Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, persona bir kostüm ya da yalan değil, sende zaten mevcut olan bir bakışın büyütülmüş ve okunabilir hâle getirilmiş sürümüdür.
İkincisi, yedi bileşenle tarif edilir: temel arzu, temel korku, statü alışkanlığı, savunma biçimi, kör nokta, çelişki ve ritim.
Üçüncüsü, persona cümlesinin en önemli parçası arzu değil engeldir; komedi arzu ile engel arasındaki boşlukta yaşar.
Dördüncüsü, kör nokta seyirciye görünüp karaktere görünmemelidir; komedyen kendi kör noktasını sahnede itiraf ettiği anda onu öldürür.
Beşincisi, persona masa başında tasarlanmaz, biriken malzemede bulunur; ilk elli sayfanın başlangıcı değil sonucudur.
Açılış sahnesi
Aynı olay. Uçuş iki saat gecikti.
Bir komedyen sahneye çıkıyor ve şunu söylüyor: görevliye kalkış saatini değil, gecikmenin organizasyon şemasını sordum.
Başka bir komedyen aynı gecikmeyi anlatıyor: uçağın biraz dinlenmesine sevindim; pilotu da prize takıyorlar mı diye sordum.
Üçüncüsü: ekranda hâlâ "Tahmini" yazıyor. İki saat sonra tahmin değil, hatıra olur.
Üç cümle, tek olay. Ve üçü de aynı derecede iyi.
Şimdi ilginç kısım: bu üç cümleyi yer değiştiremezsin. Birinciyi söyleyen adam üçüncüyü söylerse tuhaf durur. Seyirci bir şeyin oturmadığını hisseder ama neden olduğunu söyleyemez.
Söyleyemez, çünkü bu bir metin meselesi değil. Her üç cümle de doğru yazılmış. Oturmayan şey, cümlenin arkasındaki insan.
O insanın adı persona ve bu ders onun nasıl kurulduğuyla ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce personanın ne olduğunu, daha çok da ne olmadığını netleştireceğiz. Sonra yedi bileşenini tek tek açacağız: temel arzu, temel korku, statü alışkanlığı, savunma biçimi, kör nokta, çelişki ve ritim. Ardından persona cümlesini kuracağız; tek satırda kendi sahne kimliğini tarif eden bir formül. Sonra on sekiz özgün örnekle aynı olayın farklı personalarda nasıl bambaşka şakalar ürettiğini göreceğiz. Ders bittiğinde kendi persona cümleni yazabiliyor ve bir malzemenin sana uyup uymadığını sınayabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir müzik aletini düşün.
Aynı notayı kemanda ve trompette çal. Frekans birebir aynı. Ama duyduğun şey aynı değil, çünkü her aletin kendi tınısı var: hangi harmonikleri güçlendirdiği, hangilerini yuttuğu.
Persona bir tınıdır.
Aynı cümle, iki farklı personada iki farklı cümledir. Kelimeler değişmez; hangi anlamların güçlendiği değişir. Kontrolcü bir personada "organizasyon şeması" kelimesi bir çare arayışıdır. Alaycı bir personada aynı kelime bir suçlamadır.
Bu yüzden malzeme seçerken "bu komik mi" sorusu yetmez. İkinci soru şudur: bu benim aletimde nasıl duyulur?
Şimdi benzetmeyi kırayım, çünkü tam burada kırılıyor.
Kemanın tınısı sabittir; alet öyle yapılmıştır. Persona ise seçilir ve zamanla değişir. Daha kötüsü, seçilmediğinde de bir persona oluşur; sadece o zaman rastgele oluşur. Sahnede duran her insan bir persona taşır. Fark, farkında olup olmamaktır.
Ve şu var: persona uydurulmaz. Sende zaten mevcut olan bir şeyin büyütülmüş ve okunabilir hâle getirilmiş sürümüdür. Kendinde olmayan bir tavrı sahnede taşımak on beş dakika sürer, sonra düşer.
Mekanizma
Persona ne değildir
Üç yanlış anlamayı baştan temizleyelim.
Persona bir kostüm değildir. Şapka takmak, tuhaf bir ceket giymek ya da abartılı bir ses kullanmak persona kurmaz. Bunlar en fazla bir işarettir ve arkasında bir bakış yoksa boş kalır.
Persona bir karakter de değildir, en azından zorunlu olarak. Tamamen kurmaca bir kimliğe bürünmek mümkündür ve meşrudur, ama çoğu komedyen bunu yapmaz. Çoğu komedyen kendi bakışının bir kademe büyütülmüş hâlini kullanır.
Ve persona bir yalan değildir. Sahnede gerçekten seninkinden farklı bir insan olmuyorsun; sadece kendindeki bazı özellikleri öne alıp bazılarını geri çekiyorsun. Herkes bunu her gün yapıyor zaten; iş görüşmesindeki hâlinle arkadaş masasındaki hâlin aynı değil. Sahne de bir ortam ve orada da bir sürüm sunuyorsun.
Kısacası persona, birinci modülde tanımladığımız gibi, sahnede okunabilir hâle getirilmiş benliktir. Buradaki anahtar kelime okunabilir. Seyirci seni tanımak zorunda değil; anlamak zorunda.
Yedi bileşen
Bir personayı yedi soruyla tarif edebilirsin.
Yedi soru. Hepsine cevap verebiliyorsan personan var demektir. Üçünden fazlasına cevap veremiyorsan henüz yok.
Persona cümlesi
Şimdi bunu tek satıra indirelim. Şu formülü doldur.
Sahnede ben, sürekli bir şey isteyen; fakat bir engel yüzünden bunu başaramayan biriyim ve bunu bir tavırla gizlemeye çalışıyorum.
Üç boşluk var: arzu, engel, savunma.
Örnek bir dolum şöyle olur. Sahnede ben, sürekli yetişkin ve düzenli görünmek isteyen; fakat en küçük sorumlulukta paniğe kapılan biriyim ve bunu aşırı mantıklı açıklamalarla gizlemeye çalışıyorum.
Bu cümle seyirciye asla okunmaz. Yazara rehberdir.
Ne işe yarar? İki şeye. Birincisi malzeme seçimi: eline gelen her gözlem için sor, bu benim cümlemle uyuşuyor mu? Uyuşmuyorsa iyi bir gözlem bile olsa senin değildir. İkincisi tutarlılık: aynı cümleden çıkan bölümler birbirini destekler ve seyirci ikinci bölümde seni tanımaya başlar.
Cümleyi bir kez yazıp bırakma. Altı ayda bir tekrar yaz ve karşılaştır; değişiyorsa doğru yoldasın.
Örneklerden okuma
Şimdi örneklere bakalım. Aşağıdaki gruplarda olay hep sabit, persona değişiyor.
Kontrolcü persona
Saf persona
Kuşkucu persona
Diğer personalar ve statü
Persona ile malzeme uyumu
Usta katmanı
Az önce persona cümlesinden söz ettim. İşin aslı biraz daha ince: o cümledeki en önemli parça arzu değil, engel.
Arzusu olan ama engeli olmayan bir persona ilginç değildir, çünkü istediğini alır ve orada anlatı biter. Komedi arzu ile engel arasındaki boşlukta yaşar. Bu yüzden persona cümlesini yazarken en çok zaman ortadaki boşluğa harcanmalı. "Kontrol etmek istiyorum" yarım bir cümle; "kontrol etmek istiyorum ama kontrol edilebilecek hiçbir şeyi seçmiyorum" tam bir cümle.
İkinci nüans, personanın ne kadar sabit olması gerektiği. Yaygın kanı, personanın hiç değişmemesi yönünde. Doğrusu şu: bir set içinde sabit, kariyer boyunca değişken. Bir gösteri boyunca aynı bakış korunmalı, yoksa seyirci kimi izlediğini bilemez. Ama beş yıl sonra aynı persona hâlâ birebir aynıysa orada bir sorun var; ya yazar durmuş ya da persona gerçek bir şeyden beslenmiyor.
Üçüncüsü, en az konuşulan bileşen olan ritim hakkında. Ritim yalnızca konuşma hızı değil, cümle uzunluğu ve bilgi yoğunluğudur. Hızlı bir persona uzun kurulum taşıyamaz; seyirci o hızda ayrıntı işleyemez. Yavaş bir persona ise kısa vuruşlarla çalışırsa boşluk üretir. Yani ritim bir icra tercihi gibi görünüp aslında yazım kısıtı koyar. Bu yüzden persona kararı yazımdan önce gelir, sonra değil.
Dördüncüsü, kör noktanın yönetimi. Kör nokta seyirciye görünmeli ama karaktere görünmemeli. Bu denge kolayca bozulur: komedyen kendi kör noktasını sahnede açıklarsa kör nokta ölür. "Ben aslında çok kontrolcüyüm" demek, kontrolcülüğü göstermenin en zayıf yoludur. Kör nokta ancak davranışla taşınır ve komedyen onu hiç itiraf etmediğinde en güçlü hâline ulaşır.
Beşincisi ve en pratiği: personanı seçmiyorsun, buluyorsun. Bir önceki dersin sonunda defterindeki duyguları saymanı istemiştim. Şimdi o sayıma bir sütun daha ekle: her kaydın yanına, o olayda kendini nerede konumlandırdığını yaz. Üstte mi, altta mı, dışarıdan mı bakıyorsun? Bir ay sonra iki sütuna birden bak. Baskın duygu ve baskın statü alışkanlığı, personanın iki temel taşıdır ve ikisini de sen seçmedin; ortaya çıktılar. İş, onları görünür ve tutarlı hâle getirmekten ibaret.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: persona kullanmak sahnede kendin olmamaktır, dolayısıyla samimiyetsizliktir.
Bu kanı iyi niyetten doğuyor ve sahnede dürüst olmayı önemsemekten geliyor. Ama sahnede persona kullanmamak diye bir şey yok. Hangi konuları açtığın, hangi kelimeleri seçtiğin, ne kadar hızlı konuştuğun ve nereye baktığın bir persona kurar. "Ben sahnede tamamen kendimim" diyen kişi de bir persona kullanır; o personanın adı samimiyettir ve inşası diğerlerinden zordur, çünkü inşa edilmemiş görünmesi gerekir. Soru persona kullanıp kullanmamak değil, kullandığının farkında olup olmamak.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: güçlü persona, abartılı persona demektir.
Bu kanı sahnede en çok göze çarpan personaların taşkın olmasından geliyor. Ama abartı yalnızca bir kademe; kuru ve az hareket eden bir persona da son derece güçlü olabilir. Belirleyici olan şey ses yüksekliği değil, tutarlılık ve okunabilirlik. İki dakikada kim olduğun anlaşılıyorsa personan güçlüdür; on dakikada hâlâ anlaşılmıyorsa ne kadar abartsan da zayıftır.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: önce persona kurulur, sonra malzeme yazılır.
Bu sıra teoride mantıklı, pratikte çalışmıyor. Persona masa başında tasarlanmaz; yazdıkça ve sahneye çıktıkça ortaya çıkar. Yeni başlayan biri persona cümlesini doldurmaya çalışırsa kendi hakkında tahminler yazar ve o tahminler genellikle yanlıştır. Doğru sıra şu: önce topla ve yaz, sonra biriken malzemeye bak, sonra personayı adlandır. Adlandırdıktan sonra ise onu bilinçli kullan. Yani persona bir başlangıç değil, ilk elli sayfanın sonucudur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, persona bir kostüm ya da yalan değil, sende zaten mevcut olan bir bakışın büyütülmüş ve okunabilir hâle getirilmiş sürümüdür.
İkincisi, yedi bileşenle tarif edilir: temel arzu, temel korku, statü alışkanlığı, savunma biçimi, kör nokta, çelişki ve ritim.
Üçüncüsü, persona cümlesinin en önemli parçası arzu değil engeldir; komedi arzu ile engel arasındaki boşlukta yaşar.
Dördüncüsü, kör nokta seyirciye görünüp karaktere görünmemelidir; komedyen kendi kör noktasını sahnede itiraf ettiği anda onu öldürür.
Beşincisi, persona masa başında tasarlanmaz, biriken malzemede bulunur; ilk elli sayfanın başlangıcı değil sonucudur.
Sonraki derse köprü
Persona cümleni yazdın. Şimdi elinde bir bakış var.
Ama bir sorun kaldı ve pratikte en can sıkıcı olan bu.
Elinde bir konu var, personan da belli. Yine de o konu hakkında ne söyleyeceğini bilmiyorsun. Bakış var, bakılacak yer var, arada bir şey eksik.
Eksik olan şey yöntem. Bir konuya bakmanın on iki farklı yolu var ve çoğu insan bunlardan yalnızca birini kullanıyor: ilk aklına geleni.
Sıradaki derste bakış açısı üretme laboratuvarını kuruyoruz.