Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dağınık bir meraktan tek bir soruya varmanın yedi basamağı.
- Elindekinin bir alan mı bir soru mu olduğunu sına: hangi bulgu bunu yanıtlar?
- Beş sınırlayıcıyı sırayla uygula: olgunun yüzü, birim, yer ve zaman aralığı, karşılaştırma, sınama ölçütü.
- Yöntemi en sona bırak; iyi daraltılmış bir soru hangi yöntemi gerektirdiğini kendisi söyler.
- Kapsam ile yanıtlanabilirlik ters gider; dar tut ve neye bağlandığını ayrıca yaz.
- Sorunun alandaki konumunu bir cümleyle belirt: yineleme, genişletme, boşluk doldurma ya da itiraz.
- Bir boşluk bulduğunda, sorulmamış mı yoksa denenip bırakılmış mı olduğunu ayır.
- Yapılabilirliği başta sına: veri, izin, beceri, süre, maliyet. Biri tıkanıyorsa soru yeniden daraltılır.
Açılış sahnesi
Bir öğrenci danışmanıyla ilk kez oturuyor. Ne çalışmak istediği soruluyor.
"Göç üzerine çalışmak istiyorum."
Danışman kâğıda not alıyor ve soruyor: göçün hangi tarafı? Gidenler mi, kalanlar mı, karşılayanlar mı?
Öğrenci düşünüyor. "Gidenlerin geride bıraktıkları."
İkinci soru geliyor: geride kalan ne? Ev mi, iş mi, akrabalık yükümlülükleri mi?
"Yükümlülükler. Kimin kime bakacağı meselesi."
Üçüncü soru: nerede ve hangi göç? Kırdan kente mi, yurt dışına mı, mevsimlik mi?
Konuşma bir saat sürüyor. Sonunda kâğıtta şu duruyor: bir aileden bir üye yurt dışına gittiğinde, hanedeki yaşlı bakımı sorumluluğunun kalanlar arasında nasıl yeniden dağıldığı.
Öğrenci kâğıda bakıyor ve içine sinmiyor.
"Bu çok küçük bir konu oldu" diyor. "Ben göçü çalışacaktım."
Danışman gülümsüyor ve kâğıdı geri itiyor. "Bir saat önce elinde bir konu vardı. Şimdi bir soru var. Aradaki fark, birinin çalışılabilir olması."
Bu derste ne olacak
Öğrenci, danışman ve o bir saat kurgu; sahne, daraltmanın nasıl bir iş olduğunu tek bir görüşmede göstermek üzere yazıldı.
Bir önceki kursta hep başkasının çalışmasını okuduk ve denetledik. Orada bir sorunun hangi koşullarda araştırılabilir sayıldığını da tanımıştık; kanıtla yanıtlanabilmesi, kapsamının yazılı olması ve çürütülebilir olması gerekiyordu.
Bu kurs okuma tarafından üretme tarafına geçiyor.
Ölçüt bilmek ile o ölçütü karşılayan bir soru üretmek ayrı işler. İkincisi bir sezgi meselesi değil; adımları olan, tekrarlanabilir ve öğretilebilir bir zanaat.
Bu derste o adımları çalışacağız. Nereden başlandığını, hangi sorularla daraltıldığını, daraltmanın niçin bir kayıp gibi hissettirdiğini, sorunun alandaki yerini ve son olarak elindeki zamanla gerçekten yapılıp yapılamayacağını konuşacağız.
Sıfır noktası — merak alanı bir soru değildir
Herkes bir yerden başlar ve o yer neredeyse hiçbir zaman bir soru değildir.
Mekanizma — daraltmanın adımları
Açılış sahnesindeki danışman rastgele sorular sormuyordu. Sorduğu şeylerin bir sırası vardı.
Küçülme duygusu
Öğrencinin "bu çok küçük bir konu oldu" demesi yaygın ve haklı bir tepki. Ders bunu geçiştirmiyor.
Ödünleşmeyi yönetmenin bilinen bir yolu var: soru dar tutulur ve o dar sorunun neye bağlandığı ayrıca yazılır. Bir çalışma küçük bir yeri kazar ve kazdığı yerin hangi büyük tartışmanın içinde durduğunu söyler.
Sorun nereye oturuyor
Bir soru boşlukta durmaz. Aynı alanda çalışmış başkaları vardır ve sorunun onlara göre nerede durduğu belirtilmelidir.
Yapabilir misin
Son sınırlayıcı en az konuşulanı ve en çok çalışma bitiren.
Kuramsal mercekler
Daraltmanın nerede durması gerektiği, yöntem eğitiminin en eski tartışmalarından biri ve üç ayrı tavsiye üretmiş durumda.
Bir tavsiye olabildiğince daraltmayı söyler. Buradaki gerekçe, ancak dar bir sorunun temiz biçimde yanıtlanabileceği ve bir alanın küçük ama sağlam bulgularla ilerlediğidir. Bu tavsiyenin gücü, tamamlanan çalışma sayısında görülür; dar sorular biter. Zorlandığı yer, çok sayıda dar bulgunun birbirine bağlanmadan birikmesi ve kimsenin resmin bütününü kurmamasıdır.
İkinci tavsiye yeterince geniş bırakmayı önerir. Bu görüşe göre bir soru, ancak bir tartışmaya bağlandığında değer taşır; fazla daraltılmış bir çalışma teknik olarak kusursuz ve önemsiz olabilir. Bu tavsiyenin verdiği şey, bulgunun bir yere eklenmesidir. Açıkta bıraktığı nokta, genişliğin çoğu zaman bir bitmeme biçimine dönüşmesi ve en çok terk edilen çalışmaların bu uçta toplanmasıdır.
Üçüncü tavsiye daraltmayı tek seferlik saymaz. Buradaki iddiaya göre soru, sahada ve veriyle karşılaştıkça değişir; başlangıçtaki soru bir başlangıç varsayımıdır ve onu savunmak çalışmayı bozar. Bu okumanın pratik değeri, ön denemelerin ve ara değerlendirmelerin tasarıma yerleştirilmesidir. Zayıf tarafı, sürekli değişen bir sorunun hiçbir zaman sınanamaz hâle gelebilmesi ve değişimin bir yerde durdurulması gerektiğidir.
Yaygın yanlışBu üç tavsiyeden birinin genel kural olduğu sanılır.
Daraltma savunulmazsa çalışma bitmiyor. Bağlanacak tartışma gösterilmezse biten çalışma bir yere eklenmiyor. Sorunun sahada değişebileceği kabul edilmezse ilk günkü varsayım çalışmanın sonuna kadar taşınıyor. Üçü aynı işin üç ayrı riskini gösteriyor ve hangisinin öne çıkacağı çalışmanın hangi aşamasında olduğuna bağlı.
Ölçek
Daraltma her çalışmada aynı işi görmüyor; büyüklük değişince tıkanan yer de değişiyor.
Tek kişilik bir çalışmada belirleyici olan yapılabilirliktir. Süre, erişim ve beceri tek bir kişide toplanır ve bunlardan biri tıkandığında soru yeniden yazılmak zorundadır. Bu ölçekte en sık yapılan hata, tasarımın bir ekip çalışması varsayarak kurulmasıdır.
Bir ekip çalışmasında belirleyici olan ortak tanımdır. Aynı soru üzerinde birden çok kişi çalıştığında, sınırlayıcıların herkes tarafından aynı biçimde anlaşılması gerekir; kimin hangi birimi kaydedeceği ve neyin kapsam dışı sayılacağı yazılı olmadığında ekip, aynı soruya farklı veriler toplar.
Bir araştırma programında belirleyici olan sorular arasındaki ilişkidir. Çok sayıda alt çalışma yürütülüyorsa, her birinin daraltılmış sorusu bir üst soruya bağlanmalıdır; aksi hâlde program, birbirinden bağımsız küçük bulguların toplandığı bir yığın hâline gelir ve bütünü kimse kuramaz.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Daraltmanın nasıl yapıldığı bir zevk meselesi değil; izlenebilir ve incelenmiş bir süreç.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkiye'de lisansüstü çalışmalarda daraltma sürecini biçimlendiren birkaç yapısal unsur var.
Birincisi konu ile danışman eşleşmesinin zamanlaması. Konunun danışman atanmadan önce belirlendiği durumlarda, daraltma yalnız öğrencinin kendi okumasına kalıyor ve beş sınırlayıcının bir bölümü hiç sorulmadan geçilebiliyor. Eşleşmenin erken yapıldığı durumlarda ise açılış sahnesindeki türden bir saat, aylarca sürecek bir dağınıklığı önlüyor.
İkincisi erişim ve izin süreçlerinin öngörülebilirliği. Kurum kayıtlarına ya da belirli topluluklara ulaşmak için gereken izinlerin ne kadar süreceği baştan bilinmediğinde, yapılabilirlik sınaması eksik yapılıyor ve tasarım sonradan değişmek zorunda kalıyor. Bu, iyi kurulmuş soruların en sık terk edilme sebebi.
Üçüncüsü alanyazın taramasının hangi dilde yapıldığı. Bir konunun Türkçe yazında hiç görünmemesi, başka dillerde de sorulmadığı anlamına gelmiyor; tersi de geçerli ve yerel yazında tartışılmış bir konu uluslararası alanda görünmeyebiliyor. Konum iddiası, tarama hangi dilleri kapsıyorsa o kadar güvenilir oluyor.
Bir karşıt örnek bu noktada öğretici. Öneri savunmasının zorunlu ve erken yapıldığı düzenlerde, beş sınırlayıcı ve yapılabilirlik kalemleri bir kurul önünde açıkça sorulur; soru sahaya çıkmadan önce dışarıdan denetlenmiş olur. Böyle bir aşamanın bulunmadığı düzenlerde aynı denetim, çalışma bittikten sonra ve geri dönüşü olmayan bir noktada yapılır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışMerak alanı bir araştırma sorusu sanılır.
Bir alan adı hangi bulgunun onu yanıtlayacağını söylemez ve bu yüzden ne doğrulanabilir ne çürütülebilir. Alanla soru arasındaki mesafe, bu derste anlatılan beş sınırlayıcıyla kapatılır ve bu iş veri toplamadan önce bitirilir.
Yaygın yanlışDaraltma bir küçülme sayılır.
Daralan şey sorunun kapsamıdır, çalışmanın değeri değil; dar bir soru, bağlandığı tartışma yazıldığında geniş bir konuşmaya katılır. Asıl küçülme, hiçbir zaman yanıtlanamayan geniş bir soruyla üç yıl geçirmektir.
Yaygın yanlışSorunun alandaki konumu yazılmaz.
Bir bulgu, neye eklendiği söylenmediğinde değerlendirilemez; yineleme mi, genişletme mi, boşluk doldurma mı, itiraz mı olduğu belirtilmelidir. Konumunu yanlış yazan bir çalışma, bulgusu sağlam olsa bile güven kaybeder.
Yaygın yanlışYapılabilirlik en sona bırakılır.
Veri, izin, beceri, süre ve maliyet kalemleri tasarım bittikten sonra denetlendiğinde, iyi kurulmuş bir soru yalnız erişilemediği için terk edilir. Bu beş kalem, sorunun ilk taslağıyla birlikte sorulur.
Yaygın yanlışDaraltmanın tek seferlik bir iş olduğu düşünülür.
Soru sahada ve veriyle karşılaştıkça değişir; ilk günkü cümleyi sonuna kadar savunmak çalışmayı bozar. Değişimin kaydını tutmak ve nerede durdurulacağını önceden söylemek, hem esnekliği hem sınanabilirliği korur.
Aklında kalsın
Dağınık bir meraktan tek bir soruya varmanın yedi basamağı.
- Elindekinin bir alan mı bir soru mu olduğunu sına: hangi bulgu bunu yanıtlar?
- Beş sınırlayıcıyı sırayla uygula: olgunun yüzü, birim, yer ve zaman aralığı, karşılaştırma, sınama ölçütü.
- Yöntemi en sona bırak; iyi daraltılmış bir soru hangi yöntemi gerektirdiğini kendisi söyler.
- Kapsam ile yanıtlanabilirlik ters gider; dar tut ve neye bağlandığını ayrıca yaz.
- Sorunun alandaki konumunu bir cümleyle belirt: yineleme, genişletme, boşluk doldurma ya da itiraz.
- Bir boşluk bulduğunda, sorulmamış mı yoksa denenip bırakılmış mı olduğunu ayır.
- Yapılabilirliği başta sına: veri, izin, beceri, süre, maliyet. Biri tıkanıyorsa soru yeniden daraltılır.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir alanı bir soruya indirdik. Sınırlayıcıları uyguladık, konumu yazdık ve yapılıp yapılamayacağını denetledik.
Elimizde artık tek bir cümle var ve o cümle bir şey daha söylüyor; henüz fark etmedik.
Açılış sahnesindeki soruya bir kez daha bakalım: bir üye yurt dışına gittiğinde bakım sorumluluğunun kalanlar arasında nasıl yeniden dağıldığı. Bu soru, sorumluluğun yeniden dağıldığını varsayıyor ve nasıl olduğunu soruyor.
Başka bir soru da kurulabilirdi. Dağılım gerçekten değişiyor mu? Ya da: bu değişim niçin oluyor? Ya da: yapılan düzenlemeler işe yarıyor mu?
Dördü aynı konuya ait ve dördü bambaşka çalışmalar. Biri bir tabloyu kuruyor, biri bir sebep arıyor, biri henüz bilinmeyen bir alanı tanımaya çıkıyor, biri bir uygulamayı yargılıyor. Her biri farklı veri, farklı tasarım ve farklı bir başarı ölçütü istiyor.
Sıradaki ders bu dört türü ayırıyor. Hangi sorunun hangi türe girdiğini, her türün neyi vaat edip neyi vaat edemediğini ve bir çalışmanın türünü yanlış belirlemenin nelere mal olduğunu konuşacağız.