Öğrenme hedefleri
- Hitit krallığının çöküşünden sonra Orta Anadolu'da yükselen Frig krallığını, başkenti Gordion ve kültürüyle tanıyabileceksin.
- Kral Midas hakkındaki efsaneleri, Yunan, Asur ve Frig kaynaklarından gelen tarihsel bilgilerle karşılaştırabileceksin.
- Gordion düğümü öyküsünü birincil kaynaktan okuyarak, efsanenin tarih yazımında nasıl kullanıldığını tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — altına dönüşen her şey
Antik Yunan ve Roma'nın en çok anlatılan öykülerinden birinde, Frig kralı Midas, bir tanrıdan bir dilek hakkı kazanır ve dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini ister. Dileği kabul edilir. Ama sevinci kısa sürer: dokunduğu ekmek, içtiği su da altına dönüşür. Aç ve susuz kalan kral, tanrıdan bu armağanı geri almasını yalvararak ister. Roma şairi Ovidius'un anlattığı bir başka öyküde ise, Midas bir müzik yarışmasında yanlış taraf tuttuğu için tanrı Apollon tarafından eşek kulaklarıyla cezalandırılır.
Bu öyküler, Midas'ı açgözlülüğün ve akılsızlığın simgesi yaptı. «Midas'ın dokunuşu» deyimi, bugün de pek çok dilde kullanılıyor. Ama Midas yalnızca bir masal kahramanı değildi. Gerçek bir kraldı; Asur kralları ona mektup yazdı, Yunan tapınaklarına armağanlar gönderdi ve arkasında, Orta Anadolu'nun ortasında görkemli bir başkent bıraktı. Bu bölüm, bu gerçek kralı ve onun halkını, Frigleri soruyor: efsanenin arkasında nasıl bir krallık vardı?
Bağlam — Hititlerden sonra
Önceki bölümde gördüğümüz gibi, Tunç Çağı'nın kapanışında Hitit krallığı dağıldı; ardından gelen yüzyıllar, Orta Anadolu için belgelerin azaldığı, karanlıkta kalan bir dönemdir. Bu dönemde, bölgeye yeni bir halk yerleşti ve zamanla egemen oldu: Frigler.
Yunan tarihçi Herodotos, Friglerin eskiden Makedonya'da yaşadığını ve oradan Anadolu'ya geçtiğini anlatır. Bu anlatının ne kadar doğru olduğu tartışmalıdır; ama Frigce, Yunancaya ve Balkanlar'daki bazı eski dillere yakın bir Hint-Avrupa dilidir. Bu da, Friglerin ya da onların dilini getiren toplulukların, Balkanlar'dan Anadolu'ya geçmiş olabileceğini düşündürüyor.
Frigler, MÖ dokuzuncu ve sekizinci yüzyıllarda, Sakarya nehrinin kıyısında, bugünkü Ankara'nın batısındaki Gordion'u başkent yaparak güçlü bir krallık kurdu. Krallık, Orta Anadolu'nun büyük bölümüne yayıldı. Gordion'un surları, anıtsal kapısı ve büyük salonlu yapıları, bu krallığın zenginliğini gösterir. Şehrin kale bölümünde, geniş bir avlunun çevresine dizilmiş, büyük ocaklı salonlar vardı; bazılarının zeminleri, renkli çakıl taşlarıyla döşenmiş, geometrik desenli mozaiklerle süslenmişti. Bu çakıl mozaikler, bilinen en eski döşeme mozaiklerinden biri sayılır. Kalenin bir bölümünde ise, uzun sıralar hâlinde dizilmiş, dokuma tezgâhlarının ağırlıklarıyla ve öğütme taşlarıyla dolu işlikler bulundu; buralarda yüzlerce insanın saray için kumaş dokuyup tahıl öğüttüğü anlaşılıyor.
Gelişme — gerçek Midas
Midas'ın gerçek bir kişi olduğunu gösteren en güçlü kanıtlardan biri, Asur'dan gelir. Asur kralı II. Sargon'un, MÖ sekizinci yüzyılın sonlarına ait yazıtlarında ve yazışmalarında, «Muşki ülkesinin kralı Mita» adlı bir hükümdardan söz edilir. Sargon, bir mektubunda, Mita'nın elçiler göndererek Asur'la iyi ilişkiler kurmak istediğini sevinçle anlatır.
Yunan kaynakları da Midas'ı gerçek bir kral olarak anar ve onu, Gordion'un kurucusu sayılan Gordios'un oğlu olarak tanıtır. Frig krallarının adları, Gordios ve Midas, kuşaktan kuşağa tekrar ediliyordu; bu yüzden antik kaynaklarda birden fazla Midas ve Gordios bulunur ve hangisinin kim olduğu her zaman açık değildir. Herodotos, Midas'ın, Delfi'deki Apollon tapınağına, üzerinde oturup yargı dağıttığı kral tahtını armağan ettiğini ve bu tahtın hâlâ orada görülebildiğini yazar. Herodotos'a göre Midas, Delfi'ye armağan gönderen ilk yabancı krallardan biriydi. Bu, Frig krallığının Ege dünyasıyla da yakın ilişkiler içinde olduğunu gösteriyor.
Midas'ın sonu, antik yazarlara göre trajikti. Karadeniz'in kuzeyinden gelen atlı savaşçılar, Kimmerler, MÖ yedinci yüzyılın başlarında Anadolu'ya girdi ve Frig krallığını yıktı.
Sonraki Yunan yazarları, Midas'ın bu felaket karşısında kendi canına kıydığını anlatır; bazı anlatılara göre boğa kanı içerek. Bu anlatının tarihsel doğruluğu belirsizdir; ama Midas'ın saltanatının Kimmer akınlarıyla sona erdiği genel olarak kabul edilir.
Dönüş noktası — Gordion'un tümülüsleri
Gordion'un çevresinde, düzlükten yükselen yüzlerce toprak tepe vardır. Bunlar, Frig soylularının ve krallarının mezarlarıdır.
Bu tümülüslerin en büyüğü, yaklaşık elli metre yüksekliğindedir ve yerel halk arasında uzun süre «Midas'ın mezarı» olarak bilindi. 1957'de, Amerikalı arkeolog Rodney Young'ın yönettiği kazıda, tümülüsün içinde, ardıç ve çam kütüklerinden yapılmış, bozulmadan kalmış bir mezar odası bulundu. Odanın içinde, yaşlı bir adamın iskeleti, ahşap mobilyalar, tunç kaplar ve kumaş kalıntıları vardı.
«Bir kemikten yaş nasıl bulunur?» bölümünde gördüğümüz gibi, ağaç halkalarına dayanan tarihlendirme, bu mezarın Midas'tan önceye, büyük olasılıkla onun babasına ya da bir önceki krala ait olduğunu gösterdi. Ama mezar, yine de Frig krallığının zenginliğini ve ustalığını gösteren eşsiz bir buluntuydu. Mezar odasındaki kaplarda kalan izlerin kimyasal analizi, cenaze şöleninde üzüm şarabı, arpa birası ve bal şarabından oluşan karışık bir içecek içildiğini ortaya koydu.
Bu sonuç, arkeolojinin bir mezardan yalnızca eşyaları değil, bir törenin kendisini de yeniden kurabileceğini gösteriyor. Mezar odasına kapatılmadan önce, kralın cenazesinde yüzlerce kişinin bir araya geldiği, yenip içildiği ve kapların sonra ölüyle birlikte mezara konduğu anlaşılıyor.
Yaygın yanlış«Midas, yalnızca Yunan mitolojisinde yaşamış hayali bir kraldır» diye düşünülür.
Oysa Asur yazıtları, Herodotos'un anlatısı ve Frig yazıtları, Midas adında gerçek bir Frig kralının MÖ sekizinci yüzyılın sonlarında hüküm sürdüğünü gösteriyor. Altın dokunuş ve eşek kulakları gibi öyküler ise, onun zenginliğinin ve ününün Yunan hayal gücünde aldığı biçimlerdir.
Cevap — efsane ve tarih
Öyleyse Midas efsanesinin arkasında ne vardı? Gerçek bir kral, gerçek bir zenginlik ve güçlü bir krallık. Frigler, Hitit krallığının çöküşünden sonra Orta Anadolu'da, kendi dilleri, alfabeleri, tanrıları ve sanatlarıyla yeni bir güç kurdular. Zenginlikleri, Yunanların dikkatini çekti; Delfi'ye gönderilen armağanlar, bu zenginliğin Ege'de de bilinmesini sağladı.
Midas'ın altın dokunuşu, belki de bu zenginliğin Yunan gözünde aldığı biçimdi: uzaklardan gelen, masalsı derecede zengin bir kralın öyküsü. Eşek kulakları öyküsü ise, Yunan dünyasının, zengin ama «barbar» bir kralı küçümseme isteğini yansıtıyor olabilir. Efsaneler, tarihsel bir gerçeği çoğu zaman dönüştürerek saklar.
Gordion düğümünün öyküsü de böyledir. Arrianos'a göre, Frigler, iç çekişmelerle sarsıldıkları bir dönemde, kehanete uyarak bir arabayla gelen genç Midas'ı kral seçmişti. Midas, babası Gordios'un arabasını tanrıya adamış, arabanın boyunduruğunu bağlayan karmaşık düğüm de efsaneleşmişti: onu çözen, Asya'nın hükümdarı olacaktı. Büyük İskender, MÖ 333'te Gordion'a geldiğinde düğümü «çözdü». Ama nasıl? Bir anlatıya göre kılıcıyla kesti; İskender'in seferine katılan Aristobulos'a göre ise, arabanın okundaki tahta çiviyi çıkararak düğümü gevşetti. Arrianos, iki anlatıyı da aktarır ve hangisinin doğru olduğunu bilmediğini açıkça söyler. Böylece, bir Frig kuruluş efsanesi, yüzyıllar sonra, bir Makedon kralının dünya hâkimiyeti iddiasının simgesine dönüştü.
Bugünle bağ — Midas'ın dokunuşu
«Midas'ın dokunuşu» deyimi, bugün her şeyi başarıya ve paraya dönüştüren bir yeteneği anlatmak için övgüyle kullanılıyor. Oysa özgün öyküde bu dokunuş, bir lanetti: altına dönüşen yemek, insanı aç bırakıyordu. Bir efsanenin anlamı, yüzyıllar içinde tersine dönebilir. Tarihçi, bir efsaneyi okurken, onu anlatan her toplumun kendi kaygılarını ve değerlerini de okur.
Birincil kaynak
Roma döneminde yaşamış Yunan tarihçi Arrianos, Büyük İskender'in MÖ 333'te Gordion'a gelişini anlatırken, Midas'ın krallığının kuruluşuna ve Gordion düğümüne dair yerel öyküyü aktarır:
At this time the Phrygians were harassed by civil discord, and consulting the oracle, they were told that a wagon would bring them a king, who would put an end to their discord. […] They therefore appointed Midas king; and he, putting an end to their discord, dedicated his father's wagon in the citadel as a thank-offering to Zeus the king […]. In addition to this the following report was current concerning the wagon, that whosoever could loosen the cord with which the yoke of the wagon was tied, was destined to be the ruler of Asia. […] How Alexander performed the feat in connection with this cord, I cannot affirm with confidence.
Türkçesi: O sırada Frigler iç çekişmelerle sarsılıyordu; kehanete başvurduklarında, onlara bir arabanın bir kral getireceği, bu kralın da çekişmelerine son vereceği söylendi. […] Böylece Midas'ı kral yaptılar; o da çekişmelere son vererek, babasının arabasını, kartalı gönderdiği için Kral Zeus'a şükran armağanı olarak kaleye adadı […]. Buna ek olarak, arabanın boyunduruğunu bağlayan ipi çözebilen kişinin Asya'nın hükümdarı olacağına dair bir söylenti de dolaşıyordu. […] İskender'in bu ip konusundaki işi nasıl başardığını, güvenle söyleyemem.
Kaynak: Arrianos, İskender'in Seferi, II.3; E. J. Chinnock'un İngilizce çevirisi (Londra: Hodder and Stoughton, 1884), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Arrianos'a göre Frigler neden bir kral arıyordu ve Midas nasıl kral oldu? Bu öykü, Frig krallığının kuruluşu hakkında ne anlatmak istiyor olabilir?
- Gordion düğümüne dair söylenti, Büyük İskender'in seferi için neden önemliydi?
- Arrianos, İskender'in düğümü nasıl çözdüğünü «güvenle söyleyemem» diyor. Bu dürüstlük, onun bir tarihçi olarak kaynaklarını nasıl kullandığı hakkında ne söylüyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Rodney Young (1981) — Gordion'daki uzun kazılarını ve büyük tümülüsün açılışını yayımlayarak, Frig krallığının zenginliğini ve ustalığını arkeolojik kanıtlarla ortaya koydu; başlangıçta büyük tümülüsü Midas'a bağlamaya yakındı.
- Lynn Roller (1999) — Frig tanrıçası Matar'ın kültünü inceleyerek, onun sonradan Yunan ve Roma dünyasında Kybele olarak nasıl dönüştüğünü gösterdi; Frig dinini, Yunan anlatılarından bağımsız olarak kendi kanıtları üzerinden okumaya çalıştı.
- Patrick McGovern (1999) — Büyük tümülüsteki kaplarda kalan izleri kimyasal olarak analiz ederek, bir Frig cenaze şöleninin menüsünü yeniden kurdu; arkeolojinin, bilimsel yöntemlerle gündelik hayatın ayrıntılarına nasıl ulaşabildiğini gösterdi.
- C. Brian Rose ve Gareth Darbyshire (2011) — Gordion'daki yeni tarihlendirme çalışmalarını derleyerek, şehrin büyük yıkım katmanının eskiden sanıldığı gibi Kimmer akınlarına değil, yaklaşık bir yüzyıl önceki bir yangına ait olduğunu ve Frig kronolojisinin yeniden yazılması gerektiğini ortaya koydu.
Bu tartışma, bir efsanenin arkeolojiyi nasıl yönlendirebileceğini gösteriyor. Büyük tümülüsün uzun süre «Midas'ın mezarı» olarak anılması, Midas efsanesinin gücünden kaynaklanıyordu. Yeni tarihlendirme yöntemleri, bu bağlantıyı kopardı ve Frig tarihinin zaman çizelgesini yeniden düzenledi. Roller ve McGovern ise, dikkati kralların adlarından Frig toplumunun inançlarına ve gündelik hayatına kaydırdı. Yeni kronolojinin sonuçları hâlâ tartışılıyor; ama Gordion'un tarihinin artık Midas efsanesinden bağımsız olarak kurulması gerektiği konusunda genel bir uzlaşma var. Tartışma, bir halkın tarihini yazarken, başkalarının anlattığı efsanelerden çok, o halkın kendi bıraktığı izlere bakmanın önemini hatırlatıyor.
Derine İn
Frig sanatı, özellikle ahşap işçiliği ve dokumacılıkla ünlüydü. Büyük tümülüste bulunan ahşap mobilyalar, ince kakma süslemeleriyle dikkat çeker. Bu mobilyalar, binlerce yıl boyunca kapalı bir mezar odasında korunarak günümüze ulaşan, antik dünyanın en iyi korunmuş ahşap eşyaları arasındadır. Frig kumaşları ve nakışları da antik dünyada ün yapmıştı; Latincede nakış işleyen ustalar için «Frig işi» anlamına gelen bir sözcük kullanıldığı anlatılır.
Friglerin en etkileyici anıtlarından biri, Eskişehir'in güneyindeki dağlık bölgede, Midas Şehri olarak bilinen yerdedir. Burada, dev bir kaya yüzeyine oyulmuş, bir yapı cephesini andıran bir anıt vardır. Anıtın üzerindeki Frigce yazıtta, Midas'ın adı ve unvanları geçer. Anıtın, tanrıça Matar'a adandığı ve tören sırasında kapı nişine tanrıçanın heykelinin konduğu düşünülüyor. Anıtın ne zaman yapıldığı ve yazıttaki Midas'ın, Asur kaynaklarındaki kralla aynı kişi olup olmadığı tartışmalıdır; bazı araştırmacılar, anıtın daha sonraki bir döneme ait olduğunu ve Midas adının burada eski, saygın bir kralın anısına anıldığını düşünüyor. Bölgede, benzer kaya anıtları, kaya mezarları ve kale kalıntıları bulunur.
Friglerin müziği de antik dünyada ünlüydü. Yunanlılar, bazı müzik kiplerini ve çalgıları, özellikle çift kamışlı üflemeli çalgıları, Frigya'yla ilişkilendirirdi; «Frig kipi» adı bugün de müzik kuramında kullanılır. Midas'ın bir müzik yarışmasında hakemlik yaptığı efsane, belki de Friglerin müzikle bu yakın ilişkisinin bir yansımasıdır.
Frig alfabesi de ilgi çekicidir. Bu alfabe, Fenike alfabesinden türemiştir ve Yunan alfabesine çok benzer. Frig ve Yunan alfabelerinin, ortak bir kaynaktan mı geliştiği, yoksa birinin öbürünü mü etkilediği tartışmalıdır. Gordion'da bulunan en eski Frig yazıtlarından bazıları, Yunanistan'daki en eski Yunanca yazıtlarla aynı döneme aittir. Bu, alfabenin Ege'ye ve Anadolu'ya yayılmasında Friglerin de bir rol oynamış olabileceğini düşündürüyor.
Frig kültürü, siyasi güç olarak sona erdikten sonra da uzun süre yaşadı. Frigce, Roma döneminde, özellikle mezar yazıtlarında kullanılmaya devam etti; bu yazıtların bir kısmı, mezara zarar verenlere yönelik lanet formülleri içerir. Matar'ın kültü ise Kybele adıyla Yunan dünyasına, oradan da Roma'ya ulaştı; MÖ 204'te, Roma, İkinci Pön Savaşı sırasında bir kehanet üzerine tanrıçanın kutsal taşını Anadolu'dan getirterek şehre yerleştirdi.
Gordion'un tarihi, Midas'tan sonra da sürdü. Kimmer akınlarından sonra, şehir Lidya'nın, ardından Pers İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Büyük İskender, MÖ 333'te buraya geldiğinde, Gordion hâlâ bir kale ve bir efsanenin taşıyıcısıydı. İskender'in Gordion düğümünü kesip kesmediği bilinmiyor; ama öykü, onun Asya'ya egemen olma hedefinin simgesi hâline geldi.
Son olarak, Gordion'daki kazılar bugün de sürüyor. Pennsylvania Üniversitesi Müzesi, 1950'den bu yana, kısa aralarla, Gordion'da kazı ve koruma çalışmaları yürütüyor. Bu çalışmalar, şehrin surlarını, yapılarını ve çevresindeki tümülüsleri korumanın yanında, Frig toplumunun ekonomisini, tarımını ve çevresini de inceliyor. UNESCO, Gordion'u 2023'te koruma altındaki dünya mirası alanları arasına kattı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Arrianos, The Anabasis of Alexander, çev. E. J. Chinnock (Londra: Hodder and Stoughton, 1884).
- Herodotos, The History of Herodotus, çev. G. C. Macaulay, 2 cilt (Londra: Macmillan, 1890).
- Rodney S. Young, Three Great Early Tumuli (Philadelphia: University Museum, 1981).
- Lynn E. Roller, In Search of God the Mother: The Cult of Anatolian Cybele (Berkeley: University of California Press, 1999).
- Patrick E. McGovern ve arkadaşları, «A Funerary Feast Fit for King Midas», Nature 402 (1999).
- C. Brian Rose ve Gareth Darbyshire (ed.), The New Chronology of Iron Age Gordion (Philadelphia: Penn Museum, 2011).
Arşiv ve kaynak
Gordion buluntuları bugün iki yerde görülebiliyor: başkentteki büyük arkeoloji müzesinde ve ören yerinin yanındaki kazı müzesinde. Büyük tümülüsün mezar odasına, sonradan açılmış bir tünelden girilerek bakılabiliyor. Arrianos'un 1884 tarihli Chinnock çevirisi, Gutenberg arşivinden ücretsiz indirilebiliyor.
Açık sorular
- Asur kaynaklarındaki Muşkiler ile Frigler aynı halk mıydı?
- Frig alfabesi ile Yunan alfabesi arasındaki ilişki nasıldı?
- Midas'ın ölümü ve Frig krallığının sonu hakkındaki antik anlatıların ne kadarı tarihsel gerçeğe dayanıyor?
Mini sınav
- (Hedef 1) Frig krallığının başkenti neresiydi? A) Hattuşa B) Sardes C) Gordion D) Kaniş
- (Hedef 2) Midas'ın gerçek bir kral olduğunu gösteren kanıtlardan biri hangisidir? A) Ovidius'un eşek kulakları öyküsü B) Asur kralı II. Sargon'un yazıtlarında «Muşki kralı Mita»dan söz edilmesi C) Altın dokunuş öyküsü D) Büyük tümülüsün Midas'a ait olduğunun kesin olarak kanıtlanması
- (Hedef 1) Friglerin en önemli tanrıçası Matar, Yunan ve Roma dünyasında hangi adla benimsendi? A) Athena B) Hera C) Kybele D) Artemis
- (Hedef 3) Arrianos'a göre Gordion düğümüne dair söylenti neydi? A) Düğümü çözenin Asya'nın hükümdarı olacağı B) Düğümü çözenin ölümsüz olacağı C) Düğümü çözenin Midas'ın mezarını bulacağı D) Düğümü çözenin altın dokunuş kazanacağı
- (Hedef 2) Gordion'daki büyük tümülüsün tarihlendirilmesi neyi gösterdi? A) Mezarın Midas'a ait olduğunu B) Mezarın Roma dönemine ait olduğunu C) Mezarın Midas'tan önceki bir krala ait olabileceğini D) Mezarın hiç kullanılmadığını
Açık uçlu soru
(Hedef 2) Midas hakkındaki bilgileri, efsaneler (altın dokunuş, eşek kulakları, Gordion düğümü), yazılı tarihsel kaynaklar (Asur yazıtları, Herodotos) ve arkeolojik buluntular (Gordion tümülüsleri, Midas Şehri) olarak üç grupta değerlendir. Her grubun Midas hakkında ne söylediğini ve neyi söyleyemediğini açıkla. Ardından efsanelerin, tarihsel bir kralın ününü nasıl dönüştürdüğünü gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- C — Frig krallığının başkenti Gordion'du.
- B — Asur yazıtlarındaki «Muşki kralı Mita», Midas'ın gerçek bir kral olduğunu gösteren kanıtlardan biridir.
- C — Matar, Yunan ve Roma dünyasında Kybele adıyla benimsendi.
- A — Söylentiye göre düğümü çözen Asya'nın hükümdarı olacaktı.
- C — Tarihlendirme, mezarın Midas'tan önceki bir krala ait olabileceğini gösterdi.
Güçlü bir cevap, efsanelerin Midas'ın zenginliğini ve ününü Yunan hayal gücünde dönüştürdüğünü; Asur yazıtlarının ve Herodotos'un onun gerçek bir kral olduğunu ve uluslararası ilişkiler kurduğunu gösterdiğini; arkeolojik buluntuların ise Frig krallığının zenginliğini ve kültürünü ortaya koyduğunu, ama Midas'ın kişisel hayatı hakkında sınırlı bilgi verdiğini belirtir. Efsanelerin, gerçek bir kralın zenginliğini hem abartarak hem de küçümseyerek aktardığını tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Asur kralı II. Sargon, batıdaki Frig kralı Mita ile dostluk kurmaya çalışırken, kuzeydeki başka bir krallıkla yıllardır süren bir savaşın içindeydi. Van Gölü çevresindeki sarp dağlarda kurulan bu krallık, kayalıkların üzerine kaleler dikmiş, dağlardan kanallarla su getirmiş ve Asur'u defalarca zorlamıştı. Sargon bile, onun bir şehrindeki bahçeleri anlatırken hayranlığını gizleyemedi. Sonraki bölüm, bu krallığı soruyor: Urartular kimdi ve dağların arasında nasıl bir devlet kurdular?