İçeriğe geç

YON-304-01·Literatür Tarama ve Kanıt Sentezi

Kapsamı ve anahtar kavramları belirlemek

temel2.359 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Taramanın ilk sorunu az kaynak değil, sınırsız kaynaktır ve bir sınır çizmek taramanın ilk işidir.
  2. Tarama sorusu araştırma sorusundan türetilir ama onunla aynı soru değildir.
  3. Tarama sorusu kim, ne, nerede, ne zaman gibi kavram bileşenlerine ayrılır ve her bileşenin kendi terim kümesi kurulur.
  4. Aynı olgu alanlar arasında farklı adlarla dolaşabilir, bu yüzden tek bir terimle yapılan arama eksik kalır.
  5. Dahil etme ve dışlama ölçütleri aramadan önce yazılır, sonradan eklenen ölçüt gerekçesiyle kayda geçer.
  6. Dahil etme ölçütü kaynağın kapsama girip girmediğini sorar, kalitesini sormaz.
  7. Kapsam kararı hangi dilde, hangi yayın türünde arandığına bağlı olarak hangi sesin literatüre girdiğini de belirler.

Açılış sahnesi

Bir yüksek lisans öğrencisi tezinde kadınların kayıt dışı çalışma biçimlerini konu almak istiyor ve danışmanı ona önce literatürü taramasını söylüyor. Öğrenci kütüphanenin arama kutusuna iki kelime yazıyor ve ekrana yüzlerce, belki binlerce kayıt dökülüyor. Ekonomi, hukuk, sağlık ve tarih alanlarından metinler aynı listede karışıyor. Farklı ülkeler, farklı onyıllar, farklı diller yan yana duruyor. Öğrenci üç gün boyunca durmadan okuyor ve her makale onu başka bir başlığa, başka bir kaynakçaya götürüyor. Bir gün ekonomi tartışmalarına dalıyor, ertesi gün hukuk metinlerine, sonra sağlık raporlarına geçiyor ve her seferinde yeniden başlıyormuş hissine kapılıyor. Danışman toplantısında elinde kırk sayfalık dağınık bir not yığını var, ama bu konuda alanda ne bilindiğine dair tek cümlelik bir cevabı yok. Okuduğu her şey önemli görünüyor, hiçbiri diğerinden daha önemli görünmüyor. Bu, alışılmış ve anlaşılır bir başlangıç: sınırsız bir alanda önce okuyup sonra durmayı ummak, çoğu araştırmacının ilk denediği yol.

Aynı bölümde bir başka öğrenci aynı konuyu çalışmaya başlarken farklı bir şey yapıyor. Arama kutusuna dokunmadan önce bir sayfaya dört soru yazıyor: hangi kadınlar, hangi kayıt dışılık biçimi, hangi bağlam, hangi dönem. Kentte ücretli ev işi yapan kadınları çalışacağına karar veriyor. Bunu sigortasız ücretli istihdam olarak sınırlayacağına, Türkiye'yi benzer gelir düzeyindeki ülkelerle karşılaştıracağına karar veriyor. Sayfanın alt kısmına bilerek dışarıda bırakacağı bir alanı da yazıyor: kırsalda aile içi tarım işçiliği. Bu öğrencinin masasında daha az kaynak duruyor, ama elindeki her kaynağın orada neden olduğunu, hangi sorunun cevabını taşıdığını tek tek söyleyebiliyor. İki öğrenci de aynı kütüphaneye, aynı geniş alana giriyor. Aralarındaki fark, ekrana bakmadan önce kâğıda ne yazdıkları. Bir hafta sonra ikisine de aynı soru sorulsa, yalnız ikinci öğrenci hangi kaynağı neden aldığını ve hangi kaynağı neden almadığını tek tek anlatabilir.

Bu derste ne olacak

Sahnedeki iki öğrenci, bu dersi somutlaştırmak için kurguladığım örnekler. İkisinin de gerçek bir kimliği, üniversitesi ya da tarihi yok. Okuma sırasında önceki ders etik kursunun son dersiydi ve o dersin kapanışı şu fikre açılıyordu: hiçbir araştırma kendi başına yeterli değildir, başkalarının neyi bulduğunu ve neyi sormadığını bilmeden ilerlemek zordur. Bu ders o fikri farklı bir zeminde sürdürüyor. Bu derste taramanın neden sınırsız bir alanda başladığını göreceğiz. Bu sınırsız alanı bir tarama sorusuna nasıl indirdiğimizi, bu soruyu aranabilir kavram parçalarına nasıl ayırdığımızı da kuracağız. Ders bitince elinde arama motoruna yazılmaya hazır bir plan olmayacak, elinde o planın kendisi olacak. Bu plan, taramanın geri kalanını neyin yönettiğini gösteren bir kapsam kararıdır ve her adımı sonradan geri dönüp açıklayabileceğin bir kayıt bırakır.

Sıfır noktası — Sınırsız alanda bir sınır çizmek

Bir konu hakkında yazılmış her şeyi okumak ne mümkündür ne de bir bilgi üretir. Sınırsız bir kaynak kümesi, sıfır kaynaktan farklı bir biçimde ama aynı derecede işe yaramaz bir başlangıç noktasıdır. Taramanın ilk işi bu yüzden daha fazla okumak değil, önce nereye bakmayacağına karar vermektir. Bu karar rastgele verilmez, taramayı yönetecek tek bir soruyla başlar. Sınırsız bir alanda daha çok okumak, öğrenciye ilerliyormuş hissi verir, ama elindeki yığın büyüdükçe hangi kaynağın soruyla doğrudan ilgili olduğunu ayırt etmek de o kadar zorlaşır.

Tarama sorusunun geniş ya da dar kurulması bir tasarım kararıdır ve bu karar taramanın geri kalanını belirler. Soru benzer bağlamları da görmek için geniş kurulursa daha çok kaynak, daha çeşitli bir kaynak kümesi ortaya çıkar. Soru yalnız belirli bir yöntemle yapılmış çalışmalara indirgenirse kaynak sayısı azalır, ama her kaynağın karşılaştırılabilirliği artar. İkisi de doğru bir başlangıç olabilir, önemli olan hangisinin seçildiğinin ve neden seçildiğinin yazılı olmasıdır. Bu yazılı kayıt olmadan, aynı öğrenci bir hafta sonra kendi kararını bile hatırlayamaz.

Mekanizma — Soruyu aranabilir parçalara ayırmak

Tek bir tarama sorusu arama kutusuna doğrudan yazılamayacak kadar geniş kalır, bu yüzden soru önce kendi içindeki parçalarına ayrılır. Bu ayırma işi taramanın en çok atlanan, ama sonucu en çok belirleyen adımıdır. Soruyu parçalamadan aramaya geçen bir öğrenci genellikle tek bir geniş terimle yetinir ve elindeki listenin neden bu kadar dağınık olduğunu sonradan anlar.

Kavram bileşenlerinin bir başka zorluğu, aynı olgunun alanlar arasında farklı adlarla dolaşmasıdır. Sosyolojide bir adı olan bir olgu, ekonomide ya da hukukta başka bir terimle anılabilir. Aynı kelime iki alanda başka bir şeyi işaret edebilir; bu, daha önce araştırma tasarımı kursunda gördüğümüz kavram kaymasının tarama aşamasındaki karşılığıdır.

Kavram bileşenleri ve terim kümeleri kurulduktan sonra sıra hangi kaynağın taramaya alınacağına gelir. Bu karar iki ayrı ölçütle verilir ve ikisi de aynı öneme sahiptir.

Ölçütlerin aramadan önce yazılması, daha önce etik kursunda gördüğümüz ön kayıt fikrinin tarama aşamasındaki karşılığıdır. Plan önce tarihlenir, sonra uygulanır; sıra tersine çevrildiğinde plan artık bir plan değil, sonucun kendisini haklı çıkaran bir gerekçe listesine dönüşür. Dahil etme ölçütü hangi kaynağın kapıdan gireceğini belirlerken, dışlama ölçütü o kapıdan girmiş görünen ama aslında sorunun dışında kalan kaynağı ayıklar; ikisi birlikte çalışmadan kapsam eksik kalır.

Kuramsal mercekler

Kapsam kararına sosyoloji içinden iki farklı okuma yapılabilir. Birincisi envanter okumasıdır: tarama, alanda birikmiş bilgiyi tarafsız biçimde listeleyen, doğru uygulandığında herkesi aynı sonuca götürecek teknik bir işlemdir. İkincisi bilgi sosyolojisi okumasıdır: hangi kaynağın taramaya girdiği, hangi dilde yazılmış olanın göründüğü, hangi yayın türünün ciddiye alındığı, alanın kimin bilgisini bilgi saydığına dair bir karardır ve bu karar tarafsız değildir. İki okuma birbirini dışlamaz. Aynı dahil etme ölçütü hem pratik bir sınırlama hem de kimin sese sahip olduğuna dair bir seçim olarak okunabilir.

Bu iki okuma arasındaki fark bir tercih meselesi değil, aynı kapsam kararının iki ayrı sonucunu görmenin yoludur. Bir öğrenci ölçütlerini yazarken ikisini de aklında tutabilir; envanter okuması ona hangi kaynağın hangi gerekçeyle dışarıda kaldığını sorduruyor, bilgi sosyolojisi okuması ise bu dışarıda kalışın kime dokunduğunu. Bir dahil etme ölçütünü yazarken bu iki soruyu birlikte sormak, kapsamı yalnız teknik değil, aynı zamanda hesap verebilir kılar.

Ölçek

Kapsam kararının ne kadar sıkı ya da gevşek kurulacağı, taramanın zaman ölçeğine göre değişir. Bir dönem ödevi için yapılan tarama genellikle bir haftalık, hızlı ve dar bir taramadır. Birkaç kavram bileşeni, birkaç dahil etme ölçütü ve sınırlı bir kaynak kümesi bu ölçekte yeterli olur. Bir tez ya da araştırma programı için yapılan tarama ise yıllara yayılan, birikimli bir taramadır. Yeni yayınlar çıktıkça terim kümeleri gözden geçirilir, ölçütler önceki kayıtlarla karşılaştırılarak güncellenir.

Her iki ölçek de kendi içinde tutarlı olabilir. Hata, dönem ödevi hızıyla toplanmış bir taramayı tez ölçeğinde bir iddiaya temel yapmaktır; kısa taramanın ürettiği bilgi, uzun taramanın ürettiği bilgiyle aynı ağırlığı taşımaz. Bir öğrenci hangi ölçekte çalıştığını baştan söylerse, okuyan kişi de taramanın ne kadar kapsamlı olduğunu doğru bir beklentiyle değerlendirir.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de üretilen sosyal bilim bilgisinin önemli bir kısmı uluslararası dizinlerde görünmeyen Türkçe dergilerde, tezlerde, kitap bölümlerinde ve kamu kurumu raporlarında durur. Yalnız İngilizce kaynak tarayan bir öğrenci bu birikimin büyük bölümünü hiç görmez. Yalnız Türkçe tarayan bir öğrenci ise konunun dünyada nasıl tartışıldığını, hangi ülkelerle karşılaştırılabildiğini kaçırır. İki dilde de arama yapmak, tek dilde yapılan aramanın iki katı değil, iki farklı bilgi kümesini görmektir.

Bu, yalnız Türkiye'ye özgü bir sorun değildir. İngilizcenin baskın bilim dili olduğu uluslararası literatür, başka dillerde üretilmiş bilgiyi genel olarak görünmez kılma eğilimindedir. Aynı eğilim, benzer gelir düzeyindeki başka ülkelerde üretilen yerel bilgiyi de kapsam dışında bırakabilir, çünkü uluslararası dizinler her ülkenin kendi dilinde yayımladığı çalışmayı aynı ölçüde taramaz. Kapsam kararı bu yüzden yalnız pratik değil, hangi sesin literatüre girdiğine dair bir adalet sorusudur da. Daha önce etik kursunda gördüğümüz adalet fikrinin tarama aşamasındaki bir uzantısı budur: kimin bilgisinin arandığı, kimin bilgisinin sessizce dışarıda kaldığı.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Taramanın kapsam kararlarına bu kadar duyarlı olduğunu gösteren şey tek bir gözlem değil, yöntem alanındaki karşılaştırmalı çalışmalardır.

Bu üç kanıt birlikte aynı noktaya çıkıyor: kapsam kararı yazılı ve paylaşılır olmadığında, aynı konuyu tarayan iki kişi bile birbirinden farklı bir literatür görüyor. Ölçütlerin kâğıda yazılması bu yüzden bir formalite değil, taramanın kendisiyle aynı ağırlıkta bir adımdır. Bu üç kanıt tek bir yöntemden değil, birbirinden bağımsız üç ayrı yöntem geleneğinden geliyor ve aynı sonuca farklı yollardan varıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBazı öğrenciler ne kadar çok kaynak bulursa taramanın o kadar iyi olduğunu düşünür.
Doğrusu

Oysa sınırsız bir kaynak kümesi bir bilgi üretmez; iyi bir tarama daha çok kaynak toplayan değil, kapsamını gerekçesiyle sınırlayabilen taramadır.

Yaygın yanlışBazı öğrenciler tarama sorusunu araştırma sorusuyla aynı şey sanır ve ikisini aynı cümleyle yazar.
Doğrusu

Tarama sorusu alanda şimdiye kadar ne bilindiğini sorar, araştırma sorusu ise kendi topladığın veriyle cevaplayacağın soruyu sorar; ikisi birbirinden türese de aynı soru değildir.

Yaygın yanlışBazı öğrenciler dahil etme ve dışlama ölçütlerinin okudukça, kaynaklara bakarak belirlendiğini düşünür.
Doğrusu

Ölçütler aramadan önce yazılır. Okurken öğrenilen bir şey ölçütü değiştirebilir, ama bu değişiklik sonuca bakarak kaynak seçmek değil, değişikliğin gerekçesini kayda geçirmektir.

Yaygın yanlışBazı öğrenciler yalnız İngilizce yazılmış ve uluslararası dergilerde yayımlanmış kaynakları tarayarak literatürü eksiksiz gördüğünü düşünür.
Doğrusu

Bu tarama tek bir dil çevresinin bilgisini gösterir, alanın bütününü değil; başka dilde üretilmiş bilgi bu taramada hiç görünmez.

Yaygın yanlışBazı öğrenciler dahil etme ölçütünü kaynağın kalitesiyle karıştırır ve zayıf bulduğu bir kaynağı ölçüte uymadığı gerekçesiyle çıkarır.
Doğrusu

Dahil etme ölçütü bir kaynağın kapsama girip girmediğini sorar, kaynağın ne kadar güvenilir olduğu ayrı bir sorudur ve bu iki soru aynı adımda karıştırılmamalıdır.

Aklında kalsın

  1. Taramanın ilk sorunu az kaynak değil, sınırsız kaynaktır ve bir sınır çizmek taramanın ilk işidir.
  2. Tarama sorusu araştırma sorusundan türetilir ama onunla aynı soru değildir.
  3. Tarama sorusu kim, ne, nerede, ne zaman gibi kavram bileşenlerine ayrılır ve her bileşenin kendi terim kümesi kurulur.
  4. Aynı olgu alanlar arasında farklı adlarla dolaşabilir, bu yüzden tek bir terimle yapılan arama eksik kalır.
  5. Dahil etme ve dışlama ölçütleri aramadan önce yazılır, sonradan eklenen ölçüt gerekçesiyle kayda geçer.
  6. Dahil etme ölçütü kaynağın kapsama girip girmediğini sorar, kalitesini sormaz.
  7. Kapsam kararı hangi dilde, hangi yayın türünde arandığına bağlı olarak hangi sesin literatüre girdiğini de belirler.

Sonraki derse köprü

Bu derste kurduğumuz şey bir sayfalık bir plandan ibaret: hangi kavramları, hangi terimlerle ve hangi sınırlar içinde arayacağımız şimdi yalnız kâğıt üzerinde duruyor. Bu planı bir veri tabanına ya da bir kataloğa nasıl yazacağın, aynı kavramı farklı sistemlerin hangi alanlarda arayacağı ayrı bir beceri gerektiriyor. Aynı planın iki farklı sistemde çalıştırıldığında neden birbirinden başka sonuç listeleri çıkardığı da bu beceriye dahil; kâğıttaki bir cümleyi ekrandaki bir sorguya çevirmenin kendi zorlukları var. Bugün kurduğumuz kavram bileşenleri ve terim kümeleri, o çeviri işinin malzemesi olarak bir sonraki derste yeniden karşımıza çıkacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.