İçeriğe geç

Bölüm DT-107.01 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Makedonya nasıl yükseldi?

DT-107 Büyük İskender ve Helenistik Dünya

2.631 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 498–MÖ 336
Bölge
Balkanlar
Tema
Siyaset · Savaş
Kişiler
I. Aleksandros · Arkhelaos · Euripides · II. Filip · Büyük İskender · Demosthenes · Herodotos · Arrianos · Manolis Andronikos · Eugene Borza · N. G. L. Hammond · Ian Worthington
Yerler
Makedonya · Pella · Aigai · Vergina · Khaironeia · Pangaion
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Makedonya krallığının coğrafyasını, toplumunu ve Yunan şehirleriyle ilişkisini, MÖ beşinci ve dördüncü yüzyıllar boyunca açıklayabileceksin.
  • II. Filip'in ordu reformlarını, diplomasisini ve ekonomik kaynaklarını, Makedonya'nın hızlı yükselişinin nedenleri olarak değerlendirebileceksin.
  • Makedonya'nın yükselişini, Makedonyalıların kendi gözünden ve Atinalı karşıtlarının gözünden anlatan kaynakları karşılaştırarak tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — isyan eden bir ordu

MÖ 324'te, Mezopotamya'daki Opis şehrinde, Büyük İskender'in Makedonyalı askerleri ayaklandı. On yıldır süren seferlerden yorulmuşlardı; kralın Perslere ve öbür halklara gösterdiği yakınlıktan rahatsızdılar. Bazıları, İskender'e bundan sonra savaşa tek başına gitmesini, eğer isterse babası olduğunu söylediği tanrıyı da yanına almasını söyleyerek alay etti.

İskender, askerlerinin önüne çıktı ve bir konuşma yaptı. Konuşmasına, kendi fetihlerinden değil, babası II. Filip'ten başladı. Babası, dedi, sizi deri giysiler içinde, dağ yamaçlarında birkaç koyun güden, komşularınıza karşı onları bile koruyamayan yoksul insanlar olarak buldu. Size giyecek pelerinler verdi, sizi dağlardan ovalara indirdi, şehirlerde yaşattı; sizi korktuğunuz komşularınıza efendi yaptı.

İskender'in bu sözleri, bir ordunun öfkesini yatıştırmak için söylenmiş bir konuşmanın parçasıdır ve abartılıdır. Ama arkasında gerçek bir dönüşüm vardı: bir kuşak içinde Makedonya, Yunan dünyasının kuzey kıyısında, çoğu zaman güneydeki komşularının küçümsediği bir krallıktan, bütün Yunanistan'a egemen olan bir güce dönüşmüştü. Bu bölüm, bu dönüşümü soruyor: Makedonya nasıl yükseldi?

Bağlam — Olympos'un gölgesinde bir krallık

Makedonya, Yunanistan'ın kuzeyinde, Olympos dağının ötesinde, verimli ovaları ve ormanlık dağları olan bir bölgeydi. Güneydeki Yunan şehirlerinden farklı olarak, Makedonya bir polis değil, bir krallıktı. Makedonyalıların büyük bölümü, köylerde yaşayan çiftçiler ve çobanlardı; güçlü soylu aileler, kralın çevresinde bir savaşçı aristokrasi oluşturuyordu.

Makedonların Yunanlı olup olmadığı, antik çağda da tartışma konusuydu. Makedonlar Yunancanın bir lehçesini konuşuyor, Yunan tanrılarına tapıyordu; ama güneydeki pek çok Yunanlı, onları yarı barbar, geri kalmış bir halk olarak görüyordu.

Makedon kralları, Yunan kültürüne bağlılıklarını göstermek için çaba harcadı. MÖ beşinci yüzyılın sonunda kral Arkhelaos, başkenti Pella'ya taşıdı, sarayını ünlü ressamlara süsletti ve Atinalı tragedya yazarı Euripides'i sarayına davet etti. Euripides, hayatının son yıllarını Makedonya'da geçirdi ve orada öldü.

Gelişme — II. Filip ve yeni ordu

MÖ 359'da Makedonya, bir felaketin eşiğindeydi. Kral, İlliryalılara karşı bir savaşta binlerce askeriyle birlikte ölmüştü. Kuzeyden ve batıdan komşu halklar, doğudan Trakyalılar, güneyden Atina ve öbür Yunan şehirleri, krallığın zayıflığından yararlanmaya hazırlanıyordu. Bu durumda tahta, ölen kralın genç kardeşi Filip geçti; o sırada yirmi dört yaşlarındaydı.

Filip, gençliğinde birkaç yıl, rehine olarak Yunan dünyasının o dönemdeki en güçlü askerî şehri Thebai'de yaşamıştı. Orada, Thebai'nin ünlü komutanlarının yeni savaş yöntemlerini yakından görmüştü. Tahta çıkar çıkmaz, Makedon ordusunu yeniden örgütlemeye girişti.

Sarissa, Makedon piyadesine Yunan hoplitlerinden daha uzun bir erişim sağladı. Piyadeler daha hafif zırhlarla donatıldı; bu da onları daha hareketli kıldı. Ama ordunun asıl vurucu gücü, kralın yanında savaşan soylu süvarilerdi.

Filip'in ordusunu Yunan şehirlerinin ordularından ayıran bir özellik daha vardı: Makedon ordusu, bütün yıl boyunca savaşa hazır, düzenli olarak eğitilen profesyonel bir orduya dönüştü. Yunan şehirlerinin yurttaş orduları ise çoğu zaman yalnızca yaz aylarında sefere çıkabiliyordu. Filip, kuşatma makineleri geliştiren mühendisler de çalıştırdı; böylece surlarla çevrili şehirleri alabilen bir güç hâline geldi.

Dönüş noktası — altın, evlilikler ve Atina

Filip'in başarısının bir başka nedeni, zenginlikti. MÖ 356'da, Trakya kıyısındaki Pangaion dağının zengin altın ve gümüş madenlerinin bulunduğu bölgeyi ele geçirdi ve orada kendi adını taşıyan Filippoi şehrini kurdu. Madenlerden gelen gelir, ordusunu beslemesine, rakiplerini satın almasına ve Yunan şehirlerindeki yandaşlarını desteklemesine olanak verdi. Antik yazarlar, Filip'in hiçbir kalenin, içine altın yüklü bir eşeğin girebileceği kadar kapısı varsa, alınamaz olmadığını söylediğini aktarır; bu söz sonradan ona atfedilmiş olabilir, ama onun yöntemlerini iyi anlatır.

Filip, diplomasiyi de ustaca kullandı. İlliryalı, Trakyalı ve Tesalyalı soylu ailelerle yaptığı evlilikler, ona pek çok ittifak kazandırdı. Bu evliliklerden biri, kuzeybatıdaki Epeiros krallığının prensesi Olympias'la oldu; Büyük İskender, bu evlilikten doğdu.

Makedonya'nın güneye doğru genişlemesi, Atina'yı kaygılandırdı. Atinalı hatip Demosthenes, Filip'e karşı bir dizi ateşli konuşma yaptı.

Yaygın yanlış«Makedonya, Filip'ten önce hiçbir önemi olmayan, Yunan dünyasının dışında kalmış bir bölgeydi» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa Makedon kralları, MÖ beşinci yüzyıldan itibaren Yunan dünyasıyla sıkı ilişkiler içindeydi; Atina, Makedonya'nın ormanlarından gemi yapımı için kereste alıyordu, Makedon sarayı Yunan sanatçıları ve yazarları ağırlıyordu. Filip'in yaptığı, zaten var olan bir krallığı, bölgesel bir güçten büyük bir güce dönüştürmekti.

Cevap — bir kralın yaptığı dönüşüm

Öyleyse Makedonya nasıl yükseldi? Büyük ölçüde, II. Filip'in yirmi üç yıllık saltanatında. Filip, sarissa ile donanmış profesyonel bir piyade ile soylu süvarileri birleştiren yeni bir ordu kurdu; Pangaion madenlerinin zenginliğini bu orduya ve diplomasisine aktardı; evliliklerle ittifaklar kurdu. Yunan şehirlerinin birbiriyle çekişmesinden ustaca yararlandı.

MÖ 338'de, Beotya'daki Khaironeia'da, Filip'in ordusu Atina ile Thebai'nin birleşik ordusunu yendi. Bu savaşta süvarileri, on sekiz yaşındaki oğlu İskender yönetiyordu. Ertesi yıl Filip, Yunan şehirlerinin çoğunu kendi önderliğinde bir birlikte topladı.

Filip, Pers seferinin hazırlıklarını tamamlamak üzereyken, MÖ 336'da, eski başkent Aigai'de, kızının düğün şenliklerinde, kendi muhafızlarından biri tarafından öldürüldü. Tahta yirmi yaşındaki oğlu İskender geçti. Filip'in kurduğu ordu ve hazırladığı sefer, oğlunun dünyayı değiştirecek fetihlerinin temeli oldu.

Bugünle bağ — bir mezarın açılışı

1977'de, Yunanistan'ın kuzeyindeki Vergina köyünde, arkeolog Manolis Andronikos, büyük bir tümülüsün altında, yağmalanmamış bir kral mezarı buldu. Mezarda altın bir kutu içinde yakılmış kemikler, altın bir çelenk, silahlar ve fildişi süslemeler vardı. Andronikos, bu mezarın II. Filip'e ait olduğunu ileri sürdü. Bu buluş, Vergina'nın eski Makedon başkenti Aigai olduğunu kesinleştirdi. Mezarın kime ait olduğu ise bugün de tartışılıyor: bazı araştırmacılar, mezarın Filip'in değil, onun başka bir oğlunun olabileceğini savunuyor. Bir mezarın kime ait olduğu gibi görünüşte basit bir soru bile, bilimsel yöntemlerin ve yorumların sınırlarını gösteriyor.

Birincil kaynak

Arrianos, İskender'in MÖ 324'te Opis'te ayaklanan askerlerine yaptığı konuşmayı şöyle aktarır:

In the first place […] I shall begin my speech from my father Philip. For he found you vagabonds and destitute of means, most of you clad in hides, feeding a few sheep up the mountain sides, for the protection of which you had to fight with small success against Illyrians, Triballians, and the border Thracians. Instead of the hides he gave you cloaks to wear, and from the mountains he led you down into the plains, and made you capable of fighting the neighbouring barbarians […]. He made you colonists of cities, which he adorned with useful laws and customs; and from being slaves and subjects, he made you rulers over those very barbarians by whom you yourselves, as well as your property, were previously liable to be plundered and ravaged.

Türkçesi: Önce […] konuşmama babam Filip'ten başlayacağım. O sizi serseri ve yoksul buldu; çoğunuz deri giysiler giyiyor, dağ yamaçlarında birkaç koyun güdüyor ve onları korumak için İlliryalılara, Triballilere ve sınırdaki Trakyalılara karşı pek başarılı olamayan savaşlar veriyordunuz. Size deri giysilerin yerine pelerinler giydirdi, sizi dağlardan ovalara indirdi ve komşu barbarlara karşı savaşabilecek duruma getirdi […]. Sizi yararlı yasalar ve âdetlerle donattığı şehirlerde yaşattı; köle ve uyruk olmaktan çıkarıp, daha önce sizi ve mallarınızı yağmalayan o barbarların efendileri yaptı.

Kaynak: Arrianos, İskender'in Seferi, VII.9.1–3; E. J. Chinnock'un İngilizce çevirisi, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. İskender'e göre Filip'ten önce Makedonyalılar nasıl yaşıyordu? Bu betimleme, Demosthenes'in Makedonya hakkındaki sözleriyle nasıl karşılaştırılabilir?
  2. İskender, babasının Makedonyalılar için yaptığı hangi değişiklikleri sayıyor? Bu değişiklikler, bir krallığın dönüşümü hakkında ne anlatıyor?
  3. Bu konuşma, ayaklanan bir orduyu yatıştırmak için yapıldı ve Arrianos onu yaklaşık dört yüz yıl sonra, daha eski anlatılara dayanarak aktardı. Konuşmanın amacı ve aktarım zinciri, hangi ifadeleri kuşkuyla okumamızı gerektirir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Manolis Andronikos (1984) — Vergina'daki kazılarını ve buluntularını yayımladı; büyük mezarın II. Filip'e ait olduğunu savundu ve buluntuların Makedon sarayının zenginliğini ve Yunan sanatıyla bağını gösterdiğini vurguladı.
  • Eugene Borza (1990) — Makedonya'nın erken tarihini inceledi; Makedonların kendilerine özgü bir toplum olduğunu, güneydeki Yunan şehirlerinden farklı kurumları ve gelenekleri bulunduğunu vurguladı ve Makedonya tarihinin yalnızca Yunan tarihinin bir uzantısı olarak okunmaması gerektiğini savundu.
  • N. G. L. Hammond (1994) — Filip'in hayatını ve saltanatını ayrıntılı biçimde inceledi; Filip'i, Makedonya'yı bir dünya gücüne dönüştüren olağanüstü bir devlet adamı ve askerî deha olarak tanımladı.
  • Ian Worthington (2008) — Filip'in saltanatını yeniden değerlendirdi; İskender'in başarılarının büyük ölçüde babasının kurduğu ordu, ekonomi ve diplomasi üzerine kurulduğunu, Filip'in tarih yazımında oğlunun gölgesinde kaldığını savundu.

Bu tartışma, Makedonya'nın yükselişini birbirini tamamlayan farklı açılardan ele alıyor. Andronikos, arkeolojik buluntularla Makedon sarayının zenginliğini gösterdi. Borza, Makedonya'nın kendine özgü yapısını vurguladı. Hammond ve Worthington ise Filip'in kişisel rolüne odaklandı; ikisi de, Filip'in oğlunun başarılarının temelini attığı konusunda birleşiyor. Bu farklılığın bir nedeni kaynak türüdür, bir başkası da her tarihçinin sorduğu sorudur: Andronikos ve Borza arkeolojik buluntulara, Hammond ve Worthington ise daha çok antik yazarların anlatılarına dayanıyor. Tarihçiler, Makedonya'nın yükselişinde Filip'in belirleyici bir rol oynadığı konusunda anlaşıyor; ama Makedon toplumunun ve kurumlarının bu yükselişe ne kadar katkıda bulunduğu konusunda tartışıyor.

Derine İn

Filip'in yükselişi, Yunan şehirlerinin kendi aralarındaki çekişmeler olmadan düşünülemezdi. MÖ dördüncü yüzyılda Yunan dünyası, önceki bölümlerde gördüğümüz Peloponez Savaşı'ndan sonra da bitmeyen savaşlarla parçalanmıştı. Sparta, Thebai ve Atina, sırayla üstünlük kurmaya çalıştı, ama hiçbiri kalıcı bir önderlik sağlayamadı. Filip, bu çekişmelerden ustaca yararlandı: kimi zaman bir şehrin yanında, kimi zaman ötekinin yanında yer aldı; Delfi'deki kutsal alanın denetimi için çıkan bir savaşa müdahale ederek, Yunan dünyasının ortak işlerinde söz sahibi oldu.

Makedonya'nın doğal kaynakları da bu yükselişin sessiz ortağıydı. Makedonya'nın dağları, Yunan dünyasının en iyi gemi kerestesini sağlayan ormanlarla kaplıydı; Atina, donanması için yüzyıllardır bu keresteye muhtaçtı. Geniş ovalar, güneydeki şehirlerin hayal bile edemeyeceği kadar at yetiştirmeye elverişliydi; Makedon süvarisinin gücü buradan geliyordu. Filip, bu kaynakları ilk kez tek bir iradenin denetiminde birleştirdi. Kereste, at, altın ve insan gücü, bir araya geldiğinde, küçük Yunan şehirlerinin hiçbirinin başa çıkamayacağı bir güç oluşturdu.

Filip'in genişlemesinin bir başka yüzü de, yıkımdı. MÖ 348'de, Makedonya'ya komşu olan ve Atina ile ittifak kuran Olynthos şehrini ele geçirdi ve yerle bir etti; halkı köle olarak satıldı. Arkeologlar, yirminci yüzyılda Olynthos'ta yaptıkları kazılarda, bu yıkımın izlerini ve şehrin sokaklarında kalan sapan taşlarını buldu; bunların bazılarının üzerinde Filip'in adı yazılıydı. Bu bulgular, antik yazarların anlattığı kuşatmayı doğrudan doğruluyor; yazılı kaynak ile toprak altından çıkan kanıt burada birbirini tamamlıyor.

Filip'in ölümü de, onun sarayındaki gerilimleri gösteriyordu. Kralın son evliliği, Makedon soylu bir aileden bir kızla yapılmıştı; bu evlilik, Olympias'ı ve oğlu İskender'i kaygılandırmıştı, çünkü yeni eşten doğacak bir oğul, İskender'in tahta geçme hakkını tehdit edebilirdi. Filip'in bir muhafızı tarafından öldürülmesinin arkasında kimin olduğu, antik çağda da tartışıldı. Bazı antik yazarlar, Olympias'ın ya da İskender'in bu suikastten haberdar olduğunu ima etti; ama bunun kanıtı yoktur. Aristoteles, katilin kişisel bir öç duygusuyla hareket ettiğini yazar; bu açıklama, olayın siyasi bir komplodan çok, sarayın içindeki kişisel kırgınlıkların sonucu olabileceğini düşündürüyor.

Filip'in sarayı, aynı zamanda bir eğitim merkeziydi. Makedon soylu ailelerinin oğulları, «kraliyet uşakları» olarak sarayda yetişiyor, kralın yanında av ve savaş eğitimi görüyordu. Bu gençler, hem sarayın rehineleri, hem de geleceğin komutanlarıydı; İskender'in ünlü komutanlarının pek çoğu bu çevreden geldi. Filip, oğlunun eğitimi için Aristoteles'i davet ettiğinde, bu gelenek Yunan felsefesiyle de birleşti. Filip'in mirası, oğlunun gölgesinde kaldı. İskender'in fetihleri o kadar büyük bir yankı uyandırdı ki, onun babası sonraki kuşaklar için çoğu zaman yalnızca «İskender'in babası» olarak anıldı. Oysa İskender'in fethettiği dünya, Filip'in kurduğu ordu, hazine ve diplomasi olmadan düşünülemezdi. Bu kursun ilerleyen bölümlerinde, bu ordunun İskender'in elinde nasıl bir güce dönüştüğünü göreceğiz.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Arrian, The Anabasis of Alexander, çev. E. J. Chinnock (Londra: Hodder and Stoughton, 1884).
  • Charles Rann Kennedy (çev.), The Olynthiacs and Philippics of Demosthenes (New York: Arthur Hinds & Co., t.y.).
  • Manolis Andronikos, Vergina: The Royal Tombs and the Ancient City (Atina: Ekdotike Athenon, 1984).
  • Eugene N. Borza, In the Shadow of Olympus: The Emergence of Macedon (Princeton: Princeton University Press, 1990).
  • N. G. L. Hammond, Philip of Macedon (Londra: Duckworth, 1994).
  • Ian Worthington, Philip II of Macedonia (New Haven: Yale University Press, 2008).

Arşiv ve kaynak

Arrianos'un Chinnock çevirisi Project Gutenberg'de, Demosthenes'in Kennedy çevirisi archive.org arşivinde dijital olarak erişilebilir. Vergina'daki kraliyet mezarları, bugün yerinde kurulan bir müzede, buluntularıyla birlikte ziyaret edilebiliyor; Aigai arkeolojik alanı UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Pella'daki saray ve mozaikler de ziyarete açıktır.

Açık sorular

  • Vergina'daki büyük mezar gerçekten II. Filip'e mi ait?
  • Filip'in ordu reformlarının ne kadarı onun kendi yeniliğiydi, ne kadarı önceki kralların ve Thebai'nin örneklerinden alınmıştı?
  • Filip'in suikastinin arkasında kim vardı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Makedonya'yı yöneten ve kökenini Argos'a bağlayan kraliyet ailesinin adı nedir? A) Ahameniş B) Argead C) Arşaklı D) Ptolemaios
  2. (Hedef 2) Makedon piyadesinin kullandığı beş ile altı metre uzunluğundaki mızrağa ne ad verilir? A) Sarissa B) Hoplon C) Gladius D) Pilum
  3. (Hedef 2) Filip'e ordusunu besleyecek zenginliği sağlayan madenler hangi dağdaydı? A) Olympos B) Pangaion C) Parnassos D) Pentelikon
  4. (Hedef 3) Demosthenes'in Filip'e karşı yaptığı konuşmalara ne ad verilir? A) Olympik B) Filipik C) Makedonik D) Atinaik
  5. (Hedef 1) MÖ 337'de Filip'in önderliğinde kurulan ve Yunan şehirlerini Pers seferi için bir araya getiren birlik hangisidir? A) Delos Birliği B) Peloponnesos Birliği C) Helen Birliği D) Korint Birliği

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Makedonya'nın yükselişi, farklı kaynaklarda çok farklı biçimlerde anlatılır. İskender'in Opis konuşmasından, Demosthenes'in Üçüncü Filipik'inden ve Herodotos'un I. Aleksandros'un Olympia'ya kabulü hakkındaki anlatısından yararlanarak, bu kaynakların Makedonya'yı nasıl gördüğünü karşılaştır. Ardından, Borza'nın Makedonya'nın kendine özgü yapısını vurgulayan yorumunu ve Worthington'ın Filip'in kişisel rolünü öne çıkaran yorumunu değerlendirerek, Makedonya'nın yükselişini en iyi hangi açıklamanın anlattığını gerekçeleriyle tartış.

Cevaplar

  1. B — Makedonya'yı Argead hanedanı yönetti.
  2. A — Bu mızrağa sarissa denir.
  3. B — Madenler Pangaion dağındaydı.
  4. B — Bu konuşmalara Filipik denir.
  5. D — Bu birlik Korint Birliği'dir.

Güçlü bir cevap, İskender'in Filip'ten önceki Makedonya'yı yoksul ve güçsüz olarak betimleyerek babasının başarılarını büyüttüğünü, Demosthenes'in ise Makedonya'yı küçümseyerek Filip'e karşı Atinalıları kışkırtmaya çalıştığını belirtir. Herodotos'un anlatısından, Makedon krallarının Yunan dünyasına kabul edilmek için çaba gösterdiği sonucunu çıkarır. Borza'nın Makedon toplumunu ve kurumlarını, Worthington'ın ise Filip'in kişisel rolünü öne çıkardığını karşılaştırarak, iki etkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gerekçelendirir.

Sonraki bölüme köprü

Filip'in ölümünden iki yıl sonra, MÖ 334 baharında, oğlu bu orduyla Çanakkale Boğazı'nı geçti ve Asya kıyısına tam zırhıyla ilk ayak basan oldu. Karşısında satraplıkları, yolları ve hazineleriyle hâlâ işleyen bir imparatorluk vardı; Pers komutanlarından biri, Makedon ordusunu aç bırakmak için toprakları yakmayı bile önerdi. On yıl sonra bu imparatorluğun hemen bütün toprakları İskender'in elindeydi. Sonraki bölüm bunu soruyor: İskender on yılda bu dünyayı nasıl fethetti, ve «fethetmek» burada tam olarak ne demekti?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bir ordugâhta toplanan öfkeli askerler; önlerine çıkan genç bir kral silüeti; dağ yamaçlarında koyun güden figürlere dönüşen bir geçmiş sahnesi.
  • 1:20–3:15 Bağlam: Olympos dağının kuzeyindeki ovalar ve ormanlar; bir koşu pistinde yarışmak isteyen bir prens.
  • 3:15–5:30 Gelişme: uzun mızraklarla dizilen bir piyade safı; yanında ilerleyen süvariler.
  • 5:30–7:50 Dönüş noktası: altın madenleri; bir düğün alayı; bir mecliste konuşan hatip.
  • 7:50–9:40 Kapanış: bir tümülüsün açılışı; altın bir kutu ve bir çelenk.

Kişiler yüzsüz silüet; çarpışmalar, yaralı bedenler yerine ilerleyen mızrak saflarıyla anlatılır.