İçeriğe geç

Bölüm DT-107.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Gavgamela: bir imparatorluğu bitiren savaş

DT-107 Büyük İskender ve Helenistik Dünya

3.035 kelime · yaklaşık 14 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Dönem
MÖ 333–MÖ 330
Bölge
Mezopotamya
Tema
Savaş · Kaynaklar
Kişiler
Büyük İskender · III. Dareios · Parmenion · Aristandros · Mazaios · Bessos · Arrianos · Aristobulos · E. W. Marsden · A. M. Devine · R. J. van der Spek · Robert Rollinger
Yerler
Gavgamela · Erbil · Musul · Dicle · Fırat · Babil · Susa
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • MÖ 331'deki Gavgamela Savaşı'nın hazırlığını, gidişini ve sonucunu, iki ordunun seçimleri üzerinden açıklayabileceksin.
  • Tek bir meydan savaşının koca bir imparatorluğun çöküşüne nasıl yol açtığını, Pers devletinde kralın kişisinin taşıdığı ağırlıkla ilişkilendirerek değerlendirebileceksin.
  • Arrianos'un Yunanca anlatısını ve Babil'de tutulan çivi yazılı astronomi günlüğünü karşılaştırarak, aynı olayın farklı kaynaklarda nasıl göründüğünü tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — iki ordugâhın üzerinde kararan ay

MÖ 331 yılının Eylül ayında, bir gece, Dicle'nin doğusundaki ovada ay karardı. Işığı yavaş yavaş söndü, gökyüzünde bakır rengi bir diske dönüştü. Bu tutulmayı o gece üç ayrı yerden izleyen insanlar vardı. Dicle'yi yeni geçmiş olan Makedon ordusunun ordugâhında, Arrianos'un anlattığına göre Büyük İskender, tutulmanın sahipleri sayılan aya, güneşe ve toprağa kurban sundu; kâhini Aristandros, işaretin Makedonlar için hayırlı olduğunu, bir ay içinde savaş olacağını ve zaferin İskender'in olacağını söyledi. Birkaç gün uzaklıktaki Pers ordugâhında, III. Dareios'un askerleri aynı gökyüzüne bakıyordu. Güneyde, Babil'de ise tapınağın gökbilimcileri, yüzyıllardır yaptıkları gibi tutulmayı kil bir tablete kaydettiler.

On bir gün sonra, 1 Ekim 331'de, iki ordu Gavgamela denen bir köyün yakınındaki ovada karşılaştı. Akşam olduğunda, Küroş'un iki yüz yirmi yıl önce kurduğu imparatorluğun kralı, bir daha geri dönmemek üzere kaçıyordu. Bu bölüm, bu tek günün nasıl bir imparatorluğun sonu olabildiğini soruyor: ovada o gün neler yaşandı, ve bir savaş neden bu kadar çok şeyi bitirdi?

Bağlam — Dareios'un seçtiği ova

İssos'taki yenilgiden sonra Dareios, iki yıla yakın bir süreyi yeni bir ordu toplamakla geçirdi. Bu kez askerlerini imparatorluğun doğusundan, İran yaylasından ve Orta Asya'dan çağırdı. Baktriya satrabı Bessos'un yönettiği Baktriyalı ve Soğdianalı atlılar, Hindistan sınırından gelen birkaç savaş fili, İskit soyundan atlı okçular, Medler, Partlar ve Babilliler, bu ordunun parçalarıydı.

Dareios, İssos'tan bir ders çıkarmıştı: orada dar kıyı ovası, ordusunun büyüklüğünü işe yaramaz hâle getirmişti. Bu yüzden şimdi, bugünkü Erbil ile Musul arasındaki geniş, düz bir ovayı seçti. Arrianos'a göre Persler bu ovadaki engebeli yerleri de önceden düzlemiş, savaş arabalarının rahatça yuvarlanacağı ve atların dörtnala koşacağı bir alan hazırlamıştı.

Gelişme — savaştan önceki dört gün

İskender, Fırat'ı ve ardından hızlı akıntısı yüzünden zorlukla da olsa Dicle'yi geçti; Persler her iki geçişte de onu durdurmaya çalışmadı. Dareios'un ordusunun yakında olduğunu esir aldığı Pers öncülerinden öğrenince, ordusunu dört gün dinlendirdi. Ordugâhının çevresine hendek kazdırdı, kazıklarla çevirtti; yükleri ve savaşamayacak durumda olanları orada bıraktı.

Savaştan önceki gece, Makedonların en kıdemli komutanı Parmenion, Arrianos'un aktardığına göre İskender'in çadırına gelip Perslere gece baskını yapmayı önerdi; karanlıkta düşman hazırlıksız yakalanır ve paniğe kapılırdı. İskender, başkalarının da duyduğu bir sesle, zaferi çalmanın aşağılık bir iş olduğunu, gün ışığında ve hilesiz kazanması gerektiğini söyledi. Arrianos bu yanıtı yalnızca bir övünme olarak görmez; ona göre gece savaşı, iki taraf için de öngörülemeyen kazalarla doluydu, ve yenilgiye uğrayan Dareios, baskına uğradığını söyleyerek yenilgisini kabul etmekten kaçınabilirdi. İskender, Dareios'un bu kez hiçbir bahanesi kalmayacak biçimde yenilmesini istiyordu.

Pers askerleri ise o geceyi silahları elinde, saflarında ayakta geçirdi; çünkü ordugâhları tam olarak tahkim edilmemişti ve bir gece saldırısından korkuyorlardı. Arrianos, bu uzun nöbetin ve günlerdir biriken korkunun Perslerin başarısını en çok engelleyen şeylerden biri olduğunu yazar.

Arrianos, Pers ordusunun savaş düzenini de ayrıntılı olarak anlatır ve bu bilginin kaynağını belirtir: Aristobulos'a göre, Dareios'un kendi eliyle yazdırdığı savaş düzeni planı savaştan sonra Makedonların eline geçmişti. Bu küçük not, bir tarihçinin kaynağını okura gösterme çabasının güzel bir örneğidir. Plana göre Dareios merkezdeydi; çevresinde akrabaları, mızraklarının dibinde altın elmalar taşıyan muhafızları ve Makedon piyadesine karşı durabilecek tek güç sayılan Yunan paralı askerleri vardı. Tırpanlı arabalar ve filler, ordunun önüne dizilmişti.

İskender, kendisinden çok daha geniş bir cepheye yayılan bu orduya karşı alışılmadık bir düzen kurdu. Piyadesini iki sıra hâlinde dizdi: ikinci sıra, arkadan ya da yandan kuşatılma tehlikesine karşı geri dönüp savaşabilecekti. Kanatlardaki birlikleri, bir köşeli çizgi gibi, merkezle açı yapacak biçimde geriye doğru yerleştirdi; böylece Pers süvarisi kanatları sararsa, onu yandan karşılayabilecekti. Arabaların önüne ise mızrak atıcılar koydu.

Dönüş noktası — açılan boşluk

1 Ekim sabahı savaş başladığında İskender, doğrudan ileri değil, sağa doğru yürüdü. Pers ordusu da ona paralel olarak kaydı. Makedonlar, Perslerin düzlediği alanın kenarına yaklaştıkça, Dareios, tırpanlı arabalarının engebeli zeminde işe yaramaz hâle geleceğinden korktu ve sol kanadındaki süvarisine, İskender'in kanadının etrafını dolanıp onu durdurmasını emretti. Arabalar da saldırıya geçti; ama mızrak atıcılar sürücüleri yere indirdi, piyadeler ise önceden öğretildiği gibi saflarını açarak arabaları aradan geçirdi ve arkada etkisiz bıraktı.

Pers süvarisi Makedon sağ kanadını sarmak için ileri atıldıkça, Pers cephesinin ortasında, Dareios'un bulunduğu merkezin yanında bir boşluk açıldı. İskender'in beklediği an buydu.

İskender, soylu süvarisini ve yanındaki piyadeyi bir kama biçiminde toplayarak doğrudan bu boşluğa, Dareios'un üzerine sürdü. Kısa ve sert bir çarpışmadan sonra Dareios, İssos'ta olduğu gibi, kaçtı. Ama savaş henüz bitmemişti. Sol kanatta Parmenion ağır bir baskı altındaydı; bir grup Pers ve Hint atlısı Makedon cephesindeki bir boşluktan geçip arkadaki yüklere saldırdı, oradaki esirler de onlara katıldı. İskender, Dareios'u izlemeyi bırakıp geri dönmek zorunda kaldı ve savaşın en kanlı süvari çarpışması, geri çekilen Pers süvarisiyle onun arasında yaşandı. Arrianos'a göre bu çarpışmada İskender'in soylu süvarilerinden altmış kadarı öldü. Ancak bundan sonra Makedonlar tüm cephede üstünlük kurdu.

Yaygın yanlış«Gavgamela'da İskender, kendi ordusundan yirmi kat büyük bir orduyu neredeyse hiç kayıp vermeden yendi» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa bu tablo, antik kaynakların sayılarından gelir. Arrianos'un aktardığı rakamlara göre Makedonlar yüz kadar asker, Persler ise üç yüz bin kişi kaybetmişti; bu sayılar, zafer anlatısının parçasıdır ve olduğu gibi alınamaz. Aynı Arrianos, bin kadar Makedon atının öldüğünü ya da kullanılamaz hâle geldiğini de yazar; bu, ağır bir süvari savaşını gösterir. Savaş, sayısal bir mucize değil, düzen, zamanlama ve bir kralın kaçışıyla belirlenmiş, iki taraf için de kanlı bir çarpışmaydı.

Cevap — kral kaçınca

Öyleyse bir savaş, neden bir imparatorluğu bitirdi? Cevabın merkezinde, Pers devletinin yapısı var. Ahameniş İmparatorluğu'nda her şey kralın kişisine bağlıydı: satraplar ona bağlılık yemini etmişti, ordular onun çağrısıyla toplanıyor, hazineler onun adına korunuyordu. Kral savaş alanından kaçtığında ve bir daha ordu toplayamadığında, bu bağlar birer birer çözüldü.

Sonuçları hızlı geldi. Gavgamela'da Dareios için savaşmış olan Mazaios, Babil'i savaşmadan İskender'e teslim etti ve ödül olarak şehrin satraplığını aldı. Susa'nın satrabı da şehri ve hazinesini teslim etti. Birkaç ay sonra Persepolis düştü. Dareios doğuya kaçtı, ama yeni bir ordu toplayamadı; MÖ 330 yazında, Bessos ve yanındaki soylular onu tutukladı ve öldürdü. Ahameniş hanedanının iki yüzyılı aşan egemenliği böylece sona erdi.

Ama «bitti» sözcüğünün de sınırları var. Pers topraklarında direniş Gavgamela'yla bitmedi: İran'ın dağlık geçitlerinde, Baktriya ve Soğdiana'da, İskender yıllarca savaşmak zorunda kaldı. Gavgamela'nın bitirdiği, bir hanedanın ve onun kraliyet ordusunun gücüydü; imparatorluğun toprakları, yolları, satraplıkları ve hazineleri ise yıkılmadı, el değiştirdi.

Bugünle bağ — bir tutulmanın tarihlediği savaş

Gavgamela, antik dünyanın en kesin tarihlenen savaşlarından biridir ve bunu bir gökyüzü olayına borçludur. Modern gökbilimciler, geçmişteki ay tutulmalarının tarihlerini büyük bir kesinlikle hesaplayabiliyor. Yunan yazarların ve Babil günlüğünün aynı tutulmadan söz etmesi, bu tutulmanın MÖ 331'deki 20 Eylül'ü 21 Eylül'e bağlayan gece olduğunu, dolayısıyla savaşın 1 Ekim'de yapıldığını saptamayı sağladı. Babil gökbilimcilerinin gökyüzünü kaydetme alışkanlığı, iki bin üç yüz yıl sonra tarihçilerin işine yarıyor.

Savaş alanının kesin yeri ise hâlâ tartışmalı. Arrianos, savaşın Erbil'e altı yüz stadion uzaklıkta, Gavgamela denen büyük bir köyde yapıldığını, ama ünün yakındaki büyük şehir Erbil'e gittiğini özellikle not eder. Bugün araştırmacıların çoğu, savaş alanını Irak'ın kuzeyinde, Erbil ile Musul arasındaki ovada, Gomel çayının yakınında arıyor. Kesin bir yer tespiti yapılamadı; bölgenin yakın dönemdeki savaşları, uzun süre arkeolojik araştırma yapılmasını da zorlaştırdı.

Birincil kaynak

Arrianos, savaşın dönüm noktasını şöyle anlatır:

But when the Persians had made a break in the front line of their army […], Alexander wheeled round towards the gap, and forming a wedge as it were of the Companion cavalry […], he led them with a quick charge and loud battle-cry straight towards Darius himself. For a short time there ensued a hand-to-hand fight; but when the Macedonian cavalry […] pressed on vigorously, thrusting themselves against the Persians and striking their faces with their spears, and when the Macedonian phalanx in dense array and bristling with long pikes had also made an attack upon them, all things at once appeared full of terror to Darius, who had already long been in a state of fear, so that he was the first to turn and flee.

Türkçesi: Ama Perslerin cephesinde bir boşluk açılınca […], İskender o boşluğa doğru döndü, soylu süvarileriyle bir tür kama oluşturdu […] ve onları hızlı bir hücum ve yüksek bir savaş naralarıyla doğrudan Dareios'un üzerine sürdü. Kısa bir süre göğüs göğüse bir çarpışma oldu; ama Makedon süvarisi […] Perslerin üzerine yüklenip yüzlerine mızraklarını saplarken ve uzun mızraklarla diken diken olmuş sık dizili Makedon piyadesi de saldırınca, zaten uzun süredir korku içinde olan Dareios'a her şey birden dehşet verici göründü ve ilk dönüp kaçan o oldu.

Kaynak: Arrianos, İskender'in Seferi, III.14; E. J. Chinnock'un İngilizce çevirisi, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Arrianos'a göre İskender'in hücumunu mümkün kılan boşluk nasıl açıldı? Bu, savaşın sonucunun yalnızca cesarete değil, zamanlamaya da bağlı olduğunu nasıl gösteriyor?
  2. Arrianos, Dareios'un «uzun süredir korku içinde» olduğunu ve «ilk kaçan» olduğunu yazıyor. Bu ifadeler, bir savaşı anlatmanın yanında Dareios hakkında nasıl bir yargı taşıyor?
  3. Babil günlüğü, savaşın sonunu kralın kaçışıyla değil, askerlerinin dağılmasıyla anlatıyor. İki kaynağın bu farkı, hangi tarafın bakış açısını yansıttıkları hakkında ne düşündürüyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • E. W. Marsden (1964) — Gavgamela seferini arazi, sayılar ve düzenler üzerinden ayrıntılı olarak yeniden kurdu; antik kaynaklardaki Pers ordusu rakamlarının çok abartılı olduğunu, savaşı İskender'in sağa kayarak Pers cephesinde bir boşluk yaratma planının belirlediğini savundu.
  • A. M. Devine (1986) — Savaşın taktik anlatısını kaynak eleştirisiyle birleştirdi; Arrianos'un Ptolemaios ve Aristobulos'a dayanan anlatısını, Diodoros ve Curtius Rufus'un izlediği daha abartılı gelenekle karşılaştırarak, savaşın ayrıntılarında hangi kaynağa ne ölçüde güvenilebileceğini tartıştı.
  • R. J. van der Spek (2003) — Babil astronomi günlüğünü, olayları tarafsızca kaydetmeye çalışan uzman gözlemcilerin metni olarak okudu; günlükteki «kralı askerleri terk etti» ifadesini ve ordugâhtaki paniği, gerçekten yaşanmış olayların kaydı olarak yorumladı.
  • Robert Rollinger ve Kai Ruffing (2012) — Aynı satırların dilbilgisini yeniden inceleyerek, cümlenin «kral ve askerleri ordugâhı terk etti» diye de okunabileceğini savundu; «panik» kaydının ise meşru olmayan bir kralın doğru hükümdar karşısındaki korkusunu anlatan geleneksel bir yazı kalıbı olabileceğini öne sürdü.

Bu tartışma, iki ayrı düzlemde yürüyor. Marsden ve Devine, Yunan ve Roma kaynaklarından yola çıkarak savaş alanında ne olduğunu soruyor; sayıların abartısı konusunda anlaşıyorlar, ama kaynakların hangisine ne kadar güvenileceği konusunda farklı ağırlıklar veriyorlar. Van der Spek ile Rollinger ve Ruffing ise tek bir çivi yazılı tabletin birkaç satırı üzerinde tartışıyor; ama bu satırlar, savaşın Pers tarafından nasıl göründüğüne dair elimizdeki tek çağdaş tanıklık olduğu için, bir dilbilgisi eki bile Dareios'un imgesini değiştirebiliyor. İki düzlemin ortak dersi, en «kesin» görünen savaş anlatısının bile yorum gerektirdiğidir.

Derine İn

Gavgamela'yı anlatan antik kaynaklar arasında belirgin farklar var. Arrianos, savaşın taktik akışını, birliklerin yerlerini ve komutanların adlarını ayrıntılı biçimde veren tek yazardır; bu ayrıntıların büyük kısmı, savaşta bulunmuş olan Ptolemaios'un anılarından gelir. Diodoros ve Curtius Rufus ise, İskender'in ölümünden sonra yazılmış, daha renkli ve dramatik bir anlatıyı izler. Bu anlatılarda Dareios'un arabacısının öldürülmesi, bunun Pers saflarında kralın öldüğü sanısını yayması gibi ayrıntılar öne çıkar. Plutarkhos ise savaştan önceki gece İskender'in derin bir uykuya daldığını ve sabah komutanlarının onu uyandırmak zorunda kaldığını anlatır. Hangi ayrıntının gerçek, hangisinin sonradan eklenmiş bir süs olduğunu kesin olarak bilemiyoruz; tarihçiler, kaynakların birbirini doğruladığı noktalara daha fazla güveniyor.

Gavgamela'dan sonra iki kral arasındaki yazışma da farklı biçimlerde aktarılır. Bazı antik yazarlar, savaştan önce Dareios'un İskender'e Fırat'ın batısındaki bütün toprakları, kızlarından birini ve büyük bir fidye önerdiğini anlatır. Plutarkhos'un aktardığı bir öyküye göre, Parmenion, «İskender olsaydım kabul ederdim» demiş; İskender de, «Parmenion olsaydım ben de kabul ederdim» diye yanıt vermişti. Bu söz, gerçekten söylenmiş olsun ya da olmasın, iki farklı savaş amacını özetliyor: kıyıları ve batı eyaletlerini alıp yerleşmek ya da imparatorluğun tamamını istemek. Gavgamela, İskender'in ikinci yolu seçtiğinin ilanıydı.

Savaşın sonucunu belirleyen bir etken de, İskender'in ordusunun farklı birlikleri birlikte kullanabilme yeteneğiydi. Sarissalı piyade, düşman merkezini bir duvar gibi tutarken, soylu süvari, hafif piyade, okçular ve mızrak atıcılar, her biri kendi görevini üstlendi. Arabalara karşı hafif piyadenin, kuşatmaya karşı ikinci piyade sırasının, yüklere saldıranlara karşı yedek birliklerin önceden hazırlanmış olması, savaşın beklenmedik anlarında bile ordunun dağılmamasını sağladı. Bu esneklik, Filip'in kurduğu, her mevsim eğitilen profesyonel ordunun en önemli mirasıydı.

Gavgamela'dan sonra Babil'in teslimi, fethin nasıl gerçekleştiğini de gösteriyor. Babil'in yöneticileri ve rahipleri, İskender'i şehrin dışında karşıladı; İskender, Babil tanrısı Marduk'un tapınağını onarmayı vaat etti ve eski Pers satrabı Mazaios'u görevinde bıraktı. Bu, iki yüz yıl önce Küroş'un Babil'e girişini hatırlatan bir sahneydi: yeni bir hükümdar, yerel tanrılara saygı göstererek ve yerel seçkinleri koruyarak kendini meşrulaştırıyordu. Babil'in gökbilimcileri, İskender'i hemen «dünyanın kralı» diye kaydetmeye başladı; onların gözünde bir hanedan değişmişti, ama gökyüzünü kaydetme işi aynen sürüyordu.

Parmenion'un Gavgamela anlatısındaki yeri de dikkatle okunmalı. Arrianos'ta ve Plutarkhos'ta Parmenion, İskender'e sık sık temkinli öğütler veren, İskender'in ise bu öğütleri reddederek haklı çıktığı bir figür olarak görünür: Granikos'ta beklemeyi, Gavgamela'dan önce gece baskınını, Dareios'un barış önerisini kabul etmeyi öğütleyen hep odur. Bazı tarihçiler, bu tekrar eden sahnelerin, İskender'in cesaretini öne çıkarmak için kurulmuş bir anlatı kalıbı olduğunu düşünüyor. Parmenion, Gavgamela'dan bir yıl kadar sonra, oğlu Philotas'ın bir komploya karışmakla suçlanıp öldürülmesinin ardından İskender'in emriyle öldürüldü; ondan sonra yazılan anlatılar, onu pek de iyi göstermek için bir nedene sahip değildi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Arrian, The Anabasis of Alexander, çev. E. J. Chinnock (Londra: Hodder and Stoughton, 1884).
  • A. J. Sachs ve H. Hunger, Astronomical Diaries and Related Texts from Babylon, I: Diaries from 652 B.C. to 262 B.C. (Viyana: Österreichische Akademie der Wissenschaften, 1988).
  • E. W. Marsden, The Campaign of Gaugamela (Liverpool: Liverpool University Press, 1964).
  • A. M. Devine, «The Battle of Gaugamela: A Tactical and Source-Critical Study», The Ancient World 13 (1986).
  • R. J. van der Spek, «Darius III, Alexander the Great and Babylonian Scholarship», W. Henkelman ve A. Kuhrt (ed.), A Persian Perspective, Achaemenid History XIII (Leiden: NINO, 2003).
  • Robert Rollinger ve Kai Ruffing, «"Panik" im Heer: Dareios III., die Schlacht von Gaugamela und die Mondfinsternis vom 20. September 331 v. Chr.», Iranica Antiqua 47 (2012).

Arşiv ve kaynak

Arrianos'un anlatısının İngilizce çevirisine Project Gutenberg'den ulaşılabilir; savaşı anlatan bölümler üçüncü kitabın sekizinci ile on beşinci bölümleri arasındadır. Babil astronomi günlükleri, Sachs ve Hunger'in çok ciltli yayınında çeviri yazı ve İngilizce çeviriyle birlikte yayımlandı; Gavgamela satırlarının çevirisi, antik tarih üzerine çevrimiçi kaynak siteleri Livius gibi yerlerde de okunabiliyor. Tabletin kendisi British Museum koleksiyonundadır.

Açık sorular

  • Babil günlüğündeki kritik satır, «kralı askerleri terk etti» diye mi, «kral ve askerleri ordugâhı terk etti» diye mi okunmalı?
  • Pers ordusu gerçekte ne büyüklükteydi, ve bu büyüklük savaşın gidişini nasıl etkiledi?
  • Dareios'un kaçışı, savaşın kaybedildiğinin sonucu muydu, yoksa savaşın kaybedilmesinin nedeni mi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Dareios, Gavgamela'da neden geniş ve düz bir ovayı seçti? A) Fillerini saklamak için B) İssos'taki dar arazinin ordusunun büyüklüğünü işe yaramaz hâle getirdiğini düşündüğü için C) Babil'e yakın olmak için D) Makedonları denizden uzak tutmak için
  2. (Hedef 1) Makedon piyadesi, tırpanlı savaş arabalarını nasıl etkisiz bıraktı? A) Hendek kazarak B) Filleri öne sürerek C) Saflarını açıp arabaları aradan geçirerek ve sürücüleri mızraklarla indirerek D) Arabaları satın alarak
  3. (Hedef 3) Gavgamela'yı anlatan tek çağdaş belge hangisidir? A) Babil'de tutulan çivi yazılı bir astronomi günlüğü B) Arrianos'un İskender'in Seferi C) Plutarkhos'un İskender biyografisi D) Dareios'un savaş planı
  4. (Hedef 2) Gavgamela'dan sonra Babil'i İskender'e teslim eden ve şehrin satraplığını alan Pers soylusu kimdir? A) Bessos B) Parmenion C) Aristandros D) Mazaios
  5. (Hedef 3) Babil günlüğünde İskender'e verilen unvan nedir? A) Firavun B) Dünyanın kralı C) Makedonların kralı D) Yunanlıların başkomutanı

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Gavgamela Savaşı'nın sonunu, Arrianos'un anlatısından ve Babil astronomi günlüğünden yararlanarak karşılaştır: iki kaynak savaşın nasıl bittiğini nasıl anlatıyor, ve her birinin bakış açısını ne belirliyor? Ardından, van der Spek ile Rollinger ve Ruffing'in günlüğün aynı satırlarına getirdiği farklı okumaları değerlendirerek, tek bir kaynağın birkaç satırının bir savaşın ve bir kralın tarihteki imgesini nasıl değiştirebileceğini gerekçeleriyle tartış.

Cevaplar

  1. B — Dareios, İssos'taki dar arazinin ordusunun büyüklüğünü işe yaramaz hâle getirdiğini düşünüyordu.
  2. C — Piyade saflarını açtı ve sürücüleri mızraklarla indirdi.
  3. A — Tek çağdaş belge, Babil'de tutulan astronomi günlüğüdür.
  4. D — Babil'i Mazaios teslim etti.
  5. B — Günlük, İskender'i «dünyanın kralı» olarak anar.

Başarılı bir cevap, Arrianos'un savaşın sonunu Dareios'un korkusu ve kaçışı üzerinden, İskender'in yanındaki komutanların anılarına dayanarak anlattığını; Babil günlüğünün ise savaşı uzaktan, tapınak gökbilimcilerinin gözünden ve bir kralın askerlerinin dağılması olarak kaydettiğini belirtir. Van der Spek'in günlüğü tarafsız bir olay kaydı olarak, Rollinger ve Ruffing'in ise dilbilgisi ve yazı geleneği üzerinden okuduğunu karşılaştırır ve her iki okumanın Dareios'un imgesi için ne anlama geldiğini gerekçelendirir.

Sonraki bölüme köprü

Gavgamela'dan beş yıl sonra İskender, Pers krallarının doğudaki en uzak satraplıklarını da geçip Pencap'a, muson yağmurlarının kabarttığı ırmakların kıyısına varmıştı. Hydaspes'te fillerle savaşan Poros'u yendi; ama bir sonraki ırmakta, Hyphasis'te, karşısına bir düşman değil, kendi ordusu çıktı ve yaşlı komutan Koinos, askerler adına eve dönmek istediklerini söyledi. Sonraki bölüm bu anı soruyor: hiçbir orduya yenilmeyen İskender, Hindistan'da neden durdu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:05 Kanca: kararan bir ay; altında üç ayrı yerde gökyüzüne bakan figürler; kil bir tablete çizgiler çizen bir el.
  • 1:05–3:10 Bağlam: düz bir ovada toprağı düzleyen işçiler; bıçaklı tekerlekli arabalar.
  • 3:10–5:25 Gelişme: ateşler yanan bir ordugâh; çadırda konuşan iki silüet; gece boyu silahlarıyla ayakta bekleyen askerler.
  • 5:25–7:45 Dönüş noktası — açılan boşluk: iki ordunun sağa kayan hatları; saflarını açan piyade; bir boşluğa dalan kama biçiminde süvari.
  • 7:45–9:35 Kapanış: bir şehrin kapısında karşılanan fatih; gökyüzünü izlemeyi sürdüren gökbilimciler.

Kişiler yüzsüz silüet; çarpışma, dağılan saflar ve kaçan bir savaş arabasıyla simgesel olarak gösterilir.