İçeriğe geç

YON-302-02·Araştırma Tasarımı, Kavramsallaştırma ve Ölçme

Kavramsallaştırma ve operasyonelleştirme

temel2.521 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kavramsallaştırma, bir kavramın gündelik dildeki çok anlamlılığından hangisinin bu araştırmada kullanılacağına karar vermektir.
  2. Kavramsal tanım hâlâ soyuttur ve işi, operasyonel tanımın hangi yönü karşılaması gerektiğini belirlemektir.
  3. Operasyonelleştirme, seçilen anlamın sahada hangi somut gözlem ya da soruyla tanınacağına karar vermektir.
  4. Aynı kavramsal tanımdan birden fazla geçerli operasyonel tanım çıkabilir ve hiçbiri tek başına doğru sayılmaz.
  5. Kavram kayması, ölçülen dar işlemin başta tanımlanan geniş kavramla fark edilmeden eş tutulmasıdır.
  6. İki çalışmanın aynı kelimeyi kullanması, aynı kavramsal ve operasyonel tanıma sahip oldukları anlamına gelmez.
  7. Operasyonelleştirme nicel araştırmaya özgü değildir, nitel çalışmada da sahada neyin kaydedileceğine karar vermek gerekir.

Açılış sahnesi

Aynı büyük şehir mahallesinde iki araştırmacı aynı soruyu çalışıyor: komşuluk ilişkileri zayıfladı mı? İlk araştırmacı anketine iki soru koyuyor, "komşularınızın adını biliyor musunuz" ve "son bir ayda bir komşunuzun evine girdiniz mi". Cevaplar toplandığında tablo net görünüyor, adını bilinen komşu sayısı düşük ve ev ziyareti neredeyse yok, rapor da komşuluğun bittiğini yazıyor.

İkinci araştırmacı anket dağıtmıyor, sahada duruyor ve başka bir şeye bakıyor. Apartman girişlerinde kargo paketlerini kimin teslim aldığını izliyor, bina mesajlaşma grubunda kaç kişinin birbirinden yardım istediğini not ediyor ve kapı önüne bırakılan anahtarların kime emanet edildiğini kaydediyor. Bu kayıtlar bir araya geldiğinde komşuluğun bitmediğini, yalnızca başka bir biçime büründüğünü gösteriyor.

İki rapor aynı toplantı masasına geliyor ve birbirine karşı çıkıyor. Birinci araştırmacı ikincisine sorulan soruların gevşek ve ölçülemez olduğunu söylüyor, ikincisi de birincisine anketin gündelik hayatın büyük kısmını dışarıda bıraktığını söylüyor. İkisi de sahayı dürüstçe çalışmış ve ikisi de "komşuluk" kelimesini kullanmış olsa da, aralarındaki fark kelimede değil, kelimenin sahada neye bakılarak tanınacağına dair verdikleri karardadır.

Bu derste ne olacak

İki araştırmacı, o mahalle ve o toplantı masası kurgu; sahne, aynı kelimenin iki ayrı bakışla nasıl iki zıt bulgu ürettiğini tek bir çatışmada göstermek için kuruldu.

Önceki ders, bir araştırma sorusunun arkasındaki kararları birbirinden ayırmıştı: ele alınan problem, araştırmanın amacı, kapsamı ve kabul edilen sınırlılığı. O dersin sonunda bir açık kalmıştı, çünkü problem cümlesi yazıya döküldüğünde bile cümlenin içinde duran bazı kelimeler soyut kalıyor ve sahada nereye bakılacağını kendiliğinden söylemiyordu. Bu ders o açığı kapatıyor ve bir kavramın araştırmada hangi anlama sabitleneceğine, sahada hangi somut işaretle tanınacağına nasıl karar verildiğini gösteriyor.

Bu kararı iki adımda göreceğiz: önce kavramsallaştırmayı, sonra operasyonelleştirmeyi tanımlayacağız. Son bölümde, bu iki adım arasında açılan boşluğun bir araştırmacıyı nasıl yanılttığını göreceğiz.

Sıfır noktası — kavramın sabitlenmesi

Gündelik dilde "komşuluk" gibi bir kelime tek bir şeye işaret etmiyor; kimi zaman isim bilmeyi, kimi zaman yardımlaşmayı, kimi zaman güvenlik hissini, kimi zaman ortak alanı paylaşma alışkanlığını kapsıyor. Bir araştırmacı bu kelimeyi kullanmaya başladığı anda, hangi anlamı kastettiğine karar vermek zorunda kalıyor. Bu karar verilmeden araştırma başlarsa, kelime araştırmacının elinde değil okuyucunun kafasında tanımlanmış olur ve herkes kendi anlamını okur.

Mekanizma — sahada tanınma ve kopma noktası

Kavramsal tanım tek başına araştırmayı yürütmeye yetmiyor, çünkü sahaya çıkıldığında birinin bir şeyi sorması, gözlemlemesi ya da kaydetmesi gerekiyor ve bu ayrı bir karar.

Açılış sahnesindeki iki araştırmacı tam bu noktada ayrılıyor: her ikisi de "komşuluk" kavramını kullanıyor ama kavramsal düzeyde hiç konuşmamışlar. Bu yüzden çatışmaları operasyonel düzeyde görünüyor, biri isim bilmeyi soruyor, öteki kargo paketini kimin aldığına bakıyor. Aslında tartıştıkları şey sorular değil, kavramın hangi yüzünün önemli sayılacağıdır.

Kuramsal mercekler

Bir kavramın hangi anlamda sabitleneceği kararı boşlukta verilmiyor; araştırmacı bu kararı verirken en az iki kaynağa yaslanıyor ve ikisi arasında bir gerilim bulunuyor.

Bir yaslanma noktası, alanda daha önce yerleşmiş bir kuramsal gelenek. Araştırmacı bir kavramı, o alanda önceden tanımlanmış bir çerçeveden ödünç alıyor ve kendi çalışmasına taşıyor. Bu yol, farklı çalışmaların birbiriyle karşılaştırılabilmesini sağlıyor, çünkü aynı kavram aynı sınırlarla kullanıldığında bir çalışmanın bulgusu ötekinin bulgusuyla yan yana okunabiliyor. Bedeli, geleneğin görmediği bir yüzün araştırma boyunca hiç fark edilmemesidir.

Öteki yaslanma noktası, araştırılan kişilerin kavramı gündelik hayatta nasıl kullandığıdır. Araştırmacı kavramın anlamını kendi kararıyla değil, sahadaki insanların o kelimeyi hangi durumlarda kullandığını izleyerek kuruyor. Bu yol, kavramı yaşayan kullanımına yakın tutuyor ve araştırmacının kendi varsayımını dayatma riskini azaltıyor. Zorlandığı nokta, aynı kelimenin farklı kişilerde farklı şeylere karşılık gelebilmesidir.

Bu iki yaslanma noktası birbirini dışlamaz; çoğu çalışma önce yerleşik bir çerçeveyle başlıyor, sahada o çerçevenin karşılık bulmadığı yerleri not ediyor ve kavramsal tanımı buna göre gözden geçiriyor.

Ölçek

Kavramsallaştırma ve operasyonelleştirme kararının ağırlığı, çalışmanın büyüklüğüne göre değişiyor: tek bir araştırmacının yürüttüğü küçük bir çalışmada, kavramsal tanım genellikle esnek tutulabiliyor; araştırmacı sahada bir şeyin beklenmedik biçimde ortaya çıktığını görürse, tanımı gözden geçirip yeniden yazabiliyor. Bu esneklik bir zayıflık değildir, küçük ölçekte kavramın olgunlaşmasına izin verir.

Bir ekip çalışmasında durum değişiyor, çünkü birden fazla kişi aynı kavramı sahada uyguluyorsa, kavramsal tanımın ve operasyonel tanımın herkeste aynı olması gerekiyor. Aksi hâlde bir kişinin "komşuluk" dediği şeyle bir başkasının "komşuluk" dediği şey örtüşmüyor ve toplanan kayıtlar birleştirilemiyor. Ekiplerde bu yüzden kavramsal tanım genellikle yazılı bir belgeye dönüştürülüyor ve operasyonel tanım bir uygulama kılavuzu hâline getiriliyor.

Bir alanın birikiminde ölçek daha da büyüyor: bir kavram birçok çalışmada tekrar tekrar aynı operasyonel tanımla kullanılmaya başladığında o tanım standart hâline geliyor ve yeni çalışmalar için kolaylık sağlıyor. Aynı standart zamanla sorgulanmaz oluyor ve kavramın başka bir biçimde de tanınabileceği unutuluyor.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Kavramsal tanım ile operasyonel tanım arasındaki boşluk, bir dilden başka bir dile geçerken daha da büyüyor. Türkiye'de yürütülen araştırmalarda kavramların önemli bir kısmı, başka bir dilde geliştirilmiş bir alanyazından çevrilerek geliyor. Çeviri sırasında kavramın kaynak dildeki teknik sınırı geride kalabiliyor ve Türkçe karşılığı gündelik dilde başka bir çağrışım taşımaya başlıyor. Kaynak dildeki tanım dar ve teknikken, Türkçedeki karşılığı günlük konuşmada çok daha geniş bir alanı kaplayabiliyor. Araştırmacı kavramsal tanımı yazarken hangi genişlikte kullandığını belirtmezse, okuyucu kelimeyi kendi gündelik anlamıyla okur.

Resmî kayıtların bir kavramı idari amaçla tanımlaması da benzer bir kaymaya yol açıyor. Resmî istatistiklerde kullanılan birçok kavramın, gündelik dildeki karşılığından farklı, idari işlemi kolaylaştırmak için çizilmiş bir sınırı vardır. Bir kavramın resmî tanımı ile aynı kelimenin gündelik kullanımı örtüşmediğinde, resmî veriyi okuyan biri iki farklı şeyi aynı sanabiliyor. Türkiye'de yürütülen araştırmalarda bu fark özellikle hane ya da yerleşim gibi kavramlarda görülüyor, çünkü resmî tanım belirli bir işlemsel amaca göre çizilmiştir.

Uluslararası karşılaştırmada bu iki kayma birleşiyor: aynı kavram farklı ülkelerde farklı operasyonel tanımlarla ölçüldüğünde, iki ülkenin sonucu doğrudan karşılaştırılıyor ve aradaki farkın kavramdan mı ölçüm kararından mı geldiği belirsiz kalıyor. Dünyada bu sorunu azaltmak için bazı araştırma ağları ortak bir operasyonel tanım üzerinde anlaşmaya çalışıyor. Ortak tanım bulunduğunda karşılaştırma güvenilir hâle geliyor, bulunmadığında her ülkenin sonucu kendi tanımının ürünü olarak okunmak zorunda kalıyor.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Kavramsal tanım ile operasyonel tanım arasındaki boşluğun gerçek bir sorun olduğu nasıl gösterilir? Bu iddia soyut bir tartışma değildir, denenebilir bir sınamadır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKavramsal tanım için sözlükteki karşılığın yeterli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Sözlük tanımı bir kelimenin genel kullanımını verir ama hangi yönünün bu araştırma için önemli olduğunu söylemez. Kavramsal tanım, sözlükten kopyalanan bir cümle değil, araştırma sorusuna göre verilmiş bir seçimdir.

Yaygın yanlışOperasyonel tanımın kavramın kendisi olduğu sanılır.
Doğrusu

Bir araştırmacı ölçtüğü dar işlemi başta tanımladığı geniş kavramla eş tutar ve raporun sonunda ikisi arasındaki fark unutulur. Operasyonel tanım kavramın yalnızca sahada yakalanabilen bir kesitidir, tamamı değildir.

Yaygın yanlışİki çalışma aynı kelimeyi kullanıyorsa sonuçlarının doğrudan karşılaştırılabileceği düşünülür.
Doğrusu

Kelimenin aynı olması, arkasındaki kavramsal ve operasyonel tanımın da aynı olduğu anlamına gelmez. İki çalışma "komşuluk" yazsa bile biri isim bilmeyi, öteki yardımlaşmayı ölçüyorsa, iki bulgu yan yana konulamaz.

Yaygın yanlışOperasyonelleştirmenin yalnız nicel araştırmanın işi olduğu, nitel çalışmada buna gerek kalmadığı sanılır.
Doğrusu

Nitel bir çalışmada da araştırmacı sahada neyi kaydedeceğine, hangi ifadeyi ilgili sayıp hangisini dışarıda bırakacağına karar vermek zorundadır. Kayıt kuralı yazılı bir anket sorusu biçiminde olmasa bile, bu karar yine bir operasyonel tanımdır.

Yaygın yanlışKavram kaymasının yalnız dikkatsiz ya da kötü niyetli araştırmacılarda görüldüğü sanılır.
Doğrusu

Kayma, kavramsal tanım ile operasyonel tanım arasındaki boşluk zaten var olduğu için, en dikkatli çalışmada bile fark edilmeden büyüyebilir. Güvence dikkatsizliği suçlamak değil, iki tanımı yazılı tutup aralarındaki mesafeyi düzenli olarak gözden geçirmektir.

Aklında kalsın

  1. Kavramsallaştırma, bir kavramın gündelik dildeki çok anlamlılığından hangisinin bu araştırmada kullanılacağına karar vermektir.
  2. Kavramsal tanım hâlâ soyuttur ve işi, operasyonel tanımın hangi yönü karşılaması gerektiğini belirlemektir.
  3. Operasyonelleştirme, seçilen anlamın sahada hangi somut gözlem ya da soruyla tanınacağına karar vermektir.
  4. Aynı kavramsal tanımdan birden fazla geçerli operasyonel tanım çıkabilir ve hiçbiri tek başına doğru sayılmaz.
  5. Kavram kayması, ölçülen dar işlemin başta tanımlanan geniş kavramla fark edilmeden eş tutulmasıdır.
  6. İki çalışmanın aynı kelimeyi kullanması, aynı kavramsal ve operasyonel tanıma sahip oldukları anlamına gelmez.
  7. Operasyonelleştirme nicel araştırmaya özgü değildir, nitel çalışmada da sahada neyin kaydedileceğine karar vermek gerekir.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek bir kavramın tek bir soruya, tek bir gözleme nasıl indirgendiğini gördük; ama sahadaki her kavram bu kadar cömert davranmıyor.

Çoğu zaman bir kavram, tek bir soruyla değil birkaç ayrı parçayla birlikte tanınabilir hâle geliyor. Bu parçaların her biri kavramın farklı bir yüzünü taşıyor ve aralarındaki ilişki rastgele değildir. Bazı parçalar birbirinin altında sıralanıyor, bazıları yan yana duruyor ve bir kişiden bir kişiye hangi parçanın değiştiği ayrıca not edilmesi gereken bir bilgi taşıyor.

İki araştırmacının komşuluk anlaşmazlığına dönersek, ikisi de aslında birden fazla parçadan yalnız birini seçmişti ve öteki parçaları hiç görmemişti. Bu parçaların birlikte nasıl bir yapı kurduğunu, hangisinin hangi düzeyde durduğunu ve kişiden kişiye neyin farklılaştığını görmek, kavramı sahaya indirmenin bir sonraki katmanıdır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.