Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, ilk düşünce en yakındaki düşüncedir ve en yakındaki düşünce ortak düşüncedir; yaz, üstünü çiz, devam et.
İkincisi, kalite aranmaz, miktar üretilir ve sonra seçilir; üretim ile seçim aynı anda yapıldığında üretim durur.
Üçüncüsü, on iki mercek aynı konunun farklı taraflarına çevirir; hepsini kullanmak zorunlu değildir ama beşten azı genellikle yüzeyde kalmak demektir.
Dördüncüsü, en güçlü sonuçlar tek mercekten değil iki merceğin kesişiminden çıkar; kesişim noktası çoğu zaman bölümün varsayımıdır.
Beşincisi, mercekler boş sayfada kullanılır, dolu sayfada değil; çalışan bir bölüme yeniden uygulandıklarında onu dağıtırlar.
Açılış sahnesi
Bir konu var: çevrim içi toplantı.
Aklına ne geliyor? Muhtemelen şu: "Sesim geliyor mu?"
Bu, herkesin aklına gelen ilk şey. Ve tam olarak bu yüzden değersiz.
Çünkü şu an bu konuda yazan yüzlerce kişi var ve hepsinin aklına aynı şey geliyor. İlk düşünce en yakındaki düşüncedir; en yakındaki düşünce ise ortak düşüncedir.
Şimdi aynı konuya on iki farklı yerden bakalım. Kamerası açık olan yönetici, kapalı olan çalışanların evine tek taraflı bir pencere açıyor. Ya da: yetişkinler ekrandaki kutularda sırayla donup birbirine kızıyor. Ya da şu: toplantı bitsin istiyorum ama erken biterse çalışmam gerekecek.
Üçü de aynı konu. Hiçbiri "sesim geliyor mu" değil.
Bu cümleler nereden geldi? İlham değil. Yöntem.
Ve yöntem öğrenilebilir olduğu için, bu ders elindeki her konudan on iki farklı çıkış yolu bulmanı sağlayacak.
Bu derste ne olacak
Önce ilk düşüncenin neden zayıf olduğunu konuşacağız; bu, dersin bütün gerekçesi. Sonra on iki merceği tek tek açacağız ve her birinin ne tür bir cevap ürettiğini göreceğiz. Ardından merceklerin nasıl birleştirileceğini konuşacağız, çünkü en güçlü sonuçlar tek mercekten değil ikisinin kesişiminden çıkıyor. Sonra on altı özgün örnekle her merceğin gerçek malzemedeki izini süreceğiz. Ders bittiğinde herhangi bir konudan on beş dakikada en az beş farklı bakış açısı çıkarabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir kuyuyu düşün.
İlk kova hep en üstten gelir. Yüzeydeki su. Herkes oraya ulaşabilir, herkes aynı suyu çeker.
Derinlere inmek için ipi uzatman gerekir ve bu emek ister. Ama derindeki su farklıdır; kimsenin çekmediği yerden gelir.
İlk düşünce yüzeydeki sudur.
Bu, ilk düşüncenin kötü olduğu anlamına gelmez. Bazen doğrudur, hatta bazen en iyisidir. Ama tek başına bırakıldığında sana ait olmaz, çünkü aynı konuda yazan herkes aynı yerden başlar.
Kural şu: ilk düşünceni yaz ve altını çiz. Sonra onu bir kenara koy ve devam et. Üçüncü, beşinci, sekizinci düşünce senindir.
Şimdi benzetmeyi kırayım. Kuyuda derine indikçe su hep aynı yerden gelir; yalnızca temizliği değişir. Fikirde ise durum farklı: derine inmek değil, yana açılmak söz konusu. Sekizinci düşünce üçüncüden daha derin değildir; başka bir yerden gelir.
Bu yüzden yöntem tek bir yönde kazmak değil, yönleri sistematik olarak değiştirmek. On iki mercek tam olarak bunu yapıyor: her biri seni aynı konunun başka bir tarafına çeviriyor.
Mekanizma
İlk düşüncenin sorunu
Yeni başlayan biri bir konu duyduğunda aklına gelen ilk şeyi yazar ve sonra o cümleyi güzelleştirmeye çalışır.
Bu, yanlış aşamada emek harcamaktır.
İlk düşünce genellikle üç kusurdan birini taşır. Ya herkesin bildiği bir gözlemdir, dolayısıyla tanıma üretir ama kahkaha üretmez. Ya bir şikâyettir, yani bir görüş taşımaz. Ya da başka bir komedyende zaten duyduğun bir şeydir; hafızandan gelmiştir ve sen bunu fark etmezsin.
Bu yüzden yöntem şudur: kaliteyi ilk cümlede aramak yerine miktarı hedeflemek. On iki cümle üret, sonra seç. Seçim aşaması kolaydır; üretim aşaması zordur ve ikisini karıştırmak üretimi durdurur.
Altıncı modülde üretici ile editör kipini ayırmayı ayrıca çalışacağız. Bu ders o ayrımın en somut aracı.
On iki mercek
Bir konuyu şu on iki sorudan geçir. Her soru başka bir cevap türü üretir.
Birinci mercek: bunda yalan olan ne? Söylenen ile gerçek arasındaki açığı arar. En verimli merceklerden biridir.
İkinci: kim kazanıyor, kim kaybediyor? Konuyu bir güç ilişkisine çevirir. Statü malzemesi buradan çıkar.
Üçüncü: görünmeyen emek ne? Kimsenin fark etmediği iş. Bu mercek genellikle şefkatli malzeme üretir.
Dördüncü: herkesin düşünüp söylemediği ne? Doğrudan itiraf üretir ve en yüksek getirili merceklerden biridir.
Beşinci: çocuk bunu nasıl anlardı? Konuyu bilgi katmanından sıyırır ve saf davranışa indirir.
Altıncı: bir uzaylı bunu nasıl yorumlardı? Beşincinin daha uç hâli. Tanıdık olanı yabancılaştırır.
Yedinci: bu bir ilişki olsaydı taraflar kim olurdu? Nesneleri ve kurumları kişileştirir; benzetme malzemesinin ana kaynağı.
Sekizinci: bu davranışı bir kurum yapsa adı ne olurdu? Gündelik olanı kurumsal dile çevirir. Ölçek komedisi burada doğar.
Dokuzuncu: en uç mantıksal sonucu ne? Büyütme merceği. Bir önceki modülde çalıştığımız hareketin soru hâli.
Onuncu: tam tersi doğru olsaydı ne olurdu? Tersine çevirme merceği.
On birinci: bunu savunan kişinin gizli çıkarı ne? Kuşkucu bakışın sistemli hâli.
On ikinci: bu konudaki kendi ikiyüzlülüğüm ne? En kişisel ve en güvenli mercek. Bir önceki derslerde neden en değerli olduğunu konuşmuştuk.
On iki mercek. Hepsini her konuda kullanmak zorunda değilsin; ama beşten azını kullanıyorsan muhtemelen yüzeydesin.
Merceklerin kesişimi
Şimdi bir kademe yukarı çıkalım.
Tek mercekten çıkan cevap genellikle bir gözlemdir. İki merceğin kesiştiği yerden çıkan cevap ise genellikle bir bölümdür.
Örnek verelim. Çevrim içi toplantıya yedinci mercekle bak, yani ilişki merceğiyle: kamera açık olan ile kapalı olan arasında bir ilişki var. Şimdi ikinci merceği ekle, yani güç merceğini: bu ilişkide kim kazanıyor? Cevap kendiliğinden geliyor: kamerası açık olan yönetici, çalışanların evine tek taraflı bir pencere açmış durumda.
Tek başına ilişki merceği "toplantı bir ilişki gibi" derdi ve bu zayıf olurdu. Tek başına güç merceği "yönetici daha güçlü" derdi ve bu da zayıf. İkisinin kesişimi ise özgül bir görüntü üretti.
Pratik yöntem şu: on iki merceği dolaştıktan sonra en çok cevap veren ikisini seç ve onları birbirine bağla. Kesişim noktası genellikle bölümün varsayımıdır.
Örneklerden okuma
Şimdi örneklere bakalım. Her örnekte hangi merceğin çalıştığını adlandırmaya çalış.
Yalan merceği ve gizli çıkar
Güç ve statü merceği
Çocuk ve uzaylı merceği
İlişki ve kurum merceği
İkiyüzlülük merceği
Usta katmanı
Az önce on iki mercekten söz ettim. İşin aslı biraz daha ince: bu mercekler eşit verimlilikte değil ve verimlilik konunun türüne göre değişiyor.
Somut ve fiziksel konularda çocuk ile uzaylı merceği çok iş görür, çünkü orada yabancılaştırılacak bir davranış vardır. Soyut konularda ise bu iki mercek boş döner; onun yerine ilişki ve kurum merceği devreye girmelidir, çünkü soyut olan önce somutlaştırılmak zorundadır. Ekonomi hakkında "bir çocuk bunu nasıl anlardı" diye sormak genellikle bir yere çıkmaz; "bu bir ilişki olsaydı taraflar kim olurdu" diye sormak çıkar.
İkinci nüans, mercek sırası hakkında. On ikiyi hep aynı sırayla dolaşmak bir süre sonra aynı tür cevaplar üretmeye başlar, çünkü ilk mercek diğerlerinin çerçevesini kuruyor. Pratik çözüm: her oturumda farklı bir mercekten başla. Aynı konuya bir gün birinci mercekle, ertesi gün dokuzuncu mercekle girdiğinde iki bambaşka bölüm çıkar.
Üçüncüsü, en çok atlanan mercek olan üçüncü hakkında: görünmeyen emek. Bu mercek diğerlerinden farklı bir şey yapıyor; malzemeyi hedef almaktan çıkarıp fark etmeye çeviriyor. Sürekli eleştiren, sürekli yakalayan bir set yorucudur; arada bir kimsenin görmediği emeği görmek personaya derinlik katar. Yedinci modülde duygu ile mizahı birlikte taşımayı çalışırken bu merceğe geri döneceğiz.
Dördüncüsü, merceklerin ne zaman bırakılacağı. Bu yöntem üretim içindir, revizyon için değil. Elinde çalışan bir bölüm varken on iki merceği tekrar uygulamak onu dağıtır; her mercek yeni bir yön açar ve bölüm yönünü kaybeder. Kural şu: mercekler boş sayfada kullanılır, dolu sayfada değil.
Beşincisi ve en pratiği: mercekleri yazılı olarak bulundur. Ezberlemeye çalışma; deftere ya da duvara as. Sebebi psikolojik: tıkandığın anda hafızandan liste çıkarmaya çalışmak, zaten tıkalı olan yeri daha da zorlar. Listeye bakmak ise hiçbir zihinsel yük getirmez. Deneyimli yazarlar bu listeyi yıllarca kullanır ve ezberledikten sonra bile önlerinde tutar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: yöntem kullanmak fikri yapaylaştırır, kendiliğinden gelen daha samimidir.
Bu kanı yaygın ve anlaşılır; sistemli üretim mekanik durabilir. Ama karşılaştırma yanlış kurulmuş. Yöntem, fikrin kendisini üretmiyor; yalnızca bakılacak yönü değiştiriyor. Cevabı yine sen veriyorsun ve o cevap yine senin deneyiminden geliyor. Üstelik yöntemsiz çalışan yazar da bir yöntem kullanıyor; sadece tek bir mercek kullanıyor ve hangisi olduğunu bilmiyor. Farkında olunan yöntem, farkında olunmayandan daha özgür bırakır.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: on iki merceğin hepsini uygulamak gerekir, yoksa iş yarım kalır.
Bu, listeyi bir kontrol formu sanmaktan geliyor. Mercekler bir zorunluluk listesi değil, bir arama alanı. Bazı konularda dört mercek dolar, sekizi boş döner ve bu tamamen normaldir. Hepsini doldurmaya çalışan yazar zorlama cevaplar üretir ve o cevaplar sonradan metni zayıflatır. Ölçüt kaç mercek kullanıldığı değil, kaç kullanılabilir cevap çıktığıdır.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: en iyi cevap en uzak mercekten gelir.
Bu kanı, ilk düşüncenin zayıf olduğu doğrusundan yanlış bir sonuç çıkarıyor. İlk düşünce zayıftır demek, en uzak düşünce güçlüdür demek değildir. Uzaklık tek başına bir değer değil; on ikinci mercek de birinci kadar yakın olabilir ve çok daha verimlidir. Ölçüt uzaklık değil özgüllük: cevap somut bir görüntü üretiyorsa iyidir, üretmiyorsa ne kadar uzak olursa olsun havada kalır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Aklında kalması gereken beş şey var.
Birincisi, ilk düşünce en yakındaki düşüncedir ve en yakındaki düşünce ortak düşüncedir; yaz, üstünü çiz, devam et.
İkincisi, kalite aranmaz, miktar üretilir ve sonra seçilir; üretim ile seçim aynı anda yapıldığında üretim durur.
Üçüncüsü, on iki mercek aynı konunun farklı taraflarına çevirir; hepsini kullanmak zorunlu değildir ama beşten azı genellikle yüzeyde kalmak demektir.
Dördüncüsü, en güçlü sonuçlar tek mercekten değil iki merceğin kesişiminden çıkar; kesişim noktası çoğu zaman bölümün varsayımıdır.
Beşincisi, mercekler boş sayfada kullanılır, dolu sayfada değil; çalışan bir bölüme yeniden uygulandıklarında onu dağıtırlar.
Sonraki derse köprü
Bu modülde çok şey ürettik.
Yetmiş gözlem, gerilim cümleleri, duygu sayımı, persona cümlesi ve on iki mercekten çıkan onlarca bakış açısı.
Şimdi can sıkıcı soru: bunların hepsi nerede duruyor?
Defterin bir yerinde, telefonunda başka bir yerde, aklında üçüncü bir yerde. Üç ay sonra hangi fikrin nerede olduğunu hatırlamayacaksın. Daha kötüsü, aynı fikri iki kez bulup iki kez heyecanlanacaksın.
Üretmek yarısı. Diğer yarısı, ürettiğini bulabilmek.
Sıradaki derste malzeme bankasını kuruyoruz.