İçeriğe geç

YON-301-02·Sosyolojik Araştırmanın Mantığı

Betimleyici, açıklayıcı, keşfedici ve değerlendirici araştırma

temel2.478 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir çalışmanın türünü ayırt ederken işine yarayacak yedi cümle.

  1. Tür, kullanılan araçla değil sonunda kurulacak cümleyle belirlenir.
  2. Betimleyici çalışma tabloyu kurar; açıklayıcı çalışma o tablonun üzerine oturur.
  3. Keşfedici çalışmanın vaadi cevap değil, sonraki çalışmanın sorularıdır.
  4. Değerlendirici çalışmanın ölçütü dışarıdan gelir: uygulamanın kendi hedefi.
  5. Değerlendirmede iki soru vardır; uygulama yürütüldü mü ve sonuç oluştu mu.
  6. Her türün kendi başarı ölçütü vardır; bir çalışmayı başka bir türün ölçütüyle yargılamak haksız eleştiridir.
  7. Tür kaymasının işareti tek bir yerdedir: sonuç bölümündeki cümle, yöntem bölümünün taşıyabileceğinden büyükse kayma vardır.

Açılış sahnesi

Bir belediye, iki yıldır yürüttüğü bir bakım desteği için araştırma çağrısına çıkıyor. Çağrı metni kısa: "Desteğin incelenmesi."

Dört ekip başvuruyor ve dördü de desteği inceleyeceğini yazıyor.

Birinci ekip, destekten yararlanan hanelerin sayısını, hangi mahallelerde yoğunlaştığını ve hane büyüklüklerine göre dağılımını çıkaracağını söylüyor.

İkinci ekip, bazı hanelerin niçin başvurup bazılarının niçin başvurmadığını açıklayacağını yazıyor.

Üçüncü ekip, hanelerin bakım işini gündelik hayatta nasıl örgütlediğini anlamak için uzun görüşmeler yapacağını, konunun daha önce çalışılmadığını ve neyin sorulması gerektiğini bile bilmediklerini belirtiyor.

Dördüncü ekip, desteğin hedeflediği sonucu üretip üretmediğini ölçeceğini söylüyor.

Değerlendirme kurulunda bir üye şunu soruyor: "Biz ne öğrenmek istiyoruz?"

Odada sessizlik oluyor. Çağrıyı yazan kişi de dâhil kimsenin buna hazır bir cevabı yok.

Dört öneri de iyi yazılmış. Dördü dört ayrı iş yapıyor ve belediyenin hangisine ihtiyacı olduğu hiç kararlaştırılmamış.

Bu derste ne olacak

Belediye, çağrı ve dört ekip kurgu; sahne, tek bir konudan çıkan dört ayrı çalışmayı aynı masada yan yana koymak için yazıldı.

Geçen ders bir alanı tek bir soruya indirdi. O sorunun bir şey daha söylediğini sonda işaretlemiştik: nasıl kurulduğuna göre bambaşka bir çalışma istiyor.

Bu ders o ayrımı açıyor.

Bir araştırmanın türü, kullandığı yöntemle değil, ne vaat ettiğiyle belirlenir. Aynı görüşme tekniği dört türde de kullanılabilir; değişen şey, sonuçta hangi cümlenin kurulacağıdır.

Dört türü tek tek tanımlayacağız, her birinin başarı ölçütünü ayrı ayrı yazacağız ve en yaygın kusuru göreceğiz: bir türde başlayıp başka bir türde bitirilen çalışmalar.

Sıfır noktası — tür yöntemle değil vaatle belirlenir

Yöntem seçimi genellikle türden sonra gelir ve tersi yapıldığında çalışma tıkanır. Türü belirleyen şey daha baştaki bir sözdür.

Mekanizma — dört tür, dört vaat

Dört türün ikisini bu akademide soru düzeyinde tanımıştık. Şimdi çalışmanın tamamı için kuruyoruz ve iki tür daha ekliyoruz.

Betimleyici bir çalışma tabloyu kurar: ne kadar, nerede, kimde, nasıl dağılmış. Sebep aramaz ve sebep arayan çalışmaların üzerine oturduğu zemini üretir.

Açıklayıcı bir çalışma farkın niçin ortaya çıktığını sorar. Betimlemeden sonra gelir; henüz var olduğu gösterilmemiş bir farkın sebebi aranamaz.

En yaygın kusur

Şimdi açılış sahnesindeki asıl riske gelelim. Dört öneri türünü açıkça yazmıştı; çoğu çalışma bunu yapmaz.

Kuramsal mercekler

Bu dört tür arasında bir sıra ya da değer farkı var mı? Soruya verilen üç yanıt, alanda hâlâ yan yana duruyor.

Bir yanıt basamak sırası olduğunu söyler. Buradaki görüşe göre bilgi keşifle başlar, betimlemeyle sağlamlaşır, açıklamayla derinleşir ve ancak sonunda bir uygulama değerlendirilebilir; sıra atlandığında sonraki basamak boşluğa kurulur. Bu yanıtın gücü, sebep arayan çalışmaların niçin bu kadar sık tabloya takıldığını göstermesidir. Zorlandığı yer, alanların gerçekte bu sırayla ilerlememesi ve çoğu zaman bir değerlendirme ihtiyacının betimlemeyi başlatmasıdır.

İkinci yanıt türleri eşit ve bağımsız sayar. Bu görüşe göre dördü ayrı sorulara cevap veren eşdeğer işlerdir; hiçbiri ötekinin hazırlığı değildir ve her biri kendi başına tamamlanmış bir bilgi üretir. Verdiği şey, betimleyici ve keşfedici çalışmaların ikinci sınıf sayılmaktan kurtulmasıdır. Açıkta bıraktığı nokta, bazı türlerin gerçekten ötekinin çıktısına muhtaç olması; sebep arayan bir çalışma, betimleme olmadan neye bakacağını bilemez.

Üçüncü yanıt türü çalışmanın değil sorunun özelliği sayar. Buradaki iddiaya göre tür, araştırmacının seçtiği bir kimlik değil sorunun kendisinden çıkan bir zorunluluktur; iyi kurulmuş bir soru türünü zaten söylemiştir ve tartışma soru düzeyinde bitmelidir. Bu okumanın pratik değeri, tür tartışmasını tasarımın en başına taşımasıdır. Zayıf tarafı, sahada sorunun değişmesi durumunda türün de değişebileceğini yeterince hesaba katmamasıdır.

Yaygın yanlışBu üç yanıttan birinin doğru olduğu düşünülür.
Doğrusu

Basamak görüşü olmadan sebep arayan çalışmaların niçin zemin bulamadığı anlaşılmıyor. Türlerin eşitliği kabul edilmezse betimleme ve keşif hak etmedikleri biçimde küçümseniyor. Türün sorudan çıktığı görülmezse de tartışma tasarımın sonuna, düzeltmenin pahalı olduğu yere kalıyor.

Ölçek

Tür seçimi yalnız bir yöntem kararı değil; kimin ne bekleyeceğini de belirliyor.

Tek bir araştırmacının çalışmasında tür, zamanın nereye harcanacağını belirler. Keşfedici bir çalışma sahada uzun zaman ister ve az sayıda kişiyle derinleşir; betimleyici bir çalışma kısa görüşmelerle çok sayıda birime ulaşmayı gerektirir. İkisini aynı takvimle planlamak, ikisinin de yarım kalmasıyla sonuçlanır.

Bir kurumun sipariş ettiği çalışmada tür bir beklenti sözleşmesidir. Kurum bir hüküm beklerken ekip bir tablo teslim ettiğinde, iş teknik olarak eksiksiz ve karşı taraf açısından işe yaramaz olur. Türün çağrı metninde açıkça yazılması, bu uyuşmazlığın en ucuz çözümüdür.

Bir alanın birikiminde türlerin dağılımı belirleyici olur. Bir konuda yalnız betimleyici çalışmalar birikmişse sebep tartışması hiç başlamaz; yalnız değerlendirici çalışmalar varsa uygulamaların dışındaki olgular hiç incelenmez. Bir alanyazına bakarken hangi türün eksik olduğunu sormak, boşluk aramanın en hızlı yoludur.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bir çalışmanın türü ve o türe uyup uymadığı, metnin kendi iddiasına bakılarak değil birkaç dış denetimle anlaşılır.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de kurumların araştırma sipariş etme biçimi, bu dersteki ayrımların pratikte nasıl işlediğini doğrudan belirliyor.

Çağrı metinlerinde türün adının geçmemesi yaygın bir durum. "İncelenmesi" ya da "araştırılması" gibi ifadeler dört türü birden kapsıyor ve ekipler kendi anladıkları türde öneri hazırlıyor. Sonuç, açılış sahnesindeki tablo: teknik olarak iyi ama birbiriyle kıyaslanamaz öneriler.

İkincisi değerlendirme kültürünün görece yeni olması. Bir uygulamanın hedefinin önceden ve ölçülebilir biçimde yazılması, değerlendirici bir çalışmanın ön koşulu; hedef sonradan yazıldığında değerlendirme, uygulamayı kendi sonucuna göre yargılamak hâline geliyor ve hiçbir şey sınanmıyor.

Üçüncüsü keşfedici çalışmaların savunma yükü. Küçük katılımcı sayısı, kendi türünün ölçütüyle değerlendirilmediğinde bir zayıflık olarak okunuyor; ekipler bu yüzden keşfedici bir çalışmayı betimleyici bir dille sunma eğilimine giriyor ve bu, doğrudan tür kaymasına yol açıyor.

Kamu alım düzenlemeleri bu noktada bir karşıt örnek sunuyor. Araştırma çağrılarında türün ve teslim edilecek çıktı biçiminin baştan tanımlandığı düzenlerde, öneriler aynı ölçütle karşılaştırılabiliyor ve teslimde beklenti uyuşmazlığı çıkmıyor. Tanımın yapılmadığı düzenlerde ise aynı bütçe için birbirinin yerine geçmeyen işler yarışıyor ve seçim büyük ölçüde metnin ikna gücüne kalıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTürün yöntemle belirlendiği sanılır.
Doğrusu

Görüşme yapan her çalışma keşfedici, sayı üreten her çalışma betimleyici değildir; aynı araç dört türde de kullanılabilir. Türü belirleyen şey sonunda kurulacak cümledir ve o cümle tasarımdan önce yazılır.

Yaygın yanlışBetimleyici çalışmalar hazırlık işi sayılır.
Doğrusu

Bir tablo kurmak, sebep aramaktan daha kolay değildir ve çoğu tartışmanın tıkanma sebebi ortak bir tablonun bulunmamasıdır. Betimlemeyi küçümseyen bir alanda, açıklayıcı çalışmalar üzerine kurulacakları zemini bulamaz.

Yaygın yanlışKeşfedici çalışmalar katılımcı sayısıyla yargılanır.
Doğrusu

Bu türün vaadi genelleme değil, hangi soruların sorulacağını bulmaktır; ölçütü, ortaya çıkan kavramların alanda karşılık bulması ve sonraki çalışmalara soru vermesidir. Sayıyla yargılamak, bir çalışmayı başka bir türün ölçütüne göre değerlendirmektir.

Yaygın yanlışDeğerlendirmede sonucun çıkmaması uygulamanın işe yaramadığı biçiminde okunur.
Doğrusu

İki ihtimal vardır ve ayrılmaları zorunludur: uygulama yürütülmemiş olabilir ya da yürütülmüş ve sonuç vermemiş olabilir. Yürütmenin ayrıca izlenmediği bir değerlendirme, ikisi arasında karar veremez.

Yaygın yanlışSonuç bölümünde türün dışına çıkılabileceği düşünülür.
Doğrusu

Bir metinde en sık rastlanan kusur, yöntemin taşıyamayacağı bir cümlenin sonuçta belirmesidir; tablo kuran bir çalışma sebep, az sayıda görüşme yapan bir çalışma yaygınlık iddia eder. Sonuç bölümündeki her cümlenin yöntem bölümünde bir karşılığı bulunmalıdır.

Aklında kalsın

Bir çalışmanın türünü ayırt ederken işine yarayacak yedi cümle.

  1. Tür, kullanılan araçla değil sonunda kurulacak cümleyle belirlenir.
  2. Betimleyici çalışma tabloyu kurar; açıklayıcı çalışma o tablonun üzerine oturur.
  3. Keşfedici çalışmanın vaadi cevap değil, sonraki çalışmanın sorularıdır.
  4. Değerlendirici çalışmanın ölçütü dışarıdan gelir: uygulamanın kendi hedefi.
  5. Değerlendirmede iki soru vardır; uygulama yürütüldü mü ve sonuç oluştu mu.
  6. Her türün kendi başarı ölçütü vardır; bir çalışmayı başka bir türün ölçütüyle yargılamak haksız eleştiridir.
  7. Tür kaymasının işareti tek bir yerdedir: sonuç bölümündeki cümle, yöntem bölümünün taşıyabileceğinden büyükse kayma vardır.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir çalışmanın ne vaat ettiğini konuştuk ve dört türü ayırdık.

Bir şeyi hep örtük bıraktık.

Açıklayıcı bir çalışmanın sebep araması için, aranacak sebebin nereden geldiğini söylemedik. Değerlendirici bir çalışmanın hedefi ölçmesi için, o hedefin hangi kavramla tanımlandığını konuşmadık. Keşfedici bir çalışmanın kavram çıkarması için ise, bir kavramın ne olduğunu hiç tartışmadık.

Dördü de bir yerden besleniyor ve o yer henüz adlandırılmadı.

Bir araştırmacı sahaya boş elle gitmez. Zihninde beklentiler, ayrımlar ve olabilecekler hakkında bir çerçeve taşır; o çerçeve neyi göreceğini de belirler. Aynı odada duran iki araştırmacı, taşıdıkları çerçeve farklıysa farklı şeyler kaydeder.

Bu çerçevenin adı var ve bir de karşı tarafı: gözlemin kendisi. İkisi arasındaki ilişki, sosyolojinin en eski yöntem tartışması.

Sıradaki ders bu ilişkiyi ele alıyor. Bir kuramın ne işe yaradığını, kavramların nereden geldiğini, bir beklentinin nasıl sınanabilir bir cümleye dönüştüğünü ve gözlemin kuramı ne zaman değiştirdiğini konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.