Öğrenme hedefleri
- Mısır'ın MÖ dördüncü binyılın sonunda nasıl tek bir krallık altında birleştiğini, Nakada kültürünün yayılmasından Narmer'e kadar açıklayabileceksin.
- Narmer Paleti gibi buluntuların, birleşmenin tarihsel bir olay mı, yoksa sonradan kurulan bir kraliyet ideolojisi mi olduğunu anlamak için nasıl yorumlanabileceğini değerlendirebileceksin.
- Birleşmeyi tek bir kralın fethi olarak gören anlatı ile uzun bir kültürel ve siyasi süreç olarak gören yorumları karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir tapınağın altındaki palet
1897'nin sonu ile 1898'in başı arasında, İngiliz arkeologlar James Quibell ve Frederick Green, Yukarı Mısır'daki Hierakonpolis'te, eski bir tapınağın temellerinde kazı yapıyordu. Bir çukurun içinde, üst üste yığılmış çok sayıda adak eşyası buldular. Bunların arasında, yaklaşık altmış dört santimetre uzunluğunda, iki yüzü de kabartmalarla süslü, koyu renkli bir taş palet vardı.
Paletin bir yüzünde, başında uzun, beyaz bir taç bulunan bir kral, diz çökmüş bir düşmanı saçından tutmuş, başına bir topuz indirmek üzereydi. Öbür yüzünde, aynı kral bu kez alçak, kırmızı bir taçla, önünde başları kesilmiş düşman cesetleri yatan bir alayın başında yürüyordu. Kralın adı, paletin üst kısmında, bir yayın balığı ve bir keski işaretiyle yazılmıştı: Narmer. Bu palet, kısa sürede «Mısır'ın birleşmesinin belgesi» olarak ünlendi. Ama bir palet, bir olayı mı anlatır, yoksa bir fikri mi? Bu bölüm, Mısır'ın nasıl birleştiğini soruyor.
Bağlam — iki ülke
Mısırlılar, ülkelerini binlerce yıl boyunca «İki Ülke» olarak adlandırdı. Güneyde, Nil'in dar vadisi boyunca uzanan Yukarı Mısır; kuzeyde, nehrin kollara ayrılarak oluşturduğu geniş Delta, yani Aşağı Mısır.
Mısır geleneğine göre, iki ülkeyi ilk birleştiren kral Menes'ti. Menes'in adı, binlerce yıl sonra yazılan kral listelerinde ve Yunan yazarların eserlerinde geçer. MÖ beşinci yüzyılda Herodotos, Mısırlı rahiplerden duyduğu bir hikâyeyi aktarır: Mısır'ın ilk kralı, Memfis kentini kurmak için Nil'in akışını değiştirmiş ve kenti setlerle korumuştu. Ama Menes'in kendi döneminden kalma, onun adını açıkça taşıyan bir yazıt bulunmadı. Bu, tarihçileri ikilemle karşı karşıya bıraktı: bir yanda, binlerce yıl boyunca aktarılan bir kurucu kral geleneği; öbür yanda, bu kralın kendi zamanına ait kanıtların sessizliği. Arkeoloji, bu boşluğu doldurmaya ancak on dokuzuncu yüzyılın sonunda başladı.
Gelişme — önce kültür, sonra siyaset
Birleşmenin hikâyesi, tek bir savaştan çok daha önce başlar. MÖ dördüncü binyılın başlarında, Yukarı Mısır'da, bugünkü Luksor'un kuzeyindeki Nakada kenti çevresinde gelişen bir kültür, zamanla bütün vadiye yayıldı.
İngiliz arkeolog Flinders Petrie, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Nakada ve çevresindeki mezarlıklarda binlerce mezar kazdı. Mezarlarda yazılı bir belge yoktu; ama Petrie, çanak çömleğin biçimlerinin zamanla nasıl değiştiğini inceleyerek mezarları bir zaman sırasına dizmeyi başardı.
Petrie'nin yönteminin ve sonraki kazıların gösterdiğine göre, MÖ dördüncü binyılın ortalarından itibaren Nakada kültürüne özgü çanak çömlek, mezar gelenekleri ve eşyalar, kuzeye, Delta'ya doğru yayıldı. Delta'nın kendine özgü yerel kültürü, örneğin Buto'daki yerleşimlerde görülen gelenekler, yavaş yavaş Nakada kültürüne benzemeye başladı. Mısır, siyasi olarak birleşmeden önce, kültürel olarak birleşmeye başlamıştı. Bu yayılmanın göçle mi, ticaretle mi, yoksa Delta'daki toplulukların Yukarı Mısır'ın saygın geleneklerini kendiliğinden benimsemesiyle mi olduğu tartışılıyor. Belki de hepsi bir arada rol oynadı; ama sonuç, Delta'nın ayrı kimliğinin giderek silinmesiydi.
Yaygın yanlış«Mısır, bir gün Menes adlı bir kralın tek bir savaşla Yukarı ve Aşağı Mısır'ı fethetmesiyle birleşti» diye düşünülür.
Oysa arkeolojik kanıtlar, birleşmenin yüzyıllara yayılan bir süreç olduğunu gösteriyor: önce Nakada kültürü vadiye yayıldı, sonra Yukarı Mısır'ın yerel güç merkezleri birbirleriyle yarıştı ve birleşti, en sonunda da Delta, bu büyüyen güç tarafından yönetim altına alındı. Savaşlar bu sürecin bir parçasıydı; ama tek bir savaş, bütün süreci açıklamaz.
Dönüş noktası — Narmer mi, Menes mi?
Narmer ile Menes aynı kişi miydi? Bu soru, uzun süre tartışıldı. Menes'in adı, ancak çok sonraki kaynaklarda geçiyordu; Narmer'in adı ise kendi döneminden kalan eşyalarda bulunuyordu. Pek çok araştırmacı, «Menes»in, Narmer'in ya da onun ardılı Aha'nın başka bir adı ya da sonradan oluşturulmuş efsanevi bir kurucu adı olduğunu düşündü.
1980'lerde Abidos'ta, Birinci Hanedan'ın krallarının mezarlarında bulunan mühür baskıları, bu tartışmaya önemli bir katkı yaptı.
Yani Birinci Hanedan'ın kendi insanları, Narmer'i kendi soylarının kurucusu olarak görüyordu. Bu mühürler, bir hanedanın kendi geçmişini nasıl sıraladığını gösteren en eski belgeler arasındadır; binlerce yıl sonra yazılacak kral listelerinin çok erken bir öncülüdür.
Ama bu, Narmer'in Mısır'ı tek başına birleştirdiği anlamına gelmez. Narmer'den önce de, Abidos'ta ve Hierakonpolis'te güçlü yöneticiler vardı. Narmer, belki de uzun bir sürecin son adımını atan ve bu süreci kendi adıyla anılan bir olaya dönüştüren kraldı. Onun adı, Mısır'ın dışında da, Filistin'in güneyindeki bazı yerleşimlerde bulunan çanak çömlek parçaları üzerinde görülür; bu, onun döneminde Mısır'ın gücünün sınırlarının ötesine uzandığını gösteriyor.
Cevap — bir süreç ve bir anlatı
Öyleyse Mısır nasıl birleşti? Bugünkü kanıtlar, bir olaydan çok bir süreci gösteriyor. Nakada kültürü Yukarı Mısır'dan bütün vadiye yayılarak bölgeye ortak bir kültürel zemin sağladı. Bu zeminde, Yukarı Mısır'ın güç merkezleri, özellikle Nakada, Hierakonpolis ve Abidos, birbirleriyle rekabet etti ve zamanla Abidos'un yöneticileri öne geçti. Bu güç, en sonunda Delta'ya uzandığında, Mısır tek bir krallık hâline geldi. Bu süreç, belki iki üç yüzyıl sürdü; Narmer, onun sonunda duran kral olarak hatırlandı.
İngiliz arkeolog Barry Kemp, bu süreci bir tahta oyununa benzetti: küçük topluluklar, birbirleriyle rekabet ederek ve birbirlerini yutarak, sonunda tek bir kazanan bırakıyordu. Bu süreçte savaş, ittifak, evlilik ve ticaret birlikte rol oynadı.
Narmer Paleti gibi eserler ise, bu karmaşık süreci basit ve güçlü bir anlatıya dönüştürdü: tanrıların seçtiği bir kral, düşmanlarını yenip iki ülkeyi birleştirmişti. Bu anlatı, sonraki bütün Mısır kralları için bir örnek oldu. Tahta çıkan her hükümdar, taç giyme töreninde, iki ülkenin birleşmesini sembolik olarak yeniden canlandırıyordu. Birleşmenin kendisi, böylece bir kez yaşanıp biten bir olay olmaktan çıkıp, her saltanatta yeniden kurulan bir düzen hâline geldi. Mısır kralının en temel görevi, bu birliği korumak ve düzensizliğe, yani kaosa karşı evrenin düzenini ayakta tutmaktı.
Bugünle bağ — kuruluş hikâyeleri
Pek çok ülkenin ve toplumun, uzun ve karmaşık süreçleri tek bir kahramana ve tek bir olaya bağlayan kuruluş hikâyeleri vardır. Bu hikâyeler, ortak bir kimlik ve aidiyet duygusu yaratır; ama çoğu zaman gerçek süreçleri basitleştirir. Mısır'ın birleşmesi, bir kuruluş hikâyesinin nasıl oluştuğunu, tarihsel bir süreç ile sonradan kurulan bir anlatı arasındaki farkı gösteren eski ve öğretici bir örnektir.
Birincil kaynak
Herodotos, Mısır'ın ilk kralı hakkında Mısırlı rahiplerden duyduklarını şöyle aktarır:
Hitherto my own observation and judgment and inquiry are the vouchers for that which I have said; but from this point onwards I am about to tell the history of Egypt according to that which I heard, to which will be added also something of that which I have myself seen. Of Min, who first became king of Egypt, the priests said that on the one hand he banked off the site of Memphis from the river […]. When this Min, who first became king, had made into dry land the part which was dammed off, on the one hand, I say, he founded in it that city which is now called Memphis […]. After this man the priests enumerated to me from a papyrus roll the names of other kings, three hundred and thirty in number.
Türkçesi: Buraya kadar söylediklerimin dayanağı kendi gözlemim, kendi yargım ve araştırmamdır; ama bundan sonra Mısır'ın tarihini, duyduklarıma göre anlatacağım; buna kendi gördüğüm bazı şeyler de eklenecek. Rahipler, Mısır'ın ilk kralı olan Min'in, bir yandan Memfis'in bulunduğu yeri nehirden setlerle ayırdığını söylediler […]. İlk kral olan bu Min, setle ayrılan kısmı kuru toprağa dönüştürdükten sonra, orada bugün Memfis denen kenti kurdu […]. Bu adamdan sonra rahipler, bir papirüs rulosundan bana başka kralların adlarını okudular; bunların sayısı üç yüz otuzdu.
Kaynak: Herodotos, Tarih, II.99–100; Macaulay çevirisi, 1. cilt, Project Gutenberg. Herodotos'un «Min» dediği kral, Mısır geleneğindeki Menes'tir. Türkçesi bizim.
- Herodotos, bu bölümde bilgilerini hangi kaynaklara dayandırdığını nasıl ayırt ediyor?
- Herodotos'un anlattığı ilk kral, hangi işi yaparak hatırlanıyor? Bu, bir kralın hatırlanma biçimi hakkında ne söylüyor?
- Narmer'in kendi döneminden kalan eşyalar ile Herodotos'un aktardığı gelenek arasında hangi farklar var?
Tarihçiler Tartışıyor
- Flinders Petrie (1901) — Nakada ve Diospolis Parva'daki mezarları sıralama tarihlemesiyle düzenleyerek, Hanedan Öncesi dönemin göreli kronolojisini kurdu ve birleşmeden önceki uzun gelişmeyi görünür kıldı.
- Barry Kemp (1989) — Birleşmeyi, küçük toplulukların rekabet ederek birbirlerini yuttuğu ve sonunda tek bir krallığın ortaya çıktığı bir süreç olarak yorumladı.
- Günter Dreyer (1998) — Abidos'taki U-j mezarını ve erken yazı örneklerini yayımlayarak, Narmer'den önce de Abidos'ta güçlü yöneticilerin ve yazının bulunduğunu gösterdi.
- David Wengrow (2006) — Erken Mısır'ın arkeolojisini inceleyerek, devletin ortaya çıkışını, sürü hayvancılığı, törenler, bedensel süsleme ve ölü gömme gibi gündelik pratiklerin uzun dönüşümü içinde anlamayı önerdi.
Bu dört yaklaşım, birleşmeyi farklı ölçeklerde ele alıyor. Petrie, birleşmeden önceki uzun gelişmeyi görünür kılan bir zaman çizelgesi kurdu; onun yöntemi, yazının olmadığı bir dönemi sıralamanın mümkün olduğunu gösterdi. Kemp, bu çizelgenin içindeki siyasi rekabeti bir model olarak açıkladı. Dreyer, yazının ve kraliyet gücünün sanıldığından daha erken ortaya çıktığını gösterdi. Wengrow ise dikkati kralların savaşlarından, sıradan insanların gündelik pratiklerine ve bu pratiklerin nasıl bir devlet kültürüne dönüştüğüne çevirdi. Bu yaklaşımlar arasında bir gerilim de var: Kemp'in modeli, kralların ve güç merkezlerinin rekabetini öne çıkarırken, Wengrow sıradan insanların pratiklerine bakıyor. Tartışma, bir devletin doğuşunu anlamak için, hem büyük siyasi olaylara hem de yavaş kültürel değişimlere bakmak gerektiğini gösteriyor.
Derine İn
Narmer Paleti'nin kendisi de dikkatle yorumlanması gereken bir eserdir. Paletler, Hanedan Öncesi dönemde yüz boyası hazırlamak için kullanılan taş levhalardı. Narmer Paleti ise, bu işlev için fazla büyük ve fazla süslüdür; büyük olasılıkla bir tapınağa sunulmuş bir adak eşyasıydı. Paletin kabartmaları, belirli bir savaşı mı, yoksa kralın düşmanlarını yenmesini simgeleyen genel bir sahneyi mi gösteriyor? Bu soru hâlâ tartışılıyor. Düşmanını topuzla vuran kral sahnesi, sonraki üç bin yıl boyunca Mısır sanatında defalarca tekrarlandı; bu, onun belirli bir olaydan çok, bir kraliyet ideolojisini temsil ettiğini düşündürüyor.
Mısır'ın birleşmesi, dış dünyayla ilişkiler içinde de gerçekleşti. Hanedan Öncesi dönemin bazı eserlerinde, Mezopotamya'dan gelen etkiler görülür: silindir mühürler, girintili ve çıkıntılı cepheler, iki hayvanın arasında duran bir kahraman gibi motifler. Bu, Mısır'ın, Uruk'un genişlediği dönemde Mezopotamya'yla dolaylı temaslar içinde olduğunu gösteriyor. Abidos'taki U-j mezarında bulunan Levant kökenli şarap kapları da, uzak mesafeli ticaretin seçkinlerin gücünü nasıl beslediğini gösteriyor.
Mısır yazısının kökeni de birleşmeyle yakından ilişkilidir. U-j mezarındaki etiketler, mallara ait bilgileri, belki de onların nereden geldiğini kaydediyordu. Yazı, Mezopotamya'daki gibi Mısır'da da önce yönetim ve mülkiyetle ilgili bir araç olarak ortaya çıkmış olabilir. Ama Mısır'da yazı, çok erken bir dönemde, kralların adlarını ve eylemlerini kaydetmek için de kullanıldı; yani yazı, birleşik devletin ideolojisinin de bir parçası oldu.
Birleşmenin ardından, Mısır'ın kralları yeni bir başkent kurdu: Memfis. Yukarı Mısır'ın vadisi ile Delta'nın buluştuğu noktada kurulan bu kent, iki bölgeyi yönetmek için ideal bir konumdaydı. Birinci ve İkinci Hanedan dönemlerinde, krallar Abidos'ta gömülmeye devam etti; ama yüksek memurların büyük mezarları, Memfis'in yakınındaki Sakkara'da yükseldi. Bu mezarlar, birleşik devletin yönetici sınıfının nasıl oluştuğunu gösteriyor.
Birleşmenin bir başka boyutu da, ölü gömme geleneklerinin değişmesidir. Hanedan Öncesi dönemde, seçkinlerin mezarları giderek büyüdü ve zenginleşti; Birinci Hanedan'ın kralları ise Abidos'ta, çevresi yüzlerce yan mezarla çevrili büyük mezarlara gömüldü. Bu yan mezarlarda, kralın hizmetkârları ve görevlileri yatıyordu; bazı araştırmacılar, bunların bir kısmının kralla birlikte öldürüldüğünü düşünüyor. Bu uygulama, Birinci Hanedan'ın sonlarında terk edildi; ama kralın gücünün ne kadar mutlak görüldüğünü gösteren çarpıcı bir işarettir.
Son olarak, birleşmenin kalıcılığı da bir sorudur. Mısır, sonraki üç bin yıl boyunca birkaç kez parçalandı ve yeniden birleşti. Her yeniden birleşme, iki ülkenin ilk birleşmesine yapılan göndermelerle kutlandı. Orta Krallık'ın kurucusu II. Mentuhotep, parçalanmış ülkeyi yeniden birleştirdikten sonra kendine «İki Ülkeyi birleştiren» anlamına gelen bir ad aldı. Birleşmenin kendisi, bu yüzden, yalnızca tarihsel bir olay değil, Mısır'ın kendini tanımlama biçiminin temel bir parçasıydı: Mısır, her zaman birleşmesi gereken ve birliği her kuşakta yeniden sağlanması gereken iki ülkeydi.
Uzman Notu
Temel literatür
- Herodotos, The History of Herodotus, çev. G. C. Macaulay, 2 cilt (Londra: Macmillan, 1890).
- James E. Quibell, Hierakonpolis, cilt 1 (Londra: Egyptian Research Account, 1900).
- W. M. Flinders Petrie, Diospolis Parva: The Cemeteries of Abadiyeh and Hu, 1898–9 (Londra: Egypt Exploration Fund, 1901).
- Barry J. Kemp, Ancient Egypt: Anatomy of a Civilization (Londra: Routledge, 1989).
- Günter Dreyer, Umm el-Qaab I: Das prädynastische Königsgrab U-j und seine frühen Schriftzeugnisse (Mainz: Philipp von Zabern, 1998).
- David Wengrow, The Archaeology of Early Egypt: Social Transformations in North-East Africa, 10,000 to 2650 BC (Cambridge: Cambridge University Press, 2006).
Arşiv ve kaynak
Narmer Paleti, Kahire'deki Mısır Müzesi'nde korunuyor. Hierakonpolis'in «ana yığın» buluntularının bir kısmı Kahire'de, bir kısmı ise Oxford'daki Ashmolean Müzesi'nde bulunuyor. Quibell'in ve Petrie'nin kazı raporları telif dışıdır ve dijital kütüphanelerde okunabiliyor.
Açık sorular
- Narmer Paleti belirli bir savaşı mı, yoksa kraliyet ideolojisinin genel bir sahnesini mi gösteriyor?
- Menes, Narmer'in başka bir adı mı, onun ardılı Aha mı, yoksa sonradan oluşturulmuş efsanevi bir kurucu mu?
- Mısır'ın birleşmesinde savaşın, ticaretin ve kültürel yayılmanın payları nasıl ayırt edilebilir?
Mini sınav
- (Hedef 2) Narmer Paleti nerede bulundu? A) Abidos'ta B) Memfis'te C) Hierakonpolis'te bir tapınağın temellerinde D) Delta'da
- (Hedef 1) Beyaz Taç hangi bölgeyi simgeliyordu? A) Yukarı Mısır'ı B) Aşağı Mısır'ı C) Nubya'yı D) Levant'ı
- (Hedef 1) Flinders Petrie'nin sıralama tarihlemesi neye dayanıyordu? A) Yazılı belgelere B) Radyokarbon ölçümlerine C) Ağaç halkalarına D) Çanak çömleğin biçimlerindeki değişimlere
- (Hedef 2) Abidos'ta bulunan mühür baskıları Birinci Hanedan'ın kralları hakkında neyi gösterdi? A) Hanedanın Menes'le başladığını B) Hanedanın kral sırasının Narmer'le başladığını C) Hanedanın Delta'dan geldiğini D) Hanedanın hiç yazı kullanmadığını
- (Hedef 3) Barry Kemp, Mısır'ın birleşmesini nasıl yorumladı? A) Küçük toplulukların rekabet edip birbirlerini yuttuğu ve sonunda tek bir krallığın ortaya çıktığı bir süreç olarak B) Tek bir savaşın sonucu olarak C) Yabancı bir istilanın sonucu olarak D) Delta'daki bir ayaklanmanın bastırılması olarak
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Mısır'ın birleşmesini tek bir kralın fethi olarak gören anlatı ile uzun bir kültürel ve siyasi süreç olarak gören yorumları karşılaştır. Narmer Paleti'ni, Nakada kültürünün yayılmasını, Abidos'taki U-j mezarını ve Birinci Hanedan'ın mühür baskılarını kullanarak, birleşmenin hem bir süreç hem de sonradan kurulan bir anlatı olduğunu gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- C — Narmer Paleti, Hierakonpolis'te bir tapınağın temellerinde bulundu.
- A — Beyaz Taç, Yukarı Mısır'ı simgeliyordu.
- D — Sıralama tarihlemesi, çanak çömleğin biçimlerindeki değişimlere dayanıyordu.
- B — Mühür baskıları, Birinci Hanedan'ın kral sırasının Narmer'le başladığını gösterdi.
- A — Kemp, birleşmeyi küçük toplulukların rekabet edip birbirlerini yuttuğu bir süreç olarak yorumladı.
Güçlü bir cevap, Nakada kültürünün yayılmasının siyasi birleşmeden önce kültürel bir zemin oluşturduğunu, U-j mezarının Narmer'den önce de güçlü yöneticilerin ve yazının varlığını gösterdiğini belirtir. Narmer Paleti'nin ve düşmanını vuran kral sahnesinin, belirli bir olaydan çok bir kraliyet ideolojisini temsil edebileceğini, mühür baskılarının ise Birinci Hanedan'ın Narmer'i kurucu olarak gördüğünü gösterir. Birleşmenin hem yüzyıllara yayılan bir süreç hem de sonraki krallar için kurulan güçlü bir anlatı olduğunu tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Birleşik Mısır'ın ilk kralları, Abidos'ta, yerin altına oyulmuş odalardan ve üzerlerine yığılmış toprak tepelerden oluşan mezarlara gömüldü. Birkaç kuşak sonra, Memfis'in yakınındaki Sakkara'da, bir kralın mezarı için taş basamakların üst üste yükseldiği bir yapı inşa edildi. Bu yapıdan yalnızca bir yüzyıl kadar sonra, Giza düzlüğünde, dünyanın en ünlü taş yapıları yükselmeye başladı. Sonraki bölüm, bu yapıların arkasındaki emeği ve bilgiyi soruyor: Piramitler nasıl inşa edildi?