Öğrenme hedefleri
- Persepolis'in kuruluşunu, yapılarını ve kabartmalarını, Dareios ve Kserkses dönemlerinin yapı programı üzerinden tanımlayabileceksin.
- Persepolis'in bir yönetim başkenti mi, yoksa bir tören ve gösteri merkezi mi olduğu tartışmasını, arkeolojik ve yazılı kaynaklara dayanarak değerlendirebileceksin.
- Persepolis'in MÖ 330'da Büyük İskender tarafından yakılmasını, farklı antik anlatıları karşılaştırarak açıklayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — külün altındaki saray
1930'ların başında, İran'ın güneybatısında, bugünkü Şiraz'ın yaklaşık altmış kilometre kuzeydoğusunda, bir dağın eteğindeki geniş bir taş terasta kazı yapan arkeologlar, kalın bir kül tabakasıyla karşılaştı. Külün altında, yanmış sedir kirişlerinin izleri, erimiş metal parçaları, kırılmış taş kaplar ve toprağa düşmüş sütun başlıkları vardı. Ateş, bir zamanlar bu terasın üzerinde yükselen saraylardan geriye yalnızca taş sütunları, kapı çerçevelerini ve merdivenleri bırakmıştı.
Bu yer, Yunanların Persepolis, yani «Perslerin şehri» dediği, Perslerin ise Parsa adını verdiği saray kentiydi. Yaklaşık yüz seksen yıl Pers krallarının en görkemli yapılarını barındırmış, sonra bir gecede yanmıştı. Antik yazarlar, onu yakan kişinin adını biliyordu: Makedonya kralı Büyük İskender. Ama neden yaktığı konusunda anlaşamıyorlardı. Kül tabakasının altındaki bu terası üç soru üzerinden okuyacağız: kim, hangi amaçla yaptırdı; kabartmalar kime, ne söylemek için oyuldu; ve bir fatih onu neden ateşe verdi.
Bağlam — bir kralın yeni terası
Persepolis'in yapımına, önceki bölümlerde tahta çıkışını ve yönetimini gördüğümüz I. Dareios, MÖ 518 civarında başladı. Küroş'un başkenti Pasargad, yalnızca birkaç saatlik yol uzaklıktaydı; ama Dareios, kendi soyunun ve kendi krallığının görkemini gösterecek yeni bir yer istiyordu. Seçtiği yer, Pers halkının anayurdu sayılan Fars bölgesinin kalbindeydi.
Dareios, bir dağın eteğinde, kısmen kayadan oyulup kısmen dev taş bloklarla yükseltilmiş, yaklaşık on beş metre yüksekliğinde geniş bir teras yaptırdı. Terasın üzerine, sonraki kralların da eklemeleriyle, saraylar, kabul salonları, bir hazine binası ve depolar yükseldi. Dareios'un oğlu Kserkses ve torunu I. Artakserkses, bu yapı programını sürdürdü.
Persepolis, imparatorluğun tek başkenti değildi. Pers kralları, mevsimlere göre Susa, Babil, Ekbatana ve Persepolis arasında yer değiştiriyordu. Kral, binlerce kişilik saray halkıyla birlikte, bir başkentten ötekine giden yollarda haftalarca yolculuk ediyordu; kralın kendisi, imparatorluğun gezici merkeziydi.
Gelişme — taşların anlattığı imparatorluk
Terasa, iki yönlü geniş bir merdivenle çıkılıyordu; merdiven, ziyaretçiyi daha terasa varmadan yapının büyüklüğüyle karşılıyordu. Basamaklar o kadar alçaktı ki, atlar bile rahatça çıkabiliyordu. Merdivenin üstünde, Kserkses'in yaptırdığı anıtsal bir kapı vardı.
Kapıdan geçen bir konuk, geniş bir avluya ve oradan terasın en büyük yapısına, kralın kabul salonuna yönelirdi. Bu salon, Dareios'un başlattığı ve Kserkses'in tamamladığı bir yapıydı.
Apadana'nın temellerinin köşelerinde, arkeologlar taş kutular içine yerleştirilmiş altın ve gümüş levhalar buldu. Bu levhalardaki yazıtta Dareios, krallığının İskitlerden Kuş'a, yani Nubya'ya, Hindistan'dan Sardes'e kadar uzandığını söylüyordu. Bina, daha temelinden, bir imparatorluk haritası olarak tasarlanmıştı.
Persepolis'in en ünlü yanı, onun kabartmalarıdır. Yapıların büyük bölümü yanıp yıkılmışken, taşa işlenmiş bu figürler yirmi beş yüzyıl boyunca yerlerinde kaldı.
Apadana'nın merdivenlerindeki kabartmalarda, önceki bölümde andığımız gibi, imparatorluğun farklı halklarından gelen heyetler, kendi giysileri ve armağanlarıyla, sırayla krala doğru yürür. Karşılarında, Pers ve Med soylularından oluşan saray muhafızları durur. Kabartmalarda hiçbir savaş, hiçbir kanlı sahne yoktur. Asur saraylarının duvarlarını süsleyen, kuşatılan şehirleri, kazığa geçirilen tutsakları ve av sahnelerini gösteren kabartmalarla karşılaştırıldığında, bu fark daha da çarpıcıdır. Pers sanatçıları, Asur, Mısır ve İyonya geleneklerinden yararlandılar; ama onları, zaferden çok uyumu anlatan yeni bir dile dönüştürdüler. Persepolis'in taşları, fethedilmiş halkları değil, krala gönüllü olarak armağan getiren, düzen içinde yürüyen bir imparatorluğu gösterir.
Dönüş noktası — İskender'in ateşi
MÖ 330'un başlarında, Pers ordusunu Gaugamela'da yenen Büyük İskender, Zagros dağlarındaki son direnişi de kırarak Persepolis'e girdi. Hazineyi ele geçirdi ve orada birkaç ay kaldı. Kışı geçirmek, ordusunu dinlendirmek ve kaçan Pers kralı III. Dareios'u izlemek için hazırlık yapmak istiyordu. Ardından, sarayların yakılmasını buyurdu ya da buna izin verdi.
Bu olay hakkında iki farklı anlatı var. Birincisine göre İskender, bu kararı bilinçli olarak, siyasi bir amaçla verdi. İskender'in yol arkadaşlarının anılarına dayanan Arrianos, bu anlatıyı aktarır: İskender, Perslerin Yunanistan'ı istilası sırasında Atina'yı yıkıp tapınakları yakmasının öcünü almak istiyordu. Komutanı Parmenion ise, artık kendi malı olan bir yeri yakmamasını, Asya halklarının onu yalnızca bir yağmacı olarak göreceğini söyleyerek karşı çıkmıştı.
İkinci anlatıya göre, yangın bir eğlencenin sonunda, sarhoşluk içinde başladı. Bu anlatının kaynağı, İskender'den yaklaşık üç yüz yıl sonra yazan tarihçilerin aktardığı, daha eski ve kayıp eserlerdir.
Yaygın yanlış«Persepolis, bütün imparatorluğun yönetildiği, kralın sürekli yaşadığı tek başkentti» diye düşünülür.
Oysa Pers kralları, yılın farklı dönemlerinde Susa, Babil, Ekbatana ve Persepolis arasında yer değiştiriyordu. Gündelik yönetimin önemli bir bölümü Susa'da ve eyalet merkezlerinde yürütülüyordu. Persepolis ise, Pers halkının anayurdunda, kralın gücünü ve imparatorluğun birliğini gösteren özel bir yerdi.
Cevap — bir gösteri ve bir hazine
Öyleyse Dareios'un terası neye hizmet ediyordu? Persepolis, hem bir gösteri, hem de bir hazine merkeziydi. Taşları, kralın Ahura Mazda'nın lütfuyla yönettiği, farklı halkların uyum içinde armağan getirdiği bir imparatorluk imgesi çiziyordu. Aynı zamanda, önceki bölümlerde gördüğümüz tahkimat tabletlerinin kaydettiği geniş bir yönetim ağının ve imparatorluğun servetinin toplandığı bir yerdi.
Peki neden yakıldı? Belki İskender, Yunanlılara verdiği Pers Savaşları'nın öcünü alma sözünü yerine getirmek istedi; belki bir eğlencenin taşkınlığı, sonradan siyasi bir anlam kazandı. İki anlatının birleştiği nokta, yangının Perslerin gözünde bir imparatorluğun sonunu simgelemesidir. Persepolis'in yanması, Ahameniş İmparatorluğu'nun yıkılışının en güçlü görüntüsü oldu. İki yüzyıl boyunca uyum ve düzen anlatan taşlar, sonunda bir yenilginin tanıkları olarak kaldı. Yangından sonra terasın üzerinde yeniden büyük bir saray yükselmedi; Persepolis, bir daha hiçbir imparatorluğun merkezi olmadı.
Bugünle bağ — bir kalıntının yeniden kullanımı
Persepolis'in kalıntıları, sonraki yüzyıllarda da siyasetin sahnesi olmayı sürdürdü. Sasani kralları, yakınlardaki kayalıklara kendi kabartmalarını oydurarak Ahameniş mirasına bağlandılar. Yirminci yüzyılda, önceki bölümde gördüğümüz 1971 kutlamaları, bu kalıntıların yanında yapıldı. Bugün Persepolis, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Bir yıkıntı, onu kimin, hangi amaçla ziyaret ettiğine göre farklı anlamlar kazanmayı sürdürüyor.
Birincil kaynak
Arrianos, İskender'in Persepolis'teki kararını ve Parmenion'un itirazını şöyle aktarır:
[…] He burnt down the Persian palace, though Parmenio advised him to preserve it, for many reasons, and especially because it was not well to destroy what was now his own property, and because the men of Asia would not by this course of action be induced to come over to him, thinking that he himself had decided not to retain the rule of Asia, but only to conquer it and depart. But Alexander said that he wished to take vengeance on the Persians, in retaliation for their deeds in the invasion of Greece, when they razed Athens to the ground and burnt down the temples. […] But Alexander does not seem to me to have acted on this occasion with prudence […].
Türkçesi: […] Pers sarayını yaktı; oysa Parmenion ona sarayı korumasını pek çok nedenle öğütlemişti: özellikle artık kendi malı olan bir şeyi yok etmenin doğru olmadığını ve Asya insanlarının bu davranış yüzünden onun yanına geçmeyeceğini, çünkü onun Asya'yı elinde tutmaya değil, yalnızca fethedip çekip gitmeye karar verdiğini düşüneceklerini söylemişti. Ama İskender, Yunanistan'ı istila ettiklerinde Atina'yı yerle bir edip tapınakları yaktıkları için Perslerden öc almak istediğini söyledi. […] Ama bana kalırsa İskender bu konuda akıllıca davranmadı […].
Kaynak: Arrianos, İskender'in Seferi, III.18; E. J. Chinnock'un İngilizce çevirisi, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Parmenion, İskender'e sarayı yakmaması için hangi gerekçeleri öne sürüyor? Bu gerekçeler, bir fatihin fethettiği halklarla ilişkisi hakkında ne anlatıyor?
- İskender, sarayı yakmasının nedeni olarak neyi gösteriyor? Bu gerekçe, önceki derslerde gördüğümüz Pers Savaşları'yla nasıl bağlantılı?
- Arrianos, İskender'den dört buçuk yüzyıl sonra yazarken, İskender'in bu kararını açıkça eleştiriyor. Bir tarihçinin kendi yargısını anlatıya eklemesi, bu metni okurken nasıl bir dikkat gerektirir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Ernst Herzfeld (1941) — Persepolis'teki ilk büyük kazıları yönetti; Persepolis'i, Pers krallığının kutsal ve törensel merkezi olarak yorumladı ve kabartmaların, her yıl kralın önünde yapılan bir yeni yıl törenini gösterdiğini ileri sürdü.
- Erich Schmidt (1953) — Herzfeld'den sonra kazıları sürdürdü ve sonuçlarını ayrıntılı biçimde yayımladı; hazine binasını ve yanma katmanlarını inceleyerek, sarayların yakılmasından önce sistemli olarak boşaltıldığını gösteren bulgular sundu.
- Margaret Cool Root (1979) — Persepolis kabartmalarını, belirli bir törenin gerçekçi bir anlatımı olarak değil, Pers krallık ideolojisinin sanatsal bir ifadesi olarak yorumladı; kabartmaların, imparatorluğu uyumlu ve düzenli bir bütün olarak gösteren bir siyasi mesaj taşıdığını savundu.
- A. B. Bosworth (1988) — İskender'in seferlerini inceleyerek, Persepolis'in yakılmasını, Yunanlılara verilen öc sözünün yerine getirilmesini ve Pers imparatorluk düzeninin sona erdiğini ilan eden bilinçli bir siyasi karar olarak yorumladı.
Bu tartışma, Persepolis'in iki büyük sorusunu ele alıyor. Birincisi, yerin işleviyle ilgili: Herzfeld kabartmalarda gerçek bir yeni yıl töreninin anlatımını gördü, Root ise onları bir ideoloji ifadesi olarak okudu. İkincisi, yangının nedeniyle ilgili: Schmidt'in bulguları hazinenin önceden boşaltıldığını gösterirken, Bosworth yangını bilinçli bir siyasi karar olarak yorumladı; bu, Plutarkhos'un aktardığı sarhoşluk anlatısıyla çelişiyor. Tartışmacılar, farklı kaynak türlerinden yola çıkıyor: Herzfeld ve Schmidt kazı bulgularından, Root kabartmaların kendisinden, Bosworth ise antik tarihçilerin metinlerinden. Bugün pek çok tarihçi, iki anlatının birleştirilebileceğini, bilinçli bir kararın bir eğlencede uygulamaya konmuş olabileceğini düşünüyor.
Derine İn
Persepolis'in hazine binasında ve terasın surlarında bulunan kil tablet yığınları, terasın gündelik işleyişine dair eşsiz bilgiler sunar. Önceki bölümlerde gördüğümüz tahkimat tabletlerinin yanında, hazine binasında da, işçilere ödenen ücretleri kaydeden ve hazine tabletleri adıyla anılan daha küçük bir tablet grubu bulundu. Bu tabletler, ücretlerin bir bölümünün tahıl ve hayvan yerine gümüşle ödendiğini gösteriyor. Bu tabletler, Persepolis'in yapımında Mısırlı, İyonyalı, Karyalı, Babilli ve başka halklardan ustaların çalıştığını ve onlara ücret ödendiğini gösteriyor. Persepolis'i yapanlar, yalnızca köleler değil, ücretli ve uzman işçilerdi.
İlginç bir biçimde, bu kil tabletlerin korunmasını sağlayan şey, sarayları yok eden yangındı. Kil tabletler, normalde zamanla dağılabilirdi; ama yangının ısısı, bazılarını pişirerek sertleştirdi. Böylece İskender'in ateşi, Persepolis'in gündelik hayatının kayıtlarını yirmi dört yüzyıl boyunca korumuş oldu.
Persepolis'in işlevine dair tartışmalardan biri, kabartmaların İran'ın geleneksel yeni yıl bayramıyla ilişkisidir.
Persepolis kabartmalarında, kralın kendisi de özel bir biçimde gösterilir. Kral, her zaman diğer figürlerden daha büyük, tahtının üzerinde oturmuş ya da yürürken bir hizmetkârın tuttuğu şemsiyenin altında betimlenir. Onun arkasında veliaht durur; kral değişse de krallığın süreceği mesajı, taşın içine yerleştirilmişti. Bu düzen, hiyerarşinin ve süreklilik düşüncesinin taşa işlenmiş hâlidir. Hazine binasında bulunan büyük bir kabul kabartması, kralın bir görevliyi kabulünü gösterir; bu kabartmanın, başlangıçta Apadana merdivenlerinin ortasında durduğu ve sonra yerinden alınıp hazineye taşındığı düşünülüyor.
Persepolis, bir dizi başka anıtla birlikte düşünülmelidir. Terasın yakınındaki Nakş-ı Rüstem kayalıklarında, I. Dareios ve ondan sonraki üç kralın haç biçimli kaya mezarları bulunur; Persepolis'in arkasındaki dağın yamacına da sonraki kralların mezarları oyulmuştur. Dareios'un mezarının üzerindeki yazıtta, kral kendini adil, dostlarına sadık ve öfkesine hâkim bir hükümdar olarak tanıtır. Saray, mezarlar ve kutsal alanlar birlikte, Pers krallığının yaşayan ve ölen krallarıyla sürekliliğini gösteren bir anıtlar bütünü oluşturuyordu. Son olarak, Persepolis'in yeniden keşfi de uzun bir öyküdür. Yüzyıllar boyunca, kalıntılar yöre halkı tarafından «Cemşid'in tahtı» diye anıldı ve efsanevi bir krala bağlandı. Avrupalı gezginler, on yedinci yüzyıldan itibaren kalıntıları çizip betimledi ve bazıları adlarını taşlara kazıdı. Bilimsel kazılar ise ancak 1930'larda başladı; önce Alman arkeolog Ernst Herzfeld, ardından Erich Schmidt, Chicago Üniversitesi adına terası sistemli olarak kazdı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kazıları ve onarım çalışmalarını İranlı ve İtalyan ekipler sürdürdü. Persepolis'in hikâyesi, bir yerin anlamının yüzyıllar içinde efsaneden bilime, bilimden siyasete nasıl kaydığını gösteriyor.
Uzman Notu
Temel literatür
- Arrian, The Anabasis of Alexander, çev. E. J. Chinnock (Londra: Hodder and Stoughton, 1884).
- Plutarch, Plutarch's Lives, Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg.
- Ernst Herzfeld, Iran in the Ancient East (Londra: Oxford University Press, 1941).
- Erich F. Schmidt, Persepolis I: Structures, Reliefs, Inscriptions (Chicago: University of Chicago Press, 1953).
- Margaret Cool Root, The King and Kingship in Achaemenid Art: Essays on the Creation of an Iconography of Empire (Leiden: Brill, 1979).
- A. B. Bosworth, Conquest and Empire: The Reign of Alexander the Great (Cambridge: Cambridge University Press, 1988).
Arşiv ve kaynak
Arrianos'un Chinnock çevirisi ve Plutarkhos'un İskender biyografisi Project Gutenberg'de okunabiliyor. Persepolis kazılarının sonuçları, Chicago Üniversitesi Doğu Enstitüsü'nün yayınlarında toplanmıştır. Apadana'nın temel levhalarından bazıları bugün Tahran'daki İran Ulusal Müzesi'nde bulunuyor. Persepolis ve Pasargad, UNESCO Dünya Mirası listesindedir.
Açık sorular
- Persepolis'in yakılması bilinçli bir siyasi karar mıydı, yoksa bir eğlencenin taşkınlığı mı?
- Persepolis kabartmaları gerçek bir yeni yıl törenini mi gösteriyor, yoksa ideal bir imparatorluk imgesini mi?
- Pers kralları Persepolis'te yılın ne kadarını geçiriyordu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Persepolis'in yapımını başlatan kral kimdir? A) Küroş B) I. Dareios C) Kserkses D) Kambyses
- (Hedef 1) Persepolis'te kralın resmî kabulleri için yapılmış çok sütunlu büyük salona ne ad verilir? A) Agora B) Ziggurat C) Apadana D) Akropolis
- (Hedef 3) Arrianos'a göre Parmenion, İskender'e sarayı yakmaması için hangi gerekçeyi öne sürdü? A) Sarayın tanrılara adanmış olmasını B) Artık İskender'in malı olan bir yeri yok etmenin doğru olmadığını C) Yangının orduya zarar vereceğini D) Sarayın içinde Yunanlı tutsakların bulunduğunu
- (Hedef 3) Plutarkhos'un aktardığı bir anlatıya göre, sarayı ateşe verme fikrini bir eğlencede kim öne sürdü? A) Parmenion B) Thais C) Ptolemaios D) Dareios
- (Hedef 2) Persepolis kabartmalarında aşağıdakilerden hangisi görülmez? A) Armağan getiren heyetler B) Saray muhafızları C) Tahtında oturan kral D) Kanlı savaş sahneleri
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Persepolis'in MÖ 330'da yakılması hakkında antik kaynaklarda farklı anlatılar var. Arrianos'un aktardığı Parmenion ile İskender arasındaki tartışmadan ve Plutarkhos'un Thais anlatısından yararlanarak bu anlatıları karşılaştır. Ardından, Schmidt'in hazinenin önceden boşaltıldığına dair bulgularını ve Bosworth'un yorumunu değerlendirerek, yangının nedeni hakkında yangının nedenine dair kendi yargını kur ve bu yargıyı hangi kanıtın taşıdığını göster.
Cevaplar
- B — Persepolis'in yapımını I. Dareios başlattı.
- C — Bu salona apadana denir.
- B — Parmenion, artık İskender'in malı olan bir yeri yok etmenin doğru olmadığını söyledi.
- B — Anlatıya göre fikri Atinalı Thais öne sürdü.
- D — Persepolis kabartmalarında kanlı savaş sahneleri yoktur.
Güçlü bir cevap, Arrianos'un anlatısının yangını Pers Savaşları'nın öcünü almaya yönelik bilinçli bir karar olarak, Plutarkhos'un Thais anlatısının ise bir eğlencenin taşkınlığı olarak sunduğunu belirtir. Plutarkhos'un iki anlatıyı yan yana koyduğunu hatırlatır. Schmidt'in hazinenin önceden boşaltıldığına dair bulgularının bilinçli bir planı düşündürdüğünü, Bosworth'un yorumunun bunu desteklediğini tartışır ve iki anlatının birleştirilebileceği olasılığını da değerlendirerek kendi yargısını gerekçelendirir.
Sonraki bölüme köprü
Persepolis'in kapısındaki yazıtta Kserkses, yapıyı Ahura Mazda'nın lütfuyla yaptırdığını söylüyordu; babası Dareios da Bisütun'da, tahtına karşı çıkanları «yalanın» adamları olarak damgalamıştı. Bu dil, doğruluk ile yalanın, iyi ile kötünün dünyanın başından sonuna süren bir mücadelesi olduğuna inanan eski bir İran geleneğinden geliyordu. Sonraki bölüm bu geleneği soruyor: Zerdüştlük neye inanıyordu ve Pers kralları gerçekten Zerdüştçü müydü?