Öğrenme hedefleri
- Pers Savaşları'nın nedenlerini, İyonya ayaklanmasından Dareios'un ve Kserkses'in seferlerine uzanan bir zincir olarak açıklayabileceksin.
- Maraton ve Termopylai savaşlarını, Herodotos'un anlatısına dayanarak özetleyebilecek; anlatının hangi öğelerinin kaynakla desteklendiğini, hangilerinin sonradan eklendiğini ayırt edebileceksin.
- Pers Savaşları'nın, Yunanlıların kendilerini «barbar» saydıkları başkalarına karşı tanımlamasında nasıl bir rol oynadığını, Pers bakış açısının eksikliğini de hesaba katarak değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — Sparta'ya koşan adam
MÖ 490 yazının sonunda, büyük bir Pers donanması Atina'nın kuzeydoğusundaki Maraton kıyısına asker çıkardı. Atinalı komutanlar, şehirden ayrılmadan önce, Sparta'ya yardım istemek için bir haberci gönderdi. Bu haberci, Pheidippides adında, uzun yol koşuculuğunu meslek edinmiş bir Atinalıydı. Herodotos'a göre Pheidippides, Atina'dan ayrıldıktan bir sonraki gün Sparta'daydı; yani iki yüz kilometreyi aşan dağlık bir yolu, bir buçuk günden kısa bir sürede koşarak geçmişti.
Spartalılar yardım etmeyi kabul etti, ama hemen yola çıkamayacaklarını söyledi. Ayın dokuzuncu günüydü; yasaları, dolunay gelmeden sefere çıkmalarını yasaklıyordu. Atinalılar, müttefikleri olan küçük Plataia şehrinden gelen birkaç yüz askerle birlikte, Pers ordusunu Maraton'da kendi başlarına karşılamak zorunda kaldı.
Herodotos, Pheidippides'in yolda, Tegea'nın üstündeki bir dağda, tanrı Pan ile karşılaştığını, tanrının Atinalılara neden kendisini ihmal ettiklerini sorduğunu da anlatır. Atinalılar bu anlatıya inandılar ve savaştan sonra Akropolis'in eteğinde Pan'a bir tapınak kurdular. Bu tek sahnede, Pers Savaşları'nı anlatmanın bütün güçlükleri bir aradadır: gerçek bir koşu, bir dinsel kural, bir tanrı görüntüsü ve hepsini on yıllar sonra bir araya getiren bir tarihçi. Bu bölüm, bu savaşları soruyor: dünyanın en büyük imparatorluğu neden küçük Yunan şehirlerine saldırdı ve Maraton ile Termopylai, Yunanlıların belleğinde nasıl bu kadar büyük bir yer kazandı?
Bağlam — İyonya'dan Atina'ya
MÖ altıncı yüzyılın ortasından itibaren Pers İmparatorluğu, Anadolu'nun batı kıyısındaki Yunan şehirlerini de yönetimi altına almıştı. Bu şehirler, Pers kralına vergi ödüyor, çoğu zaman Perslerin desteklediği tek adam yönetimleri altında yaşıyordu. MÖ 499'da, Miletos'un önderliğinde bu şehirler ayaklandı.
Ayaklanmacılar, Yunanistan'dan yardım istedi. Atina yirmi, Eretria beş gemi gönderdi. MÖ 498'de ayaklanmacılar ve onlara katılan Atinalılar, Pers yönetiminin Batı Anadolu'daki merkezi Sardes'e yürüyüp şehri yaktı. Herodotos'a göre Pers kralı Dareios, Atinalıların kim olduğunu sormuş ve bir hizmetkârına, her akşam yemeğinden önce kendisine üç kez «Efendim, Atinalıları hatırla» demesini buyurmuştu. Bu anekdot, büyük olasılıkla bir Yunan anlatısıdır; ama Pers seferlerinin hedefinin neden Atina ve Eretria olduğunu açıklar. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Dareios, Yunan şehirlerine elçiler gönderip bağlılık işareti istedi.
Pek çok ada ve şehir bu işareti verdi. Herodotos'a göre Atina ve Sparta, elçileri öldürerek bu isteği reddetti. Böylece Pers İmparatorluğu için Yunanistan seferi, hem bir öç, hem de bir yayılma meselesi hâline geldi.
Gelişme — Maraton, MÖ 490
MÖ 490'da, Datis ve Artaphernes adlı iki Pers komutanın yönettiği bir donanma, Ege'yi geçerek önce Eretria'yı kuşattı. Şehir, içeriden birkaç kişinin kapıları açmasıyla düştü; tapınakları yakıldı, halkı esir alındı. Ardından Persler, Atina'ya yakın Maraton ovasına çıktı. Bu ova, Pers süvarilerinin hareket edebileceği bir düzlüktü.
Atina ordusunun on komutanından biri, daha önce Pers yönetimi altındaki Trakya kıyısında yaşamış olan Miltiades'ti. Herodotos'a göre komutanlar arasında saldırıp saldırmamak konusunda görüş ayrılığı çıktı; Miltiades, beklemenin Atina'da Perslerle anlaşmak isteyenlere fırsat vereceğini söyleyerek saldırı kararını kabul ettirdi. Atinalılar, kendi kalabalık, eşit silahlanmış piyade düzenleriyle savaştı.
Herodotos'a göre Atinalılar, iki ordu arasındaki sekiz stadionluk, yani bir buçuk kilometreye yakın mesafeyi koşarak geçti. Merkezde Persler üstün geldi; ama kanatlarda Atinalılar ve Plataialılar düşmanı bozguna uğrattı, ardından merkezdeki Persleri de sardı. Persler gemilerine doğru kaçtı; Atinalılar yedi gemiyi ele geçirdi.
Savaştan sonra Pers donanması, Atina'yı savunmasız yakalamak için Attika kıyısını dolaşarak şehrin limanına yöneldi. Atina ordusu, savaş alanından hızla şehre döndü. Persler, Atina'nın limanı önünde Atina ordusunu karşılarında görünce geri çekildi. Spartalılar ise dolunaydan sonra yola çıktı ve savaştan sonra Maraton'a vardı; ölüleri görüp Atinalıları övdüler ve geri döndüler.
Yaygın yanlış«Maraton koşusu, Maraton zaferini Atina'ya haber veren ve haberi verdikten sonra düşüp ölen bir koşucunun anısıdır» diye düşünülür.
Oysa Herodotos, Maraton'dan Atina'ya böyle bir koşudan hiç söz etmez; onun anlattığı Pheidippides, savaştan önce Atina'dan Sparta'ya koşmuştur. Maraton'dan Atina'ya koşup ölen haberci öyküsü, olaylardan yüzyıllar sonra, Roma döneminde yazan yazarlarda ortaya çıkar. Modern maraton yarışı, bu sonraki öyküden esinlenerek 1896'da Atina'daki ilk modern Olimpiyat oyunlarında düzenlendi.
Dönüş noktası — Termopylai, MÖ 480
Maraton, Persler için küçük bir yenilgiydi; Yunanlılar içinse bir mucize. Dareios, yeni bir sefer hazırlarken öldü. Oğlu Kserkses, MÖ 480'de, kara ordusu ve donanmasıyla birlikte, Çanakkale Boğazı'nı gemilerden kurulan köprüler üzerinden geçerek Yunanistan'a yürüdü. Herodotos'un ordu için verdiği milyonları bulan sayılar kesinlikle abartılıdır; bugünkü tarihçiler, bu ordunun on binlerce, belki de iki yüz bin civarında askerden oluştuğunu tahmin ediyor. Yine de hiçbir Yunan şehri, bu büyüklükte bir orduyla daha önce karşılaşmamıştı. Pers tehdidi karşısında, birbiriyle sık sık savaşan Yunan şehirlerinin bir bölümü, ortak bir savunma için bir araya geldi.
Perslerle anlaşan Yunanlılar için ayrı bir sözcük de kullanılıyordu.
Helen Birliği, Persleri kuzeyde durdurmaya karar verdi. Kara ordusu, dağlar ile deniz arasındaki dar Termopylai geçidini tuttu; donanma ise yakındaki Artemision burnunun açıklarında Pers donanmasını bekledi. Geçidi tutan orduyu Spartalı kral Leonidas yönetiyordu. Onun yanında, kendi muhafızları olan üç yüz Spartalının yanı sıra, Peloponnesos'tan ve Orta Yunanistan'dan gelen birkaç bin asker vardı.
Yunanlılar, iki gün boyunca dar geçitte Pers saldırılarını geri püskürttü. Herodotos'a göre üçüncü gün, Ephialtes adlı yerel bir Yunanlı, ödül umuduyla Perslere dağların içinden geçen bir patikayı gösterdi. Persler, bu patikadan geçerek Yunanlıları arkadan kuşatmaya başladı. Leonidas, ordunun büyük kısmını geri gönderdi; kendisi, Spartalılar ve onlarla kalmayı seçen Thespiaili yedi yüz asker ile ve Herodotos'a göre Leonidas'ın rehine gibi yanında tuttuğu Thebaililer ile geçitte kaldı. Leonidas ve yanındakilerin neredeyse hepsi savaşarak öldü.
Cevap — bir yenilginin zafere dönüşmesi
Öyleyse Pers İmparatorluğu neden Yunanistan'a saldırdı? Kısa cevap, İyonya ayaklanmasına verilen Atina ve Eretria desteğinin bir öç meselesi yaratması ve imparatorluğun batı sınırını güvence altına alma isteğidir. Uzun cevap ise, bizim bu savaşları neredeyse yalnızca Yunan kaynaklarından tanıdığımızı hatırlamayı gerektirir. Pers kralları, kendi yazıtlarında bu seferlerden söz etmez. Pers İmparatorluğu için Yunanistan, Mısır'dan Hindistan'a uzanan geniş bir dünyanın uzak bir kıyısıydı.
Maraton ve Termopylai'nin Yunan belleğindeki büyük yeri de bu açıdan anlaşılabilir. Maraton, Atinalıların kendi başlarına kazandığı ve sonraki kuşaklara gururla anlattığı bir zaferdi. Tragedya yazarı Aiskhylos, Maraton'da savaşmıştı; mezar yazıtında, yazdığı oyunlardan değil, Maraton'daki yiğitliğinden söz edildiği anlatılır. Termopylai ise bir yenilgiydi; ama yasalara bağlılık, fedakârlık ve özgürlük uğruna ölümün simgesi olarak anlatıldı. Savaşların kendisi kadar, onların nasıl anlatıldığı da tarihin bir parçasıdır.
Bugünle bağ — «biz» ve «onlar»
Pers Savaşları'ndan sonra Yunan yazarları, kendilerini giderek daha çok Perslerin karşıtı olarak tanımlamaya başladı.
Bu karşıtlık, yüzyıllar boyunca «Doğu» ile «Batı» arasında bir çatışma olarak yeniden anlatıldı. Ama Herodotos'un kendisi, Anadolu'nun Halikarnassos şehrinde, Pers yönetimi altında doğmuştu; eserinde Persleri, Mısırlıları ve İskitleri merakla ve çoğu zaman saygıyla anlattı. Perslerle savaşan Yunanlıların yanında, Perslerin safında savaşan pek çok Yunanlı da vardı. Pers Savaşları, iki uygarlık arasındaki bir çatışmadan çok, çok dilli bir imparatorluk ile onun batı kıyısındaki bağımsız şehirler arasında geçen, karmaşık bir savaşlar dizisiydi.
Birincil kaynak
Herodotos, Maraton savaşının başlangıcını şöyle anlatır:
And when they had been arranged in their places and the sacrifices proved favourable, then the Athenians were let go, and they set forth at a run to attack the Barbarians. […] The Persians seeing them advancing to the attack at a run, made preparations to receive them; and in their minds they charged the Athenians with madness which must be fatal, seeing that they were few and yet were pressing forwards at a run, having neither cavalry nor archers. […] they were the first of all the Hellenes about whom we know who went to attack the enemy at a run, and they were the first also who endured to face the Median garments and the men who wore them, whereas up to this time the very name of the Medes was to the Hellenes a terror to hear.
Türkçesi: Yerlerine dizildiklerinde ve kurbanlar olumlu çıktığında, Atinalılar salıverildi ve barbarlara saldırmak için koşarak ilerlediler. […] Persler, onların koşarak saldırıya geldiğini görünce onları karşılamaya hazırlandı ve içlerinden, sayıca az oldukları hâlde, ne süvarileri ne de okçuları olmadan koşarak üzerlerine gelen Atinalıları ölümcül bir çılgınlıkla suçladılar. […] Bildiğimiz Yunanlılar arasında düşmana koşarak saldıran ilk onlardı; Med giysilerini ve onları giyen adamları görmeye dayanan ilk onlardı da; oysa o zamana kadar Medlerin adını duymak bile Yunanlılar için bir dehşetti.
Kaynak: Herodotos, Tarih, VI.112; G. C. Macaulay'nin İngilizce çevirisi (Londra: Macmillan, 1890), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Herodotos'a göre Persler, koşarak gelen Atinalıları neden «çılgın» saydı? Bu ayrıntı, iki ordunun silahları ve savaş biçimleri hakkında ne söylüyor?
- Herodotos, Atinalıların iki «ilk»ini sayıyor. Bu iddialar, Maraton'un Atina belleğindeki yeri hakkında ne gösteriyor?
- Savaştan önce kurbanların «olumlu çıkması» bekleniyor. Bu ayrıntı, bir önceki bölümde gördüğümüz Yunan dininin savaşla ilişkisi hakkında ne anlatıyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Peter Green (1970) — Kserkses'in seferini, Herodotos'un anlatısını coğrafya, lojistik ve askerî hesaplarla sınayarak yeniden kurdu; Pers ordusunun gerçek büyüklüğünün Herodotos'un sayılarından çok küçük olması gerektiğini gösterdi.
- Edith Hall (1989) — Atina tragedyasını inceleyerek, Pers Savaşları'ndan sonra Yunanlıların «barbar» imgesini kendi karşıtları olarak nasıl icat ettiğini gösterdi; bu imgenin gerçek Perslerden çok Atinalıların kendi değerlerini yansıttığını savundu.
- Pierre Briant (1996) — Ahameniş devletinin tarihini, Yunan anlatıları yerine Pers yazıtları, yönetim tabletleri ve imparatorluğun farklı bölgelerinden gelen kaynaklarla yazdı; Yunanistan seferlerinin imparatorluk açısından çevresel olaylar olduğunu vurguladı.
- Peter Krentz (2010) — Maraton savaşını yeniden inceledi; hoplit zırhının sanıldığından hafif olabileceğini, Herodotos'un anlattığı koşunun olanaklı olduğunu ve savaşın ayrıntılarının hâlâ tartışmaya açık olduğunu gösterdi.
Bu tartışmanın ortak noktası, iki buçuk bin yıl önce yazılmış tek bir anlatıyla nasıl çalışılacağıdır. Green ve Krentz, anlatının ayrıntılarını askerî ve coğrafi hesaplarla sınıyor: biri sayıları küçültüyor, öbürü koşuyu olanaklı buluyor. Hall, anlatının kendisinin nasıl bir kimlik inşa ettiğini soruyor. Briant ise, bakış açısını tamamen değiştirerek, bu savaşlara Pers İmparatorluğu'nun merkezinden bakıyor. Bu yaklaşımlar birbirini dışlamıyor: bir tarihçi, Herodotos'un sayılarını küçültürken onun anlatısının Yunan kimliğini nasıl kurduğunu da sorabilir ve Pers kaynaklarının sessizliğini de hesaba katabilir. Tarihçiler, Herodotos'un vazgeçilmez bir kaynak olduğu konusunda anlaşıyor; ama onun tek taraflı bir kaynak olduğunu da kabul ediyor.
Derine İn
Termopylai'den sonra Pers ordusu Orta Yunanistan'a girdi ve Atina'yı ele geçirdi. Atinalılar, şehirlerini boşaltmış, kadınları, çocukları ve yaşlıları yakındaki adalara ve kıyılara taşımışlardı. Persler, Akropolis'teki tapınakları yaktı. Bir önceki bölümde gördüğümüz, Atinalıların Spartalılara verdiği cevapta ilk neden olarak tanrıların yakılan heykellerinin ve tapınaklarının sayılması bu yüzdendir. Arkeologlar, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Akropolis'te, Pers yangınından sonra Atinalıların toprağa gömdüğü kırık heykelleri buldu. Bu heykeller, yangından önceki Atina sanatının en iyi korunmuş örnekleri arasındadır.
Termopylai ile aynı günlerde, Yunan donanması Artemision açıklarında Pers donanmasıyla çarpışmıştı. Deniz savaşları kararsız bitti; ama bir fırtına Pers gemilerinin bir bölümünü batırdı ve Yunan kaptanları, kalabalık Pers donanmasına karşı da durulabileceğini gördü. Geçitteki yenilgi haberi gelince Yunan donanması güneye çekildi. Atina'nın Pers Savaşları'ndaki asıl gücü, donanmasıydı. Maraton'dan birkaç yıl sonra, Attika'daki Laurion madenlerinde zengin bir gümüş damarı bulunmuş; Atinalı politikacı Themistokles, bu gümüşün yurttaşlar arasında dağıtılması yerine savaş gemileri yapımına harcanmasını sağlamıştı. MÖ 480 sonbaharında, Atina ile Salamis adası arasındaki dar boğazda, Yunan donanması Pers donanmasını ağır bir yenilgiye uğrattı. Kserkses, ordusunun bir bölümünü Yunanistan'da bırakarak Anadolu'ya döndü. Ertesi yıl, MÖ 479'da, Yunan kara ordusu Plataia'da Pers ordusunu yendi. Pers İmparatorluğu, bir daha Yunanistan'ı istila etmeye çalışmadı. Ama bu, Perslerin Yunan dünyasından çekildiği anlamına gelmiyordu: sonraki yüzyılda Pers kralları, Yunan şehirleri arasındaki savaşlara para ve diplomasiyle karışmayı sürdürdü. Silahla kazanılamayan etki, altınla kazanıldı.
Bu zaferin sonuçları, Yunan dünyasının iç dengesini de değiştirdi. Salamis'te savaşan gemilerin kürekçileri, Atina'nın en yoksul yurttaşlarıydı; bir önceki bölümlerde gördüğümüz gibi, bu durum onların siyasi ağırlığını artırdı. Savaştan sonra Atina, Ege şehirleriyle bir deniz birliği kurdu ve kısa sürede bu birliğin önderinden efendisine dönüştü. Perslere karşı özgürlük adına kazanılan zafer, Atina'yı bir imparatorluğa taşıdı. Sparta ise, Atina'nın büyüyen gücünü giderek artan bir kaygıyla izledi. Pers Savaşları'nın başarısı, ittifakı kuran iki büyük şehri bir araya getirmişti; aynı başarı, onları kısa sürede birbirinin rakibi yaptı. Birlikte kazanılan zaferin paylaşılması, yeni bir çatışmanın tohumlarını taşıyordu.
Pers Savaşları'nın anlatısı da bu zaferin bir ürünüdür. Herodotos, eserini bu savaşlardan yaklaşık yarım yüzyıl sonra, Atina ile Sparta'nın birbirine düşman olduğu yıllarda yazdı. Eserinin başında, amacının Yunanlıların ve barbarların büyük işlerinin unutulmamasını sağlamak ve onların birbirleriyle neden savaştığını açıklamak olduğunu söyler. Onun anlatısı, olayların kendisi kadar, olaylardan sonra Yunanlıların onları nasıl hatırlamak istediğini de yansıtır. Maraton'un Atina'nın, Termopylai'nin Sparta'nın simgesi hâline gelmesi, iki şehrin savaş sonrası çekişmesiyle de ilgilidir. Her iki şehir de, Pers Savaşları'ndaki payını büyüterek, Yunan dünyasındaki önderlik iddiasını haklı çıkarmaya çalıştı. Atina'da Maraton'da savaşanlar, sonraki kuşaklar için «Maraton savaşçıları» adıyla anılan, neredeyse efsanevi bir kuşak hâline geldi.
Uzman Notu
Temel literatür
- Herodotus, The History of Herodotus, çev. G. C. Macaulay (Londra: Macmillan, 1890).
- Peter Green, The Year of Salamis, 480–479 B.C. (Londra: Weidenfeld & Nicolson, 1970).
- Edith Hall, Inventing the Barbarian: Greek Self-Definition through Tragedy (Oxford: Clarendon Press, 1989).
- J. F. Lazenby, The Defence of Greece, 490–479 B.C. (Warminster: Aris & Phillips, 1993).
- Pierre Briant, Histoire de l'Empire perse: de Cyrus à Alexandre (Paris: Fayard, 1996).
- Peter Krentz, The Battle of Marathon (New Haven: Yale University Press, 2010).
Arşiv ve kaynak
Herodotos'un Macaulay çevirisi Project Gutenberg'den ücretsiz indirilebiliyor. Maraton'daki Atinalıların ortak mezar tümülüsü ve Plataialıların mezarı olduğu düşünülen ikinci bir tümülüs, bugün savaş alanında ziyaret edilebiliyor. Pers tarafının bakışı için Persepolis'te bulunan yönetim tabletleri ve Pers krallarının yazıtları başlıca kaynaklardır; ama bunlar Yunanistan seferlerini anlatmaz.
Açık sorular
- Maraton'da Atinalılar neden tam o gün saldırdı ve Pers süvarileri savaş sırasında neredeydi?
- Kserkses'in ordusunun ve donanmasının gerçek büyüklüğü neydi?
- Pers kralları, Yunanistan seferlerinin başarısızlığını kendi imparatorluklarında nasıl sundu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Pers Savaşları'na yol açan olaylar zincirinin başında hangi olay vardır? A) Peloponnesos Savaşı B) İyonya ayaklanması ve Sardes'in yakılması C) Truva Savaşı D) Makedonya'nın yükselişi
- (Hedef 2) Herodotos'a göre Pheidippides nereye koştu? A) Maraton'dan Atina'ya B) Atina'dan Sparta'ya C) Sparta'dan Olympia'ya D) Atina'dan Delfi'ye
- (Hedef 2) Spartalılar Maraton'a neden zamanında yetişemedi? A) Perslerle anlaşmışlardı B) Yasaları, dolunaydan önce sefere çıkmalarını yasaklıyordu C) Yolları kapalıydı D) Kralları hastaydı
- (Hedef 2) Termopylai'deki ortak yazıta göre, orada kaç Peloponnesoslu savaşmıştı? A) Üç yüz B) Yedi yüz C) Dört bin D) Otuz bin
- (Hedef 3) Yunanlıların Perslerin tarafını tutmayı anlatmak için kullandığı suçlayıcı terim hangisidir? A) Ostrakismos B) Medizm C) Ekekheiria D) Synoikismos
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Pers Savaşları hakkında bildiklerimizin neredeyse tamamı Yunan kaynaklarından, özellikle Herodotos'tan geliyor. Pheidippides'in koşusundan, Maraton'un kayıp sayılarından ve Termopylai yazıtlarından yararlanarak, Herodotos'un anlatısında hangi öğelerin güvenilir, hangilerinin abartılı ya da sonradan eklenmiş olabileceğini değerlendir. Ardından, Pers bakış açısının eksikliğinin bu savaşları anlamamızı nasıl etkilediğini gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- B — İyonya ayaklanması ve Atinalıların katıldığı Sardes yangını, Pers seferlerine yol açtı.
- B — Herodotos'a göre Pheidippides Atina'dan Sparta'ya koştu.
- B — Spartalıların yasası, dolunaydan önce sefere çıkmalarını yasaklıyordu.
- C — Ortak yazıt, dört bin Peloponnesoslunun savaştığını söyler.
- B — Perslerin tarafını tutmaya medizm deniyordu.
Güçlü bir cevap, Pheidippides'in Sparta'ya koşusunun ve Atinalıların kayıp sayısının güvenilir sayıldığını, ama Pan'ın görünmesi gibi öğelerin dinsel bir anlatıya ait olduğunu belirtir. Pers kayıplarının ve Pers ordusunun büyüklüğünün abartılı olduğunu, Maraton'dan Atina'ya koşan haberci öyküsünün ise yüzyıllar sonra eklendiğini gösterir. Termopylai'deki «dört bin» ile «üç yüz» arasındaki farktan, belleğin olayları nasıl seçtiği sonucunu çıkarır. Pers kaynaklarının sessizliğinin, savaşları Yunan gözüyle büyütmemize yol açabileceğini tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Persler MÖ 480'de Akropolis'teki tapınakları yakmıştı; Atinalılar yıkılan taşları surlarına gömdü ve otuz yıl sonra tepeyi yeniden yapmaya girişti. Bu kez harcanan para, Perslere karşı ortak savunma için Ege şehirlerinden toplanan bir hazineden geliyordu ve Atina meclisinde bu paranın bir şehri süslemek için kullanılıp kullanılamayacağı tartışıldı. Sonraki bölüm bu tartışmanın ürününü soruyor: Perikles Çağı'nda Atina, Parthenon'u kimin parasıyla ve kimin emeğiyle yaptı?