İçeriğe geç

YON-305-05·Nitel Araştırma Tasarımı

Gözlem, saha notu ve araştırmacı günlüğü

temel2.386 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Saha notu, görüşmenin kaydetmediği şeyi, ortamı, sırayı, bedeni, sessizliği, tutan kayıttır.
  2. Anlık not, sahadayken alınan kısa ve dağınık işarettir, tek başına veri değildir.
  3. Anlık notu aynı gün tam saha notuna genişletmek gerekir, çünkü hafıza saatler içinde hızla bozulur.
  4. Betimleyici not, gördüğünü ve duyduğunu yorumsuz aktarır, yorumlayıcı not ise araştırmacının çıkarımını taşır.
  5. Bu iki not türü ayrı yazılmalıdır, çünkü karıştıklarında hangisinin gözlem hangisinin yorum olduğu sonradan anlaşılamaz.
  6. Araştırmacı günlüğü, araştırmacının kendi duygularını ve önyargılarını kaydeder ve bu kayıt da araştırmanın bir parçasıdır.
  7. Gözlem her zaman seçicidir ve gözlenme etkisine açıktır, bu yüzden davranışı gördüğünü sanmak yetmez.

Açılış sahnesi

Önceki derste aynı öğrenci, konuşmanın kaydetmediği anların çoğu zaman sözden önce geldiğini fark etmişti. Danışmanının önerisiyle bu kez konuşmadan, yalnızca izleyerek çalışmaya karar veriyor. Bir sabah mahalledeki çocuk parkına gidiyor ve torunlarıyla oturan kadınları kenardan gözlemliyor. Yanında küçük bir defter var, sabah güneşi banklara vuruyor, salıncaklar gıcırdıyor. Termosundan buhar yükseliyor, uzaktaki bir köpek ara sıra havlıyor. Kim hangi bankta oturuyor, kim kimin torununa bakıyor, kim telefonda kime ne anlatıyor, hepsini not ediyor. Deftere hızla birkaç kelime karalıyor: "yeşil bank — üç kadın — biri hep ayakta — 'kızım aradı'". Akşam eve dönüp defterini açtığında korkuyla fark ediyor: sabah çok net gördüğü bir ayrıntı şimdi elinde yok. Ayakta duran kadının neden hiç oturmadığını görmüştü ama "biri hep ayakta" yazısı artık hiçbir şey hatırlatmıyor. Bir de defterinde "kadın yorgun ve mutsuzdu" yazdığını görüyor, oysa gördüğü şey başkaydı. Kadın elini beline götürmüş, saatine iki kez bakmıştı, o an bunu yazmak yerine bir yargı yazmıştı. Aynı akşam defterin son sayfasına kendisi için ayrı bir not düşüyor: "Bugün annemi hatırladım, rahatsız oldum, belki bu yüzden hep yorgunluk görüyorum."

Bu derste ne olacak

Parktaki sabah tek bir kişinin gerçek güncesinden alınmadı, ders boyunca göreceğimiz farklı kayıt türlerini aynı sahnede buluşturmak için kurgulandı. Sahne bu anlamda bir kurgu, ama içindeki hafıza kaybı, betimleme ile yorumun karışması ve günlüğe düşen kişisel not, sahada gerçekten yaşanan türden zorluklardır. Sahnede dört ayrı kayıt biçimi iç içe geçiyor: sahada hızla düşülen işaretler, bunlardan akşam genişleyen tam kayıt, o kaydın içinde neyin görüldüğü neyin yorumlandığı ve araştırmacının kendi tepkisinin ayrı tutulduğu satırlar. Bu ders bu dördünü birbirinden ayırıyor ve her birinin neden ayrı bir yeri olduğunu gösteriyor. Gözlemin görüşmeden hangi bakımdan farklı bir kayıt bıraktığına, hafızanın saha notunu nasıl bozduğuna, betimleme ile yorumun neden aynı cümlede erimemesi gerektiğine ve araştırmacının kendi duygusunun neden bir veri parçası sayıldığına bakıyoruz. Ayrıca, aynı sahnenin farklı ölçeklerde nasıl okunabileceğine, bu okumanın Türkiye'deki saha koşullarında nasıl değiştiğine ve kayıtların kimin gözlemlendiğini nasıl koruyacağımıza da kısaca değiniyoruz.

Sıfır noktası — Görmek ile kaydetmek arasındaki mesafe

Daha önceki derslerde gözlemi, önceden kararlaştırılmış bir çerçeveye göre bakmak olarak tanımlamıştık, bakmakla aynı şey değildi çünkü neye bakılacağı baştan seçiliyordu. Nitel araştırmada bu seçicilik kaybolmuyor, yalnızca çerçevesi daha esnek kuruluyor: araştırmacı hâlâ neyi kaydedeceğine karar veriyor, ama bu karar sahada, anında da değişebiliyor ve bu esneklik, sahada karşılaşılan beklenmedik bir ayrıntının da kayda girmesine izin verir.

Görüşme, insanların ne söylediğini tutuyor. Gözlem ise insanların ne yaptığını, hangi sırayla yaptığını ve kiminle yaptığını tutuyor. Bu ikisi çoğu zaman örtüşmüyor, bir katılımcının söylediği ile yaptığı arasında fark açılabiliyor. Saha notu, tam bu farkın yakalandığı yer. Bu fark küçük görünebilir, ama araştırma sorusunun cevabı çoğu zaman tam da bu küçük farkların içinde saklıdır ve iyi bir saha notu, sahnede olanı değil, araştırmacının sahneye bıraktığı etkiyi de bir yerde işaret eder.

Gözlemin kendisi de sahaya nötr girmiyor. Araştırmacının orada bulunması, elindeki defter, bakışının yönü bile sahneyi değiştirebiliyor.

Mekanizma — Anlık işaretten tam kayda

Sahadayken uzun cümleler kurmaya vakit yok. Çoğu araştırmacı birkaç kelimeyle, bir okla, bir çizimle ya da tek bir anahtar sözcükle yetiniyor. Bu kısa kayıtlar hafızanın dayanağıdır, tam metnin kendisi değildir.

Anlık not ile bu notun tam saha notuna genişletilmesi arasında geçen süre, kaybedilen ayrıntının süresiyle aynıdır ve bu süre ne kadar uzarsa, geri getirilemeyen ayrıntı da o kadar çoğalır. Hafıza görüleni olduğu gibi saklamıyor, onu her hatırlayışta yeniden kuruyor ve bu yeniden kurma işlemi ayrıntıları hızla siliyor.

Bazı araştırmacılar bu yüzden anlık notlarını sesli kayıt olarak da tutuyor, ama bu da tam saha notunun yerine geçmiyor.

Genişletilen notun içinde de iki farklı şey kolayca birbirine karışabiliyor: gördüğü şey ile gördüğü şey hakkında düşündüğü şey. Bu karışıklık sahada neredeyse kaçınılmazdır, çünkü göz ile zihin aynı anda çalışır.

Bu ayrım, hazırlık dersinde gördüğümüz kaynak izi fikrinin sahadaki karşılığıdır: not, kaynağın kendi sözü mü yoksa araştırmacının kendi yorumu mu, baştan işaretlenir.

Sahada üçüncü bir şey daha var, ama bu görülen değil, araştırmacının kendi içinde olan.

Bu günlük, esnek tasarım dersinde gördüğümüz tasarım günlüğüyle karıştırılmamalıdır. Tasarım günlüğü hangi kararın neden alındığını tutuyordu, araştırmacı günlüğü ise kararı alan kişinin kendisini, o kişinin duygularını ve önyargılarını kaydediyor.

Bu tür kayıtlar, etik kursunda gördüğümüz duygusal yükü görünür kılmanın bir yoludur. Araştırmacının taşıdığı yük yazılmadığı sürece görünmez kalır. Bu görünürlük, sahaya tekrar çıkmadan önce araştırmacının kendi durumunu gözden geçirmesine de yardımcı olur.

Kuramsal mercekler

Aynı sahneye farklı kuramsal mercekler farklı sorular sorduruyor ve bu sorular hangi ayrıntının saha notuna gireceğini de belirliyor.

Sembolik etkileşimcilik sahneyi şöyle okur: anlam nesnede ya da eylemde hazır durmuyor, insanların birbirine verdiği tepkilerde ortaya çıkıyor. Bu bakışla saha notu yalnız kim ne yaptı diye sormuyor, bir hareketin kimin tepkisini nasıl şekillendirdiğini de arıyor, çünkü tepkiler olmadan bir hareketin sahada ne anlama geldiği tam olarak bilinemez. Kadının ayakta durması, diğerlerinin ona nasıl yer açtığıyla birlikte anlam kazanıyor.

Fenomenolojik bir okuma aynı sahneye başka bir soru yöneltiyor: katılımcıların kendileri o anı nasıl deneyimliyor, hangi ayrıntı onlar için önemli. Araştırmacının kaydettiği sıra ile katılımcının yaşadığı sıra her zaman örtüşmüyor ve bu fark, betimleyici notun neden yorumdan ayrı tutulması gerektiğini bir kez daha gösteriyor.

Bu iki okuma aynı notu farklı biçimde kullanıyor: sembolik etkileşimci okuma tepkiler arasındaki bağa bakarken, fenomenolojik okuma katılımcının kendi deneyimine daha yakın durmaya çalışıyor. İkisi de gözlemi sabit bir gerçeklik kaydı değil, bir yorumlama süreci olarak ele alıyor. Hangi merceğin seçildiği, araştırmacının hangi soruyu önemsediğini saha notunun kendisi kadar açık biçimde ele veriyor.

Ölçek

Gözlemin ölçeği, çoğu zaman ne kadar veri toplandığından değil, hangi zaman ve mekân penceresinden bakıldığından belirleniyor.

Tek bir anın gözlemi bir jesti yakalar: elin beline gitmesi, saate bakış, sesin kısılması. Bir sabahın gözlemi o jestlerin içine oturduğu düzeni gösterir: kim hangi bankta oturuyor, kim kime yakın duruyor, gün nasıl bir sırayla akıyor. Bir mevsim boyunca tekrarlanan gözlem ise düzenin kendisinin değiştiği ritmi ortaya çıkarır.

Her pencere kendi ayrıntısını gösterirken ötekini gözden kaçırıyor. Tek anı yakalayan göz düzeni kaçırıyor, düzeni gören göz ise ritmi kaçırıyor. Hangi pencerenin seçildiği, araştırma sorusunun neyi bilmek istediğine bağlı.

Bir araştırma tasarımı, çoğu zaman bu üç pencereden yalnızca birini değil, ikisini ya da üçünü birlikte kullanmayı gerektirir ve bu seçim genellikle araştırmanın erken aşamasında, soru hâlâ netleşirken yapılır. Araştırmacı bu pencereler arasında geçiş yaparken, her seferinde neyi kaybettiğinin de farkında olmalıdır.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de kamusal bir alanda, parkta, kahvehanede, cami avlusunda, pazarda, durup not tutmak dikkat çekebiliyor. Elindeki defter ya da telefonuyla bir şeyler yazan biri, yerel biri olsa bile, gizli bir görevli ya da gazeteci sanılabiliyor ve bu şüphe gözlenen kişilerin davranışını konuşma başlamadan önce değiştirebiliyor.

Kadın ve erkek araştırmacıların kamusal alanlara erişimi de eşit değil.

Not tutmanın kendisi de sahada nasıl algılandığına göre değişiyor ve bu algı, aynı mekânda bile gün içindeki saate ve kalabalığın yoğunluğuna göre farklılaşabiliyor. Bir defter bazen ciddiyet işareti sayılırken, bir telefon ekranına yazmak bazı ortamlarda kayıtsızlık ya da gizlilik kuşkusu uyandırabiliyor. Lisansüstü eğitimde saha notu tutmak da çoğu zaman sistemli biçimde öğretilmiyor, çoğu araştırmacı bu beceriyi kendi hatalarından, silinen ayrıntılardan öğreniyor. Bazı araştırmacılar bu yüzden notlarını sahada değil, sahadan ayrıldıktan hemen sonra, yakındaki bir kahvehanede ya da otobüs durağında tutmayı tercih ediyor. Bazı programlarda bu eksiklik, danışmanın kendi saha deneyimini öğrencisiyle paylaşmasıyla kısmen kapatılıyor.

Saha notu ve araştırmacı günlüğü tutma alışkanlığı her yerde aynı ağırlıkta öğretilmiyor. Antropoloji ile sosyoloji geleneklerini karşılaştırdığımızda, antropolojinin tarihsel olarak uzun süreli gözlemi ve günlük tutmayı daha çok merkeze koyduğu, sosyolojinin ise çoğu zaman görüşme ve anket araçlarına daha fazla ağırlık verdiği görülüyor. Bu fark yalnız burada değil, başka ülkelerdeki araştırma eğitiminde de karşımıza çıkıyor. Kültürel bir eksiklik değil, disiplinlerin kendi tarihinden gelen bir alışkanlık farkıdır. Bu yüzden saha notu dersini yalnızca teknik bir beceri olarak değil, kültürel bir okuma becerisi olarak da öğretmek gerekiyor.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bu derste anlatılanların çoğu, saha araştırması yöntem yazınında tekrar tekrar karşımıza çıkan gözlemlere dayanıyor. Bu tür bulgular tek bir araştırmadan değil, farklı yöntem derslerinde ve saha rehberlerinde tekrarlanan gözlemlerden geliyor.

Bu üç bulgu birlikte, anlık notun aynı gün genişletilmesini ve betimlemenin yorumdan ayrı tutulmasını destekliyor ve araştırmacı günlüğünün neden ayrı bir sayfada tutulması gerektiğini de dolaylı biçimde doğruluyor. Gözlenen kişilerin kimliğini gizleme ve saha notlarını güvenli saklama ihtiyacı da buradan geliyor, çünkü not ne kadar erken ve ayrıntılı tutulursa içinde kimliği açığa çıkarabilecek ayrıntı da o kadar fazla birikir. Bu nedenle saha notu tutmak, yalnızca bir yazma alışkanlığı değil, aynı zamanda bir koruma sorumluluğu olarak da öğretiliyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİyi bir gözlemcinin her şeyi tarafsızca kaydettiği, hiç yorum katmadığı düşünülür.
Doğrusu

Oysa yorum kaçınılmazdır ve analiz için değerlidir, sorun yorum yapmak değil, onu betimlemeyle aynı cümlede eritip ayrımı kaybetmektir.

Yaygın yanlışNotların akşam, sakin bir zamanda yazılmasının yeterli olduğu, hafızanın bu kadarını taşıyabileceği düşünülür.
Doğrusu

Oysa hafıza saatler içinde hızla bozulur, sahadan çıktıktan uzun süre sonra yazılan bir not sabahki ayrıntıların çoğunu kaybetmiş olur.

Yaygın yanlışAraştırmacının kendi duygusunun veriye dahil olmadığı, günlüğün yalnız kişisel bir alışkanlık olduğu düşünülür.
Doğrusu

Oysa araştırmacının o an ne hissettiği, neyi fark edip neyi fark etmediğini de etkiler, bu yüzden günlük de kaydın bir parçasıdır.

Yaygın yanlışGözlemin, insanların söylediğinden daha güvenilir olduğu, çünkü davranışın yalan söylemediği düşünülür.
Doğrusu

Oysa gözlem de seçicidir ve yorumdan bağımsız değildir, üstelik bir davranışın anlamı çoğu zaman ancak sorularak öğrenilebilir.

Yaygın yanlışSaha notlarının yalnızca taslak olduğu, paylaşılırken özel bir önlem gerekmediği düşünülür.
Doğrusu

Oysa saha notları çoğu zaman katılımcıların tanınmasına yol açabilecek ayrıntılar taşır, bu yüzden takma adla tutulmaları ve dikkatle saklanmaları gerekir.

Aklında kalsın

  1. Saha notu, görüşmenin kaydetmediği şeyi, ortamı, sırayı, bedeni, sessizliği, tutan kayıttır.
  2. Anlık not, sahadayken alınan kısa ve dağınık işarettir, tek başına veri değildir.
  3. Anlık notu aynı gün tam saha notuna genişletmek gerekir, çünkü hafıza saatler içinde hızla bozulur.
  4. Betimleyici not, gördüğünü ve duyduğunu yorumsuz aktarır, yorumlayıcı not ise araştırmacının çıkarımını taşır.
  5. Bu iki not türü ayrı yazılmalıdır, çünkü karıştıklarında hangisinin gözlem hangisinin yorum olduğu sonradan anlaşılamaz.
  6. Araştırmacı günlüğü, araştırmacının kendi duygularını ve önyargılarını kaydeder ve bu kayıt da araştırmanın bir parçasıdır.
  7. Gözlem her zaman seçicidir ve gözlenme etkisine açıktır, bu yüzden davranışı gördüğünü sanmak yetmez.

Sonraki derse köprü

Saha dönüşünde artık elde görüşme dökümleri, odak grup kayıtları, saha notları ve günlük sayfaları birikmiş oluyor. Bu birikim, tek başına okunduğunda dağınık görünüyor, ama içinde tekrar eden bir düzenin ipuçları da saklı. Bu yığının içinde tekrar eden anları, benzer sözleri ve birbirine bağlanan davranışları fark edip adlandırmak, sonra bunları bir araya getirip araştırma sorusuna cevap veren bir örüntü kurmak gerekiyor. Yorumlayıcı notlar bu işin ilk kıpırtısıydı, önündeki iş ise dağınık sayfaları sistematik bir biçimde işlemek. Kodlama, kategori ve tema geliştirme başlığı, tam bu dağınıklığı bir örüntüye çeviren adımı taşıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.