İçeriğe geç

10.1 · Seviye 3 · Karar Vermek

Sezgiye ne zaman güvenmeli?

Uzman sezgisinin düzenli ortam ve hızlı geri bildirim gerektirdiğini bilir

Strateji ve Karar Akademisi — M10, Sezgi, Uzman ve Kalabalık · 1.969 kelime · 3 kaynak · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Bu ders eğitim amaçlıdır; yatırım, hukuk ya da kariyer danışmanlığı değildir ve kesin sonuç vaat eden bir kural öğretmez. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Bir an

Salı öğleden önce pres hattında Rıza Usta bir kalıbı durduruyor. Kâğıtta hiçbir sorun yok: kalıbın baskı sayacı bakım sınırına daha uzak, yaşı da kritik değil. Ama usta kalıbın basarken çıkardığı sesin değiştiğini söylüyor; "boğuklaştı" diyor. Kalıp söküldüğünde, iç yüzeyde gözle zor seçilen ince bir çatlak bulunuyor. Bir iki gün daha çalışsaydı kalıp kırılacaktı.

Aynı akşam Selin ailesiyle yemekte. Babası Hüseyin Bey, hırdavat dükkânı için yaptığı büyük bir alımı anlatıyor: "Döviz önümüzdeki ay düşer, şimdi stok yapmak yerine bekleyeceğim. Bunu hissediyorum, otuz yıldır bu işin içindeyim." Sesindeki emin olma hâli, öğlen Rıza Usta'nın sesindekiyle aynı.

Selin iki sahneyi yan yana koyuyor. İki adam da deneyimli, ikisi de emin, ikisi de bir hesap yapmadan konuşuyor. Ama biri kalıbın sesini dinliyor, öbürü bir döviz kurunu tahmin ediyor. Bu iki sezgiye aynı ölçüde güvenmek doğru mu?

Soru

Deneyimli birinin içine doğan bir yargı hangi durumda gerçek bir uzmanlığı, hangi durumda yalnız güçlü bir eminlik duygusunu yansıtır? İkisini dışarıdan nasıl ayırt edebiliriz?

Nasıl işler

Sezgi, düşünmeden gelen bir yargıdır: kişi neden öyle düşündüğünü adım adım anlatamaz, ama yargı kendiliğinden ve çoğu zaman güçlü bir eminlik duygusuyla gelir. Bu duygu, yargının doğru olduğunun bir işareti gibi hissedilir. Oysa aynı duygu, doğru bir yargıya da yanlış bir yargıya da eşlik edebilir.

Uzman sezgisinin oluşabilmesi için iki koşul gerekir. Birincisi, ortamın kendisinin öğrenilebilir düzenlilikler taşımasıdır. İkincisi, kişinin bu düzenlilikleri öğrenecek kadar çok ve hızlı geri bildirim almasıdır.

Rıza Usta'nın ortamı her iki koşulu da karşılar: kalıp ve ses arasında gerçek bir ilişki vardır ve her sezgisi kısa sürede sınanır, kalıp ya çatlaktır ya değildir. Hüseyin Bey'in ortamı ikisini de zayıf karşılar: kur pek çok etkene bağlıdır ve tahminin doğru çıkıp çıkmadığı, şansın payından ayrıştırılamayacak kadar seyrek gelir.

Deneyimli uzmanların bir kısmı, seçenekleri karşılaştırarak değil, durumu tanıyarak karar verir.

Kanıt

Uzman sezgisinin iyi işlediği bir alana dair ilk ayrıntılı çalışma, yangın alanından gelir.

Ortamın geçerliliği düşük olduğunda uzmanların ne kadar emin olduğu da ölçüldü.

Nerede çöker

Kahneman ve Klein'ın iki koşulu kolay söylenir ama zor uygulanır. Bir ortamın ne kadar öngörülebilir olduğunu dışarıdan bilmek her zaman mümkün değildir. Bir uzman, düzenli görünen ama aslında düzensiz bir ortamda yıllarca çalışıp, rastlantısal başarılarını beceri sanabilir. 1.6'daki şans ve beceri ayrımı burada da gereklidir.

Uzmanlık sınırını da bilmek gerekir. Rıza Usta'nın sezgisi kalıp sesleri için güvenilirdir; aynı usta bir yatırım kararında ya da bir işe alımda kendi sezgisine aynı güveni duyarsa, uzmanlığının olmadığı bir alana taşır. Uzman sezgisi alana bağlıdır ve alanın dışına çıktığında güvenilirliğini yitirir, ama eminlik duygusu yanında taşınır.

Klein ve arkadaşlarının çalışması da bir sınır taşır. Çalışma itfaiye amirlerinin nasıl karar verdiğini betimler, ama o kararların ne kadar doğru olduğunu ölçmez. Tanıma temelli kararın deneyimli ellerde iyi işlediğini düşünmek için iyi nedenler vardır, ama bu çalışma onların isabetini sayılarla göstermez.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Deneyimli birinin sezgisine her zaman güvenilir."
Doğrusu

Deneyim, ancak ortam öğrenilebilir düzenlilikler taşıyorsa ve geri bildirim yeterince sık ve hızlı geliyorsa güvenilir bir sezgi üretir. Aynı deneyim süresi, düzensiz bir ortamda yalnız güçlü bir eminlik duygusu üretebilir.

Yaygın yanlış"Emin olduğum zaman doğruyumdur."
Doğrusu

Kahneman ve Klein'a göre öznel deneyim, yargının doğruluğunun güvenilir bir göstergesi değildir. Profesyonel ekonomik tahminciler yüzde 53 güven bildirdi ve yüzde 23 oranında doğru çıktı.

Yaygın yanlış"Sezgi, analizin karşıtıdır ve her zaman ondan daha kötüdür."
Doğrusu

Klein ve arkadaşlarının itfaiye amirlerinde kararların büyük çoğunluğu, seçenekleri karşılaştırmadan durumu tanıyarak verildi. Uygun ortamda sezgi, analizin yetişemeyeceği hızda iş görür.

Sayılarla

Campbell ve Moore'un sayıları, aynı farkın eminlik duygusuna nasıl yansımadığını gösterir. Tahminciler yüzde 53 güven bildirip yüzde 23 doğru çıktığında, aradaki 30 puanlık fark, eminliğin isabeti ne kadar aştığını gösterir. Bu fark, deneyimsiz insanlarda değil, işi tahmin yapmak olan profesyonellerde ölçülmüştür.

Klein ve arkadaşlarının sayıları ise ters bir tablo çizer. 156 karar noktasının yüzde 80'inden fazlasında amirler seçenekleri karşılaştırmadı. Yangın alanında her saniye önemlidir ve durumlar, yıllar içinde tekrar tekrar karşılaşılan örüntülere benzer. Bu ortamda tanıma, karşılaştırmadan daha hızlıdır.

Herkes için aynı mı?

Kimin sezgisine güvenildiği, çoğu zaman o sezginin ortamına değil, sezgiyi dile getiren kişinin konumuna bağlıdır. Kıdemli, kendinden emin ve iyi konuşan birinin sezgisi kolayca kabul görür; aynı ortamdaki daha az kıdemli birinin sezgisi aynı ağırlığı taşımaz. Kahneman ve Klein'ın öznel eminliğin güvenilir bir gösterge olmadığı sonucu, bu dengeyi de sorgular: emin görünmek ile isabetli olmak ayrı şeylerdir.

Uzman sezgisinin bir başka eşitsizliği de öğrenme fırsatlarındadır. Hızlı geri bildirim alan işlerde çalışanlar sezgilerini sınayıp düzeltebilir; geri bildirimin yavaş ve seyrek olduğu işlerde çalışanlar bu fırsatı bulamaz. Bir kişinin sezgisinin güvenilirliği, kısmen onun yeteneğine, kısmen de çalıştığı işin ona ne kadar öğretme fırsatı verdiğine bağlıdır.

Kendi hayatında

Saniye Hanım emekli bir muhasebeci. Apartmanın faturalarına bakarken bir rakam gözüne takılıyor ve neredeyse her seferinde bir hata buluyor. Yıllarca binlerce belgeyle çalışmış, her hatanın sonucunu hemen görmüştü; bu sezgisi güvenilirdir. Aynı Saniye Hanım bir komşunun önerdiği hisse senedini "içime doğdu" diye almak istediğinde, ortam değişmiştir: borsada aynı tür bir öğrenme fırsatı bulmamıştır.

Kendi sezgine güvenip güvenmeyeceğini ayırt etmek için iki soru işe yarar. Bu alanda yargılarımın sonucunu ne sıklıkla ve ne kadar hızlı öğrendim? Bu alandaki sonuçlar gerçekten işaretlere mi bağlı, yoksa çoğunlukla şansa mı?

Bir sonraki büyük kararında, sezgin bu iki sorudan geçmiyorsa, onu bir hesapla ya da bir dış görüşle sınamadan uygulama.

Kapanış

  1. Uzman sezgisi, ancak ortam öğrenilebilir düzenlilikler taşıyorsa ve kişi o düzenlilikleri öğrenecek kadar sık ve hızlı geri bildirim aldıysa güvenilirdir; eminlik duygusu tek başına bir gösterge değildir.
  2. Kahneman ve Klein, sezgisel yargının kalitesinin ortamın öngörülebilirliğine ve öğrenme fırsatına bağlı olduğunu ve öznel deneyimin isabetin güvenilir bir göstergesi olmadığını savundu; Klein ve arkadaşlarının itfaiye amirleri kararların yüzde 80'inden fazlasını durumu tanıyarak verdi.
  3. Geçerliliği düşük bir ortamda deneyim, isabetten çok eminlik üretebilir: profesyonel ekonomik tahminciler yüzde 53 güven bildirip yüzde 23 doğru çıktı; uzman sezgisi alana bağlıdır ve alanın dışına taşınınca güvenilirliğini yitirir.

Beş soru

  1. Kahneman ve Klein'a göre bir sezgisel yargının kalitesini değerlendirmek için hangi iki şeye bakmak gerekir?
  2. Rıza Usta'nın kalıp sezgisi ile Hüseyin Bey'in kur sezgisi bu iki koşul bakımından nasıl ayrılır?
  3. Klein ve arkadaşlarının itfaiye amirleriyle yaptığı çalışmada kararlar çoğunlukla nasıl verildi?
  4. Campbell ve Moore'un profesyonel tahmincilerde bulduğu aşırı kesinlik ne kadardı?
  5. Bir uzmanın sezgisi neden kendi alanının dışında güvenilirliğini yitirir?

Yanıtlar

Yargının verildiği ortamın ne kadar öngörülebilir olduğuna ve kişinin o ortamın düzenliliklerini öğrenme fırsatı bulup bulmadığına bakmak gerekir. Yazarlara göre kişinin ne kadar emin hissettiği bu değerlendirmenin yerini tutmaz.

Kalıbın sesi ile çatlak arasında gerçek bir ilişki vardır ve Rıza Usta her sezgisinin sonucunu kısa sürede görür; ortam öngörülebilir, geri bildirim hızlıdır. Kur ise pek çok etkene bağlıdır ve Hüseyin Bey'in tahminlerinin sonucu seyrek ve şansla karışmış olarak gelir; ortamın geçerliliği düşük, öğrenme fırsatı azdır.

156 karar noktasının yüzde 12'sinden azında seçenekler aynı anda karşılaştırıldı. Yüzde 80'inden fazlasında amirler deneyimlerini kullanarak durumu tipik bir örnek olarak tanıdı ve o örneğe uygun eylemi doğrudan seçti.

Tahminciler kendi tahminlerinin doğruluğuna yüzde 53 güven bildirdi, ama tahminler yalnız yüzde 23 oranında doğru çıktı. Aradaki yaklaşık 30 puanlık fark, eminliğin isabeti ne kadar aştığını gösterir; aşırı iyimserliğe dair ise az kanıt vardı.

Uzman sezgisi, belirli bir alanın düzenliliklerinin uzun süre öğrenilmesinden doğar. Başka bir alanda bu düzenlilikler farklıdır ya da hiç yoktur, ama kişi eminlik duygusunu yanında taşır. Böylece emin olduğu hâlde, öğrenme fırsatı bulmadığı bir alanda yargıda bulunmuş olur.

Sonraki derse köprü

Ertesi hafta İK uzmanı satış elemanı alımı için ilk adaylarla görüşüyor. Her görüşmenin sonunda bir izlenim yazıyor: "Çok iyi bir enerjisi var", "satışa yatkın değil gibi". Selin, alım için ayrıca basit bir puanlama tablosu hazırlamış: deneyim yılı, önceki satış rakamları, bir rol oyunundaki başarı. İki yöntem aynı adayları farklı sıralıyor. Görüşmecinin izlenimi mi, basit bir formül mü daha isabetli? 10.2, Uzman mı, formül mü? dersi, klinik ve istatistiksel tahmin karşılaştırmasını ve bunun uzmanı neden gereksiz kılmadığını ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.