Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, komik düşünce dört hareketten oluşur: gerçeklikten bir ayrıntı seçmek, ona yeni bir ad vermek, o adın sonucunu uç noktaya taşımak ve uzak bir alanla çarpıştırmak.
İkincisi, seçmenin ölçütü ilginçlik değil gerilimdir; ayrıntıda beklenenle olan arasında bir açık yoksa orada malzeme yoktur.
Üçüncüsü, çerçeveleme dört hareketin en çok görüş taşıyanıdır, çünkü bir şeye verdiğin ad onun hakkında ne düşündüğünü söyler.
Dördüncüsü, büyütme ölçeği değil mantığı sürdürür; sayıyı artırmak abartıdır, sonucu izlemek büyütmedir.
Beşincisi, çarpıştırmanın koşulu uzaklık değil ilişki benzerliğidir; iki alandan üç ortak nokta çıkaramıyorsan bağ kurmamışsındır.
Açılış sahnesi
İki kişi aynı markete giriyor.
Aynı saat, aynı reyonlar, aynı müzik. İkisi de süt alıyor, kasada bekliyor, çıkıyor. Toplam on iki dakika.
Birincisi eve gelip "markete gittim" diyor. Hikâye bitti.
İkincisi eve gelip şunu diyor: hızlı kasa diye bir şey var, orada bekleyen herkes elindeki ürünleri sayıyor. Sekiz ürün sınırı var. Ve insanlar sayarken dudaklarını oynatıyor. Yetişkin insanlar, kasa kuyruğunda, matematik sınavına giriyor.
Aynı on iki dakika. Biri hiçbir şey görmedi, diğeri bir bölüm çıkardı.
Şimdi asıl soruyu sor: ikincisi ne yaptı? Daha mı dikkatliydi? Belki. Ama dikkat tek başına yeterli değil. İnsan çok şey fark edip hiçbirini kullanamaz.
İkincisi dört hareket yaptı. Gerçekliğin tamamından bir ayrıntı seçti. O ayrıntıyı yeni bir adla çağırdı. Adı büyüttü. Ve uzak bir alanla çarpıştırdı.
Bu dört hareket öğrenilebilir. İlham beklemene gerek yok.
Bu derste ne olacak
Önce dört hareketi tek tek açacağız: seçme, çerçeveleme, büyütme ve çarpıştırma. Her biri için ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve yanlış yapıldığında neye benzediğini göreceğiz. Sonra bu dördünün bir sıra değil bir tur olduğunu, yani birbirini besleyerek döndüğünü konuşacağız. Ardından on sekiz özgün örnekle her hareketi gerçek malzemede tanıyacağız. Ders bittiğinde herhangi bir sıradan olayı alıp dört hareketten geçirebiliyor ve elinde hiçbir fikir yokken bile üretime başlayabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir heykeltıraş düşün.
Önünde bir mermer bloğu var. İçinden bir figür çıkaracak. Yaptığı iş ekleme değil, çıkarma; figürü oluşturmuyor, fazlalığı alıyor.
Komik düşünce de böyle başlar ama tam olarak böyle değil. Ve fark önemli.
Heykeltıraş bloğa baktığında figürü görür. Komedyen gerçekliğe baktığında hiçbir şey görmez. Gerçeklik ona bir figür sunmaz; sadece muazzam miktarda ayrıntı sunar. Markette yüzlerce şey oluyor: ışıklar, koku, raf düzeni, insanların yüzü, fiyat etiketleri, kasiyerin yorgunluğu, kapıdaki güvenlik.
Yani ilk iş fazlalığı almak değil, neyin fazlalık olduğuna karar vermek.
İşte dört hareketin ilki bu. Ve dördü şu sırayla çalışır: önce bir şey seçersin, sonra ona yeni bir ad verirsin, sonra o adın sonucunu uç noktaya taşırsın, sonra onu hiç ilgisi olmayan bir alanla çarpıştırırsın.
Bunlar sana yeni gelmesin; zaten yapıyorsun. Arkadaşınla konuşurken bir olayı anlatırken bu dördünü kullanıyorsun ama farkında değilsin ve sadece rastgele denk geldiğinde çalışıyor. Bu dersin işi, o rastgeleliği yönteme çevirmek.
Şimdi benzetmeyi kırayım. Heykeltıraşın bloğu bir tanedir ve içinden tek bir figür çıkar. Komedyenin gerçekliğinden ise sonsuz sayıda figür çıkar; aynı marketten yüz farklı bölüm yazılabilir. Bu yüzden burada "doğru" seçim diye bir şey yok. Sadece senin personana ve görüşüne uygun seçim var. Aynı olayı dört hareketten geçiren iki komedyen, iki bambaşka bölüm çıkarır ve ikisi de haklıdır.
Mekanizma
Birinci hareket: Seçme
Peki bu gerilim nasıl görünür? Şunu sor: bu ayrıntıda söylenenle yapılan arasında bir açık var mı? Yani burada söylenenle yapılan, ya da beklenenle olan arasında bir açık var mı?
Hızlı kasa örneğine dön. Seçilen ayrıntı kuyruk değil, insanların dudaklarını oynatarak sayması. Neden bu? Çünkü içinde gerilim var: yetişkin ve yetkin görünmek isteyen insanlar, herkesin gözü önünde ilkokul düzeyinde bir işlem yapıyor.
Kötü seçimin belirtisi kolay: seçtiğin ayrıntıyı anlattığında karşındaki "evet, öyle" diyorsa ve devamı gelmiyorsa, o ayrıntıda gerilim yok. Doğru seçimin belirtisi ise karşındakinin gülümseyip kendi örneğini eklemesidir.
Pratik yöntem: bir olayı anlatırken beş somut ayrıntı yaz. Sonra her birinin yanına "burada normal olan ne, gerçek olan ne" diye iki sütun aç. İkisi arasında en büyük açık hangisindeyse seçimin odur.
İkinci hareket: Çerçeveleme
İş görüşmesine "iş görüşmesi" dersen bilgi vermiş olursun. "İki tarafın da yalan söyleme töreni" dersen görüş vermiş olursun. Olay aynı, çerçeve farklı. Ve komedi ikincisinde.
Çerçeveleme yaparken kullanılan en verimli üç kaynak şunlar. Birincisi kurumsal dil: bir aile tartışmasını yönetim kurulu toplantısı, bir arkadaş kavgasını hukuki süreç olarak adlandırmak. İkincisi tören dili: sıradan bir alışverişi ritüel, bir ayrılığı cenaze olarak çerçevelemek. Üçüncüsü ise ilişki dili: bir nesneyle olan bağını bir insan ilişkisi gibi adlandırmak.
Zayıf çerçevelemenin belirtisi şu: yeni ad, olaya yeni bir şey söylemiyorsa yalnızca süstür. "Trafik bir kâbus" cümlesi çerçeveleme değildir, çünkü kâbus zaten trafiğin bilinen sıfatı. "Trafik, herkesin aynı anda haklı olduğu tek yer" cümlesi çerçevelemedir, çünkü olaya yeni bir mantık getiriyor.
Üçüncü hareket: Büyütme
Bu ayrım en çok karıştırılan yerdir, o yüzden somutlaştıralım. "Kuyruk çok uzundu" cümlesini abartırsan "kuyruk bir kilometreydi" olur. Aynı cümleyi büyütürsen "kuyrukta ilerledikçe insanlar tanışıyor, bazıları evleniyor" olur. Birincisi sadece sayıyı artırdı. İkincisi durumun mantığını aldı ve sonuna kadar sürdü.
Büyütmenin yöntemi tek bir soru: bu böyle devam ederse ne olur? Sonra o cevabı alıp aynı soruyu tekrar sor. Üçüncü ya da dördüncü turda genellikle şaka çıkar; ilk turda çıkmaz.
Büyütmenin sınırı da var ve çoğu kişi bu sınırı geç öğrenir. Büyütülen şey, kendi iç mantığına sadık kalmak zorunda. Kuyrukta evlenen insanlar mantıklıdır, çünkü uzun süre birlikte beklemenin sonucudur. Kuyrukta uzaylı çıkması mantıklı değildir, çünkü kuyrukla ilişkisi yoktur. Birincisi büyütme, ikincisi rastgelelik.
Dördüncü hareket: Çarpıştırma
Bu hareket en görünür sonucu üretir ve bu yüzden en çok yanlış kullanılır. Acemi yazar iki uzak şeyi yan yana koyar ve iş bitti sanır.
Şu ayrımı yerleştir. Yüzey benzerliği zayıftır: "ikisi de büyük", "ikisi de yavaş". İlişki benzerliği güçlüdür: "ikisinde de çıkma hakkın var ama bedeli statü kaybı". Birincisi bir sıfat paylaşıyor, ikincisi bir yapı paylaşıyor.
Market kasasını okulla çarpıştırdığında ne oluyor? Sınav, gözetmen, kopya çekmek, sınıfta kalmak. Bütün bir ilişki ağı taşınıyor ve o ağın her düğümü yeni bir ek vuruş imkânı açıyor. İyi bir çarpıştırma tek şaka vermez; bir bölüm verir.
Test şu: çarpıştırdığın iki alandan üç ortak nokta çıkarabiliyor musun? Çıkaramıyorsan yüzey benzerliği kurmuşsun ve elindeki tek satırlık bir şey; sonrası gelmez.
Dördü bir sıra değil, bir tur
Şimdi önemli bir düzeltme yapayım.
Bu dördünü sırayla anlattım, ama gerçekte sırayla çalışmıyorlar. Bir tur oluşturuyorlar ve tur birden çok kez dönüyor.
Şöyle: bir ayrıntı seçersin, çerçevelersin, büyütürsün. Büyütürken yeni bir ayrıntı fark edersin. Onu seçer, yeniden çerçeveler, çarpıştırırsın. Çarpıştırma sana yeni bir alan açar, o alanda yeni ayrıntılar vardır.
Yani dört hareket bir üretim döngüsüdür. Tek tur bir şaka verir; üç tur bir bölüm verir.
Ve tıkandığında hangi hareketi atladığına bakmak, en hızlı çözümdür. Fikrin var ama şakan yoksa muhtemelen çerçevelemedin. Şakan var ama tek satır kalıyorsa muhtemelen büyütmedin ya da çarpıştırmadın. Hiçbir şeyin yoksa muhtemelen henüz seçmedin, sadece konuya bakıyorsun.
Örneklerden okuma
Şimdi örneklere bakalım. Örnekleri dört harekete göre kümeledim.
Seçme
Çerçeveleme
Büyütme
Çarpıştırma
Dört hareket tek varsayımda
Şimdi dördünün aynı malzeme üzerinde nasıl çalıştığını görelim. Aşağıdaki beş örnek tek bir varsayımdan çıkıyor: geciken kargo artık aileden biri gibi bekleniyor.
Usta katmanı
Az önce dört hareketi ayrı ayrı anlattım. İşin aslı şu: usta yazarlar bu dördünü ayrı ayrı yapmaz, ikisini aynı anda yapar.
En sık birleşen ikili çerçeveleme ile çarpıştırmadır. Bir olaya yeni bir ad verdiğinde, o ad zaten başka bir alandan gelir. "Aile meclisi" dediğinde hem çerçeveledin hem siyaset alanıyla çarpıştırdın. Yani iki hareket tek kelimede oldu. Bu ekonomi, olgun metinlerin en görünür özelliğidir; acemi metin dört cümlede yaptığını olgun metin bir sıfatta yapar.
İkinci nüans: dört hareketin hepsi her konuya uymaz. Somut ve fiziksel konular seçme ile başlar; soyut konular çerçeveleme ile başlamak zorundadır. Ekonomi hakkında yazacaksan seçilecek bir ayrıntı yoktur, çünkü ekonominin gözle görülür bir ayrıntısı yoktur. Önce onu bir şeye benzetip görünür kılman gerekir. Bu yüzden soyut konularda çarpıştırma ilk hareket olur, sonuncu değil.
Üçüncüsü, büyütmenin yönü hakkında ve bu çok az konuşulur. Büyütme yukarı doğru olabildiği gibi aşağı doğru da olabilir. Yukarı büyütme küçük bir olayı felakete taşır. Aşağı büyütme ise büyük bir olayı önemsiz bir ayrıntıya indirir; bir felaketin ortasında birinin en çok dert ettiği şeyin bozulan kahve makinesi olması gibi. İkincisi daha az kullanılır ve tam bu yüzden daha taze durur. Beşinci modülde küçümseme mekanizmasını çalışırken buraya döneceğiz.
Dördüncüsü, seçme hareketinin gizli bir maliyeti var. Bir ayrıntıyı seçtiğin anda diğerlerini reddetmiş olursun ve seyirci reddettiklerini de sezer. Bir olayı anlatırken sürekli aynı türden ayrıntıları seçiyorsan, persona kendiliğinden kurulur; sürekli para ayrıntısı seçen komedyenle sürekli beden ayrıntısı seçen komedyen iki farklı insandır. Yani seçme yalnızca malzeme üretmez, kimlik üretir. Üçüncü modülde persona çalışırken bu bağ tekrar karşımıza çıkacak.
Beşincisi ve en pratiği: bu dört hareket tıkanma anında bir teşhis listesi olarak kullanılır. Elinde bir konu var ve hiçbir şey çıkmıyorsa sırayla sor. Somut bir ayrıntı seçtim mi, yoksa hâlâ konu başlığında mıyım? Bu ayrıntıya yeni bir ad verdim mi? Verdiğim adın sonucunu üç tur sürdüm mü? Uzak bir alanla çarpıştırdım mı ve o alandan üç ortak nokta çıkarabildim mi? Dördünden birinde takıldığın yeri bulmak, boş sayfaya bakmaktan çok daha hızlıdır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: komik fikir bulunur, üretilmez.
Bu kanı çok yaygın ve çok anlaşılır, çünkü iyi şakalar gerçekten de bir anda gelmiş gibi görünür. Ama o "bir anda" hissi, dört hareketin hızlı ve bilinçsiz yapılmasından geliyor. Deneyimli komedyen bu turu saniyeler içinde döner ve kendisi bile fark etmez. Fikrin bulunduğuna inanan kişi, gelmediği günlerde çaresiz kalır. Turu bilen kişi ise gelmediği günlerde de üretir; kalitesi düşük olabilir, ama boş sayfayla oturmaz. Altıncı modülde yazar tıkanıklığı protokolünü çalışırken bunun sistemini kuracağız.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: çarpıştırma ne kadar uzaksa o kadar iyidir.
Bu kanı, absürt komediyi yanlış anlamaktan doğuyor. Uzaklık tek başına bir değer değil; uzaklık ile bağ birlikte çalışır. Buzdolabını dilek kuyusuna benzetmek uzaktır ve işe yarar, çünkü ikisinde de umut edilerek bakılır. Buzdolabını denizaltına benzetmek de uzaktır ve işe yaramaz, çünkü paylaşılan yapı yoktur. Ölçüt şu: iki alan arasından üç ortak nokta çıkarabiliyor musun? Çıkaramıyorsan uzaklık değil, kopukluk kurmuşsun.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: büyütme demek daha yüksek sesle söylemek demektir.
Sahnede en sık görülen icra hatalarından biri bu. Yazar metinde büyütmeyi yapmamıştır, icracı da bunu enerjiyle telafi etmeye çalışır; daha hızlı konuşur, sesini yükseltir, jestlerini büyütür. Seyirci gürültü duyar ama yeni bilgi almaz. Büyütme metinde olur, sunumda değil. Metin büyümüşse sakin bir sesle bile taşınır; büyümemişse en yüksek ses bile kurtaramaz.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, komik düşünce dört hareketten oluşur: gerçeklikten bir ayrıntı seçmek, ona yeni bir ad vermek, o adın sonucunu uç noktaya taşımak ve uzak bir alanla çarpıştırmak.
İkincisi, seçmenin ölçütü ilginçlik değil gerilimdir; ayrıntıda beklenenle olan arasında bir açık yoksa orada malzeme yoktur.
Üçüncüsü, çerçeveleme dört hareketin en çok görüş taşıyanıdır, çünkü bir şeye verdiğin ad onun hakkında ne düşündüğünü söyler.
Dördüncüsü, büyütme ölçeği değil mantığı sürdürür; sayıyı artırmak abartıdır, sonucu izlemek büyütmedir.
Beşincisi, çarpıştırmanın koşulu uzaklık değil ilişki benzerliğidir; iki alandan üç ortak nokta çıkaramıyorsan bağ kurmamışsındır.
Sonraki derse köprü
Bu modülde kuramları, beklentiyi ve üretim turunu konuştuk. Elinde artık hem teşhis mercekleri hem üretim yöntemi var.
Ama bir tehlike kaldı ve bu modülün en sinsi tarafı orada.
Bütün bu araçları kullanıp bir şaka yazdın, sahnede denedin, çalıştı. Peki neyin işe yaradığını nereden biliyorsun? Değiştirdiğin kelime mi işe yaradı, yoksa o gece salon zaten sıcak mıydı? Önceki komedyen mi odayı hazırladı? Sıra mı iyiydi?
Bir gecelik sonuçtan yanlış ders çıkarmak, hiç ders çıkarmamaktan daha pahalıdır. Çünkü yanlış dersi metnine işlersin.
Sıradaki derste komedi çözümlemesindeki korelasyon tuzağını açıyoruz.