Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, mekanizma dişlidir, duygu yakıttır; kusursuz kurulmuş ama duygusuz bir şaka boşta dönen bir motordur.
İkincisi, duygu üç iş görür: hangi gerilimin senin gerilimin olduğunu seçer, varsayımın tarafını belirler ve uzun sette dayanıklılık sağlar.
Üçüncüsü, "bu konuda ne düşünüyorum" sorusundan önce "bu konuda gerçekte ne hissediyorum" sorusu gelir; ikincisinin cevabı çoğu zaman hoşuna gitmez ve tam da bu yüzden değerlidir.
Dördüncüsü, komedi orantılı tepkiden değil, olay ile tepki arasındaki farktan çıkar; merdivenin en yüksek basamağı her zaman en komik olan değildir.
Beşincisi, duyguyu adlandırma, sonucunu göster; "çok utandım" bir bildirimdir, davranış ise utancın kendisidir.
Açılış sahnesi
İki komedyen düşün. İkisi de zeki, ikisi de iyi yazıyor.
Birincisi sahneye çıkıyor ve on beş dakika boyunca kusursuz kurulmuş şakalar söylüyor. Her biri temiz. Kurulum ekonomik, vuruş yerinde, mekanizma görünür. Seyirci gülüyor.
Yedinci dakikada bir şey oluyor. Gülmeler hâlâ geliyor ama artık daha kısa. On ikinci dakikada odada bir yorgunluk var. On beşinci dakikada komedyen sahneden iyi bir setle iniyor ve kimse onu hatırlamıyor.
İkincisi çıkıyor. Şakaları daha az kusursuz. Bir tanesi tökezliyor bile. Ama bir şey farklı: bu adamın bu konuda gerçekten canı yanmış. Öfkeli ya da utanmış ya da hâlâ şaşkın.
On beş dakika sonra oda onu hatırlıyor.
Fark ne? İkisinde de mekanizma vardı. İkisi de zekiydi. Farklı olan şey, ikincisinin şakalarının bir yerden besleniyor olmasıydı.
Peki o yer neresi ve oraya nasıl gidilir?
Bu derste ne olacak
Önce duygunun şakadaki işini konuşacağız: neyi sağlar, olmadığında ne kaybolur. Sonra kullanılabilir duygular listesini açacağız ve hangi duygunun ne tür malzeme ürettiğini göreceğiz. Ardından duygu merdivenini kuracağız; aynı olayın beş farklı yoğunlukta anlatılması. Sonra on altı özgün örnekle duygunun metinde nerede durduğunu okuyacağız. Ders bittiğinde bir gözlemin altındaki duyguyu adlandırabiliyor ve aynı olayı beş ayrı yoğunlukta yazıp hangisinin personana uyduğunu seçebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir motoru düşün.
Motorun içinde dişliler var, mil var, tasarım var. Hepsi kusursuz olabilir. Ama yakıt yoksa motor dönmez.
Şaka mekanizması dişlidir. Yanıltma, abartı, tersine çevirme; hepsi dönüştürme aracıdır. Neyi dönüştürür? Bir şeyi. Ve o şey duygudur.
Duygusuz bir şaka, boşta dönen bir motor gibidir. Ses çıkarır, hareket eder, hatta etkileyici görünür. Ama bir yere gitmez.
Bunu şöyle sınayabilirsin. Beğendiğin bir şakayı al ve sor: bu şakayı yazan kişi bu konuda ne hissediyor? Cevap bulabiliyorsan orada yakıt var. Bulamıyorsan elindeki şey bir bilmecedir; zekice, çözülünce hoş ve iki dakika sonra unutulur.
Şimdi benzetmeyi kırayım, çünkü bir yerde bozuluyor.
Motorda yakıt görünmez; yandığında biter. Şakada ise duygu görünür kalır ve tam da bu yüzden dozu önemlidir. Fazla duygu şakayı boğar; seyirci gülmek yerine rahatsız olur. Az duygu ise motoru boşta çalıştırır.
Bu dersin asıl işi, o dozu ayarlamayı öğretmek.
Mekanizma
Duygunun üç işi
Duygu şakada üç ayrı iş görüyor ve üçünü de bilmek gerekiyor.
Birincisi malzeme seçimi. Bir konuda hiçbir şey hissetmiyorsan orada ne söyleyeceğini de bilemezsin. Gerilim bulmak için bakış gerekir; hangi gerilimin senin gerilimin olduğunu ise duygu söyler. İki kişi aynı olayı görür, biri geçer, diğeri durur. Duran kişi, o olayda bir şey hisseden kişidir.
İkincisi görüş üretimi. Bir önceki derste gerilimden varsayıma geçmek için "kimin haksız olduğunu düşünüyorum" sorusunu sormuştuk. O soruya cevap veren şey duygudur. Öfke bir tarafı seçer, utanç başka bir tarafı. Duygusuz bakış tarafsız kalır ve tarafsız bakıştan varsayım çıkmaz.
Üçüncüsü dayanıklılık. Bir set on beş dakikayı geçtiğinde, seyirci artık yalnızca şaka değil bir insan izlemeye başlar. O insanın neye kızdığını, neden utandığını, neyi özlediğini merak eder. Yalnızca zekâ üzerine kurulu set bu noktada yorulur, çünkü verecek yeni bilgisi kalmaz. Duygusu olan set derinleşir.
Kullanılabilir duygular
Hepsi işe yarar ama hepsi aynı türden malzeme üretmez.
Öfke keskin ve hızlı malzeme üretir. Hedefi nettir, tempo yüksektir. Riski şudur: uzun süre öfkeli kalan persona yorucu olur ve seyirci savunmaya geçer.
Utanç en verimli duygudur ve en az kullanılanıdır. Anlatıcıyı otomatik olarak alta koyar, dolayısıyla kimse tehdit hissetmez. Neredeyse bütün itiraf komedisi buradan çıkar.
Kıskançlık tehlikeli ama güçlüdür. Kimse itiraf etmez, herkes yaşar. İtiraf edildiği anda odada bir rahatlama olur.
Hayranlık az kullanılır ve bu bir kayıp. Bir şeye gerçekten hayran olan komedyen, o hayranlığın absürtlüğünden malzeme çıkarabilir.
Korku, özellikle küçük ve saçma korkular, çok verimli. Büyük korkular direnç üretir; küçük olanlar tanınır.
Şaşkınlık en tarafsız duygudur ve gözlemsel komedinin motorudur. "Bunu neden yapıyoruz" sorusunun altında şaşkınlık vardır.
Suçluluk, özlem, sevinç, küçük düşme, kontrol arzusu ve yabancılık. Hepsi çalışır.
Buradaki asıl mesele liste değil. Asıl mesele şu soruyu sormayı öğrenmek: "Bu konuda ne düşünüyorum" sorusundan önce "bu konuda gerçekte ne hissediyorum" sorusunu sormak. İkincisi birinciden daha zordur, çünkü cevabı çoğu zaman hoşuna gitmez.
Duygu merdiveni
Bir olayı beş farklı yoğunlukta anlatabilirsin.
Birinci basamak neredeyse duygusuz. Olay bildiriliyor, tepki minimum. Kuru sunumun bölgesi burasıdır.
İkinci basamak hafif rahatsız. Bir sıkıntı var ama kontrol altında.
Üçüncü basamak açıkça etkilenmiş. Duygu görünür durumda ve orantılı.
Dördüncü basamak orantısız tepki veren. Duygu olayın büyüklüğünü aşmış durumda ve komedi genellikle buradan çıkıyor.
Beşinci basamak dünyanın sonuymuş gibi. Tamamen orantısız, felaket düzeyinde.
Aynı olayı beş kez yaz ve karşılaştır. Göreceğin şey şu: en komik basamak her zaman en yüksek olan değil. Kuru bir persona için ikinci basamak, taşkın bir persona için dördüncü basamak daha iyi çalışır.
Ve şu ince nokta: komedi çoğu zaman olay ile tepki arasındaki farktan çıkar. Küçük olaya büyük tepki komiktir. Büyük olaya küçük tepki de komiktir. Orantılı tepki ise komik değildir; sadece doğrudur.
Örneklerden okuma
Şimdi örneklere bakalım. Her örnekte altındaki duyguyu adlandırmaya çalış.
Utanç
Öfke
Şaşkınlık
Kıskançlık ve saklanan duygular
Merdivenin basamakları
Usta katmanı
Az önce duygunun dozundan söz ettim. İşin aslı biraz daha ince: sahnede taşınan doz, metinde yazılan dozdan farklıdır.
Metinde dördüncü basamakta yazılmış bir cümle, sakin bir icrayla söylendiğinde ikinci basamakta duyulur. Tersi de geçerli. Yani merdiven iki kez tırmanılıyor: bir kez yazarken, bir kez sahnede. En verimli bileşimlerden biri, metni yüksek basamakta yazıp icrayı düşük basamakta tutmaktır. Kuru sunumun gücü buradan gelir; kelimeler felaket, ses sakin.
İkinci nüans, duygunun tazeliği hakkında ve rahatsız edici. Bir olay hakkında hâlâ gerçekten kızgınsan, o malzemeyi yazmak zordur; öfke metni ele geçirir ve şaka yerine şikâyet çıkar. Ama olay tamamen soğuduğunda da malzeme kurur. Aradaki verimli bölge, duyguyu hatırladığın ama artık esiri olmadığın dönemdir. Deneyimli yazarlar bu yüzden bazı gözlemleri aylarca bekletir. Defterin mahzen olmasının bir sebebi de budur.
Üçüncüsü, seyircinin duyguyu nasıl okuduğu. Seyirci duygunun adını duymaz, işaretini görür. "Çok utandım" cümlesi bir bildirimdir ve hiçbir şey hissettirmez. "Kasada kartım geçmeyince arkamdaki adama gülümsedim, o gülümsemeyi hâlâ taşıyorum" cümlesi utancı gösterir. Kural şu: duyguyu adlandırma, sonucunu göster.
Dördüncüsü, tek duygu ile karışık duygu farkı. Tek duygulu malzeme temizdir ve hızlı çalışır. Karışık duygulu malzeme yavaş çalışır ama daha uzun yaşar. Gülme ile şefkatin aynı anda geldiği bölümler, yalnızca gülme üreten bölümlerden daha çok hatırlanır. Yedinci modülde duygu ile mizahı birlikte taşımayı ayrıca çalışacağız; tohumu burada.
Beşincisi ve en pratiği: hangi duygunun senin duygun olduğunu bulmak. Bir ay boyunca defterine bak ve her kaydın yanına altındaki duyguyu yaz. Sonra say. Muhtemelen iki duygu diğerlerini eziyor olacak. O ikisi senin personanın çekirdeği ve bunu seçmedin; ortaya çıktı. Persona bir sonraki dersin konusu ve oraya bu sayımla gireceksin.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: duygusal malzeme demek acıklı malzeme demektir.
Bu kanı, duygu kelimesini yalnızca hüzün ve travmayla eşleştirmekten geliyor. Oysa listedeki on iki duygunun çoğu ağır değil: şaşkınlık, kıskançlık, küçük korkular, kontrol arzusu. Bir kargo paketine sinirlenmek de bir duygudur ve son derece verimlidir. Duygusal derinlik için ağır konu gerekmiyor; gerekli olan tek şey, anlatanın gerçekten bir şey hissetmesi.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: duyguyu göstermek personayı zayıflatır.
Bu kanı özellikle kuru ve kontrollü bir persona kurmak isteyenlerde görülüyor ve mantıklı bir kaygıdan doğuyor: taşkınlık kontrolü kaybettirir. Ama duygu göstermek ile taşkınlık aynı şey değil. En kuru komedyenler bile neye kızdıklarını belli eder; sadece bunu düşük tonla yaparlar. Duygusuz görünen persona ile duygusu olmayan metin ayrı şeylerdir. Birincisi bir icra tercihi, ikincisi bir yazım eksiği.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: önce şakayı yaz, duyguyu sonra eklersin.
Bu sıra tersine çevrilmiş ve pratikte çalışmıyor. Duygu bir süs değil, malzemenin kaynağı; sonradan eklendiğinde yapıştırılmış durur ve seyirci bunu anlar. Doğru sıra şu: önce ne hissettiğini bul, sonra o hissin altındaki gerilimi adlandır, sonra mekanizmayla dönüştür. Sonradan duygu eklemek zorunda kaldığın bir metin, muhtemelen yanlış gözlemden başlamıştır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, mekanizma dişlidir, duygu yakıttır; kusursuz kurulmuş ama duygusuz bir şaka boşta dönen bir motordur.
İkincisi, duygu üç iş görür: hangi gerilimin senin gerilimin olduğunu seçer, varsayımın tarafını belirler ve uzun sette dayanıklılık sağlar.
Üçüncüsü, "bu konuda ne düşünüyorum" sorusundan önce "bu konuda gerçekte ne hissediyorum" sorusu gelir; ikincisinin cevabı çoğu zaman hoşuna gitmez ve tam da bu yüzden değerlidir.
Dördüncüsü, komedi orantılı tepkiden değil, olay ile tepki arasındaki farktan çıkar; merdivenin en yüksek basamağı her zaman en komik olan değildir.
Beşincisi, duyguyu adlandırma, sonucunu göster; "çok utandım" bir bildirimdir, davranış ise utancın kendisidir.
Sonraki derse köprü
Bu dersin sonunda bir sayım bıraktım: bir ay boyunca defterindeki her kaydın altına duygunun adını yaz ve say.
O sayımın neden önemli olduğunu şimdi söyleyeyim.
Sahnede seyircinin ilk bir dakikada cevaplamak istediği bir soru var: bu insan kim ve dünyaya nasıl bakıyor? Bu sorunun cevabını sen vermezsen seyirci kendi uydurur ve genellikle yanlış uydurur.
Ama cevap uydurulmaz da seçilmez de. Zaten oradadır; defterindeki tekrar eden duygularda, hep aynı bölgeden gelen gözlemlerde, farkında olmadan sürekli döndüğün konuda.
Sıradaki derste personayı açıyoruz: sahnedeki "sen" nasıl kuruluyor.