Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir nedensellik iddiasının önünde duran yedi engel.
- Birlikte hareket etmek bir yön göstermez; aynı tablo üç ayrı duruma uyar.
- Zamansal öncelik gösterilmelidir ve tek kesitli veride gösterilemez.
- Karşıolgusal soru hiçbir zaman doğrudan gözlenemez; onun yerine bir karşılaştırma grubu kurulur.
- Karşılaştırma grubu, maruz kalanlardan yalnız o neden bakımından ayrılmalıdır.
- Gönüllü katılım kendi kendini seçen bir grup üretir ve fark programdan önce başlamış olabilir.
- Bir etkinin varlığını göstermek, nasıl kurulduğunu göstermez; taşıma için mekanizma gerekir.
- Sonuç çıkmadığında zincirin hangi halkasının kırıldığı, ara adımlar ölçülmeden bilinemez.
Açılış sahnesi
Bir şirket, tesislerinden birinde gönüllü katılıma açık bir hareket programı başlatıyor. Bir yıl sonra kayıtlar çıkarılıyor: programa katılanların devamsızlık günleri, katılmayanlara göre belirgin biçimde az.
İnsan kaynakları müdürü sonucu net buluyor. Program bütün tesislere yayılacak ve bütçe hazırlanıyor.
Bir analist üç soru soruyor ve toplantı uzuyor.
Birinci soru: programa kimler katıldı? Kayıtlara bakılıyor. Katılanların neredeyse tamamı gündüz vardiyasında ve sabit saatlerle çalışan kişiler. Gece vardiyasındakiler zaten katılamıyordu ve devamsızlıkları da başka sebeplerle yüksek.
İkinci soru: program mı devamsızlığı azalttı, yoksa zaten az devamsızlık yapanların mı katılacak zamanı vardı?
Üçüncü soru en rahatsız edici olanı. Diyelim ki program gerçekten işe yarıyor. Neyi sayesinde? Hareket etmek mi, makinenin başından yarım saat uzaklaşmak mı, başka bölümlerden insanlarla aynı odada bulunmak mı?
Müdür itiraz ediyor: "Sonuç ortada, sebebini bilmek şart mı?"
Analist cevabı veriyor: "Öteki tesislerde spor salonu yok. Neyin işe yaradığını bilmezsek neyi kuracağımızı da bilemeyiz."
Bu derste ne olacak
Şirket, program ve o toplantı kurgu. Sahnenin işi, bir nedensellik iddiasının önündeki üç ayrı engeli tek bir kararın içinde göstermek.
Geçen ders, bir düzeyden ötekine geçerken nelerin gösterilmesi gerektiğini ortaya koydu ve sonunda bir soruyu askıda bıraktı. İki şeyin yan yana seyretmesi, birinin ötekini doğurduğu anlamına gelir mi?
Gelmez ve bu ders aradaki mesafeyi kapatmaya uğraşıyor.
İki olgunun birlikte seyretmesi, ikisini birden etkileyip sahte bir bağ üreten üçüncü etken ve okun ters yönde işleme ihtimali bu akademide daha önce adlandırılmıştı. Burada onları yeniden tanımlamayacağız; bir nedensel iddianın karşılamak zorunda olduğu koşulları kurup çoğu tartışmanın atladığı yere geleceğiz.
O yer, açılış sahnesindeki üçüncü sorudur. Bir şeyin işe yaradığını göstermek ile neyi sayesinde işe yaradığını göstermek ayrı işlerdir ve ikincisi olmadan hiçbir bulgu başka bir yere taşınamaz.
Sıfır noktası — birlikte gitmek yetmiyor
İki olgunun birlikte hareket ettiğini görmek bir başlangıçtır ve tek başına hiçbir yönü göstermez.
Bir nedensellik iddiasının karşılaması gereken koşullar bellidir ve birlikte hareket etmek bunlardan yalnız biridir. İkincisi sıradır.
Mekanizma — üçüncü koşul ve asıl soru
Üçüncü koşul, aradaki ilişkinin başka bir etkenden gelmediğinin gösterilmesidir. Bu akademide o etkeni daha önce adlandırmıştık ve bu derste onun ötesine geçiyoruz.
Sonucu bilip nedenini bilmemek
Şimdi açılış sahnesindeki müdürün itirazına dönelim. Sebebini bilmek gerçekten şart mı?
Kuramsal mercekler
Bir nedensellik iddiası için neyin yeterli sayılacağı konusunda üç ayrı tutum bulunuyor ve hangisinin benimsendiği tasarımı baştan değiştiriyor.
Bir tutum karşılaştırmanın kalitesini yeterli sayar. Buradaki ilkeye göre iyi kurulmuş bir karşılaştırma, mekanizma bilinmese bile nedensel bir sonuç verir; önemli olan iki grubun yalnız o neden bakımından ayrışmasıdır. Bu tutumun üstünlüğü, ölçütünün dışarıdan denetlenebilmesidir. Zorlandığı yer, elde edilen sonucun başka bir yere taşınamaması ve "burada işe yaradı" cümlesinin ötesine geçememesidir.
İkinci tutum mekanizmayı zorunlu görür. Bu görüşe göre ara adımlar gösterilmeden bir ilişki açıklanmış sayılmaz; sosyolojinin işi bir etkinin varlığını bildirmek değil, o etkinin nasıl kurulduğunu anlatmaktır. Verdiği şey, bulgunun aktarılabilir olması ve kuramla bağ kurmasıdır. Açıkta bıraktığı nokta, mekanizmanın çoğu zaman doğrudan gözlenememesi ve önerilen zincirin kendisinin de bir iddia olmasıdır.
Üçüncü tutum ikisini birbirinin sınaması sayar. Buradaki öneri, karşılaştırmayla bulunan etkinin ara adımlarla sınanması ve ara adımlarla önerilen zincirin karşılaştırmayla doğrulanmasıdır; ikisi tek başına eksik, birlikte denetlenebilirdir. Bu tutumun pratik değeri, bir uygulama beklenen sonucu vermediğinde nerede arayacağını bilmesidir. Zayıf tarafı, iki tarafı birden ölçmenin maliyeti ve çoğu çalışmada yalnız birinin bulunabilmesidir.
Yaygın yanlışÜçünden birinin tek başına yeterli olduğu düşünülür.
Karşılaştırma kalitesi aranmazsa hiçbir etki güvenilir biçimde gösterilemiyor. Mekanizma sorulmazsa bulgu bulunduğu yerde kalıyor ve hiçbir yere taşınamıyor. İkisi birbirini sınamazsa da bir uygulama işe yaramadığında sorunun nerede olduğu bilinemiyor. Üçü aynı iddianın ayrı denetimleri.
Ölçek
Bir nedensellik iddiasının nerede kurulduğu, hangi engelin öne çıkacağını belirliyor.
Tek bir kişide neden aramak bir biyografi işidir. Kişi kendi hayatındaki dönüm noktasını anlatır ve anlattığı sıra, yaşananın sırası olmayabilir; insanlar geçmişi sonradan tutarlı hâle getirerek hatırlar. Bu ölçekte zamansal öncelik en kırılgan koşuldur ve tek çare, olayların o sırada tutulmuş kayıtlarına bakmaktır.
Bir kurumda neden aramak bir karşılaştırma işidir. Aynı kurumda uygulamaya girenlerle girmeyenler bulunur ve asıl güçlük, ikisinin baştan farklı olup olmadığıdır. Bu ölçekte en sık rastlanan sorun, katılımın gönüllü olması ve kendi kendini seçen bir grup üretmesidir.
Toplum ölçeğinde neden aramak bir tarih işine dönüşür. Karşılaştırılacak ikinci bir toplum yoktur ve düzenlemenin öncesi ile sonrası karşılaştırılır; bu arada başka çok şey de değişmiştir. Bu ölçekte mekanizma, karşılaştırmanın zayıflığını telafi eden asıl dayanak hâline gelir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Nedensel bir iddianın ne kadar dayanıklı olduğu, sonucun büyüklüğünden değil karşılaştırmanın nasıl kurulduğundan anlaşılır.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Kamu ve kurum uygulamalarının değerlendirilme biçimi, Türkiye'de bu dersin engellerinin en sık göründüğü zemin.
Birincisi katılımın gönüllü olması ve karşılaştırma grubunun buradan zayıflaması. Bir destek ya da eğitim programına başvuranlarla başvurmayanlar çoğu zaman baştan farklı kişiler; başvurma kapasitesinin kendisi bir ayrım hattı ve bu fark, sonuca program etkisi olarak yazılabiliyor.
İkincisi tek kesitli ölçümlerin yaygınlığı. Uygulama sonrası tek bir ölçüm yapıldığında, öncesine ait bir kayıt bulunmadığı için ne sıra ne değişim gösterilebiliyor. Öncesi ve sonrası ölçümünün tasarıma baştan konması ek maliyet gerektirmiyor ve çoğu zaman planlanmıyor.
Üçüncüsü mekanizmanın raporlarda yer almaması. Bir uygulamanın işe yaradığı bildirildiğinde, hangi parçasının iş gördüğü çoğu zaman yazılmıyor; program başka bir ile ya da başka bir kuruma taşındığında, taşınan şeyin doğru parça olup olmadığı bilinemiyor ve sonuç tekrarlanmadığında sebebi de bulunamıyor.
Buna karşılık tek bir düzenleme farkı tabloyu tersine çevirebiliyor. Uygulama öncesi ölçümü ve karşılaştırma grubunu şart koşan destek programlarında, sonuç ne çıkarsa çıksın iddia denetlenebiliyor ve tıkanmanın hangi halkada olduğu aranabiliyor. Şartın konmadığı programlarda değerlendirme, iş bittikten sonra eldeki tek ölçümle yapılıyor ve o ölçüm hiçbir yönü gösteremiyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBirlikte hareket etmenin bir yön gösterdiği sanılır.
Aynı tablo, okun iki yönü için de aynı biçimde görünür ve üçüncü bir etkenin ürettiği bir bağ için de. Bu akademide bu üç ihtimali daha önce adlandırmıştık; bir tablo bunların hangisi olduğunu kendi başına söylemez.
Yaygın yanlışZamansal öncelik kolay bir koşul sayılır.
Tek bir zaman kesitinde toplanan veride hangisinin önce geldiği görülmez ve insanlar geçmişi sonradan düzenleyerek hatırlar. Sırayı göstermenin tek yolu, en az iki zamanda ölçmek ya da o sırada tutulmuş kayıtlara bakmaktır.
Yaygın yanlışGönüllü katılanlarla katılmayanların karşılaştırılabileceği düşünülür.
Katılmak bir tercihtir ve o tercihi yapabilenler çoğu zaman baştan farklıdır; ortaya çıkan fark, programa yazılmadan önce grupların birbirinden ne kadar ayrıldığının gösterilmesi gerekir. Bu gösterilmediğinde bulunan etki, seçimin kendisinden geliyor olabilir.
Yaygın yanlışSonucun bilinmesi yeterli sayılır ve mekanizma bir ayrıntı görülür.
Uygulama aynı yerde sürdürülecekse bu doğru olabilir; başka bir yere taşınacaksa hangi parçanın taşınacağı bilinmeden karar verilemez. Mekanizma boşluğu bir kusur olmak zorunda değildir ve raporda yazılmak zorundadır.
Yaygın yanlışBir uygulama sonuç vermediğinde nedensel iddianın çürüdüğü düşünülür.
Zincirin herhangi bir halkası kırılmış olabilir; uygulama hiç yürütülmemiş, ara adımlardan biri gerçekleşmemiş ya da ölçüm sonucu yakalayamamış olabilir. Ara adımlar ölçülmeden hangi ihtimalin geçerli olduğu söylenemez.
Aklında kalsın
Bir nedensellik iddiasının önünde duran yedi engel.
- Birlikte hareket etmek bir yön göstermez; aynı tablo üç ayrı duruma uyar.
- Zamansal öncelik gösterilmelidir ve tek kesitli veride gösterilemez.
- Karşıolgusal soru hiçbir zaman doğrudan gözlenemez; onun yerine bir karşılaştırma grubu kurulur.
- Karşılaştırma grubu, maruz kalanlardan yalnız o neden bakımından ayrılmalıdır.
- Gönüllü katılım kendi kendini seçen bir grup üretir ve fark programdan önce başlamış olabilir.
- Bir etkinin varlığını göstermek, nasıl kurulduğunu göstermez; taşıma için mekanizma gerekir.
- Sonuç çıkmadığında zincirin hangi halkasının kırıldığı, ara adımlar ölçülmeden bilinemez.
Sonraki derse köprü
Bu kurs boyunca parçaları tek tek kurduk. Soruyu daralttık, türünü belirledik, çerçeveyi yazdık, çıkarımın yönünü ayırdık, birimi seçtik ve nedensellik iddiasının koşullarını çıkardık.
Altı ders, altı ayrı karar.
Şimdi bir sorun kalıyor ve o sorun bu kursun kendi kurgusundan doğuyor.
Bu kararları sırayla ve birbirinden bağımsız gibi anlattık. Gerçek bir çalışmada ise hiçbiri ötekinden bağımsız değil. Birimi seçmek hangi yöntemin kullanılabileceğini daraltıyor. Nedensellik iddiası kurmak istemek, veriyi en az iki zamanda toplamayı zorunlu kılıyor. Mekanizma göstermek istemek, sahaya çıkmadan önce ara adımların ölçüsünü belirlemeyi gerektiriyor.
Kararlar birbirini kilitliyor ve sırayla alınmıyor; birlikte alınıyor.
Üstelik bir çalışma başladıktan sonra da bitmiyorlar. Sahada karşılaşılan her tıkanma bir kararı yeniden açıyor ve açılan karar ötekileri de sarsıyor.
Kursun son dersi bu bağlantıyı ele alıyor. Bir araştırmanın hangi aşamalardan geçtiğini, hangi kararın hangisini kısıtladığını ve bir tasarımın nerede sabitlenip nerede esnek bırakılacağını konuşacağız.