Öğrenme hedefleri
- Roma'nın krallık döneminin son evresini, Etrüsk kökenli kralları ve bu dönemde şehrin geçirdiği dönüşümü açıklayabileceksin.
- Geleneğin anlattığı MÖ 509'daki krallığın yıkılışını ve cumhuriyetin ilk kurumlarını, yani konsüllüğü ve kralın dinî görevlerinin ayrılmasını değerlendirebileceksin.
- Lucretia ve Brutus öyküsünü, bir siyasi dönüşümün sonradan nasıl ahlaki bir anlatıya dönüştürüldüğünü hesaba katarak sorgulayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir mezarın duvarındaki başka bir tarih
1857'de, İtalya'nın orta kesimindeki Etrüsk şehri Vulci'nin yakınında, bir kaya mezarı açıldı. Mezarın duvarlarında, MÖ dördüncü yüzyıla tarihlenen canlı renkli resimler vardı. Resimlerden biri, silahsız bir tutsağın ellerindeki bağları kesen bir savaşçıyı gösteriyordu; yanında Etrüskçe «Macstrna» adı yazılıydı. Bir başka sahnede, bir savaşçı bir başkasını öldürüyordu; ölen adamın adı «Cneve Tarchunies Rumach», yani «Romalı Gnaeus Tarquinius» olarak yazılmıştı.
Bu resimler, Romalı tarihçilerin anlattığından bambaşka bir öykünün izlerini taşıyordu. Yaklaşık dört yüzyıl sonra, MS 48'de, Roma imparatoru Claudius, bir konuşmasında Etrüsk kaynaklarına dayanarak, Roma'nın altıncı kralı Servius Tullius'un aslında Mastarna adlı bir Etrüsk savaşçı olduğunu söyledi. Roma'nın son krallarını ve krallığın sonunu, Romalıların kendileri bir türlü, Etrüskler başka bir türlü hatırlıyordu. Bu bölüm, bu karışık geçmişi soruyor: Roma'yı kimler yönetti, krallık nasıl sona erdi ve yerine gelen «cumhuriyet» ne demekti?
Bağlam — yedi kral, iki yüz kırk dört yıl
Romalı tarihçilerin geleneğine göre, Roma'yı Romulus'tan sonra yedi kral yönetti. İlk dördü, Latin ve Sabin kökenli krallardı: Romulus, dinî kurumları düzenleyen Numa, savaşçı Tullus Hostilius ve Ancus Marcius. Son üçü ise Roma'nın kuzeyindeki Etrurya bölgesiyle bağlantılıydı: Tarquinius Priscus, Servius Tullius ve Tarquinius Superbus, yani «Kibirli Tarquinius».
Bu gelenek, eleştirel bir gözle okunmalıdır. Yedi kral, MÖ 753'ten 509'a kadar, yani iki yüz kırk dört yıl hüküm sürmüş olmalıydı; bu, her kral için ortalama otuz beş yıl demektir. Böylesine uzun saltanatlar, antik dünyanın hiçbir yerinde olağan değildi. Pek çok tarihçi, listenin eksik olduğunu, bazı kralların unutulduğunu ya da kronolojinin sonradan uzatıldığını düşünüyor.
Yine de krallığın varlığı şüphe götürmez. 1899'da, Forum Romanum'da, siyah bir taş döşemenin altında, Lapis Niger denen bir yazıt bulundu.
Etrüsk kökenli kralların döneminde, Roma büyük bir değişim geçirdi. Forum'un bataklıkları kurutuldu, büyük bir lağım kanalı yapıldı, Capitolium tepesinde İtalya'nın en büyük tapınaklarından biri olan Iuppiter tapınağının yapımına başlandı. Roma, Latium'un en güçlü şehirlerinden biri oldu. Geleneğe göre Servius Tullius, halkı servetlerine göre sınıflara ayıran ve orduyu bu sınıflara göre düzenleyen büyük bir reform yaptı.
Gelişme — Lucretia ve Brutus
Geleneğe göre son kral Tarquinius Superbus, zorbalığıyla ünlüydü. Kendisinden önceki kral Servius Tullius'u öldürerek tahta çıkmış, Roma halkını ağır yapı işlerinde çalıştırmış, senatonun görüşünü almadan yönetmişti. Krallığın sonu, Livius'un anlattığı bir öyküyle geldi.
Livius'a göre, Roma ordusu Ardea şehrini kuşatırken, kralın oğlu Sextus Tarquinius, bir akrabasının karısı Lucretia'ya, Roma yakınındaki Collatia'daki evinde saldırdı ve ona tecavüz etti. Lucretia, babasını ve kocasını çağırdı, olanları anlattı, suçlunun cezalandırılacağına dair onlardan söz aldı ve sonra kendini öldürdü.
Geleneğe göre, kralın sürgün edildiği MÖ 509 yılında, Brutus ve Lucretia'nın kocası Collatinus, ilk konsüller seçildi. Kralın tek başına ve ömür boyu taşıdığı yetki, böylece iki kişi arasında bölündü ve bir yılla sınırlandı.
Dönüş noktası — «kral» adının kaderi
Romalılar, kralı kovduktan sonra «kral» adından nefret etmeyi bir gelenek hâline getirdi. Ama kralın bazı görevlerini tümüyle ortadan kaldırmadılar. Kralın yürüttüğü bazı dinî törenler, tanrıları kızdırmamak için sürdürülmeliydi. Bu yüzden bir rahiplik makamı kuruldu.
Cumhuriyetin kuruluş tarihine dair bağımsız bir tanıklık da vardır. Yunanlı tarihçi Polybios, MÖ ikinci yüzyılda, Roma'nın Kartaca ile yaptığı antlaşmaların metinlerini Roma'daki arşivlerde gördüğünü yazar.
Yaygın yanlış«Roma Cumhuriyeti, halkın krala karşı ayaklanmasıyla kurulan bir demokrasiydi» diye düşünülür.
Oysa geleneğin kendisi bile, kralı kovanların halkın önderleri değil, Brutus, Collatinus ve Valerius gibi soylu ailelerin üyeleri olduğunu anlatır. Yeni düzende yönetim, yıllık olarak seçilen yöneticilerin ve soylulardan oluşan senatonun elindeydi. Halkın büyük bölümünün siyasi hakları sınırlıydı; bu hakları elde etmek için sonraki iki yüzyıl boyunca mücadele etmeleri gerekecekti. Kralın yerini alan, halkın değil, bir aristokrasinin yönetimiydi.
Cevap — bir krallıktan bir aristokrasiye
Öyleyse Roma'da krallık nasıl sona erdi, ve yerine ne geldi? Geleneğin anlattığı dramatik öykü, yani Lucretia'nın ölümü ve Brutus'un yemini, belki gerçek bir olayın anısını taşıyor; ama bugünkü biçimini, olaydan yüzyıllar sonra, sonraki kuşakların değerlerine göre aldı. Tarihçiler, MÖ altıncı yüzyılın sonunda Roma'da krallığın sona erdiğini ve yönetimin soylu ailelerin eline geçtiğini genel olarak kabul ediyor.
Bu dönüşüm, İtalya'nın geniş bir değişim döneminin parçası olabilir. Aynı yıllarda, Etrurya'daki ve Latium'daki başka şehirlerde de krallar yerini soylu yönetimlere bırakıyordu. Roma'nın kendisi de, sürgün edilen kralın yanında yer alan Etrüsk kralı Porsenna ile savaştı; bazı antik kaynaklar, Porsenna'nın bir süre Roma'yı ele geçirdiğini bile ima eder.
Romalılar bu dönüşümü, sonraki yüzyıllarda, «libertas», yani özgürlük sözcüğüyle andı. Onlar için libertas, herkesin eşit siyasi haklara sahip olması değil, tek bir adamın keyfi yönetiminden kurtulmak ve yasalara bağlı yaşamak demekti. Bu anlam, sonraki bölümlerde cumhuriyetin iç çatışmalarını anlamak için de önemli olacak.
Yeni düzenin adı, sonradan «res publica», yani «halkın işi» oldu.
Bugünle bağ — «cumhuriyet» sözcüğünün yolculuğu
Romalıların «res publica» dediği düzen, iki bin yıldan fazla bir süre sonra, Avrupa'da ve Amerika'da krallıklara karşı çıkan devrimcilerin esin kaynağı oldu. On sekizinci yüzyılda Amerikan devrimcileri, Roma cumhuriyetinin kurucularını örnek aldı; Fransız devrimcileri, Brutus'un heykellerini diktiler. Türkçedeki «cumhuriyet» sözcüğü ise Arapça «cumhur», yani «halk» kökünden gelir. Ama modern cumhuriyetler, Roma'nın aristokratik düzeninden çok farklıdır. Aynı sözcüğün farklı çağlarda farklı anlamlar taşıması, tarih okurken sözcüklerin de bir tarihi olduğunu hatırlatıyor.
Birincil kaynak
Livius, tarih eserinin ikinci kitabını, cumhuriyetin kuruluşunu anlatarak şöyle açar:
The affairs, civil and military, of the Roman people, henceforward free, their annual magistrates, and the sovereignty of the laws, more powerful than that of men, I shall now detail.—The haughty insolence of the late king had caused this liberty to be the more welcome: for the former kings reigned in such a manner that they all in succession might be not undeservedly set down as founders of the parts, at least of the city, which they added as new residences for the population augmented by themselves.
Türkçesi: Bundan sonra özgür olan Roma halkının barıştaki ve savaştaki işlerini, yıllık yöneticilerini ve insanlarınkinden daha güçlü olan yasaların egemenliğini anlatacağım. Son kralın kibirli küstahlığı, bu özgürlüğü daha da hoş karşılanır kılmıştı; çünkü önceki krallar öyle hüküm sürmüştü ki, hepsi sırayla, kendi arttırdıkları nüfus için yeni yerleşim yerleri olarak ekledikleri kesimlerin, en azından şehrin bu kesimlerinin kurucuları sayılmayı hak etmişti.
Kaynak: Livius, II.1 (Ab Urbe Condita); D. Spillan'ın İngilizce çevirisi (Londra: Henry G. Bohn, 1853), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Livius, cumhuriyeti hangi özelliklerle tanımlıyor? «Yasaların egemenliği» ifadesi, onun krallıkla cumhuriyet arasında gördüğü farkı nasıl anlatıyor?
- Livius, önceki kralları neden «şehrin kurucuları» olarak övüyor? Bu, onun krallığa bütünüyle karşı olmadığını nasıl gösteriyor?
- Livius bu satırları, Roma'da cumhuriyetin yerini fiilen tek bir adamın, Augustus'un yönetimine bıraktığı bir dönemde yazıyordu. Bu durum, onun özgürlük ve krallık hakkındaki sözlerini okurken neyi göz önünde tutmamızı gerektirir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Einar Gjerstad (1962) — Roma'daki kazıların sonuçlarına dayanarak, geleneğin kronolojisinin fazla erken olduğunu, krallık döneminin daha geç başladığını ve cumhuriyetin MÖ 509'da değil, MÖ beşinci yüzyılın ortalarında kurulduğunu savundu.
- Andreas Alföldi (1965) — Erken Roma'nın, geleneğin anlattığı kadar güçlü olmadığını, Latium'da öteki şehirler arasında sıradan bir şehir olduğunu ve Roma'nın erken büyüklüğünün sonraki tarihçilerin bir kurgusu olduğunu ileri sürdü.
- Sandra Joshel (1992) — Livius'un Lucretia öyküsünü inceledi; bu öyküde bir kadının bedeninin, siyasi bir dönüşümü meşrulaştırmak için anlatının merkezine yerleştirildiğini ve kadının kendi sesinin, erkeklerin kurduğu yeni düzenin simgesine dönüştürüldüğünü savundu.
- Tim Cornell (1995) — Gjerstad'ın ve Alföldi'nin görüşlerine karşı, Polybios'un aktardığı antlaşmanın ve arkeolojik bulguların, geleneğin genel kronolojisini ve MÖ altıncı yüzyılın sonunda güçlü bir Roma'nın varlığını desteklediğini savundu.
Bu tartışma, iki farklı düzlemde yürüyor. Gjerstad, Alföldi ve Cornell, geleneğin kronolojisinin ve Roma'nın erken gücünün ne kadar güvenilir olduğunu tartışıyor: ilk ikisi geleneği kuşkuyla karşılarken, Cornell onu arkeolojiyle ve Polybios'un belgesiyle büyük ölçüde destekliyor. Joshel ise olayın gerçekliğinden çok, öykünün nasıl anlatıldığına bakıyor: Lucretia'nın öyküsünün, Romalıların ahlak ve siyaset anlayışını bir kadın bedeni üzerinden kurduğunu gösteriyor. İki düzlem, birbirini tamamlıyor: biri ne olduğunu, öteki olanın nasıl hatırlandığını soruyor. Bu yüzden erken Roma üzerine çalışan bir tarihçi, hem arkeolog hem de metin okuru olmak zorunda.
Derine İn
Vulci'deki mezar resimleri ve Claudius'un konuşması, Roma'nın ilk dönemine ilişkin Romalı olmayan bir geleneğin var olduğunu gösteriyor. Claudius'un konuşmasının metni, bugünkü Fransa'nın Lyon şehrinde bulunan tunç bir levhada korunmuştur. Claudius, Etrüsk tarihini incelemiş bir bilgindi ve Etrüsk kaynaklarına göre Servius Tullius'un, Caelius Vibenna adlı bir Etrüsk komutanın sadık yoldaşı Mastarna olduğunu, onunla birlikte Roma'ya geldiğini ve adını değiştirerek kral olduğunu anlatır. Mezar resimlerindeki «Macstrna» ve «Caile Vipinas» adları, bu geleneğin Claudius'tan dört yüzyıl önce de var olduğunu doğruluyor. Bu, Roma'nın son krallarının, Etrurya'daki savaşçı önderlerin ve onların maceralarının dünyasına ait olabileceğini düşündürüyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarına ait bir başka önemli yazıt, 1977'de, Roma'nın güneyindeki Satricum şehrinde bulundu. MÖ 500 dolaylarına tarihlenen bu yazıtta, bir tapınağa adak sunan bir grubun, «Publius Valerius'un yoldaşları» olarak anıldığı okunuyor. Pek çok tarihçi, bu Publius Valerius'un, geleneğe göre cumhuriyetin ilk yıllarında konsül olan Publius Valerius Publicola ile aynı kişi olabileceğini düşünüyor. Bu doğruysa, yazıt, geleneğin anlattığı kişilerden birinin tarihsel varlığının nadir kanıtlarından biridir. Yazıt aynı zamanda, bu dönemde soylu önderlerin, bir devlete değil kendilerine bağlı silahlı yoldaş grupları olduğunu da gösteriyor.
Lucretia öyküsünün Roma'daki işlevi de dikkat çekicidir. Livius, öykünün sonunda Lucretia'ya «hiçbir kadın Lucretia'nın örneğine dayanarak namusunu yitirdikten sonra yaşamayacak» dedirtir. Bu söz, Romalı erkeklerin kadınların bedenine ve davranışına yüklediği anlamı açıkça gösteriyor. Livius, Lucretia'yı bir örnek olarak sunuyor; ama bu örnek, kadınların kendi hayatları üzerindeki söz hakkının ne kadar sınırlı tutulduğunu da yansıtıyor. Öykü, sonraki yüzyıllarda Avrupa'nın resim ve edebiyatında da sıkça işlendi; farklı çağlar onu kendi değerlerine göre yeniden yorumladı.
Cumhuriyetin ilk yıllarına dair bir başka ünlü öykü, Brutus'un kendi oğullarını cezalandırmasıdır. Livius'a göre, sürgün edilen kralı geri getirmek için bir komplo kuruldu ve komploya katılan genç soylular arasında Brutus'un iki oğlu da vardı. Brutus, konsül olarak, oğullarının kırbaçlanıp başlarının kesilmesini kendi gözleriyle izledi. Romalılar bu öyküyü, kamunun iyiliğinin aile bağlarından üstün tutulmasının bir örneği olarak anlattı. Öykü, iki bin yıl sonra, 1789'da Fransız ressam Jacques-Louis David'in ünlü bir tablosunun konusu oldu; tablo, Fransız Devrimi'nin başladığı yıl sergilendi ve devrimin cumhuriyetçi değerlerinin bir simgesi olarak görüldü.
Son olarak, cumhuriyetin ilk yöneticilerinin gerçekte ne unvan taşıdığı da tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar, «konsül» unvanının sonradan kullanılmaya başlandığını, ilk yöneticilerin başka unvanlar taşıdığını düşünüyor. Cumhuriyetin kurumları, büyük olasılıkla tek bir anda değil, birkaç kuşak boyunca yavaş yavaş biçimlendi. Geleneğin, bu uzun süreci tek bir yıla, tek bir yemine ve tek bir kahramana sığdırması, kuruluş anlatılarının ortak bir özelliğidir: karmaşık ve uzun değişimler, kuşaktan kuşağa aktarılırken akılda kalan tek bir sahneye dönüşür.
Uzman Notu
Temel literatür
- Livy, The History of Rome, Books I–VIII, çev. D. Spillan (Londra: Henry G. Bohn, 1853).
- Polybius, The Histories of Polybius, çev. Evelyn S. Shuckburgh, 2 cilt (Londra: Macmillan, 1889).
- Einar Gjerstad, Legends and Facts of Early Roman History (Lund: Gleerup, 1962).
- Andreas Alföldi, Early Rome and the Latins (Ann Arbor: University of Michigan Press, 1965).
- Sandra R. Joshel, «The Body Female and the Body Politic: Livy's Lucretia and Verginia», Amy Richlin (ed.), Pornography and Representation in Greece and Rome (New York: Oxford University Press, 1992).
- T. J. Cornell, The Beginnings of Rome: Italy and Rome from the Bronze Age to the Punic Wars (c. 1000–264 BC) (Londra: Routledge, 1995).
Arşiv ve kaynak
Livius'un Spillan çevirisi ve Polybios'un Shuckburgh çevirisi Project Gutenberg'de okunabiliyor. Lapis Niger, Roma'daki Forum Romanum'da, siyah döşemenin altında bugün de görülebiliyor. Vulci'deki mezarın resimleri on dokuzuncu yüzyılda duvardan çıkarılarak Roma'daki özel bir koleksiyona taşındı. Claudius'un konuşmasını taşıyan tunç levha, Lyon'daki Gallo-Roma Müzesi'nde; Satricum yazıtı ise Roma'daki Villa Giulia Ulusal Etrüsk Müzesi'nde sergileniyor.
Açık sorular
- Roma'da krallık gerçekten MÖ 509'da mı sona erdi, yoksa geleneğin tarihi sonradan mı belirlendi?
- Servius Tullius ile Etrüsk savaşçı Mastarna aynı kişi miydi?
- Porsenna, Roma'yı bir süre ele geçirdi mi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Roma geleneğine göre son kralın lakabı neydi? A) Kibirli B) Bilge C) Savaşçı D) Adil
- (Hedef 2) Krallık kaldırıldıktan sonra, eski kralın bazı dinî görevlerini yerine getirmek için kurulan makamın adı nedir? A) Konsül B) Senatör C) Rex sacrorum D) Tribün
- (Hedef 2) Cumhuriyette konsüllerin yetkisini sınırlayan iki önemli özellik hangisidir? A) Ömür boyu seçilmeleri ve tek başına yönetmeleri B) Her yıl iki kişi olarak seçilmeleri ve görevlerinin bir yılla sınırlı olması C) Yalnızca dinî görevleri olması D) Kral tarafından atanmaları
- (Hedef 3) Polybios'a göre Roma ile Kartaca arasındaki ilk antlaşma hangi yıl yapıldı? A) Roma'nın kuruluş yılında B) Servius Tullius'un saltanatında C) Hannibal'in savaşında D) Kralların kovulmasından sonraki ilk konsüllerin yılında
- (Hedef 1) Vulci'deki mezar resimlerinde, Claudius'a göre Servius Tullius ile aynı kişi olabilecek Etrüsk savaşçının adı nedir? A) Macstrna B) Porsenna C) Tarquinius D) Brutus
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Roma'da krallığın sona erişine dört farklı tanıklıktan bak: Livius'un Brutus'un yemini hakkındaki anlatısı, Livius'un ikinci kitabın başındaki özgürlük tanımı, Polybios'un aktardığı ilk antlaşma ve Vulci'deki mezar resimleri. Ardından, Cornell'in geleneğin genel çizgisini destekleyen yorumunu ve Joshel'in Lucretia öyküsünün anlatım biçimine odaklanan yorumunu yan yana koyarak, bir kuruluş anlatısının hem olayları hem de onu anlatan toplumun değerlerini nasıl yansıttığını kendi sözlerinle tartış.
Cevaplar
- A — Son kralın lakabı «Kibirli»ydi.
- C — Bu makamın adı rex sacrorum'dur.
- B — Konsüller her yıl iki kişi olarak seçiliyordu ve görevleri bir yılla sınırlıydı.
- D — Antlaşma, kralların kovulmasından sonraki ilk konsüllerin yılında yapıldı.
- A — Bu Etrüsk savaşçının adı Macstrna'dır.
Özenli bir cevap, Livius'un anlatısında Lucretia'nın ölümünün bir siyasi dönüşümün ahlaki gerekçesine dönüştürüldüğünü, Livius'un özgürlük tanımının yıllık yöneticilere ve yasaların egemenliğine dayandığını, Polybios'un belgesinin ise geleneğin anlattığı dönemden kalma bağımsız bir tanıklık olduğunu belirtir. Vulci resimlerinin Romalı olmayan bir anlatının varlığını gösterdiğini ekler. Cornell ile Joshel'in yorumlarını karşılaştırırken, birinin olayların güvenilirliğini, ötekinin anlatının işlevini sorguladığını ve ikisinin birbirini tamamladığını gerekçelendirir.
Sonraki bölüme köprü
Kralın yerini alan soylu aileler, gücü tek başlarına tutamadı: on beş yıl sonra, borç köleliğinden bıkan plebler şehri terk edip bir tepeye çekildi ve geri dönmek için kendi dokunulmaz yöneticilerini, halk tribünlerini istedi. Yunanlı tarihçi Polybios, yüzyıllar sonra ortaya çıkan düzeni, bir Romalının bile krallık mı, aristokrasi mi, demokrasi mi olduğunu söyleyemeyeceği bir denge olarak betimledi. Sonraki bölüm bu düzeni soruyor: senato, konsüller ve halk arasında Roma nasıl yönetiliyordu, ve kim gerçekten söz sahibiydi?