Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sorgu kelimeye bağlıdır, atıf izlemek bağlantıya bağlıdır ve ikisi farklı kaynakları bulur.
- Geriye atıf taraması bir kaynağın köküne gider ama yazıldığı andan sonrasını bilmez.
- İleriye atıf taraması bir bulgunun sonradan nasıl sınandığını, kimin itiraz ettiğini gösterir.
- Kartopu taraması güçlüdür ama başlangıç noktasına bağımlıdır, birden fazla noktadan başlamak gerekir.
- Atıf yanlılığı çok atıf alanı daha görünür, az atıf alanı ise daha görünmez kılar.
- Atıf sayısı bir kaynağın kalitesini değil, ağdaki konumunu gösterir.
- Tarama, tekrar eşiğine ulaştığında, dahil etme ölçütleri karşılandığında ve arama kaydı tam tutulduğunda durur.
Açılış sahnesi
Önceki derste bir araştırma görevlisinin kurduğu sorguları izlemiştik: mantıksal bağlaçlarla daraltılmış kelimeler, alan sınırlayıcılar, arama kaydına satır satır düşülmüş bir çalışma. Bu ders aynı kütüphaneden çıkıyor ama sorgudan değil, bir sayfanın kaynakçasından başlıyor.
Bir yüksek lisans öğrencisi, kentlerde komşuluk ilişkilerinin dönüşümü üzerine tez yazıyor. Veri tabanı aramasından çıkan makaleler arasında çok atıf alan, İngilizce yazılmış bir derleme makalesini buluyor ve kaynakçasını satır satır izlemeye başlıyor. Açık duran PDF'lerin üstüne fosforlu kalemle çizgiler çekiyor, her yeni adı bir deftere yazıyor, oklarla hangi kaynağın hangisinden geldiğini işaretliyor. Bir hafta sonra elinde zengin görünen bir liste var. Listeye yakından bakınca neredeyse bütün çalışmaların birbirine atıf yaptığını, aynı birkaç ülkede ve aynı dilde yazıldığını fark ediyor.
Kütüphane masasında çalışırken bir kütüphanecinin önerisiyle, kendi listesindeki tek Türkçe tezin kaynakçasını açıyor. Orada hiç duymadığı kitaplar, yerel dergilerde çıkmış makaleler ve bir belediyenin yayımladığı bir mahalle çalışması var. Bunların hiçbiri derleme makalenin kaynakçasında geçmiyor, hiçbiri de veri tabanı aramasında karşısına çıkmamıştı. Defterindeki okları yeniden çiziyor, bu sefer derleme makaleden değil o tezden başlayarak; ortaya çıkan ağ neredeyse hiç tanımadığı bir kümeye açılıyor. Bir şey daha fark ediyor: derleme makaleye sonradan atıf yapan birkaç çalışma, o makalenin temel bir iddiasını sınamış ve doğrulamamış. Ama bu eleştiriler, başlangıçtaki listesinde hiç yoktu; kaynakça yalnızca geriye baktığı için, tartışmanın devamı ona hiç görünmemişti.
Bu derste ne olacak
Az önce okuduğun sahne kurgu: adı geçen kişi, makale ve tez gerçek değil. Kurguyu kurma sebebi basit, atıf izleyerek yapılan bir taramanın nereye vardığını ve nerede tıkandığını tek bir örnek üzerinden takip edebilmek. Kentlerde komşuluk ilişkileri konusunda burada hiçbir iddia kurmuyoruz, sahne yalnız bir tarama örneği. İngilizce yazılmış derleme de Türkçe tez de birer atıf ağı; ikisinin de kendi kör noktası var, biri diğerinden zaten daha doğru değil.
Dersin sorusu şu: bir kaynaktan ötekine atıf izleyerek ilerlemek, sorgunun kaçırdığını nasıl bulur ve kendi körlüğünü nereden alır? Geriye ve ileriye yürümenin farkı, iki yönü birleştiren kartopu taraması ve atıf ağının yapısı bu soruya cevap veriyor. Atıf yanlılığı ise aynı yolun taramayı hangi yöne büktüğünü gösteriyor.
Amaç, bir önceki derste kurduğun sorguyu boşa çıkarmak değil; sorgunun ulaşamadığı bir katmana ikinci bir yoldan ulaşmak. Bu ikisi birlikte çalıştığında, tek başlarına bırakacakları boşluklar büyük ölçüde kapanıyor.
Sıfır noktası — sorgudan bağlantıya
Önceki derste bir kaynağa ulaşmanın yolu sorguydu: doğru kelimeyi, doğru eş anlamlı kümeyi, doğru alan sınırlayıcıyı bulmak. Sorgu iyi kurulduğunda genişçe bir liste getirir ama listenin sınırı hâlâ kelimedir. Bir çalışma başka bir kelimeyle anılıyorsa, başka bir dilde yazılmışsa ya da katalogun dizinlemediği bir dergideyse, en iyi sorgu bile onu getirmez.
Atıf izlemek başka bir kapıdan girer. Kelimeye değil bağlantıya bakar, bir kaynağın başka hangi kaynaklarla bağlı olduğuna. Bu yüzden sorgunun bulamadığı bir çalışmayı, o çalışma elindeki kaynaklardan birine bağlıysa yine de bulabilirsin; bağlantı, kelimenin göremediği yerde de duruyor olabilir.
Mekanizma — kök, dal ve kartopu
Geriye tarama kökü bulur, ileriye tarama dalları. İkisini birlikte, tekrar tekrar uygulamak üçüncü bir yol açıyor.
Kartopu taraması güçlüdür çünkü sorgunun kaçırdığı, farklı adla anılan ya da hiçbir dizinde görünmeyen çalışmaları bulabilir. Ama bir zayıflığı var: nereden başladığına bağımlıdır. Başladığın kaynak hangi ağın içindeyse, birkaç turdan sonra hâlâ çoğunlukla o ağın içinde kalırsın.
Bir önceki derste öğrendiğimiz sorgu tabanlı arama ile bu derste öğrendiğimiz atıf tabanlı tarama, birbirinin yerine geçmiyor; ikisi ayrı sorulara cevap veriyor. Sorgu, seçtiğin kelimelerin alanı ne kadar geniş taradığını gösteriyor. Atıf taraması ise seçtiğin birkaç kaynağın çevresini ne kadar derinlemesine açabildiğini gösteriyor. Yalnız sorguyla kalan bir tarama dar bir kelime setinin dışına hiç çıkamaz; yalnız atıfla kalan bir tarama ise birkaç başlangıç kaynağının gölgesinden hiç kurtulamaz.
Kuramsal mercekler
Atıf ağına yapısal bir gözle bakmak, ağı bir yapı olarak ele alır: düğümler, bağlar, merkezde toplanan yoğun noktalar ve kenarda kalan seyrek kümeler. Bu bakış açısından bir kaynağın çok atıf alması onun ağdaki konumunu anlatır, iddiasının doğruluğunu değil.
Bilgi üretiminin toplumsal ilişkilerine bakan bir gözle bakıldığında soru değişir: kim kimi anıyor, hangi dilde yazan hangi dilde yazana daha kolay ulaşıyor, hangi kurumdaki araştırmacı hangi kurumdakinin işini daha çok biliyor. Bu bakışta atıf yanlılığı bir kusur değil, bilginin nasıl dolaştığının doğrudan sonucu sayılır.
Üçüncü bir bakış, taramanın kendisine odaklanır: atıf izleyen sistemlerin kapsamı, dilleri ve güncelleme hızı taramanın neyi bulup neyi kaçıracağını doğrudan belirler. Bu bakış açısından bir kaynağın atıf ağında görünmemesi, o kaynağın konudan uzak olduğu anlamına gelmez; izleyen sistemin oraya hiç uğramamış olabileceği anlamına da gelir.
Bu bakışları yan yana koyunca aynı ağın üç farklı hikâyesi çıkıyor: biri ağın şeklini anlatıyor, öbürü şeklin neden öyle olduğunu, sonuncusu ise şeklin ne kadarının gerçekten ölçüldüğünü sorguluyor. Daha önceki bir kursta geçen sistematik hata kavramı burada tam yerini buluyor; atıf yanlılığı taramaya rastgele değil, hep aynı yönde çalışan sistematik bir hata sokuyor.
Ölçek
Bir atıf taramasının nasıl davranacağı, taranan alanın ağ yoğunluğuna göre değişir. Dar ve yerleşik bir uzmanlık alanında kaynaklar birbirini sıkı sıkıya anar, kartopu birkaç turda doygunluğa ulaşır ve yeni tur yeni isim getirmez. Geniş, disiplinler arası bir alanda ise ağ gevşektir; aynı konuyu farklı disiplinler ayrı kelimelerle, ayrı dergilerde, birbirinden habersiz işler ve kartopu çok daha uzun süre yeni köşeler açmaya devam edebilir.
Bir de zaman derinliği var. Yeni açılmış bir tartışmada kaynak sayısı azdır ve ileriye atıf taraması henüz az şey getirir. Onlarca yıldır süren bir tartışmada ise geriye gitmek bile başlı başına uzun bir yoldur ve hangi katmanda durulacağı ayrı bir karar gerektirir.
İki eksen birlikte düşünüldüğünde tarama kararı netleşir. Dar ve eski bir alanda birkaç turdan sonra durmak makuldür, çünkü ağ zaten sıkı ve kendini tekrar ediyordur. Geniş ve yeni bir alanda erken durmak ise taramayı eksik bırakır, çünkü ağın büyük bölümü henüz taranmamıştır.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkiye kaynaklı sosyolojik araştırmalar, uluslararası atıf ağının kenarında kalma eğilimindedir. Türkçe yazılmış bir çalışma sıklıkla uluslararası kaynaklara atıf yapar, ama uluslararası çalışmalar aynı ölçüde Türkçe kaynaklara atıf yapmaz; akış çoğunlukla tek yönlüdür. Atıfları izleyen sistemler de Türkçe yayınları sınırlı kapsar, bu yüzden yalnız o sistemlere güvenen bir tarama yerel literatürün büyük bölümünü hiç görmez.
Bir tezin kaynakçası, çoğu zaman bu yerel literatüre açılan tek kapıdır; veri tabanı sorgusu ya da uluslararası atıf ağı oraya çoğu zaman ulaşamaz. Bu durum yalnız Türkiye'ye özgü değil, başka dilde üretilen bilgiyle karşılaştırıldığında da aynı örüntü görülür: küçük ya da çevre dillerde yazan araştırmacılar büyük dilde yazan araştırmacılara atıf yapar, tersi çok daha seyrek olur.
Bir Türkiye çalışmasını yalnız uluslararası atıf ağı üzerinden taramak, o çalışmanın kendi yerel tartışmasını neredeyse hiç göstermez. Yerel dergilerde süren bir tartışma, uluslararası dizinlerin kapsamadığı bir katmanda kendi başına ilerler ve ona ulaşmanın yolu genellikle bir tezin ya da yerel bir kitabın kaynakçasından geçer.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bilgi bilimi ve bilim sosyolojisi alanındaki çalışmalar, çok sayıda kaynağı ve aralarındaki bağı bir arada haritalayarak atıf ağının nasıl bir şekil aldığını gösteriyor; bu türden büyük ölçekli gözlem, tek bir kaynakçayı elle okumanın göremediği örüntüleri ortaya çıkarıyor. Aşağıdaki üç pencere birbirini tamamlıyor: biri ağın büyük resmine, biri dil ve erişim eşitsizliğine, biri de atıf almanın kalıcı bir onay sayılıp sayılamayacağına bakıyor.
Yaygın hatalar
Atıf taramasının en sık görülen hataları, gücünü abartmak ya da sınırını unutmaktan geliyor. Bir yöntem ne kadar güçlü olursa olsun, onu tek başına yeterli sanmak taramanın geri kalanını gözden kaçırtıyor; aşağıdaki beş hata bu akademideki dersler boyunca tekrar tekrar karşına çıkacak bir örüntünün ilk hâli.
Yaygın yanlışÇok atıf alan bir kaynağın otomatik olarak iyi bir kaynak olduğu düşünülür.
Atıf sayısı ağdaki konumu gösterir, iddianın sağlamlığını değil; az atıf alan bir çalışma daha yeni, daha dar bir çevrede yazılmış ya da erişimi daha zor olduğu için az anılıyor olabilir.
Yaygın yanlışİyi bir derleme makalenin kaynakçasını izlemenin literatürü tek başına tamamladığı sanılır.
Bir kaynakça, onu yazan kişinin kendi dilini, kendi erişimini ve kendi okuma alışkanlığını yansıtır; başka bir yazarın aynı konuda çıkaracağı liste büyük olasılıkla bambaşka bir liste olur.
Yaygın yanlışAtıf taramasının veri tabanı aramasının yerine geçtiği düşünülür.
Sorgu genişlik verir, atıf derinlik verir; biri kelimenin kaçırdığını bulur, öbürü bağlantının kaçırdığını. İkisinden birini atlamak, taramanın yarısını hiç yapmamak demektir.
Yaygın yanlışYalnız geriye bakmanın yeterli olduğu, bir kaynağın sonradan nasıl karşılandığının önemsiz sayıldığı görülür.
Geriye tarama bir çalışmanın nereden çıktığını gösterir ama sonrasında sınanıp sınanmadığını, eleştirilip eleştirilmediğini göstermez; bu bilgi yalnız ileriye bakarak gelir.
Yaygın yanlışKartopu taramasının hangi kaynaktan başlanırsa başlansın aynı ağa çıkacağı sanılır.
Başlangıç noktası seçimi taramanın hangi kümede kalacağını büyük ölçüde belirler; farklı dilde, farklı disiplinde ya da farklı kuramsal gelenekte yazılmış bir kaynaktan başlamak çoğu zaman bambaşka bir ağa götürür.
Aklında kalsın
- Sorgu kelimeye bağlıdır, atıf izlemek bağlantıya bağlıdır ve ikisi farklı kaynakları bulur.
- Geriye atıf taraması bir kaynağın köküne gider ama yazıldığı andan sonrasını bilmez.
- İleriye atıf taraması bir bulgunun sonradan nasıl sınandığını, kimin itiraz ettiğini gösterir.
- Kartopu taraması güçlüdür ama başlangıç noktasına bağımlıdır, birden fazla noktadan başlamak gerekir.
- Atıf yanlılığı çok atıf alanı daha görünür, az atıf alanı ise daha görünmez kılar.
- Atıf sayısı bir kaynağın kalitesini değil, ağdaki konumunu gösterir.
- Tarama, tekrar eşiğine ulaştığında, dahil etme ölçütleri karşılandığında ve arama kaydı tam tutulduğunda durur.
Sonraki derse köprü
Sorgu ve atıf yollarıyla topladığın liste artık kalabalık. Ama listede olmak, okunmayı hak etmek anlamına gelmiyor. Kapsama giren her kaynak için ikinci bir soru beliriyor: ne kadar güvenilir, hangi iddiasına ne ölçüde yaslanılabilir? Bu derste atıf sayısının bu soruya cevap vermediğini gördük; çok atıf almak bir kaynağın ağdaki konumunu gösteriyor, iddiasının sağlamlığını değil.
Peki neye bakılacak, hangi ölçütle karar verilecek? Kaynak eleme ve kalite değerlendirme, bu ikinci sorunun adı.