Öğrenme hedefleri
- Roma Cumhuriyeti'nin son yüzyılında köleliğin yaygınlaşmasını, köle ticaretini ve Sicilya'daki köle savaşlarını açıklayabileceksin.
- Spartaküs isyanının nasıl başladığını, nasıl büyüdüğünü ve nasıl bastırıldığını, antik kaynakların anlatısı üzerinden değerlendirebileceksin.
- Spartaküs'ün antik kaynaklardaki imgesini, sonraki yüzyıllarda ona yüklenen siyasi anlamlarla karşılaştırarak tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir aşçı dükkânının bıçakları
MÖ 73'te, Güney İtalya'daki Capua şehrinde, Lentulus Batiatus adında bir adamın gladyatör okulunda, iki yüz kadar tutsak bir kaçış planı yaptı. Plan ortaya çıktı; ama zamanında haberdar olan yetmiş sekiz kişi, bir aşçı dükkânından aldıkları bıçaklar ve şişlerle silahlanarak şehirden kaçtı. Yolda, başka bir şehre gladyatör silahları taşıyan arabalara rastladılar ve bu silahları ele geçirdiler. Güvenli bir yere yerleşip üç önder seçtiler. Bunların başı, Trakya'dan gelen Spartaküs'tü.
Bu küçük kaçış, iki yıl içinde on binlerce kişinin katıldığı, Roma'nın konsüllerini ve ordularını yenen, İtalya'yı baştan başa dolaşan bir savaşa dönüştü. Kaçışı bir savaşa dönüştüren neydi, isyancıların önderi ne istiyordu, ve Roma bu tehdidi sonunda nasıl ezdi?
Bağlam — köle ekonomisi
Gracchus kardeşlerin dersinde, denizaşırı zaferlerin İtalya'nın kırlarını nasıl dönüştürdüğünü görmüştük. Bu zaferlerin en önemli sonuçlarından biri, köle sayısının büyük ölçüde artmasıydı. Savaşlarda ele geçirilen binlerce tutsak, köle olarak satılıyordu. Zengin Romalıların geniş topraklarında, madenlerde, evlerde ve atölyelerde köleler çalışıyordu.
Köle ticareti, savaşların dışında da büyük bir iş hâline geldi.
Köleler, zaman zaman isyan etti. Spartaküs'ten önce, Sicilya'da iki büyük köle ayaklanması olmuştu.
Sicilya'daki isyanlarda, köleler kendi krallarını seçmiş, yıllarca Roma ordularına direnmişti. Birinci isyanın önderi, Suriyeli bir köle olan ve kehanetleriyle ün kazanan Eunus'tu; köleler onu kral ilan etti ve Sicilya'nın bir bölümünde, kendi sikkelerini basan küçük bir devlet kuruldu. Roma, her iki isyanı da büyük güçlükle bastırdı. Bu isyanların anısı, Spartaküs'ün döneminde hâlâ tazeydi.
Köle ticaretinin büyümesi, Akdeniz'de korsanlığı da körükledi. Kilikya kıyılarından çıkan korsan filoları, kıyı köylerini basıp insanları kaçırıyor, onları köle pazarlarında satıyordu. Roma, bu yaygın korsanlık karşısında uzun süre sessiz kaldı, çünkü onun beslediği köle ticaretinden yararlanan da Romalılardı. Ancak MÖ 67'de, Pompeius'a olağanüstü yetkiler verilerek korsanlığa karşı büyük bir sefer düzenlendi; bu sefer, birkaç ay içinde Akdeniz'i korsanlardan büyük ölçüde temizledi.
Gelişme — gladyatörlerden bir orduya
Plutarkhos'a göre, Capua'dan kaçan gladyatörler, kendilerine karşı gönderilen ilk birliği yenip onların silahlarını aldılar ve kendi gladyatör silahlarını, barbarca ve onursuz buldukları için attılar. Roma'dan gönderilen bir praetor, onları bir dağda kuşattı; bu dağın, başka kaynaklara göre Vezüv olduğu anlatılır. Dağın tek geçidini tutan Romalılar, onları aç bırakmayı umuyordu. Ama gladyatörler, dağın tepesindeki yabani asmaların dallarından uzun merdivenler ördü, uçurumdan aşağı indi ve Romalıların ordugâhına arkadan saldırarak onu ele geçirdi.
Bu zaferden sonra, çevredeki çobanlar ve kırlarda çalışan köleler, isyancılara katılmaya başladı. Plutarkhos'a göre bu çobanların bir kısmına tam silah verildi, ötekiler gözcü ve hafif silahlı asker olarak kullanıldı; isyan, bir kaçış olmaktan çıkıp bir orduya dönüşüyordu. Spartaküs, gönderilen praetorları birer birer yendi. Birkaç ay içinde, onun ordusu on binlerce kişiye ulaştı.
Dönüş noktası — Alplere mi, İtalya'ya mı?
Plutarkhos'a göre Spartaküs, zaferlerine rağmen Roma'nın bütün gücüyle baş edemeyeceğini biliyordu. Bu dersin birincil kaynağında anlatıldığı gibi, ordusunu Alplere doğru yürüterek, dağları aştıktan sonra herkesin kendi yurduna, kimilerinin Trakya'ya, kimilerinin Galya'ya dönmesini istiyordu. Ama ordusunun çoğunluğu, zaferlerinden cesaret alarak onun sözünü dinlemedi ve İtalya'yı yağmalamayı sürdürdü.
MÖ 72'de senato, isyanı bastırmak için iki konsülü birden gönderdi. Spartaküs, ikisini de yendi. Senato, bu kez komutayı, Roma'nın en zengin adamlarından biri olan Marcus Licinius Crassus'a verdi.
MÖ 71'de, Güney İtalya'daki Lucania'da, son büyük savaş yapıldı. Plutarkhos'a göre Spartaküs, savaştan önce atını öldürdü: kazanırsa düşmanlarından daha iyi atlar alacağını, kaybederse hiç ata ihtiyacı olmayacağını söyledi. Doğrudan Crassus'a doğru ilerledi, onu bulamadı, iki yüzbaşıyı öldürdü ve sonunda, çevresindekiler dağıldığında, yerinde durarak savaşırken öldürüldü.
Yaygın yanlış«Spartaküs, köleliği ortadan kaldırmak ve eşit bir toplum kurmak için savaşan bir devrimciydi» diye düşünülür.
Bu imge, antik kaynaklardan değil, büyük ölçüde on dokuzuncu ve yirminci yüzyılların siyasi düşüncesinden gelir. Plutarkhos'a göre Spartaküs'ün amacı, Alpleri aşıp isyancıların kendi yurtlarına dönmesiydi. Hiçbir antik kaynak, onun kölelik kurumunun tamamen kaldırılmasını istediğini söylemez. Antik dünyada kölelik, neredeyse herkesin doğal saydığı bir kurumdu; isyan eden köleler de çoğu zaman kendi özgürlüklerini istiyor, köleliğin kendisine karşı genel bir program ortaya koymuyordu.
Cevap — neden başladı, neden yenildi?
Öyleyse Spartaküs isyanı neden bu kadar büyüdü ve neden yenildi? İsyan, Roma'nın köle ekonomisinin kendi çelişkilerinden doğdu. İtalya'nın kırlarında, sert koşullarda çalışan on binlerce köle vardı; Spartaküs'ün ilk zaferleri, onlara bir kaçış umudu verdi. Roma'nın ordularının büyük kısmı, o sırada İspanya'da ve Doğu'da savaşıyordu; isyancılara karşı ilk gönderilen birlikler, deneyimsiz askerlerden oluşuyordu.
Ama isyan, birleşik bir amaca sahip değildi. İsyancılar, Trakya'dan, Galya'dan, Germanya'dan gelen ve farklı dilleri konuşan insanlardı; kimisi yurduna dönmek, kimisi İtalya'yı yağmalamak istiyordu. Roma, sonunda bütün gücünü topladığında, isyancıların ne sürekli bir erzak kaynağı, ne bir müttefiki, ne de gidecek bir yeri kalmıştı.
İsyanın sonu, korkunç bir cezayla geldi.
Tarihçi Appianos'a göre, savaştan sonra yakalanan altı bin isyancı, Capua'dan Roma'ya uzanan Via Appia boyunca çarmıha gerildi. Bu, Roma'nın, kölelerin bir daha böyle bir isyana kalkışmaması için verdiği bir mesajdı.
Bugünle bağ — bir adın yolculuğu
Spartaküs'ün adı, antik çağdan sonra da yaşadı; ama anlamı çok değişti. On dokuzuncu yüzyılda, Karl Marx bir mektubunda Spartaküs'ü antik tarihin en parlak kişiliklerinden biri olarak andı. Yirminci yüzyılın başında, Almanya'da devrimci bir grup kendine «Spartakistler» adını verdi. Pek çok ülkede, spor kulüplerine, romanlara ve sanat eserlerine onun adı verildi. Antik kaynaklarda kendi yurduna dönmek isteyen bir Trakyalı olarak görünen Spartaküs, modern çağda özgürlüğün ve baskıya karşı direnişin evrensel bir simgesine dönüştü. Bu dönüşüm, tarihî bir kişiliğin, her çağın kendi sorularına göre nasıl yeniden biçimlendirildiğini gösteriyor.
Birincil kaynak
Plutarkhos, Spartaküs'ü ve isyanın ilk yıllarındaki kararını şöyle anlatır:
And seizing upon a defensible place, they chose three captains, of whom Spartacus was chief, a Thracian of one of the nomad tribes, and a man not only of high spirit and valiant, but in understanding, also, and in gentleness, superior to his condition, and more of a Grecian than the people of his country usually are. […] After many successful skirmishes with the praetor himself, in one of which he took his lictors and his own horse, he began to be great and terrible; but wisely considering that he was not to expect to match the force of the empire, he marched his army towards the Alps, intending, when he had passed them, that every man should go to his own home, some to Thrace, some to Gaul.
Türkçesi: Savunulabilir bir yeri ele geçirip üç önder seçtiler; bunların başı, göçebe kabilelerden birinden gelen bir Trakyalı olan Spartaküs'tü; yalnızca yüksek ruhlu ve yiğit değil, anlayışta ve yumuşaklıkta da durumunun üstünde, ülkesinin insanlarından çok daha Yunanlıya benzeyen bir adamdı. […] Praetorun kendisiyle yapılan pek çok başarılı çarpışmadan sonra, bunların birinde onun liktorlarını ve kendi atını ele geçirdi ve büyük ve korkulur biri olmaya başladı; ama imparatorluğun gücüyle boy ölçüşmeyi beklememesi gerektiğini akıllıca düşünerek ordusunu Alplere doğru yürüttü; dağları aştıktan sonra herkesin kendi yurduna, kimilerinin Trakya'ya, kimilerinin Galya'ya gitmesini amaçlıyordu.
Kaynak: Plutarkhos, Crassus, 8–9; John Dryden'ın A. H. Clough tarafından gözden geçirilen İngilizce çevirisi, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Plutarkhos, Spartaküs'ü hangi niteliklerle betimliyor? Bu betimleme, bir kölenin antik bir yazar tarafından nasıl övülebileceği hakkında ne anlatıyor?
- Plutarkhos, Spartaküs'ün «durumunun üstünde» ve «bir Yunanlıya benzeyen» biri olduğunu söylüyor. Bu ifadeler, onun köleler ve Yunan olmayan halklar hakkındaki varsayımlarını nasıl yansıtıyor?
- Plutarkhos'a göre Spartaküs'ün amacı neydi? Bu amaç, onun modern çağdaki «devrimci» imgesiyle nasıl karşılaştırılabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Keith Bradley (1989) — Roma dünyasındaki köle isyanlarını karşılaştırmalı olarak inceledi; bu isyanların köleliği ortadan kaldırmayı değil, isyancıların kendi özgürlüklerini kazanmayı amaçladığını, isyanların da ancak belirli koşulların bir araya geldiği kısa dönemlerde ortaya çıkabildiğini savundu.
- Brent Shaw (2001) — Spartaküs ve köle savaşları üzerine antik kaynakları bir araya getirdi; isyancıların hedeflerinin kaynaklarda çelişkili biçimde anlatıldığını, bu kaynakların hepsinin Roma'nın bakış açısından yazıldığını vurgulayarak, isyancıların kendi seslerinin kaybolduğuna dikkat çekti.
- Theresa Urbainczyk (2008) — Antik dünyadaki köle isyanlarını, modern köle isyanlarıyla karşılaştırarak inceledi; antik kaynakların isyancıları tek tip bir «barbar kalabalık» olarak göstermesinin ardında, farklı amaçları ve örgütlenme biçimleri olan toplulukların bulunabileceğini savundu.
- Barry Strauss (2009) — Spartaküs savaşının askerî ve siyasi tarihini ayrıntılı olarak yeniden kurdu; Spartaküs'ü yetenekli bir komutan olarak değerlendirdi ve isyanın, İtalya'nın kırsal kesimindeki hoşnutsuzluk ve Roma'nın o dönemdeki başka savaşlarla meşgul olması sayesinde bu kadar büyüyebildiğini savundu.
Bu tartışmanın temel sorunu, kaynakların sesidir. Spartaküs ve arkadaşları hakkında bildiğimiz her şeyi, onları yenen tarafın yazarlarından öğreniyoruz. Bradley ve Urbainczyk, isyancıların amaçlarını, antik kaynakların ötesinde, karşılaştırmalı bir bakışla anlamaya çalışıyor. Shaw, kaynakların sınırlarını açıkça gösteriyor. Strauss ise bu sınırlar içinde, isyanın bir askerî tarihini yazmaya çalışıyor. Hepsi, bir köle isyanını anlamanın, sessiz kalmış bir tarafın sesini kaynakların satır aralarında aramak olduğunu kabul ediyor.
Derine İn
İsyanı anlatan iki temel metin, Plutarkhos'un Crassus'a ayırdığı yaşam öyküsü ile Appianos'un iç savaşlar tarihidir; ikisi de olaylardan yaklaşık iki yüzyıl sonra yazıldı. Olaylara daha yakın bir tarihçi olan Sallustius'un Tarihler adlı eseri de isyanı anlatıyordu, ama bu eserden yalnızca parçalar kaldı. Bu kaynaklar, pek çok ayrıntıda birbirinden ayrılır. Örneğin Appianos, Spartaküs'ün Roma'ya doğru yürümeyi düşündüğünü ve ölen arkadaşlarının anısına Romalı tutsakları birbirleriyle dövüştürdüğünü anlatır; Plutarkhos ise bu ayrıntılardan söz etmez. Kaynakların bu farklılıkları, isyanın gerçek gidişini yeniden kurmayı zorlaştırıyor.
Spartaküs'ün kim olduğu da kesin olarak bilinmiyor. Plutarkhos onu Trakyalı olarak tanıtır; Appianos ise onun bir zamanlar Romalılarla birlikte savaşmış, sonra tutsak düşüp gladyatör olarak satılmış olduğunu yazar. Bu, Spartaküs'ün Roma ordusunun taktiklerini tanıyor olabileceğini düşündürüyor. Plutarkhos'un anlattığı, uyurken yüzüne bir yılanın dolanması ve kâhin olduğu söylenen karısının bunu büyük bir güce ama mutsuz bir sona yorması öyküsü ise, sonradan eklenmiş bir efsanevi ayrıntı olabilir.
Pompeii'deki bir evin duvarında, MÖ birinci yüzyıla tarihlenen ve at üzerindeki bir savaşçıyı gösteren bir resmin yanında, Oskça harflerle «Spartaks» diye okunabilecek bir yazı bulunduğu ileri sürüldü. Bu resmin gerçekten Spartaküs'ü gösterip göstermediği tartışmalıdır; ama doğruysa, isyancının kendi çağında tanınan bir figür olduğunu gösteren nadir bir tanıklık olabilir.
Gladyatörlerin gündelik hayatına dair bilgilerimiz de sınırlıdır. Gladyatör okulları, sert bir disiplinle yönetilen, sahiplerine büyük kazanç getiren işletmelerdi. Arkeologların Roma döneminin bazı mezarlıklarında buldukları gladyatör iskeletleri, bu insanların iyi beslendiğini, yaralarının tedavi edildiğini, ama pek çoğunun genç yaşta, dövüşte aldıkları yaralarla öldüğünü gösteriyor. Değerli birer yatırım olan gladyatörlerin her dövüşte ölmediği, ama hayatlarının sürekli bir ölüm tehdidi altında geçtiği anlaşılıyor. Spartaküs ve arkadaşlarının, yakalanmanın korkunç sonuçlarını bile bile kaçmayı göze almasının arkasında bu tehdit vardı.
Spartaküs'ü yenen Crassus'un ödülü, beklediği kadar büyük olmadı. Plutarkhos'a göre, İspanya'dan dönen Pompeius, kaçan isyancıların bir kısmını yakaladı ve senatoya, Crassus'un kölelere karşı bir meydan savaşı kazandığını, ama savaşı asıl kendisinin bitirdiğini yazdı. Pompeius görkemli bir zafer alayı düzenlerken, Crassus'a yalnızca daha küçük bir onur verildi.
Bu olay, Roma'nın son dönemindeki siyasi rekabetin de bir örneğiydi. Crassus ve Pompeius, ertesi yıl birlikte konsül oldular ve sonraki yıllarda Roma siyasetinin en güçlü adamları arasında yer aldılar. Kölelerin isyanı, böylece soylular arasındaki bir güç yarışının da sahnesi oldu; isyancıların kaderi, onları yenenlerin kariyer hesaplarının gölgesinde kaldı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Plutarch, Plutarch's Lives, Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg.
- Strabo, The Geography of Strabo, çev. H. C. Hamilton ve W. Falconer, III (Londra: Henry G. Bohn, 1857).
- K. R. Bradley, Slavery and Rebellion in the Roman World, 140 B.C.–70 B.C. (Bloomington: Indiana University Press, 1989).
- Brent D. Shaw, Spartacus and the Slave Wars: A Brief History with Documents (Boston: Bedford/St. Martin's, 2001).
- Theresa Urbainczyk, Slave Revolts in Antiquity (Stocksfield: Acumen, 2008).
- Barry Strauss, The Spartacus War (New York: Simon & Schuster, 2009).
Arşiv ve kaynak
Plutarkhos'un Crassus biyografisi ve Strabon'un Coğrafya'sı, İngilizce çevirileriyle Project Gutenberg'de okunabiliyor. Appianos'un iç savaşlar tarihinin ilk kitabı, isyanın öteki başlıca anlatısını içerir. Capua'daki büyük amfitiyatronun kalıntıları, gladyatör oyunlarının dünyasına bugün de tanıklık ediyor. Delos adasındaki antik ticaret merkezinin kalıntıları, köle ticaretinin geçtiği pazarların izlerini taşıyor.
Açık sorular
- Spartaküs gerçekte ne istiyordu: yurduna dönmek mi, Roma'yla savaşmak mı, yoksa İtalya'da bir köle devleti kurmak mı?
- İsyana katılanlar arasında köleler dışında ne kadar özgür yoksul vardı?
- Pompeii'deki «Spartaks» yazılı resim gerçekten Spartaküs'ü mü gösteriyor?
Mini sınav
- (Hedef 2) Spartaküs isyanı hangi şehirdeki bir gladyatör okulundan kaçışla başladı? A) Roma B) Capua C) Rhegium D) Delos
- (Hedef 1) Strabon'a göre aynı gün on bin köleyi alıp satabilecek kapasitede olan köle pazarı neredeydi? A) Sicilya'da B) Kartaca'da C) Delos adasında D) Capua'da
- (Hedef 2) Plutarkhos'a göre Spartaküs, Alplere doğru yürürken ne amaçlıyordu? A) Roma'yı ele geçirmeyi B) İsyancıların kendi yurtlarına, Trakya'ya ve Galya'ya dönmesini C) Galya'yı fethetmeyi D) Sicilya'da bir krallık kurmayı
- (Hedef 2) Spartaküs'ü İtalya'nın güney ucunda bir hendek ve surla kuşatan Romalı komutan kimdir? A) Pompeius B) Crassus C) Scipio D) Marius
- (Hedef 3) Spartaküs'ün köleliği kaldırmak isteyen bir devrimci olarak görülmesi, büyük ölçüde nereden kaynaklanır? A) Plutarkhos'un anlatısından B) Spartaküs'ün kendi yazılarından C) On dokuzuncu ve yirminci yüzyılların siyasi düşüncesinden D) Strabon'un Coğrafya'sından
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Spartaküs isyanını, antik kaynakların sınırlarını göz önünde tutarak değerlendir: Plutarkhos'un Spartaküs'ü betimlemesi ve Alplere yürüme kararı, Strabon'un köle ticareti anlatısı ve Crassus'un isyanı bastırması. Ardından, Shaw'un kaynakların hepsinin Roma'nın bakış açısından yazıldığını vurgulayan yorumunu ve Bradley'nin köle isyanlarının amaçlarına dair yorumunu yan yana koyarak, Spartaküs'ün modern çağdaki devrimci imgesinin antik kanıtlarla ne ölçüde bağdaştığını tartış ve tercihini gerekçelendir.
Cevaplar
- B — İsyanın çıkış noktası Capua'ydı.
- C — Bu köle pazarı Delos adasındaydı.
- B — Spartaküs, isyancıların kendi yurtlarına dönmesini amaçlıyordu.
- B — Spartaküs'ü kuşatan komutan Crassus'tur.
- C — Bu imge büyük ölçüde on dokuzuncu ve yirminci yüzyılların siyasi düşüncesinden kaynaklanır.
İyi kurulmuş bir cevap, Plutarkhos'un Spartaküs'ü övse de onu «bir Yunanlıya benzeyen» biri olarak sunarak kendi önyargılarını yansıttığını, Strabon'un anlatısının isyanın arkasındaki köle ekonomisini gösterdiğini, Crassus'un zaferinin ise hem askerî bir başarı hem de soylular arası bir rekabetin parçası olduğunu belirtir. Shaw ile Bradley'nin yorumlarını karşılaştırırken, isyancıların kendi seslerinin kaybolduğunu ve antik kanıtların köleliğin kaldırılması amacını desteklemediğini göz önünde tutarak bir sonuca ulaşır.
Sonraki bölüme köprü
Spartaküs'ü yenen Crassus ve zaferin onurunu elinden alan Pompeius, birkaç yıl sonra genç bir politikacıyla, Iulius Caesar'la gizli bir ittifak kurdu. Galya'da dokuz yıl savaşan Sezar, sonunda ordusunu bırakıp Roma'ya sıradan bir yurttaş olarak dönmesi istendiğinde, eyaletini İtalya'dan ayıran küçük bir ırmağın kıyısında durdu. Sonraki bölüm o geceyi soruyor: Sezar Rubicon'u neden geçti, ve bu adım cumhuriyet için ne anlama geliyordu?