İçeriğe geç

Bölüm DT-103.05 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Hiyeroglif nasıl çözüldü? Reşit Taşı

DT-103 Antik Mısır

2.681 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 196–1824
Bölge
Mısır
Tema
Dil ve yazı · Tarih yöntemi
Kişiler
V. Ptolemaios · Pierre-François Bouchard · Horapollon · Athanasius Kircher · Thomas Young · Jean-François Champollion · William John Bankes · Okasha El Daly · Richard Parkinson · John Ray · Andrew Robinson
Yerler
Reşit · Memfis · File Adası · İskenderiye · Londra · Paris
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Hiyeroglif yazısının nasıl unutulduğunu ve yüzyıllar boyunca neden yanlış anlaşıldığını açıklayabileceksin.
  • Reşit Taşı'nın üç yazılı metninin, kartuşların ve Kıpticenin çözümdeki rolünü adım adım anlatabileceksin.
  • Çözümün kime ait olduğu tartışmasını, Thomas Young, Champollion ve daha önceki Arap bilginleri üzerinden kanıtlarıyla değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir kalenin temelindeki taş

1799 yazında, Napolyon'un Mısır seferine katılan Fransız askerleri, Nil deltasının batı kolundaki Reşit kasabasının yakınında eski bir kaleyi onarıyordu. Kazı sırasında, bir duvarın içine yapı taşı olarak yerleştirilmiş, koyu renkli, kırık bir taş levha buldular. Çalışmayı yöneten subay Pierre-François Bouchard, taşın yüzeyinin yazıyla kaplı olduğunu fark etti. Daha da önemlisi, yazılar üç ayrı bölüm hâlindeydi: üstte Mısır resim yazısı, ortada tanımadıkları bir el yazısı, altta ise Yunanca.

Yunanca okunabiliyordu. Eğer üç metin aynı şeyi söylüyorsa, bilinen dil, bilinmeyen yazının anahtarı olabilirdi. Taşın önemi hemen anlaşıldı ve kopyaları Avrupa'ya gönderildi. Ama anahtar elde olmasına rağmen, kilidin açılması yirmi yıldan fazla sürecekti. Bu bölüm, o yirmi yılın neden bu kadar uzun sürdüğünü ve sonunda kilidin nasıl açıldığını soruyor.

Bağlam — unutulan bir yazı

Mısır yazısı, yaklaşık otuz altı yüzyıl boyunca kullanımda kaldı. Ama Mısır'ın Roma'nın bir eyaleti olmasından ve Hristiyanlığın yayılmasından sonra, eski tapınaklar kapandı, onları okuyup yazabilen rahipler azaldı. Bugün bilinen en son tarihli hiyeroglif yazıt, MS 394 yılında, Asvan yakınlarındaki File Adası'ndaki tapınağa kazınmıştır. Bundan sonra, bu yazıyı okuyabilen kimse kalmadı.

Yazının unutulmasıyla birlikte, onun ne olduğuna dair yanlış bir fikir yerleşti. Geç Antik Çağ'da yazıldığı düşünülen ve Horapollon adına bağlanan bir kitap, hiyerogliflerin sesleri değil, gizli ve derin anlamları gösteren simgeler olduğunu anlatıyordu. Örneğin bir kaz resmi, kitaba göre «oğul» anlamına geliyordu, çünkü kaz yavrularını çok sevdiği için. Bu kitap, Rönesans'ta yeniden keşfedildi ve hiyerogliflerin felsefi bir sembol dili olduğu düşüncesi, Avrupa'da yüzyıllarca yerleşik kaldı.

On yedinci yüzyılda Alman Cizvit bilgini Athanasius Kircher, bu düşünceyle, hiyeroglif yazıtlarını uzun ve karmaşık felsefi anlamlarla «çevirdi». Kircher'in çevirileri tamamen yanlıştı. Ama Kircher'in önemli bir katkısı da vardı: Mısır'ın Hristiyan halkının dili olan Kıpticenin, eski Mısır dilinin son aşaması olduğunu savundu ve Kıptice üzerine çalışmalar yayımladı. Bu doğru sezgi, çözümün asıl anahtarlarından biri olacaktı.

Gelişme — taşın söyledikleri

Reşit Taşı'ndaki Yunanca metin kısa sürede okundu. Metin, MÖ 196'da, Memfis'te toplanan rahiplerin, genç kral V. Ptolemaios'u onurlandırmak için aldıkları bir karardı. Kararın son satırı, bu metnin «kutsal harflerle, yerli harflerle ve Yunan harfleriyle» taş levhalara yazılmasını istiyordu. Böylece üç yazının aynı metni taşıdığı kesinleşti.

Taş, Fransızların elinde uzun kalmadı. 1801'de Fransız ordusu İngilizlere yenildi ve İskenderiye'de imzalanan anlaşmayla, taş ve diğer pek çok eser İngilizlere teslim edildi. Taş, 1802'de British Museum'a yerleştirildi ve bugün de orada.

Ancak taşın üst kısmı, yani hiyeroglif bölümü, büyük ölçüde kırılmıştı. En iyi korunan kısım Yunanca ve Demotik bölümlerdi. Araştırmacılar önce Demotik metin üzerinde çalıştı. İsveçli bir diplomat ve Fransız bir dil bilgini, Demotik metindeki bazı özel adları, Yunanca metindeki karşılıklarıyla eşleştirmeyi başardı. Ama hiyeroglif hâlâ bir sırdı.

İngiliz doktor ve fizikçi Thomas Young, 1814'ten itibaren taşın üzerinde çalıştı. Young, önemli bir adım attı: hiyeroglif metnindeki oval çerçevelerin, yani kartuşların, kral adlarını içerdiği tahminini, taştaki Ptolemaios adına uyguladı ve bazı işaretlere ses değeri verdi. Bu değerlerin bir kısmı doğruydu, bir kısmı yanlış. Young, Demotik yazının hiyeroglifle ilişkili olduğunu da gördü. Ama Young, ses değeri taşıyan işaretlerin yalnızca yabancı adları yazmak için kullanıldığına, Mısırlıların kendi dillerini ise sembollerle yazdığına inanıyordu. Horapollon'un gölgesi, onun üzerinde de duruyordu.

Yaygın yanlış«Reşit Taşı bulunur bulunmaz hiyeroglifler çözüldü» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa taş 1799'da bulundu, ama çözüm için belirleyici adım ancak 1822'de atıldı. Arada geçen yıllarda pek çok bilgin, çoğu yanlış olan tahminler yürüttü; taşın hiyeroglif bölümü de büyük ölçüde kırık olduğu için tek başına yetmedi.

Dönüş noktası — Ptolemaios ve Kleopatra

Çözümü getiren kişi, Fransız dil bilgini Jean-François Champollion'du. Champollion, çocukluğundan itibaren eski dillere tutkundu; Kıpticeyi o kadar iyi öğrenmişti ki, günlüklerini bu dille tuttuğu anlatılır.

Belirleyici kanıt, Reşit Taşı'ndan değil, başka bir anıttan geldi. İngiliz gezgin William John Bankes, Nil'in yukarısındaki File Adası'ndan bir dikilitaşı İngiltere'ye taşıtmıştı. Dikilitaşın kaidesinde Yunanca bir yazıt vardı ve bu yazıt, bir Ptolemaios ile bir Kleopatra'nın adlarını anıyordu. Dikilitaşın üzerindeki hiyeroglif yazıtta ise iki kartuş vardı. Birinin Ptolemaios'un adı olduğu biliniyordu; öbürü Kleopatra olabilirdi.

Champollion, iki kartuşu karşılaştırdı. Ptolemaios ve Kleopatra adları, birkaç ortak ses taşır: p, t, o, l. Eğer işaretler gerçekten ses gösteriyorsa, bu seslerin karşılığı olan işaretler, iki kartuşta da beklenen yerlerde görünmeliydi. Büyük ölçüde öyle çıktı. Kleopatra adındaki aslan işareti, Ptolemaios adında da «l» sesinin yerindeydi; dikdörtgen işaret iki adda da «p» sesini gösteriyordu. Kleopatra adının başındaki «k» sesine karşılık gelen işaret ise, beklendiği gibi, Ptolemaios adında hiç yoktu.

Ama bir sorun vardı: «t» sesi, iki adda farklı işaretlerle yazılmıştı. Champollion bu uyumsuzluğu gizlemedi; aynı sesin birden fazla işaretle yazılabileceğini, yani yazıda eş sesli işaretler bulunduğunu ileri sürdü. Sonraki araştırmalar, bu açıklamanın büyük ölçüde doğru olduğunu gösterdi. Bir kuramın gücü, yalnızca uyan kanıtları değil, uymayanları da açıklayabilmesinde yatar.

Champollion, bulgularını 1822 Eylül'ünde, Paris'teki Yazıtlar ve Edebiyat Akademisi'nin daimi sekreteri Bon-Joseph Dacier'ye yazdığı bir mektupla duyurdu. Mektubun başlığı bile ne kadar temkinli olduğunu gösteriyordu: yalnızca Yunan ve Roma hükümdarlarının adlarını yazmak için kullanılan fonetik hiyerogliflerden söz ediyordu.

Cevap — seslerle anlamlar birlikte

Asıl devrim, bu mektuptan sonra geldi. Champollion, aynı yöntemi, Yunanlılardan çok daha önceki Mısır krallarının adlarına uyguladı. Mısır tapınaklarından yapılmış kopyalarda, Ramses ve Thutmose gibi eski kral adlarını okudu. Bu, fonetik işaretlerin yalnızca yabancı adlar için değil, Mısır dilinin kendisi için de kullanıldığını gösteriyordu. Kıptice bilgisi burada belirleyici oldu: işaretlerin ses değerlerini bulduğunda, ortaya çıkan kelimeleri Kıptice sözcüklerle karşılaştırabiliyordu.

Champollion, 1824'te yayımladığı kapsamlı çalışmasında, hiyeroglif yazısının karma bir sistem olduğunu gösterdi. Bazı işaretler ses gösteriyordu, bazıları bütün bir kelimeyi, bazıları da kelimenin anlamını belirginleştiren ve okunmayan işaretlerdi.

Öyleyse hiyeroglif nasıl çözüldü? Tek bir dâhinin bir anlık buluşuyla değil. Reşit Taşı'nın üç yazılı metni, özel adların kartuşlarda yazıldığı bilgisi, Young'ın ilk ses değerleri, Bankes'in dikilitaşı ve hepsinden önemlisi, Champollion'un Kıptice bilgisi bir araya geldiğinde çözüm mümkün oldu.

Bugünle bağ — kimin taşı?

Reşit Taşı bugün British Museum'un en çok ziyaret edilen eserlerinden biridir. Mısır, zaman zaman taşın geri verilmesini istemiştir. Taşın Fransızlar tarafından bir savaş sırasında bulunması, İngilizlere bir anlaşmayla teslim edilmesi ve bugün Londra'da sergilenmesi, eski eserlerin kime ait olduğu sorusunu açık bir tartışma olarak gündemde tutuyor. Taşın çözümdeki rolü de, sembolik değerinin gerisinde kalır: belirleyici kanıt başka bir anıttan gelmişti. Ama bir kilidin simgesi olmak için, anahtarın kendisi olmak gerekmiyor. Tarih, yalnızca geçmişte ne olduğunu değil, geçmişin kalıntılarının bugün nerede ve kimin elinde olduğunu da soruyor.

Birincil kaynak

Champollion, 22 Eylül 1822 tarihli mektubunda, çözüm için neye ihtiyaç duyduğunu ve bunu nerede bulduğunu şöyle anlatır:

[…] il aurait suffi d'avoir sous les yeux, écrits en hiéroglyphes purs, deux noms propres de rois grecs préalablement connus, et contenant plusieurs lettres employées à la fois dans l'un et dans l'autre, tels que Ptolémée et Cléopâtre, Alexandre et Bérénice, etc. Le texte hiéroglyphique de l'inscription de Rosette, qui se serait prêté si heureusement à cette recherche, ne présentait, à cause de ses fractures, que le seul nom de Ptolémée. L'obélisque trouvé dans l'île de Philæ, et récemment transporté à Londres, contient aussi le nom hiéroglyphique d'un Ptolémée […], également renfermé dans un cartouche, et il est suivi d'un second cartouche qui doit contenir nécessairement le nom propre d'une femme, d'une reine Lagide […].

Türkçesi: […] saf hiyerogliflerle yazılmış, önceden bilinen ve her ikisinde birden kullanılan birkaç harf içeren iki Yunan kral adını, örneğin Ptolemaios ile Kleopatra'yı, İskender ile Berenike'yi göz önünde bulundurmak yeterli olurdu. Bu araştırmaya çok elverişli olabilecek Reşit yazıtının hiyeroglif metni, kırıkları yüzünden yalnızca Ptolemaios adını sunuyordu. File Adası'nda bulunan ve yakın zamanda Londra'ya taşınan dikilitaş da bir Ptolemaios'un hiyeroglif adını içeriyor […], o da bir kartuşun içinde, ve onu, zorunlu olarak bir kadının, Lagos soyundan bir kraliçenin özel adını içermesi gereken ikinci bir kartuş izliyor […].

Kaynak: J.-F. Champollion, Lettre à M. Dacier (Paris: Firmin Didot, 1822), s. 6–7. Türkçesi bizim.

  1. Champollion'a göre çözüm için hangi tür bir malzemeye ihtiyaç vardı? Neden iki ad yeterli olabilirdi?
  2. Reşit Taşı neden tek başına yetmedi?
  3. Champollion, ikinci kartuşun bir kadına ait olduğunu nereden çıkarıyor? Bu çıkarım, onun işaretler hakkında hangi bilgiye zaten sahip olduğunu gösteriyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Richard Parkinson (1999) — Çözümü, Young'ın ve başka bilginlerin katkılarını da gösteren uzun bir süreç olarak anlattı; ama belirleyici adımın, hiyerogliflerin Mısır dilinin kendisini seslerle yazdığını gösteren Champollion'a ait olduğunu vurguladı.
  • Okasha El Daly (2005) — Orta Çağ Arap bilginlerinin, özellikle İbn Vahşiyye'nin, eski Mısır yazısıyla ilgilendiğini ve bazı işaretlerin ses değerlerini doğru tahmin ettiğini ileri sürerek, Avrupa merkezli çözüm anlatısını sorguladı.
  • John Ray (2007) — Reşit Taşı'nın metnini ve çözüm öyküsünü ele alarak, Young ile Champollion arasındaki rekabeti, iki farklı bilim anlayışının çatışması olarak yorumladı.
  • Andrew Robinson (2012) — Champollion'un yaşam öyküsünü yazarak, onun Kıptice bilgisinin ve Mısır'ı bir bütün olarak anlama tutkusunun, çözümü mümkün kılan asıl etkenler olduğunu gösterdi.

Bu tartışma, bir buluşun «kime ait» olduğu sorusunun sanıldığından daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Young'ın savunucuları, onun kartuşlar ve bazı ses değerleri konusundaki önceliğini vurgular; Champollion'un savunucuları ise, asıl devrimin yalnızca birkaç işareti değil, bütün yazı sistemini anlamak olduğunu söyler. El Daly'nin katkısı, tartışmayı başka bir yöne çekiyor: Avrupa'nın «yeniden keşif» anlatısı, Mısır'ın kendi bilginlerinin ve Arap dünyasının yüzyıllar süren ilgisini görmezden gelmiş olabilir. El Daly'nin önerdiği bazı okumaların ne kadar doğru olduğu hâlâ tartışılıyor; ama sorduğu soru, bilim tarihinin yalnızca kazananların hikâyesi olmadığını hatırlatıyor. Bir çözümü anlatırken kimin adını andığımız, geçmiş kadar bugünün önceliklerini de yansıtır.

Derine İn

Çözümün hikâyesi, çoğu zaman iki büyük adın, Young ile Champollion'un rekabeti olarak anlatılır. Bu rekabet gerçekti ve zaman zaman sertleşti. Young, Champollion'un kendi çalışmalarını yeterince anmadığını düşünüyordu; Champollion ise Young'ın yalnızca birkaç işareti tahmin ettiğini, sistemi anlamadığını savunuyordu. İki bilgin arasındaki bu gerilim, Fransa ile İngiltere arasındaki siyasi rekabetin gölgesinde yaşandı ve her iki ülkenin kamuoyu kendi bilginini destekledi.

Young'ın katkısı küçümsenemez. O, bir doktor ve fizikçiydi; ışığın dalga kuramı üzerine yaptığı çalışmalarla da tanınır. Mısır yazısıyla ilgilenmesi, onun çok yönlü merakının bir parçasıydı. 1819'da bir ansiklopedi için yazdığı uzun bir makalede, bazı hiyeroglif ve Demotik işaretleri için bir sözlük sundu. Ama Young, sistemin bütününü görmedi; ses değerlerinin yalnızca yabancı adlar için kullanıldığı düşüncesini bırakmadı.

Çözümün bir başka yüzü, kopyaların kalitesiyle ilgilidir. Champollion ve Young, çoğu zaman anıtların kendisini değil, gezginlerin ve ressamların yaptığı kopyaları inceliyordu. Napolyon'un seferine katılan bilginlerin hazırladığı büyük «Mısır'ın Tasviri» adlı yayın, pek çok yazıtı Avrupa'ya taşıdı; ama bu kopyalarda işaretler bazen yanlış çizilmişti. Bir işaretin yanlış kopyalanması, bir ses değerinin yanlış tahmin edilmesine yol açabiliyordu. Champollion'un Mısır'a gidip yazıtları yerinde görmek istemesinin nedenlerinden biri buydu: bir yazıyı çözmek, önce onu doğru görmeyi gerektiriyordu.

Champollion'un başarısının arkasında, yalnızca zekâ değil, uzun yılların hazırlığı vardı. Genç yaşından itibaren İbranice, Arapça, Süryanice, Kıptice ve başka pek çok dili öğrenmişti. Mısır'la ilgili bütün kaynakları topluyor, anıtlardan yapılmış kopyaları dikkatle karşılaştırıyordu. Çözümün Kıptice ile olan bağı, onun bu hazırlığının meyvesiydi: bir işaretin ses değerini bulduğunda, onu hangi Kıptice kelimeye bağlayacağını biliyordu.

Çözümden sonra da iş bitmedi. Champollion 1828–1829'da Mısır'a gitti ve tapınaklardaki yazıtları yerinde inceledi. Ama 1832'de, henüz kırk bir yaşındayken öldü. Onun ardından gelen kuşaklar, hiyeroglif dilbilgisini, sözlüğünü ve farklı dönemlerin dil özelliklerini ayrıntılı olarak çalıştı. Hiyeroglif dilbilgisinin sistemli olarak kurulması, on dokuzuncu yüzyılın sonunda ve yirminci yüzyılın başında, özellikle Alman ve İngiliz dil bilginlerinin çalışmalarıyla tamamlandı; büyük sözlükler ve dilbilgisi kitapları bu dönemde yazıldı. Demotik ise daha da uzun süre zor bir alan olarak kaldı ve bugün de az sayıda uzmanın okuyabildiği bir yazıdır. Bugün Mısırbilimciler, eski Mısır metinlerini büyük bir güvenle okuyabiliyor; ama bazı kelimelerin anlamı ve bazı dilbilgisi kuralları hâlâ tartışılıyor.

Son olarak, hiyeroglifin çözülmesi yalnızca Mısır tarihini değil, dünya tarihini de değiştirdi. Çözümden önce, eski Mısır hakkında bilinenlerin çoğu, Yunan ve Roma yazarlarının ve Kutsal Kitap'ın anlattıklarından geliyordu. Çözümden sonra, Mısırlıların kendi sesini, kendi yazdıklarını okumak mümkün oldu. Bu, eski uygarlıkların kendi kaynaklarından incelenebileceğini gösteren büyük bir örnek oldu ve daha sonra çivi yazısının çözümü gibi başka çalışmalara da ilham verdi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • J.-F. Champollion, Lettre à M. Dacier relative à l'alphabet des hiéroglyphes phonétiques (Paris: Firmin Didot, 1822).
  • J.-F. Champollion, Précis du système hiéroglyphique des anciens Égyptiens (Paris: Treuttel et Würtz, 1824).
  • Richard Parkinson, Cracking Codes: The Rosetta Stone and Decipherment (Londra: British Museum Press, 1999).
  • Okasha El Daly, Egyptology: The Missing Millennium (Londra: UCL Press, 2005).
  • John Ray, The Rosetta Stone and the Rebirth of Ancient Egypt (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2007).
  • Andrew Robinson, Cracking the Egyptian Code: The Revolutionary Life of Jean-François Champollion (Londra: Thames and Hudson, 2012).

Arşiv ve kaynak

Reşit Taşı Londra'da, British Museum'da sergileniyor. Bankes'in File Adası'ndan getirttiği dikilitaş, İngiltere'de Dorset'teki Kingston Lacy malikânesinin bahçesinde duruyor. Champollion'un Dacier'ye mektubunun 1822 baskısı, dijital kütüphanelerde tıpkıbasım olarak okunabiliyor.

Açık sorular

  • Orta Çağ Arap bilginleri, hiyeroglif işaretlerinin ses değerlerini gerçekte ne ölçüde anlamıştı?
  • Young'ın ve Champollion'un katkıları, bugün nasıl adil bir biçimde tartılabilir?
  • Reşit Taşı gibi eserlerin, bulundukları ülkeye geri verilmesi için hangi ilkeler geçerli olmalıdır?

Mini sınav

  1. (Hedef 2) Reşit Taşı'ndaki metin hangi üç yazıyla yazılmıştır? A) Hiyeroglif, Demotik, Yunanca B) Hiyeroglif, Latince, Arapça C) Çivi yazısı, Demotik, Yunanca D) Kıptice, Latince, Yunanca
  2. (Hedef 1) Horapollon'a bağlanan kitabın hiyeroglifler hakkındaki yanlış düşüncesi neydi? A) Hiyerogliflerin yalnızca ses gösterdiği B) Hiyerogliflerin sesleri değil, gizli ve derin anlamları gösteren simgeler olduğu C) Hiyerogliflerin Yunanca olduğu D) Hiyerogliflerin hiç okunamayacağı
  3. (Hedef 2) Champollion'un çözümünde belirleyici kanıt hangi karşılaştırmadan geldi? A) Reşit Taşı'ndaki iki Demotik ad B) İki Latince yazıt C) Ptolemaios ve Kleopatra kartuşlarındaki ortak işaretler D) Kıptice ve Arapça sözlükler
  4. (Hedef 3) Thomas Young'ın hiyeroglifler hakkındaki temel yanılgısı neydi? A) Kartuşların kral adlarını içermediğini düşünmesi B) Demotiğin hiyeroglifle ilişkisiz olduğunu düşünmesi C) Taşın sahte olduğunu düşünmesi D) Ses değerlerinin yalnızca yabancı adlar için kullanıldığını düşünmesi
  5. (Hedef 2) Kıpticenin çözümdeki önemi neydi? A) Eski Mısır dilinin son evresi olarak, işaretlerin ses değerlerinden çıkan kelimeleri tanımayı sağlaması B) Reşit Taşı'nın üç yazısından biri olması C) Yunancanın bir lehçesi olması D) Hiyeroglifin Arapça karşılığı olması

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Hiyeroglifin çözümünde Thomas Young ile Jean-François Champollion'un katkılarını karşılaştır. Her birinin hangi adımı attığını, hangi noktada yanıldığını ya da ilerlediğini açıkla. Ardından Okasha El Daly'nin Orta Çağ Arap bilginleri hakkındaki iddiasını da hesaba katarak, bir buluşun «kime ait» olduğu sorusunu gerekçeleriyle tartış.

Cevaplar

  1. A — Reşit Taşı'ndaki metin hiyeroglif, Demotik ve Yunanca yazılmıştır.
  2. B — Horapollon'a bağlanan kitap, hiyerogliflerin gizli anlamlar taşıyan simgeler olduğunu anlatıyordu.
  3. C — Belirleyici kanıt, Ptolemaios ve Kleopatra kartuşlarındaki ortak işaretlerin karşılaştırılmasından geldi.
  4. D — Young, ses değerlerinin yalnızca yabancı adlar için kullanıldığını düşünüyordu.
  5. A — Kıptice, eski Mısır dilinin son evresi olarak, çözülen kelimelerin tanınmasını sağladı.

Güçlü bir cevap, Young'ın kartuşları ve bazı ses değerlerini doğru belirlediğini, Demotiğin hiyeroglifle ilişkisini gördüğünü; ama sistemi yalnızca yabancı adlar için fonetik saydığını belirtir. Champollion'un Kleopatra-Ptolemaios karşılaştırmasıyla ses değerlerini kanıtladığını, ardından eski Mısır kral adlarını okuyarak ve Kıptice bilgisini kullanarak bütün sistemin karma yapısını gösterdiğini açıklar. El Daly'nin iddiasının, çözümün tek bir kişiye ya da kültüre ait olmadığını hatırlattığını, ama o iddianın da kanıtla sınanması gerektiğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Hiyerogliflerin çözülmesi, Mısır'ın tapınak ve mezar duvarlarındaki yazıları okumayı mümkün kıldı. Bu yazıların büyük bir kısmı, ölümle ve ölümden sonrasıyla ilgiliydi: ölünün yolculuğu, yargılanması, ruhunun farklı parçaları, mezara konan eşyalar ve büyü sözleri. Sonraki bölüm, artık okuyabildiğimiz bu metinlerden yola çıkarak şunu soruyor: Mısırlılar ölümden sonra neye inanıyordu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir kale duvarında çalışan asker siluetleri; duvardan çıkarılan koyu bir taş levha. «1799» kartı.
  • 1:10–3:10 Bağlam: bir tapınak duvarındaki yazılar solarak kayboluyor; «MS 394» kartı. Ardından bir kaz resmine eklenen yanlış bir «anlam» etiketi.
  • 3:10–5:20 Gelişme: taşın üç bölümü ayrı renklerle vurgulanıyor; hiyeroglif bölümündeki kırık kenarlar.
  • 5:20–7:40 Dönüş noktası: iki kartuş yan yana; ortak işaretler aynı renkle yanıp sönüyor ve altlarına harfler yazılıyor.
  • 7:40–9:40 Kapanış: tek bir cümle, işaretlerin üçe ayrılması: ses, kelime, belirleyici. Son kare: müzede camın arkasındaki taşın silueti.

Kişiler yüzsüz silüet; taş ve yazılar şematik çizimle verilir.