İçeriğe geç

Bölüm DT-105.14 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Yunanlılar neden dünyaya bu kadar yayıldı? Koloniler

DT-105 Antik Yunan

2.748 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 775–MÖ 550
Bölge
Akdeniz
Tema
Göç · Deniz
Kişiler
Herodotos · Thukydides · Battos · Grinnos · Korobios · Kolaios · Arkhias · John Boardman · Robin Osborne · Irad Malkin · Tamar Hodos
Yerler
Thera · Kyrene · Syrakusai · Massalia · Phokaia · Sinop · Naukratis · Tartessos
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • MÖ sekizinci ve altıncı yüzyıllar arasında Yunanlıların Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında kurduğu yeni şehirlerin yayılışını haritada ve örneklerle açıklayabileceksin.
  • Bu yayılmanın nedenlerini, toprak darlığı, ticaret, siyasi çatışma ve din başlıkları altında kaynaklara dayanarak değerlendirebileceksin.
  • Yeni yerleşimlerin yerli halklarla ilişkisini ve «kolonileşme» kavramının bu dönem için ne kadar uygun olduğunu tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — yedi yıl yağmur yağmayan bir ada

Ege'nin güneyindeki küçük volkanik ada Thera'da, bugünkü adıyla Santorini'de, bir gün kral Grinnos, Delfi'deki kehanet merkezine kurban sunmaya gitti. Herodotos'un anlattığına göre, Pythia ona başka konulardaki sorularının yanında beklemediği bir buyruk verdi: Libya'da bir şehir kurmalıydı. Yaşlı kral, bunun için artık çok ağır ve yaşlı olduğunu söyledi ve yanındaki gençlerden birini, Battos'u gösterdi. Ama Thera'ya döndüklerinde buyruğu unuttular. Libya'nın nerede olduğunu bile bilmiyorlardı.

Ardından Thera'ya yedi yıl yağmur yağmadı. Adadaki ağaçların biri dışında hepsi kurudu. Theralılar yeniden Delfi'ye danıştıklarında, kehanet onlara kuraklığın nedenini hatırlattı: Libya'ya gitmemişlerdi. Theralılar sonunda, Girit'te bir zamanlar fırtınayla Libya kıyısına sürüklenmiş bir mor boya balıkçısı buldu, onu kılavuz yaptı ve iki gemiyle yola çıktılar. Birkaç yıl süren sıkıntılı denemelerden sonra, Libya kıyısında Kyrene şehrini kurdular.

Bu öykü, bir kehanet, bir kuraklık ve bir kılavuz balıkçı aracılığıyla, bir Yunan topluluğunun evinden yüzlerce kilometre uzakta yeni bir şehir kurmasını anlatıyor. Thera'nın iki gemisi, iki yüz yıl boyunca Ege'nin limanlarından açılan yüzlerce geminin yalnızca ikisiydi. Onları yola düşüren sıkıntıların, umutların ve buyrukların neler olduğu, vardıkları kıyılarda kimlerin yaşadığı, bu dersin ele aldığı konu.

Bağlam — yeni şehirler

MÖ sekizinci yüzyılın ortasından itibaren, Yunan şehirlerinden yola çıkan gruplar, Akdeniz'in ve Karadeniz'in kıyılarında yüzlerce yeni şehir kurdu. Güney İtalya ve Sicilya, bu yeni şehirlerle öylesine doldu ki, sonradan bölgeye «Büyük Yunanistan» denildi. Batıda, bugünkü Fransa kıyısında Massalia, yani Marsilya; kuzeydoğuda, Karadeniz kıyısında Sinop ve onlarca başka şehir; güneyde, Libya kıyısında Kyrene; Mısır'da ise Nil deltasında bir ticaret merkezi olan Naukratis, bu yayılmanın uçlarını gösteriyor.

Yunanlılar, bu yeni şehirlere özel bir ad veriyordu. Bu ad, bugün kullandığımız «koloni» sözcüğünün taşıdığı anlamlardan epey farklıydı.

Yeni şehri kuran grubun bir önderi vardı. Kyrene'nin kuruluş öyküsündeki Battos, böyle bir önderdi; Herodotos'a göre Theralılar onu yeni şehrin hem önderi, hem de kralı yapmıştı.

Yeni şehir ile onu kuranların geldiği şehir arasında bir bağ sürüyordu. Yeni şehirler, ana şehirlerinin tanrılarına tapıyor, onların bayramlarına elçi gönderiyor, çoğu zaman aynı lehçeyi ve aynı takvimi kullanıyordu.

Bütün yeni yerleşimler tam anlamıyla şehir değildi. Bazıları, yalnızca tüccarların belli mevsimlerde uğradığı, yabancı bir hükümdarın topraklarında izinle kurulmuş pazar yerleriydi.

Gelişme — neden yola çıktılar?

Yunanlıları evlerinden bu kadar uzağa götüren neydi? Antik kaynaklar ve arkeoloji, birden çok neden gösteriyor.

Birinci neden, toprak darlığıydı. Antik yazarlar, pek çok yeni şehrin kuruluşunu, ana şehrin nüfusunu besleyemeyecek hâle gelmesine bağlar.

Thera öyküsündeki yedi yıllık kuraklık, bu sıkıntının dramatik bir biçimidir. Herodotos'a göre Theralılar, yeni şehre gidecekleri belirlerken her iki erkek kardeşten birini kurayla seçti; bu, yolculuğun gönüllü bir serüven değil, topluluğun yükünü hafifletmek için alınmış zorlayıcı bir karar olduğunu gösterir.

İkinci neden ticaretti. Yunan dünyası, demir, bakır, kalay, gümüş, kereste ve tahıl gibi kaynaklara ihtiyaç duyuyordu. Karadeniz'in kıyıları tahıl ve balık, İspanya'nın güneyi gümüş ve kalay sunuyordu. Tüccarlar, yeni yolları keşfederek zenginleşiyordu.

Üçüncü neden, siyasi çatışmaydı. Şehirlerdeki iktidar kavgalarında yenilen gruplar, zaman zaman evlerini bırakıp yeni bir şehir kurmayı seçti. Dördüncü neden, bir din buyruğu biçiminde görünüyordu: yeni bir şehir kurulmadan önce, Delfi'deki kehanet merkezine danışmak bir gelenek hâline geldi. Delfi'nin buyrukları, alınan kararı tanrısal bir onayla güçlendiriyordu.

Bu yayılmada Anadolu kıyısındaki Yunan şehirleri önemli bir rol oynadı. Miletos, Karadeniz kıyısında onlarca yerleşimin ana şehri sayılıyordu; Sinop, onlardan biriydi. Bugünkü İzmir yakınlarındaki Phokaia'dan, yani Foça'dan gelen denizciler ise, batıya, Massalia'ya kadar uzandı.

Dönüş noktası — yerlilerle karşılaşma

Yunanlıların yeni şehir kurduğu toprakların hiçbiri boş değildi. Her yerde, orada yüzyıllardır yaşayan halklar vardı: Sicilya'da Sikeller, İtalya'da farklı yerli topluluklar, Karadeniz'in kuzeyinde İskitler, Libya'da Libyalı kabileler. Yunanlıların bu halklarla ilişkisi, bölgeden bölgeye ve dönemden döneme değişti.

Ama ilişki her zaman savaş değildi. Pek çok yerde Yunanlılar, yerli halklarla ticaret yaptı, evlendi, onların tanrılarını kendi tanrılarıyla birleştirdi. İlk yerleşimcilerin çoğu erkekti; bu yüzden yerli kadınlarla evlilikler yaygın olmalıydı. Karadeniz'in kuzeyindeki Yunan şehirleri, İskitlerle ticaret yaparak tahıl ve köle satın alıyor, onlara şarap, zeytinyağı ve süslü eşyalar satıyordu. Arkeologlar, İskit mezarlarında Yunan ustalarının yaptığı altın eşyalar buldu.

Yaygın yanlış«Antik Yunan kolonileri, bir ana şehrin yönettiği sömürgelerdi» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa Yunan apoikiaları, kurulduktan sonra kendi yasalarını yapan, kendi yöneticilerini seçen bağımsız şehirlerdi. Ana şehirle dinsel ve duygusal bağlar sürse de, iki şehir zaman zaman birbirine karşı savaşabiliyordu. «Koloni» sözcüğü, sonraki çağların, özellikle modern Avrupa sömürgeciliğinin anlamlarını taşıdığı için yanıltıcı olabilir.

Cevap — birçok nedenle, birçok biçimde

Öyleyse Yunanlılar neden dünyaya bu kadar yayıldı? Tek bir nedenle değil. Toprak darlığı ve kuraklık, bazı toplulukları zorladı; ticaret ve metal arayışı, başkalarını uzak kıyılara çekti; siyasi çatışmalar, bazı grupları yurtlarından kopardı; Delfi'nin buyrukları, bu kararlara tanrısal bir anlam kattı. Denizcilik bilgisinin ve gemilerin gelişmesi de bu yolculukları mümkün kıldı.

Gittikleri yerlerde, yerli halklarla karşılaştılar. Bazı yerlerde onları sürdüler, bazı yerlerde onlarla ticaret yaptılar, evlendiler ve birlikte yaşadılar. Bu karşılaşmalar, Yunan kültürünü de değiştirdi: Yunan alfabesi Fenike harflerinden, para Lidya'dan, pek çok sanat biçimi Doğu Akdeniz'den geldi; Yunanlılar da kendi dillerini, tanrılarını ve şehir yaşamlarını Marsilya'dan Kırım'a kadar kıyılara taşıdı. Sonuçta ortaya çıkan, sınırları çizilmiş bir ülke değil, limanları ve rotalarıyla birbirine düğümlenmiş bir şehirler dokusuydu.

Bugünle bağ — Akdeniz'in şehirleri

Bugün Akdeniz ve Karadeniz kıyısındaki pek çok şehir, adını ya da kökenini bu yeni yerleşimlere borçlu. Marsilya, Napoli, Siraküza, Sinop ve pek çok başka şehrin kuruluşu, bu dönemin yolculuklarına uzanıyor. Napoli'nin adı, Yunanca «yeni şehir» anlamına gelen Neapolis'ten gelir. Bu şehirlerin tarihi, göçün ve karşılaşmanın, Akdeniz dünyasının en eski ve en kalıcı deneyimlerinden biri olduğunu hatırlatıyor.

Birincil kaynak

Herodotos, Theralıların Kyrene'yi kurmak için yola çıkış kararını şöyle anlatır:

Then after this for seven years there was no rain in Thera, and in these years all the trees in their island were withered up excepting one: and when the Theraians consulted the Oracle, the Pythian prophetess alleged this matter of colonising Libya to be the cause. […] The Theraians meanwhile, when they arrived at Thera after having left Corobios in the island, reported that they had colonised an island on the coast of Libya: and the men of Thera resolved to send one of every two brothers selected by lot and men besides taken from all the regions of the island, which are seven in number; and further that Battos should be both their leader and their king. Thus then they sent forth two fifty-oared galleys to Platea.

Türkçesi: Bundan sonra Thera'ya yedi yıl yağmur yağmadı ve bu yıllarda adalarındaki ağaçların biri dışında hepsi kurudu. Theralılar kehanete danıştıklarında, Pythia bunun nedeni olarak Libya'ya koloni gönderilmesi meselesini gösterdi. […] Bu arada Theralılar, Korobios'u adada bırakıp Thera'ya vardıklarında, Libya kıyısında bir adaya yerleştiklerini bildirdiler. Thera halkı, her iki erkek kardeşten birinin kurayla seçilmesine ve bunlara adanın yedi bölgesinin hepsinden adamlar eklenerek gönderilmesine, ayrıca Battos'un hem önderleri, hem de kralları olmasına karar verdi. Böylece Platea'ya elli kürekli iki gemi gönderdiler.

Kaynak: Herodotos, Tarih, IV.151 ve IV.153; G. C. Macaulay'nin İngilizce çevirisi (Londra: Macmillan, 1890), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Herodotos'a göre Theralıları yola çıkmaya zorlayan neydi? Kuraklık ve kehanet bu öyküde nasıl birbirine bağlanıyor?
  2. Yola çıkacakların «her iki erkek kardeşten biri» olarak kurayla seçilmesi, yeni şehir kurmanın gönüllü mü, zorunlu mu olduğu hakkında ne anlatıyor?
  3. Yalnızca iki gemiyle yola çıkan bir grup, sonradan büyük bir şehre dönüşen Kyrene'yi kurdu. Bu küçük başlangıç, yeni şehirlerin ilk yıllarında yerli halklarla ilişkiler hakkında ne düşündürür?

Tarihçiler Tartışıyor

  • John Boardman (1964) — Yunanlıların deniz aşırı yayılmasını, arkeolojik buluntulara dayanarak geniş bir çerçevede inceledi; Yunan çömleklerinin ve eşyalarının dağılımından, Yunanlıların Doğu'da, Mısır'da, batıda ve Karadeniz'de nasıl yerleştiğini ve ticaret yaptığını gösterdi.
  • Robin Osborne (1998) — Yunan «kolonileşmesi» kavramını sorguladı; erken dönem yerleşimlerin çoğunun, devletlerin planladığı resmî girişimler değil, bireylerin ve küçük grupların özel serüvenleri olduğunu, «koloni» ve «ana şehir» öykülerinin sonradan geriye doğru kurulduğunu savundu.
  • Tamar Hodos (2006) — Yerli halkların Yunan ve Fenike yerleşimcilerine verdikleri tepkileri inceledi; yerlileri edilgen alıcılar olarak değil, yeni gelenlerle ilişkilerini kendi çıkarlarına göre biçimlendiren aktörler olarak ele aldı.
  • Irad Malkin (2011) — Yunan dünyasını bir ağ olarak inceledi; birbirinden uzak şehirlerin deniz yolları, ortak kutsal alanlar ve kişisel bağlarla birbirine bağlandığını, Yunan kimliğinin tam da bu dağınık ağın içinde biçimlendiğini savundu.

Bu tartışma, Yunan yayılmasının nasıl anlatılacağını sorguluyor. Boardman, arkeolojik buluntuların haritasını çıkararak yayılmanın boyutunu gösterdi. Osborne, bu yayılmanın düzenli ve devlet eliyle yapılan bir «kolonileşme» olduğu düşüncesine karşı çıktı. Hodos, dikkati yerli halklara çevirdi ve onların sesini tartışmaya kattı. Malkin ise, dağınık şehirleri birbirine bağlayan ağı ve bu ağın Yunan kimliğini nasıl yarattığını vurguladı. Dördünün ortak noktası, tek bir türün kaynaklarına yaslanmamaktır: yazılı kuruluş öyküleri, çömlek parçaları, mezarlar ve yazıtlar birbirine karşı sınanıyor. Bu tartışmalar, antik yayılmayı modern sömürgecilik kavramlarıyla anlatmanın hem kolaylığını, hem de tehlikesini gösteriyor.

Derine İn

Yeni şehirlerin kuruluş öyküleri, çoğu zaman olaylardan çok sonra yazıldı. Herodotos, Kyrene'nin kuruluşunu, olaylardan yaklaşık iki yüzyıl sonra, Theralıların ve Kyrenelilerin anlattıklarına dayanarak yazdı. İki topluluğun anlatıları bazı noktalarda birbirini tutmuyordu; Herodotos da bunu açıkça belirtir: öykünün bir bölümünü yalnızca Theralılar, bir bölümünü ise Kyreneliler farklı anlatıyordu. Kuruluş öyküleri, şehirlerin kendi kimliklerini ve ana şehirleriyle ilişkilerini nasıl görmek istediklerini yansıtıyordu.

Kyrene'de bulunan ve MÖ dördüncü yüzyıla tarihlenen bir yazıt, bu durumu ilginç biçimde gösterir. Yazıt, Thera'dan gelenlere Kyrene yurttaşlığı verilmesine ilişkin bir karardır ve kuruluş dönemine ait olduğu söylenen bir antlaşmanın metnini aktarır. Bu metne göre, yola çıkmayı reddeden seçilmiş kişiler ağır cezalarla tehdit edilmiş, yerleşimciler başarısız olursa belli bir süre sonra eve dönebilecekti. Tarihçiler, bu metnin gerçekten kuruluş dönemine mi ait olduğunu, yoksa sonradan mı kurgulandığını tartışıyor.

Yeni şehrin yerini seçmek, her zaman kolay değildi. Herodotos, Pers komutanı Megabazos'un Byzantion'a geldiğinde, karşı kıyıdaki Khalkedon'un, yani bugünkü Kadıköy'ün, Byzantion'dan on yedi yıl önce kurulduğunu öğrenince, Khalkedonluların o zaman kör olması gerektiğini söylediğini aktarır; çünkü kör olmasalardı, daha iyi yer dururken daha kötüsünü seçmezlerdi. Bu söz, bir yerin denizcilik ve ticaret için ne kadar önemli olduğunu, sonradan bin yıllık bir başkente dönüşecek Byzantion'un konumunun antik çağda da fark edildiğini gösteriyor. Yeni şehirler, ana şehirlerinden farklı yollarda gelişti. Bazıları, ana şehirlerinden daha zengin ve güçlü hâle geldi. Sicilya'daki Syrakusai, zamanla Korinthos'u geride bırakan bir güç oldu; Peloponez Savaşı'nda Atina'nın büyük seferini yenilgiye uğratan şehir de oydu. Güney İtalya'daki Sybaris, zenginliği ve lüks düşkünlüğüyle ün kazandı; o kadar ki bugün de bazı dillerde «sybarit» sözcüğü lükse düşkün insan anlamında kullanılıyor.

Yeni şehirlerin kuruluşu, arkeolojide de izlenebiliyor. Yeni bir şehrin ilk katmanlarında, ana şehirden getirilmiş çömlekler, düzenli bir sokak planı ve eşit büyüklükte bölünmüş toprak parçaları görülür. Sicilya'daki Megara Hyblaia'da yapılan kazılarda, şehrin kuruluşundan kısa süre sonra planlanmış sokaklar ve kutsal alanlar için ayrılmış boş meydanlar bulundu. Bu düzen, yeni şehirlerin bir kısmının, rastlantısal yerleşimler değil, önceden tasarlanmış topluluklar olduğunu düşündürüyor. Aynı zamanda, bazı yeni şehirlerin mezarlıklarında yerli tarzda gömülmüş kişilerin bulunması, yerleşimcilerle yerli halkların iç içe yaşadığını gösteriyor. Yunan yayılması, Akdeniz'de tek başına değildi. Aynı yüzyıllarda Fenikeliler de, Kuzey Afrika'daki Kartaca başta olmak üzere, Akdeniz'in batısında pek çok yerleşim kurdu. Yunanlılar ile Fenikeliler, Sicilya'da, İspanya'da ve Kuzey Afrika'da hem rekabet etti, hem de ticaret yaptı. Etrüskler de İtalya'da güçlü bir uygarlık kurmuştu. Akdeniz, böylece birden çok halkın yerleşim, ticaret ve çatışma ağlarıyla örülü bir deniz hâline geldi. Yunan yayılmasını anlamak, bu ortak denizin bütün halklarını birlikte görmeyi gerektiriyor.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Herodotus, The History of Herodotus, çev. G. C. Macaulay (Londra: Macmillan, 1890).
  • Thucydides, The History of the Peloponnesian War, çev. Richard Crawley (Londra: Longmans, Green, 1874).
  • John Boardman, The Greeks Overseas (Harmondsworth: Penguin, 1964).
  • Robin Osborne, "Early Greek Colonization? The Nature of Greek Settlement in the West", Nick Fisher ve Hans van Wees (ed.), Archaic Greece: New Approaches and New Evidence içinde (Londra: Duckworth, 1998).
  • Tamar Hodos, Local Responses to Colonization in the Iron Age Mediterranean (Londra: Routledge, 2006).
  • Irad Malkin, A Small Greek World: Networks in the Ancient Mediterranean (Oxford: Oxford University Press, 2011).

Arşiv ve kaynak

Herodotos'un ve Thukydides'in İngilizce çevirileri Project Gutenberg'de ücretsiz okunabiliyor. Kyrene'nin kalıntıları Libya'nın doğusunda, Syrakusai'ninkiler Sicilya'da, Naukratis'inkiler Nil deltasında bulunuyor. Kyrene'deki kuruluş yazıtı, Yunan yazıt derlemelerinde yayımlanmıştır. Sinop'ta ve Foça'da, antik yerleşimlerin izleri ve buluntuları yerel müzelerde görülebiliyor.

Açık sorular

  • Erken dönem yeni yerleşimler, devletlerin planladığı girişimler miydi, yoksa bireylerin özel serüvenleri mi?
  • İlk yerleşimciler arasında kadınlar var mıydı ve yerli halklarla evlilikler ne kadar yaygındı?
  • Yerli halklar, Yunan yerleşimcilerin gelişini nasıl gördü ve kendi toplumlarını nasıl değiştirdi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Yunanca «evden uzakta yerleşim» anlamına gelen ve bağımsız yeni bir şehri anlatan terim hangisidir? A) Emporion B) Metropolis C) Apoikia D) Polis
  2. (Hedef 2) Tarihçinin anlatısında Theralıları Kyrene'yi kurmaya iten olaylardan biri neydi? A) Bir Pers saldırısı B) Yedi yıl süren bir kuraklık C) Bir iç savaş D) Bir deprem
  3. (Hedef 2) Samoslu Kolaios'un gemisi rotasından sapıp nereye ulaştı? A) Tartessos B) Kyrene C) Sinop D) Massalia
  4. (Hedef 3) Sicilya'nın ilk Yunan şehirlerini anlatan kaynağa göre Arkhias, Syrakusai'yi kurmaya nasıl başladı? A) Yerli halkla bir antlaşma yaparak B) Boş bir adaya yerleşerek C) Fenikelilerden toprak satın alarak D) Adadaki Sikelleri kovarak
  5. (Hedef 1) Bugünkü İzmir yakınlarındaki hangi şehirden gelen denizciler, Massalia'yı kurdu? A) Miletos B) Phokaia C) Efes D) Smyrna

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Yunanlıların Akdeniz ve Karadeniz kıyılarına yayılması, çoğu zaman «kolonileşme» olarak anlatılır. Theralıların Kyrene'yi kurma öyküsünden, Kolaios'un Tartessos yolculuğundan ve Thukydides'in Sicilya'daki ilk Yunan şehirleri hakkındaki anlatısından yararlanarak, bu yayılmanın nedenlerini ve yerli halklar üzerindeki etkilerini değerlendir. Ardından, Osborne'un «kolonileşme» kavramına yönelik eleştirisini ve Hodos'un yerli halkları öne çıkaran yaklaşımını tartışarak, bu dönemi anlatmak için hangi kavramların daha uygun olduğunu gerekçeleriyle açıkla.

Cevaplar

  1. C — Bağımsız yeni şehir anlamında apoikia kullanılırdı.
  2. B — Herodotos'a göre Thera'da yedi yıl yağmur yağmadı.
  3. A — Kolaios'un gemisi Tartessos'a ulaştı.
  4. D — Arkhias, Syrakusai'yi kurmaya adadaki Sikelleri kovarak başladı.
  5. B — Massalia'yı Phokaialılar kurdu.

Güçlü bir cevap, toprak darlığını ve kuraklığı, ticareti ve metal arayışını, siyasi çatışmayı ve Delfi'nin rolünü yayılmanın nedenleri olarak gösterir. Thukydides'in anlatısından, bazı yeni şehirlerin yerli halkların kovulmasıyla kurulduğu sonucunu çıkarır; ama ticaret ve evlilik ilişkilerini de hatırlatır. Osborne'un, erken yerleşimlerin devlet girişimi değil özel serüvenler olabileceği görüşünü ve Hodos'un yerli halkları etkin aktörler olarak görmesini karşılaştırarak, «koloni» yerine «yeni yerleşim» ya da «apoikia» gibi kavramların uygunluğunu gerekçelendirir.

Serinin sonu

Bu bölümle «Antik Yunan» kursu sona eriyor. Kurs, Minos ve Miken saraylarıyla, Yunanlılardan önceki Yunanistan'ın ne olduğu sorusuyla açıldı; Karanlık Çağ'ı ve Homeros'u, polisin doğuşunu, Sparta'yı ve Atina demokrasisini, Olympia'daki oyunları, Pers Savaşları'nı, Perikles Çağı'nı, Peloponez Savaşı'nı, Sokrates'in davasını, Platon ile Aristoteles'in düşüncesini, tiyatroyu ve Yunan bilimini izledi; burada da Yunan şehirlerinin Akdeniz'in ve Karadeniz'in kıyılarına nasıl yayıldığıyla kapandı. Programda sırada «Pers İmparatorlukları» kursu var. Bu kursta, Yunan kaynaklarında çoğu zaman düşman olarak anılan imparatorluğa, kendi yazıtları ve kendi başkentleri üzerinden bakacağız. İlk bölüm, imparatorluğun kurucusunun adını taşıyan kil bir silindiri soruyor: Küroş'un bu yazıtı gerçekten tarihin ilk insan hakları beyannamesi mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: kuruyan ağaçlarıyla küçük bir volkanik ada; tek bir yeşil ağaç; denize açılan iki uzun kürekli gemi.
  • 1:20–3:15 Bağlam: Akdeniz ve Karadeniz haritası; Yunan şehirlerinden yayılan oklar; kıyılarda beliren yeni şehir noktaları.
  • 3:15–5:30 Gelişme: kuraklık, ticaret, iç çatışma ve kehanet simgeleri; Cebelitarık'tan geçen bir gemi.
  • 5:30–7:50 Dönüş noktası — karşılaşma: kıyıda karşılaşan yerleşimciler ve yerli halk silüetleri; bir tarafta çatışma, bir tarafta alışveriş.
  • 7:50–9:40 Kapanış: bugünkü Marsilya, Napoli ve Sinop'un kıyı silüetleri; altlarında antik adları.

Kişiler yüzsüz silüet; yerli halkların kovulması şiddet ayrıntısı olmadan, yer değiştiren silüetlerle ima edilir.