Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Geri bildirim, dinleyen kişi ne yapacağını bildiğinde işe yarar. Dört adım bunu sağlar: gözlem ne olduğunu, etki ne sonuç verdiğini, ilke nedenini, deney ne yapılacağını söyler.
Gözlem kayda bakılarak doğrulanabilir ve yanlışlanabilir bir cümledir. Etki kimin adına konuştuğunu söyler. İlke bir zevk değil bir mekanizmadır ve geri bildirimi onarımdan öğretime çevirir. Deney ölçülebilir, çoğul ve provada yapılan bir denemedir.
"Komik değildi" hiçbir adıma oturmaz; bir sonucu kanıtsız bildirir. "Ben olsam şöyle yazardım" dördüncü adımdan başlar, ilk üçünü atlar ve öğrencinin sesini eğitmenin sesiyle değiştirir.
Eğitmen seçenek ve teşhis sunar, kararı öğrenciye bırakır. Sıra değiştirilmez: her şey gözleme dayanır.
Açılış sahnesi
Cuma gecesinin setinden yarım saat sonra, kulübün arkasındaki küçük masa. Selin oturmuş, önünde Deniz'in ve Mert'in doldurduğu iki kâğıt duruyor. Mert ilk konuşan oluyor: "Doktor kısmı komik değildi." Selin bekliyor, ama cümlenin devamı gelmiyor. "Neresi?" diye soruyor. Mert omuz silkiyor: "Bilmiyorum, oturmadı işte."
Deniz yardım etmek istiyor ve kâğıdının kenarına bir cümle yazıp Selin'e uzatıyor: "Ben olsam şöyle yazardım: 'Doktorum merak etme diyor. Tam o anda meraklanmaya başlıyorum.'" Cümle komik. Ama Selin okuyunca bir şeyin kaybolduğunu hissediyor. Onun şakası nazik cümlelerin arkasında saklanan güç üzerineydi; Deniz'in cümlesi kaygı üzerine. Şaka daha iyi olmuş olabilir, ama artık onun şakası değil.
İki cümle de iyi niyetle söylendi ve ikisi de Selin'i masadan elinde hiçbir şey olmadan kaldırdı. Birinde ne olduğunu bilmiyor, öbüründe kendi sesini kaybetti. Bu ders bu iki cümlenin tam olarak nerede kırıldığını ve yerine konan dört adımlı modeli açıyor.
Bu derste ne olacak
Önce geri bildirimin hangi koşulda işe yaradığını tanımlayacağız: dinleyen kişi masadan ne yapacağını bilerek kalkıyorsa. Sonra bu koşulu sağlayan dört adımı Selin'in doktor kısmı üzerinden kuracağız: gözlem, etki, ilke ve deney. Ardından reddedilen iki cümlenin hangi adımı atladığını göreceğiz ve modelin en çok atlanan adımının neden onu taşıyan adım olduğunu konuşacağız. Ders bittiğinde bir sete, kendi setin de dahil, dört adımlı bir not yazabilecek ve bir öğrencinin sesini elinden almadan ona yol gösterebileceksin.
Sıfır noktası
Bir oto tamircisine arabanı götürdüğünü düşün. Tamirci motora bakıyor ve "kötü" diyor. Doğru olabilir, ama ne yapacağını bilmiyorsun. Başka bir tamirci ise hiçbir şey anlatmadan motoru söküp kendi bildiği parçayı takıyor. Araba çalışıyor, ama bir dahaki arızada yine çaresizsin ve arabanın içinde artık senin seçmediğin bir parça var.
İyi bir usta başka bir şey yapar. "Rölantide şu sesi duyuyorum," der. "Bu ses yakıtın düzensiz geldiğini gösteriyor. Bu tip seslerin çoğu filtreden çıkar. Filtreyi değiştirip bir hafta dene; ses geçmezse pompaya bakarız." Ne olduğunu, ne sonuç verdiğini, nedenini ve ne yapacağını söyledi. Karar hâlâ senin.
Geri bildirim tek bir koşulda işe yarar: dinleyen kişi ne yapacağını biliyorsa. "Ortası düştü" doğru bir tespit olabilir, ama metin mi, sıra mı, zamanlama mı, oda mı, söylemez. Tespit doğru olup araç boş kalabilir. Dört adım bu boşluğu kapatır.
Mekanizma
Gözlem ve etki
Gözlem, kayda bakılarak doğrulanabilen bir cümledir. Bir zaman, bir sayı ya da bir davranış içerir. "İkinci dakikada üç farklı kişiyi isim vermeden 'o' diye anlattın" böyle bir cümledir: eğitmen yanılmış olabilir ve bu kontrol edilebilir. Gözlemin gücü yanlışlanabilir olmasındadır.
Etki, gözlemi bir sonuca bağlar: "Seyirci kimin konuştuğunu takip etmekte zorlandı." Bu adım gereklidir, çünkü fark edilen her davranış bir sorun değildir. Bir komedyen sahnede tuhaf bir el hareketi yapabilir ve bu hiçbir şeye zarar vermeyebilir. Etki adımı, gözlemin neden konuşulmaya değer olduğunu söyler.
İlke ve deney
İlke, bu setin ötesine geçen genel bir kuraldır: "Canlandırmada karakter yönü ve isim çapası açıklık sağlar." İlk iki adım bu sete aittir; ilke ise bir sonraki sete de taşınır. Modelin taşıyıcısı bu adımdır.
Deney, somut bir iştir: "Bir sonraki provada her karakteri ilk girişte adlandır ve sahnenin ayrı yönüne yerleştir." Bir zamanı ve bir eylemi vardır. Adı da bilinçli seçilmiştir: düzeltme değil, deney. Bir deney başarısız olabilir ve yine bilgi verir; bir düzeltme başarısız olduğunda ise bir hata gibi durur. Deneyin yeri de sahne değil provadır, yani düşük riskli bir ortam.
Reddedilen iki cümle
"Komik değildi" hiçbir adıma oturmaz. Gözlem değildir, çünkü kayıtta doğrulanamaz. Etki de değildir, çünkü bir sonuç değil bir yargıdır. Aslında bir sonucu bildirir ve kanıtını atlar. "Tek başına" söylendiğinde bir eğitim geri bildirimi olmaz; bir değerlendirmenin sonu olarak doğru olabilir, ama başlangıcı olamaz.
"Ben olsam şöyle yazardım" ise dördüncü adımdan başlar ve ilk üçünü atlar. İki sorun birden üretir. Öğrenci bir çözüm alır ama o çözümün mantığını almaz; bir sonraki benzer sorunda yine takılır. Daha ağır olanı, verilen çözümün eğitmenin sesiyle yazılmış olmasıdır. Öğrencinin sesi, bir önceki rubriğin en üst kademesinde ölçülen şeydi: ayırt edici bir sanatçı sesi. Bu cümle, ölçülen şeyin ta kendisini zedeler. Eğitmenin işi seçenek ve teşhis sunmaktır, öğrencinin görüşünü ele geçirmek değil.
Taşıyıcı adım
Gözlem, etki ve deney verilse yeterli olmaz mı? Bu üçüyle öğrenci bu sorunu çözer, ama bir sonrakini çözemez, çünkü elinde bir kural değil yalnızca bir örnek vardır. İlke adımı örneği bir sınıfa çevirir: bu, canlandırmada açıklık sorunudur. O sınıfı tanıyan öğrenci sorunu başka bir metinde de görür. Geri bildirimi bir onarımdan bir öğretime çeviren adım budur.
Pratikte en çok atlanan adım da budur. Bir şeyin çalışmadığını görmek kolaydır; neden çalışmadığını adlandırmak, eğitmenin nedeni gerçekten bilmesini ister.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Gözlem kayda bağlıdır
Gözlem adımı ancak bir kayıtla tam güçlü olur. Kayıt yoksa eğitmenin hafızası tanıktır ve hafıza ağır anları büyütür, küçük anları siler. Kayıt varsa her gözlem bir zaman damgasıyla yazılabilir ve öğrenci aynı saniyeye kendisi bakabilir. Bu, geri bildirimi bir otorite meselesi olmaktan çıkarıp ortak bir kanıta dönüştürür: artık eğitmen ile öğrenci aynı ekrana bakıyordur.
Etki kimin adına konuşur
Etki adımında en sık yapılan hata, eğitmenin kendi deneyimini seyircinin deneyimi gibi sunmasıdır. "Seyirci sıkıldı" bir iddiadır ve kayıt onu doğrulamalıdır. Kayıt doğrulamıyorsa dürüst cümle "Ben o noktada takip etmekte zorlandım" olur. İki cümle de değerlidir, ama farklı şeyler söyler: biri odanın tepkisini, öbürü bir dinleyicinin tepkisini.
İlke bir zevk değildir
İlke adımı eğitmenin kişisel tercihinden değil, bir mekanizmadan gelir. "Ben uzun kurulum sevmem" bir zevktir; "fazla bilgi vuruşun çevireceği modeli bulanıklaştırır" bir ilkedir. Bir ilke öğrencinin üslubundan bağımsız çalışmalıdır. Bir kural yalnızca eğitmenin üslubunda doğruysa, o kural bir ilke değil bir yönlendirmedir ve öğrencinin sesini sessizce eğitmenin sesine doğru çeker.
Seçenekler çoğuldur
Eğitmenin işi seçenek ve teşhis sunmaktır; bu cümledeki "seçenek" kelimesi çoğuldur. Tek bir deney önerildiğinde, o deney ne kadar iyi olursa olsun, kararı eğitmen vermiş olur. İki ya da üç deney önerildiğinde seçimi öğrenci yapar ve seçim kendi başına öğrencinin sesinin bir parçası olur. Selin'in sesini yükseltmek yerine cümlesini yeniden kurmayı seçmesi bunun örneğidir.
Sıra değiştirilmez
Dört adımın sırası rastgele değildir. Deneyle başlayan bir not "ben olsam" cümlesine dönüşür. İlkeyle başlayan bir not bir derse dönüşür ve öğrenci neyin kendisiyle ilgili olduğunu bilemez. Gözlem önce gelir, çünkü geri kalan her şey ona dayanır; gözlem yanlışsa etki, ilke ve deney de yanlış bir yere kurulmuş olur.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Komik değildi" dürüst bir geri bildirimdir.
Bir sonucu bildirir ama kanıtını atlar. Öğrenci ne olduğunu, neden olduğunu ve ne yapacağını bilmeden masadan kalkar.
Yaygın yanlışEn hızlı yardım, daha iyi bir cümle önermektir.
"Ben olsam şöyle yazardım" ilk üç adımı atlar. Öğrenci mantığı öğrenmez ve verilen cümle eğitmenin sesiyle yazılmıştır.
Yaygın yanlışGözlem, etki ve deney yeterlidir; ilke ayrıntıdır.
İlke olmadan öğrenci yalnızca bu sorunu çözer. İlke, örneği bir sınıfa çevirir ve bir sonraki sorunun tanınmasını sağlar.
Yaygın yanlışEğitmenin zevki de bir ilkedir.
Bir ilke bir mekanizmaya dayanır ve öğrencinin üslubundan bağımsız çalışır. Zevk ilke gibi sunulduğunda öğrenciyi eğitmenin sesine doğru çeker.
Yaygın yanlışÖnerilen değişiklik en iyi sahnede sınanır.
Deney provada yapılır. Sahnede başarısız olan bir deney yalnızca bilgi değil, bir gece de kaybettirir.
Yaygın yanlışTek ve net bir öneri, birkaç seçenekten daha yararlıdır.
Tek öneri kararı eğitmene bırakır. Seçenekler çoğul olduğunda seçimi öğrenci yapar ve seçim onun sesinin bir parçası olur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Geri bildirim, dinleyen kişi ne yapacağını bildiğinde işe yarar. Dört adım bunu sağlar: gözlem ne olduğunu, etki ne sonuç verdiğini, ilke nedenini, deney ne yapılacağını söyler.
Gözlem kayda bakılarak doğrulanabilir ve yanlışlanabilir bir cümledir. Etki kimin adına konuştuğunu söyler. İlke bir zevk değil bir mekanizmadır ve geri bildirimi onarımdan öğretime çevirir. Deney ölçülebilir, çoğul ve provada yapılan bir denemedir.
"Komik değildi" hiçbir adıma oturmaz; bir sonucu kanıtsız bildirir. "Ben olsam şöyle yazardım" dördüncü adımdan başlar, ilk üçünü atlar ve öğrencinin sesini eğitmenin sesiyle değiştirir.
Eğitmen seçenek ve teşhis sunar, kararı öğrenciye bırakır. Sıra değiştirilmez: her şey gözleme dayanır.
Sonraki derse köprü
Ece bir sonraki hafta, eğitmen olmayan bir akran atölyesine katılıyor. Masada beş yeni komedyen var ve hiçbirinin elinde bir rubrik, bir ilke listesi ya da bir eğitmenin otoritesi yok. Ece metnini okuduktan sonra ilk konuşan kişi ne bir gözlem ne bir etki söylüyor, bir soru soruyor: "Bu şakayla ne yapmak istiyorsun?" Bir sonraki ders akran atölyesinin yedi kuralını açıyor ve bu sorunun neden gözlemden bile önce gelmesi gerektiğini gösteriyor.