Öğrenme hedefleri
- Peloponez Savaşı'nın ana evrelerini, Perikles'in stratejisinden Sicilya seferine ve Atina'nın MÖ 404'teki teslimiyetine kadar sırasıyla açıklayabileceksin.
- Atina'nın yenilgisinde salgının, Sicilya felaketinin, Pers parasının ve iç çatışmaların payını kaynaklara dayanarak değerlendirebileceksin.
- Thukydides'in Melos diyaloğunu okuyarak, güç ile hak arasındaki ilişki hakkında onun ortaya koyduğu soruyu tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir adada yapılan konuşma
MÖ 416 yazında, bir Atina donanması Ege'nin güneyindeki küçük Melos adasına asker çıkardı. Melos, Sparta'nın eski bir kolonisiydi ve savaşta tarafsız kalmak istiyordu. Atinalılar, saldırmadan önce adaya elçiler gönderdi. Melos yöneticileri, elçileri halkın önüne çıkarmadı; onlarla yalnızca küçük bir kurulun önünde konuştular.
Thukydides, bu görüşmeyi bir diyalog biçiminde yeniden kurar. Atinalılar, Melosluların haklı olup olmadığını tartışmayacaklarını açıkça söyler. Onlara göre adalet, ancak birbirine denk iki taraf arasında tartışılabilir; güçlü olan yapabileceğini yapar, güçsüz olan da katlanması gerekene katlanır. Meloslular tanrılara, adalete ve Sparta'nın yardımına güvendiklerini söyler; boyun eğmeyi reddederler.
Diyalog, Melosluların kararıyla biter. Anlatı ise birkaç satır sonra, soğuk bir cümleyle kapanır: kuşatma sürdü, içeriden bir ihanet oldu, Meloslular teslim oldu; Atinalılar yetişkin erkeklerin hepsini öldürdü, kadınları ve çocukları köle olarak sattı ve adaya kendi yerleşimcilerini gönderdi. Bir önceki bölümde Parthenon'u yapan şehir, on yıllar sonra bunu yapıyordu. Adayı yok eden bu kararın arkasında on beş yıllık bir savaşın yorgunluğu, korkusu ve kibri vardı; aynı yorgunluk, on iki yıl sonra Atina'nın kendi kapılarına dayanacaktı. Bu bölümün konusu, o yirmi yedi yılın Atina'ya ne yaptığı.
Bağlam — iki güç, bir strateji
MÖ 431'de başlayan savaş, iki büyük ittifakı karşı karşıya getirdi: bir yanda Atina ve onun Ege'deki deniz imparatorluğu, öbür yanda Sparta ve Peloponnesos'taki müttefikleri. Thukydides, savaşın asıl nedenini Atina'nın büyüyen gücünün Sparta'da uyandırdığı korkuda görür; Kapı derslerinde bu açıklamayı neden-sonuç ilişkisinin bir örneği olarak incelemiştik. Bu bölüm, savaşın nasıl başladığından çok, nasıl yürüdüğüne ve nasıl bittiğine bakıyor.
Karada Sparta'nın hoplitleriyle, denizde Atina'nın kürekçileriyle kimse başa çıkamıyordu. Perikles, bu farka dayanan bir strateji önerdi: Atinalılar kırsal topraklarını Sparta ordusuna bırakacak, şehrin surlarının arkasına çekilecek ve denizden gelen erzakla yaşayacaktı.
Plan mantıklıydı: Sparta ordusu her yaz Attika'ya girip tarlaları yakıyor, ama surları aşamıyordu; Atina donanması ise Peloponnesos kıyılarına baskınlar düzenliyordu. Ama Perikles'in hesaba katmadığı bir şey oldu. Attika'nın bütün kırsal nüfusu, surların arasına sıkışmıştı; şehir, kulübelerle ve çadırlarla dolmuştu.
Gelişme — salgın ve on yıllık savaş
MÖ 430 yazında, Sparta ordusu Attika'yı ikinci kez yakıp yıkarken, kalabalık şehirde bir salgın başladı. Surların arasına sıkışmış, temiz su ve barınaktan yoksun insanlar, hastalığın yayılması için elverişli bir ortam oluşturuyordu.
Salgın, Atina'nın yalnızca nüfusunu değil, moralini de yıktı. Thukydides, ne yasanın cezasından ne de tanrıların öfkesinden korkan insanların, yarın ölebileceklerini düşünerek anlık zevklere yöneldiğini anlatır. Perikles, MÖ 429'da salgının kurbanları arasındaydı. Atina'da yeni bir kuşak politikacı öne çıktı; bunların en etkilisi, sert konuşmalarıyla tanınan Kleon'du. Arkeologlar, 1990'larda Atina'daki Kerameikos mezarlığının yakınında, salgın yıllarına tarihlenen ve düzensiz biçimde gömülmüş yüzü aşkın kişinin kalıntılarını içeren bir toplu mezar buldu.
Savaş, salgına rağmen sürdü. MÖ 425'te Atinalılar, Peloponnesos'un batı kıyısındaki Pylos'ta, bir adada mahsur kalan Spartalı askerleri teslim olmaya zorladı. Spartalıların teslim olması, bütün Yunan dünyasını şaşırttı; çünkü Spartalıların ölmeyi teslim olmaya yeğlediği düşünülüyordu. Buna karşılık Sparta, Atina'nın kuzeydeki müttefiklerini kışkırtarak onun imparatorluğunu sarstı. Atinalılar da kuzeyde önemli bir koloniyi yitirdi; bu kaybın sorumlusu sayılan komutanlardan biri, sürgüne gönderilen Thukydides'in kendisiydi. Tarihçi, savaşın geri kalanını sürgünde, iki tarafın da kaynaklarına ulaşabilen biri olarak izledi. On yıllık savaştan sonra, MÖ 421'de iki taraf bir barış imzaladı.
Dönüş noktası — Sicilya
Melos'un yıkılmasından bir yıl sonra, MÖ 415'te, Atina meclisi savaşın en büyük kararını verdi. Sicilya'daki en güçlü Yunan şehri Syrakusai'ye karşı büyük bir sefer düzenlenecekti. Seferin en ateşli savunucusu, genç, zengin ve parlak bir politikacı olan Alkibiades'ti. Nikias ise seferin tehlikeli olduğunu söyleyerek meclisi vazgeçirmeye çalıştı; ama gereken güçleri abartarak meclisi korkutmak isterken, meclisin daha da büyük bir sefere oy vermesine yol açtı.
Sefer, daha başında sarsıldı. Donanma yola çıkmak üzereyken, bir gece Atina'daki kutsal sayılan taş heykellerin çoğu tahrip edildi. Olayın ardından başlayan soruşturmalar sırasında, gizli dinsel törenlerle özel evlerde alay etmekle suçlanan Alkibiades, sefer sırasında Atina'ya geri çağrıldı. Yargılanmak yerine Sparta'ya kaçtı ve Spartalılara Atina'ya karşı öğütler vermeye başladı. Sicilya'daki Atina ordusu, Syrakusai'yi kuşattı, ama şehri alamadı. Sparta'nın gönderdiği yardım ve Syrakusailerin direnişi karşısında, iki yıl içinde Atina ordusu ve donanması yok oldu.
Yaygın yanlış«Peloponez Savaşı, Atina ile Sparta arasında yirmi yedi yıl kesintisiz süren tek bir savaştı» diye düşünülür.
Oysa savaş, aralarında bir barış dönemi bulunan birkaç ayrı evreden oluşuyordu ve cepheler Sicilya'dan Anadolu kıyılarına kadar uzanıyordu. Onu tek bir savaş olarak görmemizin en önemli nedeni, Thukydides'in onu böyle anlatmasıdır.
Cevap — Atina nasıl yıkıldı?
Sicilya'dan sonra Sparta, Alkibiades'in önerisiyle, Attika'daki Dekeleia'da kalıcı bir kale kurdu. Artık Sparta ordusu yalnızca yazları değil, bütün yıl Attika'daydı. Thukydides'e göre yirmi binden fazla köle, çoğu zanaatkâr, Spartalıların yanına kaçtı; Attika'nın gümüş madenleri ve tarlaları kullanılamaz hâle geldi. Sparta, Pers kralından aldığı parayla bir donanma kurdu; Pers parası, Sparta'ya Atina'nın en güçlü olduğu alanda, denizde meydan okuma olanağı verdi.
Atina'nın içinde de gerilim büyüdü. MÖ 411'de demokrasi kısa süreliğine yıkıldı. Atina donanması, birkaç zafer daha kazandı; ama MÖ 405'te Spartalı komutan Lysandros, Çanakkale Boğazı'ndaki Aigospotamoi'de, kıyıya çekilmiş Atina donanmasını baskınla ele geçirdi. Atina'nın erzak yolu kesildi. Bir kış süren kuşatmadan sonra, MÖ 404'te şehir teslim oldu. Uzun Duvarlar yıkıldı, donanmanın neredeyse tamamı Sparta'ya teslim edildi ve Atina'da Sparta'nın desteklediği bir oligarşi kuruldu.
Atina'nın düşüşünü tek bir nedene bağlamak olanaksız. Salgın, nüfusun ve moralin çöküşünü getirdi; Sicilya seferi, donanmanın ve ordunun büyük kısmını yok etti; Dekeleia'daki kale, Atina'nın kaynaklarını kuruttu; Pers parası, Sparta'ya bir donanma kazandırdı; iç çatışmalar ise, şehrin kararlarını zayıflattı. Thukydides'in Melos diyaloğu, bu çöküşün bir de ahlaki yanı olduğunu düşündürür: gücü hakka üstün tutan bir imparatorluk, sonunda kendi gücünün sınırlarına çarptı.
Bugünle bağ — Thukydides'in sorusu
Bugün uluslararası ilişkiler üzerine yazan pek çok kişi, Thukydides'i güç siyasetinin ilk kuramcısı olarak anıyor. Ama Thukydides'in kendisi, Atinalıların görüşünü savunuyor muydu, yoksa onu okurlarının gözü önüne sererek sorguluyor muydu? Melos diyaloğunun hemen ardından Sicilya felaketini anlatması, bu sorunun cevabı hakkında bir ipucu verebilir. Thukydides'in sorusu bugün de açık: güçlü olan, yapabildiği her şeyi yapmalı mı?
Birincil kaynak
Thukydides, MÖ 416'da Atinalı elçilerin Meloslulara söylediklerini şöyle aktarır:
For ourselves, we shall not trouble you with specious pretences—either of how we have a right to our empire because we overthrew the Mede, or are now attacking you because of wrong that you have done us—and make a long speech which would not be believed; and in return we hope that you, instead of thinking to influence us by saying that you did not join the Lacedaemonians, although their colonists, or that you have done us no wrong, will aim at what is feasible, holding in view the real sentiments of us both; since you know as well as we do that right, as the world goes, is only in question between equals in power, while the strong do what they can and the weak suffer what they must.
Türkçesi: Biz, kendi adımıza, sizi aldatıcı bahanelerle, ne Medleri yendiğimiz için imparatorluğumuzda hakkımız olduğunu, ne de bize bir kötülük yaptığınız için size saldırdığımızı öne süren ve inandırıcı olmayacak uzun bir konuşmayla yormayacağız. Karşılığında sizden de, Lakedaimonlulara, onların kolonisi olduğunuz hâlde, katılmadığınızı ya da bize bir kötülük yapmadığınızı söyleyerek bizi etkilemeye çalışmak yerine, ikimizin de gerçek düşüncelerini göz önünde tutarak olabilir olanı hedeflemenizi umuyoruz. Çünkü siz de bizim kadar iyi bilirsiniz ki, dünyanın işleyişinde hak, yalnızca güçleri eşit olanlar arasında söz konusudur; güçlü olan yapabildiğini yapar, güçsüz olan da katlanması gerekene katlanır.
Kaynak: Thukydides, Peloponnesos Savaşı, V.89; Richard Crawley'nin İngilizce çevirisi (Londra: Longmans, Green, 1874), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Atinalı elçiler, hangi gerekçeleri kullanmayacaklarını söylüyor? Bu gerekçeleri neden «aldatıcı bahane» sayıyorlar?
- Atinalılara göre «hak» hangi taraflar için geçerli bir ölçüdür? Bu görüş, Meloslulara nasıl bir seçenek bırakıyor?
- Bu konuşmayı Thukydides kendi kaleminden yeniden kurdu ve hemen ardından Sicilya felaketini anlattı. Bu sıralama, onun Atinalıların görüşü hakkında ne düşündüğüne dair ne ipucu verebilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Donald Kagan (1969) — Savaşın başlangıcını ayrıntılı biçimde inceledi ve savaşın kaçınılmaz olmadığını, iki tarafın da yanlış hesaplar ve kötü kararlar yüzünden savaşa sürüklendiğini savundu; Thukydides'in «kaçınılmazlık» açıklamasına karşı çıktı.
- G. E. M. de Ste. Croix (1972) — Savaşın kökenlerini yeniden değerlendirdi; savaşın asıl sorumluluğunu Sparta'ya ve onun müttefiklerine yükledi ve Atina İmparatorluğu'nun, müttefik şehirlerin sıradan halkı arasında sanıldığından daha çok destek bulduğunu ileri sürdü.
- W. Robert Connor (1984) — Thukydides'i bir edebî ustalık eseri olarak okudu; onun anlatısını, olayların sıralanması ve konuşmaların yerleştirilmesiyle okuru belirli sorulara yönlendiren bilinçli bir yapı olarak inceledi.
- Victor Davis Hanson (2005) — Peloponez Savaşı'nı, çatışmaların nasıl yaşandığına, yakılan tarlalara, salgına, kuşatmalara ve iç savaşlara bakarak anlattı; savaşın Yunan dünyasının savaş anlayışını kökten değiştirdiğini savundu.
Bu tartışma, hem savaşın kendisini, hem de onu anlatan Thukydides'i konu alıyor. Kagan ve de Ste. Croix, savaşın nedenleri ve sorumluluğu konusunda farklı sonuçlara vardı: biri kaçınılmazlık düşüncesini reddetti, öbürü sorumluluğu Sparta'ya yükledi. Connor, dikkati Thukydides'in anlatı tekniğine çekti ve onun sessiz yorumlarını görünür kıldı. Hanson ise, savaşın büyük kararlarından çok, sıradan insanların yaşadığı savaşı öne çıkardı. Hangi yaklaşım seçilirse seçilsin, tartışmacılar aynı zorlukla karşılaşıyor: savaşın büyük bölümü için Thukydides'ten başka ayrıntılı bir anlatı yok. Bu tartışma, bir savaşın nedenleri ile anlatılma biçiminin birbirinden ayrılamayacağını gösteriyor.
Derine İn
Peloponez Savaşı, yalnızca Atina ile Sparta arasında değil, birçok şehrin kendi içinde de yaşandı. Savaş, Yunan şehirlerindeki halk yanlıları ile soylu azınlık yanlıları arasındaki çatışmaları keskinleştirdi; halk yanlıları Atina'yı, soylu azınlık yanlıları Sparta'yı yardıma çağırıyordu.
Thukydides, MÖ 427'de Korkyra adasında yaşanan iç çatışmayı anlatırken, savaşın insan doğası üzerindeki etkisi üzerine ünlü bir değerlendirme yapar. Ona göre barış ve refah zamanlarında insanlar ve şehirler daha iyi duygular taşır; ama savaş, gündelik ihtiyaçların kolayca karşılanmasını ortadan kaldırarak sert bir öğretmen olur ve insanların karakterini koşullarının düzeyine indirir. Bu iç çatışmalarda sözcüklerin anlamının bile değiştiğini yazar: pervasız cüret, sadık bir yoldaşın cesareti; ihtiyatlı bekleyiş ise korkaklık sayılır oldu.
Korkyra'daki çatışma bir istisna değildi. Savaşın ilerleyen yıllarında, Atina'nın kendi müttefikleri arasında da benzer iç çatışmalar yaşandı; Sparta'nın kazandığı her zaferden sonra, müttefik şehirlerde halk yanlısı yönetimler yıkılıyor, yerlerine Sparta'ya yakın küçük gruplar geçiyordu. Savaşın ekonomik ve toplumsal bedeli de büyüktü. Attika'nın tarlaları yıllarca yakıldı; zeytin ağaçları kesildi. Pek çok şehir nüfusunun büyük bir bölümünü yitirdi. Esirler köle olarak satıldı; Melos gibi bazı şehirlerin halkı tümüyle yok edildi ya da sürüldü. Savaş, Yunan dünyasında o zamana kadar görülmemiş ölçüde yıkıcıydı. Eskiden Yunan şehirleri arasındaki savaşlar çoğu zaman tek bir meydan savaşıyla, bir yaz içinde sonuçlanırdı; Peloponez Savaşı ise kuşaklar boyu süren, kuşatmaların, baskınların ve açlığın savaşı oldu. Atina'da bu savaşın içinde doğan bir çocuk, barışı ancak yirmi yedi yaşında gördü.
Savaş, Atina tiyatrosunda da yankılandı. Komedi yazarı Aristophanes, savaşın ortasında sahnelenen oyunlarında barış özlemini ve savaşı sürdüren politikacıları açıkça alaya aldı; bir oyununda, savaştan bıkmış bir köylünün düşmanla kendi başına barış yapmasını anlattı. Tragedya yazarı Euripides ise, Melos'un yıkılmasından kısa süre sonra, MÖ 415'te, düşmüş Truva'nın kadınlarının esarete götürülüşünü sahneledi. Oyunun Melos'a doğrudan bir gönderme olup olmadığı tartışılıyor; ama Atinalı seyirciler, savaşın kurbanlarının acısını kendi tiyatrolarında izliyordu.
Thukydides'in eseri, MÖ 411 yılının ortasında, bir cümlenin ortasında kesilir; savaşın sonunu göremeden öldüğü ya da eserini tamamlayamadığı düşünülüyor. Savaşın son yıllarını, Atinalı Ksenophon, Hellenika adlı eserinde anlattı. Ksenophon, Atina'nın teslim olduğu gün Spartalıların ve müttefiklerinin, Uzun Duvarları flüt eşliğinde yıktığını ve o günü Yunanistan'ın özgürlüğünün başlangıcı saydığını yazar. Ama bu «özgürlük», kısa sürede Sparta'nın kendi egemenliğine dönüştü; Pers kralı ise, Yunanlılar arasındaki çekişmeleri parasıyla yönlendiren bir güç olarak kaldı. Peloponez Savaşı, Yunan şehirlerinin birbirini zayıflattığı, bir sonraki yüzyılda Makedonya'nın yükselişine zemin hazırlayan uzun bir tükenişin başlangıcıydı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Thucydides, The History of the Peloponnesian War, çev. Richard Crawley (Londra: Longmans, Green, 1874).
- Xenophon, Hellenica, çev. H. G. Dakyns, Project Gutenberg.
- Donald Kagan, The Outbreak of the Peloponnesian War (Ithaca: Cornell University Press, 1969).
- G. E. M. de Ste. Croix, The Origins of the Peloponnesian War (Londra: Duckworth, 1972).
- W. Robert Connor, Thucydides (Princeton: Princeton University Press, 1984).
- Victor Davis Hanson, A War Like No Other: How the Athenians and Spartans Fought the Peloponnesian War (New York: Random House, 2005).
Arşiv ve kaynak
Thukydides'in Crawley çevirisi ve Ksenophon'un Dakyns çevirisi Project Gutenberg'de ücretsiz okunabiliyor. Kerameikos'taki toplu mezarın buluntuları, Atina'daki kazı yayınlarında belgelendi; bu kalıntılar üzerinde yapılan genetik incelemeler hastalığın ne olduğuna dair farklı sonuçlar verdi ve tartışma sürüyor. Syrakusai'deki taş ocakları bugün de ziyaret edilebiliyor.
Açık sorular
- MÖ 430'da Atina'yı vuran salgın hangi hastalıktı?
- Peloponez Savaşı gerçekten kaçınılmaz mıydı, yoksa iki tarafın yanlış hesaplarının mı ürünüydü?
- Thukydides, Melos diyaloğunda Atinalıların görüşünü savunuyor muydu, yoksa eleştiriyor muydu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Perikles'in savaş stratejisi neye dayanıyordu? A) Sparta'ya karadan saldırmaya B) Kırsalı bırakıp surların arkasına çekilmeye ve denizden erzak almaya C) Perslerle ittifak kurmaya D) Sicilya'yı ele geçirmeye
- (Hedef 2) Thukydides, salgını neden ayrıntılı anlatabileceğini söyler? A) Bir hekim olduğu için B) Hastalığa kendisi de yakalandığı ve başkalarında seyrini izlediği için C) Mısır'da yaşadığı için D) Perikles'in yakını olduğu için
- (Hedef 2) Sicilya seferinin en ateşli savunucusu kimdi? A) Nikias B) Perikles C) Alkibiades D) Lysandros
- (Hedef 1) MÖ 405'te Atina donanmasını Aigospotamoi'de yok eden komutan kimdi? A) Leonidas B) Lysandros C) Kleon D) Alkibiades
- (Hedef 3) Melos diyaloğunda Atinalılara göre hak kimler arasında söz konusudur? A) Bütün Yunanlılar arasında B) Tanrılar ile insanlar arasında C) Yalnızca güç bakımından denk taraflar arasında D) Yalnızca yurttaşlar arasında
Açık uçlu soru
(Hedef 2) Atina'nın Peloponez Savaşı'ndaki yenilgisini açıklayan etkenleri, salgın, Sicilya seferi, Dekeleia'daki Sparta kalesi, Pers parası ve iç çatışmalar başlıkları altında değerlendir. Bu etkenlerden hangisinin daha belirleyici olduğunu kaynaklara dayanarak tartış. Ardından, Thukydides'in Melos diyaloğunu hemen Sicilya felaketinin öncesine yerleştirmesinin, onun Atina'nın yenilgisi hakkındaki yorumunu nasıl yansıtabileceğini gerekçeleriyle açıkla.
Cevaplar
- B — Perikles, kırsalı bırakıp surların arkasına çekilmeyi ve denizden erzak almayı önerdi.
- B — Thukydides, hastalığa kendisinin de yakalandığını söyler.
- C — Sicilya seferinin en ateşli savunucusu Alkibiades'ti.
- B — Aigospotamoi'de Atina donanmasını Lysandros yok etti.
- C — Atinalılara göre hak, yalnızca güç bakımından denk taraflar arasında söz konusudur.
Güçlü bir cevap, salgının nüfusu ve morali çökerttiğini, Sicilya seferinin donanmanın ve ordunun büyük kısmını yok ettiğini, Dekeleia'nın Atina'nın kaynaklarını kuruttuğunu, Pers parasının Sparta'ya bir donanma kazandırdığını ve iç çatışmaların kararları zayıflattığını belirtir; hangi etkenin daha belirleyici olduğunu gerekçelendirir. Melos diyaloğunun Sicilya felaketinden hemen önce anlatılmasının, gücün sınırsız kullanılmasına yönelik örtük bir eleştiri olarak okunabileceğini tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Savaşın sonunda Atina'da Sparta'nın desteklediği Otuzlar iktidara geldi; birkaç ay içinde binden fazla insan öldürüldü ve iktidara dönen demokratlar, iç savaşın hesabını sormamaya yemin etti. Dört yıl sonra, bu şehrin bir halk mahkemesi, sokaklarda soru sormakla ün kazanmış yetmiş yaşında bir yurttaşı, tanrılara saygısızlık ve gençleri yoldan çıkarmakla yargıladı. Sonraki bölüm bu davayı soruyor: Sokrates neden idam edildi ve affın konuşulmasını yasakladığı geçmiş, mahkeme salonunda ne kadar yer tuttu?