Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, bir cümlede gülmeyi tetikleyen genellikle tek bir kelimedir ve o kelimenin yeri, hangi kelime olduğundan neredeyse daha belirleyicidir.
İkincisi, vuruş sözcüğü üç testle bulunur: silme, eş anlamlıyla değiştirme ve sesli okuyup vurgunun nereye gittiğine bakma.
Üçüncüsü, taşıyıcı kelimeden sonra yeni bilgi gelmemeli; beklenen bir fiil zarar vermez, açıklama verir.
Dördüncüsü, sona taşımanın üç yöntemi vardır ve en kolayı en çok atlanandır: klikten sonrasını silmek.
Beşincisi, bir cümlede vuruş sözcüğü bulunamıyorsa sorun yerleşimde değil malzemededir; o cümlede henüz şaka yoktur.
Açılış sahnesi
Bir cümle: "Tasarruf etmek için, ekonomik açıdan zorlandığım bu dönemde, spor salonu üyeliğimi iptal ettim."
Şimdi aynı fikir: "Spor salonuna gitmeyerek başladığım tasarrufa, üyeliği iptal ederek devam ettim."
İkinci cümlede ne oldu?
İki şey. Birincisi, karakterin mantığı değişti; artık gitmemeyi zaten bir tasarruf sayıyor ve iptali onun devamı olarak sunuyor. İkincisi ve bu dersin konusu: cümlenin son kelimesi değişti.
Birincisinde son kelime "ettim". Hiçbir şey taşımıyor.
İkincisinde son kelime "devam ettim" ve bütün ironi orada. Seyirci o iki kelimeye kadar mantığın nereye gittiğini bilmiyor.
Bir cümlede yüzlerce kelime olabilir. Ama gülmeyi tetikleyen genellikle bir tanesidir.
O kelimeye vuruş sözcüğü deniyor ve nerede durduğu, hangi kelime olduğundan neredeyse daha önemli.
Bu derste ne olacak
Önce vuruş sözcüğünün ne olduğunu tanımlayacağız ve nasıl bulunduğunu göstereceğiz. Sonra neden sona yakın durması gerektiğini açacağız; sebep estetik değil, fizyolojik. Ardından sona taşımanın üç yöntemini kuracağız. Sonra on dokuz özgün örnekle vuruş sözcüğünün yerini işaretleyeceğiz. Ders bittiğinde herhangi bir şakanın vuruş sözcüğünü bulabiliyor ve cümleyi o kelimeyi sona getirecek şekilde yeniden kurabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir kapı kapanışını düşün.
Kapıyı kapatırken son sesi mandal çıkarır. O küçük klik, kapının kapandığını bildirir. Klikten önce kapı hâlâ açıktır; klikten sonra kapalı.
Şimdi kapıyı yavaşça ittiğini ve mandalın hiç ses çıkarmadığını düşün. Kapı kapalı mı? Emin değilsin. Elini çekmiyorsun.
Vuruş sözcüğü o kliktir.
Bir şaka bittiğinde seyircinin bunu bilmesi gerekir. Bilmezse gülmeye başlamaz; devamı var mı diye bekler. Ve bekleme süresi bir saniyeyi geçtiğinde gülme ihtimali düşer, çünkü an geçer.
Klik, cümlenin sonundaki o kelimedir. Onu duyduğunda seyirci "bitti" der ve tepki verir.
Şimdi benzetmeyi kırayım. Kapıda klikten sonra hiçbir şey olmaz; iş biter. Şakada ise klikten sonra ek vuruş gelebilir. Ama ek vuruşun kendi kliği vardır ve o da kendi cümlesinin sonundadır.
Yani her vuruşun kendi mandalı var. Bir bölümde dört vuruş varsa dört klik olmalı ve dördü de duyulmalı.
Mekanizma
Vuruş sözcüğünü bulmak
Nasıl bulunur? Üç testi var.
Birinci test: silme testi. Cümledeki kelimeleri tek tek sil ve her seferinde şakanın hâlâ çalışıp çalışmadığına bak. Silindiğinde şaka tamamen ölen kelime, vuruş sözcüğüdür.
İkinci test: değiştirme testi. O kelimeyi eş anlamlısıyla değiştir. "Yönetici" yerine "amir" yaz. Şaka aynı kalıyorsa o kelime taşıyıcı değil. Değişiyorsa taşıyıcıdır.
Üçüncü test: sesli okuma testi. Cümleyi yüksek sesle oku ve hangi kelimeye doğal olarak vurgu yaptığına dikkat et. Beden genellikle doğruyu bulur; zihin sonradan gerekçelendirir.
Üç test genellikle aynı kelimeyi gösterir. Göstermiyorsa cümlede birden çok aday var demektir ve bu bir sorundur; ikisi birbirini zayıflatır.
Neden sona yakın
Sebep estetik değil.
Seyircinin anlaması bir anda olur. O an gülme refleksini tetikler ve refleks yaklaşık yarım saniye içinde sese dönüşür.
Vuruş sözcüğünden sonra üç kelime daha varsa, o üç kelime tam gülmenin başladığı yarım saniyeye denk gelir. Seyirci hem gülüyor hem konuşmayı duymaya çalışıyor. İkisi de olmuyor.
Daha kötüsü şu: insan, biri konuşurken gülmeyi kısar. Bu bir nezaket refleksi ve bilinçsiz. Yani vuruştan sonra konuşmaya devam eden komedyen, kendi gülmesini kendi eliyle kısıyor.
Kayıtta bunun izi çok net: dalga yükselmeye başlıyor ve tepe noktasına varmadan düşüyor.
Bu yüzden kural şu: vuruş sözcüğünden sonra en fazla bir iki kelime kalsın, tercihen hiç kalmasın.
Ve bir ek: Türkçe bu konuda cömert. Yüklem zaten sona geliyor, dolayısıyla anlamı taşıyan kelimeyi sona koymak dilin doğal akışıyla uyumlu. Devrik cümle bu avantajı iptal eder; sahnede sıcak durabilir ama vuruş cümlesinde neredeyse her zaman zarar verir.
Sona taşımanın üç yöntemi
Birinci yöntem: cümleyi tersten kurmak. Bilgi sırasını değiştirerek taşıyıcı kelimeyi sona getirmek. Bir önceki dersin konusu buydu ve en sık kullanılan yöntem bu.
İkinci yöntem: kelimeyi değiştirmek. Bazen taşıyıcı kelime sona taşınamıyor, çünkü cümle yapısı buna izin vermiyor. O zaman aynı işi görecek başka bir kelime aranır ve sona konur. Bu, kelime dağarcığı işidir ve yazarken en çok zaman alan kısımdır.
Üçüncü yöntem: fazlalığı kesmek. Vuruş sözcüğü zaten sonda ama arkasına bir açıklama, bir bağlaç ya da bir nezaket ifadesi eklenmiş. Bunlar silinir. En kolay yöntem budur ve şaşırtıcı biçimde en çok atlanan.
Üçünü sırayla dene. Genellikle üçüncüsü yeterli olur.
Örneklerden okuma
Şimdi örneklere bakalım. Her örnekte vuruş sözcüğünü bulmaya çalış.
Son kelime her şeyi taşıdığında
Vuruş sözcüğü ortada kaldığında
Fazlalığı kesmek
Kelime seçiminin taşıdığı yük
Tek satırlıklarda vuruş sözcüğü
Vuruş sözcüğü olmayan cümleler
Usta katmanı
Az önce vuruş sözcüğünün sona yakın durması gerektiğini söyledim. İşin aslı biraz daha ince: Türkçede tam sona koymak her zaman mümkün değil ve zorlamak metni bozar.
Türkçe cümle yüklemle biter. Taşıyıcı kelime bir isim ya da sıfatsa, arkasında en az bir fiil kalır. Bu bir kusur değil; seyirci fiili zaten bekliyor ve onu işlemek için ek zaman harcamıyor. Yani "sınır koymayı öğrendi" cümlesinde klik "sınır koymayı" öbeğinde çalıyor ve "öğrendi" onu bozmuyor. Bozan şey, taşıyıcı kelimeden sonra yeni bilgi gelmesi. Fiil yeni bilgi değildir; açıklama yeni bilgidir.
İkinci nüans, birden çok aday olduğunda ne yapılacağı. Bazı cümlelerde iki kelime birden taşıyıcı görünür ve bu neredeyse her zaman bir sorundur; ikisi birbirinin gücünü böler. Tedavi, birini seçip diğerini zayıflatmak. Genellikle daha erken olanı sadeleştirilir, çünkü sonraki daha iyi yerleşimdedir. Yazarken iki güzel kelimeden birini feda etmek zor gelir ama gerekli.
Üçüncüsü, vuruş sözcüğünün icra tarafı. Metinde doğru yere konmuş bir kelime, sahnede yanlış vurgulanırsa kaybolur. Üç yaygın icra hatası var: kelimeyi hızlı geçmek, ondan önce nefes almamak ve ondan sonra hemen devam etmek. Üçü de kayıtta duyulur. Dokuzuncu modülde vurgu ve duraklama tekniklerini çalışırken bu üçünü ayrı ayrı ele alacağız.
Dördüncüsü, vuruş sözcüğünün persona ile ilişkisi. Hangi alandan kelime seçtiğin, kim olduğunu söyler. Sürekli kurumsal terimlerden seçen komedyen ile sürekli bedensel terimlerden seçen komedyen iki farklı insandır. Kendi metinlerine bak ve vuruş sözcüklerini bir listeye çıkar; o liste, üçüncü modülde yaptığımız duygu sayımının kelime düzeyindeki karşılığıdır.
Beşincisi ve en pratiği: vuruş sözcüğü aramak, malzeme sorununu da ortaya çıkarır. Bir cümlede vuruş sözcüğü bulamıyorsan, o cümlede şaka yok demektir. Bu, dersin en hızlı teşhis aracı. Beş dakikada bir metnin hangi cümlelerinin gerçekten vuruş taşıdığını görebilirsin ve genellikle sandığından azdır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: vuruş sözcüğü kesinlikle cümlenin son kelimesi olmalı.
Bu kural İngilizce kaynaklardan geliyor ve Türkçede birebir uygulanamaz. İngilizce cümlede yüklem ortadadır, dolayısıyla sona koymak bir tercih. Türkçede yüklem zaten sondadır ve taşıyıcı kelime ondan önce gelir. Doğru kural şu: taşıyıcı birimden sonra yeni bilgi gelmesin. Beklenen bir fiilin gelmesi sorun değildir; açıklama gelmesi sorundur.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: vuruş sözcüğü ne kadar sıra dışı olursa o kadar iyidir.
Bu kanı, kelime avına çıkmaya yol açıyor ve metni yapaylaştırıyor. Taşıyıcı kelimenin işi şaşırtmak değil, anlamı çevirmek. Bazen en sıradan kelime en iyi iş görür; "devam ettim" ifadesinde şaşırtıcı hiçbir kelime yok ve cümle kusursuz çalışıyor. Ölçüt kelimenin nadirliği değil, o bağlamda beklenmiyor olması.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: bir cümlede ne kadar çok güçlü kelime varsa o kadar iyi.
Bu, ikinci yanlışın kardeşi ve daha zararlı. İki taşıyıcı kelime birbirinin gücünü böler; seyircinin dikkati ikiye ayrılır ve anlama anı bulanıklaşır. İyi bir vuruş cümlesinde genellikle tek bir parlak nokta vardır ve gerisi onu taşır. Metni okurken birden fazla kelime öne çıkıyorsa, o cümle henüz bitmemiştir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, bir cümlede gülmeyi tetikleyen genellikle tek bir kelimedir ve o kelimenin yeri, hangi kelime olduğundan neredeyse daha belirleyicidir.
İkincisi, vuruş sözcüğü üç testle bulunur: silme, eş anlamlıyla değiştirme ve sesli okuyup vurgunun nereye gittiğine bakma.
Üçüncüsü, taşıyıcı kelimeden sonra yeni bilgi gelmemeli; beklenen bir fiil zarar vermez, açıklama verir.
Dördüncüsü, sona taşımanın üç yöntemi vardır ve en kolayı en çok atlanandır: klikten sonrasını silmek.
Beşincisi, bir cümlede vuruş sözcüğü bulunamıyorsa sorun yerleşimde değil malzemededir; o cümlede henüz şaka yoktur.
Sonraki derse köprü
Klik çaldı. Seyirci güldü. Şimdi ne olacak?
İki seçeneğin var. Ya yeni bir kurulum açıp yeni bir şakaya geçeceksin, ya da az önce açtığın kapının arkasında dolaşmaya devam edeceksin.
İkincisi çok daha ucuz ve çoğu zaman çok daha verimli. Çünkü kurulum zaten yapılmış durumda; seyirci o dünyanın içinde duruyor ve orada söyleyeceğin her şey bedava bağlam taşıyor.
Bu modülde tek tek şakaları çalıştık. Sıradaki derste onları çoğaltmayı öğreneceğiz.
Ek vuruş üretmeyi açıyoruz.