Öğrenme hedefleri
- Part İmparatorluğu'nun doğuşunu, Seleukos krallığının zayıflamasından Mezopotamya'nın fethine kadar ana adımlarıyla açıklayabileceksin.
- Partların Roma'ya karşı başarısını, askerî yöntemleri, siyasi yapısı ve coğrafi konumu üzerinden değerlendirebileceksin.
- Partlar hakkındaki bilgilerimizin büyük ölçüde onların düşmanlarının yazdıklarından geldiğini dikkate alarak, kaynakların sınırlarını tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — Harran ovasında bir öğleden sonra
MÖ 53 yazında, bugünkü Şanlıurfa'nın güneyindeki Harran ovasında, yedi lejyondan oluşan bir Roma ordusu, sıcak ve kurak bir düzlükte ilerliyordu. Orduyu yöneten Marcus Licinius Crassus, Roma'nın en zengin adamıydı; Sezar ve Pompeius ile birlikte Roma siyasetini paylaşıyor, onlar gibi büyük bir askerî zafer kazanmak istiyordu. Hedefi, Fırat'ın doğusundaki Part krallığıydı.
Romalıların karşısına çıkan ordu, sayıca onlardan çok daha küçüktü. Ama Part komutanı Surena'nın süvarileri, Roma askerlerinin daha önce hiç karşılaşmadığı bir biçimde savaştı. Uzaktan, durmaksızın ok yağdırdılar; Romalılar saldırdığında geri çekilip kaçarken bile ok atmayı sürdürdüler. Oklar bitmeye başladığında, deve kervanlarının taşıdığı yeni oklarla donandılar. Birkaç gün süren çarpışmaların sonunda Crassus öldürüldü; ordusunun büyük bölümü ya öldü ya da tutsak düştü.
Karrhai savaşı, Roma'nın tarihindeki en ağır yenilgilerden biri oldu. Lejyonların kartallı sancakları da düşmanın eline geçmişti; bu, Romalılar için en büyük utançlardan biriydi. Bu bölüm, bu yenilgiyi veren imparatorluğu soruyor: Partlar kimdi ve nasıl oldu da, Akdeniz'in en güçlü devleti olan Roma'yı yaklaşık üç yüzyıl boyunca Fırat'ın ötesinde durdurabildiler?
Bağlam — bozkırdan imparatorluğa
Büyük İskender'in ölümünden sonra, onun fethettiği Pers toprakları, generali Seleukos'un kurduğu krallığın eline geçti. Ama Seleukos krallığı, bu dev toprakları uzun süre elinde tutamadı. MÖ üçüncü yüzyılın ortasında, Hazar Denizi'nin doğusundaki bozkırlardan gelen Parni adlı göçebe bir topluluk, önderleri Arsakes'in yönetiminde, İran'ın kuzeydoğusundaki Parthia bölgesini ele geçirdi.
Partlar, bir yüzyıl içinde küçük bir bölgesel güçten büyük bir imparatorluğa dönüştü. MÖ ikinci yüzyılın ortasında kral I. Mithridates, İran yaylasını ve Mezopotamya'yı Seleukoslardan aldı. Onun ardılı II. Mithridates döneminde Part İmparatorluğu, Fırat'tan Afganistan'a kadar uzanıyordu. Partlar, Dicle kıyısındaki Ktesiphon'u başkentlerinden biri yaptı.
Bu yükseliş, bir yandan da uzun bir boşluğu doldurdu. İskender'in ölümünden sonra İran yaylası, yaklaşık bir yüzyıl boyunca Makedon kökenli Seleukos krallarının egemenliği altında kalmıştı. Partlar, göçebe bir geçmişten gelmelerine rağmen, bu dönemin Yunan kurumlarını yıkmak yerine devraldılar; ama zamanla, Ahameniş krallarının unvanlarını, törenlerini ve İran geleneklerini de canlandırdılar. Part kralları kendilerini «krallar kralı» diye anmaya başladı; bu unvan, doğrudan Ahameniş mirasına bir göndermeydi.
Gelişme — gevşek ama dayanıklı bir yapı
Part İmparatorluğu, Ahameniş İmparatorluğu gibi güçlü bir merkezî bürokrasiyle yönetilmedi. İmparatorluk, büyük ölçüde güçlü soylu ailelerin ve bağımlı krallıkların bir birliğiydi.
Part kralları, fethettikleri Yunan şehirlerini ve farklı halkları, onların kendi kurumlarına dokunmadan yönetti. Mezopotamya'daki Seleukeia gibi büyük Yunan şehirleri, kendi meclisleriyle yaşamayı sürdürdü. Part kralları, sikkelerinde kendilerine «Yunanların dostu» unvanını verdi.
Partlar, Doğu ile Batı arasındaki ticaret yollarının da tam ortasında bulunuyordu. Çin'den gelen ipek ve Hindistan'dan gelen baharatlar, Part toprakları üzerinden Akdeniz'e ulaşıyordu.
Dönüş noktası — Karrhai ve sonrası
Partların Roma'ya karşı başarısının sırrı, onların süvari ordusundaydı. Part ordusunun iki temel unsuru vardı: ağır zırhlı süvariler ve hafif atlı okçular.
Hafif atlı okçular ise, Part ordusunun asıl gücüydü. Onların en ünlü taktiği, Romalıları en çok şaşırtan şeydi.
Karrhai'de Crassus'un lejyonları, bu iki unsurun birleşimi karşısında çaresiz kaldı. Ağır zırhlı katafraktlar, Romalıları sık bir düzende toplanmaya zorluyor; sık düzende toplanan Romalılar ise atlı okçular için kolay bir hedef oluyordu. Deve kervanlarının taşıdığı ok desteği, okçuların ok yağmurunun hiç bitmemesini sağladı.
Karrhai, tek bir yenilgi olarak kalmadı. Bundan sonraki yıllarda Part orduları Fırat'ı geçerek Suriye'ye ve Anadolu'nun güneyine akınlar yaptı. MÖ 36'da Romalı komutan Marcus Antonius, büyük bir orduyla Part topraklarına girdi; ama erzak yollarının kesilmesi ve Part süvarilerinin sürekli saldırıları yüzünden ağır kayıplarla geri çekilmek zorunda kaldı. Roma'nın en deneyimli komutanları, Mezopotamya'nın düzlüklerinde aynı güçlükle karşılaşıyordu.
Yaygın yanlış«Partlar, Roma'nın karşısında yalnızca savaşan barbar göçebelerdi» diye düşünülür.
Oysa Part İmparatorluğu, Yunan şehirlerini, Mezopotamya'nın eski kültürlerini ve İran geleneklerini bir arada yöneten, geniş bir ticaret ağının ortasında yer alan, sarayında Yunan tiyatrosunun oynandığı çok kültürlü bir devletti. «Barbar göçebe» imgesi, büyük ölçüde onları düşman olarak gören Roma kaynaklarından gelir.
Cevap — bir denge
Öyleyse Partlar, Roma'yı nasıl durdurabildi? Birkaç etken bir araya geldi. Askerî olarak, atlı okçular ve ağır zırhlı süvarilerden oluşan orduları, açık arazide Roma piyadesine karşı üstündü. Coğrafi olarak, Mezopotamya'nın geniş, kurak düzlükleri, Roma ordularının erzak taşımasını zorlaştırıyordu. Ekonomik olarak, İpek Yolu'ndan gelen gelirler, orduyu ve sarayı besliyordu. Siyasi olarak, gevşek ve merkezîleşmemiş yapıları, bir yenilgiden sonra bile yeniden toparlanmalarına olanak veriyordu: Roma bir başkenti ele geçirse bile, imparatorluğun geri kalanı direnmeyi sürdürebiliyordu.
Ama bu durum, iki taraf için de bir dengeydi. Roma, Karrhai'den sonra da Mezopotamya'ya birçok sefer düzenledi ve MS ikinci yüzyılda birkaç kez Ktesiphon'u ele geçirdi. Ama Fırat'ın ötesinde kalıcı olarak tutunamadı. Partlar da Roma topraklarına derin akınlar yaptı, ama Suriye'yi ve Anadolu'yu elinde tutamadı. Fırat, yaklaşık üç yüzyıl boyunca, iki büyük imparatorluk arasında bir sınır olarak kaldı. Aralarındaki Ermenistan ise, iki tarafın da kendi adayını tahta oturtmaya çalıştığı bir rekabet alanı oldu; Ermeni tahtı, çoğu zaman Roma ile Partlar arasındaki bir uzlaşmanın konusuydu.
Bugünle bağ — iki imparatorluk arasındaki toprak
Roma ile Partlar arasındaki sınır bölgesi, bugünkü Türkiye'nin güneydoğusunu, Suriye'yi, Irak'ı ve Ermenistan'ı kapsıyordu. Harran, Urfa, Nusaybin ve Dara gibi şehirler, yüzyıllar boyunca iki imparatorluğun çatışmasına tanıklık etti. Bu bölgede yaşayan insanlar, bir o imparatorluğun, bir öbürünün egemenliği altında yaşadı; iki kültür arasında aracılık yaptı. Sınır bölgelerinin, çatışmanın olduğu kadar karşılaşmanın ve alışverişin de yeri olduğu, bu uzun tarihin önemli derslerinden biridir.
Birincil kaynak
Plutarkhos, Karrhai savaşının başlangıcını ve Part savaş yöntemlerini şöyle anlatır:
For the Parthians do not encourage themselves to war with cornets and trumpets, but with a kind of kettle-drum, which they strike all at once in various quarters. With these they make a dead hollow noise like the bellowing of beasts, mixed with sounds resembling thunder, having, it would seem, very correctly observed, that of all our senses hearing most confounds and disorders us […]. For the Parthians threw their darts as they fled, an art in which none but the Scythians excel them, and it is, indeed, a cunning practice, for while they thus fight to make their escape, they avoid the dishonor of a flight. […] they presently understood that there were numerous camels loaded with arrows […].
Türkçesi: Çünkü Partlar savaşa kendilerini borazan ve boru sesleriyle değil, farklı yerlerde aynı anda vurdukları bir tür kazan davulla yüreklendirirler. Bunlarla, hayvanların böğürmesine benzeyen, gök gürültüsünü andıran seslerle karışık boğuk bir gürültü çıkarırlar; öyle görünüyor ki, bütün duyularımız arasında bizi en çok şaşırtan ve düzenimizi bozanın işitme olduğunu çok doğru gözlemlemişlerdir […]. Çünkü Partlar kaçarken ok atıyorlardı; bu, İskitlerden başka kimsenin onları geçemediği bir ustalıktır ve gerçekten kurnazca bir yöntemdir, çünkü kaçmak için savaşırken kaçmanın utancından kurtulurlar. […] Kısa süre sonra, oklarla yüklü çok sayıda deve bulunduğunu anladılar […].
Kaynak: Plutarkhos, Crassus, 23–25; Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Plutarkhos'a göre Partlar neden davul kullanıyordu? Bu ayrıntı, Part savaş yöntemlerinin psikolojik yanı hakkında ne anlatıyor?
- «Kaçarken ok atmak» neden Romalılar için bu kadar etkili bir taktikti? Plutarkhos, bu taktiği nasıl değerlendiriyor?
- Plutarkhos bir Roma yenilgisini, bir Yunanlı olarak, Roma egemenliği altında ve olaylardan yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra yazıyor. Bu durum, onun Partları betimleyişini nasıl etkilemiş olabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- George Rawlinson (1873) — Part İmparatorluğu'nun ilk kapsamlı İngilizce tarihlerinden birini yazdı; Partları, Pers imparatorluklarının geleneğini sürdüren ama Ahamenişler kadar parlak olmayan, büyük ölçüde Roma'nın rakibi olarak önem taşıyan bir güç olarak sundu.
- Neilson Debevoise (1938) — Part İmparatorluğu'nun siyasi tarihini, Yunan ve Latin kaynaklarının yanında Babil tabletlerini ve sikkeleri de kullanarak yeniden kurdu; Part krallarının sırasını ve saltanat tarihlerini belirlemek için sikkelerin önemini vurguladı.
- Vesta Sarkhosh Curtis (2007) — Part dönemini inceleyen araştırmacıları bir araya getirdi; Partların İran kültürünü yeniden canlandıran, Ahameniş mirasını ve Helenistik geleneği birleştiren özgün bir uygarlık olduğunu ve sonraki Sasani kültürüne zemin hazırladığını vurguladı.
- Rose Mary Sheldon (2010) — Roma'nın Partlara karşı savaşlarını inceledi; Roma'nın Partları anlamakta sürekli başarısız olduğunu, yanlış istihbarat ve önyargılar yüzünden kötü planlanmış seferlere giriştiğini savundu.
Bu tartışma, Partlara bakışın bir buçuk yüzyıl içinde nasıl değiştiğini gösteriyor. Rawlinson, Partları büyük ölçüde Roma'nın gözünden, onun rakibi olarak gördü. Debevoise, sikkeler ve Babil tabletleri gibi Doğu kaynaklarını kullanarak daha bağımsız bir tarih kurmaya çalıştı. Curtis, Partları kendi başına özgün bir uygarlık olarak ele aldı. Sheldon ise, Roma'nın Partlara bakışının kendisini inceleyerek, Roma kaynaklarının önyargılarını ortaya koydu. Bu değişimde yeni kaynakların payı büyük: sikkelerin sistemli incelenmesi ve kazılar, Roma'nın tek sesli anlatısını dengeledi. Bugün tarihçiler, Partları anlamak için Roma kaynaklarının yanında sikkelere, yazıtlara ve arkeolojik bulgulara daha çok başvuruyor.
Derine İn
Partlar hakkında bilgi edinmenin en büyük güçlüğü, onların kendi yazılı kaynaklarının çok az olmasıdır. Part dönemine ait uzun bir tarih ya da kral yazıtı dizisi günümüze ulaşmadı. Türkmenistan'daki eski Part başkenti Nisa'da bulunan iki bini aşkın çömlek parçası, şarap depolarının kayıtlarını içerir; bu kayıtlar, Part yönetiminin gündelik işleyişine dair değerli ipuçları verir. Ama Part tarihinin büyük bölümünü, Roma ve Yunan yazarlarından, Babil'deki gökbilimcilerin tuttuğu günlüklerden, Çin kaynaklarından ve özellikle sikkelerden öğreniyoruz.
Sikkeler, Part tarihinin en önemli kaynaklarından biridir. Her Part kralı, kendi portresini taşıyan sikkeler bastırdı. Bu sikkeler, kralların sırasını belirlemeye, taht kavgalarını izlemeye ve Part kültürünün Yunan ve İran etkilerini nasıl birleştirdiğini görmeye yardımcı oluyor. Erken sikkelerde krallar yalnızca Yunanca yazılarla anılırken, sonraki dönemlerde Part dilinde yazılar da görülmeye başladı. Bu değişim, Partların zamanla İran kimliğini daha çok vurguladığını düşündürüyor.
Çin kaynakları da Partlar hakkında bilgi veriyor. MÖ ikinci yüzyılın sonlarında, Çin'in Han hanedanının elçileri Orta Asya'ya ulaştı ve Çin kaynakları, Part ülkesinden, onların gümüş sikkelerinden ve büyük şehirlerinden söz etti. Bu bağlantılar, İpek Yolu ticaretinin gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Çin kaynaklarına göre, MS birinci yüzyılın sonunda Batı'ya gönderilen bir Çin elçisi, Part topraklarından geçerek denize ulaştığında, yolculuğun çok uzun ve tehlikeli olduğu söylenerek geri dönmeye ikna edildi. Part kralları, Çin ile Roma arasındaki doğrudan temas kurulmasını engelleyerek, aracı ticaretin kazancını kendilerinde tutmaya çalıştı.
Roma, sonraki yüzyıllarda Partlara karşı bazı büyük başarılar da kazandı. MS 116'da imparator Traianus, Ktesiphon'u ele geçirdi ve Basra Körfezi'ne kadar ilerledi; ama ardılı Hadrianus, bu toprakları elde tutmanın olanaksız olduğunu görerek geri çekildi. MS ikinci yüzyılın sonunda Septimius Severus da Ktesiphon'u yağmaladı. Bu seferler Part krallığını zayıflattı; ama Roma'ya kalıcı bir kazanç getirmedi. Karrhai'de kaybedilen Roma lejyon sancakları, Roma için bir onur meselesi oldu. Karrhai'den otuz üç yıl sonra, MÖ 20'de, Roma imparatoru Augustus, bir savaşa girmeden, diplomatik bir anlaşmayla bu sancakları geri aldı. Augustus, bu olayı büyük bir zafer olarak kutladı; sancakların geri verilişi sikkelere ve heykellere işlendi. Bu, Roma'nın Partlara karşı askerî olarak kazanamadığını diplomasiyle kazanmaya çalıştığını gösteriyor.
Part İmparatorluğu, sonunda kendi içinden gelen bir güç tarafından yıkıldı. MS 224'te, İran'ın güneyindeki Fars bölgesinden Ardaşir adlı bir yerel yönetici, son Part kralı IV. Artabanos'u yendi ve Sasani İmparatorluğu'nu kurdu. Yeni hanedan, kendini Ahamenişlerin gerçek mirasçısı olarak sundu ve Part dönemini bir ara dönem olarak göstermeye çalıştı. Bu da, Partların sonraki İran tarihinde neden görece az anıldığını açıklayan nedenlerden biridir. Yine de İran'ın destanlarında ve efsanelerinde, Part döneminin soylu aileleri ve kahramanları farklı adlarla yaşamayı sürdürdü.
Uzman Notu
Temel literatür
- Plutarch, Plutarch's Lives, Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg.
- W. H. Schoff, Parthian Stations by Isidore of Charax (Philadelphia: Commercial Museum, 1914).
- George Rawlinson, The Sixth Great Oriental Monarchy; or, The Geography, History, and Antiquities of Parthia (Londra: Longmans, Green, 1873).
- Neilson C. Debevoise, A Political History of Parthia (Chicago: University of Chicago Press, 1938).
- Vesta Sarkhosh Curtis ve Sarah Stewart (ed.), The Age of the Parthians (Londra: I. B. Tauris, 2007).
- Rose Mary Sheldon, Rome's Wars in Parthia: Blood in the Sand (Londra: Vallentine Mitchell, 2010).
Arşiv ve kaynak
Plutarkhos'un Crassus biyografisi Project Gutenberg'de, Schoff'un Isidoros çevirisinin taranmış kopyası archive.org arşivinde bulunuyor. Part sikkelerinin büyük koleksiyonları British Museum'da ve Tahran'daki müzelerde bulunuyor. Nisa'daki kazılar, Türkmenistan'da sürüyor. Harran'daki kalıntılar, Şanlıurfa'da ziyaret edilebiliyor.
Açık sorular
- Part İmparatorluğu'nun yönetim yapısı ne kadar merkezîydi ve soylu ailelerin gücü ne ölçüdeydi?
- Karrhai savaşında Part ordusunun gerçek büyüklüğü neydi?
- Part kültürü, Ahameniş mirasını ve Helenistik geleneği nasıl birleştirdi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Part İmparatorluğu'nu yöneten hanedanın adı nedir? A) Ahamenişler B) Arşaklılar C) Sasaniler D) Seleukoslar
- (Hedef 2) Karrhai savaşında Romalıları yenen Part komutanı kimdir? A) Arsakes B) Surena C) Mithridates D) Ardaşir
- (Hedef 2) Atlı okçunun, kaçıyor gibi görünürken geriye dönüp ok atmasına ne ad verilir? A) Katafrakt B) Part atışı C) Filhelen D) Falanks
- (Hedef 3) Plutarkhos'un anlatısına göre, Part sarayında Crassus'un ölüm haberi geldiğinde hangi eser okunuyordu? A) Homeros'un İlyada'sı B) Euripides'in Bakkhalar'ı C) Sophokles'in Antigone'si D) Aristophanes'in Kurbağalar'ı
- (Hedef 1) Part İmparatorluğu hangi hanedan tarafından yıkıldı? A) Roma B) Seleukoslar C) Sasaniler D) Ahamenişler
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Partlar hakkında bildiklerimizin büyük bölümü, onların düşmanı olan Roma ve Yunan yazarlarından geliyor. Plutarkhos'un Karrhai savaşı anlatısından, Strabon'un Ktesiphon hakkındaki anlatısından ve Tralles'li oyuncunun öyküsünden yararlanarak, bu kaynakların Partları nasıl betimlediğini açıkla. Ardından, sikkelerin ve Nisa'daki çömlek kayıtlarının bu tabloya ne eklediğini değerlendirerek, Partları anlamak için hangi kaynakların birlikte kullanılması gerektiğini gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- B — Part İmparatorluğu'nu Arşaklılar yönetti.
- B — Karrhai'de Romalıları Surena yendi.
- B — Bu taktiğe Part atışı denir.
- B — Euripides'in Bakkhalar'ından bir sahne okunuyordu.
- C — Part İmparatorluğu Sasaniler tarafından yıkıldı.
Güçlü bir cevap, Plutarkhos'un Partların askerî ustalığını kabul ederken onları kurnaz ve korkutucu bir düşman olarak betimlediğini, Strabon'un Part krallarının Yunan şehirlerine karışmadan yönettiğini gösterdiğini, Tralles'li oyuncunun öyküsünün ise Part sarayının Yunan kültürüne açık olduğunu ortaya koyduğunu belirtir. Sikkelerin kralların sırasını ve kimlik değişimini, Nisa kayıtlarının gündelik yönetimi gösterdiğini ekler ve Roma kaynaklarının önyargılarını dengelemek için bu Doğu kaynaklarının birlikte kullanılması gerektiğini gerekçelendirir.
Sonraki bölüme köprü
Part İmparatorluğu'nu Roma değil, Ahamenişlerin eski anayurdu Fars'tan çıkan bir aile yıktı. Bu ailenin kurucusu, zaferini Dareios'un mezarının hemen altına oydurduğu bir kabartmayla duyurdu; oğlu ise bir Roma imparatorunu Urfa yakınında tutsak aldı. Sonraki bölüm bu hanedanı soruyor: Sasaniler nasıl yükseldi ve kendilerini kimin mirasçısı olarak sundular?