İçeriğe geç

YON-304-02·Literatür Tarama ve Kanıt Sentezi

Akademik veri tabanı ve katalog araması

temel2.334 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Her arama sistemi bir kapsamdır, literatürün kendisi değildir.
  2. Veri tabanı makaleyi, katalog kütüphanedeki nesneyi, genel arama motoru ikisini karışık gösterir.
  3. Bileşen içi eş anlamlılar "veya" ile genişler, bileşenler arası bağ "ve" ile daralır.
  4. Parantezin yeri, aynı kelimelerle kurulmuş bir sorguyu mantıksal olarak başka bir soruya çevirir.
  5. Kontrollü sözcük dizini yazarların farklı kelimelerini toplar ama kendi kategorileriyle bazı konuları gizler.
  6. Arama kaydı olmadan bir tarama ne tekrarlanabilir ne de denetlenebilir.
  7. Türkçe kök araması ve ulusal dizinler, uluslararası sistemlerin bıraktığı boşluğu doldurur.

Açılış sahnesi

Bir önceki derste kayıt dışı istihdamı araştıran öğrenciler, tarama sorularını kavram bileşenlerine ayırmış, eş anlamlı kümelerini bir kâğıda çıkarmıştı. Şimdi başka bir konuda, aynı adımı geçen hafta tamamlamış birine bakalım. Bir sosyoloji araştırma görevlisi, gençlerin iş arama süreçlerinde sosyal medyanın rolü üzerine bir literatür taraması yapıyor ve önündeki kâğıttaki planı ekrana geçiriyor. Tarayıcıda sekmeler açık duruyor: geniş kapsamlı bir uluslararası makale veri tabanı, kendi üniversitesinin kütüphane kataloğu ve genel bir akademik arama motoru. Aynı sorguyu aynı sırayla her sekmede tek tek deniyor, her birinde filtre kutucuklarını tıklayıp tarih aralığını, dili ve yayın türünü ayarlıyor. Uluslararası veri tabanı ekrana çoğu İngilizce, çoğu belirli bir kıtadaki gençler üzerine yazılmış makaleler döküyor; Türkçe bir çalışma sonuç listesinde hiç görünmüyor. Katalog sekmesinde durum tersine dönüyor: birkaç yüksek lisans tezi ve rafta duran bir derleme kitap çıkıyor, ama tek bir makale gelmiyor, çünkü katalog makalenin içine değil kütüphanenin sahip olduğu nesneye bakıyor. Genel arama motoru ise sonuç sayfasını dolduruyor: ilk sayfada bir blog yazısı ile bir şirket raporu var, aralarına sıkışmış birkaç akademik makaleyle birlikte. Bir de fark ediyor: Türkçe sorguya yalnız "genç" yazınca "gençlerin", "gençlik", "gençlere" biçimleriyle geçen kaynaklar listeye hiç girmiyor. Masasındaki defter boş duruyor, hangi sekmede, hangi tarihte, hangi sorguyu yazdığını hiçbir yere not etmemiş. Danışmanına ekranını gösterdiğinde ilk soru bu oluyor: hangi sorguyu nerede, ne zaman denedin, kaydın var mı? Yanıt hayır.

Bu derste ne olacak

Yukarıdaki sahne kurgu. Sekmeler, filtre kutucukları ve boş defter, tek bir örnek üzerinden ilerleyebilmek için burada yazıldı. Sahnenin işlevi, tek bir arama sisteminin sonuçlarını literatürün tamamı sanmanın nasıl bir şeye benzediğini önceden göstermek. Bu derste önce her arama sisteminin kendi kapsamı olduğunu göreceğiz, sonra kavram bileşenlerinin mantıksal bağlaçlarla bir sorguya nasıl dönüştüğünü işleyeceğiz. Kontrollü sözcük dizini ile serbest kelime aramasının nasıl birbirini tamamladığına bakacağız ve arama kaydının neden tutulduğunu son olarak ele alacağız. Ardından bu bilginin hangi araştırma geleneğinden geldiğine, sık yapılan hatalara ve derste geçen beş terimin nasıl aklında kalacağına geçeceğiz.

Sıfır noktası — tek sistemin kapsamı

Bir arama sisteminin ekranına düşen sonuç listesi, o konudaki bütün yazılmış çalışmaların bir kesiti değildir; sistemin dizinlediği kaynaklarla sınırlı bir görüntüdür yalnızca. Her sistem hangi dergileri, hangi dilleri, hangi yayın türlerini ve hangi yılları içine aldığına önceden karar vermiştir, bu karar kullanıcıya görünmez ve yalnız sonuçlara yansır. Sıfır noktası burada kurulur: bir tarama, kaç sistemde arandığını ve her sistemin neyi dışarıda bıraktığını bilmeden başlarsa, ilk ekrana gelen listeyi literatürün kendisiyle karıştırma riski taşır.

Mekanizma — bileşenden sorguya

Önceki dersin kavram bileşenleri burada bir sorguya dönüşür. Bir bileşenin içindeki eş anlamlı terimler birbirine "veya" ile bağlanır, çünkü aralarından hangisi geçerse geçsin kaynağı bulmak istersin ve bu bağlaç listeyi genişletir. Ayrı bileşenler ise "ve" ile birleşir, çünkü ikisinin de aynı kaynakta geçmesini istersin ve bu bağlaç listeyi daraltır. İstenmeyen bir anlamı dışarıda bırakmak için "değil" kullanılır, ama bu bağlaç dikkatli uygulanmalıdır, çünkü aynı kelimeyi başka bir bağlamda taşıyan iyi kaynakları da listeden düşürebilir. Parantezle gruplama, bu üç bağlacın hangi terimleri birlikte işleyeceğini belirler; yanlış yerleştirilmiş bir parantez, aynı kelimelerle kurulsa bile mantıksal olarak başka bir soru sormuş olur.

Eklemeli bir dilde kelimenin kökü sabit kalırken sonuna gelen ekler değişir, bu yüzden sözcüğün yalnız bir biçimini yazmak aynı kökten türeyen onlarca kaynağı listenin dışında bırakır. Kesme işareti, kökten sonrasını açık bırakarak bu sorunu çözer, ama kökü çok kısa tutmak bu kez ilgisiz kelimeleri araya sokar; kökü doğru uzunlukta kesmek küçük bir deneme gerektirir. Tırnak içine alınmış bir öbek arandığında sistem, kelimeleri yalnız o sırayla geçtiği yerleri getirir ve bu da geniş bir kavramı dar bir ifadeye indirger. Yakınlık araması ise iki kelimenin birbirine belirli bir mesafede geçtiği yerleri bulur, tam öbek kadar katı olmadan sıralamadaki serbestliği bir ölçüde korur.

Kontrollü sözcük dizini, serbest kelime aramasının tam karşıtı bir mantıkla çalışır. Yazarların metinde kullandığı kelime ne olursa olsun, sistem her kaynağı önceden belirlenmiş bir konu başlığı altına yerleştirir ve aynı konuyu farklı kelimelerle anlatan yazarların çalışmaları böylece tek başlıkta toplanır. Ama bu dizinin kendi sınırı vardır: başlıklar belirli aralıklarla güncellenir ve yeni ortaya çıkan bir olguyu ya da yerel bir kavramı henüz tanımayabilir. Serbest kelime araması ile kontrollü sözcük dizinini birlikte çalıştırmak, ikisinin ayrı ayrı kaçırdığını karşılıklı kapatır.

Son adım, yapılan her aramanın bir kaydını tutmaktır: hangi sistemde, hangi tarihte, hangi sorguyla, hangi sınırlayıcılarla arandığı ve kaç sonuç alındığı. Bu kayıt olmadan tarama tekrarlanamaz ve bir süre sonra aynı sorgu farklı bir sonuç verdiğinde nedenini kestirmek zorlaşır, çünkü sistemler kendi dizinlerini sürekli güncelliyor. Kayıt tutma alışkanlığı, etik kursunda görülen ön kayıt ve açık materyal fikriyle aynı mantığı taşır: arama kaydını paylaşmak, başkasının aynı sorguyu aynı sistemde tekrar çalıştırıp aynı listeye ulaşabilmesini sağlar.

Kuramsal mercekler

Aynı arama sürecine birden çok yerden bakılabilir ve her bakış farklı bir şeyi öne çıkarır. Bilgi erişim araştırması, sorgunun isabet ile kapsayıcılık arasında bir denge kurduğunu vurgular. Dar ve kesin bir öbek araması ilgisiz sonuçları büyük ölçüde eler ama aradığın çalışmayı da kaçırabilir, geniş bir eş anlamlı küme araması ise tam tersi bir riski taşır. Bilim sosyolojisi bu dengeyi başka bir soruya bağlar: hangi derginin, hangi dilin, hangi kurumun büyük veri tabanlarında görünür olduğu. Bir alanın neyi "literatür" saydığı, kısmen bu sistemlerin neyi dizinlediğiyle şekillenir; sistemin kapsamı yalnız teknik bir sınır değildir, kimin sesinin duyulduğuna dair bir sınırdır da aynı zamanda. Açık bilim yaklaşımı ise arama sürecine bambaşka bir eksenden bakar: sorguyu, tarihi ve sınırlayıcıları kayıt altına almayan bir tarama, başka bir araştırmacının aynı adımları izleyip aynı sonuca ulaşmasına izin vermez.

Ölçek

Bir arama sisteminin kapsam kararı aynı anda birden çok düzeyde iş görür. En küçük düzeyde, tek bir araştırmacının tek bir taramasında hangi kaynağın görüleceğini ve hangisinin hiç ekrana gelmeyeceğini belirler. Biraz daha geniş düzeyde bir alanın atıf alışkanlığını şekillendirir: bir sistemde kolayca bulunan çalışmalar daha sık okunur, daha sık atıf alır. Zamanla o alanın bilinen literatürü haline gelir, oysa aynı kalitede başka bir çalışma farklı bir sistemde kalmış olabilir. En geniş düzeyde ise kurumların hangi veri tabanına abone olacağına, hangi dergiyi değerli sayacağına karar vermesiyle iş görür; bir üniversitenin abone olmadığı bir veri tabanı, o üniversitedeki hiçbir araştırmacı için erişilebilir değildir. Üç düzey birbirinden bağımsız değildir: kurumun abonelik kararı araştırmacının hangi kaynağa erişebileceğini belirler, araştırmacının hangi kaynağı bulduğu ise zamanla alanın hangi çalışmaları bilinen saydığını şekillendirir.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkçe yayımlanan dergiler, büyük uluslararası veri tabanlarında sınırlı sayıda yer bulur; bu dergilerin çoğu ulusal dizinlerde ve tez arşivlerinde durur. O yüzden yalnız uluslararası sistemlere bakan bir tarama, Türkiye'de üretilen çalışmaların büyük bölümünü hiç görmez. Bu Türkiye'ye özgü bir kusur değildir, İngilizce dışındaki birçok dilde yayın yapan araştırmacının paylaştığı bir durumdur; ama sonuç aynıdır, ulusal dizinler ve tez arşivleri ayrıca taranmadan ulusal literatürün büyük bölümü kayıp kalır. Türkçenin eklemeli yapısı arama sorgusunu da etkiler. Bir kelimenin köküne onlarca ek eklenebildiği için kesme işaretiyle kök araması yapmak neredeyse zorunlu hale gelir, oysa daha az ek alan bir dilde tekil-çoğul farkını ve birkaç yazım biçimini eklemek genelde yeterlidir. Türkçe karakterlerin bazı sistemlerde farklı işlenmesi de ayrı bir sorun çıkarır. "ı" ile "i", "ş" ile "s", "ğ" ile "g" bazı arama motorlarında aynı harf sayılırken bazılarında ayrı harf sayılır. Bu farkı bilmeden yazılan bir sorgu, aynı kelimenin bir biçimini bulup ötekini kaçırabilir. Üniversitelerin abonelik farkları bu tabloyu daha da karmaşıklaştırır, çünkü aynı veri tabanına her kurumdan erişilemediği için aynı sorgu farklı üniversitelerdeki iki araştırmacıya farklı miktarda tam metin sunar. Uluslararası sistemlerde İngilizce yayının baskın olduğu bu tablo, dünyada kendi dilinde güçlü bir ulusal dizin geleneği kurmuş bağlamlarla karşılaştırıldığında daha görünür hale gelir. Böyle bir bağlamda ulusal dizin, uluslararası veri tabanının bıraktığı boşluğu dolduran ayrı ama zorunlu bir katman olarak çalışır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Literatür tarama yöntemi üzerine bilgi, bilgi ve belge yönetimi alanının kendi araştırma geleneğinden gelir. Bu alan, arama sistemlerinin kapsamını, sıralama mantığını ve kullanıcı davranışını kendi konusu olarak inceler. Bu araştırmalar birden çok yoldan ilerler ve her biri bu derste anlatılan bir noktayı destekler.

Yaygın hatalar

Aynı birkaç yanlış anlama, farklı taramalarda sürekli tekrar eder. Aşağıdaki beşi en sık görülenlerdir.

Yaygın yanlışGeniş kapsamlı bir uluslararası veri tabanında arama yapmak, o konudaki bütün literatürü görmek anlamına gelmez; veri tabanı yalnız kendi dizinlediği dergileri, dilleri ve yayın türlerini gösterir.
Doğrusu

Katalogdaki kitap ve tezleri ya da başka bir sistemde duran makaleyi hiç yakalamaz.

Yaygın yanlışGenel bir akademik arama motoru geniş bir sonuç listesi döktüğü için tarama ihtiyacını tek başına karşılamaz; sıralama mantığı şeffaf değildir, aynı sorgu farklı zamanlarda farklı sırada sonuç verebilir.
Doğrusu

Bu da taramayı tekrarlanamaz kılar.

Yaygın yanlışSorguya daha çok terim eklemek her zaman aramayı genişletmez; eklenen terim "ve" ile bağlanırsa liste daralır.
Doğrusu

Yalnız "veya" ile aynı grup içine eklenen ve doğru parantezle gruplanan terimler listeyi genişletir.

Yaygın yanlışBir arama tek seferde yapılıp unutulabilir sanmak yanlıştır; sistem, sorgu ve tarih kaydedilmezse, bir süre sonra aynı sorgu farklı bir sonuç verdiğinde farkın nereden geldiği anlaşılamaz.
Doğrusu

Tarama başkası tarafından da tekrarlanamaz.

Aklında kalsın

  1. Her arama sistemi bir kapsamdır, literatürün kendisi değildir.
  2. Veri tabanı makaleyi, katalog kütüphanedeki nesneyi, genel arama motoru ikisini karışık gösterir.
  3. Bileşen içi eş anlamlılar "veya" ile genişler, bileşenler arası bağ "ve" ile daralır.
  4. Parantezin yeri, aynı kelimelerle kurulmuş bir sorguyu mantıksal olarak başka bir soruya çevirir.
  5. Kontrollü sözcük dizini yazarların farklı kelimelerini toplar ama kendi kategorileriyle bazı konuları gizler.
  6. Arama kaydı olmadan bir tarama ne tekrarlanabilir ne de denetlenebilir.
  7. Türkçe kök araması ve ulusal dizinler, uluslararası sistemlerin bıraktığı boşluğu doldurur.

Sonraki derse köprü

Bu derste kaynaklara, sistemlere yazdığın sorgularla ulaştın. En iyi kurulmuş sorgu bile, sorguya yazmayı hiç düşünmediğin bir kelimeyle anılan ya da hiçbir sistemde dizinlenmemiş bir çalışmayı bulamaz. Oysa şimdiye kadar bulduğun her kaynak, kendi içinde başka kaynaklara işaret ediyor: hem kendisinin dayandığı eski çalışmalara, hem kendisinden sonra ona dayanarak yazılmış yeni çalışmalara. Sorgudan tamamen bağımsız, bir kaynaktan ötekine adım adım ilerleyen bu yol, taramanın sorguyla kurduğun kapsamın dışında kalan köşelerini de eline geçirir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.