Öğrenme hedefleri
- Perikles Çağı'nda Atina'nın Akropolis'te başlattığı yapı programını, Parthenon başta olmak üzere, yapıları, ustaları ve tarihleriyle tanımlayabileceksin.
- Bu yapı programının parasının nereden geldiğini, Delos Birliği ile Atina İmparatorluğu arasındaki ilişki üzerinden açıklayabileceksin.
- Parthenon'un anlamını, yapıldığı dönemdeki tartışmalardan bugünkü yorumlara ve yüzyıllar boyunca geçirdiği dönüşümlere kadar, kaynaklara dayanarak değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — «süslenmiş bir kadın gibi»
MÖ 440'ların başında, Atina meclisinde sert bir tartışma yaşandı. Perikles'in rakipleri, şehrin onurunu yitirdiğini söylüyordu. Onlara göre Atina, Pers tehlikesine karşı bütün Ege müttefiklerinin katkısıyla biriktirilen hazineyi Delos adasından alıp kendi şehrine taşımış, üstelik bu parayı kendi şehrini süslemeye harcıyordu. Yüzyıllar sonra bu tartışmayı anlatan Plutarkhos'a göre, eleştirmenler Atina'yı, değerli taşlar, heykeller ve tapınaklarla donanmış, kendini beğenmiş bir kadına benzetiyordu.
Perikles'in cevabı açıktı: müttefikler gemi ya da asker değil, yalnızca para veriyordu; Atina onları Perslere karşı koruduğu sürece, bu paranın nasıl harcandığının hesabını vermek zorunda değildi. Tartışmayı Perikles kazandı. Sonraki on beş yıl içinde, Akropolis tepesinde, Atina'nın bugün de simgesi olan yapılar yükseldi.
Parthenon, bugün Batı mimarisinin ve demokrasinin simgesi olarak anılıyor. Ama yapıldığı günlerde bile, onun bir imparatorluğun parasıyla yapıldığını söyleyenler vardı. Bu bölüm o tapınağın ardındaki hesabı açıyor: bir tanrıçanın evi, bir şehrin gururu ve bir ittifakın vergisi, aynı mermerde nasıl bir araya geldi?
Bağlam — birlikten imparatorluğa
Kserkses'in ordusu çekildikten sonra, MÖ 478'de, Ege adaları ve kıyı şehirleri, yeni bir Pers saldırısına karşı Atina'nın önderliğinde bir birlik kurdu. Sparta, Peloponnesos'taki kendi ittifakıyla yetinip denizdeki önderliği Atina'ya bıraktı.
Birliğin üyeleri başlangıçta kendi donattıkları savaş gemileriyle ya da yıllık bir ödemeyle birliğe katılıyordu. Zamanla üyelerin çoğu, kendi gemilerini donatmak yerine para ödemeyi seçti. Bu para, Atina donanmasını büyüttü; büyüyen Atina donanması da, birlikten çıkmaya kalkışan adaları kuşatıp yeniden boyun eğdirebilecek güce ulaştı. MÖ 454'te birliğin hazinesi, Delos'tan Atina'ya taşındı. Bundan sonra, her yıl toplanan paranın altmışta biri, tanrıça Athena'ya adak olarak ayrıldı; bu payların kaydedildiği taş listeler, bugün Atina'nın müttefiklerinden ne kadar para topladığını gösteren en önemli kaynaklardan biridir.
Bu dönemde Atina siyasetine yön veren kişi, Perikles'ti. Soylu bir aileden gelen Perikles, MÖ 460'lardan itibaren Atina siyasetinin önde gelen adlarından biri oldu; MÖ 443'ten ölümüne kadar ise, üst üste on beş yıl, on komutandan biri olarak seçildi. Onun gücü bir unvandan değil, mecliste konuşarak halkı ikna edebilmesinden geliyordu. Perikles'in döneminde Atina, yalnızca bir deniz gücü değil, Yunan dünyasının sanat, tiyatro ve düşünce merkezi hâline geldi: Sophokles'in tragedyaları sahnelendi, geleneğe göre Herodotos eserinden bölümleri burada okudu, Anaksagoras gibi filozoflar şehre yerleşti.
Gelişme — Akropolis'in yeniden yapılması
Akropolis'teki eski tapınaklar, MÖ 480'de Persler tarafından yakılmıştı. Savaştan sonra Atinalılar, yıkılan tapınakların taşlarının bir bölümünü Akropolis'in surlarına yerleştirdiler; bu taşlar bugün de surların kuzey yüzünde görülebiliyor. MÖ 447'de ise, Perikles'in önerisiyle, büyük bir yeniden yapım programı başladı.
Programın merkezinde, tanrıça Athena Parthenos'a, yani «Bakire Athena»ya adanan yeni bir tapınak vardı. Tapınak, Atina'nın yakınındaki Pentelikon dağından çıkarılan beyaz mermerden yapıldı. Mimarları İktinos ve Kallikrates, heykel çalışmalarının ve bütün programın başında ise heykeltıraş Pheidias vardı. Tapınağın ana yapısı dokuz yılda, MÖ 438'de tamamlandı; heykellerin yerleştirilmesi MÖ 432'ye kadar sürdü.
Parthenon'un en ünlü özelliklerinden biri, yapının neredeyse hiçbir yerinde tam düz bir çizgi bulunmamasıdır. Taban, ortasında hafifçe yükselir; sütunlar, ortalarında hafifçe şişer ve içe doğru eğilir; köşe sütunları öbürlerinden biraz daha kalındır. Bu ince düzeltmelerin amacı tartışmalıdır: bazı araştırmacılar, bunların gözün yanılsamalarını düzeltmek için yapıldığını, bazıları ise yapıya canlılık kazandırmak için tasarlandığını düşünüyor.
Tapınak, baştan başa heykellerle süslenmişti. Dış sütunların üstündeki kuşakta, doksan iki kabartma panel vardı.
Dış sütun sırasının arkasında, tapınağın asıl odasını oluşturan iç yapının duvarlarının üst kısmını ise, yüz altmış metreye yakın uzunlukta, kesintisiz bir kabartma kuşağı çeviriyordu. Bu kuşak, sütunların arasından, aşağıdan ve yandan bakılarak görülüyordu.
Pek çok araştırmacıya göre friz, Atina'nın en büyük bayramının alayını gösteriyor. Bu yorum doğruysa, bir tapınağın süslemesinde tanrıların ve kahramanların yanında sıradan yurttaşların da gösterilmesi, Yunan sanatında alışılmadık bir adımdı.
Tapınağın içinde, Pheidias'ın yaptığı, on iki metreye yakın yüksekliğinde bir Athena heykeli duruyordu. Heykel bugün yok; onu küçük Roma kopyalarından ve antik yazarların anlatımlarından tanıyoruz.
Dönüş noktası — kimin parasıyla, kimin emeğiyle?
Perikles'in yapı programı, yalnızca müttefiklerin parasıyla ilgili bir tartışma değildi; aynı zamanda Atina içindeki bir ekonomi politikasıydı. Plutarkhos'a göre Perikles, sefere gitmeyen yoksul yurttaşların da kamu parasından pay almasını istiyordu; ama onlara boşuna para dağıtmak yerine, uzun süre iş sağlayacak büyük yapılar başlatmayı seçti. Taş kesenler, marangozlar, tunç dökümcüleri, boyacılar, altın ve fildişi işçileri, taşımacılar, gemiciler ve yol yapımcıları bu işlerde çalıştı.
Bu çalışanların önemli bir bölümü yurttaş değildi. Parthenon'un bir çağdaşı olan başka bir Akropolis yapısı, Erekhtheion için yapılan harcamaların kaydedildiği yazıtlar, bir işçinin günlük ücretinin yurttaşa, yerleşik yabancıya ve köleye aynı oranda ödendiğini gösteriyor; bu yazıtlarda üç grubun yan yana çalıştığı görülüyor. Parthenon, böylece bir önceki bölümlerde gördüğümüz Atina toplumunun tamamının emeğiyle yükseldi.
Yaygın yanlış«Parthenon ve heykelleri, bugün gördüğümüz gibi bembeyaz mermerdendi» diye düşünülür.
Oysa antik Yunan tapınakları ve heykelleri renkliydi: heykellerin giysileri, gözleri ve süsleri parlak boyalarla boyanmış, bazı ayrıntılara metal eklenmişti. Boyaların büyük kısmı yüzyıllar içinde silindi; ama bugün yapılan bilimsel incelemeler, Parthenon heykellerinde de boya izleri bulunduğunu gösteriyor.
Cevap — bir imparatorluğun ve bir tanrıçanın tapınağı
Öyleyse tepedeki bu tapınağın bedelini kim ödedi, taşlarını kim yonttu ve o taşlar ne söylüyordu? Parthenon, Delos Birliği'nden gelen ve zamanla bir imparatorluk vergisine dönüşen paraların, yurttaş, yerleşik yabancı ve köle binlerce işçinin emeğiyle ve Pheidias'ın yönettiği bir ustalar ekibinin becerisiyle yükseldi. Yapı, tanrıça Athena'ya adanmıştı; ama aynı zamanda Kserkses'in ordusunu geri püskürten şehrin zaferini, zenginliğini ve gücünü, ortak kutsal alanlarda buluşan bütün Yunanlıların duyacağı biçimde ilan eden bir anıttı.
Bu yüzden Parthenon'un anlamı, onu kimin gözünden baktığımıza bağlıdır. Bir Atinalı yurttaş için o, tanrıçasının evi ve şehrinin gururuydu. Vergisini Atina'ya ödeyen bir ada halkı için, kendi parasıyla süslenen yabancı bir şehrin gösterişiydi. Perikles'in rakipleri için ise, müttefiklere karşı adaletsizliğin kanıtıydı. Parthenon'u anlamak, bu bakışların hepsini bir arada tutmayı gerektirir.
Bugünle bağ — bir yapının uzun hayatı
Parthenon, yapıldıktan sonra da yaşamayı sürdürdü. Hristiyanlık döneminde Meryem Ana'ya adanan bir kiliseye, Osmanlı döneminde ise bir camiye dönüştürüldü. 1687'de Venedik ordusu Atina'yı kuşattığında, Osmanlıların barut deposu olarak kullandığı yapıya isabet eden bir top mermisi büyük bir patlamaya yol açtı; yapının ortası çöktü. On dokuzuncu yüzyılın başında, İngiliz elçisi Lord Elgin'in adamları, Parthenon heykellerinin büyük bir bölümünü söküp İngiltere'ye taşıdı. Bu heykeller o günden beri İngiliz başkentindeki büyük müzenin salonlarında sergileniyor ve Yunanistan'ın geri verilmeleri isteği, yıllardır süren bir tartışmanın konusu. Parthenon'un hikâyesi, bir yapının kimin olduğu sorusunun iki buçuk bin yıl sonra bile kapanmadığını gösteriyor.
Birincil kaynak
Plutarkhos, Perikles'in yapı programına yöneltilen eleştirileri ve Perikles'in cevabını şöyle aktarır:
Greece cannot but resent it as an insufferable affront, and consider herself to be tyrannized over openly, when she sees the treasure, which was contributed by her upon a necessity for the war, wantonly lavished out by us upon our city, to gild her all over, and to adorn and set her forth, as it were some vain woman, hung round with precious stones and figures and temples […].
Pericles, on the other hand, informed the people, that they were in no way obliged to give any account of those moneys to their allies, so long as they maintained their defense, and kept off the barbarians from attacking them;; "which money," said he, "is not theirs that give it, but theirs that receive it, if so be they perform the conditions upon which they receive it."
Türkçesi: Yunanistan, savaş zorunluluğu için kendisinin katkıda bulunduğu hazinenin, bizim tarafımızdan, şehrimizi baştan aşağı yaldızlamak, onu kendini beğenmiş bir kadın gibi değerli taşlarla, heykellerle ve tapınaklarla […] donatıp süslemek için savurganca harcandığını gördüğünde, bunu dayanılmaz bir hakaret saymadan ve açıkça zulme uğradığını düşünmeden edemez.
Perikles ise halka, müttefiklerini savundukları ve barbarları onlardan uzak tuttukları sürece, bu paraların hesabını müttefiklere vermek zorunda olmadıklarını anlattı. «Bu para», dedi, «veren kişinin değil, alan kişinindir; yeter ki alan, onu hangi koşullarla aldıysa o koşulları yerine getirsin.»
Kaynak: Plutarkhos, Perikles, 12; Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Perikles'in rakiplerine göre Atina'nın yaptığı neden bir «haksızlık»tı? Atina'yı süslenmiş bir kadına benzetmeleri neyi eleştiriyor?
- Perikles, müttefiklerin parasını nasıl bir «hizmet karşılığı» olarak tanımlıyor? Bu mantığa göre Atina ile müttefikleri arasındaki ilişki nasıl bir ilişkidir?
- Plutarkhos bu tartışmayı olaylardan yüzyıllar sonra yazdı. Bir müttefik şehrin yurttaşı bu tartışmayı nasıl anlatırdı?
Tarihçiler Tartışıyor
- Russell Meiggs (1972) — Atina İmparatorluğu'nun tarihini, müttefiklerin ödediği paraların kaydedildiği yazıtlara dayanarak yazdı; Delos Birliği'nin adım adım bir imparatorluğa dönüştüğünü ve bu gelirlerin Atina'nın refahı ile yapı programındaki payını gösterdi.
- Jeffrey Hurwit (1999) — Akropolis'in tarihini, taş devrinden Roma dönemine kadar bir bütün olarak inceledi; Perikles'in yapı programını, Pers yıkımına verilen bir cevap ve Atina'nın kendini sunma biçimi olarak yorumladı.
- Mary Beard (2002) — Parthenon'un iki buçuk bin yıllık hayatını izledi; yapının anlamının kilise, cami, barut deposu ve müze parçası olarak her dönemde yeniden kurulduğunu, «klasik» Parthenon imgesinin de bu yeniden kurmaların ürünü olduğunu gösterdi.
- Joan Breton Connelly (2014) — Parthenon frizinin Panathenaia alayını değil, Atina'nın efsanevi kralının şehri kurtarmak için kızını kurban etmesi efsanesini gösterdiğini ileri sürdü; bu yorum, pek çok araştırmacı tarafından tartışmalı bulundu.
Bu tartışma, Parthenon'u farklı düzeylerde okuyor. Meiggs, yapının arkasındaki parayı ve imparatorluğu; Hurwit, yapının Akropolis'in uzun tarihindeki yerini; Beard, yapının yüzyıllar boyunca yeniden kazandığı anlamları inceledi. Connelly ise, en çok bilinen yorumlardan birine meydan okuyarak, frizin ne anlattığı sorusunu yeniden açtı. Bu yorumların her biri, farklı bir kaynağa dayanıyor: Meiggs yazıtlara, Hurwit kazılara, Beard yapının sonraki tarihine ait belgelere, Connelly ise geç dönem bir tragedyadan kalan bir papirüs parçasına. Bu tartışmalar, en çok incelenen yapılardan birinin bile, temel soruları hâlâ tartışmalı olan bir kaynak olduğunu gösteriyor.
Derine İn
Parthenon, Akropolis'teki yapı programının yalnızca bir parçasıydı. Parthenon'un tamamlanmasından hemen sonra, MÖ 437'de, Akropolis'in batı ucunda anıtsal bir giriş yapısı olan Propylaia'nın yapımına başlandı. Mnesikles'in yönettiği bu yapı, Peloponnesos Savaşı'nın başlaması üzerine yarım bırakıldı; bugün bile bazı taşlarında, yapım sırasında taşımak için bırakılmış ve hiç kesilmemiş çıkıntılar görülebiliyor. Akropolis'in güneybatı köşesinde, zafer tanrıçası Athena Nike'ye adanmış küçük ve zarif bir tapınak yapıldı. Akropolis'in eteğinde ise, Plutarkhos'a göre Pers kralının çadırından esinlenen, içi sütunlarla dolu, tek bir tepe noktasından inen çatısıyla bir müzik salonu, Odeion yapıldı. Perikles, Panathenaia bayramına müzik yarışmaları ekletmiş ve bu yarışmalar bu salonda yapılmaya başlanmıştı. Kratinos, bu yapıyla da alay ederek Perikles'in başını Odeion'un çatısına benzetti. Yenilen düşmanın biçimleri, böylece Atina'nın kendi anıtlarına karıştı. Kuzey tarafta ise, Atina'nın en eski kutsal nesnelerini barındıran ve ünlü kadın figürlü sütunlarıyla tanınan Erekhtheion, savaş yıllarında tamamlandı.
Yapı programının bir yönetim tarafı da vardı. Meclis, her yapı için bir denetim kurulu seçiyor; bu kurul her yıl yapılan harcamaları taş yazıtlara kazıtıp halka açık olarak sergiliyordu. Parthenon için yapılan harcamaların kaydedildiği bu yazıtların parçaları bugün de korunuyor. Bu uygulama, bir önceki bölümlerde gördüğümüz, görevlilerin hesap vermesi ilkesinin bir parçasıydı: kamu parası, yurttaşların gözü önünde harcanıyordu. Bu yazıtlarda her yılın gelirleri ve giderleri ayrı ayrı sıralanıyordu: kurulun eline geçen paralar, taş ocağında ve taşımada yapılan harcamalar, heykeltıraşlara ve işçilere ödenen ücretler. Tarihçiler, bu sayılar sayesinde yapının maliyetini kabaca tahmin edebiliyor.
Perikles Çağı'nın parlaklığı, gerginliklerle de doluydu. Plutarkhos'a göre Perikles'in rakipleri, onu doğrudan hedef alamayınca yakınlarını mahkemeye verdi. Pheidias, Athena heykeli için kendisine verilen altının bir bölümünü zimmetine geçirmekle suçlandı. Anlatıya göre Pheidias, heykelin altın levhalarının sökülüp tartılmasını sağlayarak bu suçlamadan kurtuldu; ama başka bir suçlamayla karşılaştı. Pheidias'ın sonu hakkında antik anlatılar birbirini tutmaz: bir anlatıya göre Atina'da hapiste öldü, bir başkasına göre Olympia'ya gidip orada Zeus heykelini yaptı. Olympia'da bulunan atölyesi, en azından onun bir dönem orada çalıştığını doğruluyor. Bu anlatıların ayrıntıları kesin değildir; ama Thukydides'in de aktardığı gibi altının sökülebilir olması, bu tür bir sınamanın olanaklı olduğunu gösteriyor.
Son olarak, Perikles Çağı'nın sonu, onun zirvesine çok yakındı. MÖ 431'de Atina ile Sparta arasında büyük savaş başladı. Ertesi yıl Atina'da çıkan salgın, şehrin nüfusunun büyük bir bölümünü öldürdü; Perikles de MÖ 429'da bu salgının kurbanları arasındaydı. Thukydides, salgının belirtilerini ve şehirde yarattığı çöküntüyü, kendisi de hastalanıp iyileşmiş biri olarak ayrıntılı biçimde anlatır; yurttaşların yasalara ve tanrılara saygısını yitirdiğini yazar. Salgının hangi hastalık olduğu bugün de tartışılıyor. Akropolis'teki yapılar ise ayakta kaldı. Onları yaptıran imparatorluk birkaç on yıl içinde yıkıldı; ama yapılar, o imparatorluğun en uzun ömürlü tanıkları oldu.
Uzman Notu
Temel literatür
- Plutarch, Plutarch's Lives, Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg.
- Thucydides, The History of the Peloponnesian War, çev. Richard Crawley (Londra: Longmans, Green, 1874).
- Russell Meiggs, The Athenian Empire (Oxford: Clarendon Press, 1972).
- Jeffrey M. Hurwit, The Athenian Acropolis: History, Mythology, and Archaeology from the Neolithic Era to the Present (Cambridge: Cambridge University Press, 1999).
- Mary Beard, The Parthenon (Londra: Profile Books, 2002).
- Joan Breton Connelly, The Parthenon Enigma (New York: Alfred A. Knopf, 2014).
Arşiv ve kaynak
Plutarkhos'un Perikles biyografisi ve Thukydides'in eseri, İngilizce çevirileriyle Project Gutenberg'de bulunuyor. Parthenon heykellerinin bir bölümü Atina'daki Akropolis Müzesi'nde, bir bölümü British Museum koleksiyonunda, daha küçük parçaları ise başka Avrupa müzelerinde. Müttefiklerin ödediği paralardan Athena'ya ayrılan payların listeleri ve yapım harcamalarının yazıtları, Atina'daki Epigrafi Müzesi'nde saklanıyor.
Açık sorular
- Parthenon frizi gerçekten Panathenaia alayını mı gösteriyor, yoksa başka bir efsaneyi mi?
- Müttefiklerin ödediği paranın ne kadarı doğrudan yapı programına harcandı?
- Parthenon'un inceliklerinin, yani düz olmayan çizgilerinin, asıl amacı neydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Parthenon'un mimarları kimlerdi? A) Pheidias ve Perikles B) İktinos ve Kallikrates C) Mnesikles ve Kratinos D) Sophokles ve Herodotos
- (Hedef 1) Parthenon kime adanmıştı? A) Zeus'a B) Apollon'a C) Athena Parthenos'a D) Poseidon'a
- (Hedef 2) Delos Birliği'nin hazinesi MÖ 454'te nereye taşındı? A) Sparta'ya B) Delfi'ye C) Atina'ya D) Olympia'ya
- (Hedef 2) Plutarkhos'a göre Perikles, müttefiklerin parasını neden kendi takdirine göre harcayabileceğini söyledi? A) Parayı Persler vermişti B) Atina müttefiklerini koruduğu sürece paranın hesabını vermek zorunda değildi C) Müttefikler buna oyla izin vermişti D) Para Athena'nındı
- (Hedef 3) Parthenon, 1687'de nasıl büyük bir hasar gördü? A) Bir depremde B) Pers istilasında C) Barut deposu olarak kullanıldığı sırada Venedik top mermisinin yol açtığı patlamayla D) Bir yangında
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Parthenon, bir tanrıçanın tapınağı, Atina'nın gücünün simgesi ve müttefiklerin parasıyla yapılmış bir anıttı. Plutarkhos'un aktardığı tartışmadan, Thukydides'in Athena heykelindeki altın hakkındaki pasajından ve işçilerin kimliğine ilişkin bilgilerden yararlanarak, Parthenon'un farklı gruplar için taşıdığı anlamları açıkla. Ardından, Parthenon'un bugün Batı uygarlığının ve demokrasinin simgesi olarak anılmasının, bu farklı anlamlardan hangilerini görünür, hangilerini görünmez kıldığını gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- B — Parthenon'un mimarları İktinos ve Kallikrates'ti.
- C — Parthenon, Athena Parthenos'a adanmıştı.
- C — Hazine MÖ 454'te Atina'ya taşındı.
- B — Perikles'e göre Atina müttefiklerini koruduğu sürece paranın hesabını vermek zorunda değildi.
- C — Barut deposu olarak kullanılan yapı, Venedik top mermisinin yol açtığı patlamayla hasar gördü.
Güçlü bir cevap, Atinalı yurttaş için Parthenon'un tanrıçanın evi ve şehrin gururu olduğunu, müttefikler için ise kendi paralarıyla süslenen bir şehrin gösterişi olarak görülebileceğini belirtir. Thukydides'in pasajından, heykelin aynı zamanda bir hazine olduğu sonucunu çıkarır. Yurttaş, yerleşik yabancı ve kölenin birlikte çalıştığını hatırlatarak, «demokrasi simgesi» imgesinin imparatorluk vergisini ve yurttaş olmayanların emeğini gölgede bırakabileceğini tartışır ve kendi değerlendirmesini gerekçelendirir.
Sonraki bölüme köprü
Parthenon'daki heykelin sökülebilir altını, Perikles'in savaş hesaplarının bir parçasıydı; MÖ 431'de o savaş başladı. Perikles, düşman ordusuna kırsalı bırakıp halkı surların arasına toplayan bir strateji önerdi; kalabalık şehirde çıkan salgın onu da götürdü. On beş yıl sonra aynı şehrin elçileri küçük bir adaya, hakkın yalnızca güçleri eşit olanlar arasında konuşulabileceğini söyleyecekti. Sonraki bölüm bu uzun savaşı soruyor: Peloponez Savaşı Atina'yı nasıl değiştirdi ve sonunda nasıl yıktı?