İçeriğe geç

Bölüm DT-110.01 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

İndus uygarlığının sırrı ne?

DT-110 Antik Hindistan

2.683 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 2600–MÖ 1900
Bölge
Güney Asya · Mezopotamya
Tema
Şehir · Tarih yöntemi · Ekonomi
Kişiler
Charles Masson · Alexander Cunningham · John Marshall · Rakhaldas Banerji · Mortimer Wheeler · George Dales · Jonathan Mark Kenoyer · Gregory Possehl · Rita Wright · Liviu Giosan · Steve Farmer
Yerler
Harappa · Mohenjo-daro · Dholavira · Lothal · İndus · Ur
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • MÖ 2600 ile 1900 arasında İndus ve çevresindeki ırmak vadilerinde gelişen uygarlığın başlıca kentlerini ve özelliklerini, yani kent planlamasını, su düzenini, standart tuğla ve ağırlıkları, mühürleri ve uzak ticareti anlatabileceksin.
  • Bu uygarlığın on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda nasıl yeniden keşfedildiğini ve yazısı çözülemeyen bir toplumu yalnızca arkeolojik kanıtlarla anlamanın zorluklarını açıklayabileceksin.
  • Kentlerin terk edilişine ilişkin farklı açıklamaları, özellikle bir istila tezi ile iklim ve ırmak değişimlerine dayanan açıklamaları, kanıtlarıyla birlikte karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — tuğla ve demiryolu

1820'lerin sonunda, Pencap'ta dolaşan bir İngiliz asker kaçağı, Charles Masson adıyla, Harappa adlı bir köyün yanında kamp kurdu. Köyün arkasında büyük bir toprak tepe, önünde yüksek tuğla duvarlı, yıkık bir kale vardı. Köylüler, burada bir zamanlar çok büyük bir şehrin bulunduğunu, bir hükümdarın günahları yüzünden Tanrı'nın onu yıktığını anlatıyordu. Masson, kalıntıları inceledi ve bunların, İskender'in Hindistan seferinde kuşattığı Sangala şehri olduğuna karar verdi.

Masson yanılıyordu. Harappa'nın kalıntıları, İskender'den iki bin yıl daha eskiydi. Ama bunu anlamak için yaklaşık bir yüzyıl daha geçmesi gerekecekti. O arada, anlatılana göre, 1850'lerde bölgeden geçen demiryolunu yapan mühendisler, Harappa'nın eski tuğlalarını raylarının altına döşemek için sökmüştü. Dünyanın en eski şehirlerinden birinin duvarları, bir sömürge demiryolunun temeline dönüştü; bu tuğlaların yaşını o gün kimse bilmiyordu.

1920'lerde, Hindistan'ın arkeoloji dairesinin başındaki John Marshall, Harappa'da ve güneydeki Mohenjo-daro'da yapılan kazıların sonuçlarını açıkladığında, dünya, Mısır ve Mezopotamya ile aynı çağda yaşamış, ama o güne kadar hiç bilinmeyen bir uygarlığın varlığını öğrendi. Bu bölümün sorusu, bu uygarlığın bıraktığı bilmecelerle ilgili: yazısını okuyamadığımız, krallarının adını bilmediğimiz bir toplum hakkında ne bilebiliriz, ve onun büyük kentleri neden terk edildi?

Bağlam — Mısır ve Mezopotamya'nın çağdaşı

İndus uygarlığı, bugünkü Pakistan'ın büyük bölümünü ve Hindistan'ın kuzeybatısını kaplayan geniş bir bölgede gelişti. Olgun döneminde, yaklaşık MÖ 2600 ile 1900 arasında, Mısır ile Mezopotamya'nın toplamından daha geniş bir alana yayılmıştı. İndus ırmağı ve kolları, ayrıca bugün büyük ölçüde kuruyan bir başka ırmak sistemi, bu toplumun can damarıydı.

Bu uygarlığın en büyük kentleri, Harappa ve Mohenjo-daro, on binlerce insanı barındırıyordu. Bunların yanında, bugün Hindistan'ın Gujarat eyaletindeki Dholavira ve Lothal gibi yüzlerce küçük kent ve köy vardı. Bu yerleşimlerin hepsinde, birbirinden yüzlerce kilometre uzakta olsalar bile, şaşırtıcı bir ortaklık görülür: aynı oranlarda yapılmış tuğlalar, aynı ağırlık birimleri, aynı tür mühürler ve aynı işaretler.

Gelişme — planlı kentler, kayıp yazı

Mohenjo-daro'nun kalıntıları, düzenli bir planla kurulmuş bir kenti gösterir. Kent, yüksek bir platform üzerindeki bir bölüm ile ondan daha alçak, geniş bir yerleşim bölümünden oluşuyordu. Sokaklar büyük ölçüde düz çizgiler hâlinde uzanıyordu. Evlerin çoğunda kuyular, yıkanma yerleri ve sokaklara uzanan tuğladan örülmüş kapalı atık su kanalları vardı. Yüksek bölümdeki büyük bir havuz, tuğlaların arasına doğal zift sürülerek su geçirmez hâle getirilmişti; arkeologlar ona «Büyük Hamam» adını verdi.

Bu kentlerde, alışılmış büyük uygarlık izlerinin bazıları yoktur. Mezopotamya'daki büyük saraylar, Mısır'daki piramitler ya da hükümdarları anlatan büyük kabartmalar ve yazıtlar bulunmamıştır. Bir hükümdarın adı, bir savaşın anlatısı, bir kralın mezarı bilinmiyor. Bu, İndus uygarlığını anlamayı hem zorlaştırıyor hem de ilginçleştiriyor.

Buna karşılık, günlük hayatın ölçüleri dikkat çekici bir biçimde ortaktı. Tuğlaların boyu, eni ve kalınlığı, pek çok yerleşimde aynı oranlarla yapılıyordu. Tüccarların kullandığı küçük, küp biçimli taş ağırlıklar, birbirini iki katına çıkaran bir diziyle, sonra da daha büyük birimlerde onlu bir sistemle düzenlenmişti. Yüzlerce kilometre uzaklıktaki kentlerde aynı ağırlıkların kullanılması, bir tür ortak düzenleme ya da güçlü bir ticari gelenek olduğunu düşündürür; ama bu düzeni kimin kurduğunu ve koruduğunu bilmiyoruz.

Bu uygarlığın bıraktığı en ünlü nesneler, binlerce küçük taş mühürdür. Mühürlerin üzerinde çoğunlukla bir hayvan figürü, en sık da tek boynuzlu bir boğaya benzeyen bir hayvan ve kısa bir işaret dizisi bulunur.

Bu uygarlık, uzak ülkelerle de ticaret yaptı. Mezopotamya'nın çivi yazılı metinlerinde, güneydoğudaki uzak bir ülkeden, Meluhha'dan söz edilir.

Mezopotamya'daki Ur gibi kentlerde bulunan İndus mühürleri ve İndus işçiliğiyle yapılmış uzun akik boncuklar, bu ticaretin somut kanıtıdır. Gujarat'taki Lothal'de bulunan büyük bir tuğla havuz, bazı araştırmacılara göre bir liman havzasıydı; ama bu yorum tartışmalıdır.

Dönüş noktası — kentlerin terk edilişi

MÖ 1900 dolaylarından başlayarak, İndus uygarlığının büyük kentleri yavaş yavaş terk edildi. Mohenjo-daro ve Harappa küçüldü, sonra büyük ölçüde boşaldı. Mühürler, standart ağırlıklar ve yazı ortadan kalktı. Ama insanlar bölgeden kaybolmadı: yerleşimler daha küçük köylere dönüştü ve doğuya, Ganj ovasına doğru kaydı. Çömlekçilik, tarım ve bazı zanaat gelenekleri sürdü; kaybolan, kentlerin kendisi ve onları bir arada tutan ortak ölçüler, mühürler ve yazıydı.

Bu sona ne yol açtı? Yirminci yüzyılın ortasında, İngiliz arkeolog Mortimer Wheeler, dışarıdan gelen savaşçı toplulukların kentleri yıktığını savundu. Wheeler, bu tezi desteklemek için Mohenjo-daro'da bulunan bazı iskeletleri bir katliamın kurbanları olarak yorumladı.

Yaygın yanlış«İndus kentleri, dışarıdan gelen istilacılar tarafından bir anda yıkıldı.»
Doğrusu

Mohenjo-daro'da bulunan iskeletler, sonraki araştırmalarda, farklı dönemlere ait katmanlardan geldiği ve tek bir katliamın kurbanları olmadığı anlaşıldı; Amerikalı arkeolog George Dales, 1964'te bu «efsanevi katliam»ı eleştiren bir makale yayımladı. Bugün pek çok araştırmacı, kentlerin terk edilişini, bir istilaya değil, iklim ve ırmak değişimleri, ticaretin azalması ve toplumsal dönüşümlerle açıklıyor.

Cevap — bir kent uygarlığının bilmeceleri

İndus uygarlığının «sırrı», tek bir sorunun değil, birkaç bilmecenin birleşimidir. Birincisi, yazısını okuyamıyoruz; bu yüzden bu insanların kendilerini nasıl adlandırdıklarını, hangi dilleri konuştuklarını, nasıl yönetildiklerini bilmiyoruz. İkincisi, büyük saraylar, kral mezarları ve savaş anıtları olmadan, bu kadar geniş bir alanda bu kadar ortak bir kent düzeninin nasıl sağlandığını tam olarak açıklayamıyoruz. Üçüncüsü, kentlerin neden terk edildiği hâlâ tartışılıyor.

Ama bilmediklerimiz, bildiklerimizi gölgelememeli. Arkeoloji, bu uygarlığın planlı kentlerini, gelişmiş su düzenini, ortak ölçü birimlerini, zanaatlarını ve Mezopotamya'ya uzanan ticaretini ortaya çıkardı. Yazılı kaynakları olmayan bir toplumu anlamak için tarihçiler, tuğlalara, kanallara, mühürlere, boncuklara ve iskeletlere bakmayı öğrendi.

Bugünle bağ — okunamayan bir yazı, silinen bir iz

İndus uygarlığının hikâyesi, tarihin ne kadarının kaybolmuş olduğunu hatırlatır. Harappa'nın tuğlalarının demiryolu için sökülmesi, bir uygarlığın izlerinin, onun ne olduğu anlaşılmadan nasıl silinebileceğini gösteriyor. Bugün de, hızlı kentleşme, yol yapımı ve tarım, dünyanın pek çok yerinde henüz kazılmamış arkeolojik alanları tehdit ediyor. İndus yazısı ise, bilgisayarların ve istatistiksel yöntemlerin bile çözemediği bir bilmece olarak, geçmişin her zaman okunabilir olmadığını hatırlatmaya devam ediyor.

Birincil kaynak

Charles Masson, 1842'de yayımlanan seyahatnamesinde, Harappa'ya varışını şöyle anlatır:

When I joined the camp I found it in front of the village and ruinous brick castle. Behind us was a large circular mound, or eminence [...] the former being of earth only, was obviously an artificial one. [...] The walls and towers of the castle are remarkably high, though, from having been long deserted, they exhibit in some parts the ravages of time and decay. [...] Tradition affirms the existence here of a city, so considerable that it extended to Chicha Watni, thirteen cosses distant, and that it was destroyed by a particular visitation of Providence, brought down by the lust and crimes of the sovereign.

Türkçesi: Kampa katıldığımda, onun köyün ve yıkık tuğla kalenin önünde kurulduğunu gördüm. Arkamızda büyük, yuvarlak bir tepe vardı […] bu tepe yalnızca topraktan olduğu için, açıkça insan eliyle yapılmıştı. […] Kalenin duvarları ve kuleleri olağanüstü yüksektir; ama uzun zamandır terk edildikleri için, bazı yerlerinde zamanın ve çürümenin tahribatı görülür. […] Söylentiye göre burada, on üç kos uzaklıktaki Çiçavatni'ye kadar uzanan çok büyük bir şehir vardı ve bu şehir, hükümdarının şehveti ve suçları yüzünden, İlahi Takdir'in özel bir cezasıyla yıkılmıştı.

Kaynak: Charles Masson, Narrative of Various Journeys in Balochistan, Afghanistan, and the Panjab, cilt I (Londra: Richard Bentley, 1842), s. 452–453; archive.org'daki taranmış nüsha. Türkçesi bizim. «Kos», yaklaşık iki buçuk ile üç kilometre arasında değişen yerel bir uzaklık ölçüsüdür.

  1. Masson, Harappa'da neler gördü? Tepenin insan eliyle yapıldığını nasıl anladı?
  2. Köylülerin anlattığı söylence, şehrin yıkılışını nasıl açıklıyor? Bu açıklama, sonraki arkeolojik yorumlarla nasıl karşılaştırılabilir?
  3. Masson, bu kalıntıları İskender'in kuşattığı bir şehirle özdeşleştirdi. Bu yanlış özdeşleştirme, on dokuzuncu yüzyılın Avrupalı gezginlerinin geçmişi nasıl okuduğu hakkında ne söylüyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Mortimer Wheeler (1953) — İndus uygarlığını, güçlü ve merkezî bir yönetimin, belki bir rahip-kral düzeninin yönettiği bir devlet olarak yorumladı; kentlerin sonunu, dışarıdan gelen savaşçı toplulukların saldırılarına bağladı.
  • Jonathan Mark Kenoyer (1998) — Kentlerin planlarını, zanaat atölyelerini ve ticaret ağlarını ayrıntılı biçimde inceledi; İndus uygarlığında tek bir güçlü hükümdarın izine rastlanmadığını, toplumun birbiriyle rekabet eden seçkin grupların ve kent yönetimlerinin bir ağı olarak örgütlenmiş olabileceğini savundu.
  • Gregory Possehl (2002) — İndus uygarlığını, Mısır ve Mezopotamya'dan farklı olarak, kral ve saray ideolojisi yerine, temizlik, düzen ve ortak değerler üzerine kurulu, «yüzü olmayan» bir uygarlık olarak tanımladı; kentlerin terk edilişini de uzun bir dönüşüm süreci olarak gördü.
  • Rita Wright (2010) — İndus kentlerini, çevrelerindeki köyler, tarım ve ırmak sistemleriyle birlikte inceledi; kentlerin gelişimini ve sonunu, bölgesel çevre koşullarıyla ve kır ile kent arasındaki ilişkilerle açıkladı.

Bu tartışma, bir uygarlığı yazılı kaynaklar olmadan yorumlamanın zorluğunu gösteriyor. Wheeler, Mısır ve Mezopotamya'dan tanıdığı modeli, yani güçlü krallar ve istilalar modelini, İndus'a uyguladı. Kenoyer, Possehl ve Wright ise, bu modelin İndus kanıtlarına uymadığını, bu uygarlığın kendine özgü bir örgütlenme biçimi olabileceğini savunuyor. Bu tartışma, geçmişi yorumlarken tanıdık kalıpları bilinmeyen toplumlara ne kadar kolay taşıdığımızı hatırlatıyor. Wheeler'ın modeli, onun kendi askerî deneyiminin ve imparatorluk çağının dünyasının da izlerini taşıyordu.

Derine İn

İndus yazısının çözülememesi, arkeolojinin en büyük bilmecelerinden biridir. Bugüne kadar bulunan birkaç bin yazıtın çoğu, yalnızca beş ya da altı işaretten oluşur; en uzun yazıt bile birkaç düzine işareti geçmez. Mısır hiyerogliflerinin çözümünü sağlayan Rosetta Taşı gibi iki dilli bir yazıt da bulunmamıştır. Pek çok araştırmacı, bu işaretlerin bir dili yazıya geçiren gerçek bir yazı sistemi olduğunu düşünüyor. 2004'te Steve Farmer ve arkadaşları, bu görüşe karşı çıkan bir makale yayımladı: onlara göre işaretler, bir dili değil, simgeleri ve anlamları gösteren bir işaretler sistemiydi. 2009'da başka bir araştırma grubu, işaretlerin istatistiksel dağılımının dillerin yapısına benzediğini öne sürdü. Tartışma bugün de sürüyor.

Masson'un yanılgısı da öğreticidir. Masson, Harappa'yı incelerken elinde bir harita değil, İskender'in seferlerini anlatan Arrianos'un metni vardı. Arrianos'un anlattığı Sangala kuşatmasındaki tuğla kaleyi, gölü, tepeyi ve hendeği, gözünün önündeki kalıntılarda aradı ve buldu. On dokuzuncu yüzyılın Avrupalı gezginleri, Hindistan'ın geçmişini çoğu zaman Yunan ve Roma yazarlarının gözüyle okudu; bu yüzden, Yunan kaynaklarında adı geçmeyen, onlardan iki bin yıl daha eski bir uygarlığın varlığını düşünemediler. Okunan kaynaklar, bir gezginin gözünün önünde neyi göreceğini de belirleyebilir.

Kentlerin terk edilişine ilişkin açıklamalar da son yıllarda yeni kanıtlarla zenginleşti.

İndus uygarlığının hangi dili konuştuğu ve sonraki Güney Asya halklarıyla nasıl bir ilişkisi olduğu, bilimsel olduğu kadar siyasi de olan hassas bir tartışmadır. Farklı ulusal ve bölgesel kimlikler, bu uygarlığı kendi geçmişlerinin başlangıcı olarak sahiplenmek istiyor. Bu yüzden, kanıtların sınırlı olduğu bu konuda, kesin iddialara karşı özellikle dikkatli olmak gerekiyor.

Son olarak, İndus uygarlığının yeniden keşfi, arkeolojinin kendi tarihini de anlatır. Masson'un yanlış özdeşleştirmesinden Cunningham'ın mühürüne, demiryolu için sökülen tuğlalardan Marshall'ın 1924'teki duyurusuna kadar, bu uygarlık, onu arayanların beklentileriyle ve araçlarıyla biçimlenen bir bilgi süreciyle ortaya çıktı. Harappa'da 1920'lerin başında kazıları yöneten Daya Ram Sahni ve Mohenjo-daro'da kazıları başlatan Rakhaldas Banerji gibi Hintli arkeologların katkısı ise, uzun süre Marshall'ın gölgesinde kaldı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Charles Masson, Narrative of Various Journeys in Balochistan, Afghanistan, and the Panjab, cilt I (Londra: Richard Bentley, 1842).
  • Mortimer Wheeler, The Indus Civilization (Cambridge: Cambridge University Press, 1953).
  • Jonathan Mark Kenoyer, Ancient Cities of the Indus Valley Civilization (Karachi: Oxford University Press, 1998).
  • Gregory L. Possehl, The Indus Civilization: A Contemporary Perspective (Walnut Creek: AltaMira Press, 2002).
  • Rita P. Wright, The Ancient Indus: Urbanism, Economy, and Society (Cambridge: Cambridge University Press, 2010).
  • Liviu Giosan ve diğerleri, «Fluvial Landscapes of the Harappan Civilization», Proceedings of the National Academy of Sciences 109 (2012), E1688–E1694.

Arşiv ve kaynak

Masson'un seyahatnamesi ve Cunningham'ın Hindistan Arkeoloji Dairesi raporları, taranmış nüshalarıyla archive.org'da bulunuyor. Mohenjo-daro ve Dholavira'nın kalıntıları, UNESCO Dünya Mirası listesindedir. İndus mühürlerinin ve nesnelerinin önemli koleksiyonları, Karaçi'deki Pakistan Ulusal Müzesi'nde, Yeni Delhi'deki Ulusal Müze'de ve Londra'daki British Museum'da bulunuyor.

Açık sorular

  • İndus yazısı bir dili mi kaydediyordu, ve bir gün çözülebilecek mi?
  • İndus kentleri nasıl yönetiliyordu: bir merkezî güç tarafından mı, yoksa birbirinden bağımsız kent yönetimleri tarafından mı?
  • Kentlerin terk edilişinde iklim değişikliği mi, yoksa ticaretin ve toplumsal düzenin dönüşümü mü daha belirleyiciydi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) İndus uygarlığının olgun dönemi yaklaşık hangi yıllar arasında yaşandı? A) MÖ 500–MS 200 B) MÖ 2600–1900 C) MÖ 4000–3500 D) MÖ 1500–1000
  2. (Hedef 1) Mezopotamya metinlerinde deniz yoluyla ulaşılan ve pek çok araştırmacının İndus bölgesiyle özdeşleştirdiği uzak ülkenin adı nedir? A) Meluhha B) Dilmun C) Magan D) Elam
  3. (Hedef 2) 1820'lerin sonunda Harappa'yı ziyaret eden ve kalıntıları İskender'in kuşattığı bir şehirle özdeşleştiren gezgin kimdir? A) John Marshall B) Mortimer Wheeler C) Alexander Cunningham D) Charles Masson
  4. (Hedef 2) İndus yazısının çözülmesini zorlaştıran başlıca etken nedir? A) Yazıtların çok uzun olması B) İki dilli bir yazıtın bulunmaması ve yazıtların çok kısa olması C) Yazının Yunanca olması D) Yazıtların hiç bulunmaması
  5. (Hedef 3) İndus kentlerinin sonunu dışarıdan gelen savaşçıların saldırılarına bağlayan ve bu tezi sonradan eleştirilen arkeolog kimdir? A) Mortimer Wheeler B) Gregory Possehl C) Rita Wright D) Jonathan Mark Kenoyer

Açık uçlu soru

(Hedef 3) İndus kentlerinin terk edilişine ilişkin iki farklı açıklamayı karşılaştır: Wheeler'ın istila ve katliam tezi ile Giosan ve arkadaşlarının iklim ve ırmak değişimlerine dayanan açıklaması. Her açıklamanın hangi kanıtlara dayandığını, Dales'in eleştirisinin istila tezine ne yaptığını ve yazısı okunamayan bir toplumun sonunu açıklarken neden özellikle dikkatli olmamız gerektiğini tartış.

Cevaplar

  1. B — Olgun dönem, yaklaşık MÖ 2600 ile 1900 arasındaydı.
  2. A — Bu ülkenin adı Meluhha'dır.
  3. D — Bu gezgin Charles Masson'dur.
  4. B — İki dilli bir yazıtın bulunmaması ve yazıtların çok kısa olması, çözümü zorlaştırıyor.
  5. A — Bu tezi Mortimer Wheeler savundu.

Kapsayıcı bir cevap, Wheeler'ın tezinin iskeletlerin tek bir katliama ait olduğu varsayımına dayandığını, Dales'in bu iskeletlerin farklı katmanlardan geldiğini göstererek tezi zayıflattığını belirtir. Giosan ve arkadaşlarının açıklamasının ırmak yataklarına ve iklim kanıtlarına dayandığını, ama iklim ile toplum arasındaki bağlantının hâlâ tartışmalı olduğunu; yazılı kaynakların yokluğunda, kesin sonuçlardan kaçınıp kanıtların sınırlarını açıkça belirtmek gerektiğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

İndus kentleri boşaldıktan sonraki yüzyıllarda, aynı bölgenin kuzeyinde, bıraktığı izler tuğla ve mühür değil, ezberlenen sözler olan bir kültür ortaya çıktı. Sonraki bölüm, bu sözlere, Vedalara bakıyor: yüzyıllar boyunca yazıya geçirilmeden aktarılan ilahiler, toplumu bir ilk insanın bedeninden doğan dört sınıfa ayıran bir yaratılış anlatısı ve bu anlatının, iki bin yıl sonra bir kasaba meydanında yakılan bir yasa kitabına uzanan yolu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:15 Kanca: bir ovada yıkık bir tuğla kale ve toprak bir tepe; tuğlaların sökülüp demiryolu raylarının altına dizilmesi.
  • 1:15–3:20 Bağlam: Mısır, Mezopotamya ve İndus'u aynı anda gösteren bir harita; İndus bölgesinin genişliğini vurgulayan bir çizgi.
  • 3:20–5:10 Gelişme — planlı kentler: yukarıdan görülen düzenli sokaklar ve kanallar; bir mühürün üzerindeki boğa ve işaretler; Körfez'den Mezopotamya'ya giden gemiler.
  • 5:10–7:20 Dönüş noktası — terk ediliş: kuruyan bir ırmak yatağı; küçülen kentler ve doğuya kayan köyler.
  • 7:20–9:30 Kapanış: okunamayan bir işaret dizisinin önünde bekleyen bir soru işareti.

Kişiler yüzsüz silüet; iskeletler ve insan kalıntıları gösterilmez.