Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, bellek özet saklar ve ayrıntıyı atar; komedi ayrıntıda yaşadığı için kayıt olayın üstünden geçmeden yapılmalıdır.
İkincisi, kullanılabilir bir kayıt sekiz alan taşır: yer ve zaman, somut ayrıntı, davranış, iç tepki, çelişki, gizli kural, iddia ve oyun ihtimali.
Üçüncüsü, sekiz alanın ikisi diğerlerinden değerlidir; iç tepki ve gizli kural sana özgüdür, geri kalanı aynı yerde duran herkes yazabilir.
Dördüncüsü, sahada değerlendirme yapılmaz; en tuhaf gözlem ilk anda en anlamsız görünendir ve yargı onu ilk eleyendir.
Beşincisi, defterin nihai ürünü içindeki cümleler değil, onları yazarken kurulan bakma alışkanlığıdır.
Açılış sahnesi
Bir hafta önce metroda bir şey gördün.
Tam olarak ne olduğunu hatırlamıyorsun ama o an içinden "buna gülünür" diye geçirdiğini biliyorsun. Bir adam vardı. Ya da bir anons. Bir şey söylenmişti ve tuhaftı.
Şimdi otur ve yaz. Ne yazabiliyorsun?
Muhtemelen şunu: "Metroda komik bir şey oldu."
Bu cümle hiçbir işe yaramaz. Ne olduğunu bilmiyorsun, kim olduğunu bilmiyorsun, neyin tuhaf geldiğini bilmiyorsun. Elinde kalan tek şey bir his ve his malzeme değildir.
Şimdi kötü haberi vereyim: bu senin hafızanın kusuru değil. İnsan belleği gözlem saklamak üzere kurulmamıştır. Bellek özet tutar, ayrıntıyı atar. Ve komedi tam olarak ayrıntıda yaşar.
Bu yüzden her komedyenin bir defteri var. Ama defterin varlığı yetmiyor, çünkü çoğu defter aynı işe yaramaz cümlelerle dolu: "kahve pahalıydı", "trafik berbattı", "toplantı uzun sürdü".
Peki kullanılabilir bir kayıt neye benziyor?
Bu derste ne olacak
Önce belleğin neyi sakladığını, neyi attığını konuşacağız; defterin varlık sebebi burada. Sonra kullanılabilir bir gözlem kaydının sekiz alanını tek tek açacağız. Ardından kötü kayıt ile işlenebilir kaydı yan yana koyup farkı ölçeceğiz. Sonra on altı özgün örnekle bu alanların gerçek malzemede nasıl doldurulduğunu göreceğiz. Ders bittiğinde günde on gözlemi on beş dakikada, sonradan kullanılabilecek biçimde kaydedebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir aşçının tezgâhını düşün.
İyi bir aşçı yemeğe başlamadan önce her şeyi hazırlar: soğan doğranmış, baharat tartılmış, tereyağı ölçülmüş. Buna hazırlık deniyor ve profesyonel mutfak ile ev mutfağı arasındaki en görünür fark bu.
Neden? Çünkü ateş yandıktan sonra soğan doğranmaz. Zaman yoktur.
Yazı masası da böyledir. Oturduğunda malzemenin hazır olması gerekir. Boş sayfaya oturup "şimdi bir şey hatırlayayım" demek, ateş yanarken soğan aramaya benzer.
Gözlem defteri o hazırlıktır. Sahada toplanır, masada kullanılır.
Şimdi benzetmeyi kırayım. Aşçının malzemesi taze olmalıdır; gözlem defterindeki malzeme ise bekledikçe bazen iyileşir. Altı ay önce yazılmış bir gözlem, o zaman anlamsız görünürken bugün yeni bir bağlamda anlam kazanabilir. Bu yüzden defter bir alışveriş listesi değil, bir mahzendir. Atılmaz, biriktirilir.
Bir de şu var: aşçı ne pişireceğini bilerek alışveriş yapar. Komedyen bilmez. Topladığın şeyin ne işe yarayacağını toplarken bilemezsin ve bilmeye çalışmak toplamayı yavaşlatır. Sahada değerlendirme yapma; sahada topla, masada ele.
Mekanizma
Belleğin attığı şey
İnsan bir olayı hatırlarken özetini saklar. Kim, nerede, ne oldu. Bunlar kalır.
Atılan şeyler ise şunlar: tam olarak hangi kelimenin kullanıldığı, sesin nasıl çıktığı, kişinin eliyle ne yaptığı, senin o an içinden ne geçirdiğin, ortamda başka ne vardı.
Ve komedi tam olarak bu atılanlarda yaşıyor.
"Bir adam garsona kızdı" cümlesi bir özet ve kullanılamaz. "Bir adam garsona kızarken elindeki peçeteyi katlamaya devam etti" cümlesi bir gözlem ve içinde şaka var. Fark, belleğin atacağı ayrıntıda.
Bu yüzden kayıt anında yapılır. Akşam eve gelince değil, o an. Telefona iki satır. Otobüsten inerken. Yürürken.
Kural şu: gözlem, ayrıntıyı kaybetmeden önce kaydedilmelidir. Ayrıntı kaybolduktan sonra elinde kalan şey bir konu başlığıdır ve konu başlığının hiçbir işe yaramadığını bir önceki derste konuştuk.
Sekiz alan
Kullanılabilir bir kayıt şu sekiz şeyi içerir. Hepsini her seferinde doldurmak zorunda değilsin; ama üçten azı doluysa o kayıt muhtemelen ölü.
Sekiz alan kulağa çok geliyor ama pratikte bir kayıt kırk saniye sürer. Çoğu zaman üç dört alan kendiliğinden dolar ve gerisini masada tamamlarsın.
Kötü kayıt, işlenebilir kayıt
Farkı somutlaştıralım.
Kötü kayıt şudur: "Kahve çok pahalıydı."
Burada ne var? Bir konu ve bir sıfat. Somut ayrıntı yok, davranış yok, iç tepki yok, çelişki adlandırılmamış. Altı ay sonra bu satırı okuduğunda hiçbir şey hatırlamayacaksın.
İşlenebilir kayıt şudur: "Kahvenin fiyatını görünce garsonla değil banka müşteri temsilcimle göz göze gelmem gerekiyormuş gibi hissettim. Bardakta adımı yanlış yazmaları da iyi oldu; borç bana ait değilmiş gibi davranabilirim."
Şimdi say. Nesne var: bardak, yanlış yazılmış isim. Duygu var: fiyat karşısındaki utanç. Statü var: müşteri ile borçlu arasındaki kayma. Ve iki ayrı oyun ihtimali var; biri banka benzetmesi, diğeri kimlik oyunu.
İkinci kayıt bir şaka değil. Ama üç ayrı şaka çıkacak kadar malzeme taşıyor. Defterin işi bu.
Örneklerden okuma
Şimdi örneklere bakalım. Her örnekte defterin hangi alanının o malzemeyi taşıdığına dikkat et.
Somut ayrıntının taşıdığı yük
İç tepkinin taşıdığı yük
Gizli kuralın taşıdığı yük
Oyun ihtimalinin işaretlenmesi
Kaydın işlenmemiş hâlinden işlenmişe
Usta katmanı
Az önce sekiz alandan söz ettim. İşin aslı şu: bu alanlar eşit ağırlıkta değil ve deneyimli yazarlar ikisine öncelik verir.
Birincisi iç tepki, ikincisi gizli kural. Sebebi şu: geri kalan altı alan, olay yerinde başkası tarafından da doldurulabilir. Aynı metroda duran yüz kişi aynı somut ayrıntıyı görür. Ama senin o an ne hissettiğin ve hangi yazılmamış kuralı fark ettiğin sana özgüdür. Persona buradan çıkar. Yalnızca dış alanları dolduran defter, herkesin yazabileceği malzeme üretir.
İkinci nüans, kayıt aracı hakkında ve pratik. Telefona yazmak hızlıdır ama telefon aynı zamanda dikkat hırsızıdır; not almak için açtığın telefon seni on dakika sonra bambaşka bir yerde bulur. Kâğıt yavaştır ama yalnızca not alır. Çoğu deneyimli yazar ikisini birlikte kullanır: sahada telefona iki kelime, akşam kâğıda tam kayıt. İki aşamalı sistem, tek aşamalıdan daha çok malzeme tutar.
Üçüncüsü, defterin en sık yapılan hatası: sahada değerlendirme. Yazarken "bu komik mi" diye sormak toplama hızını yarıya düşürür ve daha kötüsü, en tuhaf gözlemleri eler. Çünkü en tuhaf gözlem ilk anda en anlamsız görünendir. Altıncı modülde toplayıcı, üretici ve editör kiplerini ayıracağız; defter tamamen toplayıcı kipe aittir ve orada yargı yasaktır.
Dördüncüsü, tekrar eden kayıtların anlamı. Aynı temayı üç ayrı hafta içinde üç kez yazdıysan, orada senin gerçekten ilgilendiğin bir şey var demektir. Defteri ayda bir baştan okumanın asıl sebebi budur: tek tek kayıtlar için değil, tekrar eden örüntü için. O örüntü çoğu zaman personanın haritasıdır ve sen onu farkında olmadan çizmişsindir.
Beşincisi ve en az konuşulanı: gözlem defteri dikkati eğitir. Bir ay boyunca günde on kayıt tutan kişi, ikinci ayda kayıt tutmasa bile daha çok şey fark eder. Defterin nihai ürünü içindeki cümleler değil, o cümleleri yazarken kurulan bakma alışkanlığıdır. Bu yüzden defteri bırakmak, ne kadar dolu olursa olsun, dikkatin yavaşça körelmesi demektir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: iyi gözlemler zaten akılda kalır, önemli olan unutulursa zaten önemli değildir.
Bu kanı rahatlatıcı ve yanlış. Bellek önem sırasına göre saklamaz; canlılık ve duygusal yük sırasına göre saklar. Bir gözlemin komedi değeri ile o anki duygusal yükü aynı şey değildir. En verimli malzemeler genellikle küçük, sessiz ve tuhaf olanlardır; tam da belleğin ilk attığı türden. Akılda kalanı beklemek, en iyi malzemeyi baştan elemek demektir.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: defter tutmak yaratıcılığı öldürür, kendiliğindenliği bozar.
Bu kanının arkasında gerçek bir kaygı var: sistemleştirilen şey mekanikleşebilir. Ama defter yazım aşaması değil, toplama aşamasıdır ve toplama ne kadar sistemliyse yazım o kadar özgür olur. Elinde yetmiş gözlem varken oturmak, boş sayfaya oturmaktan çok daha az kısıtlayıcıdır. Kendiliğindenlik malzeme bolluğunda doğar, kıtlıkta değil.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: kayıt ne kadar uzun ve ayrıntılıysa o kadar iyidir.
Bu, sekiz alanı yanlış anlamaktan geliyor. Sekiz alan bir form değil, bir hatırlatıcı listesidir. Her kaydı sekiz alanla doldurmaya çalışan kişi günde on kayıt tutamaz; iki kayıt tutar ve pes eder. Doğru ölçü şu: kayıt kırk saniyeyi geçmesin. Üç dolu alan, sekiz yarım alandan iyidir. Hız burada kalitenin düşmanı değil, şartıdır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, bellek özet saklar ve ayrıntıyı atar; komedi ayrıntıda yaşadığı için kayıt olayın üstünden geçmeden yapılmalıdır.
İkincisi, kullanılabilir bir kayıt sekiz alan taşır: yer ve zaman, somut ayrıntı, davranış, iç tepki, çelişki, gizli kural, iddia ve oyun ihtimali.
Üçüncüsü, sekiz alanın ikisi diğerlerinden değerlidir; iç tepki ve gizli kural sana özgüdür, geri kalanı aynı yerde duran herkes yazabilir.
Dördüncüsü, sahada değerlendirme yapılmaz; en tuhaf gözlem ilk anda en anlamsız görünendir ve yargı onu ilk eleyendir.
Beşincisi, defterin nihai ürünü içindeki cümleler değil, onları yazarken kurulan bakma alışkanlığıdır.
Sonraki derse köprü
Bu derste defterin sekiz alanını kurduk ve içlerinden birinin diğerlerinden değerli olduğunu söyledim: iç tepki.
Ama orada durdum ve bir şeyi açıklamadım. Neden duygu bu kadar önemli?
Zekice kurulmuş, kusursuz mekanizmalı, tamamen duygusuz bir şaka yazılabilir ve gülme de alabilir. Peki neden yeterli olmuyor? Neden yalnızca zekâ üzerine kurulu bir set on beşinci dakikada yorucu hâle geliyor?
Sıradaki derste duygunun şakadaki işini açıyoruz.