Öğrenme hedefleri
- 628'den 651'e kadar Sasani İmparatorluğu'nun çöküşünü, taht bunalımı, Arap orduların ilerleyişi ve son kralın kaçışı üzerinden sırasıyla açıklayabileceksin.
- Dört yüzyıllık bir imparatorluğun yirmi yıldan kısa bir sürede çökmesinin nedenlerini, iç ve dış etkenleri birlikte değerlendirerek tartışabileceksin.
- Çöküşü anlatan kaynakların, özellikle sonraki Arapça tarihlerin, farklı anlatılarını karşılaştırarak kaynak eleştirisi yapabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir değirmende ölen kral
MS 651'de, bugünkü Türkmenistan'daki Merv şehrinin kapıları, kaçan bir krala kapandı. Kral, dört yüz yıldır İran'ı yöneten Sasani hanedanının son hükümdarı III. Yezdicerd'di. Birkaç yıl önce, Dicle kıyısındaki başkentinden kaçmış, bir şehirden ötekine giderek yandaş aramıştı. Ama gittiği her yerde, yerel yöneticiler onu ya soğuk karşılamış ya da ondan kurtulmanın yolunu aramıştı.
Merv'de de böyle oldu. Şehrin yöneticisi, krala karşı Türk bir beyle anlaşmıştı; kralın askerleri dağıldı ve Yezdicerd, ırmak kıyısındaki bir değirmenciye sığındı. Sonraki Arap tarihçilerinin aktardığı anlatılara göre, orada öldürüldü. Kimin ve nasıl öldürdüğü konusunda ise birbirini tutmayan birkaç öykü anlatılıyordu.
Yezdicerd'in ölümüyle, Ahamenişlerden Partlara, Partlardan Sasanilere uzanan bin yılı aşkın bir İran imparatorluk geleneği sona erdi. Bu bölüm, bu sonu soruyor: Roma'yı yüzyıllar boyunca durduran bir imparatorluk, nasıl oldu da yirmi yıldan kısa bir sürede çöktü?
Bağlam — bir zaferin ardından gelen kaos
Önceki bölümlerde, Sasani İmparatorluğu'nun Anuşirvan döneminde güçlendiğini ve torunu II. Hüsrev döneminde Doğu Roma ile bir kuşaktan uzun süren yıkıcı bir savaşa girdiğini gördük. 628'de Herakleios'un karşı saldırısı karşısında, Hüsrev kendi soyluları tarafından tahttan indirildi ve öldürüldü. Yerine oğlu II. Kavad geçti.
Ama Kavad'ın saltanatı yalnızca birkaç ay sürdü. Tahtını güvenceye almak için kardeşlerinin çoğunu öldürttü; kısa süre sonra kendisi de, İran'ı vuran bir salgın sırasında öldü. Bundan sonraki dört yıl, Sasani İmparatorluğu'nun tarihindeki en karışık dönem oldu.
Boran, Sasani tahtına çıkan ilk kadın hükümdardı; onun adına basılmış sikkeler bugün de müzelerde görülebiliyor. Kısa saltanatında, ülkeyi yeniden düzene sokmaya, vergileri hafifletmeye ve Roma ile barışı sürdürmeye çalıştı. Ama soylu aileler arasındaki kavgalar, onun ve ardından gelenlerin gücünü sınırladı. Sonunda, 632'de, Hüsrev'in genç bir torunu, III. Yezdicerd tahta çıkarıldı. O sırada Sasani İmparatorluğu, uzun bir savaşın, bir salgının ve dört yıllık bir iç karışıklığın yorgunluğunu taşıyordu.
Gelişme — güneyden gelen ordular
Sasani İmparatorluğu bu karışıklığın içindeyken, güneyde, çöllerle çevrili yarımadada, beklenmedik bir güç doğmuştu. Hz. Muhammed'in önderliğinde birleşen Arap kabileleri, onun 632'deki ölümünden sonra, ilk halifelerin yönetiminde, yarımadanın dışına doğru genişlemeye başladı. Önceki bölümde gördüğümüz gibi, Sasanilerin güney sınırını koruyan Arap müttefik krallığı, II. Hüsrev döneminde ortadan kaldırılmıştı; bu, Arap ordularının Mezopotamya'ya girişini kolaylaştırdı.
Arap orduları ilk olarak Fırat'ın aşağı kesimlerindeki tarım bölgelerine akınlar yaptı. Burada yaşayan halkın bir bölümü Arapça konuşuyordu ve Sasani yönetimine sıkı sıkıya bağlı değildi. İlk çarpışmalarda iki taraf da zaferler ve yenilgiler yaşadı; Sasani orduları, bir köprü savaşında Arap ordusuna ağır kayıplar verdirdi. Ama belirleyici çarpışma, Fırat'ın batısındaki Kadisiye'de oldu. Tarihi kaynaklara göre 636 ya da 637'de, Sasani komutanı Rüstem'in yönettiği büyük bir ordu, halife Ömer'in gönderdiği komutan Sa'd bin Ebi Vakkas'ın ordusuyla karşılaştı. Birkaç gün süren savaşın sonunda Sasani ordusu yenildi ve Rüstem öldü.
Kadisiye'den sonra, Sasani başkenti Ktesiphon kısa sürede düştü. Sonraki anlatılar, Arap askerlerinin Hüsrev'in büyük sarayına girdiklerinde gördükleri zenginliği ve sarayın büyük halısını şaşkınlıkla anlatır; bu halı, parçalara bölünerek savaşanlar arasında paylaştırıldı. Yezdicerd, hazinesinin bir bölümünü alarak İran yaylasına kaçtı. Celula'da bir Sasani ordusu daha yenildi. 642'de Nihavend'de, Sasanilerin son büyük ordusu dağıtıldı. Müslüman tarihçiler bu savaşı «fetihlerin fethi» olarak andı.
Dönüş noktası — kralsız bir krallık
Nihavend'den sonra, Sasani İmparatorluğu merkezî bir güç olarak artık yoktu. İran yaylasının şehirleri, birer birer, kimi savaşarak, kimi anlaşarak yeni yönetime bağlandı; bu süreç, dağlık bölgelerde ve doğuda yıllarca sürdü. Yezdicerd, İran'ın bir ucundan öbürüne kaçan, ama nereye gitse destek bulamayan bir kral oldu. Belazuri'nin anlattığı öyküler, bu son yılların en açık tablosunu sunar.
Kral, kaçtığı her şehirde yanında getirdiği saray halkının ve askerlerin masrafını yerel yöneticilerden istiyordu; kaybedilmiş bir savaşın kralını beslemek, onlar için giderek ağır bir yük hâline geldi. Kralın yandaş bulamaması, çöküşün en önemli nedenlerinden birini gösterir: yerel yöneticiler ve soylular, artık onu korumak için bir neden görmüyordu. Pek çok şehir ve bölge, Müslüman komutanlarla, belirli bir vergi ödemek karşılığında kendi dinlerini, mallarını ve yöneticilerini koruyan anlaşmalar yaptı.
Yaygın yanlış«İranlılar, Arap fethinden hemen sonra toplu olarak Müslüman oldu» diye düşünülür.
Oysa İran'da din değiştirme, yüzyıllara yayılan yavaş bir süreçti. Fetihten sonra uzun süre, İran halkının büyük bölümü Zerdüştlüğe ve öbür inançlarına bağlı kaldı; Müslüman nüfusun İran'da çoğunluğa ulaşması, tahminlere göre ancak dokuzuncu ve onuncu yüzyıllarda gerçekleşti.
Cevap — birbirini güçlendiren nedenler
Öyleyse Merv'in kapıları neden kapandı? Çünkü o kapıların arkasında, yirmi altı yıllık bir savaşın boşalttığı bir hazine, bir salgının seyrelttiği bir nüfus ve dört yılda on kez el değiştirmiş bir taht vardı. Kralı korumakla yükümlü soylu aileler, bu karmaşada kendi çıkarlarını hesaplamaya başlamıştı; önemli bir bölümü, yeni güçle anlaşmayı daha güvenli buldu. Güney sınırı ise, Arap müttefik krallığının ortadan kaldırılmasıyla uzun zamandır korumasızdı. Bu zayıflıkların karşısına, ortak bir inançla birleşmiş, hızlı ve hareketli ordular çıktı. Nedenlerin her biri tek başına bir imparatorluğu yıkmaya yetmeyebilirdi; ama aynı yıllarda üst üste bindiler.
Anuşirvan'ın kurduğu merkezî düzen, güçlü bir kralın elinde imparatorluğu güçlendirmişti; ama merkez çöktüğünde, bu düzen bir anda dağıldı. Kralın başkentten kaçmasıyla, imparatorluğu bir arada tutan bağlar da koptu.
Bugünle bağ — bir imparatorluğun mirası
Sasani İmparatorluğu yıkıldı; ama onun mirası yaşadı. Sasani vergi sistemi, yönetim alışkanlıkları, saray törenleri ve kültürü, yeni İslam devletinin, özellikle de sekizinci yüzyılda kurulan Abbasi halifeliğinin yönetimini derinden etkiledi. Dihkanlar, İran'ın dilini ve eski destanlarını korudu; onuncu yüzyılda Firdevsi, Şehname'yi yazarken bu destanlardan yararlandı. Farsça, Arap alfabesiyle yazılan yeni bir biçimde yeniden doğdu. Bir imparatorluğun çöküşü, onun kültürünün sonu anlamına gelmedi. Bugün İran'da kutlanan Nevruz, yaşayan Farsça ve Şehname'nin kahramanları, bu sürekliliğin en görünür izleri.
Birincil kaynak
Belazuri, III. Yezdicerd'in son yıllarını ve Kirman'daki bir karşılaşmayı şöyle anlatır:
As Yazdajird was one day sitting in Karman, its marzubán came in; but Yazdajird felt too haughty to speak to him, and the marzubán ordered that he be driven out, saying, "Not only art thou unworthy of a kingdom but even of a governorship of a village; and if Allah had seen any good in thee, he would not have put thee in such condition!" Yazdajird left for Sijistan whose king showed regard for him and exalted him. After a few days Yazdajird asked about the kharáj which made the king change his attitude towards him. Seeing that, Yazdajird left for Khurasan.
Türkçesi: Bir gün Yezdicerd Kirman'da otururken, oranın merzbanı içeri girdi; ama Yezdicerd onunla konuşmayı kendine yediremedi ve merzban onun dışarı atılmasını buyurarak şöyle dedi: «Sen yalnızca bir krallığa değil, bir köyün yönetimine bile layık değilsin; Allah sende bir iyilik görseydi, seni bu duruma düşürmezdi!» Yezdicerd Sistan'a gitti; oranın kralı ona saygı gösterip onu yüceltti. Birkaç gün sonra Yezdicerd haracı sordu; bu da kralın ona karşı tutumunu değiştirdi. Bunu görünce Yezdicerd Horasan'a gitti.
Kaynak: Belazuri, Fütûhu'l-Büldân; Philip Khuri Hitti'nin İngilizce çevirisi, The Origins of the Islamic State (New York: Columbia University, 1916), s. 490–491. Türkçesi bizim.
- Kirman merzbanı, Yezdicerd'i neden dışarı attırdı? Merzbanın sözleri, yerel yöneticilerin kaçan krala bakışı hakkında ne anlatıyor?
- Sistan kralı, Yezdicerd'in hangi sorusu üzerine tutumunu değiştirdi? Bu ayrıntı, kral ile yerel güçler arasındaki ilişkinin neye dayandığını gösteriyor?
- Bu anlatı, olaylardan iki yüzyıl sonra, Müslüman bir tarihçi tarafından yazıldı. Merzbanın ağzına konan «Allah sende bir iyilik görseydi» sözü, anlatıcının bakış açısı hakkında ne düşündürür?
Tarihçiler Tartışıyor
- Fred Donner (1981) — İlk İslam fetihlerini, Arap Yarımadası'ndaki yeni siyasi birliğin ve İslam'ın getirdiği ortak amacın ürünü olarak inceledi; fetihlerin başarısını, Müslüman devletin örgütlenmesiyle ve kabilelerin tek bir yönetim altında birleşmesiyle açıkladı.
- Michael Morony (1984) — Fetihten sonra Irak'ı inceledi; fethin, Sasani toplumunu bir anda değiştirmediğini, vergi sisteminin, yerel yöneticilerin ve dinsel toplulukların uzun süre yaşamayı sürdürdüğünü, değişimin yavaş ve kademeli olduğunu gösterdi.
- Hugh Kennedy (2007) — Arap fetihlerinin genel bir anlatısını yazdı; Sasani İmparatorluğu'nun çöküşünde, 602–628 savaşının yorgunluğunun, taht bunalımının ve yerel seçkinlerin yeni yönetimle anlaşma istekliliğinin önemini vurguladı.
- Parvaneh Pourshariati (2008) — Hanedanın sonunu, Sasani hanedanı ile büyük Part soylu aileleri arasındaki ortaklığın dağılmasıyla açıkladı; bu ailelerin bir bölümünün, taht kavgalarında hanedana sırt çevirdiğini ve fetih sırasında Araplarla anlaştığını savundu.
Bu tartışma, çöküşün nedenlerini farklı noktalarda arıyor. Donner, fethedenlerin, yani Arapların gücüne ve örgütlenmesine odaklandı. Kennedy ve Pourshariati, fethedilenlerin, yani Sasani İmparatorluğu'nun iç zayıflıklarına dikkat çekti; özellikle Pourshariati, soylu ailelerin rolünü öne çıkardı. Morony ise, çöküşün kendisinden çok, ardından gelen yavaş dönüşümü inceledi. Farklılığın bir nedeni de kullandıkları kaynaklardır: Donner Arapça fetih anlatılarına, Morony vergi ve yönetim belgelerine, Pourshariati ise sikkelere, mühürlere ve Farsça destan geleneğine daha çok ağırlık verdi. Tarihçiler, çöküşün tek bir nedenle açıklanamayacağı konusunda anlaşıyor.
Derine İn
Yezdicerd'in ölümü hakkında Belazuri'nin aktardığı farklı anlatılar, erken İslam tarihinin kaynaklarıyla çalışmanın güçlüklerini açıkça gösterir.
Farklı anlatıların ortak noktası, kralın kendi yöneticileri tarafından yalnız bırakılmasıdır; ayrıldıkları nokta, son darbeyi kimin vurduğudur. Bu durum, bir olayın özünün sağlam biçimde aktarılırken ayrıntılarının anlatıcıdan anlatıcıya değişebileceğini gösteriyor. Belazuri'nin bu yöntemi, erken İslam tarihçilerinin çoğunda görülür. Onlar, olaylarla ilgili farklı sözlü anlatıları toplayıp, her birini kimden duyduklarını belirterek aktarıyordu. Bu yöntem, bugünkü tarihçilere, anlatıların nasıl biçimlendiğini ve hangi çevrelerde dolaştığını inceleme olanağı veriyor; ama aynı zamanda, hangi anlatının doğru olduğunu belirlemeyi güçleştiriyor.
Yezdicerd'in ölümünden sonra bile, Sasani direnişi tamamen sona ermedi. Kralın oğlu Peroz, Çin'e kaçtı ve Çin sarayından yardım isteyerek tahtını geri almaya çalıştı. Çin kaynakları, onun Çin başkentinde yaşadığını ve orada bir Zerdüşt tapınağı kurulmasına izin verildiğini kaydeder; ama tahtını geri alamadı. Bazı Sasani soyluları ve askerleri, Orta Asya'da ve Hazar kıyısındaki dağlık bölgelerde uzun süre bağımsızlıklarını korudu. İran'ın kuzeyindeki Taberistan'da, yerel hanedanlar, Sasani geleneğini bir yüzyıldan fazla sürdürdü ve Sasani tarzı sikkeler basmayı bırakmadı.
Sasani İmparatorluğu'nun çöküşü, Zerdüştlük için de uzun bir gerilemenin başlangıcı oldu. Ama bu gerileme, bir anda gerçekleşmedi. Fetihten sonraki iki yüzyıl boyunca, Zerdüşt din adamları önemli dinsel metinleri yazıya geçirdi ve Sasani döneminin bilgisini korumaya çalıştı. Bugün elimizdeki Orta Farsça Zerdüşt metinlerinin önemli bir bölümü, işte bu dönemde, İslam egemenliği altında yazıldı. Zerdüştlük dersinde tanıdığımız Parsilerin ataları da, bu yüzyıllarda denizi aşıp Gücerat kıyılarına yerleşen topluluklardı; onlar, Sasani döneminin dinsel geleneğini bugüne kadar taşıdılar.
Sasanilerin çöküşü, dünya tarihinin büyük dönüm noktalarından biri oldu. Binlerce yıllık Mezopotamya ve İran imparatorluk geleneği, yeni bir dinin ve yeni bir devletin içinde eridi. Ama bu erime, bir yok oluş değil, bir dönüşümdü. Sasani yönetim geleneği, Abbasi Bağdat'ında yeniden canlandı; sonraki bir kursta, bu şehrin nasıl kurulduğunu ve neden dünyanın merkezlerinden biri hâline geldiğini göreceğiz; İran kültürü, İslam dünyasının en önemli kültürlerinden biri olarak yaşamayı sürdürdü.
Uzman Notu
Temel literatür
- Philip Khuri Hitti (çev.), The Origins of the Islamic State, Being a Translation from the Arabic of the Kitâb Futûh al-Buldân of al-Balâdhuri (New York: Columbia University, 1916).
- Fred M. Donner, The Early Islamic Conquests (Princeton: Princeton University Press, 1981).
- Michael G. Morony, Iraq after the Muslim Conquest (Princeton: Princeton University Press, 1984).
- Hugh Kennedy, The Great Arab Conquests: How the Spread of Islam Changed the World We Live In (Londra: Weidenfeld & Nicolson, 2007).
- Parvaneh Pourshariati, Decline and Fall of the Sasanian Empire: The Sasanian-Parthian Confederacy and the Arab Conquest of Iran (Londra: I. B. Tauris, 2008).
- James Howard-Johnston, Witnesses to a World Crisis: Historians and Histories of the Middle East in the Seventh Century (Oxford: Oxford University Press, 2010).
Arşiv ve kaynak
Belazuri'nin Hitti çevirisinin 1916 baskısı dijital olarak archive.org üzerinden okunabilir. Merv antik kentinin kalıntıları, Türkmenistan'da UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Sasani sikkeleri, fetihten sonra da bir süre, üzerlerine Arapça yazılar eklenerek basılmayı sürdürdü; bu sikkeler, geçiş döneminin en önemli belgelerindendir.
Açık sorular
- Sasani İmparatorluğu'nun çöküşünde iç zayıflıklar mı, yoksa Arap ordularının gücü mü daha belirleyiciydi?
- Kadisiye ve Nihavend savaşlarındaki orduların gerçek büyüklüğü neydi?
- İran'da din değiştirme süreci ne kadar sürdü ve hangi toplumsal gruplar önce Müslüman oldu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Sasani tahtına çıkan ilk kadın hükümdar kimdir? A) Boran B) Azermiduht C) Şirin D) Kyniska
- (Hedef 1) Sasani ordusunun Arap orduları karşısında yenildiği ve Rüstem'in öldüğü savaş hangisidir? A) Nihavend B) Kadisiye C) Celula D) Karrhai
- (Hedef 2) Sasani İmparatorluğu'nun çöküşünü kolaylaştıran iç etkenlerden biri hangisidir? A) Uzun bir barış dönemi B) 602–628 savaşının yarattığı yorgunluk ve taht bunalımı C) Güçlü bir ordu D) Zengin bir hazine
- (Hedef 3) Belazuri'nin anlattığına göre Kirman merzbanı, Yezdicerd'e karşı nasıl davrandı? A) Onu büyük bir törenle karşıladı B) Ona ordu verdi C) Onu dışarı attırdı D) Onu tahtına geri oturttu
- (Hedef 2) İran'da Müslüman nüfusun çoğunluğa ulaşması hakkında hangisi doğrudur? A) Fetihten hemen sonra gerçekleşti B) Hiçbir zaman gerçekleşmedi C) Yüzyıllara yayılan yavaş bir süreçti D) Sasani krallarının kararıyla oldu
Açık uçlu soru
(Hedef 2) Roma'yı dört yüzyıl boyunca dengede tutan Sasani devleti, yirmi yıldan kısa bir sürede dağıldı. Belazuri'nin taht bunalımı, Kadisiye savaşı ve Yezdicerd'in son yılları hakkındaki anlatılarından yararlanarak, bu hızlı çöküşün iç ve dış nedenlerini açıkla. Ardından, Donner'ın fethedenlerin örgütlenmesine bakan yorumu ile Pourshariati'nin fethedilenlerin iç çözülmesine bakan yorumunu yan yana koyarak, hangi açıklamanın daha ikna edici olduğunu gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- A — Sasani tahtına çıkan ilk kadın hükümdar Boran'dır.
- B — Rüstem, Kadisiye savaşında öldü.
- B — Uzun savaşın yorgunluğu ve taht bunalımı, çöküşü kolaylaştırdı.
- C — Kirman merzbanı, Yezdicerd'i dışarı attırdı.
- C — Din değiştirme, yüzyıllara yayılan yavaş bir süreçti.
Güçlü bir cevap, Belazuri'nin taht bunalımı notunun merkezî yönetimin felce uğradığını, Kadisiye anlatısının Sasani ordusunun yenilgisini, Yezdicerd'in son yıllarının ise yerel yöneticilerin kraldan yüz çevirdiğini gösterdiğini belirtir. İç nedenler olarak uzun savaşın yorgunluğunu, salgını ve soyluların kopuşunu; dış nedenler olarak Arap ordularının birliğini ve hareketliliğini sayar. Donner'ın ve Pourshariati'nin yorumlarını karşılaştırarak, iki yaklaşımın birbirini tamamlayabileceğini de değerlendirir ve kendi görüşünü gerekçelendirir.
Serinin sonu
Bu bölümle «Pers İmparatorlukları» kursu sona eriyor. Kurs, Küroş'un kil silindiriyle ve onun «ilk insan hakları beyannamesi» olup olmadığı sorusuyla açıldı; Ahameniş yönetimini, Kral Yolu'nu, Persepolis'i, Zerdüştlüğü, Partları, Sasanilerin yükselişini, Roma ile yedi yüz yıllık rekabeti ve Anuşirvan dönemini izledi; burada da bin yıllık İran imparatorluk geleneğinin bir değirmende sona erişiyle kapandı. Programda sırada «Büyük İskender ve Helenistik Dünya» kursu var. Bu kursta, Ahameniş İmparatorluğu'nu yıkan ve Persepolis'i yakan fatihin dünyasına geri döneceğiz. İlk bölüm, onun geldiği küçük krallığı soruyor: Yunan dünyasının kuzey kıyısındaki Makedonya nasıl yükseldi?