İçeriğe geç

Bölüm DT-110.02 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Vedik dönem ve kast sisteminin kökenleri

DT-110 Antik Hindistan

2.681 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 1500–200
Bölge
Güney Asya
Tema
Din · Toplum · Kaynaklar
Kişiler
B. R. Ambedkar · Megasthenes · Arrianos · Ralph T. H. Griffith · Georg Bühler · Louis Dumont · M. N. Srinivas · Nicholas Dirks · Romila Thapar
Yerler
Mahad · Pencap · Ganj · Pataliputra
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Vedik dönemin, yaklaşık MÖ 1500'den MÖ 500'e uzanan zaman dilimini, Vedaların nasıl oluşup sözlü olarak aktarıldığını ve bu dönemde toplumun hayvancılıktan tarıma, kabilelerden krallıklara doğru nasıl değiştiğini anlatabileceksin.
  • Kast sisteminin iki farklı katmanını, yani dinsel metinlerdeki dört sınıflı varna düzenini ve gündelik hayatta doğumla belirlenen yüzlerce jati topluluğunu birbirinden ayırabileceksin.
  • Kast sisteminin kökenlerine ve tarih içindeki değişimine ilişkin farklı yorumları, metinleri yazanların konumunu ve niyetini hesaba katarak tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — Mahad'da bir yakılan kitap

25 Aralık 1927'de, Hindistan'ın batı kıyısındaki Mahad kasabasında, binlerce kişinin önünde bir kitap yakıldı. Kitap, iki bin yıl kadar önce yazılmış bir hukuk ve ahlak metniydi: Manu Yasaları. Onu yaktıranlar, yüzyıllardır «dokunulmaz» sayılan ve kasabanın ortak su havuzundan su almaları engellenen toplulukların üyeleriydi. Onlara önderlik eden kişi, bu topluluklardan birinde doğmuş, Amerika'da ve İngiltere'de hukuk ve iktisat okumuş bir avukattı: B. R. Ambedkar.

Ambedkar'a ve arkadaşlarına göre bu kitap, insanları doğdukları topluluğa göre yukarıdan aşağıya sıralayan ve kimilerini «kirli» sayan bir düzenin kutsal dayanağıydı. Yirmi üç yıl sonra, 1950'de yürürlüğe giren Hindistan anayasası, «dokunulmazlığı» yasakladı; anayasayı hazırlayan kurulun başkanı da Ambedkar'dı.

Ama bu düzen nereden gelmişti? Ne kadar eskiydi, ve gerçekten binlerce yıl boyunca hiç değişmeden mi sürmüştü? Bu bölüm, bu soruların cevaplarını, Hindistan'ın en eski metinlerinde, Vedalarda ve onları izleyen yüzyıllarda arıyor.

Bağlam — söylenen ve ezberlenen metinler

İndus kentlerinin terk edilmesinden sonraki yüzyıllarda, Hindistan'ın kuzeybatısında, Pencap'ın ırmaklarla bölünmüş ovalarında, yeni bir kültürel dünya ortaya çıktı. Bu dünyayı tanımamızı sağlayan başlıca kaynak, arkeolojik buluntulardan çok, bir grup dinsel metindir.

Vedaların dili, Vedik Sanskritçe, Hint-Avrupa dil ailesine aittir: İran'ın eski dili Avestaca, Yunanca, Latince ve bugünkü pek çok Avrupa diliyle akrabadır. Dilbilimciler, bu dilin Güney Asya'ya kuzeybatıdan ulaştığını düşünür; ama bunun nasıl ve hangi hızla olduğu, bir göç mü yoksa uzun süreli bir yayılma ve karışma mı olduğu, bugün de tartışılan hassas bir sorudur.

Vedaların belki de en şaşırtıcı yanı, yüzyıllar boyunca yazıya geçirilmeden aktarılmış olmalarıdır.

Rigveda'nın dünyası, sığır sürüleriyle yaşayan, savaşan, kurban törenleri düzenleyen topluluklardan oluşuyordu. Zenginlik sığırla ölçülür, önderler kabile meclislerinde seçilir ya da onaylanırdı. Sonraki yüzyıllarda, MÖ birinci binyılın başlarından itibaren, bu toplumun yaşam alanı doğuya, Ganj ovasına kaydı. Demirin kullanılması, ormanların açılması ve pirinç tarımının yayılmasıyla köyler büyüdü, küçük krallıklar ortaya çıktı. Bu dönemde Vedalara, kurban törenlerinin nasıl yapılacağını ayrıntılı biçimde anlatan açıklama metinleri eklendi; dönemin sonuna doğru ise Upanişad adı verilen ve törenlerden çok evrenin, benliğin ve yeniden doğuşun anlamını sorgulayan felsefi metinler ortaya çıktı. Rahiplerin törenlerdeki önemi arttıkça, toplumdaki ayrıcalıkları da büyüdü.

Gelişme — dört sınıf: bir ilahi, bir yasa kitabı

Rigveda'nın on kitabının sonuncusunda, görece geç döneme ait bir ilahi, dünyanın yaratılışını bir kurban töreni olarak anlatır. Tanrılar, ilk insan olan Puruşa'yı kurban eder; onun bedeninin parçalarından dünya, gök, mevsimler ve insan toplumunun dört sınıfı doğar.

Bu dört sınıflı düzen, yüzyıllar sonra, hukuk ve ahlak kitaplarında ayrıntılı kurallara dönüştü. Bunların en ünlüsü, yaklaşık MÖ ikinci yüzyıl ile MS ikinci yüzyıl arasında derlendiği düşünülen Manu Yasaları'ydı.

Dönüş noktası — dört sınıf mı, binlerce topluluk mu?

Ama Hindistan'daki toplumsal hayat, dört sınıflı bir şemadan çok daha karmaşıktı. İnsanlar gündelik hayatta kendilerini ve başkalarını, varna ile değil, çok daha küçük topluluklarla tanımlıyordu.

Hindistan'ı dışarıdan gözlemleyen yazarlar da, bu karmaşıklığı fark etti. MÖ 300 dolaylarında, Seleukos krallığının elçisi olarak Maurya hükümdarının başkenti Pataliputra'da yaşayan Yunanlı Megasthenes, Hindistan toplumunu dört değil, yedi sınıfa ayırdı.

Bu yabancı gözlem, Hindistan'ın kendi metinleriyle yan yana konduğunda önemli bir şey gösterir: rahiplerin dört sınıflı şeması, bir dış gözlemcinin gözüne çarpan toplumsal bölünmelerin tamamını açıklamıyordu. Megasthenes'in çobanları, zanaatkârları ve memurları, dört varnanın içine kolayca yerleştirilemeyen gruplardı. Toplum, metinlerin öngördüğünden daha çok parçalı ve çeşitliydi.

Yaygın yanlış«Kast sistemi, üç bin yıldır hiç değişmeden süren, katı ve durağan bir düzendir.»
Doğrusu

Dört varnalı düzen, dinsel metinlerde bir ideal olarak tanımlandı; ama gündelik hayattaki jati toplulukları, tarih boyunca yükseldi, alçaldı, bölündü ve birleşti. Bazı topluluklar, zenginleşerek ya da yönetime yaklaşarak daha yüksek bir statü talep etti. Sistemin katılaşması da her dönemde aynı değildi; on dokuzuncu yüzyılda İngiliz sömürge yönetiminin yaptığı nüfus sayımları, toplulukları resmî listelere yazarak onları daha katı kategorilere dönüştürdü.

Cevap — bir ideal ve bir gerçeklik

Kast sisteminin kökenleri, tek bir olaya ya da tek bir tarihe bağlanamaz. Vedik dönemde, rahiplerin, savaşçıların ve sıradan halkın ayrıştığı bir toplum ortaya çıktı; Rigveda'nın geç bir ilahisi, bu ayrışmayı, dünyanın yaratılışına bağlayan kutsal bir anlatıya dönüştürdü. Sonraki yüzyıllarda, rahip bilginler bu düzeni hukuk ve ahlak kitaplarında ayrıntılı kurallara çevirdi. Gündelik hayatta ise, doğumla belirlenen, kendi içinde evlenen ve belirli uğraşlarla tanımlanan binlerce topluluk, bu ideal şemaya ancak kısmen uydu.

Kast sistemi bu yüzden, bir yandan dinsel metinlerin yarattığı bir ideal, öbür yandan tarih boyunca değişen bir toplumsal gerçeklikti. İkisi arasındaki ilişki, bugün de tartışılıyor.

Bugünle bağ — anayasa ve toplum

Hindistan'ın 1950 anayasası, dokunulmazlığı yasakladı ve tarih boyunca dışlanmış topluluklara eğitimde, kamu görevlerinde ve seçimlerde ayrılmış kontenjanlar tanıdı. Ama bir anayasa maddesi, yüzyıllar içinde kök salmış toplumsal alışkanlıkları bir anda değiştirmez. Evlilik tercihleri, köylerdeki toplumsal ilişkiler ve ayrımcılık, bugün de Hindistan'da tartışılan konulardır. Kast sisteminin tarihini incelemek, toplumsal eşitsizliklerin nasıl kutsal ya da doğal bir düzen gibi sunulabildiğini, ve bu sunumun nasıl sorgulanabileceğini anlamaya yardım eder.

Birincil kaynak

Rigveda'nın onuncu kitabındaki Puruşa ilahisi, toplumun dört sınıfının kökenini şöyle anlatır:

When they divided Purusha how many portions did they make? What do they call his mouth, his arms? What do they call his thighs and feet? The Brahman was his mouth, of both his arms was the Rajanya made. His thighs became the Vaisya, from his feet the Sudra was produced. The Moon was gendered from his mind, and from his eye the Sun had birth; Indra and Agni from his mouth were born, and Vayu from his breath. Forth from his navel came mid-air; the sky was fashioned from his head; Earth from his feet, and from his ear the regions. Thus they formed the worlds.

Türkçesi: Puruşa'yı böldüklerinde, onu kaç parçaya ayırdılar? Ağzına, kollarına ne diyorlar? Uyluklarına ve ayaklarına ne diyorlar? Brahman onun ağzıydı; iki kolundan Racanya yapıldı. Uylukları Vaişya oldu; ayaklarından Şudra doğdu. Ay onun zihninden, Güneş onun gözünden doğdu; İndra ve Agni ağzından, Vayu nefesinden doğdu. Göbeğinden ara hava çıktı; gök başından biçimlendi; yeryüzü ayaklarından, dört yön kulağından. Böylece dünyaları biçimlendirdiler.

Kaynak: Rigveda, X.90.11–14; Ralph T. H. Griffith'in İngilizce çevirisi, The Hymns of the Rigveda, ikinci baskı, cilt II (Benares: E. J. Lazarus, 1897), archive.org. Türkçesi bizim. «Racanya», sonraki metinlerde kşatriya adıyla anılan yönetici ve savaşçı sınıftır.

  1. İlahiye göre dört sınıf, Puruşa'nın bedeninin hangi parçalarından doğdu? Bu sıralama, sınıflar arasındaki ilişki hakkında ne ima ediyor?
  2. İlahide toplumun sınıfları, ay, güneş, tanrılar ve dünyanın bölümleriyle aynı yaratılış anlatısı içinde yer alıyor. Bu, toplumsal düzeni nasıl bir düzen olarak sunuyor?
  3. Bu ilahi, Rigveda'nın en geç bölümlerinden birine aittir ve bir rahip geleneği içinde korunmuştur. Bu durum, onu Vedik toplumun gerçek yapısının bir tanığı olarak kullanırken neye dikkat etmemizi gerektirir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • M. N. Srinivas (1952) — Güney Hindistan'daki bir topluluğu inceleyerek, jatilerin statülerini değiştirebildiğini, daha yüksek sayılan toplulukların uygulamalarını benimseyerek yükselmeye çalıştıklarını gösterdi ve bu süreci «Sanskritleşme» olarak adlandırdı.
  • Louis Dumont (1966) — Kast sistemini, saflık ve kirlilik karşıtlığına dayanan bir hiyerarşi ilkesiyle açıkladı; ona göre Hindistan toplumunun temelinde, Batı'nın eşitlik ilkesinin tam karşıtı olan bir hiyerarşi ideolojisi yatıyordu.
  • Susan Bayly (1999) — Kast sisteminin, antik çağdan bu yana değişmeden süren bir yapı değil, özellikle on sekizinci yüzyıldan itibaren siyasi ve ekonomik dönüşümlerle yeniden biçimlenen bir düzen olduğunu savundu.
  • Nicholas Dirks (2001) — Bugün bildiğimiz biçimiyle kast sisteminin, büyük ölçüde İngiliz sömürge yönetiminin nüfus sayımları, etnografik incelemeleri ve yasalarıyla katılaştırıldığını savundu; kastın Hindistan'ın «özü» olarak sunulmasını, sömürge bilgisinin bir ürünü olarak eleştirdi.

Bu tartışma, kast sisteminin ne kadar eski ve ne kadar değişmez olduğu sorusunu merkeze alıyor. Dumont, sistemi Hindistan uygarlığının derin ve sürekli bir ilkesi olarak görüyor. Srinivas, sistemin içindeki hareketliliği gösteriyor. Bayly ve Dirks ise, bugünkü kast düzeninin önemli bir bölümünün yakın tarihin, özellikle sömürge döneminin ürünü olduğunu vurguluyor. Bu yorumlar, antik metinlerde anlatılan varna düzeni ile bugünkü toplumsal gerçeklik arasındaki bağın ne kadar doğrudan olduğunu farklı biçimlerde yanıtlıyor. Tartışmanın siyasi bir boyutu da vardır: kastı çok eski ve değişmez saymak da, onu yalnızca sömürgenin eseri saymak da, bugünkü tartışmalarda farklı taraflarca kullanılabiliyor.

Derine İn

Vedik dönemi incelemenin en büyük zorluğu, kaynakların neredeyse tamamının rahip sınıfının elinden çıkmış dinsel metinler olmasıdır. Bu metinler, kurban törenlerini, tanrılara övgüleri ve rahiplerin bilgisini anlatır; köylülerin, kadınların, hizmetkârların ya da rahip olmayan toplulukların gündelik hayatı hakkında çok az şey söyler. Tarihçiler bu yüzden, Vedalardan toplumsal yapıya dair sonuçlar çıkarırken, bu metinlerin kimin gözünden ve hangi amaçla yazıldığını sürekli hatırlamak zorundadır.

Rahiplerin sıralamasına itiraz eden sesler de vardı. Sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan Budist ve Cayn metinlerinde, dört sınıf sayılırken, sıralama çoğu zaman rahiplerle değil, yöneticiler ve savaşçılarla başlar. Bu küçük fark, toplumun en üstünde kimin durduğu sorusunun antik Hindistan'da da tartışmalı olduğunu gösterir. Rigveda'nın kendi içinde de, ilahilerin büyük çoğunluğu erkek rahip ailelerine atfedilse de, geleneğe göre birkaç ilahi kadınlara aittir; bu, metinlerin kapısının tümüyle kapalı olmadığını, ama çok dar olduğunu hatırlatır. Toplumun geri kalanının sesini ise, çoğu zaman ancak dolaylı yollardan ve başkalarının kaleminden duyabiliyoruz.

Rigveda'nın tarihlendirilmesi de tartışmalıdır. İlahilerin yazılı bir kopyası, oluşturulduklarından çok sonra, belki iki bin yıl sonra ortaya çıktı. Tarihlendirme, dilbilimsel karşılaştırmalara, metinlerde anılan coğrafyaya ve sonraki metinlerle ilişkilere dayanır. Bazı araştırmacılar daha erken, bazıları daha geç tarihler önerir; Hintli tarihçi Romila Thapar gibi pek çok uzman, kesin tarihler yerine geniş ve temkinli aralıklar kullanmayı önerir; bu tartışma, zaman zaman bilimsel olmaktan çok siyasi bir tartışmaya dönüşür, çünkü farklı tarihler, Hindistan'ın geçmişine ilişkin farklı ulusal anlatıları destekler.

Sömürge döneminin etkisi de göz ardı edilmemelidir. On dokuzuncu yüzyılın sonunda, İngiliz yönetimi Hindistan'da düzenli nüfus sayımlarına başladı. Bu sayımlarda insanlar, bir kast listesine göre sınıflandırıldı; bazı sayım yöneticileri, kastları bir üstünlük sırasına dizmeye çalıştı. Bu işlem, önceden esnek ve bölgeden bölgeye değişen toplulukları, resmî belgelerde katı ve değişmez kategorilere dönüştürdü. Topluluklar, sayımlarda daha yüksek bir yere yerleştirilmek için dilekçeler verdi. «Dokunulmazlık» kavramı da tek bir anda doğmadı: sonraki yüzyılların metinleri, dört varnanın dışında sayılan, ölü hayvanlarla ya da cenazelerle uğraşan bazı toplulukları «kirli» sayıp ayrı yaşamaya zorlayan kurallardan söz eder; bu dışlanmanın ne zaman ve ne kadar yaygın uygulandığı bölgeden bölgeye değişir. Dirks'in gösterdiği gibi, kast, sömürge devletinin Hindistan'ı tanıma ve yönetme biçiminin merkezine yerleşti.

Son olarak, Ambedkar'ın kendi yorumu da bu tartışmanın bir parçasıdır. Ambedkar, 1936'da yazdığı bir konuşma metninde, kast sisteminin kökenlerini dinsel metinlerin kutsallığına bağladı ve bu metinlerin otoritesinin reddedilmesini savundu. Mahatma Gandhi ise, kastın bir ahlaki düzen olarak arındırılabileceğini, ama dokunulmazlığın kaldırılması gerektiğini düşünüyordu. Bu iki önderin tartışması, antik metinlerin modern bir toplumdaki anlamı üzerine sürdürülen bir tartışmanın başlangıcıydı; bu tartışma, Hindistan'da bugün de canlılığını koruyor.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Ralph T. H. Griffith (çev.), The Hymns of the Rigveda, ikinci baskı, cilt II (Benares: E. J. Lazarus, 1897).
  • Georg Bühler (çev.), The Laws of Manu, Sacred Books of the East, cilt XXV (Oxford: Clarendon Press, 1886).
  • Louis Dumont, Homo Hierarchicus: essai sur le système des castes (Paris: Gallimard, 1966).
  • Susan Bayly, Caste, Society and Politics in India from the Eighteenth Century to the Modern Age (Cambridge: Cambridge University Press, 1999).
  • Nicholas B. Dirks, Castes of Mind: Colonialism and the Making of Modern India (Princeton: Princeton University Press, 2001).
  • Romila Thapar, Early India: From the Origins to AD 1300 (Londra: Penguin, 2002).

Arşiv ve kaynak

Griffith'in Rigveda çevirisi, Bühler'in Manu Yasaları çevirisi ve McCrindle'ın Megasthenes derlemesi, taranmış nüshalarıyla archive.org'da bulunuyor. Hindistan'ın sömürge dönemi nüfus sayımı raporları, dijital arşivlerde erişilebilir. Ambedkar'ın yazıları, Hindistan hükümetinin yayımladığı toplu eserlerinde yer alıyor.

Açık sorular

  • Rigveda'nın Puruşa ilahisi, oluştuğu dönemdeki gerçek bir toplumsal düzeni mi yansıtıyor, yoksa bir rahip idealini mi?
  • Kast sistemi ne zaman ve nasıl katılaştı: antik çağda mı, orta çağda mı, yoksa sömürge döneminde mi?
  • Varna düzeni ile jati toplulukları arasındaki ilişki, farklı bölgelerde ve dönemlerde nasıl değişti?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Hindistan'ın en eski dinsel metinlerini oluşturan ve yüzyıllar boyunca sözlü olarak aktarılan metin derlemelerine ne ad verilir? A) Upanişadlar B) Vedalar C) Puranalar D) Sutralar
  2. (Hedef 2) Dinsel metinlerde toplumun dört büyük sınıfını anlatan kavram hangisidir? A) Jati B) Dharma C) Varna D) Karma
  3. (Hedef 2) Gündelik hayatta doğumla üyesi olunan ve belirli uğraş ve evlilik kurallarıyla tanımlanan binlerce topluluğa ne ad verilir? A) Jati B) Varna C) Sabha D) Veda
  4. (Hedef 3) Hindistan toplumunu dört değil, yedi sınıfa ayıran Yunanlı gözlemci kimdir? A) Arrianos B) Herodotos C) Strabon D) Megasthenes
  5. (Hedef 3) Bugünkü kast düzeninin büyük ölçüde İngiliz sömürge yönetiminin nüfus sayımları ve yasalarıyla katılaştırıldığını savunan tarihçi kimdir? A) Louis Dumont B) Nicholas Dirks C) M. N. Srinivas D) Romila Thapar

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Kast sisteminin kökenlerini üç farklı kaynağın gözünden değerlendir: Rigveda'nın Puruşa ilahisi, Manu Yasaları'nın dört sınıfa görev dağıtan bölümü ve Megasthenes'in yedi sınıflı anlatısı. Her metnin yazarını ve yazılış nedenini belirt. Ardından Dumont'un kastı değişmez bir hiyerarşi ilkesi olarak gören yorumu ile Dirks'in sömürge döneminin katılaştırıcı etkisini vurgulayan yorumunu karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Bu metinlere Vedalar denir.
  2. C — Bu kavram varnadır.
  3. A — Bu topluluklara jati denir.
  4. D — Bu gözlemci Megasthenes'tir.
  5. B — Bu görüş Nicholas Dirks'e aittir.

Titiz bir cevap, Puruşa ilahisinin toplumsal düzeni kutsal bir yaratılış anlatısına bağlayan bir rahip metni, Manu Yasaları'nın bu düzeni ayrıntılı kurallara dönüştüren bir ideal, Megasthenes'in anlatısının ise bir yabancının kendi kategorileriyle yaptığı bir gözlem olduğunu belirtir. Dumont'un sistemi Hindistan'ın derin bir ilkesi olarak gördüğünü, Dirks'in ise bugünkü biçiminin önemli ölçüde sömürge döneminde biçimlendiğini savunduğunu; iki yorumun da farklı dönemlere ve kaynaklara ağırlık verdiğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Vedik rahipler, kurtuluşu kurban törenlerinde ve doğumla gelen bir düzende görüyordu; Ganj ovasının yeni kentlerinde ise, evini terk edip dilenerek yaşayan gezgin düşünürler bu düzeni sorgulamaya başladı. Sonraki bölüm, bunlardan birinin, Şakya topluluğundan gelen Siddhartha Gautama'nın yoluna bakıyor: iki uç arasında aranan bir orta yol, bir geyik parkında verilen ilk vaaz ve iki yüzyıl sonra bir ormanın içinde doğum yerine dikilen taş bir sütun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir kasaba meydanında toplanmış kalabalık ve yanan bir kitabın silüeti; bir su havuzunun kenarı.
  • 1:10–3:25 Bağlam: kuzeybatıdan Ganj ovasına doğru uzanan ırmaklar; bir ateşin çevresinde, ağızdan ağıza aktarılan ilahiler.
  • 3:25–5:15 Gelişme — dört sınıf: bir insan silüetinin bedeninden doğan dört katman; bir yasa kitabının sayfaları.
  • 5:15–7:35 Dönüş noktası — binlerce topluluk: dört katmanlı şemanın üzerine yayılan yüzlerce küçük renkli daire; bir Yunan elçinin not defteri.
  • 7:35–9:30 Kapanış: bir anayasa metninin sayfaları; farklı toplulukların bir arada yürüdüğü bir sokak.

Kişiler yüzsüz silüet; dinsel figürler ve tanrılar ayrıntılı tasvir edilmez; aşağılanma ve ayrımcılık sahneleri doğrudan gösterilmez.