İçeriğe geç

Bölüm DT-108.11 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Mart'ın 15'i: Sezar neden öldürüldü?

DT-108 Roma Cumhuriyeti

2.627 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 46–MÖ 42
Bölge
İtalya
Tema
Siyaset · Hukuk ve devlet
Kişiler
Iulius Caesar · Marcus Brutus · Gaius Cassius · Decimus Brutus · Marcus Antonius · Calpurnia · Spurinna · Octavianus · Suetonius · Plutarkhos · Kathryn Tempest · Robert Morstein-Marx
Yerler
Roma · Pompeius Curia'sı · Forum Romanum · Largo di Torre Argentina · Philippi
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Sezar'ın iç savaştan sonra Roma'da kurduğu tek adam yönetimini ve ona verilen olağanüstü onurları açıklayabileceksin.
  • Sezar'a karşı kurulan komplonun nedenlerini ve MÖ 44'teki suikastın gidişini, suikastçıların ve Roma halkının bakış açılarıyla değerlendirebileceksin.
  • Suikastın, cumhuriyeti kurtarmak yerine neden yeni bir iç savaşa yol açtığını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — «Mart'ın 15'i geldi, ama geçmedi»

MÖ 44 yılının Mart ayının on beşinci gününün sabahı, Roma'da Iulius Caesar, senato toplantısına gitmek üzereydi. Suetonius'un anlattığına göre, birkaç gün önce kâhin Spurinna, bir kurbanın bağırsaklarında gördüğü kötü işaretlerden yola çıkarak, ona Mart'ın 15'i geçmeden önce büyük bir tehlikeyle karşılaşacağını söylemişti. O gece karısı Calpurnia, rüyasında evin çatısının çöktüğünü ve kocasının kendi kucağında bıçaklandığını görmüştü. Sezar, bir süre evde kalmayı düşündü. Ama senatörlerin kendisini beklediğini söyleyen bir dostu onu ikna etti.

Toplantı yerine giderken, biri eline komployu haber veren bir kâğıt tutuşturdu; Sezar onu, sonra okumak üzere öteki belgelerin arasına koydu. Senato binasına girerken, Spurinna'ya gülerek Mart'ın 15'inin geldiğini, ama hiçbir şey olmadığını söyledi. Kâhin, «Geldi, ama geçmedi» diye yanıt verdi. Birkaç dakika sonra Sezar, yirmi üç bıçak darbesiyle yere yığıldı. Bu bölüm, bu sahnenin arkasındaki soruyu soruyor: dünyanın en geniş devletini yöneten kişi, kendi affettiği adamların hançerleriyle neden can verdi?

Bağlam — iç savaşın galibi

Önceki bölümde, Sezar'ın Rubicon'u geçerek başlattığı iç savaşı gördük. MÖ 48'de Pharsalos'ta Pompeius'u yenen Sezar, sonraki yıllarda Kuzey Afrika'da ve İber Yarımadası'nda direnen son cumhuriyetçi orduları da dağıttı. MÖ 45'te, Roma'nın tartışmasız tek hâkimiydi.

Sezar, bu gücü büyük bir enerjiyle kullandı. Takvimi yeniden düzenledi; bugün kullandığımız takvimin temeli olan, 365 gün ve dört yılda bir artık gün içeren takvim onun döneminde kabul edildi. Borç sorununu hafifletmek için düzenlemeler yaptı, askerlerini ve yoksulları yeni kolonilere yerleştirdi, Kartaca ve Korint gibi yıkılmış şehirlerin yeniden kurulmasını başlattı. Senatonun üye sayısını artırdı ve senatoya, İtalya'dan ve eyaletlerden yeni adamlar aldı.

Ama bu reformların hepsi, tek bir adamın kararlarıyla yapılıyordu. Seçimler yapılıyordu, ama adaylar çoğu zaman Sezar tarafından önceden belirleniyordu; senato toplanıyordu, ama kararlar çoğu zaman önceden verilmişti. Suetonius'a göre bir konsülün görev süresinin son gününde ölmesi üzerine Sezar, boşalan konsüllüğü birkaç saatliğine bir başkasına vermişti. Cumhuriyetin kurumları duruyordu, ama içleri boşalmıştı.

Birincil kaynaktaki listeye göre Sezar'ın taşıdığı onurlar şunlardı: her yıl konsüllük, ömür boyu diktatörlük, «Vatanın Babası» unvanı, kralların heykelleri arasında bir heykel, tapınaklar, sunaklar ve hatta adının verildiği bir ay. Bugün kullandığımız «Temmuz» ayının Batı dillerindeki adı, bu onurdan gelir.

Gelişme — bir tacın gölgesi

Romalılar için en tehlikeli sözcük, «kral» sözcüğüydü. Önceki bölümlerde gördüğümüz gibi, cumhuriyet, bir kralın kovulmasıyla kurulmuştu. Sezar'ın bir kral olmak isteyip istemediği, bu dönemde en çok konuşulan soruydu.

MÖ 44'ün Şubat ayında, eski bir bayram olan Lupercalia sırasında, konsül Marcus Antonius, halkın önünde Sezar'ın başına birkaç kez bir taç koymaya çalıştı. Sezar, her seferinde tacı geri itti ve onun Capitolium'daki Iuppiter tapınağına götürülmesini emretti. Bu sahnenin amacı tartışmalıdır: belki Sezar, halkın tepkisini ölçmek istiyordu; belki de kral olmadığını halkın önünde göstermek istiyordu. Ama söylentiler durmadı.

Dönüş noktası — Pompeius'un salonunda

Komploya altmış kadar kişi katıldı. Önderleri, Marcus Brutus ve Gaius Cassius'tu; ikisi de iç savaşta Pompeius'un yanında savaşmış, sonra Sezar tarafından affedilip yüksek görevlere getirilmişti. Komplocular arasında, Sezar'ın uzun süre yanında savaşmış olan Decimus Brutus gibi yakın dostları da vardı. Kendilerine «özgürlükçüler» diyorlardı.

Komplocular, eylemi Mart'ın 15'inde, senatonun Pompeius'un yaptırdığı büyük tiyatronun yanındaki toplantı salonunda, Pompeius Curia'sında toplanacağı güne bıraktılar. Bu seçimin bir nedeni de, Sezar'ın birkaç gün sonra Partlara karşı büyük bir sefere çıkacak olmasıydı; ordusuyla Roma'dan ayrıldıktan sonra ona ulaşmak imkânsız olacaktı.

Ölen Sezar'ın cesedi, Pompeius'un heykelinin dibinde yatıyordu. Senatörler dehşet içinde kaçtı. Komplocular, Sezar'ın cesedini Tiber'e atmayı, mallarına el koymayı ve kararlarını geçersiz saymayı düşünmüştü; ama Marcus Antonius'tan ve Sezar'ın süvari komutanından korkarak bu planlarından vazgeçtiler.

Yaygın yanlış«Sezar'ın öldürülmesi, Roma halkının tiranlara karşı öfkesinin bir ifadesiydi ve halk suikastçıları kurtarıcı olarak karşıladı» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa suikast, bir grup senatörün eylemiydi ve Roma halkının büyük bölümü Sezar'ı seviyordu. Birkaç gün sonra, Sezar'ın vasiyeti açıklandığında, Roma'daki her yurttaşa bir miktar para ve Tiber'in öbür yakasındaki bahçelerini halka bıraktığı öğrenildi. Cenazesinde, Marcus Antonius'un konuşmasından ve Sezar'ın kanlı togasının gösterilmesinden sonra, halk öfkeyle ayaklandı, cesedi Forum Romanum'da, orada topladığı sıralarla ve odunlarla yaktı ve komplocuların evlerine saldırdı. Suikastçılar Roma'dan kaçmak zorunda kaldı.

Cevap — bir cinayet, bir kurtuluş değil

Öyleyse Sezar neden öldürüldü? Komploculerin gözünde, Sezar bir tirandı: yasaların üstünde duruyor, ömür boyu diktatör olarak cumhuriyetin kurumlarını anlamsız kılıyor, soyluların geleneksel onurunu, dignitasını, elinden alıyordu. Sezar'ın bağışlayıcılığı bile, onları aşağılıyordu; çünkü affetmek, bir efendinin kölesine gösterebileceği bir davranıştı. Bazıları, kişisel kırgınlıklar ve hırslarla da hareket ediyordu.

Ama suikast, amacına ulaşmadı. Komplocular, Sezar ölünce cumhuriyetin kendiliğinden yeniden kurulacağını sanıyordu. Oysa Roma'nın gerçek gücü artık senatoda değil, orduların ve onları yönetenlerin elindeydi. Sezar'ın vasiyetinde evlat edindiği on sekiz yaşındaki büyük yeğeni Octavianus, Marcus Antonius ile birlikte, Sezar'ın intikamını almak için savaştı. MÖ 42'de, Yunanistan'ın kuzeyindeki Philippi'de, Brutus ve Cassius yenildi ve ikisi de kendini öldürdü. Suikast, cumhuriyeti kurtarmamış, yeni bir iç savaşı başlatmıştı. MÖ 27'de, bu savaşın galibi Octavianus, Augustus adıyla Roma'nın ilk imparatoru olacaktı.

Bugünle bağ — kedilerin yaşadığı kalıntılar

Sezar'ın öldürüldüğü Pompeius Curia'sının kalıntıları, bugün Roma'nın ortasında, Largo di Torre Argentina denen meydandaki kazı alanının bir bölümünde duruyor. Alan, bugün başıboş kedilerin barındığı bir yer olarak da biliniyor. Suikastın ardından Brutus'un bastırdığı bir sikke de korunmuştur: sikkenin bir yüzünde iki hançer ve azat edilen kölelerin taktığı bir başlık, altında da «Mart'ın on beşi» anlamına gelen yazı vardır. Suikastçılar, eylemlerini bir özgürlük kutlaması olarak sunmak istemişti. İngiliz yazar Shakespeare'in on altıncı yüzyılın sonunda yazdığı oyun ise, Sezar'ın son sözlerini Latince olarak anarak, bu anı Avrupa'nın belleğine yerleştirdi.

Birincil kaynak

Suetonius, Sezar'ın ölümünün nedenlerini tartışırken şöyle yazar:

His other words and actions, however, so far outweigh all his good qualities, that it is thought he abused his power, and was justly cut off. For he not only obtained excessive honours, such as the consulship every year, the dictatorship for life, and the censorship, but also the title of emperor, and the surname of FATHER OF HIS COUNTRY, besides having his statue amongst the kings […]. He even suffered some honours to be decreed to him, which were unbefitting the most exalted of mankind; such as a gilded chair of state in the senate-house […], temples, altars, statues among the gods […]; and that one of the months should be called by his name.

Türkçesi: Ancak onun öteki sözleri ve davranışları, bütün iyi niteliklerinden öylesine ağır basar ki, gücünü kötüye kullandığı ve haklı olarak öldürüldüğü düşünülür. Çünkü yalnızca her yıl konsüllük, ömür boyu diktatörlük ve censorluk gibi aşırı onurları değil, aynı zamanda imperator unvanını ve «Vatanın Babası» lakabını da aldı; kralların arasında bir heykeli vardı […]. Hatta insanların en yücesine bile yakışmayacak onurların kendisi için karara bağlanmasına izin verdi: senatoda yaldızlı bir koltuk […], tapınaklar, sunaklar, tanrıların arasında heykeller […] ve aylardan birinin onun adıyla anılması.

Kaynak: Suetonius, Tanrılaştırılmış Iulius, 76; Alexander Thomson'ın T. Forester tarafından gözden geçirilen İngilizce çevirisi, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Suetonius, Sezar'ın hangi onurlarını «aşırı» buluyor? Bu onurlardan hangileri siyasi, hangileri dinî nitelikteydi?
  2. Suetonius, Sezar'ın «haklı olarak öldürüldüğünün düşünüldüğünü» söylüyor. Bu ifade, onun kendi görüşünü mü, yoksa başkalarının görüşünü mü yansıtıyor? Bu ayrım neden önemli?
  3. Suetonius, Sezar'dan yaklaşık iki yüzyıl sonra, Roma'nın artık imparatorlar tarafından yönetildiği bir dönemde yazıyordu. Bu durum, onun cumhuriyetin son günleri hakkındaki değerlendirmesini nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Stefan Weinstock (1971) — Sezar'a verilen dinî onurları ayrıntılı olarak inceledi; Sezar'ın yaşarken bir tanrı gibi onurlandırılmaya başlandığını ve bu onurların, onu Roma'nın geleneksel siyasi düzeninin tamamen dışına çıkardığını, komplocular için tahammül edilemez olanın da bu olduğunu savundu.
  • Barry Strauss (2015) — Suikastın ayrıntılı bir anlatısını yeniden kurdu; komplonun başarısında, Sezar'ın uzun süredir yanında olan Decimus Brutus gibi askerî yakınlarının rolünü vurguladı ve suikastı, iyi planlanmış ama sonrası düşünülmemiş bir eylem olarak değerlendirdi.
  • Kathryn Tempest (2017) — Marcus Brutus'un hayatını ve düşüncesini inceledi; onu, kişisel hırsla değil, felsefi ilkelerle ve atalarının cumhuriyetçi mirasıyla hareket eden, ama siyasi hesapları zayıf bir figür olarak tanımladı.
  • Robert Morstein-Marx (2021) — Sezar ile Roma halkı arasındaki ilişkiyi inceledi; Sezar'ın gücünün önemli bir kısmının halkın desteğine dayandığını, suikastçıların ise halkın iradesini değil, dar bir soylu kesimin çıkarlarını temsil ettiğini savundu.

Bu tartışma, suikastı farklı açılardan yorumluyor. Weinstock, Sezar'ın kendini geleneksel düzenin üstüne çıkaran dinî onurlarına odaklanıyor. Tempest, suikastçıların en ünlüsünün ilkelerini ciddiye alıyor. Strauss, eylemin kendisini ve onu gerçekleştirenlerin kim olduğunu ayrıntılı biçimde inceliyor. Morstein-Marx ise dikkati halka çeviriyor: ona göre asıl soru, suikastın kimin adına yapıldığıdır. Bu tartışma, Sezar'ın bir tiran mı, yoksa halkın desteklediği bir reformcu mu olduğu sorusunun, hâlâ açık olduğunu gösteriyor.

Derine İn

Sezar'ın ölümüne dair en ünlü söz olan «Sen de mi, Brutus?», antik kaynaklarda bu biçimde yer almaz. Suetonius, bazı yazarların Sezar'ın Yunanca «Sen de mi, oğlum?» dediğini aktarır; ama kendi anlatısında Sezar sessizce ölür. Plutarkhos ise, Sezar'ın Brutus'un da hançer çektiğini görünce togasını başına örtüp direnmeyi bıraktığını yazar. «Sen de mi, Brutus?» biçimi, Latince olarak, yüzyıllar sonra Avrupa edebiyatında ortaya çıktı ve Shakespeare'in oyunuyla ünlendi. Bu, bir tarihî sahnenin, sonraki kuşakların anlatılarıyla nasıl yeniden biçimlendiğinin güzel bir örneğidir.

Sezar'ın bağışlayıcılığı, suikastın nedenlerinden biri olarak da tartışılıyor. İç savaş boyunca Sezar, karşısında savaşanları çoğu zaman bağışladı, üstelik onlara makam da dağıttı; Brutus ve Cassius da bunlar arasındaydı. Ama Roma soyluları için affedilmek, bir onur değil, bir aşağılanma olabiliyordu: affetme yetkisi, yalnızca bir efendinin, bir kralın elinde olan bir güçtü. Cicero'nun mektuplarında bile, Sezar'ın bağışlayıcılığına duyulan minnet ile ona duyulan öfke iç içe geçer. Hayatını birine borçlu olmak, bir Roma soylusunun dignitası için ağır bir yüktü. Bağışlanan kişi, bağışlayanın üstünlüğünü her gün yeniden kabul etmek zorundaydı.

Suikastın zamanlaması da önemliydi. Sezar, Partlara karşı büyük bir sefere hazırlanıyordu; bu sefer, onu yıllarca Roma'dan uzak tutacaktı. Komplocular, onun gitmeden önce öldürülmesi gerektiğini düşündü. Suetonius'a göre, Sibylla kitaplarında Partların ancak bir kral tarafından yenilebileceği yazdığı için, senatonun bir sonraki toplantısında Sezar'a kral unvanının verilmesinin önerileceği söylentisi de yayılmıştı. Komplocular, böyle bir öneriye oy vermek zorunda kalmamak için eylemlerini hızlandırdılar.

Suikastın ardından, Roma'da tuhaf bir denge kuruldu. Senato, suikastçıları cezalandırmadı; ama Sezar'ın kararlarını da geçersiz saymadı. Cicero, bu durumu mektuplarında büyük bir hayal kırıklığıyla anlattı: tiran ölmüştü, ama tiranlığın kendisi yaşamaya devam ediyordu. Cicero, suikastçıların eylemini övmekle birlikte, onların ertesi gün ne yapacaklarını düşünmediklerini de yakındı.

Suetonius, Sezar'ın katillerinin kaderini de anlatır. Ona göre, Sezar'ı öldürenlerin hiçbiri ondan sonra üç yıldan fazla yaşamadı ve hiçbiri doğal bir ölümle ölmedi; kimi bir deniz kazasında, kimi savaşta öldü, kimileri de Sezar'ı öldürdükleri hançerle kendi hayatlarına son verdi. Suetonius bunu, bir tanrının intikamının işareti olarak sunar. Bu anlatı, Octavianus'un iktidarı döneminde, Sezar'ın ölümünün tanrısal bir düzenin bozulması olarak hatırlanmasına katkıda bulundu. Sezar'ı öldürenler, cumhuriyetin kurtarıcıları olarak değil, bir tanrının katilleri olarak anılmaya başlamıştı.

Sezar'ın ölümünden birkaç ay sonra, Roma'da oyunlar sırasında gökyüzünde bir kuyruklu yıldız görüldü. Halk, bunun Sezar'ın ruhunun tanrıların arasına yükselişinin işareti olduğuna inandı. Octavianus, bu inancı ustaca kullandı; Sezar, resmî olarak tanrılaştırıldı ve Octavianus kendini «tanrının oğlu» olarak sunmaya başladı. Suikastçılar Sezar'ı bir tiran olarak öldürmüştü; ama onun ölümü, onu bir tanrıya dönüştürdü. Cesedinin yakıldığı Forum'daki yerde, sonradan onun adına bir tapınak yapıldı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Suetonius, The Lives of the Twelve Caesars, çev. Alexander Thomson, düz. T. Forester, Project Gutenberg.
  • Plutarch, Plutarch's Lives, Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg.
  • Stefan Weinstock, Divus Julius (Oxford: Clarendon Press, 1971).
  • Barry Strauss, The Death of Caesar: The Story of History's Most Famous Assassination (New York: Simon & Schuster, 2015).
  • Kathryn Tempest, Brutus: The Noble Conspirator (New Haven: Yale University Press, 2017).
  • Robert Morstein-Marx, Julius Caesar and the Roman People (Cambridge: Cambridge University Press, 2021).

Arşiv ve kaynak

Suetonius'un Iulius yaşamöyküsü ile Plutarkhos'un Sezar'a ve Brutus'a ayırdığı biyografiler, İngilizce çevirileriyle Project Gutenberg'de okunabiliyor. Cicero'nun suikastın ardından yazdığı mektuplar ve Marcus Antonius'a karşı yaptığı konuşmalar, bu dönemin en önemli çağdaş tanıklıklarıdır. Brutus'un «Mart'ın on beşi» sikkesinin örnekleri, Londra'daki British Museum'un sikke koleksiyonunda görülebilir.

Açık sorular

  • Sezar gerçekten kral olmak istiyor muydu?
  • Suikastçılar, Sezar'ın ölümünden sonra ne yapmayı planlıyordu?
  • Sezar yaşasaydı, Roma'da nasıl bir düzen kuracaktı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Sezar'a MÖ 44'ün başında verilen ve Roma geleneğinin tamamen dışında kalan yetki hangisidir? A) Ömür boyu diktatörlük B) Halk tribünlüğü C) Censorluk D) Rex sacrorum
  2. (Hedef 2) Suikasttan önce, kralları kovan Lucius Brutus'un heykeline hangi dilek yazıldı? A) «Tanrılar seninle olsun» B) «Keşke şimdi yaşasaydın!» C) «Roma'yı kurtar» D) «Kral öldü»
  3. (Hedef 2) Sezar, senatonun hangi yapıda toplandığı gün öldürüldü? A) Forum'daki Curia'da B) Capitolium'daki tapınakta C) Pompeius'un yaptırdığı tiyatronun yanındaki salonda D) Palatinus'taki sarayında
  4. (Hedef 3) Suikastın hemen ardından Roma halkının büyük bölümü nasıl tepki gösterdi? A) Suikastçıları kurtarıcı olarak karşıladı B) Sezar'ın vasiyeti ve cenazesinden sonra suikastçılara karşı ayaklandı C) Hiç tepki göstermedi D) Yeni bir kral seçti
  5. (Hedef 3) Brutus ve Cassius, MÖ 42'de nerede yenildi? A) Pharsalos B) Rubicon C) Philippi D) Actium

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Sezar'ın öldürülmesini, üç tanıklık üzerinden değerlendir: Suetonius'un Sezar'a verilen onurlar hakkındaki anlatısı, heykellerin altına yazılan yazılar ve suikastın kendisi. Ardından, Weinstock'un Sezar'ın dinî onurlarına odaklanan yorumunu ve Morstein-Marx'ın suikastçıların halkı değil dar bir soylu kesimi temsil ettiğini savunan yorumunu karşılaştır; suikastı bir özgürlük eylemi olarak mı, yoksa bir soylular darbesi olarak mı gördüğünü gerekçeleriyle açıkla.

Cevaplar

  1. A — Bu yetki ömür boyu diktatörlüktü.
  2. B — Heykele «Keşke şimdi yaşasaydın!» dileği yazılmıştı.
  3. C — Sezar, Pompeius'un tiyatrosunun yanındaki salonda öldürüldü.
  4. B — Halk, vasiyet ve cenazeden sonra suikastçılara karşı ayaklandı.
  5. C — Brutus ve Cassius Philippi'de yenildi.

Tutarlı bir cevap, Suetonius'un anlatısının Sezar'ın geleneksel düzenin dışına çıktığını gösterdiğini, heykel yazılarının suikastçılara Roma'nın kuruluş mitini hatırlatarak onları harekete geçirmeye çalıştığını, suikastın ise bir grup senatörün eylemi olduğunu belirtir. Weinstock ile Morstein-Marx'ın yorumlarını karşılaştırırken, halkın tepkisini ve suikastın yeni bir iç savaşa yol açmasını göz önünde tutarak kendi sonucuna ulaşır.

Sonraki bölüme köprü

Sezar'ın ölümü, bir yüzyıldır süren bir çözülmenin son halkalarından biriydi: Gracchus kardeşlerin öldürülmesi, müttefiklerin yurttaşlık için savaşı, Sulla'nın ordusuyla Roma'ya yürüyüşü ve Forum'a asılan ölüm listeleri, onun yolunu çoktan açmıştı. Suikastın ardından o listeler bir kez daha asıldı; on dört yıl sonra ise bütün rakipler yenilmişti. Sonraki bölüm tek tek kavşaklara değil, bütünün kendisine bakıyor: yüzyıllarca işleyen bir yönetim düzeni hangi yüklerin altında dağıldı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:15 Kanca: sabah ışığında bir evin kapısı; bir kâhinin elindeki kurban; bir ele tutuşturulan katlanmış bir kâğıt.
  • 1:15–3:10 Bağlam: bir takvimin sayfalarında yeniden düzenlenen aylar; bir heykelin kaidesine yazılan unvanlar.
  • 3:10–4:20 Gelişme — taç: bir kürsüde geri itilen bir taç; gece bir heykelin altına yazı yazan bir el.
  • 4:20–6:35 Dönüş noktası — salon: sütunlu bir salonun kapısı; kapanan kapıların arkasından yükselen sesler; yere düşen bir toga.
  • 6:35–9:30 Kapanış: iki hançerli bir sikke; bugünkü Roma'da bir kazı alanında dolaşan kediler.

Kişiler yüzsüz silüet; suikast gösterilmez, yalnızca kapanan kapılar ve yerdeki bir toga ile ima edilir.