İçeriğe geç

Bölüm DT-101.08 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Hayvanlar nasıl evcilleştirildi?

DT-101 Tarih Öncesi

2.739 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 13.000–MÖ 3500
Bölge
Sibirya · Mezopotamya · Anadolu · Akdeniz
Tema
Çevre · Ekonomi · Bilim
Kişiler
Dmitri Belyaev · Lyudmila Trut · Charles Darwin · Melinda Zeder · Jean-Denis Vigne · Andrew Sherratt · Richard Evershed · Ruth Bollongino
Yerler
Novosibirsk · Oberkassel · Ganj Dareh · Zagros Dağları · Kıbrıs · Shillourokambos · Çayönü · Marmara · Botai
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Köpekten koyuna, kediden sığıra, farklı hayvanların farklı yollardan ve farklı zamanlarda evcilleştiğini açıklayabileceksin.
  • Evcilleştirmenin hayvanların bedeninde ve davranışında yarattığı değişiklikleri, Belyaev'in tilki deneyi ve arkeolojik kemik kanıtlarıyla değerlendirebileceksin.
  • Hayvanların et dışında süt, yün ve güç için kullanılmaya başlamasının insan toplumlarını ve bedenlerini nasıl değiştirdiğini tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — kuyruk sallayan tilkiler

1959'da Sovyet genetikçi Dmitri Belyaev, Sibirya'da, Novosibirsk'teki bir araştırma enstitüsünde alışılmadık bir deney başlattı. Kürk çiftliklerinden gümüş tilkiler seçti ve onları yalnızca tek bir ölçüte göre çiftleştirdi: insanlara karşı ne kadar sakin ve yakın davrandıklarına. Renklerine, boyutlarına ya da kürklerinin kalitesine bakılmadı. Her kuşakta en uysal hayvanlar ayrıldı ve yalnızca onlar yavru verdi.

Birkaç on yıl içinde sonuç şaşırtıcıydı. Seçilmiş tilkilerin bazıları, insanları görünce köpekler gibi kuyruk sallıyor, yalıyor, dikkat çekmek için sesler çıkarıyordu. Daha da şaşırtıcı olan, kimsenin seçmediği özelliklerin de ortaya çıkmasıydı: bazı tilkilerin kulakları sarktı, kuyrukları kıvrıldı, kürklerinde beyaz lekeler belirdi. Belyaev'in 1985'teki ölümünden sonra deneyi yıllarca sürdüren meslektaşı Lyudmila Trut, bu değişikliklerin, köpeklerin binlerce yıl önce geçirdiği süreci yeniden canlandırıyor olabileceğini düşündü. Laboratuvarda birkaç on yılda görülen bu değişim, gerçek tarihte kimlerin elinde, hangi hayvanlarla ve ne kadar sürede yaşandı?

Bağlam — evcil hayvan nedir?

Evcil bir hayvan, yalnızca insanlara alışmış bir hayvan değildir. Bir kaplan yavrusu insanlar arasında büyütülebilir; ama onun yavruları yine yabani olarak doğar. Evcilleştirme, kuşaklar boyunca insanların hayvanların çiftleşmesini, beslenmesini ve hareketini denetlemesiyle, hayvanın kalıtsal olarak değişmesidir.

Charles Darwin, 1868'de yayımladığı evcil hayvanlar ve bitkiler üzerine iki ciltlik kitabında, bu değişimin nasıl gerçekleştiğini ayrıntılı olarak inceledi. Darwin, insanların bir ırkı bilerek geliştirmeye çalıştığı durumların yanında, hiçbir plan olmadan, yalnızca en işe yarar hayvanları koruyup çoğaltmanın da binlerce yıl içinde büyük değişikliklere yol açtığını savundu.

Bugün yeryüzünde binlerce memeli türü var, ama bunların yalnızca bir avuç kadarı evcilleşti. Çoğu hayvan, sürü hâlinde yaşamadığı, insanlara karşı saldırgan olduğu, esaret altında üremediği ya da çok yavaş büyüdüğü için evcilleşmeye uygun değildi.

Gelişme — ilk dost: köpek

Evcilleşen ilk hayvan köpekti ve bu, tarımdan binlerce yıl önce, avcı-toplayıcılar arasında gerçekleşti. 1914'te Almanya'da Bonn yakınlarındaki Oberkassel'de, taş ocağında çalışan işçiler, on dört bin yıl kadar eski bir mezar buldu. Mezarda bir erkek ve bir kadının yanında bir köpek yavrusu gömülüydü. Sonraki yıllarda yapılan incelemeler, bu yavrunun ölümcül bir köpek hastalığı geçirdiğini ve ancak insanların bakımıyla birkaç hafta daha yaşayabildiğini gösterdi. Yani köpek, daha o dönemde yalnızca bir av yardımcısı değil, bakılan ve gömülen bir yoldaştı.

Genetik çalışmalar, köpeklerin kurtlardan geldiğini gösteriyor. Darwin ise, 1868'de, köpeklerin birden çok yabani türden, kurtlardan ve çakallardan türemiş olabileceğini düşünmüş ve kökenlerinin belki hiçbir zaman kesin olarak bilinemeyeceğini yazmıştı. Bugün köpeğin yalnızca kurttan geldiği biliniyor; ama bunun tam olarak nerede ve ne zaman olduğu, hâlâ tartışılıyor.

Köpeklerin insan hayatındaki yeri hızla genişledi: avda iz süren, kampı koruyan, yük taşıyan ve soğuk gecelerde ısı veren hayvanlar oldular. Kurtların nasıl köpeğe dönüştüğüne dair yaygın bir açıklama, insanların kurt yavrularını yakalayıp evcilleştirdiği değil, bazı kurtların kendiliğinden insan kamplarının çevresine yaklaştığıdır. İnsanların bıraktığı artıklarla beslenen, insanlardan daha az korkan kurtlar hayatta kalıp çoğaldı; zamanla bu kurtlar ile insanlar arasında karşılıklı yarara dayanan bir ilişki kuruldu.

Köpek ve kedi, ortakçı yolun örnekleridir. Koyun, keçi, sığır ve domuz ise, Yakın Doğu'da av yolunu izledi: avcılar, bu hayvanları avlarken sürüleri korumayı, genç erkekleri kesip dişileri yaşatmayı öğrendi ve zamanla sürüleri tamamen yönetmeye başladı. At ve deve gibi daha sonra evcilleşen hayvanlar ise, çoğunlukla yönlendirilmiş yolu izledi.

Yaygın yanlış«İnsanlar yabani hayvanları yakalayıp kafese koydu ve onları evcilleştirdi» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa evcilleştirme, çoğu zaman bilinçli bir plan değil, insanlarla hayvanlar arasında kuşaklar boyunca gelişen bir ilişkinin sonucuydu. Köpek ve kedi gibi bazı hayvanlar, insanlara kendileri yaklaştı; koyun ve keçi gibi başkaları, avcıların av stratejilerinin yavaş yavaş sürü yönetimine dönüşmesiyle evcilleşti.

Dönüş noktası — Yakın Doğu'nun sürüleri

Yaklaşık on bir ile on bin yıl önce arasında, Yakın Doğu'da dört önemli hayvan evcilleşti: keçi, koyun, sığır ve domuz. Bu süreci anlamak için arkeologlar, yerleşimlerde bulunan hayvan kemiklerinin yaşına ve cinsiyetine bakar. İran'ın batısında, Zagros Dağları'ndaki Ganj Dareh'te Melinda Zeder ve Brian Hesse, on bin yıllık keçi kemiklerini inceleyerek, genç erkek keçilerin sistemli biçimde kesildiğini, dişilerin ise yaşatıldığını gösterdi. Bu, keçilerin henüz bedence yabani akrabalarından farklılaşmadan önce, insanlar tarafından sürü olarak yönetildiğini gösteriyordu.

Sığırın evcilleşmesi daha zordu; çünkü atası olan yaban sığırı, iri ve tehlikeli bir hayvandı. Ruth Bollongino ve meslektaşları, eski sığır kemiklerinden elde edilen DNA'yı inceleyerek, bugünkü taurin sığırların, on bin yıl kadar önce Yakın Doğu'da evcilleştirilen küçük bir dişi yaban sığırı topluluğundan, tahminlerine göre yalnızca yaklaşık seksen dişi hayvandan geldiğini ileri sürdü. Domuz ise Yakın Doğu'da ve Çin'de birbirinden bağımsız olarak evcilleşti; Diyarbakır'daki Çayönü'nde, domuzların bin yıllar boyunca yavaş yavaş küçüldüğünü ve evcil biçimlerine yaklaştığını gösteren kemikler bulundu.

Kedi, farklı bir hikâyeye sahipti. Tahıl depoları, fareleri; fareler de yabani kedileri yerleşimlere çekti. Fransız arkeolog Jean-Denis Vigne ve meslektaşları, 2004'te Kıbrıs'taki Shillourokambos'ta, dokuz bin beş yüz yıllık bir insan mezarının yanında gömülmüş bir kedi buldu. Kıbrıs'ta yabani kedi yaşamadığı için, bu kedinin adaya insanlar tarafından teknelerle getirilmiş olması gerekiyordu.

Cevap — et, süt, yün ve güç

Öyleyse hayvanlar nasıl evcilleştirildi? Tek bir yoldan değil. Köpek, buzul çağının avcıları arasında insanlara kendiliğinden yaklaşan kurtlardan; kedi, tahıl depolarının çevresindeki farelerin peşinden gelen yabani kedilerden; koyun, keçi, sığır ve domuz, av stratejilerinin yavaş yavaş sürü yönetimine dönüşmesinden evcilleşti. Her birinde, insanlar ve hayvanlar kuşaklar boyunca birbirini değiştirdi.

İlk evcil hayvanlar çoğunlukla eti için beslendi. Ama zamanla insanlar, hayvanlardan başka ürünler de elde etmeye başladı: süt, peynir, yün, gübre ve çekim gücü. İngiliz arkeolog Andrew Sherratt, 1981'de bu değişime «ikincil ürünler devrimi» adını verdi ve onu, evcilleştirmeden birkaç bin yıl sonra gerçekleşen ayrı bir dönüşüm olarak gördü.

Bu bulgu, Sherratt'ın zaman çizelgesini değiştirdi: süt kullanımı, sanıldığından çok daha erken başlamıştı. Sütün kullanımı, insan bedenini de değiştirdi. Çoğu memeli gibi insanlar da başlangıçta yetişkinlikte sütü sindiremiyordu. Ama süt ürünlerinin önemli olduğu bazı topluluklarda, yetişkinlikte de süt şekerini sindirmeyi sağlayan genetik bir değişiklik yayıldı. Bu, insanların hayvanları değiştirirken hayvanların da insanları değiştirdiğinin en açık örneklerinden biridir.

Bugünle bağ — iki yönlü bir ilişki

Bugün dünyada milyarlarca tavuk, sığır, koyun ve domuz yaşıyor; evcil hayvanların toplam kütlesi, yabani memelilerinkini kat kat aşıyor. Bu, on binlerce yıl önce başlayan bir ilişkinin sonucudur. Ama bu ilişkinin bedelleri de oldu: kızamık, grip ve tüberküloz gibi pek çok hastalık, hayvanlardan insanlara geçti. Bugün de yeni salgınların önemli bir kısmı, insanlarla hayvanlar arasındaki bu yakın temastan doğuyor; bu yüzden hekimler, veteriner hekimler ve çevre bilimciler giderek daha çok birlikte çalışıyor. Evcilleştirmenin tarihi, insanların doğayı nasıl dönüştürdüğünün olduğu kadar, doğanın insanları nasıl dönüştürdüğünün de tarihidir.

Birincil kaynak

Charles Darwin, evcil hayvanlar ve bitkiler üzerine kitabının köpeklere ayrılan ilk bölümünde, köpeğin kökeni ve köpek ırklarının nasıl oluştuğu hakkında şunları yazar:

The first and chief point of interest in this chapter is, whether the numerous domesticated varieties of the dog have descended from a single wild species, or from several. […] We shall probably never be able to ascertain their origin with certainty. […] the most potent cause of change has probably been the selection, both methodical and unconscious, of slight individual differences,—the latter kind of selection resulting from the occasional preservation, during hundreds of generations, of those individual dogs which were the most useful to man for certain purposes and under certain conditions of life.

Türkçesi: Bu bölümün ilk ve başlıca ilgi noktası, köpeğin sayısız evcil çeşidinin tek bir yabani türden mi, yoksa birkaç türden mi türediğidir. […] Muhtemelen onların kökenini hiçbir zaman kesin olarak saptayamayacağız. […] Değişimin en güçlü nedeni, muhtemelen küçük bireysel farklılıkların hem yöntemli hem de bilinçsiz seçimidir; bu ikinci tür seçim, yüzlerce kuşak boyunca, belirli amaçlar ve belirli yaşam koşulları için insana en yararlı olan köpeklerin ara sıra korunmasından doğar.

Kaynak: Charles Darwin, The Variation of Animals and Plants under Domestication, cilt 1, 2. baskı (Londra: John Murray, 1875), 1. bölüm; Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Darwin, köpeğin kökeni sorusunu nasıl ortaya koyuyor ve bu soruya ne kadar güvenle cevap veriyor?
  2. Darwin'in «bilinçsiz seçim» dediği süreç, Belyaev'in tilki deneyinden nasıl farklıdır?
  3. Darwin'in «hiçbir zaman kesin olarak saptayamayacağız» öngörüsü, bugünkü genetik araştırmalar karşısında nasıl değerlendirilebilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Charles Darwin (1868) — Evcil hayvan ırklarının, yöntemli seçimin yanında insanların farkında olmadan yaptığı bilinçsiz seçimle de oluştuğunu savundu; köpeklerin birden çok yabani türden türemiş olabileceğini düşündü.
  • Dmitri Belyaev (1979) — Tilki deneyinin sonuçlarına dayanarak, yalnızca uysallık için yapılan seçimin, sarkık kulak ve lekeli kürk gibi başka özellikleri de birlikte değiştirdiğini ve evcilleştirmenin ortak bir mekanizması olabileceğini ileri sürdü.
  • Andrew Sherratt (1981) — Evcil hayvanların süt, yün ve çekim gücü için kullanılmasının, evcilleştirmeden sonra gelen ayrı bir «ikincil ürünler devrimi» olduğunu savundu.
  • Melinda Zeder (2012) — Evcilleştirmeyi ortakçı, av ve yönlendirilmiş olmak üzere üç yola ayırarak, farklı hayvanların farklı ilişkiler içinde evcilleştiğini vurguladı.

Bu dört yaklaşım, aynı süreci farklı açılardan aydınlatıyor. Darwin, seçilimin mekanizmasını anlamaya çalıştı; ama elindeki araçlar, köpeğin kökenini çözmeye yetmedi. Belyaev, bu mekanizmayı deneyle sınadı; ama tilkilerinin kürk çiftliklerinde zaten kuşaklardır yetiştirilen hayvanlar olması, deneyin evcilleştirmenin ilk adımlarını ne kadar yansıttığı konusunda soru işaretleri bıraktı. Sherratt, dikkati hayvanların ne için kullanıldığına çevirdi; ama sonraki kimyasal çalışmalar, onun zaman çizelgesinin bazı bölümlerini düzeltti. Zeder ise tek bir modelin bütün hayvanları açıklayamayacağını gösterdi. Bu yaklaşımların ortak bir dersi de var: her biri, kendi döneminin en güçlü araçlarıyla, kemik ölçümüyle, deneyle, arazi çalışmasıyla ya da kimyasal analizle konuya yaklaştı ve araçlar değiştikçe cevaplar da değişti. Tartışma, evcilleştirmenin tek bir olay değil, farklı türlerle farklı biçimlerde kurulan uzun ilişkilerin toplamı olduğunu gösteriyor.

Derine İn

Evcilleştirmeyi incelemenin en zor yanlarından biri, başlangıcın görünmezliğidir. Bir hayvan topluluğu insanlar tarafından yönetilmeye başladığında, bedenlerinde hemen bir değişiklik olmaz. Kemikler, boynuzlar ve dişler, ancak yüzlerce yıl sonra evcil biçimlere doğru değişmeye başlar. Bu yüzden arkeologlar, bedensel değişikliklerden önce ilişkinin kendisini yakalamaya çalışır: yerleşimlerdeki hayvanların yaş ve cinsiyet dağılımı, hayvan dışkısının yerleşim içinde birikmesi, hayvanların doğal yaşam alanlarının dışına taşınması. Zeder'in Ganj Dareh'teki çalışması, bu yaklaşımın gücünü gösterdi.

Atın evcilleşmesi, bu zorluğun özellikle iyi bir örneğidir. Uzun süre, Kazakistan'ın kuzeyindeki Botai kültürünün, yaklaşık beş bin beş yüz yıl önce atları evcilleştiren ilk topluluk olduğu düşünüldü; bazı çanak çömlek parçalarında kısrak sütü kalıntıları bulunmuştu. Ama sonraki genetik çalışmalar, Botai atlarının bugünkü evcil atların değil, bugün yarı yabani olarak yaşayan Przewalski atlarının ataları olduğunu gösterdi. Bugünkü evcil atların kökeni başka bir bölgede aranıyor. Bu örnek, arkeolojik ve genetik kanıtların birbirini nasıl düzeltebildiğini gösteriyor.

Evcilleştirmenin hayvanlar üzerindeki etkileri de ilginç sorular doğurur. Belyaev'in tilkilerinde görülen evcilleştirme sendromu, farklı türlerde neden benzer biçimde ortaya çıkıyor? Bazı araştırmacılar, bunun embriyo gelişiminde kulak kıkırdağının, kürk renginin, yüzün ve korku tepkisini düzenleyen bezlerin oluşumuna katkıda bulunan ortak bir hücre grubuyla ilgili olabileceğini ileri sürdü. Uysallık için yapılan seçim, bu hücre grubunun gelişimini etkiliyorsa, sarkık kulaklar ve lekeli kürk de onunla birlikte gelebilir. Bu açıklama hâlâ tartışılıyor; ama farklı türlerin neden benzer biçimde değiştiği sorusuna bir cevap arıyor.

Evcilleştirmenin insanlar üzerindeki etkileri de derin oldu. Hayvanlarla yakın yaşamak, hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların ortaya çıkmasına yol açtı. Tarım ve hayvancılıkla yaşayan topluluklar, bu hastalıklara karşı zamanla bir ölçüde direnç kazandı; ama bu hastalıklarla hiç karşılaşmamış topluluklar için sonuçlar yıkıcı olabildi. Amerika'nın Avrupalılarla karşılaşmasından sonra yerli nüfusun çökmesinde, bu hastalıkların büyük payı vardı. Evcil hayvanların tarihi, böylece, çok sonraki büyük tarihsel olaylara da bağlanıyor.

Tavuk, evcilleştirmenin farklı amaçlarla da gerçekleşebildiğini gösteren bir örnektir. Güneydoğu Asya'nın yabani orman tavuğundan gelen tavuğun, ilk başta et ya da yumurta için değil, belki dövüş ve tören gibi amaçlar için beslendiği düşünülüyor. Evcil hayvanların insanlara sağladığı yararlar, her zaman bugün bizim önemsediğimiz yararlarla aynı değildi; bir hayvanın neden evcilleştirildiğini sorarken, onu evcilleştiren toplumun değerlerini de sormak gerekir.

Son olarak, evcilleştirme tarihinin «insan doğaya egemen oldu» biçiminde anlatılması da sorgulanmalıdır. Evcil hayvanlar, insanların bakımı sayesinde dünyaya yayıldı ve sayıları yabani akrabalarınınkini kat kat aştı. Bu açıdan bakıldığında, evcilleşme bu hayvanlar için de bir başarı sayılabilir. Bazı araştırmacılar, evcilleştirmeyi tek yönlü bir egemenlik değil, iki taraflı bir ortaklık olarak görmeyi öneriyor. Bu bakış, insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin tarihini, insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak görmemizi sağlıyor.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Charles Darwin, The Variation of Animals and Plants under Domestication, 2 cilt (Londra: John Murray, 1868; 2. baskı 1875).
  • Dmitri K. Belyaev, «Destabilizing Selection as a Factor in Domestication», Journal of Heredity 70 (1979), s. 301–308.
  • Andrew Sherratt, «Plough and Pastoralism: Aspects of the Secondary Products Revolution», Ian Hodder, Glynn Isaac ve Norman Hammond (yay.), Pattern of the Past (Cambridge: Cambridge University Press, 1981), s. 261–305.
  • Melinda A. Zeder ve Brian Hesse, «The Initial Domestication of Goats (Capra hircus) in the Zagros Mountains 10,000 Years Ago», Science 287 (2000), s. 2254–2257.
  • Jean-Denis Vigne ve diğerleri, «Early Taming of the Cat in Cyprus», Science 304 (2004), s. 259.
  • Richard P. Evershed ve diğerleri, «Earliest date for milk use in the Near East and southeastern Europe linked to cattle herding», Nature 455 (2008), s. 528–531.

Arşiv ve kaynak

Darwin'in kitabının iki cildi, Project Gutenberg'de ve Darwin'in bütün yazılarını çevrim içi sunan dijital projelerde okunabiliyor. Oberkassel mezarının buluntuları Bonn'daki bölge müzesinde, Çayönü'nün hayvan kemikleri ise kazı ekibinin çalışma koleksiyonlarında korunuyor. Belyaev'in başlattığı tilki deneyinin kayıtları, Novosibirsk'teki enstitünün arşivindedir.

Açık sorular

  • Köpekler ilk kez nerede ve ne zaman evcilleşti? Tek bir yerde mi, yoksa birden çok yerde mi?
  • Evcilleştirme sendromunun farklı türlerde benzer biçimde ortaya çıkmasının biyolojik nedeni nedir?
  • Bugünkü evcil atlar ilk kez hangi topluluklar tarafından evcilleştirildi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Evcilleşen ilk hayvan hangisidir ve hangi topluluklar arasında evcilleşti? A) Koyun, çiftçiler arasında B) At, kentliler arasında C) Kedi, denizciler arasında D) Köpek, avcı-toplayıcılar arasında
  2. (Hedef 2) Belyaev'in tilki deneyinde tilkiler hangi ölçüte göre seçildi? A) İnsanlara karşı uysallıklarına göre B) Kürklerinin rengine göre C) Boyutlarına göre D) Hızlarına göre
  3. (Hedef 1) Kıbrıs'taki Shillourokambos'ta bulunan kedi gömüsü neden önemlidir? A) Kedinin adaya kendiliğinden yüzerek geldiğini gösterdiği için B) Kıbrıs'ta yabani kedi olmadığından, kedinin insanlarca adaya getirildiğini gösterdiği için C) Kedilerin Kıbrıs'ta evcilleştiğini kesin olarak kanıtladığı için D) Kedilerin tarımdan önce evcilleştiğini gösterdiği için
  4. (Hedef 2) Zeder ve Hesse, Ganj Dareh'te keçilerin evcilleştiğini nasıl gösterdi? A) Keçi resimleri bularak B) Yazılı belgeler inceleyerek C) Genç erkek keçilerin sistemli biçimde kesildiğini, dişilerin yaşatıldığını gösteren kemik dağılımıyla D) Keçi DNA'sını bugünkü koyunlarla karşılaştırarak
  5. (Hedef 3) Evershed ve meslektaşlarının çalışması süt kullanımı hakkında ne gösterdi? A) Süt işlemenin en erken kanıtlarının MÖ yedinci binyılda Kuzeybatı Anadolu'dan geldiğini B) Sütün yalnızca Avrupa'da kullanıldığını C) Süt kullanımının Orta Çağ'da başladığını D) İnsanların sütü hiç kullanmadığını

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Evcil hayvanların et dışında süt, yün ve çekim gücü için kullanılmaya başlamasının insan toplumları üzerindeki etkilerini tartış. Sherratt'ın ikincil ürünler devrimi kavramını, Evershed ve meslektaşlarının bulgularıyla karşılaştır ve laktaz kalıcılığının yayılmasının, insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin iki yönlü olduğunu nasıl gösterdiğini gerekçeleriyle açıkla.

Cevaplar

  1. D — Evcilleşen ilk hayvan köpekti ve avcı-toplayıcılar arasında evcilleşti.
  2. A — Belyaev, tilkileri yalnızca insanlara karşı uysallıklarına göre seçti.
  3. B — Kıbrıs'ta yabani kedi olmadığından, kedinin insanlarca adaya getirildiği anlaşılıyor.
  4. C — Genç erkeklerin kesilip dişilerin yaşatıldığını gösteren kemik dağılımı, keçilerin yönetildiğini gösterdi.
  5. A — Süt işlemenin en erken kanıtları, MÖ yedinci binyılda Kuzeybatı Anadolu'dan geliyor.

Güçlü bir cevap, süt, yün ve çekim gücünün beslenmeyi, giyimi ve tarımı nasıl dönüştürdüğünü, sabanın ve arabanın daha geniş alanların işlenmesini nasıl mümkün kıldığını açıklar. Sherratt'ın bu dönüşümü evcilleştirmeden birkaç bin yıl sonraya yerleştirdiğini, Evershed'in bulgularının süt kullanımını çok daha erkene taşıdığını belirtir. Laktaz kalıcılığının, süt ürünlerinin önemli olduğu topluluklarda yayılmasının, insanların hayvanları değiştirirken kendi bedenlerinin de değiştiğini gösterdiğini tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Evcil koyun ve keçilerle, ekilen buğday ve arpayla yaşayan topluluklar, Anadolu'da bazen binlerce kişinin bir arada yaşadığı yerleşimler kurdu. Konya Ovası'ndaki bir höyükte, evlerin sokaksız biçimde birbirine yapıştığı, insanların damlardan merdivenle indiği ve ölülerin evlerin içine gömüldüğü bir kasaba ortaya çıktı. Sonraki bölüm bu kasabanın içine giriyor: Çatalhöyük'te günlük hayat.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir kafesin önünde duran bir figüre yaklaşan ve kuyruk sallayan bir tilki; yanında kuşakları gösteren bir sayaç. «1959» kartı.
  • 1:10–3:00 Bağlam: yan yana yabani ve evcil bir hayvan kafatası; kısalan yüz ve küçülen dişler vurgulanıyor.
  • 3:00–5:30 Gelişme: buzul çağı kampının kenarında artıklarla beslenen kurtlar; ardından Oberkassel mezarının şematik planı.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: Yakın Doğu haritasında keçi, koyun, sığır ve domuz simgeleri; Kıbrıs'a ulaşan küçük bir tekne ve içinde bir kedi silüeti.
  • 7:40–9:40 Kapanış: bir çanak çömlek parçasından yükselen süt damlası simgesi; ardından bir sabanı çeken iki öküz.

Kişiler yüzsüz silüet; hayvanlar ve kemikler şematik çizimle verilir.