İçeriğe geç

Bölüm DT-105.05 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Atina demokrasisi kimleri dışladı?

DT-105 Antik Yunan

2.942 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
MÖ 508–MÖ 322
Bölge
Yunanistan ve Ege
Tema
Siyaset · Kölelik
Kişiler
Perikles · Kleisthenes · Thukydides · Aristoteles · Herodotos · Aristagoras · Aspasia · Moses Finley · Nicole Loraux · Josiah Ober · Ellen Meiksins Wood
Yerler
Atina · Attika · Laurion · Pnyks · Miletos
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Atina demokrasisinin temel kurumlarını, meclis, beş yüzler kurulu, halk mahkemeleri, kura ve çömlek oylaması üzerinden açıklayabileceksin.
  • Atina'da yurttaşlığın kimlere tanındığını ve kadınların, kölelerin ve yerleşik yabancıların siyasi hayattan nasıl dışlandığını kaynaklara dayanarak gösterebileceksin.
  • Atina demokrasisinin katılım ile dışlanmayı bir arada taşıdığını, farklı tarihçilerin yorumlarını karşılaştırarak değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — on sekiz yaşında bir oylama

Attika'nın köylerinden birinde, bir sabah, köyün yetişkin erkekleri bir araya gelir. Önlerinde, on sekiz yaşına basmış bir genç durmaktadır. Köylüler, yemin ettikten sonra iki soru hakkında oy verirler. Birincisi: bu genç, yasanın öngördüğü yaşa gerçekten ulaşmış mı? İkincisi: özgür doğmuş mu ve anası da babası da yurttaş mı?

İki soruya da «evet» denirse, genç köyün kütüğüne yazılır ve Atina yurttaşı olur. Artık mecliste konuşabilir, oy verebilir, kurayla görevlere seçilebilir. Ama köylüler onun özgür doğmadığına karar verirse, genç mahkemeye başvurabilir. Mahkeme de aynı kararı verirse, sonuç ağırdır: devlet onu köle olarak satar.

Bu sahne, MÖ dördüncü yüzyılda yazılan ve Aristoteles'e ya da onun öğrencilerine atfedilen Atinalıların Devleti adlı eserde anlatılır. Tarihin en ünlü demokrasisinin kapısında, yurttaşlık bu kadar sıkı bir sınavla korunuyordu. Kapının içinde kalanlar, dünyanın o güne kadar gördüğü en geniş siyasi katılımı yaşadı. Kapının dışında kalanlar ise, Atina nüfusunun büyük çoğunluğuydu. Eşikten kimin geçtiğini, kimin o eşiğe hiç yaklaşamadığını anlamak, bu bölümün işi: halkın yönetimi dediğimiz düzende «halk» kimdi?

Bağlam — halkın yönetimi nasıl doğdu?

Atina demokrasisi bir günde kurulmadı. MÖ altıncı yüzyılın başında Solon, borç yüzünden köleleştirilen Atinalıları özgür bıraktı ve yurttaşların borç karşılığında köle yapılmasını yasakladı. Bir yurttaşın özgürlüğünü korumak, demokrasiye giden yolun ilk adımlarından biri oldu. MÖ 508 ile 507 arasında ise Kleisthenes adlı soylu bir Atinalı, halkın desteğini alarak, Attika'nın köylerini yeni bir düzene göre örgütledi. Eski soylu aileler etrafındaki bağlar zayıfladı; yurttaşlık, yaşanılan köyün kütüğüne kayıtla belirlenir oldu. Pek çok tarihçi, Atina demokrasisinin başlangıcını bu reformlara bağlar. Demokrasinin kalbi ise, yurttaşların toplandığı meclisti.

Meclis yılda onlarca kez toplanıyordu ve her toplantıda binlerce yurttaş tepenin yamacına oturuyordu. Bu kadar büyük bir topluluğun kendi gündemini hazırlaması olanaksızdı. Meclisin gündemini, her yıl kurayla belirlenen bir kurul hazırlıyordu.

Gelişme — kura, ücret ve çömlek parçaları

Atina demokrasisini bugünkü demokrasilerden en çok ayıran özellik, kuranın kullanılmasıydı. Bugün seçimi demokrasinin simgesi sayıyoruz; Atinalılar ise seçimi, ünlü ve zengin adayları kayıran, soylulara yakışan bir yöntem olarak görüyordu.

Görevlerin çoğu, kurayla ve bir yıllığına dağıtılıyordu. Böylece sıradan bir yurttaşın hayatı boyunca bir kez de olsa kurulda ya da bir yönetim görevinde bulunması olasıydı. Yalnızca özel beceri isteyen görevler, örneğin ordu komutanlıkları, oyla seçiliyordu. Perikles, Atina'nın en etkili politikacısı olduğu yıllarda, aslında her yıl yeniden seçilen on komutandan biriydi.

Davalar da yurttaşların elindeydi. Her yıl kurayla belirlenen yurttaşlar arasından, yüzlerce kişilik halk mahkemeleri oluşturuluyordu. MÖ beşinci yüzyılın ortasında, Perikles'in önerisiyle, bu mahkemelerde görev yapan yurttaşlara günlük bir ücret ödenmeye başlandı. Bu ücret küçüktü; ama yoksul bir yurttaşın bir gününü kamuya ayırabilmesini sağlıyordu. Demokrasi, yalnızca oy hakkı değil, bu hakkı kullanabilmek için zaman ve para da gerektiriyordu. Atinalıların, güçlü bir kişinin demokrasiyi tehdit etmesine karşı bir aracı da vardı.

Atina'nın agorasında ve Kerameikos mezarlığında yapılan kazılarda, üzerinde ünlü politikacıların adları kazınmış binlerce çömlek parçası bulundu. Bazılarında aynı el yazısı tekrar eder; bu, bazı yurttaşların önceden hazırlanmış oy parçalarını dağıttığını düşündürür. Demokrasinin gündelik işleyişi, bu kırık parçalarda bugün bile okunabiliyor.

Bu kurumların hepsinin arkasında, meclis kararlarının gücüne duyulan bir güven vardı. Ama bu güvenin sınırlarını, dönemin bir tarihçisi de fark etmişti. Herodotos, MÖ 499'da Miletoslu Aristagoras'ın, İyonya ayaklanması için önce Sparta'dan yardım istediğini, Spartalı kral tarafından geri çevrildiğini, sonra Atina meclisine gidip Atinalıları ikna ettiğini anlatır. Ona göre, çoğunluğu kandırmak tek bir kişiyi kandırmaktan daha kolaydı: Aristagoras tek bir Spartalıyı kandıramamış, ama otuz bin Atinalıyı kandırmayı başarmıştı. Herodotos'un bu sayısı kesin bir sayım değildir, ama yurttaş topluluğunun büyüklüğü hakkında bir fikir verir.

Dönüş noktası — kapının dışındakiler

Atina demokrasisinin katılımı, ancak kimlerin yurttaş sayıldığını hatırladığımızda doğru ölçülebilir. Yurttaşlar, anası ve babası Atinalı olan, on sekiz yaşını geçmiş erkeklerdi. Tahminlere göre MÖ beşinci yüzyılda bunların sayısı birkaç on bini buluyordu. Attika'nın toplam nüfusu ise bunun kat kat üstündeydi. Demek ki meclisin kararları, onlara katılamayan çok daha büyük bir nüfusun hayatını belirliyordu.

Birinci büyük dışlanmış grup kadınlardı. Atinalı kadınlar, yurttaş ailelerinin üyesiydi ve çocuklarına yurttaşlık aktarıyordu; Perikles'in yasasından sonra bu rol daha da önem kazandı. Ama kadınlar mecliste konuşamıyor, oy veremiyor, görev alamıyordu. Hukuken her kadının bir erkek koruyucusu vardı: babası, kocası ya da en yakın erkek akrabası. Kadınlar yalnızca dinsel hayatta, bayramlarda ve bazı rahibeliklerde kamusal bir yer bulabiliyordu. Perikles'in yakın dostu olan Miletoslu Aspasia, Atina'da ün kazanmış seyrek kadınlardan biriydi; ama o da yabancı olduğu için yurttaş değildi ve hakkındaki anlatıların çoğu, onu eleştiren komedi yazarlarından ve sonraki yazarlardan geliyor.

İkinci grup, yerleşik yabancılardı. Atina'nın ticari gücü, onları kalabalık bir topluluk hâline getirmişti.

Metoikoslar, Atina'nın limanında, atölyelerinde ve bankalarında çalışıyor, şehrin zenginliğine büyük katkı yapıyordu. Kuşaklar boyunca Atina'da yaşayan bir metoikos ailesi bile, yurttaşlık kazanamazdı; yurttaşlık, ancak meclisin özel bir kararıyla, çok seyrek olarak veriliyordu.

Üçüncü ve en kalabalık grup kölelerdi. Atina'da köleler, evlerde, tarlalarda, atölyelerde ve Attika'nın güneydoğusundaki Laurion gümüş madenlerinde çalışıyordu. Laurion madenlerinin yeraltı dehlizlerinde çalışan kölelerin hayatı özellikle ağırdı. Bu madenlerden çıkan gümüş, Atina'nın donanmasını ve kamu harcamalarını besledi. Kölelerin kesin sayısı bilinmiyor; tahminler geniş bir aralıkta değişiyor. Ama kölelerin, Atina ekonomisinin ve dolayısıyla yurttaşların kamusal hayata ayırabildiği zamanın vazgeçilmez bir parçası olduğu açıktır.

Yaygın yanlış«Atina demokrasisinde bütün Atinalılar oy kullanabiliyordu» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa oy ve söz hakkı yalnızca anası ve babası yurttaş olan yetişkin erkeklere aitti. Kadınlar, yerleşik yabancılar ve köleler, yani Attika'da yaşayanların çoğunluğu, siyasi haklardan yoksundu.

Cevap — katılım ve dışlanma bir arada

Öyleyse Atina demokrasisi kimleri dışladı? Kadınları, yerleşik yabancıları ve köleleri; yani Attika nüfusunun büyük çoğunluğunu. Perikles'in yurttaşlık yasası, bu kapıyı daha da daralttı.

Ama bu cevap, Atina demokrasisinin önemini ortadan kaldırmıyor. Yurttaşların içinde, zengin ile yoksul arasındaki siyasi eşitlik, antik dünyada eşi görülmemiş bir düzeydeydi. Bir kunduracı, bir kürekçi ya da bir çiftçi, mecliste konuşabiliyor, kurayla kurula girebiliyor, mahkemede yargıç olabiliyordu. Atina demokrasisini anlamak, bu iki gerçeği birlikte tutmayı gerektiriyor: yurttaşlar arasında olağanüstü bir katılım ve yurttaş olmayanlara karşı kesin bir dışlanma.

Bazı tarihçiler, bu iki gerçeğin birbirine bağlı olduğunu da ileri sürer. Kölelerin emeği ve Atina'nın deniz imparatorluğundan gelen gelirler, yurttaşlara kamusal hayata katılacak zamanı ve kaynağı sağlıyordu. Başkaları ise, yurttaşların çoğunun kendi toprağını ya da atölyesini işleyen sıradan insanlar olduğunu, demokrasinin kölelik olmadan da düşünülemeyecek bir düzen olmadığını vurgular.

Bugünle bağ — kapının genişlemesi

Bugün demokrasi dediğimizde, bütün yetişkin yurttaşların oy verdiği bir düzeni anlıyoruz. Ama bu anlam, çok yakın bir geçmişe aittir. Pek çok ülkede kadınlar oy hakkını ancak yirminci yüzyılda kazandı; Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı 1934'te tanındı. Atina demokrasisinin sorusu bugün de sorulmayı sürdürüyor: bir ülkede yaşayan, çalışan ve vergi ödeyen herkes, o ülkenin kararlarına katılabiliyor mu? Demokrasinin tarihi, bir anlamda, bu kapının kimler için ve nasıl genişlediğinin tarihidir.

Birincil kaynak

Thukydides, Peloponnesos Savaşı'nın ilk yılında ölen Atinalılar için yapılan cenaze töreninde Perikles'in yaptığı konuşmayı kendi kaleminden aktarır. Aşağıda bu konuşmanın iki kısa bölümü yer alıyor:

Our constitution does not copy the laws of neighbouring states; […] Its administration favours the many instead of the few; this is why it is called a democracy. […] Nor again does poverty bar the way, if a man is able to serve the state, he is not hindered by the obscurity of his condition. […]
On the other hand, if I must say anything on the subject of female excellence to those of you who will now be in widowhood, it will be all comprised in this brief exhortation. Great will be your glory in not falling short of your natural character; and greatest will be hers who is least talked of among the men, whether for good or for bad.

Türkçesi: Anayasamız komşu devletlerin yasalarını taklit etmez; […] Yönetimi azınlığı değil çoğunluğu gözetir; bu yüzden ona demokrasi denir. […] Yoksulluk da yolu kesmez, bir insan devlete hizmet edebilecek durumdaysa, konumunun sönüklüğü ona engel olmaz. […]

Öte yandan, bundan sonra dul kalacak olanlarınıza kadın erdemi hakkında bir şey söylemem gerekirse, hepsi şu kısa öğütte toplanır: doğanızın gerektirdiğinin altına düşmemek büyük bir şan olacaktır; en büyük şan da, iyilikle ya da kötülükle, erkekler arasında adı en az anılan kadının olacaktır.

Kaynak: Thukydides, Peloponnesos Savaşı, II.37 ve II.45; Richard Crawley'nin İngilizce çevirisi (Londra: Longmans, Green, 1874), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Perikles, Atina yönetimine neden «demokrasi» dendiğini nasıl açıklıyor? Yoksulluk hakkında söyledikleri, yurttaşlar arasındaki eşitlik hakkında ne anlatıyor?
  2. Aynı konuşmanın sonunda Perikles kadınlara ne öğütlüyor? Bu öğüt, kadınların Atina'nın kamusal hayatındaki yeri hakkında ne gösteriyor?
  3. Thukydides, konuşmaları kendi kaleminden yeniden kurduğunu söyler. Bu durum, bu metni Perikles'in düşüncelerinin kanıtı olarak kullanırken nasıl bir dikkat gerektirir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Moses Finley (1973) — Atina demokrasisini, halkın doğrudan katılımının ve siyasi tartışmanın canlı bir örneği olarak savundu; aynı zamanda Atina'nın refahının köleliğe ve imparatorluğa dayandığını açıkça vurguladı ve antik demokrasiyi modern demokrasilerle karşılaştırdı.
  • Nicole Loraux (1981) — Atinalıların kendilerini topraktan doğmuş, «yerli» bir halk olarak gören köken efsanesini inceledi; bu efsanenin, kadınları ve yabancıları yurttaş topluluğunun dışında tutan bir kimlik anlayışını nasıl beslediğini gösterdi.
  • Ellen Meiksins Wood (1988) — Atina demokrasisinin temelinde kölelikten çok, kendi toprağını işleyen köylü yurttaşların bulunduğunu savundu; köleliğin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, demokrasinin onun doğrudan bir ürünü olmadığını ileri sürdü.
  • Josiah Ober (1989) — Atina'da zengin ve eğitimli seçkinler ile sıradan yurttaşlar arasındaki ilişkiyi inceledi; seçkinlerin halkın ideolojisine uymak zorunda kaldığını ve demokrasinin bu karşılıklı iletişimle ayakta durduğunu gösterdi.

Bu tartışmanın merkezinde, Atina demokrasisinin katılım ve dışlanma yüzlerinin nasıl ilişkilendirileceği sorusu yatıyor. Finley, iki yüzü birlikte gördü ve refahın köleliğe dayandığını vurguladı. Wood, bu bağı zayıflattı; ona göre demokrasinin kökü köylü yurttaşlardaydı. Loraux, dışlanmanın bir kimlik anlayışından, kendilerini topraktan doğmuş sayan bir halkın efsanesinden beslendiğini gösterdi. Ober ise, yurttaşlar arasındaki güç ilişkilerine odaklandı ve demokrasinin yurttaş topluluğu içindeki işleyişini açıkladı. Bu soruların cevabı, hangi kaynağa ağırlık verildiğine de bağlı: mahkeme konuşmaları ve yazıtlar yurttaşların iç dünyasını, maden kalıntıları ve mezar taşları ise yurttaş olmayanların izlerini gösteriyor. Tartışma, bugün de sürüyor: dışlanma demokrasinin bir kusuru muydu, yoksa onun koşulu mu?

Derine İn

Atina demokrasisi, yalnızca Atina'nın içindeki insanları değil, dışındaki insanları da etkiledi. MÖ 478'den sonra Atina, Perslere karşı kurulan bir deniz birliğinin önderi oldu. Birliğe katılan Ege şehirleri, başlangıçta gemi ya da para katkısı veriyordu. Zamanla Atina, bu katkıları zorunlu bir vergiye dönüştürdü, birlikten ayrılmak isteyen şehirleri zorla geri getirdi ve birliğin hazinesini Atina'ya taşıdı. Bu vergiler, Atina'nın donanmasını besledi, kamu yapılarının yapımına katkı sağladı ve yurttaşlara ödenen ücretlerin kaynaklarından biri oldu. Böylece Atina, içeride demokrasi, dışarıda bir imparatorluk olarak yaşadı. Müttefik şehirlerin halkları, Atina'nın kararlarından etkileniyor, ama o kararlara katılamıyordu.

Donanma, Atina demokrasisinin iç dengesini de değiştirdi. Atina savaş gemilerinin kürekçileri, çoğunlukla yurttaşların en yoksul kesiminden geliyordu. Bu yoksul yurttaşlar, şehrin gücünün doğrudan taşıyıcıları hâline geldikçe, siyasi ağırlıkları da arttı. Demokrasiyi eleştiren bazı antik yazarlar, Atina'da yoksulların sözünün geçmesini, onların donanmadaki rolüne bağlıyordu. Bu açıklama, bir önceki bölümde gördüğümüz hoplit ile siyasi katılım arasındaki ilişki tartışmasını hatırlatır; burada kalkanın yerini kürek almıştır.

Metoikosların hayatı da, Atina'nın kapısının ne kadar dar olduğunu gösterir. Pire limanında kalkan atölyesi işleten Kephalos'un ailesi, bunun en bilinen örneğidir. Aile, otuz yılı aşkın bir süre Atina'da yaşadı, vergisini ödedi, şehrin savaşlarına katkı verdi; ama yurttaş olamadı. MÖ 404'teki oligarşik darbede, ailenin zenginliği onu hedef hâline getirdi ve oğullarından biri öldürüldü. Bunu, ailenin öbür oğlu, hatip Lysias, kardeşinin ölümünden sorumlu tuttuğu kişiye karşı yazdığı bir mahkeme konuşmasında anlatır. Lysias, Atina'nın en ünlü hatiplerinden biri oldu; başkaları için yazdığı konuşmalar mahkemelerde okundu. Ama kendisi, bir yurttaş olmadığı için, yurttaşların meclisinde oy veremedi. Metoikoslar, Atina'nın refahının içindeydi, ama onun korumasının tam olarak içinde değildi. Kephalos'un ailesinin Pire'deki evi, sonraki kuşakta filozof Platon'un en ünlü diyaloglarından birinin, adalet üzerine yazdığı Devlet'in geçtiği yer olarak da anıldı; adaletin ne olduğu sorusu, yurttaş olmayan bir ailenin evinde tartışılıyordu.

Atina demokrasisi, iki kez kısa süreli oligarşik darbelerle kesintiye uğradı: MÖ 411'de ve MÖ 404'te, Peloponnesos Savaşı'nın yenilgisinden sonra. Her iki seferde de demokrasi kısa sürede yeniden kuruldu. MÖ 399'da, yeniden kurulan demokrasinin bir halk mahkemesi, filozof Sokrates'i gençleri yoldan çıkarmak ve şehrin tanrılarına saygısızlıkla suçlayarak ölüme mahkûm etti. Bu dava, sonraki yüzyıllarda demokrasiye yöneltilen en ağır eleştirilerden birinin kaynağı oldu: çoğunluğun kararı her zaman adil midir?

Atina demokrasisi, MÖ 322'de, Makedonya'nın Atina'ya bir oligarşi dayatmasıyla sona erdi. Yurttaşlık, belirli bir mülke sahip olma koşuluna bağlandı ve yoksul yurttaşların önemli bir bölümü siyasi haklarını yitirdi. Böylece Atina demokrasisinin sonu da, onun yaşamı gibi, kimin yurttaş sayılacağı sorusu etrafında belirlendi. Yaklaşık iki yüzyıl süren bu deney, sonraki çağlarda uzun süre bir uyarı olarak anıldı; demokrasinin yeniden bir örnek olarak görülmesi, ancak on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda başladı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Thucydides, The History of the Peloponnesian War, çev. Richard Crawley (Londra: Longmans, Green, 1874).
  • Aristoteles, The Athenian Constitution, çev. Frederic G. Kenyon, Project Gutenberg.
  • M. I. Finley, Democracy Ancient and Modern (New Brunswick: Rutgers University Press, 1973).
  • Nicole Loraux, Les enfants d'Athéna: idées athéniennes sur la citoyenneté et la division des sexes (Paris: Maspero, 1981).
  • Ellen Meiksins Wood, Peasant-Citizen and Slave: The Foundations of Athenian Democracy (Londra: Verso, 1988).
  • Josiah Ober, Mass and Elite in Democratic Athens (Princeton: Princeton University Press, 1989).

Arşiv ve kaynak

Atinalıların Devleti, uzun süre kayıp sayıldı; metnin büyük bölümü, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Mısır'da bulunan bir papirüs üzerinden yayımlandı. Kenyon'un İngilizce çevirisi ve Thukydides'in Crawley çevirisi Project Gutenberg'de okunabiliyor. Atina agorasında bulunan oy çömlekleri, agora kazılarının yayınlarında ve Agora Müzesi'nde inceleniyor.

Açık sorular

  • MÖ beşinci ve dördüncü yüzyıllarda Atina'daki kölelerin ve metoikosların sayısı ne kadardı?
  • Perikles'in yurttaşlık yasası hangi amaçla çıkarıldı ve ne kadar sıkı uygulandı?
  • Kadınlar, resmî siyasi haklardan yoksun oldukları hâlde, aile, din ve komşuluk ilişkileri aracılığıyla kamusal kararları ne ölçüde etkileyebiliyordu?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Atina'da görevlilerin çoğunun rastgele çekilişle belirlenmesine ne ad verilir? A) Ostrakismos B) Kura C) Ekklesia D) Syssition
  2. (Hedef 1) Ostrakismos uygulamasında en çok oy alan kişiye ne olurdu? A) Ölüme mahkûm edilirdi B) Köle olarak satılırdı C) On yıl süreyle şehirden uzaklaştırılırdı D) Komutan seçilirdi
  3. (Hedef 2) MÖ 451 ile 450 arasında Perikles'in önerisiyle çıkarılan yasa neyi belirledi? A) Kadınlara oy hakkı verilmesini B) Kölelerin özgür bırakılmasını C) Yalnızca anası ve babası yurttaş olanların yurttaşlığa kabul edilmesini D) Metoikosların toprak satın alabilmesini
  4. (Hedef 2) Metoikoslar hakkında hangisi doğrudur? A) Mecliste oy verebiliyorlardı B) Özgürdüler ama yurttaş değildiler ve özel bir vergi ödüyorlardı C) Hepsi köleydi D) Kurayla kurula girebiliyorlardı
  5. (Hedef 3) Perikles'in cenaze konuşmasında kadınlara verdiği öğüt nedir? A) Mecliste konuşmaları B) Erkekler arasında adlarının en az anılması C) Donanmada görev almaları D) Kendi mülklerini yönetmeleri

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Atina demokrasisi, yurttaşlar arasında olağanüstü bir katılım ile yurttaş olmayanlara karşı kesin bir dışlanmayı bir arada taşıyordu. Perikles'in cenaze konuşmasından, Perikles'in yurttaşlık yasasından ve yurttaşlık sınavından yararlanarak bu iki yüzü açıkla. Ardından, Finley'in ve Wood'un köleliğin demokrasideki rolü hakkındaki görüşlerini karşılaştır ve hangisini daha ikna edici bulduğunu gerekçeleriyle tartış.

Cevaplar

  1. B — Görevlilerin çoğu kurayla belirlenirdi.
  2. C — En çok oy alan kişi on yıl süreyle şehirden uzaklaştırılırdı.
  3. C — Yasa, yalnızca anası ve babası yurttaş olanların yurttaşlığa kabul edilmesini öngördü.
  4. B — Metoikoslar özgürdü, ama yurttaş değildi ve özel bir vergi ödüyordu.
  5. B — Perikles, en büyük şanın erkekler arasında adı en az anılan kadına ait olacağını söyler.

Güçlü bir cevap, Perikles'in konuşmasında yoksulluğun kamu hizmetine engel olmadığı vurgusunu ve aynı konuşmanın kadınlara sessizlik öğütleyen sonunu karşılaştırır. Yurttaşlık yasasının kapıyı daralttığını, yurttaşlık sınavının özgür ile köle arasındaki sınırı keskin biçimde çizdiğini gösterir. Finley'in refahın köleliğe dayandığı görüşünü ve Wood'un köylü yurttaşları öne çıkaran görüşünü, Laurion madenleri ve yurttaşların çoğunun kendi işini yapan insanlar olması gibi kanıtlarla tartar ve kendi değerlendirmesini gerekçelendirir.

Sonraki bölüme köprü

Atina meclisi her toplantısını bir kurbanla açıyordu; yurttaşlığın sınırları, siyaset kadar din tarafından da çiziliyordu. Ama Yunanlılar yalnızca kendi şehirlerinin tanrılarına tapmıyordu. Birbiriyle savaşan polisler, dört yılda bir, bir ateşkes ilan ederek Zeus'un kutsal alanında buluşuyor, kazanana yalnızca bir zeytin çelengi veren yarışmaları izliyordu. Sonraki bölüm bu buluşmayı soruyor: Olimpiyat oyunları neden bu kadar önemliydi ve kutsal kitabı olmayan bir dinin içinde nasıl bir yer tutuyordu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bir köy meydanında toplanmış erkekler; ortada bir genç; iki oy sorusu ekranda beliriyor.
  • 1:20–3:15 Bağlam: Pnyks tepesinde toplanan meclis; kurayla beş yüz kişilik kurulun oluşması.
  • 3:15–5:30 Gelişme: bir kura makinesinden düşen renkli bilyeler; ardından üzerinde isim kazınmış çömlek parçaları.
  • 5:30–7:50 Dönüş noktası: Attika nüfusu bir daire olarak; yurttaş dilimi küçük, kadınlar, yabancılar ve köleler büyük dilimler.
  • 7:50–9:40 Kapanış: meclisin kapısı; içerideki kalabalık ve dışarıda bekleyen silüetler.

Kişiler yüzsüz silüet; madenlerdeki köle emeği ağır ayrıntı gösterilmeden, karanlık dehlizde yanan kandillerle ima edilir.