İçeriğe geç

YON-305-01·Nitel Araştırma Tasarımı

Nitel araştırma soruları ve örnek olay mantığı

temel2.374 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Nitel araştırma az sayıda vakayla yapılan araştırma değil, farklı bir soruya cevap veren araştırmadır.
  2. Nitel araştırma sorusu açık uçlu olabilir ama odağı olmayan bir soru değildir.
  3. Bir vaka, nüfusu temsil ettiği için değil, bir olguyu ya da kuramsal bir soruyu görünür kıldığı için seçilir.
  4. "Bu vaka neyin vakası?" sorusu, seçimi keyfilikten çıkarıp gerekçeye bağlar.
  5. Vaka sınırı çizilmezse vaka her şeye yayılır, çok dar çizilirse vakayı anlaşılır kılan ilişkiler dışarıda kalır.
  6. Esnek tasarım plansızlık değildir, her değişiklik gerekçesiyle kaydedilir.
  7. Aynı soru farklı bir vaka birimiyle kurulduğunda başka bir ilişki görünür, başka bir ilişki gözden kaybolur.

Açılış sahnesi

Önceki ders literatür kursunu kapatırken bizi bir eşikte bırakmıştı: o kursa kadar elimizdeki malzeme hep başkalarının topladığı, yazdığı ve tartışmaya açtığı bilgiydi, iş okumak ve değerlendirmekti. Şimdi kendi verimizi üretmeye geçiyoruz ve bu geçişte karşılaşılan ilk karar sorunun türüyle ilgili: bazı sorular sayma ister, bazıları insanların bir şeyi nasıl yaşadığını ve anlamlandırdığını sormayı ister.

Bir sosyolog, bir sahil kasabasında çevresini saran büyük otellere rağmen hâlâ ayakta kalan küçük bir aile pansiyonları kümesini fark ediyor. Sabahın erken saatinde avluda kahvaltı masaları kuruluyor, komşu pansiyonla aynı anda gelen bir grup misafiri kimin ağırlayacağı telefonla konuşuluyor, masanın üstünde yıllara yayılmış bir rezervasyon defteri duruyor. Rezervasyon defterindeki el yazısı yıllar içinde birkaç kez değişmiş, sanki pansiyonu sırayla farklı aile üyeleri işletmiş gibi duruyor. Sosyoloğun aklına ilk gelen soru şu oluyor: bu bölgede küçük pansiyonların ne kadarı son yıllarda kapandı? Bir meslektaşı ona bu sorunun bir kayıt taramasıyla cevaplanabileceğini söylüyor, arşivlerden ve ticaret sicilinden bir sayım çıkarılabileceğini ekliyor. Ama sosyoloğu asıl meraklandıran başka bir şey var: ayakta kalanlar bunu nasıl başarıyor, aile üyeleri arasında iş nasıl bölünüyor? Otellerle kurdukları ilişki bir rekabet mi yoksa gizli bir iş birliği mi, müşterilerle kurulan yakınlık zamanla bir kaynağa mı dönüşüyor? Sosyolog bu soruları sormak için tek bir pansiyon ailesini bir sezon boyunca izlemeyi düşünüyor, defterin sayfalarını değil avludaki günlük ritmi takip etmeyi tasarlıyor. Bir başka meslektaşı buna itiraz ediyor: "Bir aileden ne çıkar? Temsili değil ki." Sosyolog bu itiraza hemen cevap veremiyor, ama kendine başka bir soru soruyor: bu aile neyin vakası? Küçük turizm işletmelerinin mi, aile emeğinin mi, büyük sermayeyle küçük işletme arasındaki ilişkinin mi? Ve vaka nerede başlıyor: yalnız pansiyonu işleten çift mi, yazın gelen yeğenler mi, komşu pansiyonlarla kurulan misafir paylaşma ağı mı? Avludaki sessizlik uzuyor, kimse hemen cevap vermiyor, yalnızca uzaktan gelen bir kapı sesi ve mutfaktan yükselen bardak şıkırtısı duyuluyor.

Bu derste ne olacak

Avludaki karşılaşma kurgu. Pansiyon, aile ve meslektaş sesleri iki soru türünü yan yana koymak için buraya taşındı; okurken tanıdık geldiyse bu benzerlik rastlantıdır. Bu derste nitel araştırmanın hangi soru türüne cevap verdiğini, örnek olay mantığının bir vakayı neden seçtiğini, vaka sınırının nasıl çizildiğini ve esnek tasarımın plansızlıktan nasıl ayrıldığını birlikte kuracağız. "Temsili değil ki" itirazına da bir cevap arayacağız ve bu cevabın nitel araştırmayı sınırsız kılmadığını göreceğiz. Aynı soru farklı bir vaka birimiyle kurulduğunda neyin görünür, neyin görünmez kaldığına da bakacağız. Türkiye'de bu sorularla ilgili tartışmalara ve nitel araştırmanın farklı akademik geleneklerde nasıl karşılandığına da yer vereceğiz.

Sıfır noktası — soru türünün ayrımı

Nitel araştırma çoğu zaman "az sayıda örnekle yapılan araştırma" olarak tanıtılır, ama bu tanım yöntemi sayıya indirger ve asıl ayrımı kaçırır. Ayrımı sayıda değil soruda aramak gerekir. Bir araştırma "ne kadar, ne sıklıkla, hangi grupta daha yaygın" diye soruyorsa sayma ve ölçme ister. Bir araştırma "nasıl, hangi süreçle, insanlar bunu nasıl yaşıyor ve anlamlandırıyor" diye soruyorsa derinlemesine izleme ister. İki yaklaşım birbirinin rakibi değildir, farklı sorulara cevap veren farklı araçlardır. Aynı konuyu, örneğin pansiyonların ayakta kalmasını, ikisi de aydınlatabilir; yalnız aydınlattıkları yön başka olur. Bu derste ikinci yaklaşıma odaklanacağız, ama bu odak ilkini geçersiz kılmaz.

Mekanizma — vaka, sınır, esneklik

Bir vaka seçilirken sorulması gereken soru temsil değil, görünürlüktür. Vaka nüfusun ortalamasını yansıttığı için değil, bir olguyu, bir süreci ya da kuramsal bir soruyu açık biçimde gösterdiği için seçilir. Asıl soru şudur: bu vaka neyin vakası? Herkesin kapandığı bir dönemde ayakta kalan bir pansiyon, aykırı bir vakadır ve tam da bu yüzden öğreticidir; tipik olanı değil, tipik olmayanın nasıl mümkün olduğunu gösterir. Bir vakadan çıkarılan bilgi doğrudan nüfusa taşınmaz, önce bir kavrama ya da bir kurama bağlanır. Bu bağlamanın ayrıntısı bu derste ele alınmıyor, ama seçimin gerekçesiz olamayacağı burada net. Araştırmacı bu gerekçeyi genellikle yöntem bölümünde açıkça yazar, okurun seçimi sorgulayabilmesi için.

"Bir aileden ne çıkar, temsili değil ki" itirazı, nicel araştırmanın sorusunu nitel araştırmaya taşır. Nitel araştırmanın iddiası bir nüfusu temsil etmek değil, bir süreci ya da bir mekanizmayı anlaşılır kılmaktır. Ama bu, nitel araştırmanın hiçbir sınırı olmadığı anlamına gelmez. İddianın büyüklüğü vaka mantığıyla orantılı kalmalıdır; tek bir aileden bütün pansiyoncular hakkında kesin bir genelleme çıkarılamaz, ama bir mekanizmanın nasıl işlediğine dair bir anlayış çıkarılabilir.

Vaka seçildikten sonra ikinci karar onun nerede başlayıp nerede bittiğidir. Bir pansiyon ailesi denince yalnız işi işleten çift mi kastediliyor, yazın gelen yeğenler de dahil mi, komşu pansiyonla kurulan misafir paylaşma ağı da vakanın içinde mi? Sınır çizilmezse vaka her şeye yayılır ve araştırmacı hiçbir zaman "bitirdim" diyemez. Sınır çok dar çizilirse de vakayı anlaşılır kılan ilişkiler dışarıda kalır. Sınırı çizmek bu yüzden tek seferlik bir karar değildir, saha ilerledikçe birkaç kez gözden geçirilir.

Sahaya girmeden önce yazılan soru genellikle sahada değişir, çünkü saha araştırmacının önceden bilemeyeceği ilişkileri ortaya çıkarır. Bu değişim plansızlık değildir; nitel araştırma sahadan öğrenerek ilerler. Gözlenen bir örüntüden geçici bir açıklamaya varıp bu açıklamayı yeni gözlemlerle yeniden sınayan bir çıkarım biçimine yaslanır. Ama her değişiklik gerekçesiyle birlikte kaydedilir ve bazen onam da yeniden sorulur, çünkü araştırmanın odağı değiştiğinde katılımcının neye rıza gösterdiği de değişmiş olur. Bu kayıt, değişikliğin keyfi olmadığını sonradan da gösterebilmek içindir.

Kuramsal mercekler

Hangi kuramsal ilgiyle bakıldığına göre aynı pansiyon farklı bir sorunun vakasına dönüşür. Aile emeği ekseninde çalışan bir araştırmacı işin aile üyeleri arasında nasıl bölüştüğünü, kimin görünmeyen emek harcadığını sorar. İlişkisel sermaye ekseninde çalışan bir araştırmacı, müşteriyle kurulan yakınlığın zamanla bir tavsiyeye, bir sadakate, dönen bir müşteri akışına nasıl dönüştüğünü izler. Büyük otellerle küçük pansiyon arasındaki ilişkiye odaklanan başka bir ilgi ise bunun bir rekabet mi yoksa görünmeyen bir iş birliği mi olduğunu, büyük işletmenin hangi işi küçüğe bıraktığını sorar. Aynı avlu, aynı kahvaltı masası, sorulan soruya göre başka bir şey anlatmaya başlar; hiçbiri ötekinden daha "doğru" değildir, her biri başka bir ilişkiyi öne çıkarır. Bu ilgilerin hiçbiri pansiyonu tek başına açıklamaz, aralarındaki gerilim de araştırmanın bir parçası olur.

Ölçek

Aynı soru farklı bir vaka birimi üzerinden de kurulabilir ve her seçim başka bir şeyi görünür, başka bir şeyi görünmez kılar. Vaka birimi pansiyonu işleten tek bir kişi olarak alınırsa görünen şey, o kişinin gün içindeki emek yükü ve kararları olur. Hane olarak alınırsa görünen şey, aile üyeleri arasındaki iş bölüşümü ve kimin adının resmi kayıtlarda geçtiği olur. Birbirine komşu birkaç pansiyonun oluşturduğu küçük bir küme olarak alınırsa görünen şey, artık tek bir ailenin emeği değil, ailelerin birbirine misafir, bilgi ve bazen iş gücü aktardığı bir ağ olur. Vaka birimi büyüdükçe komşuluk ağı ve karşılıklı yardımlaşma gibi bazı ilişkiler netleşir, bazı ayrıntılar ise kaybolur. Küçük birimde bunun tam tersi yaşanır; ayrıntı kazanılır, ağ görünmez olur. Hangi birimin seçileceği araştırmacının kendi tercihi değil, sorunun neyi anlamaya çalıştığıyla ilgilidir. Bu karar taslak olarak sahaya girmeden önce verilir, ama saha ilerledikçe yeniden gözden geçirilebilir.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de sosyoloji alanında nitel araştırma son dönemde giderek yaygınlaşıyor, ama tez jürilerinde ve fon başvurularında hâlâ nicel mantıkla kurulmuş sorular sıkça karşımıza çıkıyor: kaç kişiyle görüşüldüğü, bulguların ne kadar temsili olduğu. Bu soru kendi başına yanlış değildir, ama nitel araştırmanın iddiasını yanlış bir ölçütle tartmaya çalışır. Türkiye sosyolojisinin köy monografisi geleneği bu tartışmanın eski bir kaynağıdır. O gelenekte de tek bir köy, bütün köyleri temsil ettiği için değil, belirli bir toplumsal düzeni görünür kıldığı için incelenirdi; bu, örnek olay mantığının erken bir biçimiydi. Aile işletmelerinde ve hanenin ekonomik yapıyla iç içe geçtiği durumlarda vaka sınırını çizmek özellikle zorlaşır, çünkü iş ile aile hayatı aynı mekânda, aynı bütçede, aynı sofrada, hatta aynı telefon konuşmasında iç içe geçer. Nitel araştırmanın meşruiyeti her akademik gelenekte aynı değildir. Bazı geleneklerde nicel ölçütlerle karşılaştırılarak ikincil sayılır, bazılarında ise kendi ölçütleriyle değerlendirilen bağımsız bir yol olarak kabul görür; bu fark, aynı soruyu soran iki araştırmacının başka ülkelerde başka bir karşılıkla karşılaşabileceği anlamına gelir. Dünyada bazı sosyoloji gelenekleri nitel araştırmayı başlı başına bir yöntem olarak öğretirken, bazıları onu nicel araştırmanın yanına eklenen bir tamamlayıcı olarak görür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Araştırma yöntemleri derslerinin çoğu, görüşme ya da gözlem tekniklerine geçmeden önce soru türü ayrımını erken bir yerde işler. Bu sıralamanın bir nedeni var: sonraki her karar bu ayrıma bağlıdır, kiminle görüşüleceği, ne kaydedileceği ve bulgunun nasıl sunulacağı hep bu ilk seçimle şekillenir. Bu yerleşik sıralama, ayrımın rastgele değil temel bir karar olduğunu gösterir. Yıllar içinde tekrarlanan bu öğretim kararı, tek bir yazarın görüşü değil, birikmiş bir uzlaşıyı yansıtır.

Yaygın hatalar

Nitel araştırmayı yeni öğrenen araştırmacıların düştüğü hatalar genellikle aynı birkaç noktada toplanır ve çoğu, bu dersin ayırdığı iki eksenden birini karıştırmaktan doğar. Aşağıdaki beş örnek, sahaya çıkmadan önce fark edilirse kolayca düzeltilebilir.

Yaygın yanlışTek bir vakadan hiçbir şey öğrenilemeyeceğini düşünmek de yanlıştır.
Doğrusu

Bu itiraz temsiliyet ölçütünü nitel araştırmaya taşır; vakadan çıkan bilgi nüfusa değil, bir kavrama ya da sürecin nasıl işlediğine dair anlayışa taşınır.

Aklında kalsın

  1. Nitel araştırma az sayıda vakayla yapılan araştırma değil, farklı bir soruya cevap veren araştırmadır.
  2. Nitel araştırma sorusu açık uçlu olabilir ama odağı olmayan bir soru değildir.
  3. Bir vaka, nüfusu temsil ettiği için değil, bir olguyu ya da kuramsal bir soruyu görünür kıldığı için seçilir.
  4. "Bu vaka neyin vakası?" sorusu, seçimi keyfilikten çıkarıp gerekçeye bağlar.
  5. Vaka sınırı çizilmezse vaka her şeye yayılır, çok dar çizilirse vakayı anlaşılır kılan ilişkiler dışarıda kalır.
  6. Esnek tasarım plansızlık değildir, her değişiklik gerekçesiyle kaydedilir.
  7. Aynı soru farklı bir vaka birimiyle kurulduğunda başka bir ilişki görünür, başka bir ilişki gözden kaybolur.

Sonraki derse köprü

Vakanın neyin vakası olduğuna ve nerede başlayıp bittiğine karar verdik. Ama pansiyon ailesinin içinde kiminle konuşulacağı henüz karara bağlanmadı: işi işleten çift mi, yazın gelen yeğenler mi, komşu pansiyoncular mı, yoksa konaklayan müşteriler mi? Bu seçim keyfi yapılmaz, bir anket listesinden rastgele isim çekmek gibi de yapılmaz; kimin neyi bildiğine ve sorunun neye ihtiyaç duyduğuna göre kurulur. Görüşülecek kişi sayısının ne zaman yeterli sayılacağı da kendi mantığını taşır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.