İçeriğe geç

YON-301-03·Sosyolojik Araştırmanın Mantığı

Kuram, kavram, hipotez ve gözlem

temel2.481 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir araştırmada kuramın nerede iş gördüğünü gösteren yedi madde.

  1. Kuram bir tahmin değil, tahminlerin çıktığı çerçevedir; gücü neyi dışarıda bıraktığındadır.
  2. Kavram bir kelime değil, kelimeye bağlanmış bir ayrımdır; sınırı çizilemeyen kavram gözlemde iş görmez.
  3. Hipotez kuramın tamamı değil, sınanmak üzere daraltılmış tek bir iddiadır.
  4. Gözlem bakmak değildir; neyin kaydedilmeyeceği kararı gözlemden önce verilir.
  5. Çerçevesiz bakmak tarafsızlık değil, sonuçsuzluktur.
  6. Hiçbir gözlem çerçeveden bağımsız değildir; çare tarafsızlık iddiası değil çerçevenin yazılmasıdır.
  7. Bir sınama tutmadığında suç hipotezde olmayabilir; yazılmamış yardımcı varsayımlar da kırılmış olabilir.

Açılış sahnesi

Bir eğitim araştırmasında üç kişi aynı ders saatini izliyor. Üçü de sınıfın arkasında oturuyor ve not tutuyor.

Ders bitince notlar karşılaştırılıyor.

Birinci gözlemcinin defterinde bir çizelge var: kim, kaç kez, ne kadar süreyle konuştu. Sayılar düzgün tutulmuş.

İkinci gözlemcinin defterinde başka bir çizelge var: kimin sözü kesildi, kim kesti, kesme sonrası konuşma kime döndü.

Üçüncü gözlemci hiçbir çizelge hazırlamamış. "Önyargısız bakmak istedim" diyor. Defterinde altı sayfa var: pencerenin açık olduğu, bir öğrencinin kalem düşürdüğü, öğretmenin iki kez tahtayı sildiği, arka sırada bir fısıltı.

Ekip üç defteri masaya koyuyor.

İlk ikisi aynı saati anlatıyor ve iki ayrı sınıf tarif ediyor. Üçüncüsü hiçbir sınıf tarif etmiyor.

Üçüncü gözlemci en tarafsız olandı ve elinde en az bilgi kaldı.

Bu derste ne olacak

Sınıf, üç gözlemci ve o ders saati kurgu; sahne, bakışın nasıl yönlendiğini tek bir odada göstermek üzere kuruldu.

Geçen ders bir çalışmanın ne vaat ettiğine göre tür aldığını gösterdi. Sonunda bir şeyi açıkta bıraktık: dört türün de beslendiği bir kaynak var ve adını koymadık.

Bu ders o kaynağı ele alıyor.

Kimse alana eli boş girmez. Herkesin kafasında neyin olabileceğine ve neyin önemli sayılacağına dair bir düzen bulunur; o düzen neyin kaydedileceğini önceden belirler. Açılış sahnesinin gösterdiği gibi, o düzeni bırakmak tarafsızlık üretmiyor, sonuçsuzluk üretiyor.

Başlıktaki dört kavramı sırayla tanımlayıp aralarındaki zinciri kuracağız. Sonra iki zor noktaya geleceğiz: gözlemin niçin hiçbir zaman tamamen bağımsız olmadığı ve bir sınama tutmadığında suçun aslında nereye düştüğü.

Sıfır noktası — kuram bir tahmin değildir

Gündelik dilde kuram, doğrulanmamış bir tahmin anlamında kullanılıyor. Bilimsel kullanımı neredeyse tam tersi.

Mekanizma — kavramdan hipoteze

Kuram doğrudan sınanmaz. Sınanabilir hâle gelmesi için iki basamak daha var.

Gözlem niçin bağımsız değil

Açılış sahnesindeki iki defterin ayrışması bir kusur değildi. Bunun bir adı var ve yöntem tartışmasının merkezinde duruyor.

Sınama tutmadığında suç kimin

İkinci zor nokta, hipotez sınandığında ortaya çıkıyor ve çoğu ders kitabında hızla geçiliyor.

Kuramsal mercekler

Hangisi önce gelir, kuram mı gözlem mi? Yöntem tartışmasının en eski ayrım çizgisi burada duruyor ve üç yerleşik yanıt bulunuyor.

Bir cevap kuramı öne alır. Buradaki görüşe göre araştırma bir beklentiyle başlar; gözlem, o beklentiyi sınamak için düzenlenir ve çerçevesiz veri diye bir şey yoktur. Bu cevabın gücü, açılış sahnesindeki üçüncü defterin niçin işe yaramadığını doğrudan açıklamasıdır. Zorlandığı yer, kuramın öngörmediği olguların hiç kaydedilmemesi ve alanın kendi beklentilerini sürekli doğrulaması riskidir.

İkinci cevap gözlemi öne alır. Bu görüşe göre çalışma alanda karşılaşılanla başlar; kavramlar ve açıklama, kaydedilenden yükselir. Verdiği şey, hazır çerçevelerin dışına çıkabilmek ve beklenmeyeni görebilmektir. Açıkta bıraktığı nokta, hiçbir çerçeve olmadan neyin kaydedileceğine karar verilememesi; "veriden yükselen" kavramların da bir bakış açısından süzüldüğü çoğu zaman itiraf edilmez.

Üçüncü cevap ikisi arasında gidip gelmeyi savunur. Buradaki öneri, çerçeveyi açıkça yazmak, alana o çerçeveyle gitmek, tutmayan yerleri kaydetmek ve çerçeveyi buna göre değiştirmektir; süreç tek yönlü değil döngüseldir. Bu tutumun pratik değeri, hem yönlendirmeyi hem esnekliği korumasıdır. Zayıf tarafı, döngünün nerede durdurulacağının belirsiz kalması ve sürekli değişen bir çerçevenin sonunda hiçbir şeyi sınayamamasıdır.

Yaygın yanlışBu üç cevaptan birinin doğru olduğu sanılır.
Doğrusu

Kuramın önceliği kabul edilmezse gözlemin niçin seçili olmak zorunda olduğu anlaşılmıyor. Gözlemin önceliği yok sayılırsa alan yalnız kendi beklediğini görür. Gidip gelmeye izin verilmezse sahada tutmayan bir çerçeve çalışmanın sonuna kadar sürüklenir. Bu üçü birbirinin rakibi değil, aynı sürecin ardışık uğrakları.

Ölçek

Çerçevenin nerede iş gördüğü, çalışmanın büyüklüğüne göre değişiyor.

Tek bir gözlemcide çerçeve bir dikkat düzenidir. Ne kaydedileceği kararı, o kişinin bir saat boyunca nereye bakacağını belirler ve kaçırdığı şeyler bir daha geri gelmez. Bu ölçekte en yararlı önlem, kaydın yanında çerçevenin de yazılı tutulması ve sonradan okunabilmesidir.

Bir ekipte çerçeve bir uzlaşma metnidir. Birden çok kişi aynı olguyu kaydediyorsa, kavramların sınırlarının herkeste aynı olması gerekir; aksi hâlde toplanan kayıtlar birleştirilemez. Ekip çalışmalarında en sık kaybedilen şey veri değil, kayıtlar arasındaki karşılaştırılabilirliktir.

Bir alanın birikiminde çerçeve bir görüş açısıdır ve uzun vadede neyin hiç incelenmediğini belirler. Yerleşik çerçevelerin sormadığı sorular, veri yok diye değil kimse aramadığı için boş kalır. Bir konuda bilgi bulunmamasının sebebinin ilgisizlik değil sorulmamışlık olabileceğini önceki derslerden biliyoruz; o boşlukların büyük kısmı burada doğuyor.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Çerçevenin gözlemi biçimlendirdiğini nereden biliyoruz? Bu iddia denenmiş ve tekrarlanmış durumda.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de yürütülen çalışmalarda bu dersin ayrımları en çok kavram düzeyinde sınanıyor.

Birincisi ödünç alınan kavramların sınırlarının birlikte gelmemesi. Başka bir bağlamda geliştirilmiş bir kavram aktarıldığında, kapsam koşulları çoğu zaman geride kalıyor ve kavram burada başka bir şeyi işaret etmeye başlıyor. Bu akademide bir kavramın başka bir alandan alınmasının ürettiği güçlüğü daha önce işaretlemiştik; sorun kavramın yabancılığı değil, sınırının yeniden çizilmemesi.

İkincisi hipotezin yazılmadan sınanması. Bir beklenti metne yalnız sonuç bölümünde giriyorsa, o beklentinin veriden önce mi sonra mı oluştuğu okurun elinde bir bilgi olarak bulunmuyor. Bu, kötü niyet göstermez; yazım geleneğinin bir sonucu ve düzeltilmesi tek bir bölüm eklemekten ibaret.

Üçüncüsü kodlama kılavuzlarının yayımlanmaması. Nitel çalışmalarda kavramların sınırları çoğu zaman ekibin içinde kalıyor; kılavuz yayımlanmadığında ne başka bir ekip aynı işi tekrarlayabiliyor ne de kavramın nerede bittiği tartışılabiliyor.

Yayın geleneklerinin bu noktada belirleyici olduğu bir karşıt örnek var. Sınanacak beklentilerin ve ölçüm kararlarının veri toplanmadan önce kayda geçirildiği düzenlerde, sonuç ne çıkarsa çıksın önceki metinle karşılaştırılabiliyor ve sonradan yazılmış bir beklenti kolayca ayırt ediliyor. Böyle bir kaydın bulunmadığı yerlerde ise okur, beklentinin ne zaman oluştuğunu yazarın ifadesine güvenerek kabul etmek zorunda kalıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKuram, doğrulanmamış bir tahmin sanılır.
Doğrusu

Gündelik kullanım ile yöntem kullanımı burada birbirinin tersidir; kuram tahminlerin çıktığı çerçevedir ve gücü kapsamından çok neyi dışarıda bıraktığından gelir. Her sonucu açıklayabilen bir çerçeve güçlü değil, sınanamaz demektir.

Yaygın yanlışÇerçevesiz bakmanın tarafsızlık olduğu düşünülür.
Doğrusu

Seçim yapılmadığında kayıt her şeyi içerir ve hiçbir soruya cevap vermez; açılış sahnesindeki üçüncü defter bunun örneğidir. Tarafsızlık, çerçeveyi bırakmakla değil hangi çerçeveyle bakıldığını yazmakla sağlanır.

Yaygın yanlışBir hipotezin çürütülmesi kuramın çöktüğü biçiminde okunur.
Doğrusu

Hipotez kuramın bir köşesinden alınmış tek bir iddiadır ve sınama, yazılmamış birkaç yardımcı varsayımla birlikte yapılır. Olumsuz bir sonuç, hangi halkanın kırıldığı gösterilmeden bir çürütme sayılamaz.

Yaygın yanlışYardımcı varsayımlara başvurmak bir savunma refleksi sayılır.
Doğrusu

Ek koşulların varlığı gerçektir ve her sınamada bulunur; sorun bunlara başvurmak değil, sonuç geldikten sonra icat etmektir. Baştan yazıldıklarında bu koşullar bir kaçamak değil, tasarımın denetlenebilir parçası olur.

Yaygın yanlışİki gözlemcinin farklı şey kaydetmesi bir hata sayılır.
Doğrusu

Ayrışma, iki çerçevenin farklı olmasından gelir ve çoğu zaman bir kusur değil bir bilgidir; iki kayıt birleştirildiğinde tek bir kaydın vermeyeceği bir sonuç çıkabilir. Asıl kusur, ayrışmanın sebebini araştırmadan birini doğru ilan etmektir.

Aklında kalsın

Bir araştırmada kuramın nerede iş gördüğünü gösteren yedi madde.

  1. Kuram bir tahmin değil, tahminlerin çıktığı çerçevedir; gücü neyi dışarıda bıraktığındadır.
  2. Kavram bir kelime değil, kelimeye bağlanmış bir ayrımdır; sınırı çizilemeyen kavram gözlemde iş görmez.
  3. Hipotez kuramın tamamı değil, sınanmak üzere daraltılmış tek bir iddiadır.
  4. Gözlem bakmak değildir; neyin kaydedilmeyeceği kararı gözlemden önce verilir.
  5. Çerçevesiz bakmak tarafsızlık değil, sonuçsuzluktur.
  6. Hiçbir gözlem çerçeveden bağımsız değildir; çare tarafsızlık iddiası değil çerçevenin yazılmasıdır.
  7. Bir sınama tutmadığında suç hipotezde olmayabilir; yazılmamış yardımcı varsayımlar da kırılmış olabilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste kuramdan gözleme giden yolu kurduk. Çerçeve yazıldı, kavram sınırlandı, hipotez daraltıldı ve kayıt seçili hâle geldi.

Yolun yönü hep aynıydı: yukarıdan aşağıya.

Oysa açılış sahnesindeki ikinci gözlemcinin çerçevesi nereden geldi? Kimin sözünün kesildiğini kaydetmeye karar vermesi için, birinin daha önce bunun önemli olabileceğini fark etmesi gerekiyordu. O fark, bir kuramdan türetilmemişti; birileri odalarda oturup bunu görmüştü.

Demek ki ters yönde işleyen bir yol da var. Tek tek gözlemlerden genel bir iddiaya çıkmak mümkün ve o çıkışın kendi kuralları, kendi riskleri var.

Üçüncü bir yol daha var ve en az konuşulanı o. Bazen elimizde ne bir kural ne yeterli gözlem bulunur; yalnız şaşırtıcı bir durum vardır ve araştırmacı onu açıklayabilecek en makul hikâyeyi arar. Bu üçüncü hareket, sahada en sık yapılan ve en az adlandırılan iştir.

Sıradaki ders bu üç yönü ayırıyor. Genelden tekile inmenin, tekilden genele çıkmanın ve şaşırtıcı olandan en makul açıklamaya atlamanın nasıl işlediğini, her birinin neyi garanti edip neyi edemediğini konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.