Öğrenme hedefleri
- Akhenaton'un din değişikliğinin aşamalarını, yeni başkent Akhetaton'un kuruluşu ve eski tanrıların adlarının silinmesiyle birlikte açıklayabileceksin.
- Bu değişikliğin nedenlerine dair dinsel, siyasal ve süreklilik temelli açıklamaları kanıtlarıyla karşılaştırabileceksin.
- Aton ilahisini birincil kaynak olarak okuyarak, yeni inancın tanrı, kral ve insanlar arasındaki ilişkiyi nasıl yeniden kurduğunu değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — çölün ortasında bir başkent
Yaklaşık MÖ 1348 yılında, Mısır kralı IV. Amenhotep, Teb ile Memfis arasında, Nil'in doğu kıyısında, kayalıklarla çevrili boş bir düzlüğe geldi. Burada, daha önce hiçbir tanrıya adanmamış bu toprağın üzerinde, yeni bir başkent kuracağını ilan etti. Şehrin adı Akhetaton olacaktı: «Aton'un ufku». Kral, şehrin sınırlarını işaretlemek için çevredeki kayalıklara büyük taş levhalar oydurdu ve bu sınırların dışına hiçbir zaman çıkmayacağına yemin etti.
Aynı yıllarda kral, adını da değiştirdi. «Amon hoşnuttur» anlamına gelen Amenhotep adını bırakıp, «Aton'a yararlı olan» anlamına gelen Akhenaton adını aldı. Ülkenin dört bir yanında, taşçılar tapınak duvarlarına tırmanıyor, Amon'un adını kazıyarak siliyordu. Bazı yerlerde, «tanrılar» kelimesinin çoğul biçimi bile kazındı.
Bu değişiklikler bir gecede olmadı; ama birkaç yıl içinde, Mısır'ın köklü dinsel düzeni altüst oldu. Bin yıldan uzun süre çok sayıda tanrıya tapınmış bir ülkede, bir kral, neden tek bir tanrı uğruna bütün bu düzeni değiştirmeye kalkıştı?
Bağlam — Amon'un zenginliği ve güneşin yükselişi
On Sekizinci Hanedan döneminde, Mısır bir imparatorluğa dönüşmüştü. Nübye'den Suriye'ye uzanan topraklardan gelen haraçlar, ganimetler ve armağanlar, büyük ölçüde Teb'deki Amon tapınaklarına akıyordu. Önceki bölümde Hatshepsut'un Amon'a dayanarak meşruiyet kurduğunu gördük. Onun ve ardıllarının bağışlarıyla, Amon'un Karnak'taki tapınağı, toprakları, sürüleri, atölyeleri ve binlerce çalışanıyla ülkenin en zengin kurumlarından biri hâline geldi.
Aynı dönemde, güneşe dair düşünceler de değişiyordu. Güneş tanrısı Ra, eskiden beri Mısır'ın en önemli tanrılarından biriydi. Ama Akhenaton'un babası III. Amenhotep'in döneminde, güneş kursunun kendisi, yani Aton, giderek daha fazla önem kazandı. III. Amenhotep'in uzun ve zengin hükümdarlığı boyunca, kraliçesi Tiye de alışılmadık bir öne çıkış gösterdi: anıtlarda kralın yanında neredeyse eşit boyutta resmedildi, yabancı krallarla yazışmalarda adı anıldı. Oğulları IV. Amenhotep, işte bu güçlü, kendine güvenen ve güneşe yönelmiş bir sarayda büyüdü.
Yani Akhenaton'un devrimi, hiç yoktan doğmadı. Babasının döneminde güçlenen bir güneş inancını devraldı. Ama onu, hiç kimsenin gitmediği bir yöne, eski tanrıların reddine kadar taşıdı.
Gelişme — yeni tanrı, yeni şehir, yeni sanat
IV. Amenhotep, hükümdarlığının ilk yıllarında, Teb'deki Karnak'ta, Amon tapınağının hemen yanında, Aton için büyük tapınaklar yaptırdı. Bu tapınaklar, küçük ve standart boyutlu taş bloklarla, hızla inşa edildi.
Beşinci yıl dolaylarında, kral adını değiştirdi ve Akhetaton'u kurmaya karar verdi. Bugün bu yerin adı Amarna'dır. Şehir, birkaç yıl içinde inşa edildi: saraylar, üstü açık Aton tapınakları, memurların konutları, atölyeler ve işçi mahalleleri.
Yeni inanç, yeni bir sanatı da beraberinde getirdi. Amarna döneminin kabartmalarında ve heykellerinde, kral uzun yüzlü, ince boyunlu, geniş kalçalı, alışılmadık bir bedenle gösterilir. Kral ailesi, sevgi dolu, günlük sahnelerde resmedilir: kral ve kraliçe Nefertiti, çocuklarını öper, kucaklarına alır, onlarla oynar. Bu sahneler, eski kral imgesinin katı, resmî duruşundan büyük bir kopuştu.
Ama en büyük değişiklik, tapınma biçimindeydi. Aton'un tapınakları üstü açıktı; güneşin ışınları doğrudan sunak masalarına düşüyordu. Eski tapınaklarda olduğu gibi karanlık bir iç odada saklanan bir tanrı heykeli yoktu. Törenler de değişti: eski tapınaklarda tanrı heykeli bayramlarda tören teknesiyle dışarı çıkarılır, halk onu ancak bu anlarda uzaktan görebilirdi. Aton'un ise saklanacak bir heykeli yoktu; her sabah doğuda kendiliğinden beliriyordu. Tanrı, gökyüzündeydi; herkes onu görebilirdi. Ama onu gerçekten tanıyan, onun iradesini bilen tek kişi, kraldı.
Yaygın yanlış«Akhenaton, halkına bireysel olarak tek bir tanrıya dua etmeyi öğreten bir peygamberdi» diye düşünülür.
Oysa Amarna'daki evlerde ve mezarlarda, sıradan insanların Aton'a değil, kral ailesine tapındığını ve bazı eski ev tanrılarını da korumaya devam ettiğini gösteren kanıtlar bulunmuştur. Yeni inançta Aton'a ulaşmanın yolu, kraldan geçiyordu.
Dönüş noktası — tek tanrı mı?
Akhenaton'un inancı, çoğu zaman dünya tarihindeki ilk tek tanrıcılık denemesi olarak anılır.
Aton ilahisi, Aton'u «tek tanrı, ondan başkası olmayan» diye anar. Eski tanrıların adları silindi, tapınakları kapatıldı ya da ihmal edildi. Ama bu tek tanrıcılığın ilginç bir özelliği vardı: kral ve ailesi, tanrı ile insanlar arasında vazgeçilmez aracılardı. Aton ilahisinde, Aton'u tanıyan tek kişinin kralın kendisi olduğu söylenir. Bir anlamda, eski tanrıların yerini, Aton ve kral ailesinden oluşan yeni bir kutsal üçlü almıştı.
Akhenaton, yaklaşık MÖ 1336'da öldü. Onun ardından gelen kısa ve karanlık bir dönemden sonra, tahta genç bir kral çıktı. Bu kralın adı başlangıçta Tutankhaton'du, yani «Aton'un yaşayan sureti». Birkaç yıl içinde adını Tutankamon olarak değiştirdi: «Amon'un yaşayan sureti». Başkent Akhetaton terk edildi, eski tapınaklar yeniden açıldı ve Amon, yeniden ülkenin baş tanrısı oldu.
Cevap — inanç mı, siyaset mi, ikisi birden mi?
Öyleyse Akhenaton neden tanrıları değiştirmeye kalkıştı? Tarihçiler bu soruya farklı cevaplar veriyor.
Bir grup tarihçi, cevabı dinsel bir inançta bulur: Akhenaton, güneşin evrensel, tek ve görünür bir tanrı olduğuna gerçekten inanmış ve bu inancı ülkesine kabul ettirmeye çalışmıştı. Başkaları, siyasete bakar: Amon rahipliğinin büyüyen gücü, kraliyet iktidarı için bir tehdit oluşturuyordu; Akhenaton, Amon'u tahttan indirerek, rahiplerin zenginliğini ve etkisini kırmak, bütün dinsel gücü kendi elinde toplamak istemişti. Süreklilik vurgusu yapan araştırmacılara göre ise Aton'un yükselişi, babasının döneminde başlamış bir güneş teolojisinin aşırı bir uzantısıydı.
Belgelerin kendisi de bu soruyu zorlaştırıyor: Akhenaton'un düşüncelerini, ancak onun yaptırdığı yazıtlardan ve onun istediği gibi çizilmiş resimlerden biliyoruz. Bu açıklamalar birbirini dışlamıyor. Bir kral, hem gerçekten inanıp hem de bu inancın iktidarını güçlendirdiğini görebilir. Kesin olan şu: Akhenaton'un devrimi, yukarıdan, sarayın içinden gelen bir devrimdi ve halkın derinlerine kök salamadı. Kralın ölümünden birkaç yıl sonra, neredeyse bütünüyle ortadan kalktı.
Amarna'nın sıradan sakinlerinin kalıntıları, bu devrimin bedelini de gösteriyor. Şehrin kenarındaki, sıradan insanlara ait bir mezarlıkta yapılan kazılarda, pek çok genç insanın iskeletinde ağır yük taşımanın, yaralanmaların ve yetersiz beslenmenin izleri bulundu. Yeni bir başkentin birkaç yıl içinde çölün ortasında yükselmesi, binlerce insanın yoğun emeğiyle mümkün olmuştu.
Bugünle bağ — silinmeye çalışılan bir kral
Akhenaton'dan sonraki krallar, onun izlerini silmeye çalıştı. Horemheb ve ondan sonra gelenler, Aton tapınaklarını söktü, talatat bloklarını kendi yapılarının içine gömdü. Sonraki dönemlerin kral listelerinde Akhenaton'un adı yer almaz; bazı belgelerde ondan, adı verilmeden, «Akhetaton'un düşmanı» gibi ifadelerle söz edilir. Ama tıpkı Hatshepsut'ta olduğu gibi, silme çabası, sonunda o kralı yeniden bulmamızı sağladı: yapıların içine gömülen on binlerce talatat bloğu, yirminci yüzyılda gün ışığına çıkarıldı. Unutturulmak istenen bir geçmiş, bazen en iyi, onu gizleyenlerin yapıları içinde korunur.
Birincil kaynak
Amarna'daki bir memur mezarının duvarına yazılmış olan büyük Aton ilahisi, Aton'a şöyle seslenir:
How manifold are thy works! They are hidden from before (us), O sole God, whose powers no other possesseth. Thou didst create the earth according to thy heart While thou wast alone: Men, all cattle large and small, All that are upon the earth […]. The foreign countries, Syria and Kush, The land of Egypt; Thou settest every man into his place, Thou suppliest their necessities. […] The tongues are divers in speech, Their forms likewise and their skins are distinguished. (For) thou makest different the strangers. […] Thou art in my heart, There is no other that knoweth thee Save thy son Ikhnaton.
Türkçesi: Ne kadar çoktur senin işlerin! Onlar bizim gözümüzden gizlidir, ey tek Tanrı, güçlerine başka hiç kimsenin sahip olmadığı. Sen yalnızken, gönlüne göre yarattın yeryüzünü: insanları, büyük küçük bütün hayvanları, yeryüzündeki her şeyi […]. Yabancı ülkeleri, Suriye'yi ve Kuş'u, Mısır ülkesini; her insanı yerine yerleştirirsin, onların ihtiyaçlarını karşılarsın. […] Diller konuşmada farklıdır, biçimleri de öyle; derileri birbirinden ayrılmıştır. Çünkü yabancıları farklı yaratan sensin. […] Sen benim yüreğimdesin; oğlun Akhenaton'dan başka seni bilen yoktur.
Kaynak: Aton'a büyük ilahi; James Henry Breasted, Development of Religion and Thought in Ancient Egypt (New York: Scribner, 1912), s. 326–328. Türkçesi bizim.
- İlahi, Aton'u hangi niteliklerle tanımlıyor? Bu tanım, onu önceki Mısır tanrılarından nasıl ayırıyor?
- İlahide yabancı ülkeler ve farklı diller neden anılıyor? Bu, imparatorluk dönemindeki Mısır hakkında ne söylüyor?
- Son satırlarda krala nasıl bir rol veriliyor? Bu, yeni inancın sıradan insanlara ne kadar açık olduğu sorusunu nasıl etkiliyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- James Henry Breasted (1912) — Akhenaton'u, tarihteki «ilk birey» ve evrensel, tek bir tanrıya inanan ilk düşünür olarak gördü; Aton ilahisini, daha sonraki tek tanrılı inançların metinleriyle karşılaştırdı.
- Donald Redford (1984) — Karnak'taki talatat bloklarını inceleyen bir projeye dayanarak, Akhenaton'u hoşgörüsüz ve otoriter bir hükümdar olarak gösterdi; devrimin, kralın mutlak gücünü artırmaya yönelik bir araç olduğunu vurguladı.
- Erik Hornung (1995) — Akhenaton'un inancını, bir «ışık dini» olarak inceledi; yeni inancın, tanrıyı yalnızca doğa olayı olarak gören, efsanelerden ve ölümden sonraki dünyaya dair eski anlatılardan arınmış bir düşünce olduğunu ileri sürdü.
- Barry Kemp (2012) — Amarna'daki uzun kazılara dayanarak, şehrin sıradan sakinlerinin hayatına odaklandı; şehrin sıradan insanlara ait mezarlığındaki iskeletlerin, ağır işlerin ve yetersiz beslenmenin izlerini taşıdığını göstererek, parlak bir dinsel devrimin arka yüzünü ortaya koydu.
Bu tartışma, Akhenaton'un yüzyıllar boyunca nasıl farklı imgelere büründüğünü de gösteriyor. Yirminci yüzyılın başında, Breasted ve onun kuşağı, Akhenaton'da ileri görüşlü bir düşünür, hatta bir peygamber gördü. Sonraki araştırmacılar ise, arkeolojik kanıtlara daha fazla dayanarak, onu otoriter bir kral olarak yorumladı. Kemp'in çalışmaları, soruyu kralın zihninden, onun kararlarının bedelini ödeyen insanların hayatına kaydırdı. Tarihçinin önündeki zorluk, bir kralın inancını, onun yazıtlarının ve anıtlarının arkasından okumaya çalışmaktır; ve bu yazıtların neredeyse hepsi, kralın kendisinin istediği gibi görünmek için yapılmıştır.
Derine İn
Amarna, arkeologlar için eşsiz bir yerdir. Şehir, yalnızca bir kuşak boyunca, yirmi yıldan kısa bir süre kullanıldı ve sonra terk edildi. Sakinleri, kral öldükten sonra eşyalarının çoğunu alıp Memfis'e ve Teb'e döndü. Üzerine yeni bir şehir kurulmadığı için, sokakları, evleri, atölyeleri ve mezarları, tek bir dönemin fotoğrafı gibi korunmuştur. Bu, eski Mısır'da bir şehrin nasıl planlandığını ve nasıl yaşandığını görmek için nadir bir fırsat sunar.
Amarna'da bulunan en ünlü eserlerden biri, kraliçe Nefertiti'nin boyalı büstüdür. Büst, 1912'de, şehirde bir heykeltıraşın atölyesinde yürütülen kazıda bulundu. Bugün Berlin'de sergileniyor ve Mısır, zaman zaman onun geri verilmesini istiyor. Nefertiti'nin rolü de tartışmalıdır: bazı araştırmacılar, onun Akhenaton'un yanında neredeyse eşit bir güce sahip olduğunu, hatta kralın ölümünden sonra kısa bir süre kendisinin hüküm sürmüş olabileceğini düşünüyor.
Amarna'dan kalan bir başka önemli kaynak, «Amarna mektupları» olarak bilinen kil tabletlerdir. Bu tabletler, 1887'de şehrin kalıntıları arasında bulundu. Çoğu, dönemin uluslararası diplomasi dili olan Akkadcayla, çivi yazısıyla yazılmıştı. Mektuplar, Mısır sarayının Babil, Mitanni, Hitit ve Kenan şehir krallarıyla yazışmalarını içerir. Bu mektuplar, Akhenaton'un dinsel devrimiyle meşgul olduğu yıllarda, imparatorluğun dış ilişkilerinin nasıl yürüdüğünü gösterir; bazı Kenanlı yöneticiler, Mısır'dan yardım istedikleri hâlde cevap alamadıklarından yakınır.
Akhenaton'un fiziksel görünüşü de uzun süre tartışıldı. Heykellerindeki uzun yüz, ince kollar ve geniş kalçalar, bazı araştırmacıları kralın bir hastalığı olduğunu düşünmeye yöneltti. Ama başka araştırmacılar, bu üslubun bir hastalığı değil, Aton'un hem erkek hem kadın, hem baba hem anne olan yaratıcı gücünü yansıtan dinsel bir tasarım olduğunu ileri sürdü. Kralın mumyasının kesin olarak tanımlanamamış olması, bu tartışmayı daha da zorlaştırıyor. Krallar Vadisi'nde bulunan ve bazı araştırmacıların Akhenaton'a ait olduğunu düşündüğü bir iskeletin kimliği ve yaşı üzerine, yüz yılı aşkın süredir farklı görüşler ileri sürülüyor.
Akhenaton döneminin sonu da karanlıktır. Kralın ölümünden sonra, kısa bir süre hüküm süren bir ya da iki yöneticinin kim olduğu tam olarak bilinmiyor; bu yöneticilerden birinin Nefertiti olabileceği, bir başkasının ise Akhenaton'un ortak hükümdarı olduğu tartışılıyor. Tutankamon'un ardından tahta çıkan yaşlı saray görevlisi Ay'ın ve ondan sonraki komutan Horemheb'in dönemlerinde, Amarna'nın mirası adım adım söküldü.
Son olarak, Akhenaton'un ilahisiyle, sonraki yüzyıllarda başka dinsel geleneklerde yazılmış bazı ilahiler arasındaki benzerlikler de ilgi çekmiştir. Bazı araştırmacılar, doğanın ve yaratılışın övgüsünde bir etkileşim olabileceğini düşünür; başkaları ise, benzerliklerin ortak bir düşünce ortamından ya da güneş ilahilerinin geniş geleneğinden kaynaklandığını savunur. Bu soru, kesin bir cevaba kavuşmamıştır. Yüzyılları aşan bir etkiyi kanıtlamak için, metinlerin nasıl aktarıldığını gösteren bir zincire ihtiyaç vardır; ve bu zincir, eldeki kaynaklarda henüz bulunamamıştır. Benzerlik tek başına, bir etkinin kanıtı sayılmaz.
Uzman Notu
Temel literatür
- James Henry Breasted, Development of Religion and Thought in Ancient Egypt (New York: Scribner, 1912).
- James Henry Breasted, Ancient Records of Egypt, cilt II (Chicago: University of Chicago Press, 1906).
- Donald B. Redford, Akhenaten: The Heretic King (Princeton: Princeton University Press, 1984).
- Erik Hornung, Echnaton: Die Religion des Lichtes (Zürih: Artemis und Winkler, 1995).
- William L. Moran, The Amarna Letters (Baltimore: Johns Hopkins University Press, 1992).
- Barry Kemp, The City of Akhenaten and Nefertiti: Amarna and Its People (Londra: Thames and Hudson, 2012).
Arşiv ve kaynak
Aton ilahisinin en uzun biçimi, Amarna'daki Ay'ın mezarının duvarında korunuyor. Amarna mektuplarının büyük kısmı Berlin, Londra ve Kahire'deki müzelerde bulunuyor. Breasted'ın 1912 tarihli kitabı ve Ancient Records of Egypt çevirileri, telifi dolmuş yayınlar olarak dijital arşivlerde tıpkıbasımıyla okunabiliyor.
Açık sorular
- Akhenaton'un din değişikliği, öncelikle bir inanç meselesi miydi, yoksa bir iktidar hamlesi mi?
- Amarna'nın sıradan sakinleri, yeni inancı ne ölçüde benimsedi?
- Nefertiti, Akhenaton'un ölümünden sonra kısa bir süre kral olarak hüküm sürdü mü?
Mini sınav
- (Hedef 1) Akhenaton'un kurduğu yeni başkentin adı neydi? A) Memfis B) Teb C) Akhetaton D) Abidos
- (Hedef 1) Akhenaton döneminde Aton nasıl resmedilirdi? A) Şahin başlı bir insan olarak B) Işınları ellerle biten bir güneş kursu olarak C) Koç başlı bir tanrı olarak D) Tahtta oturan bir kral olarak
- (Hedef 2) Akhenaton'un devrimine dair «siyasal» açıklama neyi vurgular? A) Kralın güneşe gerçekten inanmasını B) Mısır'ın bir savaşı kaybetmesini C) Bir salgın hastalığı D) Amon rahipliğinin büyüyen gücünü kırma ve dinsel gücü kralda toplama isteğini
- (Hedef 3) Aton ilahisinde krala nasıl bir rol verilir? A) Aton'u tanıyan tek kişi olma rolü B) Aton'un düşmanı olma rolü C) Hiçbir rol verilmez D) Sıradan bir tapınıcı rolü
- (Hedef 2) Akhenaton'dan sonra tahta çıkan genç kralın adını Tutankhaton'dan Tutankamon'a değiştirmesi neyi gösterir? A) Aton inancının güçlendiğini B) Amon'un yeniden baş tanrı olduğunu ve eski düzene dönüldüğünü C) Kralın Nübye'yi fethettiğini D) Yeni bir başkent kurulduğunu
Açık uçlu soru
(Hedef 2) Akhenaton'un din değişikliğini açıklayan dinsel, siyasal ve süreklilik temelli yorumları karşılaştır. Her yorumun hangi kanıtlara dayandığını belirt. Ardından Aton ilahisindeki «oğlun Akhenaton'dan başka seni bilen yoktur» ifadesini ve Barry Kemp'in Amarna'daki sıradan insanlarla ilgili bulgularını kullanarak, bu devrimin neden kalıcı olamadığını gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- C — Yeni başkentin adı Akhetaton'du.
- B — Aton, ışınları ellerle biten bir güneş kursu olarak resmedilirdi.
- D — Siyasal açıklama, Amon rahipliğinin gücünü kırma ve dinsel gücü kralda toplama isteğini vurgular.
- A — İlahide kral, Aton'u tanıyan tek kişi olarak gösterilir.
- B — Ad değişikliği, Amon'un yeniden baş tanrı olduğunu ve eski düzene dönüldüğünü gösterir.
Güçlü bir cevap, dinsel açıklamanın ilahinin evrensel ve tek tanrılı dilinden, siyasal açıklamanın Amon rahipliğinin zenginliğinden ve adların silinmesinden, süreklilik açıklamasının ise III. Amenhotep dönemindeki güneş inancından beslendiğini belirtir. İlahinin Aton'a ulaşmayı krala bağlamasının ve Amarna'daki sıradan insanların eski inançlarını sürdürmesinin, devrimin halkta kök salamadığını gösterdiğini; kralın ölümüyle birlikte bu yüzden hızla çöktüğünü tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Akhenaton dinsel devrimiyle uğraşırken, Mısır'ın kuzeyindeki imparatorluk toprakları sarsılıyordu. Amarna mektuplarında, Suriye ve Kenan'daki yöneticiler, Anadolu'dan güneye doğru yayılan yeni bir güçten, Hititlerden söz ediyordu. Akhenaton'un ölümünden altmış yıl kadar sonra, Mısır ile Hitit orduları, Suriye'deki Kadeş şehrinin önünde karşı karşıya geldi. Sonraki bölüm, bu karşılaşmayı ve onu izleyen şaşırtıcı sonucu soruyor: Kadeş Savaşı ve tarihin bilinen ilk barış antlaşmalarından biri nasıl ortaya çıktı?