İçeriğe geç

YON-307-05·Metin, Belge, Söylem ve İçerik Analizi

Söylem, çerçeve ve anlatı analizi

temel2.159 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Söylem analizi dili gerçekliği yansıtan bir araç olarak değil, onu kurmaya katılan bir pratik olarak ele alır.
  2. Adlandırma ve cümle yapısı, sorumluluğun kime yükleneceğini ve okurun zihninde kimin canlanacağını belirleyebilir.
  3. Çerçeve analizi bir metnin olayın hangi yönlerini öne çıkarıp hangilerini geri plana ittiğini çözümler.
  4. Sorun tanımı, kimin sorumlu tutulacağını ve hangi çözümün makul görüneceğini baştan sınırlar.
  5. Anlatı analizi metinleri olay örgüsü ve rol dağılımı taşıyan hikâyeler olarak okur.
  6. Aynı kişiler farklı anlatılarda kahraman, kurban ya da görünmez figür rollerine yerleştirilebilir.
  7. Bu yaklaşımlarda her yorum metinden kanıtla desteklenmeli ve ters örneklerle sınanmalıdır.

Açılış sahnesi

Öğrenci masaya iki gazete kupürü koyuyor. İkisi de aynı haftaya ait ve aynı olayı anlatıyor: mahalledeki belediye kreşi bütçe gerekçesiyle kapanmış. Birinci haberin başlığı şöyle: "Kreş kapandı, nineler yine devrede." Haberin fotoğrafında gülümseyen bir büyükanne, kucağında iki torun var. Metin, kadının "ben varken çocuklara bir şey olmaz" dediğini aktarıyor ve kısa bir övgüyle bitiyor.

İkinci haberin başlığı başka: "Kreş kapandı, çalışan anneler çaresiz." Fotoğrafta kapısı kilitli bir bina görünüyor. Metin bir annenin işini bırakmak zorunda kalabileceğini anlatıyor ve belediyeden bir açıklama istendiğini, yanıt alınamadığını yazıyor. Büyükanneler bu haberde yalnız bir cümlede geçiyor: "Kimi aileler yükü yaşlı ebeveynlere devretmek zorunda kalacak."

Öğrenci iki kupürü yan yana koyup uzun süre bakıyor. Olay aynı, tarih aynı, mahalle aynı. Ama birinci haberde bir kahraman ve mutlu bir son var. İkincisinde bir mağdur, bir sorumlu ve cevapsız bir soru var. Tematik analizde her iki haber de "bakım yükü" temasına düşmüştü. Şimdi aynı temanın iki farklı dünyaya açıldığını görüyor.

Bu derste ne olacak

Bu iki kupür de başlıkları ve fotoğraflarıyla birlikte uydurma, kurstaki öğrenci gibi. Aynı olayın iki farklı hikâyeye dönüşmesi ise basını okuyan herkesin karşılaştığı bir durum. Önceki derste tematik analizle verideki anlam örüntülerini bulmayı gördük. Kapanışında bir eksik kaldı: tema, verinin neyi tekrar ettiğini gösteriyordu, ama sözcük seçimini, cümlenin kurgusunu ve olayların hangi hikâyeye oturtulduğunu açık bırakıyordu.

Bu ders dilin kendisini veri olarak ele alan üç yakın yaklaşımı yan yana getiriyor. Söylem analizi sözcüklerin ve cümlelerin bir gerçekliği nasıl kurduğuna bakar. Çerçeve analizi bir metnin sorunu nasıl tanımladığını ve hangi çözümü doğal gösterdiğini izler. Anlatı analizi olayların hangi olay örgüsüne ve hangi rollere yerleştirildiğini çözümler.

Sıfır noktası — Dil bir pencere değil

Tematik analizde ve içerik analizinde dil çoğu zaman bir taşıyıcı gibi ele alınır. Metin bir şey söyler, araştırmacı o şeyi bulur ve kaydeder. Bu derste ele alınan yaklaşımlar bu varsayımı sorgular. Dil, dışarıdaki bir gerçeği olduğu gibi aktaran bir pencere değildir. Hangi sözcüğün seçildiği, kimin özne yapıldığı ve olayın hangi sırayla anlatıldığı, okura ulaşan gerçekliği biçimlendirir.

Mekanizma — Sözcük, çerçeve, hikâye

Aynı metin üç farklı mercekle okunabilir. Söylem analizi sözcüklere ve cümlelere eğilir. Çerçeve analizi metnin bütününün bir sorunu nasıl kurduğuna bakar. Anlatı analizi metnin bir hikâye olarak nasıl ilerlediğini izler. Üçü sık sık birlikte kullanılır.

Yöntem literatüründe yaygın bir ayrıma göre bir çerçeve birkaç işi aynı anda yapar. Önce neyin sorun olduğunu tanımlar. Sonra sorunun nedenini gösterir, ahlaki bir değerlendirme sunar ve bir çözüm önerir. Bu işlevlerin ilki, geri kalanları büyük ölçüde belirlediği için ayrı bir kavram olarak ele alınmaya değer.

Çerçevenin yanında, pek çok metin bir hikâye yapısı taşır. Bir başlangıç, bir karışıklık ve bir sonuç vardır. Hikâyedeki kişiler belirli rollere yerleştirilir.

Kuramsal mercekler

Üç yaklaşımın ortak zemini, dilin toplumsal gerçekliği kurmaya katıldığı düşüncesidir. Bu düşünce, toplumsal gerçekliğin insanların ortak anlamlandırmaları ve adlandırmalarıyla kurulduğunu savunan geniş bir sosyolojik geleneğe dayanır. Bu gelenekte "anneanne", "bakım" ya da "çalışan kadın" gibi kategoriler doğal veriler değil, zaman içinde oluşmuş ve tartışılan anlamlardır.

Yaklaşımlar arasındaki farklar da önemlidir. Söylem analizinin bir kolu konuşmanın ve metnin ince dokusuna, sözcük seçimine ve dilbilgisine odaklanır. Başka bir kol ise geniş söylemlerin, yani belirli bir dönemde neyin düşünülebilir ve söylenebilir olduğunu belirleyen bilgi düzenlerinin peşine düşer. Çerçeve analizi daha çok medya ve toplumsal hareket çalışmalarında gelişmiş, metinlerin okuru nasıl yönlendirdiğine yoğunlaşmıştır. Anlatı analizi hem edebiyat incelemesinden hem de biyografik araştırmadan beslenir.

Bu yaklaşımlar metnin gerçeklikle ilişkisini inkâr etmez. Kreş gerçekten kapanmıştır. Ama bir olayın var olması ile nasıl anlatıldığı ayrı sorulardır. Bu ders ikinci soruyu merkeze alır.

Ölçek

Dili veri olarak okumak birkaç katmanda yapılabilir ve her katman başka bir şey gösterir. En yakından bakıldığında tek bir sözcük ya da ad görülür: "nine" mi, "yaşlı ebeveyn" mi? Bir adım geride cümlenin yapısı durur: kimin özne yapıldığı, eylemin etken mi edilgen mi kurulduğu. Daha geniş bir bakışta metnin bütünü görünür: başlık, fotoğraf, alıntılar ve olayların sırası birlikte bir çerçeve ve bir hikâye kurar. En geniş katmanda metinler arası ilişki durur: aynı olayın farklı yayınlarda nasıl anlatıldığı ve bir anlatının zamanla nasıl yerleştiği.

Her katman ötekilerin göremediği bir şeyi gösterir ve biri öbürünün yerine geçmez. Araştırma sorusu hangi katmanın merkeze alınacağını belirler.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkçe basında aile ve bakım haberlerinde bazı sıfat ve ad seçimleri sık tekrar edebilir. "Fedakâr", "cefakâr", "çilekeş" gibi sıfatlar ve "nine", "ana" gibi adlar, bakım veren kadınları belirli bir anlatının içine yerleştirebilir. Türkiye'de bu kalıpların hangi dönemde, hangi yayınlarda yoğunlaştığı bir söylem ve anlatı araştırmasının konusu olabilir. Önemli olan bu sözcükleri tek başına olumlu ya da olumsuz saymak değil, hangi hikâyeyi taşıdıklarını çözümlemektir.

Türkçenin dilbilgisi de söylem analizinde ayrı bir dikkat isteyebilir. Öznenin çoğu zaman düşürülebildiği ve edilgen yapıların yaygın kullanıldığı bir dilde, "kararı kim verdi" sorusu metnin yüzeyinde kolayca görünmeyebilir. Bu yüzden Türkçe metinlerde öznesiz cümleleri tek tek işaretlemek, sorumluluğun nerede silindiğini görmenin somut bir yoludur.

Dünyada basın metinleri üzerine yapılan çerçeve analizlerinin bir kısmı büyük veri setleriyle ve bilgisayar destekli yöntemlerle yürütülür. Türkiye'de bu tür çalışmaların yanında, tek tek metinlerin derinlemesine okunduğu nitel söylem ve anlatı analizleri de önemli bir yer tutabilir. İki yol karşılaştırıldığında birinin genişliği, öbürünün derinliği öne çıkar.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Söylem, çerçeve ve anlatı analizinin güvenilirliği, yorumun metne ne kadar sıkı bağlandığına dayanır. Araştırmacı bir çerçeve ya da anlatı rolü iddia ettiğinde, bunu hangi sözcüklere, hangi cümle yapılarına, hangi alıntılara ve görsellere dayandırdığını göstermelidir. Metinden kanıt göstermeyen bir yorum, araştırmacının kendi okumasını metne yüklemiş olabilir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSöylem analizinin bir metinde geçen sözcükleri saymak olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa sayım bir başlangıç olabilir ama söylem analizi sözcüklerin hangi anlamları mümkün kıldığını, kimin konumundan konuşulduğunu ve dilbilgisi seçimlerinin neyi görünmez kıldığını yorumlar.

Yaygın yanlışBir çerçevenin yalnız yanlı ya da ideolojik metinlerde bulunduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa her metin bir olayın bazı yönlerini öne çıkarır, bazılarını geri plana iter. Tarafsız görünen bir haber de bir sorun tanımı taşır.

Yaygın yanlışAnlatı analizinin yalnız edebi metinlere ya da uzun hayat hikâyelerine uygulanabileceği sanılabilir.
Doğrusu

Oysa kısa bir haber, bir başlık ya da görüşmedeki birkaç cümle de bir başlangıç, bir karışıklık, bir çözüm ve rol dağılımı taşıyabilir.

Yaygın yanlışDilin gerçekliği kurduğunu söylemenin, olayların gerçekte yaşanmadığını ya da her anlatının eşit derecede doğru olduğunu söylemek anlamına geldiği düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa bu yaklaşımlar olayların var olduğunu inkâr etmez. Olayların nasıl anlamlandırıldığını ve bu anlamlandırmanın neyi mümkün kıldığını sorar.

Yaygın yanlışBir metnin çerçevesini ya da anlatısını ortaya koymak için onu dikkatle okumanın yeterli olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa yorumun metinden kanıtlarla desteklenmesi, ters örneklerin tartışılması ve başka okumalarla sınanması gerekir.

Aklında kalsın

  1. Söylem analizi dili gerçekliği yansıtan bir araç olarak değil, onu kurmaya katılan bir pratik olarak ele alır.
  2. Adlandırma ve cümle yapısı, sorumluluğun kime yükleneceğini ve okurun zihninde kimin canlanacağını belirleyebilir.
  3. Çerçeve analizi bir metnin olayın hangi yönlerini öne çıkarıp hangilerini geri plana ittiğini çözümler.
  4. Sorun tanımı, kimin sorumlu tutulacağını ve hangi çözümün makul görüneceğini baştan sınırlar.
  5. Anlatı analizi metinleri olay örgüsü ve rol dağılımı taşıyan hikâyeler olarak okur.
  6. Aynı kişiler farklı anlatılarda kahraman, kurban ya da görünmez figür rollerine yerleştirilebilir.
  7. Bu yaklaşımlarda her yorum metinden kanıtla desteklenmeli ve ters örneklerle sınanmalıdır.

Sonraki derse köprü

İki kupür arasındaki farkı çözümledikten sonra öğrencinin aklında daha rahatsız edici bir soru kalıyor. "Fedakâr nine" anlatısı neden bu kadar yaygınlaşmış? Hangi kurumlar, hangi yayın çizgileri ve hangi siyasal tartışmalar bu anlatıyı güçlendiriyor? Bu anlatı bakım yükünün kimin omzunda kalmasına ve hangi kamu hizmetinin hiç tartışılmamasına hizmet ediyor? Dilin yalnız anlam kurmadığı, güç ilişkilerini yeniden ürettiği ya da onlara itiraz ettiği anlara bakmak başka bir çözümleme gerektiriyor. Eleştirel söylem çözümlemesi, metinleri onları üreten kurumlar ve eşitsizliklerle birlikte okumanın yolunu gösteriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.