İçeriğe geç

14.4 · Seviye 4 · İnsanlar Arasında

Söz ucuzdur

Çıkarları ayrışan taraflar arasında bedelsiz sözün ne zaman bilgi taşıdığını, ne zaman taşımadığını bilir

Strateji ve Karar Akademisi — M14, Taahhüt, Tehdit ve Sinyal · 1.837 kelime · 3 kaynak · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Bu ders eğitim amaçlıdır; yatırım, hukuk ya da kariyer danışmanlığı değildir ve kesin sonuç vaat eden bir kural öğretmez. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Bir an

Boya ustası Rüstem Usta apartmanın dış cephesini yarım saat inceliyor, tırnağıyla sıvayı kazıyor, kuzey duvarındaki nem lekesine uzun uzun bakıyor. Sonra Saniye'ye iki fiyat veriyor. Silikonlu dış cephe boyası 180 bin lira, akrilik boya 95 bin. "Akrilik üç yılda döker," diyor. "Silikonlu on yıl gider. Ben olsam düşünmem."

Saniye fiyatları not alıyor ama bir şey içini kemiriyor. Ustanın pahalı boyadan daha çok kazandığı belli; işçiliği aynı, boyanın kâr payı daha büyük. Bu tavsiye, binanın ihtiyacından mı geliyor, ustanın cebinden mi? Öte yandan Rüstem Usta bu semtte otuz yıldır çalışıyor; boyası üç yılda dökülürse bütün mahalle duyar.

Akşam yönetim toplantısında komşular ikiye bölünüyor. Biri "usta her zaman pahalısını önerir," diyor. Öbürü "usta bilir, biz bilmeyiz," diye cevap veriyor. Saniye ikisinin de yarım doğru olduğunu düşünüyor. Söyleyene hiçbir şeye mal olmayan bir söz, dinleyene ne kadar bilgi verir?

Soru

Hiçbir şeye mal olmayan bir tavsiye hangi durumda işe yarar bir şey söyler, hangi durumda boştur? Söyleyen ile dinleyenin çıkarları kısmen ayrıştığında, sözü nasıl okumalı?

Nasıl işler

14.3'teki pahalı sinyalin inandırıcılığı bedelinden geliyordu: sertifika, onu taklit edenler için pahalıydı. Rüstem Usta'nın sözünün ise bir bedeli yoktur. "Silikonlu on yıl gider" demek, ustaya akrilik için aynı şeyi söylemekten daha pahalıya mal olmaz.

Bu çıkarın en önemli ölçüsü, iki tarafın ne kadar aynı şeyi istediğidir. 0.4'te gördüğümüz çıkar çatışması burada derecelenir: tam bir çatışma da, tam bir uyum da nadirdir; çoğu ilişki ikisinin arasındadır.

Çıkarlar kısmen ayrıştığında söz ne tamamen değersizdir ne de tamamen güvenilirdir. Ortaya çıkan, kaba bir bilgidir.

Kanıt

İnsanların ucuz sözü gerçekte nasıl kullandığı, sonraki yıllarda gözden geçirildi.

Söyleyenin yalan söyleyip söylemediğinin neye bağlı olduğu bir deneyle sınandı.

Nerede çöker

Crawford ve Sobel'in sonucu güçlüdür ama soyuttur: modelde iki tarafın da tercihleri ve aralarındaki sapma bilinir. Gerçekte Saniye, Rüstem Usta'nın pahalı boyadan ne kadar fazla kazandığını bilmez; ustanın itibar kaygısının bu kazancı ne kadar dengelediğini de bilmez. Sapmanın büyüklüğünü bilmeden, sözün ne kadar kaba olduğunu da bilemeyiz.

Farrell ve Rabin'in vurguladığı gibi, iki yaygın görüş de yanlıştır. "Usta her zaman pahalısını önerir" diyen komşu, ucuz sözün hiçbir şey taşımadığını varsayıyor; "usta bilir" diyen ise onun tam bilgi taşıdığını. İkisi de sözü ya tamamen atıyor ya tamamen alıyor. Çıkarların kısmen örtüştüğü yerde doğru tutum, sözün kaba bilgisini alıp ince ayrıntısını ayrıca doğrulamaktır.

Gneezy'nin bulgusu bir uyarı daha ekler. İnsanlar yalanın karşı tarafa yükleyeceği bedeli tartar ve karşı taraf varlıklı göründüğünde daha kolay yalan söyler. Apartmanın ortak kasası, tek bir hanenin bütçesinden daha büyük ve daha "kimsenin" görünür. Bir ustanın bir aileye karşı dürüstlüğü, bir apartman yönetimine karşı dürüstlüğünden farklı olabilir.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Çıkarı olan birinin sözü hiçbir şey ifade etmez."
Doğrusu

Crawford ve Sobel'in modelinde çıkarlar kısmen ayrıştığında da iletişim bir bilgi taşır; yalnız bu bilgi kabadır. Rüstem Usta'nın "bu duvar kötü durumda" demesi, ince ayrıntısı yuvarlansa bile bir şey söyler.

Yaygın yanlış"Uzman bilir, söylediği doğrudur."
Doğrusu

Uzmanın bilgisi ile çıkarı ayrı şeylerdir. Çıkarı sizinkinden ne kadar uzaksa, sözü o kadar kaba bir bilgi taşır.

Yaygın yanlış"İnsanlar ya her zaman yalan söyler ya hiçbir zaman söylemez."
Doğrusu

Gneezy'nin deneyinde yalan söyleme kararı, yalandan elde edilecek kazanç ile karşı tarafa yükleyeceği bedele bağlıydı. Dürüstlük, durumun bedel ve kazanç dengesine göre değişir.

Sayılarla

Sayılar, sözün değerinin nasıl kademeli olarak eridiğini gösterir. Usta ile Saniye'nin çıkarları neredeyse aynıysa, usta beş ayrı durumu anlatabilir: "çok iyi", "iyi", "orta", "kötü", "çok kötü". Çıkarlar biraz ayrıştığında anlatabileceği ayrım ikiye iner. Daha fazla ayrıştığında söz tamamen boşalır.

Bu, Saniye'ye neyi sorması gerektiğini de söyler. "Hangisi daha iyi?" sorusu, ustanın çıkarının tam ortasına düşer ve kaba bir cevap alır. "Bu duvarda nem var mı?", "sıva sağlam mı?" gibi ustanın çıkarından daha uzak sorular, daha ayrıntılı ve daha dürüst cevaplar getirebilir.

Herkes için aynı mı?

Ucuz sözü değerlendirebilmek, bir ölçüde bilgi sahibi olmayı gerektirir. Boyanın türlerini, fiyatlarını ve nem sorunlarını biraz bilen bir apartman yöneticisi, ustanın sözünü daha iyi tartar; hiçbir şey bilmeyen biri ise sözü olduğu gibi almak ya da tümüyle reddetmek arasında sıkışır. Bilgi eşitsizliği ne kadar büyükse, ucuz söz o kadar kolay yönlendirir.

Gneezy'nin bulgusu bu eşitsizliğin bir yönünü daha gösterir. Karşı taraf varlıklı göründüğünde insanlar daha kolay yalan söyler. Bu, bir apartman yönetimi, bir şirket ya da bir kamu kurumu gibi "büyük ve kimsenin" görünen alıcıların, bireylerden daha sık yanıltılabileceği anlamına gelir. Ortak kasayı yöneten biri, kendi parasını harcarken gösterdiğinden daha fazla dikkat göstermek zorundadır.

Kendi hayatında

Saniye üç şey yapıyor. Önce Rüstem Usta'ya, çıkarından uzak sorular soruyor: duvarda nem var mı, sıva sağlam mı, kuzey cephesi neden daha kötü? Usta bunlara ayrıntılı cevaplar veriyor; nemin kaynağının çatı oluğu olduğunu da söylüyor. Sonra boya satmayan, yalnız bina muayenesi yapan bir mühendise para ödeyip ikinci bir görüş alıyor.

Mühendisin raporu ustanın bilgisini büyük ölçüde doğruluyor: kuzey cephesi için silikonlu boya gerçekten gerekli, güney cephesi için ise akrilik yeterli. Saniye iki boyayı cepheye göre bölen bir teklif istiyor; toplam fiyat 140 bine iniyor.

Ardından o kişiye, çıkarından uzak ama kararın için önemli iki soru sor; bir de çıkarı olmayan birinden ikinci bir görüş almanın sana neye mal olacağını hesapla.

Kapanış

  1. Ucuz söz, söyleyene bedeli olmayan ve doğrulanamayan iletişimdir; Crawford ve Sobel'in modelinde böyle bir söz, iki tarafın çıkarları ne kadar örtüşüyorsa o kadar bilgi taşır ve çıkarlar ayrıştıkça yalnızca kaba bir bilgi aktarılır.
  2. Ucuz sözü ne tamamen atmak ne tamamen almak doğrudur: Farrell ve Rabin, sözün hiç inandırıcı olmadığı ile her zaman etkili olduğu görüşlerinin ikisinin de yanlış olduğunu savunur.
  3. Söyleyenin dürüstlüğü koşullara bağlıdır: Gneezy'nin deneyinde yalan söyleme kararı yalanın sonuçlarına göre değişti ve karşı taraf varlıklı göründüğünde yalan daha kolaylaştı; dinleyen, söyleyenin çıkarından uzak sorular sorarak ve bağımsız bir görüş alarak sözün kaba bilgisini inceltebilir.

Beş soru

  1. Ucuz söz nedir ve pahalı sinyalden nasıl ayrılır?
  2. Crawford ve Sobel'in modelinde iletişimin bilgilendiriciliği neye bağlıdır?
  3. Farrell ve Rabin'e göre ucuz söz hakkındaki iki yaygın görüş nedir ve neden ikisi de yanlıştır?
  4. Sayılarla bölümündeki örnekte sapma 0,02'den 0,3'e çıkınca ustanın aktarabileceği bilgi nasıl değişir?
  5. Gneezy'nin bulgusu bir apartman yönetimi için neden önemlidir?

Yanıtlar

Ucuz söz, söyleyene doğrudan bir bedeli olmayan, kimseyi bağlamayan ve doğrulanamayan iletişimdir. Pahalı sinyalin inandırıcılığı bedelinden gelir; ucuz sözün bilgi taşıyıp taşımadığı ise söyleyenin çıkarlarının dinleyeninkine ne kadar yakın olduğuna bağlıdır.

İki tarafın tercihlerinin birbirine ne kadar benzediğine. Tercihler yaklaştıkça en bilgilendirici dengedeki parça sayısı artar ve alıcının beklenen faydası yükselir.

Biri, iletişimin genellikle etkili dengelere yol açtığıdır; öbürü, söz ucuz olduğu için hiçbir zaman inandırıcı olmadığıdır. Yazarlar ikisinin de yanlış olduğunu düşünür: ucuz söz bazı koşullarda bilgi taşır, bazılarında taşımaz.

Sapma 0,02 iken usta binanın durumunu beş ayrı düzeyde aktarabilir; 0,05'te üç, 0,1 ve 0,2'de iki düzeyde. Sapma 0,3'e çıkınca tek bir parça kalır ve ustanın sözü hiçbir bilgi taşımaz.

Gneezy'nin deneyinde insanlar karşı taraf varlıklı göründüğünde daha kolay yalan söyledi. Apartmanın ortak kasası, tek bir haneye göre büyük ve kimsenin görünebilir; bu yüzden yönetici, kendi parasını harcarken gösterdiğinden daha fazla dikkat göstermelidir.

Sonraki derse köprü

Ufuk yeni işe başlamadan önce ikinci el bir araba almak istiyor. İlanda "hatasız, boyasız, değişensiz" yazıyor ve fiyat piyasanın biraz altında. Satıcı telefonda, arabanın bakımlarını hep yetkili serviste yaptırdığını söylüyor. Ufuk düşünüyor: araba gerçekten iyiyse, satıcı neden ucuza satıyor? Ve kötüyse, satıcı bunu neden söylesin? Satıcının bildiğini alıcının bilmediği bir pazarda iyi arabalar ne olur? 14.5, İkinci el pazarı dersi, bu bilgi farkının bir pazarı nasıl bozabildiğini ve garanti, ekspertiz, itibar gibi çözümleri inceleyecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.