İçeriğe geç

Bölüm DT-106.05 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Zerdüştlük: iyi ile kötünün savaşı

DT-106 Pers İmparatorlukları

2.672 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 1200–MÖ 330
Bölge
İran
Tema
Din · Fikirler
Kişiler
Zerdüşt · Friedrich Nietzsche · I. Dareios · Herodotos · L. H. Mills · Mary Boyce · Jean Kellens · Albert de Jong · Michael Stausberg
Yerler
İran · Yezd · Mumbai · Baktriya · Bisütun
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Zerdüştlüğün temel inançlarını, iyi ile kötü arasındaki mücadele, insanın seçim özgürlüğü ve doğruluk kavramı üzerinden açıklayabileceksin.
  • Zerdüşt'ün yaşadığı dönem ve Gathaların kimin tarafından yazıldığı konusundaki tartışmaları, kaynakların sınırlarını göz önünde tutarak değerlendirebileceksin.
  • Zerdüştlüğün Ahameniş krallarının inançlarıyla ilişkisini ve sonraki yüzyıllarda nasıl yaşadığını, kaynaklara dayanarak tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir filozofun ödünç aldığı ad

1883'te Alman filozof Friedrich Nietzsche, en ünlü kitaplarından birini yayımladı: Böyle Buyurdu Zerdüşt. Kitabın kahramanı, dağlardan inip insanlara yeni bir ahlak öğreten bir bilgeydi. Nietzsche, bu kahramana neden iki buçuk bin yıldan daha eski bir İranlı din adamının adını verdiğini sonradan kendisi açıkladı: Zerdüşt, iyi ile kötünün savaşını dünyanın işleyişinin asıl çarkı olarak gören ilk kişiydi; bu yüzden o ahlakı aşmak da ilk önce onun işi olmalıydı.

Nietzsche'nin Zerdüşt'ü, tarihsel Zerdüşt'le pek az ilgiliydi; filozof, eski bir adı kendi düşüncesini taşımak için kullanmıştı. Ama filozofun seçimi, bu eski dinin en çok neyle tanındığını gösteriyor: dünyayı iyi ile kötünün, doğruluk ile yalanın bir mücadele alanı olarak görmesiyle. Bu düşünce, İran'da çok eski bir geleneğe dayanıyordu ve önceki bölümlerde okuduğumuz Pers kralı Dareios'un yazıtlarında da yankılanıyordu.

Filozofun ödünç aldığı adın arkasındaki dini, üç açıdan ele alacağız: öğretisinin özü, kökeninin belirsizliği ve Pers sarayındaki yeri.

Bağlam — bir peygamber ve tarihi

Zerdüştlük, adını Zerdüşt'ten alır. Avestaca metinlerde Zarathuştra, Yunan kaynaklarında Zoroastres olarak geçen bu kişinin, eski İranlı bir din adamı olduğu ve dinsel ilahiler yazdığı kabul edilir. Ama onun ne zaman ve nerede yaşadığı, dinler tarihinin en tartışmalı sorularından biridir.

Zerdüşt'e atfedilen ilahilerin dili, Hindistan'ın en eski dinsel metinleri olan Vedaların diline çok yakındır. Bu yüzden bazı araştırmacılar, Zerdüşt'ün MÖ 1200 ile 1000 arasında, Orta Asya'nın bozkırlarında ya da bugünkü Afganistan ile Türkmenistan arasındaki bölgede yaşadığını düşünüyor. Sonraki Zerdüşt geleneği ise onu, bugünkü Afganistan'ın kuzeyindeki Baktriya bölgesiyle ilişkilendirir. Başkaları, onu MÖ altıncı yüzyıla, Küroş'un döneminden kısa bir süre öncesine yerleştiriyor. Bazı araştırmacılar ise, Zerdüşt'ün tek bir tarihsel kişi mi, yoksa bir din geleneğinin simgesel kurucusu mu olduğunu soruyor.

Avesta, Zerdüştlüğün kutsal metinlerinin toplu adıdır. Bugün elimizdeki Avesta el yazmaları, MS on üçüncü yüzyıldan ve sonrasından kalmadır. Bu metinlerin, çok daha eski bir ağızdan aktarım geleneğini yansıttığı düşünülüyor; ama bu gelenek boyunca metinlerin ne kadar değiştiği, kesin olarak bilinmiyor.

Gelişme — iki ruh ve bir seçim

Gathaların merkezinde, bilge efendi anlamına gelen Ahura Mazda vardır. İlahilerin konuşanı, çoğu zaman bu tanrıya doğrudan seslenir, ona sorular sorar ve ondan yol göstermesini ister.

Ama Zerdüştlükte dünya, yalnızca iyi bir tanrının eseri değildir. Gathalara göre, en başta, biri iyi, öbürü kötü iki ruh vardı. Sonraki Zerdüşt geleneği, kötü ruha özel bir ad verdi.

Zerdüştlükte iyi ile kötü arasındaki mücadele, iki kavram üzerinden anlatılır. Bu kavramlar, yalnızca dinsel değil, toplumsal ve siyasi bir anlam da taşıyordu.

Gathaların en çarpıcı düşüncesi, insanın bu mücadelede tarafsız kalamayacağı, ama tarafını kendisinin seçeceğidir. Her insan, düşüncesiyle, sözüyle ve eylemiyle iyi ile kötü arasında bir seçim yapar. Zerdüşt geleneği, bu üç öğeyi «iyi düşünce, iyi söz, iyi eylem» ilkesiyle özetler.

Dönüş noktası — Pers kralları Zerdüştçü müydü?

Ahameniş kralları, yazıtlarında Ahura Mazda'yı en büyük tanrı olarak anar, onun lütfuyla hüküm sürdüklerini söyler ve yalana karşı savaştıklarını vurgular. Bu dil, Zerdüşt geleneğinin diline çok yakındır. Ama bir şey dikkat çekicidir: Ahameniş yazıtlarının hiçbirinde Zerdüşt'ün adı geçmez. Bunun en açık örneği, önceki bölümlerde okuduğumuz I. Dareios'un Bisütun yazıtıdır. Yazıt, bir kralın ağzından, düzenin ve doğruluğun düşmanı olarak yalanı adlandırır; bir ayaklanmayı siyasi bir olay olarak değil, yalanın kötülüğünün bir belirtisi olarak anlatır.

Bu durum, tarihçiler arasında uzun bir tartışmaya yol açtı. Bazıları, Ahameniş krallarının Zerdüştçü olduğunu, ama peygamberin adını yazıtlarında anmaya gerek görmediğini düşünüyor. Başkaları, Pers krallarının dininin Zerdüştlüğü de içeren daha geniş bir İran dinsel geleneği olduğunu, bu geleneğin ancak sonraki yüzyıllarda Zerdüşt'ün adı etrafında birleştirildiğini savunuyor. Kanıtların iki yöne işaret etmesi, bu sorunun neden kolay cevaplanamadığını da açıklıyor. Persepolis tabletleri, Pers krallarının yüce tanrılarının yanında, eski Elam tanrıları da dâhil olmak üzere pek çok tanrıya sunular yapılmasını desteklediğini gösteriyor.

Yaygın yanlış«Zerdüştler ateşe tapar» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa Zerdüştlükte ateş, bir tanrı değil, Ahura Mazda'nın ve doğruluğun simgesi olan kutsal bir öğedir. Zerdüştler dua ederken ateşe, ışığa ya da güneşe dönerler; ama tapındıkları şey ateşin kendisi değil, onun temsil ettiği doğruluk ve tanrısal ışıktır. «Ateşe tapanlar» ifadesi, çoğu zaman bu dini dışarıdan görenlerin kullandığı bir yakıştırmadır.

Cevap — seçim üzerine kurulu bir din

Öyleyse Zerdüştlük neye inanıyordu? Zerdüştlük, dünyayı iyi ile kötü, doğruluk ile yalan arasındaki bir mücadele alanı olarak görüyordu. Bu mücadelede insan, bir seyirci değil, iyi düşünceleri, iyi sözleri ve iyi eylemleriyle tarafını seçen bir katılımcıydı. Zerdüşt geleneği, zamanın sonunda iyinin kötüyü yeneceğini ve dünyanın yenileneceğini öğretiyordu.

Bu inancın kökenleri, Orta Asya'nın ve İran'ın eski din geleneklerine uzanıyordu; ama biçimlendiği yüzyıl da, yer de bugün hâlâ tartışılıyor. Pers kralları, bu geleneğin dilini ve kavramlarını, özellikle doğruluk ve yalan karşıtlığını, kendi krallıklarının meşruiyeti için kullandı. Onların gözünde bir ayaklanma, yalnızca siyasi bir tehdit değil, düzene karşı yalanın bir saldırısıydı. Böylece dinsel bir karşıtlık, bir imparatorluğun siyasi dili hâline geldi; kralın düşmanı, aynı zamanda evrenin düzeninin düşmanı olarak tanımlanabiliyordu.

Bugünle bağ — küçük ama canlı bir topluluk

Zerdüştlük, bugün de yaşayan bir din. İran'da, özellikle Yezd ve Kirman çevresinde, küçük Zerdüşt toplulukları var. MS onuncu yüzyıl civarında İran'dan Hindistan'a göç eden Zerdüştlerin torunları, Parsiler olarak bilinir.

Dünyadaki Zerdüştlerin sayısı bugün yalnızca birkaç yüz bin kişi olarak tahmin ediliyor. Ama iyi ile kötünün mücadelesi, insanın seçim özgürlüğü ve zamanın sonunda bir yenilenme gibi düşünceler, pek çok dinin ve düşünce geleneğinin tartışmalarında yankılanmayı sürdürüyor.

Birincil kaynak

Zerdüşt'e atfedilen Gathaların birinde, iki ilk ruh ve insanın seçimi şöyle anlatılır:

[…] Thus are the primeval spirits who as a pair (combining their opposite strivings), and (yet each) independent in his action, have been famed (of old). (They are) a better thing, they two, and a worse, as to thought, as to word, and as to deed. And between these two let the wisely acting choose aright. (Choose ye) not (as) the evil-doers! (Yea) when the two spirits came together at the first to make life, and life's absence, and to determine how the world at the last shall be (ordered), for the wicked (Hell) the worst life, for the holy (Heaven) the Best Mental State.

Türkçesi: […] İşte ilk ruhlar böyledir; bir çift olarak, karşıt çabalarını birleştirerek ve yine de her biri kendi eyleminde bağımsız olarak, eskiden beri anılırlar. Düşüncede, sözde ve eylemde, ikisinden biri daha iyi, öbürü daha kötüdür. Bu ikisi arasında bilgece davranan doğru seçsin; kötülük yapanlar gibi seçmeyin! Evet, iki ruh ilk başta yaşamı ve yaşamın yokluğunu yaratmak ve dünyanın sonunda nasıl düzenleneceğini belirlemek için bir araya geldiğinde, kötüler için en kötü yaşamı, kutsallar için en iyi zihin hâlini belirlediler.

Kaynak: Yasna, 30.3–4, Gathalar; L. H. Mills'in İngilizce çevirisi, The Zend-Avesta, Part III, Sacred Books of the East, cilt XXXI (Oxford: Clarendon Press, 1887), s. 29–30. Türkçesi bizim; ayraç içindeki sözcükler çevirmenin eklemeleridir.

  1. Metne göre iki ruh arasındaki seçimi kim yapmalıdır? «Bilgece davranan doğru seçsin» ifadesi, insanın bu mücadeledeki yeri hakkında neyi vurguluyor?
  2. İki ilk ruh hangi alanlarda birbirinden ayrılıyor? Bu ayrım, Zerdüşt geleneğindeki «iyi düşünce, iyi söz, iyi eylem» ilkesiyle nasıl ilişkili?
  3. Çevirmen metne ayraç içinde pek çok sözcük eklemiş. Çok eski ve anlaşılması güç bir dilden yapılan bir çevirinin, onu okuyan tarihçi için nasıl bir güçlük yarattığını tartış.

Tarihçiler Tartışıyor

  • Mary Boyce (1975) — Zerdüştlüğün kapsamlı bir tarihini yazdı; Zerdüşt'ü MÖ ikinci binyılın sonlarında yaşamış tarihsel bir peygamber olarak kabul etti ve Zerdüştlüğün, cennet, cehennem, kıyamet ve dirilme gibi düşüncelerle sonraki dinleri etkilediğini savundu.
  • Albert de Jong (1997) — Yunan ve Latin yazarların Zerdüştlük hakkında yazdıklarını sistemli olarak inceledi; bu anlatıların, Zerdüştlüğün gerçek inançlarından çok, Yunanlıların yabancı bir dini nasıl algıladığını yansıttığını gösterdi.
  • Jean Kellens (2000) — Gathaları, bir peygamberin kişisel öğretisi olarak değil, belirli bir dinsel törende okunan ilahiler olarak yorumladı; Zerdüşt'ün tarihsel bir kişi olup olmadığı sorusunu açık bıraktı ve eski yorumların birçoğunu sorguladı.
  • Michael Stausberg (2002) — Zerdüştlüğün tarihini antik çağdan günümüze kadar izledi; dinin farklı dönemlerde ve farklı topluluklarda nasıl değiştiğini, tek bir değişmez «Zerdüştlük» olmadığını vurguladı.

Bu tartışma, Zerdüştlüğün en temel sorularını ele alıyor. Boyce, Zerdüşt'ü eski ve tarihsel bir kişi olarak görüp onun etkisini geniş bir çerçevede değerlendirdi. Kellens, Gathaların yorumunu kökten sorgulayarak, bu kesinliğin sanıldığı kadar sağlam olmadığını gösterdi. De Jong, dışarıdan bakan Yunan kaynaklarının sınırlarını ortaya koydu. Stausberg ise, dinin yüzyıllar içindeki değişimini vurguladı. Bu tartışmayı zorlaştıran, kaynakların yapısıdır: en eski metinler yüzyıllarca ağızdan aktarılmış, dışarıdan bakan tanıklar ise dini kendi kavramlarıyla anlatmıştır. Tarihçiler, Zerdüştlüğün İran dinsel düşüncesinde merkezî bir yer tuttuğunda anlaşıyor; ama kurucusunun kimliği, tarihi ve sonraki dinlere etkisi konusunda tartışmayı sürdürüyor.

Derine İn

Zerdüştlüğün ölüm ve ölümden sonra yaşam hakkındaki inançları, sonraki geleneklerde ayrıntılı biçimde gelişti. Zerdüşt geleneğine göre, insan öldükten sonra ruhu, Çinvat adı verilen bir köprüye gelir. İyi bir hayat yaşamış olanlar için köprü genişler ve ruh onu kolayca geçerek iyilik yurduna ulaşır; kötü bir hayat yaşamış olanlar için ise köprü daralır ve ruh aşağıya düşer. Bu inanç, insanın yaptığı seçimlerin ölümden sonra da sonuçları olduğunu vurguluyordu. Köprünün imgesi, Gathalarda kısaca anılır; ayrıntılı betimlemeleri ise çok sonraki metinlerde bulunur.

Zerdüşt geleneği, zamanın sonunda bir kurtarıcının geleceğine, ölülerin dirileceğine ve dünyanın kötülükten arınarak yenileneceğine de inanıyordu. Bu düşünceler, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'daki benzer inançlarla karşılaştırılmış ve bazı araştırmacılar Zerdüştlüğün bu dinleri etkilediğini ileri sürmüştür. Ama bu etkinin ne zaman, nasıl ve ne ölçüde gerçekleştiği tartışmalıdır. Zerdüştlüğün bu düşünceleri içeren metinlerinin çoğu, geç dönemlerde yazıya geçirildiği için, hangi geleneğin hangisini etkilediğini belirlemek güçtür.

Zerdüştlüğün en tanınmış uygulamalarından biri, ölülerin gömülmesiyle ilgilidir. Zerdüşt geleneğinde toprak, su ve ateş kutsal sayıldığı için, ölü bedenin bunları kirletmemesi gerekiyordu. Bu yüzden bazı dönemlerde ve topluluklarda, ölüler yüksek, açık yapılarda kuşlara ve güneşe bırakıldı. Herodotos, bir Pers ölüsünün bir kuş ya da köpek tarafından parçalanmadan gömülmediğinin gizlice anlatıldığını, Magların ise bunu açıkça yaptığını bildiğini yazar. Ama Ahameniş kralları, Pasargad'da ve Nakş-ı Rüstem'de gördüğümüz gibi, taş mezarlara gömüldüler. Bu fark, Pers krallarının dinsel uygulamalarının sonraki Zerdüşt geleneğiyle tam olarak örtüşmediğini gösteriyor. Magların Pers sarayındaki rolü de bu karmaşıklığın bir parçasıdır: Yunan kaynaklarında hem rüya yorumcuları, hem kurban görevlileri, hem de kralların danışmanları olarak görünürler. Bizim bugün kullandığımız «büyü» sözcüğünün Batı dillerindeki karşılığı da, onların adından türemiştir.

Zerdüştlüğün tarihinde, ateş tapınakları da önemli bir yer tutar. Bu tapınaklar, farklı dönemlerde farklı biçimler aldı.

Zerdüştlük, MS üçüncü yüzyılda kurulan Sasani İmparatorluğu'nda devlet dini hâline geldi ve Avesta'nın metinleri bu dönemde derlenip düzenlendi. Yedinci yüzyılda İslam'ın İran'a gelişinden sonra, Zerdüştlerin sayısı yüzyıllar içinde azaldı. Pek çok Zerdüşt, bu yüzyıllarda Müslüman oldu; bir kısmı ise dinini koruyarak İran'ın iç bölgelerinde yaşamayı sürdürdü ya da Hindistan'a göç etti. Zerdüşt geleneğinin bazı öğeleri, İran kültüründe yaşamayı sürdürdü; ilkbahar ekinoksunda kutlanan Nevruz bayramı bunların en bilinenlerinden biridir. Bugün Nevruz, yalnızca İran'da değil, Orta Asya'dan Kafkasya'ya ve Anadolu'ya kadar geniş bir coğrafyada, farklı inançlardan topluluklar tarafından kutlanıyor; kökenindeki eski İran geleneği, pek çok kutlayan için artık dinsel değil, kültürel bir mirastır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • L. H. Mills (çev.), The Zend-Avesta, Part III: The Yasna, Visparad, Âfrînagân, Gâhs, and Miscellaneous Fragments, Sacred Books of the East XXXI (Oxford: Clarendon Press, 1887).
  • Herodotus, The History of Herodotus, çev. G. C. Macaulay (Londra: Macmillan, 1890).
  • Mary Boyce, A History of Zoroastrianism, Volume I: The Early Period (Leiden: Brill, 1975).
  • Albert de Jong, Traditions of the Magi: Zoroastrianism in Greek and Latin Literature (Leiden: Brill, 1997).
  • Jean Kellens, Essays on Zarathustra and Zoroastrianism, çev. Prods Oktor Skjærvø (Costa Mesa: Mazda Publishers, 2000).
  • Michael Stausberg, Die Religion Zarathushtras: Geschichte, Gegenwart, Rituale (Stuttgart: Kohlhammer, 2002).

Arşiv ve kaynak

Mills'in Gatha çevirisi, Sacred Books of the East dizisinin bir cildi olarak archive.org'da okunabiliyor. Avesta'nın en eski el yazmaları Hindistan'daki ve İran'daki Zerdüşt topluluklarının ve Avrupa kütüphanelerinin koleksiyonlarında bulunuyor. Yezd'deki ateş tapınağı ve Zerdüşt toplulukları, bugün de ziyaret edilebiliyor.

Açık sorular

  • Zerdüşt ne zaman ve nerede yaşadı; tek bir tarihsel kişi miydi?
  • Ahameniş kralları, bugün anladığımız anlamda Zerdüştçü müydü?
  • Zerdüştlüğün sonraki dinlere etkisi ne ölçüde ve hangi yollarla gerçekleşti?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Zerdüştlükte evreni yaratan, iyiliğin ve bilgeliğin kaynağı olan yüce tanrının adı nedir? A) Angra Mainyu B) Marduk C) Ahura Mazda D) Mitra
  2. (Hedef 1) Zerdüştlükte doğruluk ve düzeni anlatan kavram hangisidir? A) Druj B) Aşa C) Gatha D) Mag
  3. (Hedef 2) Zerdüşt'e atfedilen ve Avesta'nın en eski bölümünü oluşturan ilahilere ne ad verilir? A) Vedalar B) Gathalar C) Psalmlar D) Upanişadlar
  4. (Hedef 3) Ahameniş kralı Dareios, Bisütun yazıtında ayaklanmaların nedeni olarak neyi gösterir? A) Yabancı orduları B) Kıtlığı C) Salgını D) Ülkelerde çoğalan yalanı
  5. (Hedef 1) «Zerdüştler ateşe tapar» ifadesi neden yanıltıcıdır? A) Zerdüştler ateşi hiç kullanmaz B) Ateş, bir tanrı değil, doğruluğun ve tanrısal ışığın kutsal bir simgesidir C) Zerdüştler yalnızca suya tapar D) Zerdüştlükte ateş yasaktır

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Ahameniş kralları, yazıtlarında Ahura Mazda'yı yüce tanrı olarak anıyor ve yalana karşı savaştıklarını söylüyordu; ama Zerdüşt'ün adını hiç anmıyordu. Bisütun yazıtından, Herodotos'un Pers dini hakkındaki anlatısından ve Gathalardan yararlanarak, Ahameniş krallarının inançları ile Zerdüşt geleneği arasındaki benzerlikleri ve farkları açıkla. Ardından, Boyce'un ve Kellens'in yaklaşımlarını karşılaştırarak, Ahameniş krallarının Zerdüştçü olup olmadığı sorusuna kendi gerekçeli cevabını ver.

Cevaplar

  1. C — Zerdüştlükte yüce tanrı Ahura Mazda'dır.
  2. B — Doğruluk ve düzeni anlatan kavram aşadır.
  3. B — Bu ilahilere Gathalar denir.
  4. D — Dareios, ayaklanmaların nedeni olarak ülkelerde çoğalan yalanı gösterir.
  5. B — Ateş, doğruluğun ve tanrısal ışığın simgesidir; ona tapılmaz.

Güçlü bir cevap, Ahameniş yazıtlarındaki Ahura Mazda'ya bağlılığın ve yalan karşıtlığının, Gathalardaki iyi ile kötü, aşa ile druj karşıtlığına benzediğini belirtir. Herodotos'un tapınaksız ve doğanın öğelerine saygı gösteren bir din betimlediğini, ama Zerdüşt'ün adını anmadığını gösterir. Dareios'un «öbür tanrılar»dan söz etmesini, kralların taş mezarlara gömülmesini ve Persepolis tabletlerindeki çok tanrılı sunuları farklılıklar olarak sıralar. Boyce'un Zerdüşt'ü eski ve tarihsel bir peygamber sayan yaklaşımını ve Kellens'in daha kuşkucu yaklaşımını karşılaştırarak kendi gerekçeli cevabını verir.

Sonraki bölüme köprü

Ahameniş İmparatorluğu İskender'in ateşiyle yıkıldıktan sonra İran, bir yüzyıl boyunca Makedon krallarının elinde kaldı; ardından Hazar'ın doğusundaki bozkırlardan gelen bir hanedan, sikkelerine hem «Yunanların dostu» hem de eski Pers krallarının «krallar kralı» unvanını yazdırdı. Bu hanedanın atlı okçuları, MÖ 53'te Harran ovasında bir Roma ordusunu yok etti. Sonraki bölüm bu hanedanı soruyor: Partlar kimdi ve Roma'yı Fırat'ın ötesinde nasıl durdurabildiler?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bir kaya yazıtının satırları; «yalan» sözcüğü öne çıkıyor; ardından bir haritada yayılan karanlık lekeler.
  • 1:20–3:15 Bağlam: Orta Asya bozkırları ve İran yaylası; zaman çizgisinde iki farklı tarih önerisi yan yana.
  • 3:15–5:30 Gelişme: ışık ile karanlığın iki ruh olarak simgelendiği soyut bir çizim; ortada seçim yapan tek bir insan silüeti.
  • 5:30–7:50 Dönüş noktası: bir dağ doruğunda kurban sunan silüetler; ardından bir kral yazıtı ve kanatlı halka simgesi.
  • 7:50–9:40 Kapanış: bir ateş tapınağında yanan kutsal ateş; Yezd'den Mumbai'ye uzanan bir göç yolu.

Kişiler yüzsüz silüet; dinsel figürler ve simgeler saygılı ve sade çizgilerle, belirli bir kişiyi tasvir etmeden gösterilir.