İçeriğe geç

Bölüm DT-109.04 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Roma şehrinde bir gün

DT-109 Roma İmparatorluğu

2.689 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
14–180
Bölge
İtalya
Tema
Şehir · Gündelik hayat · Toplum
Kişiler
Juvenalis · Martialis · Seneca · Augustus · Iulius Caesar · Genç Plinius · Jérôme Carcopino · Alex Scobie · Walter Scheidel · Jerry Toner
Yerler
Roma · Ostia · Tiber · Subura · Nikomedia
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • İmparatorluk döneminde Roma kentinde sıradan bir günün akışını, yani sabah ziyaretlerini, iş saatlerini, hamamları, akşam yemeğini ve gece trafiğini anlatabileceksin.
  • Roma'da zenginlerle yoksulların, konaklarda oturanlarla kira evlerinde yaşayanların şehri ne kadar farklı yaşadığını; yangın, çöken binalar ve hastalık gibi tehlikeleri açıklayabileceksin.
  • Roma'nın gündelik hayatını anlatan hiciv şiirlerini ve mektupları, yazarlarının amacını ve abartıyı hesaba katarak kaynak olarak kullanabileceksin; arkeolojinin bu tabloya ne eklediğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — gece yarısı arabalar

Roma'da gece sessiz değildi. Tam tersine, şehrin en gürültülü saatleri, güneş battıktan sonra başlardı. Iulius Caesar dönemine tarihlenen bir yasaya göre, yük arabalarının gündüz şehrin içinde dolaşması yasaktı; tapınak ve kamu yapıları için taş taşıyanlar dışında, bütün tekerlekli taşıtlar karanlığı beklemek zorundaydı. Bu yüzden her gece, dar ve kıvrımlı sokaklar un, şarap, odun ve tuğla taşıyan arabalarla dolardı.

Şair Juvenalis, MS ikinci yüzyılın başlarında yazdığı bir şiirde, Roma'da uykusuzluktan ölen hastalardan söz eder. Ona göre Roma'da yalnızca çok zenginler uyuyabilirdi. Kira evlerinde oturanlar, dar sokakların dönemeçlerinde sıkışan arabaların gürültüsünü ve yolu tıkayan sürücülerin birbirine savurduğu küfürleri dinleyerek sabahı bekledi.

Bu tablo, bize dünyanın ilk büyük şehirlerinden birinde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. Nüfusu tahminen bir milyona yaklaşan Roma, sonraki bin yıl boyunca Avrupa'da boyutlarına ulaşılamayacak bir şehirdi. Bu bölüm, bu şehrin bir gününü sabahtan geceye izliyor ve soruyor: Roma'da yaşamak kimin için neydi?

Bağlam — imparatorluğun başkenti

Roma, imparatorluğun her köşesinden gelen insanların, malların ve paranın toplandığı bir yerdi. Senatörler ve zengin tüccarlar, tepelerdeki geniş, iç avlulu konaklarda yaşıyordu. Ama nüfusun büyük çoğunluğu, çok katlı kira evlerinde otururdu.

İnsulaların nasıl göründüğünü bugün en iyi, Roma'nın limanı Ostia'daki kalıntılardan biliyoruz: tuğladan yapılmış, balkonlu, sokağa açılan dükkânlı dört beş katlı bloklar. Roma'da da, Capitolium Tepesi'nin eteğinde, böyle bir binanın kalıntıları hâlâ görülebilir. Augustus ve ondan sonraki bazı imparatorlar, binaların yüksekliğine sınır koydu. Bu sınırların defalarca yeniden konması, kuralın pek uygulanmadığını düşündürür.

Zenginlerle yoksullar, çoğu zaman aynı mahallelerde, birkaç sokak arayla yaşardı. Forum'un hemen kuzeydoğusunda, iki tepe arasındaki çukurda kalan Subura, Roma'nın en kalabalık ve en kötü şöhretli mahallelerinden biriydi: dükkânlar, meyhaneler, genelevler ve dar sokaklarla doluydu. Suetonius'a göre Iulius Caesar bile gençliğinde burada küçük bir evde oturmuştu. Augustus, kendi adını taşıyan yeni Forum'u yaptırdığında, onu Subura'dan yüksek bir taş duvarla ayırdı; bu duvarın bir amacı, mahallenin sık sık çıkan yangınlarının Forum'a ulaşmasını önlemekti. Bu duvar bugün de ayaktadır ve şehrin iki yüzü arasındaki sınırı somut olarak gösterir.

Roma toplumunu bir arada tutan en önemli bağlardan biri, varlıklı bir koruyucuyu, kapısına gelen daha yoksul yurttaşlara bağlayan ilişkiydi.

Gelişme — sabahtan akşama bir gün

Roma'da gün, şafakla başlardı. Romalılar gündüzü on iki saate bölerdi; bu yüzden bir «saat» yazın uzun, kışın kısaydı. Şair Martialis, bir şiirinde bu saatlerin her birinin neyle geçtiğini sıralar.

Günün ilk ziyaretlerinin ardından, Forum'da mahkemeler, pazarlar ve tapınak törenleri başlardı. Dükkânlar, insulaların zemin katlarında, sokağa açık tezgâhlarda iş görürdü: fırıncılar, berberler, ayakkabıcılar, kumaş boyacıları. Kira evlerinin çoğunda mutfak yoktu; bu yüzden yoksullar sıcak yemeklerini sokak aşevlerinden alırdı.

Günün ikinci yarısı hamamlara aitti; hamam, Roma'nın belki de en sevilen kurumuydu. Hamamlar yalnızca yıkanma yeri değil, bir buluşma, egzersiz ve eğlence mekânıydı. İmparatorlar giderek daha büyük ve daha görkemli hamamlar yaptırdı; girişin ücreti çok düşüktü, bazen hiç yoktu.

Dokuzuncu saatte, zengin evlerde akşam yemeği başlardı. Misafirler sedirlere uzanır, kölelerin taşıdığı yemekler saatlerce sürebilirdi. Bu yemekler de bir tür sosyal sahneydi: kimin kimin yanında oturduğu, hangi şarabın kime ikram edildiği, konuğun saygınlığını gösterirdi.

Dönüş noktası — yangın, çöküş ve şehrin karnı

Ama bu şehir, pek çok sakini için tehlikeliydi. En büyük tehlike yangındı. Ahşap iskeletli, kandil ve mangalla ısınan ve aydınlanan insulalar, kolayca tutuşurdu. Juvenalis, bu tehlikeyi alaycı bir dille anlatır: alt katta yangın başladığında, çatının altında, güvercinlerin yumurtladığı kiremitlerin altında oturan kişi, en son yanacak olandır.

Augustus, MS 6'da bu tehlikeye karşı bir kurum oluşturdu: Roma'nın on dört mahallesini koruyan yedi birliklik bir gece bekçiliği ve itfaiye örgütü.

Roma'nın ikinci büyük sorunu, bu kadar insanı beslemekti. Şehrin tahılı, Mısır'dan, Kuzey Afrika'dan ve Sicilya'dan gemilerle gelir, Ostia'da ve sonra Tiber'in kıyısındaki depolarda toplanırdı. Yurttaşların bir kısmına devlet her ay ücretsiz tahıl verirdi.

Dağıtım, yoksulların açlıktan korunmasını sağlıyordu; ama aynı zamanda bir siyasi araçtı. Juvenalis'in sonraki bir şiirinde alay ettiği gibi, Roma halkı artık yalnızca iki şey istiyordu: ekmek ve at yarışları. İmparatorlar, Circus Maximus'taki yarışlar, arenadaki gösteriler ve tahıl dağıtımıyla, bu kalabalık şehrin huzurunu korumaya çalıştı.

Yaygın yanlış«Romalıların çoğu mermer sütunlu, avlulu, havuzlu evlerde yaşardı.»
Doğrusu

Bugün Roma denince akla gelen avlulu konaklar, yalnızca küçük bir zengin azınlığın evleriydi. Roma'nın nüfusunun büyük çoğunluğu, çok katlı kira evlerinin çoğu zaman tek odalı, mutfaksız ve suyun sokak çeşmelerinden taşındığı dairelerinde yaşardı.

Cevap — iki ayrı şehir

Roma'da bir gün, kim olduğunuza göre çok farklı geçerdi. Bir senatör için gün, kapısını dolduran müşterilerin selamlarıyla başlar, Forum'da, mahkemede ve hamamda devam eder, uzun bir akşam yemeğiyle sona ererdi; geceleri, konağının kalın duvarları ardında uyuyabilirdi. Bir insulanın üst katında oturan yoksul bir yurttaş içinse gün, sabah erkenden bir patronun kapısında sıra beklemekle başlar, dükkânda ya da inşaatta çalışmakla geçer, gece arabaların gürültüsüyle sona ererdi.

Ama bu iki şehir, birbirinden ayrı değildi. Zenginler ve yoksullar aynı hamamlarda yıkanır, aynı tribünlerde yarışları izler, aynı sokaklarda yürürdü. Roma'yı bu kadar canlı ve bu kadar tehlikeli yapan da, bu yakınlıktı.

Bugünle bağ — büyük şehrin eski sorunları

Kira artışı, çöken binalar, trafik gürültüsü, yangın ve kalabalık: Roma'nın sorunlarının çoğu, bugün büyük şehirlerde yaşayan insanların sorunlarına şaşırtıcı biçimde benzer. Gece yük taşımacılığı, çok katlı konutlarda yangın güvenliği, bina yüksekliği sınırları ve yoksullara yiyecek yardımı, bugün de şehir yönetimlerinin gündemindedir. Roma'yı incelemek, bir şehrin sorunlarının yalnızca teknik değil, kimin nerede ve nasıl yaşayacağına dair siyasi kararlar olduğunu da hatırlatır.

Birincil kaynak

Juvenalis, üçüncü hiciv şiirinde, Roma'yı terk etmeye hazırlanan bir dostunun ağzından şehirdeki hayatı anlatır:

I must live in a place, where there are no fires, no nightly alarms. Already is Ucalegon shouting for water, already is he removing his chattels: the third story in the house you live in is already in a blaze. You are unconscious! [...] Here full many a patient dies from want of sleep [...] For what lodging-houses allow of sleep? None but the very wealthy can sleep at Rome. [...] The passing of wagons in the narrow curves of the streets, and the mutual revilings of the teamdrivers brought to a stand-still, would banish sleep even from Drusus and sea-calves.

Türkçesi: Yangınların, gece tehlike çığlıklarının olmadığı bir yerde yaşamalıyım. Komşun Ukalegon şimdiden su diye bağırıyor, eşyalarını şimdiden taşıyor; oturduğun evin üçüncü katı şimdiden alevler içinde. Sen ise farkında değilsin! […] Burada pek çok hasta uykusuzluktan ölür […] Hangi kira evi insanı uyutur? Roma'da yalnızca çok zenginler uyuyabilir. […] Dar sokakların dönemeçlerinden geçen arabalar ve yolda sıkışıp kalan sürücülerin birbirine savurduğu küfürler, Drusus'un ve deniz ayılarının bile uykusunu kaçırırdı.

Kaynak: Juvenalis, Hicivler, III; Lewis Evans'ın İngilizce düzyazı çevirisi (New York: Harper & Brothers, 1881), Project Gutenberg. Türkçesi bizim. Ukalegon, Vergilius'un anlattığı Troya yangınında evi ilk yanan komşunun adıdır; Drusus, uykusuyla ün yapmış biri, deniz ayıları da uykuculuklarıyla bilinen hayvanlardır.

  1. Juvenalis'in anlatıcısına göre Roma'da yaşamanın başlıca tehlikeleri ve rahatsızlıkları nelerdir?
  2. «Roma'da yalnızca çok zenginler uyuyabilir» cümlesi, şehirdeki zenginlerle yoksulların hayatı arasındaki farkı nasıl gösteriyor?
  3. Juvenalis bir hiciv şairiydi; amacı güldürmek ve eleştirmekti. Bu metni Roma'daki hayatın bir kaydı olarak kullanırken neye dikkat etmeliyiz?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Jérôme Carcopino (1939) — Roma'nın gündelik hayatını anlatan klasik kitabında, imparatorluk başkentini canlı bir tablo olarak çizdi; ama bu tabloyu büyük ölçüde Juvenalis ve Martialis gibi hiciv şairlerinin sözlerine dayandırdı ve Roma toplumunu, aylaklığa ve gösteriye düşkün bir kalabalık olarak resmetti.
  • Alex Scobie (1986) — Roma'nın kira evlerini, su ve kanalizasyon düzenini ve çöp sorununu inceleyerek, şehrin yoksul mahallelerinin son derece sağlıksız olduğunu, kalabalık, pislik ve bulaşıcı hastalıkların ölüm oranlarını çok yükselttiğini gösterdi.
  • Walter Scheidel (2003) — Roma'nın, doğumlardan çok ölümlerin yaşandığı ve nüfusunu ancak taşradan ve imparatorluğun dört bir yanından sürekli göç alarak koruyabilen bir nüfus yutucusu olduğunu savundu; sıtma ve mevsimlik salgınların şehrin demografisini belirlediğini gösterdi.
  • Jerry Toner (2009) — Roma'nın sıradan insanlarının gündelik hayatını, seçkin yazarların alaycı bakışının dışında anlamaya çalıştı; halkın kaygılarını, eğlencelerini, inançlarını ve hayatta kalma stratejilerini kendi mantığı içinde yorumladı.

Bu tartışma, Roma'nın gündelik hayatını anlatırken hangi kaynağa ne kadar güvenileceği sorusunu açıyor. Carcopino, hiciv şairlerini bir aynaya dönüştürürken onların abartılarını da devraldı. Scobie ve Scheidel, edebi kaynakları arkeolojik ve demografik kanıtlarla sınayarak, hicivdeki sıkıntıların gerçek bir sağlık tablosuna karşılık geldiğini gösterdi. Toner ise, bu sıkıntılar içinde yaşayan insanları yalnızca kurban olarak değil, kendi dünyalarını kuran kişiler olarak görmeyi önerdi. Dört yaklaşım, aynı şehrin farklı katlarına bakıyor gibidir.

Derine İn

Roma'nın gündelik hayatına dair en renkli tanıklıklar, hiciv şiirlerinden gelir. Juvenalis ve Martialis, Roma'nın kalabalığını, pisliğini, gürültüsünü ve patron ve müşteri ilişkisinde patrona yaranmaya çalışanların küçük düşürücü durumunu canlı ayrıntılarla anlattı. Ama hiciv, bir tür abartı sanatıdır. Juvenalis'in anlatıcısı Roma'dan ayrılmak isteyen, yabancılardan ve yeni zenginlerden şikâyet eden huysuz bir adamdır; onun sözlerini doğrudan bir tanıklık olarak okumak, bir mizah dergisindeki karikatürü bir fotoğraf gibi okumak olur.

Bu yüzden tarihçiler, hiciv şairlerinin anlattıklarını başka kanıtlarla karşılaştırır. Ostia'daki insula kalıntıları, kira evlerinin gerçekten çok katlı olduğunu, zemin katlarında dükkânların bulunduğunu gösterir. Genç Plinius gibi seçkin bir yazarın mektupları, patron ile müşteri ilişkisini bu kez patronun gözünden anlatır: Plinius, arkadaşlarına ve müşterilerine iş bulmak, onları mahkemede savunmak, onlara borç vermek için sürekli yazışır. Mahkeme kayıtları ve kira sözleşmelerini anlatan hukuk metinleri ise, kiracılarla ev sahipleri arasındaki anlaşmazlıkları gösterir.

Roma'nın sağlık tablosu, bu kanıtlar içinde en karanlık olanıdır. Roma'da kanalizasyon ve su kemerleri vardı, ama bunlar şehrin tamamına hizmet etmiyordu. Üst katlardaki dairelerde su yoktu; lağım sistemi her binaya bağlı değildi; çöp ve dışkı çoğu zaman sokaklara atılırdı. Tiber'in taşkınları, sıtmanın yayılmasına uygun bataklıklar yaratırdı. Mezar yazıtlarından yola çıkan araştırmalar, şehirde yaşam süresinin kısa olduğunu ve yaz aylarında ölümlerin belirgin biçimde arttığını düşündürür.

Hiciv şairlerinin neredeyse hiç görmediği insanlar da bu şehrin parçasıydı. Roma'daki mezar yazıtları, kadınların ebe, sütanne, terzi, satıcı ya da dükkân sahibi olarak çalıştığını gösterir. Köleler, zengin evlerin kalabalık kadrolarında kapıcıdan kâtibe, aşçıdan hekime kadar her işi yaparken, azatlılar küçük atölyelerin ve dükkânların sahipleri arasında önemli bir yer tuttu. Bu insanların pek çoğu, kendi mesleklerini ve ailelerini mezar taşlarında gururla anlattı. Onların gününü, seçkinlerin edebiyatından değil, bu kısa yazıtlardan ve arkeolojik kalıntılardan okumak zorundayız; ve bu kaynaklar, Juvenalis'in karanlık tablosundan çok daha çeşitli bir şehir hayatı gösterir.

Bu kanıtlar, bizi ilginç bir çelişkiyle karşı karşıya bırakır. Roma, bir yandan olağanüstü bir teknik başarıydı: su kemerleri, hamamlar, çok katlı binalar, düzenli tahıl dağıtımı. Öte yandan, sakinlerinin çoğu için sağlıksız ve tehlikeli bir yerdi. İnsanlar yine de oraya akın etti: iş bulmak, tahıl dağıtımından yararlanmak, bir patrona bağlanmak ya da yalnızca imparatorluğun kalbinde yaşamak için. Büyük şehirlerin tarih boyunca taşıdığı bu çelişki, Roma'da ilk kez bu ölçekte yaşandı. Roma'yı anlamak, bu yüzden hem su kemerlerine hem de mezar taşlarındaki kısa hayatlara aynı anda bakmayı gerektirir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Juvenal, The Satires of Juvenal, Persius, Sulpicia, and Lucilius, çev. Lewis Evans (New York: Harper & Brothers, 1881), Project Gutenberg.
  • Seneca, Ad Lucilium Epistulae Morales, çev. Richard M. Gummere, cilt I (Loeb Classical Library, 1917).
  • Jérôme Carcopino, La vie quotidienne à Rome à l'apogée de l'Empire (Paris: Hachette, 1939).
  • Alex Scobie, «Slums, Sanitation, and Mortality in the Roman World», Klio 68 (1986), 399–433.
  • Walter Scheidel, «Germs for Rome», Catharine Edwards ve Greg Woolf (ed.), Rome the Cosmopolis (Cambridge: Cambridge University Press, 2003).
  • Jerry Toner, Popular Culture in Ancient Rome (Cambridge: Polity Press, 2009).

Arşiv ve kaynak

Juvenalis'in hicivleri Evans çevirisiyle Project Gutenberg'de; Seneca'nın mektupları Gummere çevirisiyle Wikisource'ta; Martialis'in epigramları, 1897 tarihli Bohn çevirisiyle tertullian.org sitesinde okunabiliyor. Ostia antik kenti, Roma'nın gündelik hayatını, kira evleri, dükkânları, fırınları ve hamamlarıyla en iyi gösteren arkeolojik alandır. Roma'nın dördüncü yüzyıldan kalma kent listeleri, şehrin mahallelerini ve yapılarını sayan eşsiz bir kaynaktır.

Açık sorular

  • Roma'nın nüfusu gerçekten bir milyona ulaştı mı, yoksa bu tahmin abartılı mı?
  • Juvenalis ve Martialis'in hicivleri, Roma'daki hayatı ne ölçüde yansıtıyor, ne ölçüde çarpıtıyor?
  • Roma'nın sıradan sakinleri, kendi şehirlerini nasıl görüyordu; onların sesini hangi kaynaklarda duyabiliriz?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Roma'da yük arabalarının gündüz şehir içinde dolaşması neden sınırlanmıştı ve bunun sonucu ne oldu? A) Arabalar yasaklandı, her şey gemilerle taşındı B) Arabalar geceleri dolaştı ve gece gürültüsü arttı C) Arabalar yalnızca bayramlarda dolaşabildi D) Arabalar şehrin dışında bırakıldı ve hiç girmedi
  2. (Hedef 2) Roma'da, zemin katında dükkânlar, üst katlarında kiralık daireler bulunan çok katlı kira evine ne ad verilir? A) Domus B) Villa C) Insula D) Forum
  3. (Hedef 2) Augustus'un MS 6'da kurduğu, geceleri devriye gezen ve yangınlarla savaşan örgüt hangisidir? A) Praetor muhafızları B) Lejyonlar C) Senato D) Gece gözcüleri
  4. (Hedef 3) Seneca'nın hamamın üstündeki odasından duyduğu sesleri anlatmasının asıl amacı neydi? A) Gürültünün içinde bile zihnin sükûnetini koruyabileceğini göstermek B) Hamamları kapattırmak C) Roma'nın nüfusunu hesaplamak D) Kira fiyatlarını eleştirmek
  5. (Hedef 3) Roma'nın, ölümlerin doğumlardan fazla olduğu ve nüfusunu ancak göçle koruyabilen bir şehir olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) Jérôme Carcopino B) Jerry Toner C) Walter Scheidel D) Alex Scobie

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Roma'da bir günü iki farklı insanın gözünden anlat: bir senatör ve bir insulanın üst katında oturan yoksul bir yurttaş. Anlatını kurarken Martialis'in saat listesini, Seneca'nın hamam mektubunu ve Juvenalis'in gece şikâyetlerini kullan; ardından bu üç kaynağın hangi insanların gününü anlattığını, hangilerini dışarıda bıraktığını tartış.

Cevaplar

  1. B — Arabalar geceleri dolaştı ve şehrin gece gürültüsü arttı.
  2. C — Bu yapıya insula denir.
  3. D — Bu örgüt gece gözcüleridir (vigiles).
  4. A — Seneca'nın amacı, gürültünün içinde bile zihnin sükûnetini koruyabileceğini göstermekti.
  5. C — Bu görüş Walter Scheidel'a aittir.

Olgun bir cevap, senatörün gününün Martialis'in saat listesine uyduğunu, yoksul yurttaşın gününün ise Juvenalis'in anlattığı tehlikeler ve gürültüyle daha iyi örtüştüğünü belirtir. Üç kaynağın da okuryazar ve görece rahat yaşayan erkekler tarafından yazıldığını, kadınların, kölelerin ve en yoksul işçilerin gününün bu metinlerde ancak dolaylı olarak göründüğünü tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Roma'nın kalabalığını sakin tutmanın yollarından biri, onu doyurmaksa, öbürü onu eğlendirmekti. Sonraki bölüm, bu eğlencelerin en ünlüsüne ve en karanlığına bakıyor: bir cenaze töreninden doğup elli bin kişilik bir amfitiyatroya taşınan gladyatör dövüşleri, onları izleyen tribünler ve Efes'te toprağın altından çıkan, kafataslarında yaralarını taşıyan genç adamlar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: gece, dar bir sokakta sıkışan yük arabaları; yukarıdaki pencerelerden sızan kandil ışıkları.
  • 1:10–3:00 Bağlam: bir insulanın kesiti, zemin katta dükkânlar, yukarı çıktıkça küçülen odalar; tepede bir konağın avlusu.
  • 3:00–4:45 Gelişme — bir gün: bir güneş saatinin gölgesi ilerlerken değişen sahneler; bir patronun kapısında bekleyen kalabalık, Forum, buharla dolu bir hamam.
  • 4:45–6:55 Dönüş noktası — tehlikeler: üst katlara tırmanan alevler, kova zinciri kuran gece gözcüleri; Ostia'da boşaltılan tahıl gemileri.
  • 6:55–9:30 Kapanış: aynı şehrin iki yüzü; ışıklı bir yemek salonu ile karanlık bir merdiven boşluğu.

Kişiler yüzsüz silüet; yangın ve çökme sahneleri, insan acısı gösterilmeden, binalar ve boş sokaklar üzerinden verilir.