Öğrenme hedefleri
- Cumhuriyet dönemi Roma lejyonunun yapısını, askerlerin nasıl toplandığını, nasıl dizildiğini ve nasıl silahlandığını açıklayabileceksin.
- Lejyonun başarısını, esnek düzeni, disiplini, ödül ve ceza sistemi ve Roma'nın insan gücüyle ilişkilendirerek değerlendirebileceksin.
- «Yenilmez lejyon» imgesini, Polybios'un anlatısı ve Roma'nın ağır yenilgileriyle karşılaştırarak eleştirel biçimde tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir tribünün kararı
MÖ 197'de, Yunanistan'ın kuzeyindeki Tesalya'da, Kynoskephalai denen alçak tepelerin arasında, iki ordu sisin içinde birbirine çarptı. Bir yanda, İskender'in mirasçısı sayılan Makedonya kralı V. Filip ve onun ünlü falanksı vardı; öbür yanda, Romalı konsül Titus Quinctius Flamininus'un lejyonları. Savaşın bir bölümünde, Makedon falanksının sık saflar hâlinde dizilmiş uzun mızrakları, Roma'nın sol kanadını geri itiyordu. Makedonlar zafere yaklaşmıştı.
O anda, adı bile bilinmeyen bir Romalı askerî tribün, kimseden emir almadan bir karar verdi. Polybios'un anlattığına göre, yirmi kadar küçük birliği yanına alarak, zaten kazanılmış olan sağ kanattan ayrıldı, Makedon falanksının arkasına dolandı ve ona arkadan saldırdı. Uzun mızraklarla sık dizilmiş falanks askerleri geriye dönüp kendilerini savunamadı. Falanks dağıldı, Filip kaçtı. Adsız bir subayın bu kararı, bölümün sorusuna bir ipucu veriyor: Roma'nın ordusunu Akdeniz'in en etkili savaş makinesi yapan neydi, ve «yenilmez lejyon» imgesi ne kadar doğru?
Bağlam — yurttaş asker
Cumhuriyet döneminde Roma'nın sürekli bir ordusu yoktu. Her yıl, savaş gerektiğinde, konsüller Roma yurttaşları arasından asker topluyordu. Askerlik, belirli bir mülke sahip yurttaşların hem görevi hem de ayrıcalığıydı; en yoksullar genellikle orduya alınmıyordu. Asker olan yurttaşlar, silahlarını ve zırhlarını kendi paralarıyla alıyordu. Bir Roma ordusu, büyük ölçüde toprak sahibi köylülerden oluşuyordu; bu köylüler, savaş mevsiminden sonra tarlalarına dönüyordu.
Yunanlı tarihçi, Roma ordusunu kendi gözüyle gördüğü dönemde, onun düzenini ayrıntılı olarak betimledi. Ona göre lejyon, askerlerin yaşına ve servetine göre dört gruba ayrılıyordu. En genç ve en yoksul olanlar, hafif silahlı atıcılar olarak savaşın başında ileri çıkıyordu. Asıl savaş hattı ise üç sıradan oluşuyordu.
Bu üç sıranın her biri, daha küçük birliklere bölünüyordu.
Gelişme — ordugâh, ceza ve ödül
Roma ordusunu öteki ordulardan ayıran özelliklerden biri, ordugâhıydı. Polybios'a göre bir Roma ordusu, yürüyüşte her akşam, her seferinde aynı plana göre, hendeklerle ve kazıklı bir setle çevrili bir ordugâh kuruyordu. Her birliğin yeri, her çadırın konumu önceden belliydi; bir asker hangi ordugâhta olursa olsun kendi yerini bulabiliyordu.
Roma ordusunun ikinci güçlü yanı, disiplindi. Nöbetini terk eden, silahını atan ya da savaştan kaçan bir asker, ağır biçimde cezalandırılıyordu.
Dönüş noktası — falanks ile lejyon
Roma, MÖ ikinci yüzyılın başında, Helenistik dünyanın krallıklarıyla karşılaştığında, İskender'in ordusundan miras kalan Makedon falanksıyla da savaştı. Önceki bir kursta, uzun mızraklarla donanmış bu sık piyade düzeninin nasıl bir güç olduğunu görmüştük.
Kynoskephalai'de ve otuz yıl sonra, MÖ 168'de Pydna'da, Roma lejyonları Makedon falanksını yendi. Pydna'da konsül Aemilius Paullus, Makedonya kralı Perseus'un ordusunu dağıttı; Makedon krallığı sona erdi. Polybios, bu savaşları yakından izlemiş ve lejyonun falanks karşısındaki üstünlüğünü açıklamaya çalışmıştı. Bu dersin birincil kaynağı, onun bu açıklamasıdır. Polybios'a göre, düzenini koruyabildiği sürece hiçbir şey falanksın önünde duramazdı; ama falanks yalnızca düz, engelsiz bir arazide işleyebiliyordu. Roma lejyonu ise manipuluslarının esnekliği sayesinde her arazide savaşabiliyor, falanksın düzeninde açılan her boşluğa sızabiliyordu.
Yaygın yanlış«Roma lejyonu yenilmezdi; hiçbir düşman onu savaş alanında yenemedi» diye düşünülür.
Oysa Roma orduları pek çok ağır yenilgiye uğradı. Önceki bölümde gördüğümüz gibi, Hannibal Trebia'da, Trasimeno'da ve Cannae'de Roma ordularını yok etti; Cannae'deki tek bir öğleden sonra, Roma'nın en kanlı günü olarak anıldı. Sonraki yüzyıllarda da Roma orduları Kelt ve German halklarına, Partlara karşı ağır yenilgiler aldı. Roma lejyonunun asıl gücü, hiç yenilmemesinde değil, yenilgilerden sonra yeniden toplanabilmesinde, kaybedilen bir ordunun yerine yenisini koyabilmesinde yatıyordu.
Cevap — bir düzenin gücü
Başarının kaynağı tek bir silahta ya da tek bir taktikte değil, birbirini destekleyen birkaç özellikte yatıyordu. Önce, lejyonun düzeni esnekti: küçük manipuluslar, farklı arazilere uyum sağlayabiliyor, üç sıra birbirinin yerine geçerek savaşı uzun süre sürdürebiliyordu. İkincisi, her akşam kurulan ordugâh ve sert disiplin, orduyu yenilgi anlarında bile dağılmaktan koruyordu. Üçüncüsü, ödül ve ceza sistemi, askerlerin cesaretini onur ve utanç duygularıyla besliyordu.
Kynoskephalai'deki tribünün öyküsü, bir dördüncü etkeni de gösteriyor: Roma ordusunun küçük birliklerinin komutanları, kendi başlarına karar verebiliyordu. Son olarak, önceki bölümlerde gördüğümüz insan gücü, lejyonun asıl dayanağıydı. Roma bir orduyu kaybettiğinde, yurttaşlarından ve müttefiklerinden yeni bir ordu kurabiliyordu. Lejyon yenilmez değildi; ama Roma, bir savaşı kaybettikten sonra da savaşmayı sürdürebiliyordu.
Bugünle bağ — ordugâhtan şehre
Roma ordusunun kurduğu ordugâhların bir kısmı, zamanla kalıcı yerleşimlere dönüştü. Avrupa'nın pek çok şehri, bir Roma ordugâhının dörtgen planı üzerinde gelişti. İngiltere'deki Chester, Lancaster, Manchester gibi şehirlerin adlarındaki «-chester» ve «-caster» ekleri, Latince «castra» sözcüğünden gelir. Bugün pek çok dilde kullanılan «lejyon» sözcüğü, çok büyük bir kalabalığı anlatmak için de kullanılıyor. Roma'nın askerî düzeni, onun şehirlerinin ve dillerinin içinde yaşamaya devam ediyor.
Birincil kaynak
Polybios, Makedon falanksı ile Roma lejyonunu karşılaştırdıktan sonra şu soruyu sorar:
Why is it then that the Romans conquer? And what is it that brings disaster on those who employ the phalanx? Why, just because war is full of uncertainties both as to time and place; whereas there is but one time and one kind of ground in which a phalanx can fully work. If, then, there were anything to compel the enemy to accommodate himself to the time and place of the phalanx, when about to fight a general engagement, it would be but natural to expect that those who employed the phalanx would always carry off the victory. But if the enemy finds it possible, and even easy, to avoid its attack, what becomes of its formidable character?
Türkçesi: Öyleyse Romalılar neden kazanıyor? Falanksı kullananların başına felaketi getiren nedir? Bunun nedeni, savaşın hem zaman hem de yer bakımından belirsizliklerle dolu olması; oysa bir falanksın tam olarak işleyebileceği yalnızca tek bir zaman ve tek bir tür arazi vardır. Eğer düşmanı, genel bir çarpışmaya girerken falanksın zamanına ve yerine uymaya zorlayacak bir şey olsaydı, falanksı kullananların her zaman zafer kazanmasını beklemek doğal olurdu. Ama düşman onun saldırısından kaçınmayı mümkün, hatta kolay bulursa, onun korkutucu niteliğinden geriye ne kalır?
Kaynak: Polybios, Tarihler, XVIII.31; E. S. Shuckburgh'ün İngilizce çevirisi (Londra: Macmillan, 1889), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Polybios'a göre falanksın en büyük zayıflığı nedir?
- Polybios, savaşın «zaman ve yer bakımından belirsizliklerle dolu» olduğunu söylüyor. Bu düşünce, Roma lejyonunun manipulus düzeninin neden avantajlı olduğunu nasıl açıklıyor?
- Polybios, Pydna'dan sonra Akhaialı rehineler arasında İtalya'ya getirilmiş ve Pydna'yı kazanan Aemilius Paullus'un ailesinin çevresinde yaşamış bir Yunanlıydı. Bu yakınlık, Roma ordusuna dair övgülerini tartarken nasıl bir temkin gerektirir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Lawrence Keppie (1984) — Roma ordusunun cumhuriyetten imparatorluğa uzanan gelişimini inceledi; lejyonun yapısının, silahlarının ve taktiklerinin yüzyıllar içinde nasıl değiştiğini, Polybios'un betimlediği manipulus düzeninin bir dönemin fotoğrafı olduğunu vurguladı.
- Nathan Rosenstein (2004) — Orta cumhuriyet döneminde askerliğin Roma köylü aileleri üzerindeki etkisini inceledi; savaşın, köylülerin tarlalarını, evliliklerini ve nüfusu nasıl etkilediğini göstererek, ordunun gücünü onu besleyen toplumun yapısıyla ilişkilendirdi.
- J. E. Lendon (2005) — Roma ordusunun başarısını, yalnızca disiplinde değil, bireysel yiğitlik ve onur kültüründe aradı; Roma askerlerinin kişisel ün kazanma arzusu ile düzenin gerektirdiği disiplin arasındaki gerilimin, Roma'nın savaş biçimini şekillendirdiğini savundu.
- Sara Elise Phang (2008) — Roma ordusundaki disiplin anlayışını inceledi; Roma yazarlarının sık sık övdüğü sert disiplinin, gerçek uygulamadan çok bir ideolojiyi, soyluların kendi erdemlerini ve halkı yönetme haklarını anlatan bir söylemi yansıttığını savundu.
Bu tartışma, lejyonun başarısını farklı düzeylerde açıklıyor. Keppie, askerî yapının kendisine ve zaman içindeki değişimine bakıyor. Rosenstein, ordunun arkasındaki toplumu, köylü ailelerini inceliyor. Lendon ve Phang ise dikkati kültüre ve ideolojiye çeviriyor: Lendon, Roma askerinin onur arayışını, Phang ise disiplin söyleminin kendisini sorguluyor. Phang'ın yaklaşımı, Polybios'un ondalık cezası ve ödüller hakkındaki anlatısını da yeniden düşünmemizi sağlıyor: bu anlatı, gerçek bir uygulamayı mı, yoksa Romalıların kendi ordularına dair idealize ettikleri bir imgeyi mi yansıtıyor?
Derine İn
Polybios'un Roma ordusu hakkındaki anlatısı, antik dünyadan kalan en ayrıntılı askerî betimlemelerden biridir. Polybios, askerlerin nasıl toplandığını, yemin ettiklerini, nasıl silahlandıklarını, ordugâhın planını, nöbet düzenini, parolaların nasıl dağıtıldığını ve cezaların nasıl uygulandığını tek tek anlatır. Onun amacı, Yunanlı okurlarına bu yükselişin sırrını anlatmaktı. Bu yüzden anlatısı, Roma'nın askerî düzenini ideal bir biçimde, olması gerektiği gibi sunuyor olabilir. Gerçek seferlerde, her akşam kusursuz bir ordugâh kurulup kurulmadığını ya da her disiplin suçunun Polybios'un anlattığı gibi cezalandırılıp cezalandırılmadığını kesin olarak bilemiyoruz.
Pydna'da Makedon ordusunu yenen Aemilius Paullus'un bir itirafı da Polybios'un eserinin bir parçasında korunmuştur. Polybios'a göre Paullus, falanksı ilk kez Perseus'un ordusunda görmüş ve sonradan Roma'daki dostlarına, pek çok savaşta hem izleyici hem de katılımcı olmasına rağmen, Makedon falanksından daha korkutucu ve dehşet verici bir şey görmediğini sık sık söylemişti. Bu söz, Roma'nın zaferinin kolay bir zafer olmadığını, lejyonun karşısındaki düşmanın gerçekten güçlü olduğunu hatırlatıyor.
Lejyonun silahları da başarısında önemli bir rol oynadı. Cumhuriyet döneminde Roma askerleri, düşmana yaklaşırken iki ağır cirit fırlatıyor, sonra kısa ve iki yüzü keskin bir kılıçla yakın dövüşe giriyordu. Bu kılıcın, İspanya'daki savaşlarda karşılaşılan bir kılıç türünden örnek alındığı düşünülüyor. Büyük, kavisli oval bir kalkan, askerin bedeninin büyük bölümünü koruyordu. Romalılar, düşmanlarından iyi olduğunu gördükleri silahları ve teknikleri benimsemekten çekinmiyordu. Birinci Pön Savaşı'nda karaya oturmuş bir düşman gemisini kopyalayarak donanma kurmaları gibi, bu da Roma'nın öğrenme yeteneğinin bir örneğiydi. Romalı yazarlar, atalarının savaşta yenildikleri düşmanlardan bile ders almayı bildiklerini gururla anlatırdı; bu gurur da, Roma'nın kendi başarısını açıklama biçiminin bir parçasıydı.
Roma ordusunun insan gücü, MÖ ikinci yüzyılda yeni bir sorunla karşılaştı. Seferler artık İtalya'nın yakınında değil, İspanya'da, Yunanistan'da ve Afrika'da yapılıyordu; askerler yıllarca evlerinden uzak kalıyordu. Uzun seferler boyunca tarlaları bakımsız kalan küçük köylülerin bir kısmı, topraklarını kaybetti. Askerlik için gereken mülk sahibi yurttaş sayısının azaldığı kaygısı, Roma siyasetinde giderek daha çok dile getirildi. Bu sorun, sonraki bölümde göreceğimiz büyük bir siyasi krizin, toprak sorununun kökenlerinden biriydi.
MÖ ikinci yüzyılın sonunda, konsül Marius'un döneminde, orduya mülkü olmayan yurttaşların da alınmaya başlandığı anlatılır. Bu değişiklik, zamanla ordunun, bir yurttaşlar ordusundan, komutanlarına bağlı profesyonel askerlerden oluşan bir orduya dönüşmesine katkıda bulundu. Manipulus düzeni de yerini, daha büyük birliklere dayanan yeni bir düzene bıraktı. Bu dönüşümün sonuçları ağır oldu: mülksüz askerler, savaştan sonra toprak ve ödül için devlete değil, kendilerine bunları sağlayacak komutanlara bağlandı. Bir ordunun sadakatinin cumhuriyetten bir kişiye kayması, sonraki kuşaklarda iç savaşları mümkün kılan etkenlerden biri oldu. Bu dönüşümün sonuçlarını, cumhuriyetin son yüzyılını anlatan bölümlerde göreceğiz.
Uzman Notu
Temel literatür
- Polybius, The Histories of Polybius, çev. Evelyn S. Shuckburgh, 2 cilt (Londra: Macmillan, 1889).
- Lawrence Keppie, The Making of the Roman Army: From Republic to Empire (Londra: Batsford, 1984).
- Adrian Keith Goldsworthy, The Roman Army at War, 100 BC–AD 200 (Oxford: Clarendon Press, 1996).
- Nathan Rosenstein, Rome at War: Farms, Families, and Death in the Middle Republic (Chapel Hill: University of North Carolina Press, 2004).
- J. E. Lendon, Soldiers and Ghosts: A History of Battle in Classical Antiquity (New Haven: Yale University Press, 2005).
- Sara Elise Phang, Roman Military Service: Ideologies of Discipline in the Late Republic and Early Principate (Cambridge: Cambridge University Press, 2008).
Arşiv ve kaynak
Roma ordusunun düzenine dair elimizdeki en ayrıntılı antik tanıklık, Polybios'un altıncı kitabında; on sekizinci kitabı ise Kynoskephalai savaşını ve falanks ile lejyonun karşılaştırmasını içerir. İkisi de Shuckburgh çevirisiyle Project Gutenberg'de okunabiliyor. Roma ordugâhlarının kalıntıları, Avrupa'nın pek çok yerinde, örneğin İspanya'daki Numantia çevresinde ve Britanya'daki Hadrianus Duvarı boyunca görülebiliyor.
Açık sorular
- Polybios'un anlattığı ordugâh düzeni ve disiplin, gerçek seferlerde ne ölçüde uygulanıyordu?
- Ondalık cezası ne kadar sık uygulandı?
- Roma'nın askerî başarısı, askerî örgütlenmesinden mi, yoksa onu besleyen toplumun ve müttefiklik düzeninin gücünden mi kaynaklanıyordu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Cumhuriyet dönemi lejyonunun en küçük taktik birimine ne ad verilirdi? A) Kohort B) Manipulus C) Falanks D) Centuria
- (Hedef 1) Lejyonun üç savaş sırasından en arkada duran, en deneyimli askerlerden oluşan sıra hangisidir? A) Triarii B) Hastati C) Principes D) Velites
- (Hedef 2) Polybios'a göre Roma ordusu yürüyüşte her akşam ne yapardı? A) Askerlerini dağıtırdı B) Yeni asker toplardı C) Aynı plana göre bir ordugâh kurardı D) Yakındaki şehri yağmalardı
- (Hedef 3) Birincil kaynağa göre falanksı zayıf düşüren başlıca etken neydi? A) Askerlerinin yeterince cesur olmaması B) Yalnızca düz ve engelsiz bir arazide işleyebilmesi C) Mızraklarının kısa olması D) Süvarisinin olmaması
- (Hedef 3) Roma lejyonunun «yenilmez» olmadığını gösteren olay hangisidir? A) Kynoskephalai Savaşı B) Pydna Savaşı C) Cannae Savaşı D) Ordugâhın kurulması
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Roma lejyonunun başarısını, Polybios'un üç anlatısından yararlanarak değerlendir: Kynoskephalai'deki tribünün öyküsü, ceza ve ödül sistemi ve falanks ile lejyonun karşılaştırması. Ardından, Phang'ın Roma'nın sert disiplin söyleminin bir ideolojiyi yansıttığını savunan yorumunu ve Rosenstein'ın ordunun gücünü köylü toplumuyla ilişkilendiren yorumunu yan yana koyarak, lejyonun başarısını en iyi neyin açıkladığını tartış ve tercihini gerekçelendir.
Cevaplar
- B — Bu birime manipulus denirdi.
- A — En arkadaki sıra triarii idi.
- C — Roma ordusu her akşam aynı plana göre bir ordugâh kurardı.
- B — Falanks yalnızca düz ve engelsiz bir arazide işleyebiliyordu.
- C — Cannae, lejyonun yenilmez olmadığını gösterir.
Başarılı bir değerlendirme, Kynoskephalai öyküsünün küçük birliklerin esnekliğini ve komutanların inisiyatifini, ceza ve ödül sisteminin onur ve utanca dayalı bir disiplini, falanks karşılaştırmasının ise lejyonun farklı arazilere uyum yeteneğini gösterdiğini belirtir. Phang ile Rosenstein'ın yorumlarını karşılaştırırken, Polybios'un anlatısının idealleştirilmiş olabileceğini ve lejyonun gücünün onu besleyen toplumla birlikte düşünülmesi gerektiğini birlikte tartarak kendi yargısını kurar.
Sonraki bölüme köprü
Lejyonların Akdeniz'deki zaferleri, onları dolduran köylüleri yıllarca tarlalarından uzak tuttu; zenginler kamu topraklarını genişletip köle çalıştırırken, asker olabilecek toprak sahibi yurttaşların azaldığı kaygısı büyüdü. MÖ 133'te genç bir tribün, Tiberius Gracchus, bu toprakları yoksul yurttaşlara dağıtmayı önerdi ve aynı yıl Capitolium'da senatör akranlarının sopalarıyla öldürüldü. Sonraki bölüm bunu soruyor: Roma'nın toprak sorunu neydi, Gracchus kardeşler neyi değiştirmek istedi, ve bu reform neden kanla bitti?