İçeriğe geç

YON-322-01·Yöntem Tartışmaları ve Araştırma Kalitesi

Pozitivizm, yorumculuk, realizm ve pragmatizm

temel2.068 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Her araştırma, adını koymasa da bir ontoloji ve bir epistemoloji varsayar.
  2. Pozitivizm düzenlilikleri gözlemle sınanabilir biçimde ortaya koymayı hedefler.
  3. Yorumculuk davranışı eylemde bulunanın yüklediği anlamdan kavramaya çalışır.
  4. Eleştirel realizm gözlenen olayların ardındaki mekanizmaları arar ve gerçekliği katmanlı görür.
  5. Pragmatizm yöntemi soyut bir gerçeklik tanımına göre değil, araştırma sorusunun ne gerektirdiğine göre seçer.
  6. Yöntem ile tutum arasındaki bağ gevşektir, her nicel çalışma pozitivist değildir.
  7. Tutumunu açıkça yazan bir araştırma, itirazları eksiklik değil tercih olarak tartışmaya açar.

Açılış sahnesi

Tez izleme toplantısında öğrenci bulgularını anlatıyor. Kızı uzun saatler çalışan büyükannelerin torunla daha çok zaman geçirdiğini, bu farkın şansla açıklanamayacağını, etkinin büyüklüğünü ve aralığını gösteriyor. Sunum bittiğinde komitedeki iki öğretim üyesi aynı anda söz istiyor.

Birincisi memnun ama bir şey eksik buluyor: örneklem daha büyük, ölçümler daha standart olsa bulgunun başka illere genellenebileceğini söylüyor. İkincisi ise huzursuz. Görüşme kayıtlarından birini hatırlatıyor: bir kadın torununa bakmayı yük değil, yıllar önce kendi annesinden alamadığı yakınlığı telafi etmenin yolu olarak anlatmıştı. Bu kadının haftalık saatini tabloya bir sayı olarak girmek, onun anlattığı şeyi nereye koyuyor? Danışman iki itirazı dinledikten sonra öğrenciye dönüyor. İkisinin de haklı olduğu bir yer var, ama ikisi aynı soruyu sormuyor. Hangi soruyu kimin sorduğunu ayırmadan cevap veremezsin.

Bu derste ne olacak

İzleme toplantısı ve iki öğretim üyesinin itirazı bu derse eşlik eden kurgudur. Sosyolojik bilginin nasıl üretileceği konusundaki temel tutumlar arasındaki ayrım ise disiplinin kuruluşundan beri süren gerçek bir tartışmadır.

Bu ders yöntem tartışmaları kursunu açıyor. Kurs boyunca öğrenilen tekniklerin arkasında duran sorular burada ortaya konuyor: toplumsal dünya neyden oluşur ve onun hakkında neyi, nasıl bilebiliriz? Dört büyük tutum, yani pozitivizm, yorumculuk, eleştirel realizm ve pragmatizm, bu sorulara verdikleri cevaplarla tanıtılıyor. Amaç birini doğru ilan etmek değil, her birinin hangi soruları görünür kıldığını ve hangilerini gölgede bıraktığını göstermek.

Sıfır noktası — İki temel soru

Her araştırma, çoğu zaman adını koymadan iki soruya cevap vererek başlar. Birinci soru, incelenen şeyin ne olduğudur. İkinci soru, onun hakkında nasıl bilgi edinilebileceğidir.

Mekanizma — Dört tutum, dört cevap

Kuram kursunda pozitivizm, toplumun doğa olaylarının incelendiği usulle incelenebileceği iddiası olarak tanıtılmıştı. Yöntem tartışmasında bu iddia şu cevaplara dönüşür: toplumsal olgular gözlenebilir düzenliliklerdir, geçerli bilgi gözlemle sınanabilen bilgidir ve araştırmacı gözlediği şeyin dışında, tarafsız bir konumda durmaya çalışır. Nicel ölçümün, örneklemenin ve istatistiksel çıkarımın mantığı bu tutumla yakından ilişkilidir.

İkinci tutum, toplumsal dünyanın doğal dünyadan temel bir bakımdan farklı olduğunu vurgular: insanlar yaptıklarına anlam yükler ve bu anlamlar davranışın kendisinin bir parçasıdır.

Hazırlık kursunda anlama kavramı, bir davranışı onu yapan kişinin ona yüklediği anlamı hesaba katarak açıklama biçimi olarak tanıtılmıştı. Yorumculuk bu kavramı sosyolojik yöntemin merkezine koyar. Etnografi, derinlemesine görüşme ve söylem çözümlemesi gibi nitel yöntemler bu tutumla yakından ilişkilidir.

Üçüncü tutum, iki tutum arasındaki karşıtlığı başka bir düzeyde aşmaya çalışır. Toplumsal dünyada gözlenenin ardında, doğrudan görülmeyen ama gerçek olan yapılar ve mekanizmalar bulunduğunu savunur.

Dördüncü tutum, bu ontolojik ve epistemolojik tartışmaların bir araştırmayı felç etmemesi gerektiğini savunur ve yöntemi araştırma sorusunun kendisine bağlar.

Kuramsal mercekler

Dört tutum arasındaki ilişki, sosyolojinin tarihinde birkaç kez açık bir kavgaya dönüşmüştür. Bunların en bilineni, yirminci yüzyılın ortalarında Almanya'da yaşanmıştır.

Bu tartışma, bu dört tutumun yalnızca yöntem tercihleri olmadığını, aynı zamanda sosyolojinin ne işe yaradığı konusunda farklı cevaplar taşıdığını gösterir. Bir tutum için sosyoloji düzenlilikleri tarafsızca betimleyen bir bilimdir, bir başkası için toplumsal anlamları görünür kılan bir yorumdur, bir başkası için ise var olanın ardındaki yapıları açığa çıkararak değişimin yolunu açan bir eleştiridir.

Ölçek

Dört tutum, toplumsal gerçekliğin hangi ölçeğinde durduklarına göre de farklı güçler gösterir. Pozitivist araçlar büyük nüfuslardaki düzenlilikleri görmekte güçlüdür. Yorumcu araçlar yüz yüze ilişkilerin ve küçük toplulukların anlam dünyasını açmakta güçlüdür. Eleştirel realizm, bireysel deneyim ile büyük yapılar arasındaki bağı, yani yapıların insanların eylemleri aracılığıyla nasıl işlediğini kurmaya çalışır.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de sosyolojinin kuruluş döneminde de yöntem üzerine bir ayrışma yaşanmıştır. Ziya Gökalp, Durkheim sosyolojisini Türkiye'ye taşımış ve toplumsal olguları kolektif bilinç ve kurumlar üzerinden ele alan bir yaklaşım geliştirmiştir. Prens Sabahattin ise Fransa'daki Le Play geleneğini izleyerek aile ve hane üzerine ayrıntılı monografilere dayanan bir toplum bilimi savunmuştur. İki çizgi arasındaki fark, bugünkü yöntem tartışmasının erken bir yerel biçimi olarak okunabilir.

Uluslararası karşılaştırmada, farklı ülkelerin sosyoloji geleneklerinin bu dört tutumdan farklı ağırlıklarla beslendiği görülür. Bazı ulusal geleneklerde nicel ve pozitivist yaklaşımlar ana akımı oluştururken, bazılarında yorumcu ve eleştirel gelenekler daha belirleyici olmuştur. Bu farklar, sosyologların yetiştiği bölümlerin, fon kurumlarının ve dergilerin beklentilerine de yansır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bu dört tutumun ayrımı, bir deneyle ya da bir veri setiyle kanıtlanmaz. Bilim felsefesi ve sosyoloji tarihi içinde, araştırmacıların ne yaptıklarını ve neden öyle yaptıklarını açıklama çabalarından doğmuştur. Tutumların varlığını, onların yol açtığı farklı araştırma pratiklerinden, tartışmalardan ve yöntem ders kitaplarının onları nasıl sınıflandırdığından biliyoruz.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışNicel yöntem kullanan her araştırmanın pozitivist, nitel yöntem kullanan her araştırmanın yorumcu olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa yöntem ile tutum arasındaki bağ gevşektir. Nitel veriyle düzenlilik arayan araştırmalar da, nicel veriyle anlam kategorilerini inceleyen araştırmalar da vardır.

Yaygın yanlışPozitivizmin bugün terk edilmiş, eskimiş bir görüş olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa gözlemle sınanabilirlik, tekrarlanabilirlik ve açık yöntem gibi ilkeleri sosyal araştırmanın büyük bölümünde hâlâ geçerlidir. Tartışma bu ilkelerin sınırları üzerinedir.

Yaygın yanlışYorumculuğun her yorumu eşit derecede geçerli saydığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa yorumcu araştırma da kanıta dayanır, yorumlarını verilerle desteklemek ve başka yorumlara karşı savunmak zorundadır.

Yaygın yanlışPragmatizmin felsefi sorulardan kaçmanın bir yolu olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa pragmatizm kendi başına bir bilgi anlayışıdır ve bilginin değerini işleviyle ölçen bir felsefi geleneğe dayanır.

Yaygın yanlışEleştirel realizmin yalnızca kuramsal bir tartışma olduğu, araştırma pratiğine bir etkisi olmadığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa bu tutum, bir ilişkinin her yerde aynı biçimde gözlenmemesinin mekanizmanın yokluğu anlamına gelmediğini söyleyerek, bulguların nasıl yorumlanacağını doğrudan etkiler.

Aklında kalsın

  1. Her araştırma, adını koymasa da bir ontoloji ve bir epistemoloji varsayar.
  2. Pozitivizm düzenlilikleri gözlemle sınanabilir biçimde ortaya koymayı hedefler.
  3. Yorumculuk davranışı eylemde bulunanın yüklediği anlamdan kavramaya çalışır.
  4. Eleştirel realizm gözlenen olayların ardındaki mekanizmaları arar ve gerçekliği katmanlı görür.
  5. Pragmatizm yöntemi soyut bir gerçeklik tanımına göre değil, araştırma sorusunun ne gerektirdiğine göre seçer.
  6. Yöntem ile tutum arasındaki bağ gevşektir, her nicel çalışma pozitivist değildir.
  7. Tutumunu açıkça yazan bir araştırma, itirazları eksiklik değil tercih olarak tartışmaya açar.

Sonraki derse köprü

Komitedeki iki itiraz aslında iki farklı bilgi hedefine işaret ediyordu. Birinci üye büyükannelerin davranışını dışarıdan gözlenen düzenliliklerle açıklamak istiyordu. İkinci üye ise o davranışı kadınların ona yüklediği anlamdan kavramak istiyordu. Ama belki üçüncü bir hedef de vardı: bakım yükünün neden kadınlara düştüğünü sorgulamak ve bu düzenin değişip değişemeyeceğini tartışmak. Açıklamak, anlamak ve eleştirmek, sosyolojinin üç ayrı bilgi hedefidir. Bir araştırmanın hangisini güttüğü, hangi soruları sorduğunu ve bulgularını kime ne için sunduğunu belirler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.