İçeriğe geç

Bölüm DT-102.08 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Asurlular neden korkutucu bir ordu kurdu?

DT-102 Mezopotamya

2.696 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 911–MÖ 609
Bölge
Mezopotamya · Levant · Anadolu
Tema
Savaş · İmparatorluk · Göç
Kişiler
III. Tiglat-Pileser · II. Sargon · Sanherib · Hizkiya · Austen Henry Layard · David Ussishkin · Bustenay Oded · Karen Radner
Yerler
Ninova · Asur · Kalhu · Lakiş · Kudüs · Urartu · Van · Kültepe
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Yeni Asur İmparatorluğu'nun ordusunu, kuşatma tekniklerini ve eyalet yönetimini açıklayabileceksin.
  • Asur saray kabartmalarını ve kral yazıtlarını, hem tarihsel kaynak hem de bilinçli bir korku propagandası olarak değerlendirebileceksin.
  • Asur'un kitlesel sürgün politikasının amaçlarını ve sonuçlarını, farklı tarihçi yorumları üzerinden tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir odanın duvarlarındaki kuşatma

1840'larda İngiliz gezgin ve arkeolog Austen Henry Layard, bugünkü Musul'un karşısındaki Ninova harabelerinde kazı yaparken, Asur kralı Sanherib'in sarayının odalarını ortaya çıkardı. Sanherib, bu sarayı «eşi olmayan saray» olarak adlandırmıştı. Odalardan birinin duvarları, baştan sona tek bir savaşı anlatan taş kabartmalarla kaplıydı: tepe üzerine kurulmuş, surlarla çevrili bir kentin kuşatması.

Kabartmalarda, Asur askerleri bir toprak rampanın üzerinden koçbaşlarını surlara doğru itiyor; okçular, kalkan taşıyanların arkasından ok atıyor; surların üstündeki savunucular taş ve meşale fırlatıyordu. Başka sahnelerde, kentten çıkan aileler, eşyalarını arabalara yüklemiş olarak sürgüne gönderiliyor, bazı esirler ise acımasızca cezalandırılıyordu. Kabartmalar üzerindeki yazıt, kentin adını veriyordu: Yahuda krallığının Lakiş kenti. Bu kabartmalar, bugün British Museum'da, bir müze salonunun duvarlarını çevreliyor. Bu bölüm, Asurluların neden bu kadar korkutucu bir ordu kurduğunu ve bu korkuyu neden bu kadar özenle duvarlara işlediğini soruyor.

Bağlam — Dicle kıyısındaki krallık

Asur, Mezopotamya'nın kuzeyinde, Dicle nehrinin kıyısında, adını tanrı Asur'dan ve onun kenti Asur'dan alan bir krallıktı. Asurlu tüccarlar, MÖ ikinci binyılın başlarında Anadolu'ya kadar uzanan barışçı bir ticaret ağı kurmuş, Kayseri yakınlarındaki Kültepe'de, Anadolu'nun ilk yazılı belgelerini bırakmışlardı. Ama Asur'u tarihe geçiren, MÖ birinci binyıldaki askerî yükselişi oldu.

MÖ onuncu yüzyılın sonlarından itibaren Asur kralları, her yıl düzenli seferler yaparak topraklarını genişletmeye başladı. Yaklaşık üç yüz yıl süren bu dönem, Yeni Asur İmparatorluğu olarak anılır. En geniş sınırlarına ulaştığında Asur, İran'ın batısından Mısır'a, Anadolu'nun güneydoğusundan Basra Körfezi'ne kadar uzanıyordu.

MÖ 745 ile MÖ 727 arasında hüküm süren III. Tiglat-Pileser, Asur'un yönetimini köklü biçimde değiştirdi. Fethedilen bölgeleri, yerel kralların yönetimine bırakmak yerine, doğrudan Asur'a bağlı valilerin yönettiği eyaletlere dönüştürdü.

Orduyu büyüttü ve sürekli hâle getirdi. Fethedilen halkların büyük bölümünü, imparatorluğun başka bölgelerine sürgün etmeyi sistemli bir politikaya dönüştürdü.

Gelişme — ordunun gücü

Asur ordusunun gücü, birkaç unsurun bir araya gelmesinden doğuyordu. Birincisi, çeşitliliğiydi: savaş arabaları, sayısı giderek artan atlı birlikler, ağır ve hafif piyadeler, okçular ve sapancılar birlikte savaşıyordu. İkincisi, demir silahların yaygın kullanımıydı; II. Sargon'un Horsabad'daki sarayının depolarında, büyük miktarda demir külçe ve alet bulundu. Üçüncüsü, lojistikti: ordunun yiyeceği, suyu ve silahları, imparatorluğu kaplayan bir yol ağı ve ikmal merkezleri aracılığıyla taşınıyordu.

Asurluların en ünlü uzmanlığı kuşatmaydı. Surlarla çevrili kentleri almak için, toprak rampalar yığıyor, tekerlekli koçbaşlarıyla surları dövüyor, surların altına tüneller kazıyor ve merdivenlerle surlara tırmanıyorlardı. Bir kuşatma, aylarca sürebilirdi; bu yüzden ordunun yalnızca savaşmayı değil, uzun süre aynı yerde beslenmeyi de bilmesi gerekiyordu. Kuşatılan kentin çevresindeki tarlalar ve bahçeler, çoğu zaman bilinçli olarak tahrip ediliyordu; bu, kentin direnme gücünü kırmanın bir yoluydu.

Yaygın yanlış«Asurlular yalnızca kan dökmekten zevk alan vahşi bir halktı» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa Asur, aynı zamanda gelişmiş bir yönetim, yazışma ve kayıt sistemi kurmuş, dönemin en büyük kitaplıklarından birini toplamış, sulama kanalları ve bahçeler yaptırmış bir imparatorluktu. Şiddet, Asur yönetiminin gerçek ve önemli bir parçasıydı; ama onu anlatan kaynakların büyük kısmı, bu şiddeti bilerek abartan ve sergileyen kraliyet propagandasıdır.

Dönüş noktası — korkunun sergilenmesi

Asur kralları, savaşlarını yalnızca yapmakla kalmadı; onları özenle anlattı. Kral yazıtları, her yılın seferini, ele geçirilen kentleri, alınan ganimeti ve cezalandırılan isyancıları sayıyordu. Saray duvarlarındaki kabartmalar, bu anlatıyı görsel olarak tekrarlıyordu.

Bu kabartmaların bir amacı açıktı: Asur'a karşı gelmenin bedelini göstermek. Sarayı ziyaret eden bir vasal kral, isyan eden kentlerin nasıl yıkıldığını, isyancıların nasıl cezalandırıldığını gözleriyle görüyordu. Korku, Asur'un bir yönetim aracıydı: bir kentin acımasızca cezalandırılması, başka kentlerin savaşmadan teslim olmasını sağlayabiliyordu.

Sanherib'in yazıtları, MÖ 701'deki seferini de anlatır. Yahuda kralı Hizkiya, Asur'a karşı ayaklanan krallardan biriydi. Sanherib, Yahuda'nın pek çok kentini ele geçirdiğini ve Hizkiya'yı Kudüs'te bir kafesteki kuş gibi kapattığını yazar. Ama Kudüs'ü ele geçirdiğini söylemez; Hizkiya'nın ağır bir haraç ödediğini anlatır. Kitab-ı Mukaddes de aynı olayı, kendi bakış açısından, Kudüs'ün mucizevi bir biçimde kurtuluşu olarak anlatır. Aynı olayın iki taraftan anlatılması, her iki kaynağı da dikkatle okumayı gerektirir. Yahuda'nın kendi arkeolojisi de bu kuşatmanın izlerini taşıyor: Kudüs'te, kent suyunu surların içine taşımak için kayanın içine oyulmuş uzun bir tünel, bu savaşa hazırlık döneminde yapılmış olabilir.

Cevap — imparatorluğun mantığı

Öyleyse Asurlular neden bu kadar korkutucu bir ordu kurdu? Cevabın bir parçası coğrafyadadır. Asur'un kalbi, doğal sınırlardan yoksun, dağlardan ve bozkırlardan gelebilecek saldırılara açık bir bölgedeydi. Kuzeyde, Van Gölü çevresinde güçlü Urartu krallığı, güneyde Babil, batıda Suriye'nin kent devletleri vardı. Asur kralları, saldırıyı savunmanın en iyi yolu olarak gördü.

Sargon'un mektubu, Urartu'nun ne kadar güçlü bir rakip olduğunu da dolaylı olarak kabul eder: kral, düşmanının kalelerini, bahçelerini ve sulama sistemlerini hayranlıkla anlatır. Asur'un korkutucu ordusu, kendisi de korkulacak komşularla çevrili bir dünyada biçimlenmişti.

Bir başka parçası ekonomidir. Asur'un kalbi, maden, kereste ve pek çok değerli mal bakımından fakirdi. Seferler ve haraçlar, bu malları imparatorluğun merkezine akıtıyordu. Kralların yeni başkentler kurması, sarayları ve bahçeleri, bu akışla mümkün oldu; Kalhu'yu yeniden kuran II. Asurnasirpal, açılış şöleninde on binlerce konuğu ağırladığını bir yazıtında övünerek anlatır.

İdeoloji de belirleyiciydi. Asur kralları, kendilerini tanrı Asur'un yeryüzündeki temsilcisi olarak görüyor ve «Asur'un ülkesini genişletmeyi» tanrısal bir görev sayıyordu. Her yeni kral, taç giyme töreninde bu görevi üstleniyordu. Seferler, bu ideolojinin her yıl yeniden sahnelenmesiydi.

Yönetimin kendi mantığı da vardı. Sürgünler, isyan eden halkları kendi topraklarından koparıyor, onları başka bölgelere yerleştirerek hem isyan olasılığını azaltıyor hem de boş kalan tarlalara ve inşaat işlerine işgücü sağlıyordu.

Bugünle bağ — propaganda okumayı öğrenmek

Asur kabartmaları, bugün müzelerde hayranlıkla izlenen sanat eserleridir; ama yapıldıkları dönemde, izleyiciyi korkutmak ve itaat ettirmek için tasarlanmış görsel propagandaydı. Bugün de devletler, gruplar ve kişiler, güçlerini göstermek ve karşılarındakileri korkutmak için görüntüler kullanıyor. Asur kabartmalarını okumayı öğrenmek, yani kimin, kime, hangi amaçla ne gösterdiğini sormak, bugünkü görüntüleri de daha dikkatli okumamıza yardım edebilir.

Birincil kaynak

Sanherib'in MÖ 701'deki seferini anlatan yazıtı, Robert W. Rogers'ın 1912 tarihli çevirisinde şöyledir:

And of Hezekiah, the Judaean, who had not submitted to my yoke, forty-six strong cities, with walls, the smaller cities which were around them, without number, by the battering of rams and the assault of engines, the attack of foot-soldiers, mines, breaches, and axes, I besieged and captured them. Two hundred thousand one hundred and fifty men, young, old, male and female, horses, mules, asses, camels, oxen and sheep without number I brought out from them and counted as booty. [Hezekiah] himself I shut up like a caged bird within Jerusalem, his royal city. I cast up entrenchments against him, and whosoever came forth from the gate of his city I punished (?) him.

Türkçesi: Boyunduruğuma boyun eğmemiş olan Yahudalı Hizkiya'ya gelince, onun surlarla çevrili kırk altı güçlü kentini ve çevrelerindeki sayısız küçük kenti, koçbaşlarının vuruşları ve kuşatma makinelerinin saldırısı, piyadelerin hücumu, tüneller, gedikler ve baltalarla kuşattım ve ele geçirdim. Genç, yaşlı, erkek, kadın iki yüz bin yüz elli insanı, atları, katırları, eşekleri, develeri, sığırları ve sayısız koyunu oradan çıkardım ve ganimet saydım. Hizkiya'nın kendisini, kraliyet kenti Kudüs'ün içinde, kafesteki bir kuş gibi kapattım. Ona karşı siperler kurdum; kentinin kapısından çıkan herkesi cezalandırdım (?).

Kaynak: Sanherib'in prizma yazıtı, III. sütun, 11–22; Robert W. Rogers, Cuneiform Parallels to the Old Testament (New York: Eaton & Mains, 1912), s. 343; archive.org. Soru işareti, Rogers'ın emin olmadığı çeviriyi gösterir. Türkçesi bizim.

  1. Sanherib, Yahuda seferinde hangi kuşatma yöntemlerini kullandığını söylüyor?
  2. Sanherib, Kudüs'ü ele geçirdiğini söylüyor mu? «Kafesteki kuş» benzetmesi neyi gizliyor olabilir?
  3. «İki yüz bin yüz elli» insan sayısı, bir kral yazıtında neden abartılmış olabilir? Bu sayıyı nasıl sınayabiliriz?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Austen Henry Layard (1849) — Ninova'daki kazılarını anlattığı kitabında, Asur saraylarını ve kabartmalarını Batı dünyasına tanıttı; Asurluları büyük ölçüde Kitab-ı Mukaddes'teki anlatıların gözünden, güçlü ve acımasız bir halk olarak sundu.
  • Bustenay Oded (1979) — Asur'un sürgün politikasını sistemli olarak inceleyerek, sürgünlerin yalnızca bir cezalandırma değil, aynı zamanda nüfusu, işgücünü ve askerî gücü yeniden dağıtan bilinçli bir yönetim aracı olduğunu gösterdi.
  • David Ussishkin (1982) — Lakiş kazılarının sonuçlarını Ninova kabartmalarıyla karşılaştırarak, kabartmaların kuşatmanın gerçek ayrıntılarını büyük ölçüde doğru yansıttığını gösterdi.
  • Karen Radner (2015) — Asur İmparatorluğu'nun, yol ağı, haberciler ve valilerle yürütülen gelişmiş bir yazışma ve yönetim sistemine dayandığını vurgulayarak, onu yalnızca bir savaş makinesi olarak görmenin eksik olduğunu savundu.

Bu dört yaklaşım, Asur'u farklı açılardan aydınlatıyor. Layard'ın döneminde Asur, büyük ölçüde Kitab-ı Mukaddes'in anlattığı düşman bir güçtü; kazılar, bu imgeyi hem doğruluyor hem de zenginleştiriyordu. Oded, Asur'un en korkulan uygulamalarından birini, sürgünleri, bir yönetim mantığı içinde anlamaya çalıştı. Ussishkin, kabartmaların arkeolojik kanıtlarla sınanabileceğini gösterdi. Radner ise dikkati savaş alanından yönetim merkezlerine, yazışmalara ve habercilere çevirdi. Dört çalışma, dört ayrı kaynak türüne yaslanıyor: kraliyet sanatı, yazıtlardaki sayılar, kazı buluntuları ve yönetim mektupları. Tartışma, bir imparatorluğun tarihini yalnızca kendi propagandası ya da yalnızca düşmanlarının anlatısı üzerinden yazmanın eksik kalacağını, farklı kaynak türlerini birlikte kullanmak gerektiğini gösteriyor.

Derine İn

Asur'un sürgün politikası, eski dünyanın en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden birini yarattı. Bustenay Oded'in kral yazıtlarındaki sayılara dayanan tahminine göre, Yeni Asur döneminde üç yüz yıl boyunca milyonlarca insan yerinden edildi. Bu sayılar, yazıtların abartılarını da içerdiği için dikkatle okunmalıdır; ama sürgünlerin çok büyük ölçekte yapıldığı açıktır. Kabartmalar, sürgünlerin çoğu zaman aileleriyle birlikte, eşyalarını taşıyarak yolculuk ettiğini gösterir; bu, sürgün edilenlerin yeni yerlerinde yerleşik hayata devam etmesinin amaçlandığını düşündürüyor.

Sürgünlerin uzun vadeli sonuçları da önemlidir. Farklı bölgelerden gelen insanların imparatorluğun her yerine dağıtılması, Asur'u çok dilli ve çok kültürlü bir topluma dönüştürdü. Bu karışım içinde Aramice, Akadcanın yerini alarak imparatorluğun ortak konuşma dili hâline geldi. Asur'un yönetim yazışmalarında bile, kil tabletlerin yanında, deri ya da papirüs üzerine Aramice yazılmış belgeler kullanılmaya başlandı. Aramice, Asur'dan sonra da yüzyıllar boyunca Yakın Doğu'nun ortak dili olarak kaldı.

Asur ile Anadolu arasındaki ilişki de dikkat çekicidir. Van Gölü çevresindeki Urartu krallığı, Asur'un en güçlü rakiplerinden biriydi. MÖ 714'te Asur kralı II. Sargon, Urartu'ya karşı büyük bir sefer düzenledi ve bu seferi, tanrı Asur'a yazılmış bir mektup biçiminde, ayrıntılı olarak anlattı. Urartu'nun kaleleri, sulama kanalları ve tapınakları, Asur'un askerî ve teknik gücüyle yarışan bir krallığın varlığını gösteriyor. Güneydoğu Anadolu'nun pek çok bölgesi de, farklı dönemlerde Asur eyaletlerinin bir parçası oldu.

Asur ordusunun kendisi de, zamanla imparatorluğun çok kültürlü yapısını yansıtmaya başladı. Fethedilen bölgelerden gelen askerler, özellikle okçular ve atlılar, Asur ordusuna katıldı; bazı birlikler bütünüyle sürgün edilmiş topluluklardan oluşuyordu. Korku ve zorla toplanan asker, imparatorluğun gücünü artırıyordu; ama aynı zamanda, bağlılığı her zaman güvenilir olmayan bir orduya da yol açıyordu.

Asur'un sonu, onun gücü kadar hızlı geldi. Asurbanipal'in ölümünden sonra iç savaşlar imparatorluğu zayıflattı; MÖ 612'de Babilliler ve Medler, Ninova'yı ele geçirip yıktı. Birkaç yıl içinde Asur, bir devlet olarak tarih sahnesinden silindi. Bazı araştırmacılar, bu hızlı çöküşte, imparatorluğun sürekli genişleme ve sürgün politikalarının yarattığı gerginliklerin, iç çatışmaların ve belki de kuraklık dönemlerinin rol oynadığını düşünüyor.

Son olarak, Asur kabartmalarının yakın geçmişi de düşündürücüdür. Ninova'daki ve Kalhu'daki pek çok kabartma, on dokuzuncu yüzyılda Avrupa müzelerine taşındı; yerinde kalanların bir kısmı ise 2014 ile 2017 arasında Irak'ta süren çatışmalar sırasında kasıtlı olarak tahrip edildi. Korkuyu taşa işleyen bir imparatorluğun eserleri, yirmi altı yüzyıl sonra kendileri de bir korku gösterisinin hedefi oldu.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Austen Henry Layard, Nineveh and Its Remains, 2 cilt (Londra: John Murray, 1849).
  • Robert W. Rogers, Cuneiform Parallels to the Old Testament (New York: Eaton & Mains, 1912).
  • Bustenay Oded, Mass Deportations and Deportees in the Neo-Assyrian Empire (Wiesbaden: Reichert, 1979).
  • David Ussishkin, The Conquest of Lachish by Sennacherib (Tel Aviv: Tel Aviv University, 1982).
  • Karen Radner, Ancient Assyria: A Very Short Introduction (Oxford: Oxford University Press, 2015).
  • Mario Liverani, Assyria: The Imperial Mission (Winona Lake: Eisenbrauns, 2017).

Arşiv ve kaynak

Lakiş kabartmaları, Londra'daki British Museum'un Asur salonlarında sergileniyor. Sanherib'in yazıtını taşıyan prizmaların kopyaları British Museum'da, Chicago Üniversitesi'nin Doğu Enstitüsü'nde ve Kudüs'teki İsrail Müzesi'nde bulunuyor. Layard'ın 1849 tarihli kitabının ve Rogers'ın 1912 tarihli çevirisinin taramaları internette açık.

Açık sorular

  • Asur kral yazıtlarındaki sürgün ve ganimet sayıları ne ölçüde güvenilirdir?
  • Asur'un hızlı çöküşünde iç savaşların, dış düşmanların ve iklimin payları nasıl ayırt edilebilir?
  • Sürgün edilen toplulukların yeni yerlerinde nasıl yaşadığını gösteren kanıtlar nelerdir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) III. Tiglat-Pileser, Asur yönetiminde hangi köklü değişikliği yaptı? A) Fethedilen bölgeleri doğrudan valilerin yönettiği eyaletlere dönüştürdü B) Başkenti Babil'e taşıdı C) Orduyu dağıttı D) Yazıyı yasakladı
  2. (Hedef 2) Asur saray kabartmalarının önemli amaçlarından biri neydi? A) Sarayı süslemek için yalnızca av sahneleri göstermek B) Tanrıları eğlendirmek C) Asur'a karşı gelmenin bedelini göstererek korku ve itaat yaratmak D) Ticaret yollarını kaydetmek
  3. (Hedef 2) Sanherib, MÖ 701 seferine dair yazıtında Kudüs hakkında ne söyler? A) Kudüs'ü yıktığını B) Hizkiya'yı Kudüs'te kafesteki bir kuş gibi kapattığını C) Kudüs'e hiç gitmediğini D) Kudüs'ü Mısır'a bıraktığını
  4. (Hedef 3) Bustenay Oded, Asur'un sürgün politikasını nasıl yorumladı? A) Yalnızca bir cezalandırma olarak B) Bir din savaşının parçası olarak C) Bir ticaret anlaşması olarak D) Nüfusu, işgücünü ve askerî gücü yeniden dağıtan bilinçli bir yönetim aracı olarak
  5. (Hedef 1) David Ussishkin'in Lakiş kazıları neyi gösterdi? A) Ninova'daki kabartmaların kuşatmanın gerçek ayrıntılarını büyük ölçüde doğru yansıttığını B) Lakiş'in hiç kuşatılmadığını C) Kabartmaların tümüyle hayal ürünü olduğunu D) Lakiş'in bir Asur kenti olduğunu

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Asurluların korkutucu bir ordu kurmasının ve bu korkuyu saray kabartmalarında sergilemesinin nedenlerini coğrafya, ekonomi, ideoloji ve yönetim açısından tartış. Sanherib'in Yahuda seferine dair yazıtını, Lakiş'teki arkeolojik buluntuları ve Kitab-ı Mukaddes'teki anlatıyı karşılaştırarak, aynı olayı farklı kaynaklardan nasıl yeniden kurabileceğimizi gerekçeleriyle açıkla.

Cevaplar

  1. A — III. Tiglat-Pileser, fethedilen bölgeleri doğrudan valilerin yönettiği eyaletlere dönüştürdü.
  2. C — Kabartmalar, Asur'a karşı gelmenin bedelini göstererek korku ve itaat yaratmayı amaçlıyordu.
  3. B — Sanherib, Hizkiya'yı Kudüs'te kafesteki bir kuş gibi kapattığını yazar.
  4. D — Oded, sürgünleri nüfusu, işgücünü ve askerî gücü yeniden dağıtan bir yönetim aracı olarak yorumladı.
  5. A — Ussishkin'in kazıları, kabartmaların kuşatmanın ayrıntılarını büyük ölçüde doğru yansıttığını gösterdi.

Güçlü bir cevap, Asur'un doğal sınırlardan yoksun ve kaynak bakımından fakir bir merkezden yayıldığını, seferlerin ve haraçların bu eksikliği kapattığını, kralın tanrı Asur adına ülkeyi genişletme görevinin ideolojik bir itici güç olduğunu ve sürgünlerin isyanları önleyip işgücü sağladığını belirtir. Sanherib'in yazıtının Kudüs'ün ele geçirilmediğini dolaylı olarak kabul ettiğini, Lakiş buluntularının kabartmaları doğruladığını ve Kitab-ı Mukaddes'in aynı olayı farklı bir bakış açısıyla anlattığını göstererek, olayın ancak bu kaynakların karşılaştırılmasıyla yeniden kurulabileceğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Asur'un son büyük kralı Asurbanipal, savaşlarının yanında başka bir tutkuyla da anılır: imparatorluğun dört bir yanından tabletler toplatıp kopyalatarak Ninova'da büyük bir kitaplık kurdu. Kehanet metinleri, tıp tabletleri, sözlükler, dualar ve destanlar bu kitaplıkta bir araya geldi. Ninova yıkıldığında toprağın altında kalan bu tabletler, iki bin beş yüz yıl sonra yeniden gün ışığına çıktı. Sonraki bölüm bu koleksiyona bakıyor: Ninova Kitaplığı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir saray odasının duvarlarını çevreleyen kabartma şeridi; ortada tepe üzerinde surlu bir kent. «1840'lar» kartı.
  • 1:10–3:00 Bağlam: Yakın Doğu haritasında Asur'un Dicle kıyısındaki çekirdeğinden dışa doğru genişleyen sınırları; Van Gölü çevresinde Urartu.
  • 3:00–5:30 Gelişme: bir kuşatma şeması: rampa, koçbaşı, tünel ve merdivenler; savunucuların surlardan fırlattığı taşlar.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: prizma yazıtının satırları ve yanında kafes içindeki bir kuş simgesi; karşısında başka bir metnin sayfası.
  • 7:40–9:40 Kapanış: eşyalarını arabalara yüklemiş ailelerin uzun bir yolculuğu; haritada farklı yönlere uzanan oklar.

Kişiler yüzsüz silüet; şiddet sahneleri gösterilmez, yalnızca sembollerle anlatılır.