Öğrenme hedefleri
- Neandertallerin kim olduğunu, nerede ve ne zaman yaşadıklarını ve Homo sapiens ile ilişkilerini açıklayabileceksin.
- Neandertal imgesinin on dokuzuncu yüzyıldan bugüne nasıl değiştiğini ve bu değişimin bilimsel kanıtlar kadar dönemin önyargılarıyla da ilgili olduğunu değerlendirebileceksin.
- Neandertallerin yok oluşuna dair farklı açıklamaları, yani rekabet, iklim, küçük nüfus ve karışma açıklamalarını karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir taş ocağındaki kemikler
Ağustos 1856'da Almanya'da, Düsseldorf yakınlarındaki Neander Vadisi'nde kireçtaşı çıkaran işçiler, bir mağaranın tabanını temizlerken bir kafatası tavanı ve birkaç iskelet parçası buldu. Kemikler, yerel bir öğretmen ve doğa meraklısı olan Johann Carl Fuhlrott'a götürüldü. Fuhlrott, kafatasının alışılmadık biçiminden etkilendi: alın alçak ve geriye doğru eğikti, gözlerin üstünde kalın bir kemik çıkıntısı vardı. Bu, ne bugünkü bir insana ne de bilinen bir hayvana benziyordu.
Kemikler hakkında hemen bir tartışma başladı. Bazıları bunların hastalıklı bir insana, bazıları bir Rus askerine, bazıları da «zavallı bir budala ya da bir münzeviye» ait olduğunu ileri sürdü. 1864'te İrlanda'da çalışan İngiliz jeolog William King, kemiklerin ayrı bir insan türüne ait olduğunu savundu ve bu türe, bulunduğu vadiden esinlenerek bir ad verdi. Böylece Neandertal, bilimsel olarak adlandırılan ilk fosil insan türü oldu. Ama King'in bu türe biçtiği yer, bugün bildiklerimizden çok farklıydı. Bu bölüm, Neandertallerin kim olduğunu ve onlara ne olduğunu soruyor.
Bağlam — Avrupa'nın öbür insanları
Bizim türümüz Afrika'da biçimlenirken, Neandertaller Avrasya'nın soğuk bozkırlarında ve vadilerinde yaşıyordu. İki topluluk, ortak bir atadan, yaklaşık yarım milyon yıl önce ayrılmıştı; biri Afrika'da, öbürü Avrasya'da gelişti. Neandertallerin beyinleri ortalama olarak bugünkü insanlarınkine yakın, hatta biraz daha büyüktü. Taş aletler yapıyor, ateşi kullanıyor, büyük hayvanları avlıyor ve buzul çağının sert koşullarında hayatta kalıyorlardı. Arkeologlar, onların ürettiği taş alet geleneğine, Fransa'daki bir buluntu yerinden esinlenerek «Mousterien» adını verir. Bu gelenek, Orta Paleolitik denen dönemin, yani yaklaşık üç yüz bin ile kırk bin yıl önce arasındaki Eski Taş Çağı evresinin en tanınmış alet kültürlerinden biridir.
Homo sapiens toplulukları Afrika'dan çıkıp Avrasya'ya yayıldığında, Neandertallerle karşılaştı. Bu karşılaşmalar, on binlerce yıla yayılan bir süre boyunca, farklı bölgelerde, farklı biçimlerde gerçekleşti. Yaklaşık kırk bin yıl önce ise Neandertaller, bir tür olarak arkeolojik kayıttan kayboldu. Onlara ne oldu?
Gelişme — «vahşi mağara adamı» imgesinin doğuşu
Neandertallere dair ilk yorumlar, dönemin bilimsel ve toplumsal önyargılarıyla doluydu. King, 1864'teki makalesinde Neandertal kafatasının maymunlara çok benzediğini ve onun içinde yaşamış düşüncelerin «hayvanınkinin ötesine» hiç çıkmadığını yazdı. King'in makalesi, dönemin Avrupalı bilim insanlarının pek çoğunda görüldüğü gibi, bazı yaşayan insan topluluklarını da aşağılayan ırkçı hiyerarşiler içeriyordu; bu ifadeler, onun Neandertallere biçtiği yerin de aynı önyargılı dünya görüşünden geldiğini gösterir.
Yirminci yüzyılın başında Fransız paleontolog Marcellin Boule, Fransa'daki La Chapelle-aux-Saints'te bulunan neredeyse tam bir Neandertal iskeletini inceledi ve 1911 ile 1913 arasında yayımladığı ayrıntılı çalışmasında, Neandertalleri kambur, dizleri bükük, başı öne eğik, ayaklarını sürüyerek yürüyen, ilkel ve kaba varlıklar olarak tanımladı. Boule'un otoritesi, bu imgeyi onlarca yıl boyunca ders kitaplarına, müze canlandırmalarına ve popüler kültüre yerleştirdi. İlginç olan, Boule'un yorumunun, Neandertalleri Homo sapiens'in atası olmaktan çıkarıp onları insanlık ağacının çıkmaz bir dalı olarak görmesiydi; bu görüş, Avrupalıların kendi atalarını daha «soylu» bir yerde arama eğilimiyle de uyumluydu. «Mağara adamı» denince akla gelen kaba, vahşi figür, büyük ölçüde Boule'un yorumuna dayanıyordu.
Bu yeniden inceleme, bilimde önyargının nasıl işleyebileceğine dair öğretici bir örnektir. Boule, hastalıklı yaşlı bir bireyin iskeletini bütün bir türün temsilcisi olarak görmüş ve kendi beklentilerine uyan bir tablo çizmişti. Yeni bir bakış, aynı kemiklerden çok farklı bir sonuç çıkardı. Bu örnek, «Yanlış Bilinen Tarih» kursunda gördüğümüz Piltdown hikâyesiyle de bağlantılıdır: iki durumda da, uzmanların beklentileri, kanıtların nasıl okunduğunu belirledi.
Yaygın yanlış«Neandertaller, kambur yürüyen, konuşamayan, akılsız ve kaba mağara adamlarıydı» diye düşünülür.
Oysa arkeolojik ve anatomik kanıtlar, Neandertallerin dik yürüdüğünü, büyük beyinlere sahip olduğunu, gelişmiş aletler yaptığını, ateşi kullandığını, ölülerini gömdüğünü ve bazı bölgelerde süs eşyaları ve boyalar kullanmış olabileceğini gösteriyor. «Vahşi mağara adamı» imgesi, büyük ölçüde on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl başının önyargılarının ürünüdür.
Dönüş noktası — Shanidar'daki bakım
1950'lerde Amerikalı arkeolog Ralph Solecki, bugünkü Irak'ın kuzeyinde, Zagros Dağları'ndaki Shanidar Mağarası'nda kazılar yaptı ve birkaç Neandertal iskeleti buldu. Bu iskeletlerden biri, özellikle dikkat çekiciydi: hayatı boyunca ağır yaralar almış, bir kolunu büyük ölçüde kullanamaz hâle gelmiş ve muhtemelen bir gözü görmeyen bir yetişkindi. Buna rağmen yıllarca yaşamıştı. Solecki ve öbür araştırmacılar, bu kişinin topluluğu tarafından bakıldığını, yani Neandertallerin yaralı ve yardıma muhtaç birine özen gösterdiğini düşündü.
Solecki, başka bir mezarın toprağında bol miktarda çiçek poleni bulunmasını, ölülerin çiçeklerle gömüldüğünün kanıtı olarak yorumladı ve 1971'de yayımladığı kitabına «ilk çiçek insanları» anlamına gelen bir başlık verdi. Bu yorum sonradan tartışıldı: bazı araştırmacılar, polenlerin mağaraya yuva yapan küçük kemirgenler tarafından taşınmış olabileceğini ileri sürdü. Ama bu tartışma bile, Neandertallere bakışın ne kadar değiştiğini gösteriyor: artık soru, onların düşünüp düşünmediği değil, nasıl düşündükleri ve neyi önemsedikleriydi.
Cevap — yok oluş mu, karışma mı?
Öyleyse Neandertallerle ne oldu? 2014'te İngiliz arkeolog Tom Higham ve meslektaşları, Avrupa'nın dört bir yanındaki Neandertal alanlarından alınan örnekleri yeni yöntemlerle yeniden tarihleyerek, Neandertallerin yaklaşık kırk bir bin ile otuz dokuz bin yıl önce arasında ortadan kaybolduğunu gösterdi. Bu çalışma, aynı zamanda Neandertallerin ve Homo sapiens'in bazı bölgelerde birkaç bin yıl boyunca bir arada yaşadığını da ortaya koydu.
Bu sonuç önemliydi; çünkü daha önce bazı araştırmacılar, Neandertallerin İber Yarımadası'nın güneyinde çok daha uzun süre, belki otuz bin yıl öncesine kadar yaşadığını ileri sürmüştü. Yeni tarihler, bu «son sığınak» fikrini zayıflattı ve Neandertallerin yok oluşunun Avrupa'nın farklı bölgelerinde, görece kısa bir zaman diliminde, ama tek bir anda değil, parça parça gerçekleştiğini gösterdi.
Neandertallerin neden kaybolduğuna dair birkaç açıklama var ve bunlar birbirini dışlamıyor. Birincisi, rekabettir: kalabalık ve geniş ağlara sahip Homo sapiens toplulukları, kaynaklar için Neandertallerle yarıştı. İkincisi, iklimdir: son buzul çağının ani iklim dalgalanmaları, zaten küçük ve dağınık olan Neandertal nüfuslarını zorladı. Üçüncüsü, küçük nüfusun kırılganlığıdır: az sayıda insandan oluşan topluluklar, hastalıklar ve kötü yıllar karşısında kolayca yok olabilir. Dördüncüsü ise karışmadır, yani melezleşme: genetik araştırmalar, Neandertallerin ve Homo sapiens'in birbirleriyle çocuk sahibi olduğunu ve Afrika dışındaki bugünkü insanların genomunun küçük bir kısmının Neandertal kökenli olduğunu gösterdi.
Bu son bulgu, sorunun kendisini değiştiriyor. Neandertaller bir tür olarak ortadan kalktı; ama bir kısmı, bugünkü insanların atalarına karışarak genlerini bugüne taşıdı. Bu anlamda, Neandertaller tamamen yok olmadı; bir parçaları, Afrika dışındaki milyarlarca insanın hücrelerinde yaşamaya devam ediyor.
Bugünle bağ — «öteki» ile karşılaşmak
Neandertallere bakışın tarihi, insanların «öteki» olarak gördükleri gruplara nasıl baktığının da tarihidir. On dokuzuncu yüzyıl bilim insanları, Neandertalleri aşağılarken, aynı dönemde bazı yaşayan insan topluluklarını da aynı önyargılarla aşağılıyordu. Kanıtlar biriktikçe ve önyargılar sorgulandıkça, hem Neandertallere hem de öbür insan topluluklarına bakış değişti.
Bir müzede ya da bir kitapta bir Neandertal canlandırmasıyla karşılaştığında, onun hangi dönemde ve hangi kanıtlara dayanarak yapıldığını sorabilirsin. Kaba, eğik duruşlu bir figür mü, yoksa bugünkü insanlardan ayırt edilmesi zor biri mi? İki canlandırma arasındaki fark, yalnızca kanıtlardaki değil, onları yorumlayanların bakışındaki değişimi de gösterir.
Birincil kaynak
William King, 1864'te yayımladığı makalesinde, Neandertal kafatası hakkındaki yargısını şöyle ifade eder:
The distinctive faculties of Man are visibly expressed in his elevated cranial dome […]. But, considering that the Neanderthal skull is eminently simial, both in its general and particular characters, I feel myself constrained to believe that the thoughts and desires which once dwelt within it never soared beyond those of the brute. […] In that paper I called the fossil by the name of Homo Neanderthalensis; but I now feel strongly inclined to believe that it is not only specifically but generically distinct from Man.
Türkçesi: İnsanın ayırt edici yetenekleri, yüksek kafatası kubbesinde gözle görülür biçimde ifade edilir […]. Ama Neandertal kafatasının hem genel hem de ayrıntılı özellikleri bakımından son derece maymunsu olduğu düşünüldüğünde, bir zamanlar onun içinde yaşamış düşüncelerin ve arzuların hiçbir zaman hayvanınkinin ötesine yükselmediğine inanmak zorunda kalıyorum. […] O bildiride fosile Homo Neanderthalensis adını verdim; ama şimdi onun insandan yalnızca tür olarak değil, cins olarak da ayrı olduğuna inanmaya güçlü biçimde eğilimliyim.
Kaynak: William King, «The Reputed Fossil Man of the Neanderthal», Quarterly Journal of Science 1 (1864), s. 88–97; archive.org. Makalenin, bazı yaşayan insan topluluklarını aşağılayan ırkçı ifadeler içeren bölümleri alıntıya alınmadı. Türkçesi bizim.
- King, Neandertallerin düşünce yeteneği hakkındaki yargısını neye dayandırıyor?
- King'in bir kafatasının biçiminden düşünce ve arzular hakkında sonuç çıkarması, bugünkü bilimsel yöntemle karşılaştırıldığında nasıl değerlendirilebilir?
- King'in makalesinin dönemin ırkçı hiyerarşilerini de içermesi, onun Neandertaller hakkındaki yargısını okurken nelere dikkat etmemizi gerektirir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Marcellin Boule (1911–1913) — La Chapelle-aux-Saints iskeleti üzerine yayımladığı çalışmada Neandertalleri kambur, ilkel ve kaba varlıklar olarak tanımladı; bu yorum onlarca yıl boyunca Neandertal imgesini belirledi.
- William Straus ve A. J. E. Cave (1957) — Quarterly Review of Biology'deki makalelerinde aynı iskeleti yeniden inceleyerek Boule'un tanımladığı duruşun hastalıktan kaynaklandığını gösterdiler; Neandertallerin dik yürüdüğü sonucuna vardılar.
- Ralph Solecki (1971) — Shanidar Mağarası kazılarını anlattığı kitabında Neandertallerin yaralılarına bakım gösterdiğini ve ölülerini çiçeklerle gömmüş olabileceğini savundu; bu son yorum sonradan tartışıldı.
- Tom Higham ve meslektaşları (2014) — Nature'da Avrupa'daki Neandertal alanlarını yeniden tarihleyerek Neandertallerin yaklaşık kırk bin yıl önce ortadan kalktığını ve bazı bölgelerde Homo sapiens ile birkaç bin yıl bir arada yaşadığını gösterdiler.
Bu dört çalışma, Neandertal imgesinin bir yüzyıl içinde nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Boule'un kaba mağara adamı, Straus ve Cave'in yeniden incelemesiyle dik yürüyen bir insana, Solecki'nin çalışmasıyla yaralılarına bakan bir topluluğa dönüştü; Higham ve meslektaşları ise onların yok oluşunu ve Homo sapiens ile ilişkisini daha kesin bir zaman çerçevesine yerleştirdi; bu çerçeve, iki topluluğun karşılaşmasının tek bir çatışma anı değil, uzun bir birlikte yaşama dönemi olduğunu düşündürüyor. Boule'dan Straus ve Cave'e uzanan kırk yılda iskeletin kendisi değişmedi; değişen, ona bakanların sorduğu sorular ve kullandıkları karşılaştırma ölçütleriydi. Tartışma, bilimsel yorumların, kanıtlar kadar yorumlayanların beklentilerinden de etkilenebildiğini gösteriyor.
Derine İn
Neandertallerin «tür» olarak nasıl sınıflandırılacağı, hâlâ tartışmalı bir sorudur. Bazı araştırmacılar onları ayrı bir tür, Homo neanderthalensis, olarak görür; bazıları ise Homo sapiens'in bir alt türü olarak sınıflandırır. Bu tartışmanın önemli bir nedeni, iki topluluğun birbiriyle çocuk sahibi olabilmesidir. Biyolojide türün klasik tanımlarından biri, birbiriyle verimli yavru üretebilen canlılar topluluğudur; bu tanıma göre Neandertaller ve bugünkü insanlar aynı türe ait sayılabilir. Ama tür tanımı her zaman bu kadar basit değildir; pek çok yakın tür, doğada zaman zaman karışabilir.
Neandertallerin kültürel yetenekleri de tartışma konusudur. Bazı alanlarda bulunan delinmiş hayvan dişleri, kartal pençeleri ve boya parçaları, Neandertallerin süs eşyaları kullandığını ve sembolik düşünceye sahip olduğunu düşündürüyor. Ama bu buluntuların bazılarının tarihlenmesi ve hangi türe ait olduğu tartışmalıdır; bazı araştırmacılar, bu davranışların Homo sapiens ile karşılaşmadan sonra ortaya çıktığını ve bir tür etkileşimin ürünü olabileceğini ileri sürer.
Genetik araştırmalar, Neandertallerle ilgili sorulara yeni bir boyut ekledi. Neandertal genomunun okunması, iki topluluğun birden fazla kez karıştığını ve bu karışmanın bazı genlerin bugünkü insanlara aktarılmasına yol açtığını gösterdi. Bu genlerin bir kısmı bağışıklık sistemiyle ve cildin özellikleriyle ilgilidir; yani Neandertallerden gelen bazı genler, Homo sapiens'in Avrasya'nın yeni ortamlarına uyum sağlamasına yardım etmiş olabilir.
Neandertal araştırmalarının bir başka dersi, kanıtların parçalı olduğudur. Neandertal fosilleri, on binlerce yıla ve geniş bir coğrafyaya dağılmış sınırlı sayıda iskeletten oluşur. Bu iskeletlerin her biri, farklı bir topluluğu, farklı bir dönemi ve farklı bir yaşam öyküsünü temsil eder. Boule'un hatası da, tek bir iskeleti bütün bir türün temsilcisi olarak görmekti. Bugünkü araştırmacılar, Neandertalleri tek tip bir topluluk olarak değil, farklı bölgelerde farklı biçimlerde yaşamış çeşitli topluluklar olarak görmeye çalışıyor. Batı Avrupa'nın Neandertalleri ile Zagros Dağları'nın Neandertalleri, farklı iklimlerde, farklı hayvanları avlayarak ve farklı alet gelenekleriyle yaşamış olabilir.
Son olarak, Neandertallerin yok oluşu, insanlık tarihinin daha geniş bir sorusuna da bağlanıyor: neden bugün yalnızca tek bir insan türü var? Yüz bin yıl önce, dünyada birden fazla insan topluluğu, yani Neandertaller, Homo sapiens ve Asya'da yaşayan başka akrabalarımız, bir arada yaşıyordu. Bugün ise yalnızca biz kaldık. Bu tekliğin nasıl oluştuğu, tarih öncesinin en büyük sorularından biridir.
Bu soruyu düşünürken, geçmişi bugünün bakışıyla okumaktan kaçınmak gerekir. «Homo sapiens Neandertalleri yendi» ya da «daha üstün olan kazandı» gibi ifadeler, olup biteni bir yarış ya da bir savaş gibi anlatır. Oysa kanıtlar, on binlerce yıla yayılan karmaşık bir süreci işaret ediyor: bazı bölgelerde rekabet, bazılarında karışma, bazılarında ise yalnızca bir topluluğun iklim değişikliği karşısında daha şanslı olması. Tek bir kahramanlık ya da yenilgi hikâyesi, bu karmaşıklığı açıklamaya yetmez; olayların tek bir nedeni olmadığı ilkesi, tarih öncesi için de geçerlidir.
Uzman Notu
Temel literatür
- William King, «The Reputed Fossil Man of the Neanderthal», Quarterly Journal of Science 1 (1864), s. 88–97.
- Marcellin Boule, «L'homme fossile de La Chapelle-aux-Saints», Annales de Paléontologie 6–8 (1911–1913).
- William L. Straus Jr. ve A. J. E. Cave, «Pathology and the Posture of Neanderthal Man», Quarterly Review of Biology 32 (1957), s. 348–363.
- Ralph S. Solecki, Shanidar: The First Flower People (New York: Alfred A. Knopf, 1971).
- Richard E. Green ve diğerleri, «A Draft Sequence of the Neandertal Genome», Science 328 (2010), s. 710–722.
- Tom Higham ve diğerleri, «The timing and spatiotemporal patterning of Neanderthal disappearance», Nature 512 (2014), s. 306–309.
Arşiv ve kaynak
King'in makalesi, biyoçeşitlilik literatürünü dijitalleştiren projeler aracılığıyla archive.org'da okunabiliyor. Neander Vadisi'ndeki buluntu yerinde bir müze bulunuyor; La Chapelle-aux-Saints iskeleti Paris'teki doğa tarihi koleksiyonlarında, Shanidar buluntularının bir kısmı ise Bağdat'taki Irak Müzesi'nde korunuyor.
Açık sorular
- Neandertaller ayrı bir tür müydü, yoksa Homo sapiens'in bir alt türü mü?
- Neandertallerin sembolik düşünceye sahip olduğunu gösteren buluntular ne kadar güvenilir?
- Neandertallerin yok oluşunda rekabetin, iklimin, küçük nüfusun ve karışmanın payları nasıl ayırt edilebilir?
Mini sınav
- (Hedef 1) İlk Neandertal fosilleri nerede ve ne zaman bulundu? A) Neander Vadisi'nde, 1856'da B) Shanidar'da, 1950'lerde C) Fransa'da, 1911'de D) Etiyopya'da, 1967'de
- (Hedef 2) Marcellin Boule, Neandertalleri nasıl tanımladı? A) Dik yürüyen ve bugünkü insanlara benzeyen varlıklar olarak B) Kambur, ilkel ve kaba varlıklar olarak C) Tarım yapan topluluklar olarak D) Yazı kullanan bir uygarlık olarak
- (Hedef 2) Straus ve Cave, La Chapelle-aux-Saints iskeletinin kambur duruşunu neye bağladı? A) Neandertallerin doğal duruşuna B) İskeletin yanlış birleştirilmesine C) İskeletin sahibinin yaşlılığı ve ağır eklem hastalığına D) Mağaranın yapısına
- (Hedef 3) Genetik araştırmalar Neandertaller ve Homo sapiens hakkında neyi gösterdi? A) İki topluluğun hiç karşılaşmadığını B) Neandertallerin Afrika'da yaşadığını C) Neandertallerin bugün hâlâ yaşadığını D) İki topluluğun birbiriyle çocuk sahibi olduğunu ve Afrika dışındaki bugünkü insanların genomunun küçük bir kısmının Neandertal kökenli olduğunu
- (Hedef 3) Tom Higham ve meslektaşlarının 2014 çalışmasına göre Neandertaller yaklaşık ne zaman ortadan kalktı? A) Yaklaşık kırk bin yıl önce B) Yaklaşık on bin yıl önce C) Yaklaşık iki yüz bin yıl önce D) Yaklaşık bin yıl önce
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Neandertallerin yok oluşuna dair rekabet, iklim, küçük nüfus ve karışma açıklamalarını karşılaştır. Her açıklamanın hangi kanıtlara dayandığını ve hangi soruları cevapsız bıraktığını belirt. Ardından Neandertal imgesinin King'den bugüne nasıl değiştiğini, bu değişimde kanıtların ve önyargıların rolünü gerekçeleriyle tartış.
Cevaplar
- A — İlk Neandertal fosilleri 1856'da Neander Vadisi'nde bulundu.
- B — Boule, Neandertalleri kambur, ilkel ve kaba varlıklar olarak tanımladı.
- C — Straus ve Cave, duruşu iskeletin sahibinin yaşlılığı ve ağır eklem hastalığına bağladı.
- D — Genetik araştırmalar, iki topluluğun karıştığını ve bugünkü insanların genomunun küçük bir kısmının Neandertal kökenli olduğunu gösterdi.
- A — Higham ve meslektaşlarına göre Neandertaller yaklaşık kırk bin yıl önce ortadan kalktı.
Güçlü bir cevap, rekabetin arkeolojik yayılma kanıtlarına, iklimin buzul çağı kayıtlarına, küçük nüfusun genetik çeşitlilik verilerine, karışmanın ise genom çalışmalarına dayandığını belirtir; açıklamaların birbirini dışlamadığını ve birlikte etkili olmuş olabileceğini tartışır. King'in ve Boule'un yargılarının dönemin önyargılarıyla nasıl biçimlendiğini, Straus ve Cave ile Solecki'nin çalışmalarının bu imgeyi nasıl değiştirdiğini gösterir.
Sonraki bölüme köprü
Neandertaller ortadan kalkarken Homo sapiens yayılmayı sürdürüyordu. Afrika'dan çıkan toplulukların torunları, sonunda daha önce hiçbir insan türünün yaşamadığı bir kıtaya ulaştı: Amerika'ya. Buzul çağının denizleri alçalttığı bir dünyada bu yolculuğun hangi kara parçasından ve hangi kıyılardan geçtiğini, sonraki bölüm soruyor: İnsanlar Afrika'dan nasıl çıktı ve Amerika'ya nasıl ulaştı?