir süre tereddüt ettikten sonra, kadınların da keşiş topluluğuna rahibe olarak katılmasına izin verdi; bu, döneminin koşullarında önemli bir adımdı. Ama rahibeler için konan ek kurallar, onları keşişlerin altında bir konuma yerleştirdi. Rahibelerin yazdığı şiirlerin derlendiği bir metin, bugün bilinen en eski kadın şiiri derlemelerinden biri olarak kabul edilir. Bu şiirlerde rahibeler, eski hayatlarını, yas tuttukları çocuklarını, yaşlanan bedenlerini ve buldukları huzuru kendi sesleriyle anlatır; erken Budizmin kadınlar için ne anlama geldiğini, erkek keşişlerin yazdığı metinlerin ötesinde duyabildiğimiz ender yerlerden biridir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • T. W. Rhys Davids (çev.), Buddhist Suttas, Sacred Books of the East, cilt XI (Oxford: Clarendon Press, 1881).
  • Richard Gombrich, Theravada Buddhism: A Social History from Ancient Benares to Modern Colombo (Londra: Routledge, 1988).
  • Peter Harvey, An Introduction to Buddhism: Teachings, History and Practices (Cambridge: Cambridge University Press, 1990).
  • Heinz Bechert (ed.), The Dating of the Historical Buddha, cilt I (Göttingen: Vandenhoeck & Ruprecht, 1991).
  • Gregory Schopen, Bones, Stones, and Buddhist Monks (Honolulu: University of Hawai'i Press, 1997).
  • Johannes Bronkhorst, Greater Magadha: Studies in the Culture of Early India (Leiden: Brill, 2007).

Arşiv ve kaynak

Rhys Davids'in erken Budist metin çevirileri, taranmış nüshalarıyla archive.org'da; Pali kanonunun metinleri ve çevirileri, çeşitli çevrimiçi arşivlerde erişilebilir. Lumbini, Bodh Gaya ve Sarnath, Budistler için bugün de başlıca hac yerleridir ve uluslararası koruma altındadır. Piprahwa buluntularının bir kısmı, Kalküta'daki Hindistan Müzesi'nde korunuyor.

Açık sorular

  • Buda gerçekte ne zaman yaşadı ve öldü?
  • Pali kanonundaki metinlerin ne kadarı Buda'nın kendi sözlerini yansıtıyor?
  • Budizmin doğuşunda kentleşme mi, doğu Ganj ovasının kendine özgü kültürü mü, yoksa bireysel bir öğretmenin etkisi mi daha belirleyiciydi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) MÖ birinci binyılın ortasında Ganj ovasında ortaya çıkan, Vedik kurban törenlerini reddeden gezgin düşünürlere ne ad verilir? A) Brahman B) Kşatriya C) Şramana D) Vaişya
  2. (Hedef 1) Budist öğretiye göre, duyusal zevklere düşkünlük ile sert çilecilik arasındaki yola ne ad verilir? A) Orta yol B) Nirvana C) Sangha D) Karma
  3. (Hedef 2) Buda'nın doğum yerini anan ve Aşoka tarafından diktirilen sütun yazıtı nerede bulundu? A) Sarnath B) Bodh Gaya C) Kuşinagar D) Lumbini
  4. (Hedef 2) Budist geleneğe göre Pali kanonu yaklaşık ne zaman ve nerede yazıya geçirildi? A) Buda'nın yaşamında, Magadha'da B) MÖ birinci yüzyılda, Sri Lanka'da C) MS onuncu yüzyılda, Çin'de D) Aşoka döneminde, Pataliputra'da
  5. (Hedef 3) Budist keşişlerin hayatını kanonik metinlerden çok yazıtlara ve arkeolojik kanıtlara dayanarak inceleyen araştırmacı kimdir? A) Richard Gombrich B) Johannes Bronkhorst C) Heinz Bechert D) Gregory Schopen

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Budizmin doğuşunu iki ayrı tanıklık üzerinden incele: Budist geleneğin koruduğu ilk vaaz ve son söz metinleri ile Aşoka'nın Lumbini'deki sütun yazıtı. Her kaynağın Buda'nın yaşamından ne kadar sonra ve kimin tarafından oluşturulduğunu belirt. Ardından Gombrich'in kentleşme açıklamasını ve Schopen'in metin ile arkeoloji arasındaki farka dikkat çeken yaklaşımını kullanarak, Budizmin nasıl doğduğunu açıklamanın zorluklarını tartış.

Cevaplar

  1. C — Bu düşünürlere şramana denir.
  2. A — Bu yola orta yol denir.
  3. D — Sütun Lumbini'de bulundu.
  4. B — Geleneğe göre Pali kanonu MÖ birinci yüzyılda Sri Lanka'da yazıya geçirildi.
  5. D — Bu araştırmacı Gregory Schopen'dir.

Özenli bir cevap, ilk vaaz ve son söz metinlerinin keşiş geleneği içinde sözlü olarak aktarılıp yüzyıllar sonra yazıya geçirildiğini, Aşoka yazıtının ise Buda'dan en az bir buçuk yüzyıl sonra bir hükümdar tarafından kazındığını belirtir. Gombrich'in öğretinin kentli toplumsal gruplara hitap ettiğini savunduğunu, Schopen'in ise metinlerin anlattığı ideal ile yazıtların gösterdiği pratik arasındaki farkı vurguladığını; bu yüzden Budizmin doğuşunun tek bir kaynakla değil, farklı kanıtların karşılaştırılmasıyla anlaşılabileceğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Buda, çileciliğin bir uç olduğunu söyleyip orta yolu seçti; aynı yıllarda, aynı ovada yaşayan bir başka öğretmen ise çileciliği en uç noktasına taşıdı. Sonraki bölüm, Mahavira'nın ve onun öğretisinin, Caynizmin öyküsü: en küçük canlıya bile zarar vermemek için ağzını bir bezle örten keşişler, giysisini de bırakan bir bilge ve iki bin beş yüz yıl sonra bir bağımsızlık önderinin şiddetsiz direnişine uzanan bir ilke.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: ormanda yarı gömülü bir taş sütun; toprağın altından çıkan satırlar.
  • 1:10–3:30 Bağlam: Ganj ovasında büyüyen surlu kentler; yol kenarında öğrencilerine konuşan gezgin bir öğretmen silüeti.
  • 3:30–5:20 Gelişme — Siddhartha'nın yolu: bir sarayın kapısından çıkan bir silüet; bir ağacın altında oturan bir figür; bir geyik parkında toplanan beş kişi.
  • 5:20–7:40 Dönüş noktası — metinlerin doğuşu: ağızdan ağıza aktarılan sözler; palmiye yapraklarına yazılan satırlar; bir sütunun dikilmesi.
  • 7:40–9:30 Kapanış: Asya haritasında dört bir yana yayılan yollar.

Kişiler yüzsüz silüet; Buda ve öteki kutsal figürler ayrıntılı çizilmez, bir ışık halkası ya da bir ağaç gölgesiyle anlatılır.