İçeriğe geç

Bölüm DT-109.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Neron ve Caligula gerçekten deli miydi?

DT-109 Roma İmparatorluğu

2.721 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
37–68
Bölge
İtalya · Akdeniz
Tema
Siyaset · Kaynaklar · Tarih yöntemi
Kişiler
Caligula · Neron · Agrippina · Cassius Chaerea · Philon · Suetonius · Tacitus · Cassius Dio · Anthony Barrett · Aloys Winterling · Miriam Griffin · Edward Champlin
Yerler
Roma · Antium · Olympia · İskenderiye
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Augustus'tan sonra gelen Iulius-Claudius hanedanının imparatorlarını sıralayabilecek, Caligula ile Neron'un hükümdarlıklarının başlıca olaylarını anlatabileceksin.
  • Caligula ve Neron hakkındaki «delilik» anlatılarının hangi kaynaklardan geldiğini, bu kaynakların ne zaman, kim tarafından ve hangi amaçla yazıldığını açıklayabileceksin.
  • Aynı olayı anlatan iki antik yazarı, örneğin Roma yangınında Tacitus ile Suetonius'u karşılaştırarak, söylenti ile kanıtı birbirinden ayırabilecek; geriye dönük teşhisin sınırlarını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — sarayın koridorunda

MS 41 yılının 24 Ocak günü, Roma'da Palatinus Tepesi'ndeki sarayda oyunlar sürüyordu. Öğle saatlerinde imparator, yemeğe gitmek için tiyatrodan ayrıldı ve sarayın dar bir koridoruna girdi. Orada onu, kendi muhafızlarının subayları bekliyordu. İlk darbeyi, praetor muhafızlarının subaylarından Cassius Chaerea indirdi; ötekiler işi bitirdi. Aynı gün imparatorun karısı Caesonia ve küçük kızı da öldürüldü.

Öldürülen imparator, Augustus'un torununun oğlu, yirmi sekiz yaşındaki Gaius'tu. Tarih onu, çocukken babasının ordugâhında askerlerin taktığı bir takma adla tanır: «küçük çizme» anlamına gelen Caligula. Dört yıldan az süren hükümdarlığından geriye kalan en ünlü öyküler şunlardır: atını konsül yapmak istediği, kendini tanrı ilan ettiği, kız kardeşleriyle yasak ilişkiler yaşadığı, rüyasında denizle konuştuğu. Ondan yirmi yedi yıl sonra ölen bir başka imparator, Neron, Roma yanarken şarkı söylemekle ve kendi annesini öldürtmekle anıldı.

Bu iki imparator, yüzyıllardır «deli imparator» denince akla gelen ilk adlardır. Ama bu bölümün sorusu göründüğünden zor: bu iki adam gerçekten aklını mı yitirmişti, yoksa hikâyelerini yazanlar mı onları akıl dışı göstermeyi seçti?

Bağlam — bir hanedan ve onu anlatanlar

Augustus tahtın kime geçeceğine dair hiçbir kural bırakmamıştı. Augustus'tan sonra gelen dört imparator, onun ve karısı Livia'nın ailesinden geldiği için bu soya bugün Iulius-Claudius hanedanı denir: Tiberius, Caligula, Claudius ve Neron.

Caligula ile Neron hakkında bildiklerimizin neredeyse tamamı, üç yazardan gelir. Tacitus, bir senatördü; eserlerini Neron'un ölümünden yaklaşık yarım yüzyıl sonra yazdı. Suetonius, İmparator Hadrianus'un sarayında yazışma işlerini yürüten bir memurdu; imparatorluk arşivlerine erişimi vardı ve on iki imparatorun hayatlarını, yaklaşık aynı yıllarda, bir dizi biyografi olarak yazdı. Cassius Dio ise iki yüzyıl kadar sonra yazdı. Üçü de senatör sınıfının bakışını taşır ve üçü de, bu imparatorları deviren ya da onların ardından gelen yeni yönetimlerin döneminde yazmıştır.

Caligula'nın çağdaşı olan iki yazar da vardır: filozof Seneca ve İskenderiye'deki Yahudi topluluğunun elçisi olarak Caligula'yla bizzat görüşmüş olan Philon. Ama ikisi de ona karşı kişisel bir kırgınlık taşır. Seneca, Caligula döneminde canı tehlikeye girmiş bir senatördü; Philon ise onun önünde topluluğunun davasını savunmak zorunda kalmış ve küçük düşürülmüştü.

Gelişme — Caligula: parlak bir başlangıç, ani bir dönüş

MS 37'de, Tiberius öldüğünde, yirmi dört yaşındaki Caligula coşkuyla karşılandı. Babası Germanicus, halkın ve ordunun çok sevdiği bir komutandı; yaşlı ve kuşkucu Tiberius'un yerine gelen genç imparator, sürgündekileri geri çağırdı, vergileri hafifletti, halka armağanlar dağıttı. Bu ilk aylardan sonra ağır bir hastalık geçirdi.

Hastalıktan sonra Caligula'nın yönetimi sertleşti. Yakın akrabalarından ve danışmanlarından bazıları öldürüldü ya da ölüme zorlandı; vatana ihanet davaları yeniden başladı; hazine, büyük eğlenceler ve yapılar yüzünden hızla boşaldı. Suetonius'a göre imparator, Napoli Körfezi'nde gemilerden bir köprü kurdurup üzerinden atla geçti; Tanrılara benzeyen giysiler giydi; atı Incitatus'a mermer bir ahır ve fildişi bir yemlik yaptırdı ve onu konsül yapmayı düşündüğü söylendi.

Bu öykülerin bir kısmı, farklı yorumlanabilir. Tarihçi Aloys Winterling, Caligula'nın atını konsül yapma sözünü bir delilik belirtisi olarak değil, senatörlerle alay etmenin bir yolu olarak okudu: imparator, senatonun makamlarının artık yalnızca kendi isteğine bağlı olduğunu ve bir atın bile onlara atanabileceğini göstererek, Augustus'tan beri sürdürülen «cumhuriyet» oyununu açığa çıkarıyordu. Böyle okunduğunda, «deli» görünen davranış, acımasız ama bilinçli bir siyasi mesaja dönüşür.

Dönüş noktası — Neron ve Roma yangını

Neron, MS 54'te, on altı yaşında imparator oldu. Annesi Agrippina, onu tahta çıkarmak için büyük çaba harcamış, İmparator Claudius'la evlenerek oğlunu onun evlatlığı yaptırmıştı. Neron'un ilk yılları, danışmanları filozof Seneca ve muhafız komutanı Burrus'un etkisiyle görece ılımlı geçti. Ama MS 59'da Neron annesini öldürttü; bu, kaynakların üzerinde birleştiği, gerçek bir cinayetti. Sonraki yıllarda Neron giderek daha fazla sahneye çıktı, şarkı söyledi, araba yarışlarına katıldı; bir Roma imparatorunun, bir aktör gibi halkın önünde gösteri yapması, senatörler için büyük bir rezaletti.

MS 64 Temmuzunda Roma'da büyük bir yangın çıktı. Günlerce süren yangın, şehrin büyük bölümünü yaktı. Neron'un Roma'yı yanarken seyredip Troya'nın yıkılışını anlatan bir şarkı söylediği öyküsü, bu yangından doğdu. Ama bu öyküyü anlatan iki yazar, onu çok farklı biçimlerde anlatır.

Yangından sonra Neron, yanan alanların büyük bir kısmının üzerine Altın Ev adını verdiği devasa bir saray yaptırdı. Bu, yangını onun çıkardığı söylentisini güçlendirdi. Neron, suçu kendinden uzaklaştırmak için Roma'daki küçük Hıristiyan topluluğunu suçladı; Tacitus, onların korkunç biçimlerde cezalandırıldığını anlatır. Yeniden inşanın maliyeti, Neron'un aynı yıllarda gümüş sikkenin ağırlığını düşürmesiyle de bağlantılı görülür.

Yaygın yanlış«Neron, Roma yanarken lir çalarak şarkı söyledi.»
Doğrusu

Bu öykü, olayları anlatan en yakın kaynak olan Tacitus'ta bir söylenti olarak geçer; Tacitus, Neron'un yangın başladığında Antium'da olduğunu yazar. Suetonius ve Cassius Dio ise öyküyü bir olgu gibi anlatır. Bugün bilinen biçimiyle, keman çalan bir Neron imgesi ise çok daha sonra doğmuştur; Neron'un yaşadığı çağda keman yoktu.

Cevap — delilik mi, anlatı mı?

Caligula ve Neron'un gerçekten deli olup olmadığını bilemeyiz. Onları anlatan kaynakların hepsi düşmanca, çoğu olaylardan onlarca yıl sonra yazılmış ve söylentiyle olguyu birbirine karıştırmıştır. Ama bu, iki imparatorun masum olduğu anlamına gelmez: Caligula'nın hükümdarlığındaki cinayetler ve Neron'un annesini öldürtmesi, kaynakların üzerinde birleştiği gerçek olaylardır.

Belki de daha doğru soru, bu imparatorların neden «deli» olarak anlatıldığıdır. Bir imparatorun gücünü sınırlayan hiçbir yasal kural yoktu; onu durdurabilecek tek şey, senatörlerle ve orduyla iyi geçinme zorunluluğuydu. Caligula ve Neron, senatörlerin gözünde bu sınırı aştılar: onlarla alay ettiler, onları öldürdüler, ya da bir aktör gibi sahneye çıkarak imparatorluk makamını küçük düşürdüler. «Delilik», senatörlerin, sistemin kendisini sorgulamadan kötü bir imparatoru açıklamanın en kolay yoluydu. Neron'un ölümünden sonra senato, onun adını bazı yazıtlardan sildirdi.

Bugünle bağ — uzaktan teşhis koymak

Yirminci yüzyılda bazı hekimler ve tarihçiler, Caligula'ya antik metinlerdeki belirtilerden yola çıkarak sara, tiroid bozukluğu ya da beyin iltihabı gibi tanılar koymaya çalıştı. Bu tür geriye dönük teşhis, bugün de tanınmış kişiler hakkında sık sık yapılır. Ama bir hekimin önünde hasta değil, iki bin yıl önce yazılmış ve düşmanca olduğu bilinen metinler vardır.

Caligula ve Neron'un öyküsü, bugün bir liderin «deli» olarak anlatıldığı her durumda sorulabilecek soruları öğretir: bu nitelemeyi kim yapıyor, ne zaman ve hangi kanıta dayanarak? Delilik iddiası, bir liderin yaptıklarını açıklıyor mu, yoksa onu anlamaya çalışmanın yerine mi geçiyor?

Birincil kaynak

Suetonius, Caligula'nın hayatını anlatırken, yirmi ikinci bölümde anlatısını ikiye böler:

Thus far we have spoken of him as a prince. What remains to be said of him, bespeaks him rather a monster than a man. He assumed a variety of titles, such as "Dutiful," "The Pious," "The Child of the Camp, the Father of the Armies," and "The Greatest and Best Caesar." [...] He was strongly inclined to assume the diadem, and change the form of government, from imperial to regal; but being told that he far exceeded the grandeur of kings and princes, he began to arrogate to himself a divine majesty.

Türkçesi: Buraya kadar ondan bir hükümdar olarak söz ettik. Onun hakkında söylenecek geri kalan şeyler, onu bir insandan çok bir canavar olarak gösterir. «Görevine bağlı», «Dindar», «Ordugâhın Çocuğu, Orduların Babası» ve «En Büyük ve En İyi Sezar» gibi çeşitli unvanlar aldı. […] Taç giymeye ve yönetimin biçimini imparatorluktan krallığa çevirmeye güçlü bir eğilim duyuyordu; ama kralların ve hükümdarların büyüklüğünü çok aştığı söylenince, kendine tanrısal bir yücelik yakıştırmaya başladı.

Kaynak: Suetonius, Caligula, 22; Alexander Thomson'ın çevirisi, T. Forester'ın gözden geçirmesiyle, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Suetonius, Caligula'nın hayatını hangi iki bölüme ayırıyor? Bu ayrım, onun anlatısını okurken okura ne düşündürüyor?
  2. Suetonius'a göre Caligula neden krallık yerine tanrısallığa yöneldi? Bu açıklama bir olguyu mu, yoksa bir yorumu mu aktarıyor?
  3. Suetonius bu satırları, Caligula'nın ölümünden yaklaşık seksen yıl sonra, başka bir imparatorun sarayında çalışırken yazdı. Bu durum, onun Caligula'yı anlatışını nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Miriam Griffin (1984) — Neron'un düşüşünü bir delilik öyküsü olarak değil, bir siyasi başarısızlık olarak açıkladı: Neron, senatörlerin desteğini yitirdi, ordularla ve eyalet valileriyle ilişkisini ihmal etti ve bunun sonucunda MS 68'de ayaklanan komutanlara karşı yalnız kaldı.
  • Anthony Barrett (1989) — Caligula'nın klinik anlamda deli olmadığını, ama sınırsız güçle karşılaşan deneyimsiz ve sorumsuz bir gencin, bu gücü kötüye kullanan bir yöneticiye dönüştüğünü savundu; antik kaynakların abartılarını ayıklamaya çalıştı.
  • Edward Champlin (2003) — Neron'u bir gösteri adamı olarak yorumladı: Neron, mitlerdeki kahramanları bilinçli olarak canlandırıyor, halka yönelik gösterilerle geniş bir halk desteği kazanıyordu; ölümünden sonra mezarına çiçekler bırakılması ve kendini Neron diye tanıtan sahte imparatorların ortaya çıkması, onun halk arasındaki popülerliğini gösterir.
  • Aloys Winterling (2003) — Caligula'nın «deli» görünen davranışlarının, senatörleri küçük düşürmeye ve Augustus'tan beri süren ikiyüzlü «cumhuriyet» dilini açığa çıkarmaya yönelik bilinçli bir strateji olduğunu savundu.

Bu tartışma, bir imparatorun davranışını açıklamak için üç farklı yol sunuyor. Barrett, kişisel karaktere ve gücün bozucu etkisine bakıyor. Griffin, siyasi ilişkilere ve desteğin nasıl yitirildiğine odaklanıyor. Champlin ve Winterling ise «delilik» görünen davranışların arkasında bir mantık, bir izleyici ve bir mesaj arıyor. Hepsi, antik kaynakların delilik anlatısını olduğu gibi kabul etmemek konusunda birleşiyor. Ama aralarındaki fark önemlidir: bir davranışın arkasında mantık bulmak, onu haklı çıkarmak anlamına gelmez; Winterling'in Caligula'sı deli değildir, ama bu onu daha az acımasız yapmaz.

Derine İn

Antik yazarların «kötü imparator» anlatılarında belirli motiflerin tekrar tekrar ortaya çıkması, dikkat çekicidir. Yakın akrabalarla yasak ilişkiler, kendini tanrı ilan etme, lüks ve israf, senatörlere zulüm, halkın önünde gösteri yapma: bu motifler, Caligula ve Neron'dan sonra Domitianus, Commodus ve başka imparatorlar için de kullanılır. Bu, antik Yunan'dan beri süren bir tiran kalıbının parçasıdır: Platon'dan başlayarak Yunan ve Roma yazarları, tiranı arzularının kölesi olmuş, ölçüsüz ve korkak bir insan olarak tanımlamıştı. Bir imparator senatörlerin gözünde bir tirana dönüştüğünde, onun hakkında anlatılan öyküler bu hazır kalıba kolayca yerleşti.

Suetonius'un yazma yöntemi de bu açıdan incelenmelidir. Suetonius, olayları zaman sırasıyla değil, konulara göre anlatır: önce imparatorun iyi yaptıkları, sonra kötü yaptıkları; önce görünüşü, sonra alışkanlıkları. Caligula'nın hayatındaki «hükümdar» ile «canavar» ayrımı, bu yöntemin bir sonucudur. Suetonius, pek çok öyküyü «söylendiğine göre» ya da «inanıldığına göre» diye başlatır; ama okur, bu çekinceyi çoğu zaman unutur ve öyküyü bir olgu gibi hatırlar. Caligula'nın atını konsül yapma planı da Suetonius'ta böyle bir söylentidir; imparatorun bunu gerçekten yapmaya niyetli olup olmadığını bilmiyoruz.

Neron'un anısı ise ilginç bir biçimde ikiye bölünmüştür. Senatörler için o, annesini öldüren, sahnede şarkı söyleyen ve Roma'yı yakan bir canavardı. Ama Suetonius'un kendisi, Neron öldükten sonra bir süre mezarının çiçeklerle süslendiğini, adına bildiriler yayımlandığını ve yirmi yıl sonra kendini Neron diye tanıtan bir adamın Partlar arasında büyük destek gördüğünü anlatır. Neron'un geri döneceğine dair inanç, uzun süre yaşadı. Senatörlerin nefret ettiği bir imparator, Roma'nın sıradan halkı ve imparatorluğun doğu eyaletleri için sevilen bir figür olabiliyordu.

Yazılı kaynaklardan bağımsız kanıtlar da vardır. Caligula'nın hükümdarlığının ilk yıllarında basılan bir bronz sikkenin arka yüzünde, üç kız kardeşi, bereket ve uyum gibi kavramları simgeleyen tanrıçalar olarak gösterilir. Kaynaklarda kız kardeşleriyle yasak ilişkinin kanıtı olarak okunan yakınlık, sikkede bir hanedan propagandası olarak görünür: yaşayan bir imparatorun kız kardeşlerinin sikkede yer alması yeni bir şeydi ve imparatorun ailesini bir kutsal aile gibi sunuyordu. Aynı kanıt, bir yazar için skandal, bir tarihçi için ise hanedanın kendini nasıl tanıttığının belgesi olabilir.

Neron'un MS 66–67'de yaptığı Yunanistan gezisi de bu ikili anının bir örneğidir. Neron, Olympia'daki oyunlar dahil Yunanistan'ın büyük yarışmalarına katıldı ve hepsini kazandı; bir araba yarışında arabadan düştüğü hâlde birinci ilan edildi. Senatörler için bu, bir imparatorun kendini gülünç duruma düşürmesiydi. Ama Neron, gezinin sonunda Korint'te Yunanistan'ın vergiden muaf olduğunu ilan etti; Yunan şehirleri için bu, büyük bir armağandı.

Son olarak, Caligula ve Neron'un kaderi, imparatorluk sisteminin kendisi hakkında da bir şey söyler. Caligula, kendi muhafızları tarafından öldürüldü; Neron, eyaletlerdeki komutanlar ayaklanıp senato onu devlet düşmanı ilan edince, bir azatlısının evinde intihar etti. Suetonius'a göre son sözleri «Benimle birlikte ne büyük bir sanatçı ölüyor!» oldu. Ardından gelen MS 69 yılında, dört ayrı komutan birbiri ardına imparator oldu. Tacitus, Tarihler'inin başında bu yılın açığa çıkardığı sırrı şöyle özetler: bir imparator Roma dışında da yapılabilirdi: gerçek güç, orduların elindeydi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Suetonius, The Lives of the Twelve Caesars, çev. Alexander Thomson, gözden geçiren T. Forester, Project Gutenberg.
  • Philo, The Works of Philo Judaeus, çev. C. D. Yonge, cilt IV (Londra: Henry G. Bohn, 1855), Wikisource.
  • Miriam T. Griffin, Nero: The End of a Dynasty (Londra: Batsford, 1984).
  • Anthony A. Barrett, Caligula: The Corruption of Power (Londra: Batsford, 1989).
  • Edward Champlin, Nero (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2003).
  • Aloys Winterling, Caligula: A Biography (Berkeley: University of California Press, 2011; Almanca aslı 2003).

Arşiv ve kaynak

On İki Sezar'ın Hayatları, Thomson ve Forester çevirisiyle Project Gutenberg'de; Tacitus'un Annales'i Wikisource'ta; Philon'un Gaius'a Elçilik'i ise Yonge çevirisiyle Wikisource'ta okunabiliyor. Neron'un Altın Ev'inin kalıntıları, Roma'da, sonradan üzerine yapılan yapıların altında korunmuştur. Caligula ve Neron dönemine ait sikkeler ve yazıtlar, bu imparatorların kendilerini nasıl sunduğunu, düşmanca kaynaklardan bağımsız olarak gösteren kanıtlardır.

Açık sorular

  • Caligula'nın hastalığı, onun yönetim biçimini gerçekten değiştirdi mi, yoksa bu, sonradan kurulan bir anlatı mı?
  • Neron, senatörler dışındaki toplum kesimleri arasında ne kadar popülerdi?
  • Antik kaynakların «kötü imparator» kalıbından ayıklanmış bir Caligula ya da Neron portresi çizmek mümkün mü?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Augustus'tan Neron'a kadar Roma'yı yöneten imparatorların oluşturduğu soya ne ad verilir? A) Flavius hanedanı B) Antoninus hanedanı C) Severus hanedanı D) Iulius-Claudius hanedanı
  2. (Hedef 1) Caligula MS 41'de kim tarafından öldürüldü? A) Kendi muhafız subayları tarafından B) Senatörler tarafından C) Annesi tarafından D) Bir yabancı elçi tarafından
  3. (Hedef 3) Roma yangını başladığında, Tacitus'un anlatımına göre Neron neredeydi? A) Olympia'da B) Antium'da C) Palatinus'taki sarayında D) Maecenas'ın kulesinde
  4. (Hedef 2) Caligula'nın hastalığını ve ardından gelen dönüşü, onu bizzat tanımış bir çağdaş olarak anlatan yazar kimdir? A) Suetonius B) Cassius Dio C) Philon D) Tacitus
  5. (Hedef 2) Caligula'nın «deli» görünen davranışlarının senatörleri küçük düşürmeye yönelik bilinçli bir strateji olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) Miriam Griffin B) Edward Champlin C) Anthony Barrett D) Aloys Winterling

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Roma yangınını iki antik yazarın gözünden karşılaştır: Neron'un şehri ateşe verdirdiğini ve yangını seyrederken şarkı söylediğini anlatan Suetonius ve yangının nedenini belirsiz bırakıp şarkı öyküsünü bir söylenti olarak aktaran Tacitus. Ardından, bu iki anlatımın farkının «Neron deli miydi?» sorusuna nasıl bir ışık tuttuğunu ve bir tarihçinin söylentiyi nasıl kullanması gerektiğini tartış.

Cevaplar

  1. D — Bu soya Iulius-Claudius hanedanı denir.
  2. A — Caligula, kendi muhafızlarının subayları tarafından öldürüldü.
  3. B — Tacitus'a göre Neron, yangın başladığında Antium'daydı.
  4. C — Bu tanıklık Philon'a aittir.
  5. D — Bu yorum Aloys Winterling'e aittir.

Başarılı bir cevap, Suetonius'un öyküyü bir olgu gibi sunduğunu, Tacitus'un ise kaynakların bölündüğünü açıkça söyleyip şarkıyı söylenti olarak nitelediğini belirtir; iki yazarın da Neron'a düşman olduğunu, ama Tacitus'un kanıtla söylentiyi ayırmaya daha fazla özen gösterdiğini gösterir. Bir tarihçinin söylentiyi, bir olgunun kanıtı olarak değil, insanların ne düşündüğünün kanıtı olarak kullanabileceğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Caligula ile Neron'un öyküleri sarayda, senato salonunda ve imparatorun çevresinde geçiyor; ama Neron'un yangını, yüz binlerce insanın evini de yaktı. Sonraki bölüm, sarayın duvarlarının dışına, bu insanların yaşadığı şehre iniyor: kira evlerinin üst katlarına, patronların kapısında sabah bekleyen kalabalığa, hamamların gürültüsüne ve gece sokakları dolduran yük arabalarına.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:15 Kanca: sarayın dar bir koridorunda yaklaşan gölgeler; yere düşen bir imparatorluk pelerini.
  • 1:15–3:05 Bağlam: bir aile ağacında Augustus'tan Neron'a uzanan dallar; üç yazarın masalarında, farklı yüzyıllarda yazan eller.
  • 3:05–4:35 Gelişme — Caligula: bir kentten ötekine yayılan hastalık haberi; denizin üzerine kurulan gemi köprüsü; senato salonunda bir at silueti.
  • 4:35–6:55 Dönüş noktası — Roma yangını: yanan bir şehir; aynı sahnenin iki farklı anlatımı yan yana, bir yanda kulede şarkı söyleyen bir figür, öbür yanda uzak bir kıyı kentinden dönen bir alay.
  • 6:55–9:30 Kapanış: yazıtlardan kazınan bir ad; bir mezarın üzerine bırakılan çiçekler.

Kişiler yüzsüz silüet; cinayetler ve cezalandırmalar doğrudan gösterilmez, gölgeler ve boş mekânlarla simgesel olarak verilir.