İçeriğe geç

Bölüm DT-103.09 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Kadeş Savaşı ve ilk barış antlaşması

DT-103 Antik Mısır

2.709 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 1350–MÖ 1245
Bölge
Mısır
Kişiler
II. Ramses · II. Muvatalli · III. Hattuşili · Urhi-Teşup · Puduhepa · Nefertari · I. Şuppiluliuma · I. Seti · James Henry Breasted · Mario Liverani · Elmar Edel · Amanda Podany
Yerler
Kadeş · Asi Nehri · Hattuşa · Karnak · Amurru
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Mısır ile Hitit İmparatorluğu arasındaki rekabetin, Amarna döneminden Kadeş Savaşı'na nasıl geliştiğini açıklayabileceksin.
  • Kadeş'ten barışa giden yolu, iki sarayın iç sorunları ve Asur'un yükselişi gibi etkenlerle birlikte değerlendirebileceksin.
  • Mısır–Hitit antlaşmasının maddelerini birincil kaynaktan okuyarak, özellikle iade ve af hükümlerinin ne işe yaradığını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — gümüş bir levha

II. Ramses'in hükümdarlığının yirmi birinci yılında, yaklaşık MÖ 1259'da, Mısır sarayına Hitit ülkesinden elçiler geldi. Yanlarında gümüşten yapılmış bir levha getirmişlerdi. Levhanın ortasında, Hitit fırtına tanrısının kralı kucakladığını gösteren bir mühür baskısı vardı. Levhanın yüzeyine ise, iki büyük kralın, Mısır kralı II. Ramses ile Hitit kralı III. Hattuşili'nin arasındaki barışın maddeleri yazılıydı.

Bu gümüş levha bugün yok. Belki eritildi, belki bir hazinede kayboldu. Ama Mısırlı kâtipler onun metnini, Teb'deki Karnak tapınağının duvarına kazıdılar ve başına şu notu düştüler: «Hitit büyük reisinin elçileri aracılığıyla Firavun'a getirttiği gümüş levhanın kopyası». Aynı antlaşmanın Hitit nüshası ise, yirminci yüzyılın başında Hitit başkenti Hattuşa'da, kil tabletler üzerinde bulundu.

«Tarihçi Gibi Düşünmek» kursunda, Kadeş Savaşı'nın iki taraf tarafından nasıl farklı anlatıldığını incelemiştik. Bu bölümde başka bir soruya bakıyoruz: yıllarca savaşan iki imparatorluk, nasıl oldu da oturup bir barış metni yazdı ve bu metin neyi güvence altına almak istiyordu?

Bağlam — Amarna'dan Kadeş'e

Mısır ile Hititler arasındaki rekabet, Akhenaton döneminde başladı. Hitit kralı I. Şuppiluliuma, Anadolu'dan güneye inerek Suriye'nin kuzeyindeki şehir krallıklarını birer birer kendine bağladı. Amarna mektuplarında, Mısır'a bağlı Suriyeli yöneticiler bu ilerlemeden yakınıyordu.

Bu dönemden kalan tuhaf bir öykü, iki sarayın ne kadar iç içe olduğunu gösterir. Şuppiluliuma'nın oğlunun yazdırdığı bir Hitit metnine göre, kocası ölen bir Mısır kraliçesi, Hitit kralına mektup yazarak ondan bir oğlunu kendisiyle evlenmesi ve Mısır kralı olması için göndermesini istemişti. Şuppiluliuma önce kuşkulandı, sonra oğullarından birini yola çıkardı. Ama prens, Mısır'a varamadan yolda öldürüldü. Bu kraliçenin kim olduğu hâlâ tartışılıyor; ama öykü, iki güç arasındaki güvensizliği ve düşmanlığı derinleştirdi.

Sonraki kuşakta, On Dokuzuncu Hanedan'ın kralları, Suriye'yi yeniden ele geçirmeye çalıştı. I. Seti, Kadeş'e kadar ilerledi ve şehri kısa bir süre için ele geçirdi. Oğlu II. Ramses, babasının işini tamamlamak istiyordu. Genç kral, hükümdarlığının ilk yıllarında Suriye kıyılarına bir sefer düzenledi ve Hitit etkisindeki Amurru krallığını yeniden Mısır'a bağladı. Bu, Hititler için kabul edilemez bir meydan okumaydı; Muvatalli, büyük bir karşı saldırı hazırlığına girişti. Kadeş, iki gücün de vazgeçemeyeceği bir sınır noktası hâline gelmişti.

Gelişme — Kadeş'te savaş arabaları

MÖ 1274 civarında, Ramses büyük bir orduyla kuzeye yürüdü. Ordusu, adlarını tanrılardan alan dört tümene ayrılmıştı: Amon, Ra, Ptah ve Set. Karşısında, Hitit kralı II. Muvatalli, Anadolu ve Suriye'deki müttefiklerinden topladığı büyük bir orduyla bekliyordu. Savaş, Asi Nehri kıyısında, Kadeş şehrinin önünde yapıldı.

Kadeş, bilinen en büyük savaş arabası çarpışmalarından biriydi. Mısır kabartmaları, iki tarafın arabalarını farklı gösterir: Mısır arabaları iki kişilik ve hafif, Hitit arabaları ise üç kişilik ve daha ağırdır. Bu betimlemenin ne kadar gerçekçi olduğu tartışılıyor; ama iki ordunun farklı savaş anlayışlarını yansıtıyor olabilir. Hitit arabaları, yürüyüş hâlindeki Ra tümenine ansızın saldırdı ve onu dağıttı. Mısır ordusu, arkadan yetişen bir yedek birliğin gelişiyle toparlanabildi.

Savaş iki gün sürmüş olabilir; ikinci günün ayrıntıları kaynaklarda çok daha belirsizdir. Savaşın sonucu kesin değildi. Mısır Kadeş'i alamadı; Hititler de Mısır ordusunu yok edemedi. Ramses güneye döndü ve savaşı tapınak duvarlarında büyük bir zafer olarak anlattı. Ama sonraki yıllarda, Kadeş ve çevresindeki Amurru krallığı Hitit etkisinde kaldı.

Dönüş noktası — savaştan barışa

Kadeş'ten sonra, iki imparatorluk yaklaşık on beş yıl boyunca soğuk bir düşmanlık içinde kaldı. Barış, savaş alanında değil, iki sarayın içindeki ve dışındaki gelişmelerle mümkün oldu.

Hitit tarafında, Muvatalli öldü ve yerine genç oğlu Urhi-Teşup geçti. Ama birkaç yıl sonra, Muvatalli'nin kardeşi Hattuşili, yeğenine karşı ayaklandı ve tahtı ele geçirdi. III. Hattuşili adıyla tahta çıkan yeni kral, bir gaspçıydı; meşruiyetini güçlendirmeye ihtiyacı vardı. Tahttan indirilen Urhi-Teşup ise sürgüne gönderildi ve sonunda, anlaşıldığı kadarıyla, Mısır'a sığındı. Hattuşili, yeğeninin kendisine iade edilmesini istiyordu.

Aynı dönemde, doğuda yeni bir güç yükseliyordu. Asur, Fırat'ın ötesindeki Mitanni krallığının kalıntılarını ele geçirerek Hitit sınırına dayandı. İki cephede birden savaşmak, Hititler için tehlikeliydi.

Mısır tarafında da barışın çekici yanları vardı. Ramses, Suriye'yi tamamen ele geçiremeyeceğini görmüştü; kalıcı bir sınır ve ticaretin güvenliği, sürekli savaştan daha kârlıydı. Uzun süreli seferler, ordunun beslenmesini, atların ve arabaların yenilenmesini, uzak garnizonların korunmasını gerektiriyordu; bunların hepsi, Ramses'in ülke içindeki büyük yapı projelerinden kaynak çekiyordu.

Antlaşmanın maddeleri, bu ihtiyaçları yansıtır. İki kral, birbirine saldırmamayı taahhüt etti.

Birbirlerine dışarıdan gelecek bir saldırıda yardım etme sözü verdiler.

Ve en önemlisi, birbirlerinin topraklarına kaçan kişileri geri vermeyi kabul ettiler.

Bu iade maddesi, Hattuşili için özellikle önemliydi: tahtın meşru varisi sayılabilecek yeğeni, Mısır'daydı. Antlaşmanın Hitit nüshasında, Ramses'in Hattuşili'nin oğlunun tahta çıkmasını destekleyeceğine dair bir madde de yer alır. Antlaşma, yalnızca iki devlet arasında değil, bir gaspçı kral ile onun iktidarını tanıyan güçlü bir komşu arasında da bir anlaşmaydı.

Yaygın yanlış«Mısır–Hitit antlaşması, savaştan hemen sonra, Kadeş'teki yenilgiyi kabul eden taraf tarafından imzalandı» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa antlaşma savaştan yaklaşık on beş yıl sonra yapıldı ve her iki taraf da kendi nüshasında öbürünün barış istediğini öne çıkardı. Antlaşmayı mümkün kılan, bir tarafın yenilgisi değil, iki sarayın değişen ihtiyaçları ve Asur'un yükselişiydi.

Cevap — kardeş krallar

Öyleyse iki imparatorluk neden barıştı? Çünkü her ikisi de savaşın bedelini ödemekten yorulmuştu ve barıştan kazanacakları, savaştan kazanacaklarından fazlaydı. Hattuşili, meşruiyetini güçlendirmek ve Asur'a karşı güney sınırını güvenceye almak istiyordu. Ramses, Suriye'deki mevcut durumu kabul ederek, imparatorluğunun geri kalanını güvence altına aldı.

Antlaşmanın ardından, iki saray arasında yoğun bir yazışma başladı. Hitit kraliçesi Puduhepa, Ramses'e mektuplar yazdı; Ramses'in kraliçesi Nefertari de Puduhepa'ya armağanlar ve kutlama mektupları gönderdi. Ramses'in hükümdarlığının otuz dördüncü yılında, Hattuşili'nin kızı, büyük bir çeyizle Mısır'a gelerek Ramses'le evlendi. Bu mektupların önemli bir kısmı, Hattuşa'daki arşivlerde bulundu. Mektuplar, iki kraliçenin de birbirine «kız kardeşim» diye seslendiğini gösteriyor; diplomasinin dili, yalnızca kralların değil, kraliçelerin de diliydi.

Barış, iki imparatorluk arasında, Hitit devletinin yıkılışına kadar, yetmiş yıla yakın bir süre korundu.

Bugünle bağ — iade edilen kişiye ne olacak?

Antlaşmanın en şaşırtıcı maddelerinden biri, iade edilen kişilerin akıbetiyle ilgilidir. Metne göre, bir ülkeden kaçıp öbürüne sığınan ve geri gönderilen kişi cezalandırılmayacak, evine, karılarına ve çocuklarına zarar verilmeyecek, bedenine dokunulmayacaktı. Bugün de, suçluların iadesine dair antlaşmalarda, iade edilecek kişinin işkenceye ya da ölüm cezasına uğramayacağına dair güvenceler istenebiliyor. Üç bin yıldan fazla önce yazılmış bir metin, bugünün hukukçularının da tartıştığı bir soruyu, bir devletin kendisine sığınan birini teslim ederken ona karşı ne tür bir sorumluluk taşıdığı sorusunu soruyor.

Birincil kaynak

Karnak tapınağının duvarına kazınan Mısır nüshasının başlığı ve iade edilen kişilere dair maddesi:

Copy of the silver tablet, which the great chief of Kheta, Khetasar, caused to be brought to Pharaoh […] to crave peace from the majesty of Ramses II […]. […] If a man flee from the land of Egypt, or two or three, and come to the great chief of Kheta, the great chief of Kheta shall seize upon them, and shall cause them to be brought back to Usermare-Setepnere, the great ruler of Egypt. Now, as for the man who shall be brought (back) to Ramses-Meriamon, the great ruler of Egypt, let not his crime be set up against him; let not his house be injured, nor his wives, nor his children, [let] him [not be killed], and let no injury be done to his eyes, to his ears, to his mouth, nor to his feet.

Türkçesi: Hitit büyük reisi Hattuşili'nin, II. Ramses'in majestesinden barış dilemek için Firavun'a getirttiği gümüş levhanın kopyası […]. Mısır ülkesinden bir adam, ya da iki ya da üç adam kaçar ve Hitit büyük reisine gelirse, Hitit büyük reisi onları yakalayacak ve Mısır'ın büyük hükümdarı Usermaatra-Setepenra'ya geri götürtecektir. Mısır'ın büyük hükümdarı Ramses-Meriamon'a geri getirilen adama gelince, suçu ona karşı öne sürülmesin; evine, karılarına, çocuklarına zarar verilmesin, öldürülmesin; gözlerine, kulaklarına, ağzına ve ayaklarına hiçbir zarar verilmesin.

Kaynak: Mısır–Hitit antlaşmasının Karnak nüshası; James Henry Breasted, Ancient Records of Egypt, cilt III (Chicago, 1906), §372 ve §389. Metinde «Kheta» Hitit ülkesi, «Khetasar» III. Hattuşili, «Usermare-Setepnere» ve «Ramses-Meriamon» II. Ramses'in adlarıdır. Türkçesi bizim.

  1. Başlıktaki «barış dilemek için» ifadesi, bu nüshanın bakış açısı hakkında ne söylüyor?
  2. İade maddesi, kaçan kişileri hangi durumlardan koruyor? Bu güvence neden gerekli görülmüş olabilir?
  3. İade maddesinin iki ülke için karşılıklı olarak yazılmış olması, iki kralın birbirini nasıl gördüğü hakkında ne gösteriyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • James Henry Breasted (1906) — Antlaşmanın Mısır nüshasını çevirip yayımladı ve onu, Hititlerin barış için Mısır'a başvurduğunu gösteren bir belge olarak okudu; Mısır'ın bakış açısını büyük ölçüde benimsedi.
  • Mario Liverani (1990) — Tunç Çağı'nın büyük krallıkları arasındaki ilişkileri, «prestij» ve «çıkar» kavramları üzerinden inceledi; armağan alışverişinin, evliliklerin ve «kardeşlik» dilinin, eşitlik görünümü altında sürekli bir üstünlük yarışını gizlediğini ileri sürdü.
  • Elmar Edel (1997) — Antlaşmanın Mısır ve Hitit nüshalarını yan yana yayımlayarak ayrıntılı olarak karşılaştırdı; iki metin arasındaki farkların, her sarayın kendi okurları için yaptığı düzenlemeleri yansıttığını gösterdi.
  • Amanda Podany (2010) — Tunç Çağı'nın büyük krallarını, birbirine «kardeşim» diye hitap eden bir tür uluslararası topluluk olarak ele aldı; bu diplomasinin, dünyanın ilk uluslararası düzenlerinden birini oluşturduğunu savundu.

Bu tartışma, bir antlaşmanın nasıl okunacağı sorusunu gündeme getiriyor. Breasted'ın döneminde, antlaşma çoğu zaman bir tarafın zaferinin ya da yenilgisinin belgesi olarak okundu. Edel'in iki nüshayı karşılaştıran çalışması, metnin tek bir tarafın gözünden okunamayacağını gösterdi. Liverani ve Podany ise, antlaşmayı daha geniş bir diplomatik dünyanın parçası olarak ele aldı. Liverani, «kardeşlik» dilinin altındaki rekabeti vurgularken, Podany bu dilin gerçek bir işbirliği ve ortak kurallar sistemi yarattığını öne çıkarır. Bu farklı okumalar, aynı metnin hangi soruyla okunduğuna göre ne kadar farklı şeyler söyleyebileceğini gösteriyor. İki görüş birbirini dışlamıyor: diplomasi, hem rekabetin hem de işbirliğinin bir aracı olabilir.

Derine İn

Antlaşmanın iki nüshası, birbirinden bazı önemli noktalarda ayrılır. Mısır nüshası, Hitit kralının barış dilemek için Mısır'a başvurduğunu öne çıkarır; Hitit nüshası ise, iki kralı eşit iki taraf olarak sunar ve Ramses'in barış istediğini ima eder. Mısır nüshasında Hitit tanrıları ile Mısır tanrıları, antlaşmanın tanığı olarak birlikte sayılır: «Hitit ülkesinin bin tanrısı ve Mısır ülkesinin bin tanrısı». Antlaşmayı bozan tarafı bu tanrıların cezalandıracağı, koruyanı ise ödüllendireceği yazılıdır.

Antlaşmanın dili de ilginçtir. Hitit nüshası, Hitit dilinde değil, Mezopotamya'dan gelen ve Tunç Çağı saraylarının ortak yazışma dili hâline gelmiş olan Akkadcayla yazılmıştı. Mısır nüshası ise, bu Akkadca metnin Mısırcaya çevrilmiş biçimidir. Yani Karnak'taki metin, aslında bir çeviridir. Çevirinin izleri metnin içinde de görülür: Mısırca metinde, Mısır yazı geleneğine yabancı olan bazı kalıplar ve Hitit tanrılarının uzun bir listesi yer alır; Mısırlı kâtipler bu adları, seslerini hiyeroglifle yazmaya çalışarak aktarmıştır. Her iki taraf da, karşı tarafın tanrılarını tanık olarak kabul etmek zorundaydı; çünkü bir yemin, ancak her iki tarafın da kutsal saydığı güçler önünde bağlayıcı olabilirdi. Bu, Tunç Çağı'nda farklı dilleri konuşan sarayların, ortak bir yazılı dil ve ortak kalıplar aracılığıyla nasıl anlaşabildiğini gösteriyor.

Antlaşmadan sonraki yazışmalar, diplomasinin gündelik yüzünü de gösterir. Ramses ile Hattuşili arasındaki mektuplarda, armağanlar, elçilerin gecikmesi, hastalıklar ve evlilik pazarlıkları konuşulur. Bir mektupta, Ramses'in, Hitit kralının kız kardeşinin çocuk sahibi olabilmesi için bir Mısırlı hekim göndermesi istenir; Ramses ise, kadının yaşının çok ilerlemiş olduğunu, hiçbir hekimin bu konuda yardım edemeyeceğini yazar. Bu mektuplar, iki imparatorluğun hükümdarlarını, kişisel kaygıları olan insanlar olarak da görmemizi sağlıyor.

Mektuplarda gerilimler de eksik değildir. Evlilik görüşmeleri sırasında, çeyizin gecikmesi yüzünden taraflar arasında sert sözler geçti. Puduhepa, bir mektubunda, Hitit hazinesinin durumunu açıklayarak gecikmeyi savunur ve Ramses'in açgözlü davrandığını ima eder. Bu yazışmalar, «kardeşlik» dilinin arkasında, pazarlıkların, kırgınlıkların ve karşılıklı beklentilerin sürdüğünü gösteriyor. Barış, bir kez imzalanıp bırakılan bir belge değil, sürekli bakım isteyen bir ilişkiydi.

Ramses'in Hitit prensesiyle evliliği de Mısır'da büyük bir olay olarak anlatıldı. Ebu Simbel'deki bir yazıt, prensesin Mısır'a gelişini, onu getiren kafilenin kışın ortasında yolculuk yaptığını ve Ramses'in tanrılara hava koşulları için dua ettiğini anlatır. Mısır anlatısında, bu evlilik de Hititlerin Mısır'a boyun eğişinin bir işareti olarak sunulur. Aynı olay, Hitit tarafında ise, iki eşit sarayın akrabalık bağıyla birbirine bağlanması olarak görülüyordu.

Antlaşmanın yapıldığı dünya ise çok da uzun yaşamadı. Bir yüzyıl dolmadan, Doğu Akdeniz'deki Tunç Çağı devletleri, Hitit İmparatorluğu da dahil, büyük bir çöküş yaşadı. Hattuşa terk edildi; Mısır da zayıfladı. Ama antlaşmanın kendisi, iki büyük gücün savaşın yerine sözleşmeyi seçebildiğinin bir kanıtı olarak kaldı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • James Henry Breasted, Ancient Records of Egypt, cilt III (Chicago: University of Chicago Press, 1906).
  • Mario Liverani, Prestige and Interest: International Relations in the Near East ca. 1600–1100 B.C. (Padova: Sargon, 1990).
  • Gary Beckman, Hittite Diplomatic Texts (Atlanta: Scholars Press, 1996).
  • Elmar Edel, Der Vertrag zwischen Ramses II. von Ägypten und Hattušili III. von Hatti (Berlin: Gebr. Mann, 1997).
  • Trevor Bryce, Letters of the Great Kings of the Ancient Near East (Londra: Routledge, 2003).
  • Amanda H. Podany, Brotherhood of Kings: How International Relations Shaped the Ancient Near East (Oxford: Oxford University Press, 2010).

Arşiv ve kaynak

Antlaşmanın Mısır nüshası Karnak'taki büyük Amon tapınağının duvarında ve Ramesseum'da, Hitit nüshasının kil tabletleri ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunuyor. Ramses ile Hitit sarayı arasındaki mektupların çoğu Boğazköy'de bulunmuştur ve Almanca ile İngilizce çevirileri yayımlanmıştır.

Açık sorular

  • Mısır'a eşinin ölümünden sonra Hitit prensi isteyen kraliçe kimdi?
  • Urhi-Teşup, antlaşmadan sonra gerçekten Hititlere iade edildi mi?
  • Hitit nüshasındaki ardıllık maddesi, Mısır nüshasında neden yer almıyor?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Suriye'nin kuzeyindeki şehir krallıklarını Hitit egemenliğine alarak Mısır ile rekabeti başlatan Hitit kralı kimdir? A) III. Hattuşili B) I. Şuppiluliuma C) II. Muvatalli D) Urhi-Teşup
  2. (Hedef 1) Kadeş Savaşı'nda Mısır ordusu kaç tümene ayrılmıştı ve bu tümenler adlarını nereden alıyordu? A) Dört tümen, tanrılardan B) İki tümen, şehirlerden C) Beş tümen, krallardan D) Üç tümen, nehirlerden
  3. (Hedef 2) III. Hattuşili için iade maddesi neden özellikle önemliydi? A) Mısır'a kaçan çok sayıda köle olduğu için B) Hitit ordusunun Mısır'da savaştığı için C) Tahttan indirdiği yeğeni Urhi-Teşup'un Mısır'a sığınmış olması nedeniyle D) Mısır'a vergi ödediği için
  4. (Hedef 3) Antlaşmaya göre iade edilen kişiye ne olacaktı? A) Hemen idam edilecekti B) Suçu ona karşı öne sürülmeyecek, ailesine ve bedenine zarar verilmeyecekti C) Köle olarak satılacaktı D) Sürgüne gönderilecekti
  5. (Hedef 2) Mısır–Hitit barışını mümkün kılan etkenlerden biri hangisidir? A) Mısır'ın Kadeş'i ele geçirmesi B) Hititlerin Mısır'a boyun eğmesi C) Asur'un yükselişi ve iki cepheli savaş tehlikesi D) Ramses'in ölümü

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Mısır–Hitit antlaşmasının saldırmazlık, karşılıklı savunma ve iade maddelerini değerlendir. Her maddenin hangi tarafın hangi ihtiyacına cevap verdiğini açıkla. Ardından Mario Liverani'nin «prestij ve çıkar» yaklaşımıyla Amanda Podany'nin «kardeş krallar» yaklaşımını karşılaştırarak, bu antlaşmanın bir eşitler anlaşması mı, yoksa gizli bir üstünlük yarışının parçası mı olduğunu tartış.

Cevaplar

  1. B — I. Şuppiluliuma, Suriye'nin kuzeyini Hitit egemenliğine aldı.
  2. A — Mısır ordusu dört tümene ayrılmıştı ve tümenler adlarını tanrılardan alıyordu.
  3. C — Tahttan indirdiği yeğeni Urhi-Teşup Mısır'a sığınmıştı.
  4. B — İade edilen kişinin suçu ona karşı öne sürülmeyecek, ailesine ve bedenine zarar verilmeyecekti.
  5. C — Asur'un yükselişi, Hititleri iki cepheli bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.

Güçlü bir cevap, saldırmazlık maddesinin iki tarafa da güvenli bir sınır sağladığını; karşılıklı savunma maddesinin özellikle Asur'a karşı Hititlerin işine yaradığını; iade maddesinin ise Hattuşili'nin tahtını güvenceye almak için önemli olduğunu belirtir. Liverani'nin, «kardeşlik» dilinin altında her iki tarafın da kendini üstün göstermeye çalıştığını; Podany'nin ise bu dilin gerçek bir işbirliği düzeni kurduğunu vurguladığını açıklar. İki nüshanın farklılıklarını kanıt olarak kullanarak, antlaşmanın hem bir işbirliği hem de bir prestij yarışı olduğunu tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Altmış yılı aşkın saltanatıyla II. Ramses, Mısır'ın en ünlü firavunlarından biri olarak anılır. Ama bugün, Mısır'ın en tanınan kralı o değil. Ramses'ten yaklaşık yarım yüzyıl önce, genç yaşta ölen ve tarihte önemli bir iz bırakmadığı düşünülen bir kral, Tutankamon, yirminci yüzyılda dünyanın en ünlü firavunu hâline geldi. Sonraki bölüm bunun nedenini soruyor: Tutankamon neden bu kadar ünlü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: parlak bir gümüş levha; ortasında bir mühür; ardından aynı metnin bir tapınak duvarına kazınması ve kil tabletlerin topraktan çıkarılması.
  • 1:20–3:10 Bağlam: Anadolu'dan güneye doğru ilerleyen oklar; yolda kesilen bir kafile silueti.
  • 3:10–5:45 Gelişme: nehir kıyısında dört bölüğe ayrılmış bir ordu; yan taraftan hızla gelen savaş arabaları; iki ve üç kişilik araba şemaları.
  • 5:45–8:00 Dönüş noktası: iki taht, arada bir terazi; bir tarafta sürgündeki bir figür, öbür tarafta doğudan yaklaşan bir gölge.
  • 8:00–9:40 Kapanış: iki saray arasında gidip gelen elçiler, mektuplar ve armağanlar; son karede kucaklaşan iki kral silueti.

Kişiler yüzsüz silüet; savaş sahneleri şiddet ayrıntısı olmadan, şematik hareketle verilir.